T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/889
KARAR NO: 2025/13
DAVA: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ: 26/11/2024
KARAR TARİHİ: 08/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurum sigortalılarından ----- yakalandığı meslek hastalığı nedeniyle sürekli iş göremez hale gelmesi nedeniyle oluşan müvekkili kurum zararının tahsilini temin amacıyla----. aleyhine --- İş Mahkemesi'nin ---- esas sayılı dava dosyası ile yürütülen rücuen tazminat davası incelemesinde 31.07.2013 tarihinde re'sen silindiği ve terkin işleminin ---- gazetesinde ilan edildiğinin anlaşıldığını, bunun üzerine----. İş Mahkemesinin -----sayılı dosyasının 19.11.2024 tarihli tensip zaptının 1 no'lu ara kararı ile ---- ihya edilmesini teminen dava açılmak üzere taraflarına süre ve yetki verildiğini; dilekçe ekinde sundukları ----gazetesi ilanlarından da anlaşılacağı üzere tasfiyesi sonlandığından ve tasfiye memurunun görevinin de sona erdiğinden şirketin ihyası için ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine dava açmak gerektiğini, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla---- ihyası ile tasfiye memuru atanmasını, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ... Sicil Müdürlüğünün cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiği ve sonuca bağladığı, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verildiği, aksi halde tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceği, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işleminin “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi” “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7'nci Maddenin 15'nci fıkrası, "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuk menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmünü haiz olduğu, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğünün bulunmadığını, söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise; “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceğinin açık olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, resen terkin işleminin hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi davacı tarafça resen terkin işleminin eksik ve usulsüz olduğuna dair bir iddianın ileri sürülmediğini; son bir husus olarak da, Yargıtay içtihatları gereğince sermaye artırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin, tekrar ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesinin mümkün olmadığından; taleple bağlı kalınarak sınırlı olarak dava konusu şirketin ihyasını (ek tasfiyesine) karar verilebileceği ve tasfiye memuru atanması gerektiğini; 29.05.2024 tarihinde ---- gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren 7511 sayılı türk ticaret kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunun konuyla ilgili 16. maddesi gereğince de, müvekkili müdürlüğün yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeceğinin belirtilmesi gerektiğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicil Müdürlüğünden tasfiye sebebiyle terkin edilen şirketin faal olduğunun tespiti ile ihyası istemidir.----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün 11/12/2024 günlü cevabi yazısıyla ihyası talep edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret kanunun geçici 7. Maddesi uyarınca 31/07/2013 tarihinde resen terkin edildiği bildirilmiştir.
İhya istemine dayanak ----İş Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilerek incelenmiş davacısının huzurdaki davacı kurum olduğu, davalılarından birinin ihyası istenen şirket olduğu, dava tarihinin 24.06.2024 olduğu , ilgili mahkemece 19.11.2024 tarihli duruşma tutanağı ile davacıya bu davayı açmak üzere yetki ve süre verildiği görülmüştür.
TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası “...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” İstinaf daireleri önceki kararlarında TTK'nın Geçici 7.maddesine dayılı geçici ihya kararlarında da tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına karar verilmekteydi. Ne var ki emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun----- sayılı ve 28.09.2021 tarihli ilamı; emsal Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin ----- sayılı, 18.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin---- sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin ---- sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamında belirtilen gerekçelerle, Daireler eski uygulamalarından dönmüştür. Anılan Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere; ihya kararının bir davanın görülmesi, mal varlığının tasfiyesi gibi geçici amaçla TTK'nın Geçici 7. maddesine dayalı ihya kararının verildiği durumlarda ihya kararına konu işlemlerin yapılması bakımından tasfiye memurunun atanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Zira kanun koyucu 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesinin 15.fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte ayrıntılı düzenlemeye yer vermemiş olup ihya konusunda düzenleme, aynı Kanun'un 547. Maddesinde yapılmıştır. Bu genel düzenlemenin TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca geçici ihya kararı verildiği durumlar da kıyasen uygulanması gerekir. Yani TTK'nın Geçici 7. maddesi ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünden bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547. maddesinde olduğu gibi, mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verildiği durumlarda aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7. maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yöneliktir.Tüm dosya kapsamından ihyası istenen şirketle ilgili derdest dava olduğu bu nedenle davacının ihya isteminde hukuki yararı olduğu sonucuna varılmış davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK'nın geçici 7.maddesinin 15.fıkarasına 23.05.2024 tarihli ve 7511 sayılı Kanun'un 16.maddesi ile eklenen, "Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz." hükmünün derhal yürürlüğe girmiş olması ve davalının zaten yasal hasım olması nedeni ile davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kabulüne şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-DAVANIN KABULÜNE, ---- Ticaret Sicil---- 31.07.2013 tarihinde sicilden terkin edilen----hakkında derdest olan ---İş mahkemesinin ---- Esas sayılı dava doyasının yürütülmesi, kesinleşme ve infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle İHYASINA, ---- Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden TESCİLİNE,
2-Tasfiye Memuru olarak şirket ortağı ve son yetkilisi olan ... TC kimlik numaralı ...'in atanmasına, ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yürütülmesine, ek tasfiye işlemleri bitinceye kadar tasfiye memurunun görevine devam etmesine,
3-Kararın --- gazetesinde ilan edilmesine,
4- Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davalı ... Sicil Müdürlüğü yasal hasım olması ve gerekçede açıklanan nedenlerden ötürü davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacının yüzüne karşı, davalının yokluğunda oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.