T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/767
KARAR NO: 2025/818
DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/10/2024
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 22/10/2024 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı ------. nezdinde ----- poliçe numarası ile sigortalı ----- (EK-1: ------- ait poliçenin e-devlet görüntüsü) ait---- plakalı araç (EK-2: --- ait araç ruhsatı ve sürücü ----- ehliyeti) ---- kullanımında iken, 19.06.2024 tarihinde müvekkilin ------ plakalı duran aracına çarpmıştır. Polis memurları tarafından tutulan maddi hasarlı kaza tespit tutanağında ''Sürücü ------ sevk ve idaresindeki ------ plaka sayılı aracı ile ------ istikametine dönüşünü tamamlayıp seyrederken-----önüne geldiği esnada aracının sağ çamurluk ve muhtelif kısımlarıyla, No: ---- önünde park halinde bulunan ------ plaka sayılı aracın sağ ön çamurluk ve muhtelif kısımlarına çarpması ve çarpmanın etkisi ile sol ön teker ve jant kısımlarının kaldırıma çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda sürücü ------ 2918 Sayılı KTK'nın 52/1-B ihlal ettiği görüş ve kanaatine varılmış'' olup davalı şirket nezdinde sigortalının aracını kullanan ------ yüzde yüz kusurlu tespit edilmiştir. Olaya ilişkin kaza görüntüleri de EK-5'te sunulmuştur. Müvekkilin kasko şirketi tarafından ---- tarafından, --------yaptırılan ekspertiz sonucu hazırlanan raporda hasar (onarım) süresi 10 gün olarak belirtilmiş ve müvekkilin aracında 18 adet parça değiştirmek suretiyle onarım yapılmıştır. Söz konusu onarım bedeli işçilik bedeli ve ekspertiz masrafı ile birlikte toplam 66.565,33TL tutmuş ve bu tutar müvekkilin kasko şirketi tarafından ödenmiştir. Söz konusu kaza neticesinde kaçınılmaz olarak müvekkilin aracında değer kaybı meydana gelmiştir. Kaza yapan aracın ikinci el piyasasında değer kaybetmesi araç değer kaybı olarak tanımlanır. Kazanın ertesinde araç muayene ve bakım işlemlerinden geçse dahi arabanın satış fiyatında bir düşüş gözlemlenir. Kaza öncesindeki satış fiyatı, hasar alan aracın değerinde olumsuz bir sonuca neden olur ve bu durumda kazanç kaybı meydana gelir. Bu şekilde hasar alan aracın değer kaybının olmadığı iddiası olağan hayat şartlarına ters düşmektedir. ''Kazanın oluş şekline göre değişkenlik göstermekle birlikte, kazalı bir araçta hayatın olağan akışına göre değer kaybı oluşacağı muhakkaktır..'' Değer kaybı zararı belirlenirken yapılması gereken, aracın kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre hasarsız haldeki 2. El değerinin belirlenmesi ve aracın tamir edilmesinden sonra aracın yaşı, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alındığında yine serbest piyasa koşullarında 2. El değerinde ne kadarlık bir azalma olacağının belirlenmesinden ibarettir. Müvekkilin aracı ---- model ------ olup henüz 18.000 km'de, hasar kaydı bulunmayan bir araçtır. ''Kazanın oluş şekline göre değişkenlik göstermekle birlikte, kazalı bir araçta hayatın olağan akışına göre değer kaybı oluşacağı muhakkaktır. Kazalı bir araçta değer kaybı oluşup oluşmadığı veya oluşan değer kaybının miktarı; aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarın nitelik ve niceliği vs. gibi hususlara bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Değer kaybı; bahsedilen kriterler göz önüne alınarak, aracın hasarsız hâliyle ve kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki ikinci el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki hâline göre serbest piyasadaki ikinci el piyasa değeri arasındaki farkın tespit edilmesiyle bulunur.'' .İlgili kaza neticesinde, müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybının karşılanması için, yüzde yüz kusurlu olarak tespit edilen karşı kazalının kullandığı aracın sigortalı olduğu sigorta şirketi olan davalıya 26.07.2024 tarihinde tüm evraklar ile birlikte ----- üzerinden başvurulu yapılmış; davalı sigorta tarafından aynı gün ------ numaralı hasar dosyasının açıldığının bilgisi verilmiştir. 01.08.2024 tarihinde müvekkil tarafından evraklar yeniden gönderilmiş (EK-7: Sigorta şirketine yapılan başvuru ve cevaplar); davalı sigorta şirketi tarafından ancak 05.08.2024 tarihinde 20.000 TL gibi araç değer kaybının çok altında bir ödeme yapılmıştır. Davalı sigortanın yasal süre içinde eksiksiz değer kaybı ödeme yapmaması neticesinde, tarafımızca ticari davalarda zorunlu arabulucu dava şartı kapsamında arabulucuya başvurulmuş; yapılan arabulucuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamamıştır.''...Somut olay bakımından davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği; aracında oluşan değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesi, ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Bir başka anlatımla değer kaybının miktarının tespiti bilirkişi incelemesini gerektirmektedir. Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği kabul edilmelidir. Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK'nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır.'' Hukuk Genel Kurulu kararı da gözetildiğine; müvekkilin aracında oluşan değer kaybı ancak yargılama sırasında bilirkişi marifetiyle belirlenebilir olduğundan, bilirkişi raporundan sonra bedel arttırma hakkımız sakla kalmak kaydıyla şimdilik HMK m.107 uyarınca 1.000 TL talep etmekteyiz." şeklinde belirtilmektedir.
CEVAP: Davalılar Vekilinin sunduğu Cevap dilekçesinden özetle; "Uyuşmazlık konusu 19/06/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacı tarafın araç değer kaybı talebidir. İlgili kazaya karışan---- plakalı araç müvekkil --------. Tarafından 28/12/2023 - 28/12/2024 tarihlerini kapsayan ------ poliçe numaralı Karayolları Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ile sigortalanmış olup, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu iş bu sigortalı aracın kusuru oranında poliçe limitleri ve poliçe dönemi ile sınırlıdır. (EK-1 Poliçe) Hasar tarihi itibariyle poliçe teminat limiti 200.000 TL'dir. Aşağıda arz ve izah edeceğimiz hususlar sebebi ile ilgili davanın reddi gerekmektedir. Şöyle ki; Müvekkil şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için öncelikle olayı kapsayan poliçe mevcut olmalı; olayın vukuundan itibaren 2 yıl içinde dava açılmalıdır. Öncelikle zamanaşımı itirazımızı sunarız. Davanın husumet yokluğu nedeniyle esastan reddi gerekmektedir. Hukuk Genel Kurulu -------Açıklandığı üzere; Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti ise dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Başka bir anlatımla dava şartların işin esasının incelenmesine engel teşkil eder mahiyetteyken bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur. Davanın derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddi gerekmektedir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi ------Sayılı kararında açıklandığı üzere; "HMK 114 Derdestlik, yani daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte (derdest) olmaması dava şartları arasındadır. 6100 sayılı HMK'nın 114/1 -ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte (derdest) olmaması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Derdestlik; daha önceden açılmış ve halen görülmekte olan bir davanın yeniden aynı ya da başka bir mahkemede açılması durumunda, ikinci davanın açıldığı mahkemede nazara alınan ve bu davanın daha önceden de açılmış ve hâlen görülmekte olması sebebiyle usûlden reddine karar verilmesini sağlamaya yönelik bir dava şartıdır. Derdestliğin şartları; aynı davanın aynı mahkemede ya da başka mahkemelerde iki kere açılmış olması, birinci davanın görülmekte (derdest) olması, birinci dava ile ikinci davanın aynı olması şeklinde sıralanabilir. Aynı konuda iki dava açılmasında davacının korunmaya layık bir menfaati yoktur. " Poliçe teminat limitleri kapsamında dava konusu kazaya ilişkin müvekkil şirket tarafından 30/09/2024 tarihinde 77.806,83 TL ------ Şirketine rücuen tazminat ödemesi yapılmıştır. Başvuru konusu araçta oluşan değer kaybı zararı reel hesaplama yöntemine göre ödenmiş olup müvekkil şirketin başkaca bir sorumluluğu kalmamıştır. Uyuşmazlık konusu araçta meydana gelen değer kaybı zararı, ekte sunulan değer kaybı hesap raporunda ve aşağıda görüleceği üzere iki farklı hesaplama yöntemi ile hesaplanmıştır. Ancak ------ doğrultusunda müvekkil şirket başvuran tarafa reel değer kaybı hesaplamasına göre 05/08/2024 tarihinde 20.000,00 TL tazminat ödemesi yapmıştır. Reel hesaplama neticesinde yapılan bu ödeme ile tüm sorumluluğumuz yerine getirilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlar Ek-1 Değer Kaybı Tazminatı Hesaplamasına Göre; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarında 04.12.2021 tarihli ----- yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar, "Ek-1 Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması" tablosunda yer alan kriterler esas alınarak, mağdur aracın meydana gelen kaza sonrası uğradığı değer kaybının 18.219 TL olduğu tespit edilmiştir. Reel Değer Kaybı Tazminatı Hesaplamasına Göre; Değer kaybı hesabında, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın km'si,metal yoğunluğu, korozyon dozajı ve önceye ait hasarlar nedeni ile orijinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan kısımları ve aracın onarımında kullanılan parçaların niteliği gibi temel kıstaslar göz önünde bulundurularak 14.02.2023 tarihli -----sayılı AYM kararı doğrultusunda Reel olarak 20.000 TL değer kaybettiği tespit edilmiştir. Yapılan bu reel değer kaybı hesaplamasına göre 05/08/2024 tarihinde 20.000,00 TL değer kaybı tazminatı başvuran yana ödenmiştir. Dolayısı ile işbu ödeme akabinde müvekkil şirket tüm sorumluluğunu yerine getirmiş olup başvurunun reddini arz ve talep ederiz. Davacı talepleri dava öncesi karşılanmış olup bakiye bir alacak bulunmamaktadır. Hasar dosyası kapsamında yapılacak ödemeler teminat limitiyle sınırlıdır. ----- plakalı araç bakımından ------- poliçe numaralı karayolları mali sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi maddi araç başına sigorta limiti 200.000 tl olup; -------Bu teminat limiti ile sorumludur. Toplamda 97.806,83 TL ödeme yapılmış olup bakiye teminat limiti 102.193,17 TL dir. İlgili ödemenin makbuzları ibraz edilmiş olup ödemeler ile müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu kalmamıştır. Davacı dava ikame etmeden önce müvekkil şirkete başvuru şartını yerine getirmemiştir. Bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep ederiz. Başvuran tarafından, talep konusunun hesaplanabilmesi ve kendisine ödeme yapılabilmesi için, hesaba ve ödemeye esas olacak tüm belgelerle başvuru yapılması, IBAN ve ödeme için bilgi verilmesi zorunludur. Aksi halde, müvekkil şirketin değer kaybı tutarını hesaplaması da davacıya ödeme yapabilmesi de mümkün olmayacaktır. Üstelik bir an için kabul anlamına gelmemek üzere, davacı yan iddia ettiği şekilde bir kısım evrak iletse dahi, özellikle Hasarın hangi parçalarda olduğu, boyutu ve değer kaybına esas bilgilerin (kilometre vs.) temin edilebilmesi için, hasar ve hasar onarımına ilişkin belgelerin sunulması zorunludur. Davacı yan aracını kasko şirketi vasıtasıyla tamir ettirmiştir. Bu durumda, kasko hasar dosyasında bulunan tüm belgeleri ve özellikle eksper raporunu temin ederek başvuru yapması, değer kaybı hesabının yapılabilmesi için kaçınılmazdır. Aksi halde, aracı inceleme, aracı hasarlı görme ve dahi detaylı eksper incelemesi yapma şansı olmayan müvekkil şirketin, hangi parçaların ne oranda hasarlandığını anlayarak Genel Şartlardaki formüllere göre değer kaybı hesaplaması da mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, davanın yeterli başvuru yapılmadığı gözetilerek KTK md.97 gereği reddini talep ederiz. Davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddi gerekmektedir. Davacının huzurdaki dava bakımından talep ettiği değer kaybı tutarı net bir şekilde tespit edilebilir bir zarar kalemidir. Davacı tarafından kesin olarak belirlenebilir bir rakam mevcutken belirsiz alacak davası açılması kabul edilemez. Bu nedenle, davanın usulden reddi gerekmektedir. HMK 107. Maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Açıklanan nedenlerle davanın hukuki menfaat yokluğu sebebiyle usulden reddini talep ederiz. Değer kaybı talebinin reddi gerekmektedir. Başvuruyu kabul anlamına gelmemek kaydı ile belirtmek isteriz ki; başvurana ait aracın başvuruya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar almış olup olmadığının tespitini talep ediyoruz. Zira davacının aracı daha önce hasara uğradı ise bir araç birden fazla kez değer kaybına uğrayamayacağından değer kaybına yönelik taleplerin her halükârda reddi gerekecektir. Davacıya ait aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması, araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması ve araç kilometresinin 165.000 km'den fazla olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağı için belirtilen hususların tespitini talep ediyoruz. Önemle belirtmek gerekir ki, değer kaybı, bir aracın satılırken ikinci el değerinin düşmesi karşısında uğranılan zararı belirtmektedir. Halbuki davacı tarafından iddia edilen bu zarar henüz gerçekleşmemiştir. Zira davacı aracını satmadığı gibi; satacağı da kesin değildir. Dolayısıyla somut olarak gerçekleşmemiş ve gerçekleşeceği meçhul bir zararın tazmini mümkün değildir. Haksız fiil nedeniyle sorumluluğun temel dayanakları; hukuka aykırı fiil, kusur, illiyet bağı ve zarardır. Somut olayda zarar unsuru gerçekleşmediğinden değer kaybı taleplerinin de reddi gerekmektedir. Sigortalı araç yönünden yapılan kusur değerlendirilmesini ve kusur dağılımını kabul etmiyoruz. Müvekkil Şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve zarar nispetindedir. Sigortalı araç yönünden yapılan kusur değerlendirilmesinin kabulü mümkün değildir. Kaza kapsamında kazaya karışan araçlar yönünden değerlendirme yapılırken her bir araç yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak kusur atfı yapılması gerekmektedir. Kazada davacı aracın %100 kusurlu olduğu kaza tespit tutanağı gerekse sair belgeler ile sabit olup gerek sigortalı araç işleteni gerekse de müvekkil şirketin dava konusu kaza kapsamında, KTK md.86 vd. gereği tazmin sorumluluğu bulunmadığından başvurunun reddini talep ederiz. Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise dosya kapsamında kusur raporu alınmasını talep ederiz. Başvuruyu kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirketin sorumluluğu trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlıdır. Başvuruya konu meydana geldiği iddia edilen kazada kusur durumlarının tespiti gerekmektedir. İşbu rapor temin edildiğinde de görüleceği üzere başvuruya konu kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmamaktadır. Bu nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesini, aksi takdirde itirazlarımız dikkate alınarak dosyanın yeni bir kusur bilirkişine tevdiini talep ederiz. Faiz talebinin reddi, aksi halde haksız fiil hükümleri kapsamında yasal faiz uygulanması gerekmektedir. KTK'nın tazminatın biçimi ile ilgili borçlar kanunun haksız fiil hükümlerine gönderme yaptığı ve borçlar kanununda düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda uygulanacak faizin yasal faiz olduğu, ayrıca müvekkil şirketin işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu dikkate alındığında uygulanacak faizin her halde yasal faiz olacağı açıktır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun------- sayılı ve 17.02.1999 tarihli kararında aynen zikredildiği gibi; " ...bir taraf için ticari sayılan husus sözleşme mahiyetini arz etmiyorsa karşı taraf için herhalde ticari sayılmayacaktır. Ortada bir haksız fiilin söz konusu olduğu durumlarda; taraflar arasında sözleşmeden kaynaklanan bir hukuki ilişkinin varlığından söz dilemeyeceği için, işin bir taraf yönünden ticari olarak nitelendirilmesi, diğer taraf yönünden de aynı nitelendirmede bulunmasını hukuken haklı göstermez. Dahası; haksız fiilden doğan ilişkiler Ticaret Kanunda da düzenlenmedikleri için bu nedenle de ticari iş niteliğini kazanamayacakları kaçınılmazdır.. " Ayrıca dava öncesi usulüne uygun başvuru bulunmadığından müvekkil şirket bakımından muaccel olmayan talepler yönünden faiz sorumluluğumuz da bulunmamaktadır." şeklinde belirtilmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; TBK'nın 49.maddesi kapsamında trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat (değer kaybı bedeli) talebine ilişkindir.
Davacı vekili 30.09.2025 tarihli davalı vekili 27.08.2025 tarihli dilekçelerinde davanın konusuz kaldığı şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinde; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." şeklinde hüküm tesis edildiği görülmüştür. Mahkememize açılan davada uyuşmazlık konusu düzeltme yapıldığından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, dava tarihi itibarı ile haklılık ve haksızlık durumu dikkate alındığında hükmedilmesi gereken giderler açısından davalı aleyhine hükmedilmesine karar verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava konusuz kaldığından esas hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin yatırılan 427,60 TL harcın düşümü ile geri kalan 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davacı vekili tarafından vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olamadığına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
6- 3.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.