T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/940
KARAR NO: 2025/894
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/12/2023
KARAR TARİHİ: 22/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilin davalı tarafa ----- İcra Müdürlüğü'nün ------ Sayılı dosyasında müvekkil aleyhine açılan 2.780.000,00-TL değerindeki yazılı senede ait bir borcunun bulunmadığını, davalı tarafın yargılama süreci içerisinde alacağın ne tür bir ilişkiden doğduğunu belirtmekten kaçındığını, gerçek bir alacak bulunmamasına rağmen takibe konu senet davalı tarafından tedavüle sokulduğunu ve takibe girişildiğini, söz konusu senet ile alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafın senedin gerisindeki temel ilişkinin neye dayandığını, gerçek bir ticari ilişki ürünü olup olmadığını ve gerçekte böyle bir alacağın var olup olmadığını ispat etmekle yükümlü olduğunu, senet üzerinde ödeme günü bölümünde karalama yapıldığını, alacaklı bölümünde yazan soyismin----- olarak anlaşılmaya yatkın biçimde yazıldığını, davalının isminin senette bulunmadığını, senedin rakam ve yazı ile gösterilen bedel bölümlerinin arasında açıkça farklılık bulunduğunu, senette ilk bakışta farklı kişilerin el ürünü olduğunun anlaşıldığı yazıların bulunduğunu, senedin methi tahrifata uğradığını, takibe konu senede dayanarak hak iddia eden davalının senet üzerinde görülen şaibeleri gidermesi gerektiğini, tarafları bakımından gerçek bir borç ilişkisini yansıtmadığını, arka yüzünde liste biçiminde "borç dağılımı" yazılarak ödenecek meblağ ve bu meblağların kimlere ödeneceğinin gösterildiğini, ilgili tarih itibariyle müvekkilin banka hesabına -------tarafından senet arkasında gösterildiği gibi para transferi olduğunu, belirtilen miktarda para borcunun mevcut olduğunu, banka hesap dökümleri, dekont açıklamaları ile tarafların ------- görüşme kayıtları ile anlaşılacağını, müvekkilin senedin varlığından habersiz olduğunu, senet arkasında isimleri bulunan kişilere ödemesi gereken tutarları, davalının kızı ------- banka hesaplarına parçalar halinde toplamda 2.835.000.00-TL ödeme gerçekleştiğini, davalının da bu ödemelerden haberdar olduğunu ve ödemeler sürecinde müvekkil ile görüşmeye devam ettiğini fakat senedin varlığını müvekkilden gizlediğini, müvekkilin yapmış olduğu para havale işlemlerinin 06/12/2022 tarihinde başlayıp 14/03/2023 tarihinde " ----- gelen paranın iadesi" açıklaması ile 330.000,00-TL tutarında ödemenin ------ hesabına yapılması ile borcun sona erdiğini, müvekkil tarafından son havalenin gerçekleştirildiği 14/03/2023 tarihi itibariyle davalının kızına 2.835.000,00-TL ödeme yapıldığını, davalının müvekkilden sakladığı senet ile son ödemenin gerçekleştiği tarihten iki hafta sonra 28/03/2023 tarihinde müvekkil aleyhine ihtiyati haciz talep ettiğini, müvekkil mal varlığına haciz tatbik edildiğini, müvekkilin senedin varlığından bu şekilde haberdar olduğunu, davalı taraf ile uzun bir süre görüştüğünü ve sorunun çözümü için vekil sıfatı ile taraf vekilleri ile yapılan görüşmelerden de sonuç alınamadığını, işbu takip ve senetten dolayı müvekkilin borçlu olmadığının tespiti için ------- Adliyesi Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu, 08/12/2023 tarihinde yapılan arabuluculuk toplantısında davalı ile yapılan müzakereler sonucunda anlaşmaya varılamadığını, icra takibindeki harç, faiz, feriler ve asıl alacak kısmının hatalı ve fiktif olduğunu, davalı vekilinin talebi üzerine 2.780.000,00-TL olan yazılı senedin 500.000,00-TL'lik kısmı için ---- ATM ------- sayılı dosyasından 30/03/2022 tarihinde müvekkil aleyhine ihtiyati haciz kararı verildiğini, ----- İcra Müdürlüğü -----. Sayılı dosyası ile ihtiyati haciz tatbik edildiğini, ve icra takibine başlandığını, işbu ihtiyati haciz kararına ve takibe karşı itiraz ettiklerini, her iki dosyada da haklı bulunarak yetkisizlik kararı verildiğini, davalı tarafça istinafa başvurulmuşsa da BAM ----- Hukuk Dairesinin -----. Numaralı dosyası ile başvurunun esastan reddine karar verildiğini, davalı vekilinin ilgili karara karşı 08/10/2023 tarihinde temyiz başvurusunda bulunduğunu, 3 gün sonra -----ATM'ye başvurarak aynı senede ilişkin ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, mahkeme tarafından müvekkilin yokluğunda hukuki menfaat bulunmadığı ve derdestlik husus gözetilmeden ihtiyati haciz tatbik edildiğini, bu sırada zaten müvekkilin mal varlığı üzerinde ---- İcra Dairesi tarafından konulmuş hacizlerin bulunduğunu, ----- İcra Dairelerinin yetkisine ilişkin incelemenin temyiz aşamasında olduğu gözetilmeden müvekkil aleyhine yeniden haciz tatbik edildiğini, davalı vekilinin talebi üzerine haczin tekrar ettiğini, ardından 04/10/2023 tarihinde temyiz başvurusundan feragat ettiğini bildirir dilekçesini ----- İcra Hukuk Mahkemesi'ne sunarak kararın kesinleştirilmesini talep ettiğini, ---- İcra Dairesi'nin ------ sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını ve bu takibe süresi içinde itiraz ettiklerini, müvekkil tarafından ---- . İcra Mahkemesi ------. Sayılı dosyası ile müvekkilin borçlu olmadığının ve takibe konu senedin kambiyo senetlerine özgü esaslı unsurlarının eksik olduğu yönünde itirazda bulunulduğunu, takip hukukunun şekli hükümlerinden faydalanan sözde alacaklı karşısında müvekkilin büyük zararlar gördüğünü, tensiple beraber ---- İcra müdürlüğünün ------ esas sayılı dosyasının celbini ve anılan dosya üzerinden müvekkil aleyhine başlatılan icra takibinin dava sonuna kadar durdurulmasını, davanın tüm talepler bakımından kabulü ile davaya konu 18/01/2023 vade tarihli 2.780.000,00-TL olan yazılı senedin tamamından ve ----İcra Müdürlüğünün ------ Sayılı dosyasındaki alacağın tamamına ilişkin müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptalini, davalı tarafın %40'tan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının bono üzerindeki yazı ve imzalara ilişkin itirazının ------ İcra Hukuk mahkemesinde davacı tarafından açılan davada bilirkişi raporu ile davacıya ait olduğunun kanıtlı olduğunu, müvekkile davacı tarafından bononun sonradan doldurulduğu veya tahrifat yapıldığına dair iddialarının yerinde olmadığını, davacının davaya konu senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna veya alacağın neye ilişkin olduğu iddiasını kendisi yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini ancak davacının herhangi bir yazılı delil sunmadığını, davacı vekili dava dilekçesinde senet metninin tahrifata uğradığına dair bir iddiada bulunduğunu, ancak müvekkilin soyadının ------ olarak anlaşılmaya müsait olmadığını, müvekkilin soyadının ------ olduğunu, senet metninin dikkatli incelenmesi sonucunda soyadının ------ olduğu durumu senet metninden de anlaşıldığını, ödeme günü üzerinde de herhangi bir karalama yapılmadığını, davacı ... İl 18/01/2023 tarihini yazıp parafla onayladığını, ödeme günü altına da el yazısı ile 18/01/2023 tarihini yazdığını ve tekrar parafladığını, senet üzerinde bulunan bütün paraflar ve imzaların davacı el ürünü olduğunun bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, davacı vekilinin belirttiğinin aksine senet metni üzerinde tahrifat yapılmadığını, senet metni üzerinde yer alan miktar rakamla ve yazıyla yanı olduğunu, borç miktarı2.780.000,00-TL olduğunu, davacı vekili tarafından ----. İcra Hukuk Mahkemesinde ------ esas sayılı icra takibine borca itiraz edildiğini, davacı vekili senet üzerindeki yazıların müvekkiline ait olmadığını belirterek itiraz ettiğini, alınan bilirkişi raporunda senetteki imzaların davacı ...'nin el ürünü olduğunun tespit edildiğini, müvekkil aleyhine açılan borca itiraz davasının 08/02/2024 tarihli duruşmada haksız davanın reddine karar verildiğini, müvekkilin ---- Türkiye'nin yönetim kurulu başkanlığını yaptığını,---- bölgesine davacının sahip olduğu -----... 23/03/2022 tarihinde franchise verildiğini, davacının bu franchise marka isim hakkını kullanarak ----- siyasi ve kişisel ilişkilerine istinaden avantajlı konut alımı için ödemeler talep ettiğini, talep ettiği ödemelerden bir kısmını şirket ortağı----- hesabından, diğer kısımları yatırımcıların kendi hesaplarından davacının şahsi hesabına peşinat olarak gönderildiğini, davacı tarafından ödemelere karşılık peşinat makbuzları gönderildiğini, bu peşinat makbuzların sahte olduğunun müvekkilce tespit edildiğini, sonraki süreçte davacı ve diğer şahıslara yapılan ödemelerin iadesi için görüşmeler yapıldığını, franchise markasına verdiği zarardan dolayı anlaşmasının feshedildiğini, davacı tarafından şahit olarak gösterilen ve davacı ile hareket eden ---- adlı kişi tahsil ettiği paraları gönderdiğini, ----- birçok kişiye aynı vaatlerle dolandırdığını, elde ettiği haksız kazançlardan dolandırıcılıktan ceza aldığını halen ceza evinde olduğunu, davacı ve diğer kişilere gönderilen ödememlerin sahte makbuzlarla elde edilen ödemelerin karşılığı olduğunu, dava konusu senet borcuna karşılık yapılan ödemeler olmadığını, davacının dosyaya sunduğu ------ yazışmaları ve ödeme dekontlarının müvekkilin bono alacağı ile ilgili olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan dekontlar incelendiğinde davacı tarafından yapılan ve müvekkilin kızına gelen ödemelerin "gelen paranın iadesi" açıklamasının olduğunu, birçok makbuzun farklı kişiler tarafından farklı kişilere açıklamasız gönderildiğini, işbu ödemlerin bono alacağı ile hiçbir bağlantısı olmadığını, davacı tarafından bono arkasına yazılan "borç dağılımı" adlı yazıda da farklı borçların dökümünü yaptığını, bu yazının altında müvekkilin kabulü ya da bonoya ilişkin olduğuna dair yazısı olmadığını, taraflar arasındaki senedin alacağa karşılık olarak düzenlendiğini, senedin gerçek borç ilişkisine aykırı doldurulduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, bu iddiayı ispatlamanın yükümlülüğünün ödendiği iddiasında bulunduğu için davacı tarafta olduğunu, dava dilekçesinde ----- isimli kişiden gelen paranın iadesi açıklaması ile ödenen 330.000,00-TL ile borcun sona erdiğini, davacnın müvekkile borcu kalmadığını beyan etmişse de farklı kişiler tarafından farklı kişilere yapılan ve bazılarında gelen paranın iadesi açıklamasının olduğu bazılarında ise hiç açıklamanın olmadığı ödemelerin senet borcuna mahsup edilemeyeceğini, davacı vekilinin senedin ifa edildiğini hususunu taraflarca ikrar edilmiş bir makbuz ile ispat edemeyip dekontları ibraz ettiğini, dekontlara dayanılarak borcun ödendiğinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı vekili müvekkilin kızı----- yapılan ödemelerin ihtilaf konusu senetteki borç için ödendiği iddiasında olduğunu, borç ilişkisinde alacaklıya ödeme yapılması borcu sona erdirdiğini, taraflar arasında ----- ödeme yapılması halinde borcun biteceğine dair bir yazılı anlaşma bulunması gerektiğini ve anlaşmanın davacı tarafından ispatının gerektiğini, davacı yanca bu konuda herhangi bir delil ileri sürülmediğini, davacı vekili dekont ile ifayı ispat edemediğinden borcun ifasından söz edilemeyeceğini, müvekkilin, yatırımcıların ve kızının dolandırıldığı olayda davacının ------firmasının bayiisi olması nedeniyle müşterilerine davacı için garantör olduğunu, bu sebeple ------ mesajlarında ödemelerin aktarılması gerekliliğini belirttiğini, davacı vekilinin beyanının aksine davacının senetten haberdar olduğunu, imzaların kendisine ait olduğunu, davacı ve yakınları tarafından ----- avantajlı konut alacağı vaadine karşılık ödeme yapanlar dolandırıldıklarını anladıklarında davacıdan ödemelerin iadesini istediklerini, davacı ve ortak çalıştığı kişiler tarafından bir kısım ödemeler için sahte makbuzlar hazırlanarak müvekkile gönderildiğini, bu makbuzlarla ----- daire alındığı kurgusu yapıldığını, müvekkilin kızının dava konusu senetlerle alakası olmadığını, davacı vekili tarafından dava dilekçesine sunulan makbuzların açıklama kısmında "gelen paranın iadesi" ibaresinin yer aldığını, davacı tarafından yapılan tüm ödemelerin mağdurlardan alınan paranın karşılığı olduğunu, davacı ve iş ortakları tarafından müvekkile ve müşterilerine ----- kaşeli sahte peşinat makbuzları verildiğini, davacının iddia ettiği gibi vade tarihinde hiçbir tahribat olmadığını, davacı vekilinin beyan ettiği gibi müvekkilin davacıya zarar verme kastıyla hareket etmediğini, müvekkilinin mağdur halde olduğunu, davacının ----- İcra Hukuk Mahkemesinin dosyasına yaptığı itirazda imzaya itiraz etmeyerek kendisiyle çeliştiğini, borçtan kurtulmak adına aklına gelebilecek tüm hususlara itiraz etme düşüncesi ile hareket ettiğini, davacının ---- ATM'nin ----- nolu dosyasından verilen haciz kararına yaptığı itirazının reddedildiğini, davacının delil listesine tanık deliline dayandığını, iş bu tanıklar akrabaları ve müvekkil ile müşterilerini dolandıran------olduğunu, davacının tanık dinletme talebine muvafakatlerinin olmadığını, davacının davasının reddini, icra dosyasının sürüncemede bırakılması düşüncesi ile açılmış olan iş bu dava nedeniyle davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacıya tahmilini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, davalı tarafından----- İcra Müdürlüğü’nün ------. sayılı dosyasından davacı aleyhine başlatılan icra takibinin dava sonuna kadar durdurulması, 2.780.000,00-TL olarak yazılı senet dolayısıyla davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmaları yukarıda özetlenmiş olup, davacı yan özetle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunu iddia etmiş bedelsizlik iddiasında bulunmuş davalı mücerretlik savunmasında bulunmuştur.
Davacı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir ------ Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. ( Bkz. Yargıtay HGK------ Sayılı ilamı )Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükü davacı olan borçlu üzerindedir.Keza senedin temainat senedi olduğunu iddia eden davacı bu iddiasını ispatla yükümlü olup bu iddiasını ancak yazılı delillerle ispat edebilir.
Yargıtay ------. HD. ------ Sayılı ilamında "... Somut olayda, takip konusu senedin arka yüzünde, “İş bu senet teminat senedidir. İşbu senet 27.11.2019 tarihinde ---- ili, ----- İlçesi1406 parselde bulunan gayrimenkul satışına istinaden tanzim edilmiştir" ibarelerinin bulunduğu dolayısıyla senedin hangi ilişkinin teminatı olduğunu da açıklayacak şekilde teminat olarak verildiği, kaldı ki dosyada mevcut 03.03.2020 tarihli ek protokol ve alacaklının 17.10.2020 tarihli cevap dilekçesi hep birlikte değerlendirildiğinde senedin teminat olarak verildiği, Senedin arka yüzünde yer alan şerh ile bahsi geçen beyan ve belgelere göre, veriliş nedeninin taşınmaz satım sözleşmesi olduğunun anlaşılması karşısında, senedin, Türk Ticaret Kanunu'nun 776/1-b maddesinde belirtilen "kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi" unsurunu taşımadığı dolayısıyla kambiyo senedi vasfına haiz olmadığı anlaşılmaktadır...." belirtmiştir.
Yargıtay ----- HD ------. Sayılı ilamı ".. Bu durumda, senet arkasında yer alan bu beyan ve kayıtlara göre, takip konusu senedin veriliş nedeninin iş teslimi olarak belirtilmiş olması senedin kayıtsız şartsız borç ikrarına havi olması şartını ortadan kaldırdığından senedin kambiyo vasfı taşımadığı ve teminat senedi olduğu anlaşılmaktadır..." belirtmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 200. Maddesi gereği " Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz" hükmüne haizdir.6100 sayılı HMK'nın 201. Maddesi " Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." hükmüne haizdir.
6100 sayılı HMK'nın 202. Maddesi " Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." Hükmüne haizdir.
Bir kimsenin davranışlarında tutarlılık bulunmasını gerektiren bir prensip yoktur. Fakat bir hukuki ilişkide bir kimse davranışı ile karşı tarafta esaslı bir güven uyandırdıktan sonra, artık bu davranışına aykırı tutum takınamaz (venire contra factum proprium)” (-----)“bir hakkın kullanılması açık bir haksızlık doğuruyorsa, kanun bu hak kullanmayı, bu hakkı korumaz..kötüye kullanmanın başladığı yerde kötüye kullanılan hak sona erer..Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması ilkeleri emredicidir..dürüstlük kuralı , hukukun tamamında geçerli bir genel ilke, üstün norm olduğu için hakimi hem bağlar hem de yol gösterir.Yasal sınırlar içinde kullanılan ve başkasını gereksiz yere zarara sokmayan hak gerçek hak, kötüye kullanılan hak ise görünüşte hak olarak adlandırılmıştır..hakkın kötüye kullanılması yasağı kamu düzeni ile ilgilidir.Karşı tarafta güven uyandırdıktan sonra davranışını değiştirmek veya yeni ya da öncekinden tamamen farklı bir davranışta bulunarak karşı tarafı hukuken elverişsiz duruma sokmayı hukuk düzeni kabul etmez.Çünkü karşı tarafın güvenini boşa çıkarmak, sonraki davranışı ile önceki davranışını ve sonuçlarını tamamen ortadan kaldırmak hakkın kötüye kullanılmasıdır.
Somut olayda takibe dayanak kambiyo senedinin arkasında borç dağılımı yapılmış burada davalının kızı ----- için 1.200.000 TL, ----- isimli kişi 1.000.000 TL , ----- 400.000 tl ve ------ için 200.000 TL yazılmıştır. Kambiyo senedi önü ve arkası ile bir bütündür. Takibe dayanak kambiyo senedinin arkasına yazılmış bu borç dağılımı başlıklı yazı keza davalıdan sadır olduğu tartışmasız olan ve delil başlangıcı olduğu sabit olan ----- yazışmaları nazara alınarak uyuşmazlıkta tanık dinlenmiştir. ------- yazışmaları incelendiğinde davalı tarafından takibe dayanak senet ön yüzünün görselinin de olduğu yazışmada davalının "benim için bir anlamı yok 1.200 gelsin çok yüklenirseler - diyeceğim " sözcük dizilimi kullandığı, yine yazışmalarda davalının senedin geçersiz olduğunu belirttiği, 1.200.000 TL bedelin borç dağılımı başlıklı kısımda davalının kızına gönderilecek meblağ olduğu görülmüştür.Mahkememizce tüm deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş, Davacıya dava öncesi yapılan para transferleri keza davacının bahsi geçen kişilere yaptığı para havale eft işlemleri işlem açıklamaları da görünür şekilde celp edilmiş, ------ yazışmaları bilirkişiye çözümlettirilmiş keza nitelikli hesaplama uzmanından rapor alınmıştır. Tanık beyanları, ----- yazışmaları, banka havale eft makbuzları bir bütün olarak değerlendirildiğinde senet arkasından ismi geçen kişilerin daha çok davalı ile tanışıklığı olan kişiler olduğu, dinlenen tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere----- ihale yolu ile sattığı gayrımenkullerin edinilebileceğine duyulan inanç ile senet arkasında ismi geçen kişilerin davacıya paralar gönderdikleri, bahsi geçen kişilerin daha çok davalı müşterileri biri de kızı olması nedeni ile davacının davaya ve takibe dayanak teminat senedini düzenleyip davalıya verdiği, başka türlü senet arkasında ismi yazılı kişilerin neden orada yazılı olduğunun izahının da olmadığı,nitekim davalının da bunu izah edemediği, davalının mücerretlik savunmasının senet metni ile çeliştiği, bahsi geçen ihale işi gerçekleşmeyince davacının 2.735.000 TL geri ödeme yaptığı, ------- yazışmalarında davalının senet görselinin altında davacıya 1.200.000 TL gelsin yeter diğerlerine de paranın garantide olacağını söyleyeceğini açıkça beyan ettiği,kimsenin kendi yarattığı güven ilkesine aykırı hareket edemeyeceği, esasen 6102 sayılı TTK'nın 676. Maddesi gereği kambiyo senedinde yazı ve rakam arasında fark olursa yazı ile yazılan tutara itibar edilmesi gerektiği, senette yazı ile yazan bedelin 2.000.780,00 TL olduğu ancak yukarıda da geniş olarak ifade edildiği üzere takibe dayanak sendin teminat senedi olduğuna kanaat getirildiği bu nedenle temel ilişkiye girildiğinde davacıya bu meblağdan daha fazla gönderildiğinin sabit olduğu keza davacının geri ödemesinin de senette yazı ile yazandan fazla olduğu bu nedenle senet bedelinin 2.780.000 TL olarak kabul edildiği, davacının yapmış olduğu ödemeler sonrası bakiye borcunun 45.000 TL asıl alacak olduğu, işlemiş faizin de 1.991,25 TL olduğu, aşan kısım yönünden ise davacının borçlu olmadığı sonucuna varılmış davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; Davacının -----. İcra müdürlüğünün------Sayılı dosyasında davalıya 45.000 TL asıl alacak, 1.991,25 TL faiz olmak üzere 46.991,25 TL borçlu olduğunun, aşan kısım yönünden ise borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Davacı yanca tedbir ara kararı gereği nakit teminat veya teminat mektubu sunulmadığından tedbir kararı icraya konulmadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,davalının tazminat talebinin reddine,
3-Takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığına kani olunmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
4-Alınması gerekli 207.373,46 TL harçtan peşin alınan 52.645,86 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 154.727,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı yanca yatırılan 269,85 TL başvuru harcı 52.645,86 TL peşin harç, 14.027,50-TL ( Bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, Dosya ücreti) olmak üzere toplam 66.943,16 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 65.922,73 TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 386.861,61 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.072,42 TL sinin davalıdan 47,58 TL sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.