T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/611
KARAR NO: 2025/656
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 09/04/2025
KARAR TARİHİ: 14/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ----- 10.01.2025 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına dair öncelikli ve ivedi olarak Türk Borçlar Kanunu md. 76 kapsamında; müvekkil lehine, davalılardan tahsil edilmek üzere ve dava sonunda maddi tazminattan mahsup edilmek üzere 200.000,00 TL geçici ödeme yapılmasına, adli yardım talebimizin kabulü ile, müvekkillerin dava ile ilgili harç ve masraflar bakımından adli yardımdan faydalanmasına, müvekkili ------ uğradığı maddi zararların tazmini için, tüm maddi tazminat taleplerimiz bakımından davamızın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla ve bilirkişi raporuyla maddi tazminat miktarları kesin olarak belirlendikten sonra arttırmak kaydıyla şimdilik;
200.000,00 tl tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin yalnızca sigorta poliçe limiti tutarı ile sorumlu tutulmasına, maddi tazminat talebimize davalı sigorta şirketi yönünden kazanın kendilerine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonra başlamak üzere, diğer davalılar yönünden ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren başlamak üzere yasal faiz işletilmesine,
1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin yalnızca sigorta poliçe limiti tutarı ile sorumlu tutulmasına, Maddi tazminat talebimize davalı sigorta şirketi yönünden kazanın kendilerine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonra başlamak üzere, diğer davalılar yönünden ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren başlamak üzere yasal faiz işletilmesine,1.000,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından ve meslekte kazanma gücü kaybından kaynaklı tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin yalnızca sigorta poliçe limiti tutarı ile sorumlu tutulmasına, Maddi tazminat talebimize davalı sigorta şirketi yönünden kazanın kendilerine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonra başlamak üzere, diğer davalılar yönünden ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren başlamak üzere yasal faiz işletilmesine,1.000 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin yalnızca sigorta poliçe limiti tutarı ile sorumlu tutulmasına, Maddi tazminat talebimize davalı sigorta şirketi yönünden kazanın kendilerine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonra başlamak üzere, diğer davalılar yönünden ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren başlamak üzere yasal faiz işletilmesine,1.000,00 TL bakıcı giderinden kaynaklanan tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı sigorta şirketinin yalnızca sigorta poliçe limiti tutarı ile sorumlu tutulmasına, Maddi tazminat talebimize davalı sigorta şirketi yönünden kazanın kendilerine ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonra başlamak üzere, diğer davalılar yönünden ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren başlamak üzere yasal faiz işletilmesine, Manevi tazminat taleplerimiz bakımından davamızın kabulü ile,
Müvekkil ----- uğradığı manevi zararlar için 500.000,00 TL manevi tazminatın davalı ---- ile davalı ----- tahsiline, Manevi tazminat talebimiz yönünden kazanın meydana geldiği tarihten itibaren başlamak üzere yasal faiz işletilmesine,Müvekkil ---- uğradığı manevi zararlar için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ----- ile davalı ----- tahsiline, Manevi tazminat talebimiz yönünden kazanın meydana geldiği tarihten itibaren başlamak üzere yasal faiz işletilmesine,
Müvekkil ------uğradığı manevi zararlar için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı --- ile davalı ------- tahsiline, Manevi tazminat talebimiz yönünden kazanın meydana geldiği tarihten itibaren başlamak üzere yasal faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Dava-----. vekili cevap dilekçesinde özetle ;"Davacı tarafın dava açmadan önce müvekkil şirkete usulüne uygun başvuru yapması gerekirken, davacı tarafça henüz iyileşme süreci tamamlanmadan başvuru gerçekleştirmiştir. Maluliyet ve kusur oranınlarının tespitine yönelik evraklar iletilmediğinden tazminat tutarına yönelik hesaplamanın yapılmasına imkan verilmemiştir. yine başvurucunun gelir durumuna yönelik sunulan resmi bir evrakta müvekkil şirkete iletilmemiştir. Davaya konu trafik kazası 11.01.2025 tarihliyken, müvekkil şirkete yapılan başvuru 27.01.2025 tarihlidir. Yani, başvuru kazadan hemen 16 GÜN sonra yapılmıştır. Davacının maluliyet oranının tespit edilmesi ve kusur oranlarına ilişkin tespitlerin gerçekleştirilebilmesi bakımından makul bir sürenin geçmesi gerekmektedir. Böylelikle; hem davacının iyileşme sürecinin tamamlanması beklenerek gerçek maluliyet oranının tespiti hem de kazanın oluşumunda ki kusur oranlarının tespitine yarar; sürücü beyanlarının , ceza dosyası kapsamında alınabilecek kusur raporunun vb. evrakların temini sağlanmalıdır. Davacı tarafça hiçbir eksiklik giderilmeksizin başvuru gerçekleştirilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin yaralanmasının; yüz, sağ kulak, sırt, sağ göz kapağında ayrıca burun, elmacık kemiği, omuz ve köprücük kemiklerinin ise kırılması şeklinde olduğunu belirtmiştir. Bilindiği üzere, Erişkenler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin ekinde yer alan “Kas İskelet Sistemi” başlık altında yer alan yaralanmalara bağlı “engelin kalıcı ve stabil olması ve son 12 ayda değişiklik olmaması gerektiği” açıkça düzenlenmiştir. Yine yönetmelikte Yönetmeliğin Alt Ekstremiteye Bağlı Engellik Oranları bölümünde “ Devamlı engellilik raporu verilmeden önce hastada iyileşmenin durduğu , son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir “ denilerek bu gereklilik belirlenmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97. maddesinde Yapılan Değişiklik ile trafik sigortalarına ilişkin açılacak maddi tazminat davalarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Karayolları Trafik Kanununun değiştirilen 97.maddesinin "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" düzenlenmiş olupeski madde hükmüne göre "Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir." şeklinde düzenleme mevcut idi. Anılan madde hükmü 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile şu şekilde değiştirilmiştir : "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." Karşı tarafça davacının EN AZ 1 SENELİK iyileşme süreci beklenilmemiş, dolayısıyla sağlık kurulu raporu ve tedavi evrakları iletilmemiş, dolayısıyla maluliyet tespiti gerçekleştirilememiştir. Söz konusu eksiklik davacı taraftan kaynaklandığından ve davacı tarafından yapılmış geçerli bir başvuru söz konusu olmadığından, sayın mahkemeniz huzurunda ikame edilen dava anılan dava şartına haiz olmadığından, başkaca hiçbir incelemeye gerek duyulmaksızın davanın reddinin gerekeceği ortadadır. AYRICA TMK MD.2 UYARINCA "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." DAVACININ KENDİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN YERİNE GETİRMEDEN, MÜVEKKİL ŞİRKET ALEYHİNE DAVA İKAME ETMESİ KÖTÜNİYET İÇERMEKTEDİR. AÇIKLANAN BU SEBEPLERLE SÖZ KONUSU DAVANIN REDDİNE HÜKMEDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. SAYIN MAHKEMENİZCE AKSİ KANAAT OLMASI HALİNDE CEVAPLARIMIZ AŞAĞIDAKİ GİBİDİR: HERHANGİ BİR KABUL ANLAMINA GELMEMEKLE BİRLİKTE MÜVEKKİL ŞİRKETİN SORUMLULUĞU POLİÇE TEMİNAT KAPSAMI İLE SINIRLIDIR. 11.01.2025 tarihinde meydana gelen dava konusu kazaya karışan ----- plaka sayılı araç, müvekkil şirket nezdinde 12/10/2024 - 12/10/2025 vade tarihli ----- no’lu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalıdır. Müvekkil Sigorta şirketinin Sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlıdır. Bu nedenle kusur durumunun belirlenmesi gerekir. Nitekim bu husus Yargıtay içtihatlarıyla da sabittir. (Ek. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi) 3- ADLİ TIP KURUMUNDAN KUSUR RAPORU ALINMALIDIR. Davacı tarafından Sayın Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddia edilmekte ise de; sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusuru kabul etmiyor, kusur yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın ceza/ savcılık dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi' ne tevdiine karar verilmesini talep ediyoruz. KABUL ANLAMINA GELMEMEK ÜZERE TALEPLERE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ: Sayın Mahkemeniz tarafından bilindiği üzere 14.04.2016 tarihinde kabul edilen 6704 Sayılı Kanun ile 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90 ıncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilerek; “Madde 90- Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” denilmiştir. Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının C12 maddesinde "Bu genel şartlar yürürlük tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanır" denilerek genel şartların hangi tarihten itibaren uygulanacağı belirtilmiştir. Yine Zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartlarının C12 maddesinde "Bu genel şartlar 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girer." Denilerek yürürlük tarihi belirtilmiştir. Bu hükümler birlikte yorumlandığında dava konusu poliçe 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş olduğundan, iş bu dava konusu kaza sonucu meydana gelen zarar hesaplamasında 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlar ekinde yer alan hesaplama gereğince TRH-2010 tablosunun kullanılması gerektiği izahtan varestedir.
a-Davacının Maluliyetinin Varlığı Ve Oranının Belirlenmesi Hususunun Adli Tıp Kurumu Tarafından Yerine Getirilmesi Gerekmektedir. Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi ( 6098 sayılı TBK m. 54 ) gereğince bedensel zararlar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin taleplerde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Sözkonusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların; malul kalan kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde davaya konu somut olay bakımından; davacıların ADLİ TIP KURUMU ilgili ihtisas dairesine (3.daire )sevkinin sağlanarak, kazadan sonra gördüğü tedavilere ilişkin, teşhis ve tedavi dosyalarının da ikmal edilmek suretiyle; muayenesinin yapılması ve dava konusu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeni ile uğramış olduğu maluliyetin tespiti amacıyla Özürlülük ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuat hükümleri uygun olarak heyet raporu alınmasını talep ederiz. b-Davacının Geçici İş Göremezlik, Geçici Bakıcı, Tedavi Gideri Talepleri Teminat Kapsamı Dışındadır. Zorunlu trafik sigortası genel şartlarının A.5. kapsama giren teminat türleri başlıklı bölümünde yer alan düzenlemede; "Sağlık giderleri teminatı: üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı sosyal güvenlik kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve güvence hesabının sorumluluğu 2918 sayılı karayolları trafik kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." denilerek davacının tedavi, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik talepleri teminat kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu bakımdan karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesi gereği zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları çerçevesinde yargılama yapılması ve hüküm kurulması gerektiğinden, genel şartlara göre müvekkil şirketin sorumluluğunda olmayan tedavi, bakıcı ve geçici iş göremezlik taleplerinin reddi gerekmektedir. c-Sürekli Bakıcı Gideri Talepleri Sürekli Sakatlık Teminatındadır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.5c maddesinde yer alan düzenlemede; "Sürekli Sakatlık teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek tazminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı gideri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşulu ile sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır." Denilmekte olduğundan, Sürekli bakıcı gideri taleplerinin sürekli sakatlık teminatı içerisinde değerlendirilmesi -Trafik Kanunun 90.Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” - Şeklindeki düzenlemesi gereği zorunludur. Emsal nitelikteki ------ bölge adliye mahkemesi ------. Hukuk dairesi ----- sayılı kararında; “DAVA: Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı, davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: KARAR : Davacı vekili Sigorta Tahkim Komisyonuna sunduğu dava dilekçesi ile; 06/01/2016 tarihinde... adına tescilli ... plakalı traktöre bağlı mibzerin geri giderken davacı ...'ın üzerinden geçmesi şeklinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacının %96 oranında malül kaldığını, davalı ... şirketine geçici ve daimi iş göremezlik ile bakıcı gideri tazminatının ödenmesi talebiyle yapılan başvuruya cevap verilmediğini belirterek; fazlaya dair hakların saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00-TL geçici iş göremezlik, 38.700,00-TL sürekli iş göremezlik zararı ile 500,00-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 40.200,00-TL tazminatın davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30/11/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 310.000,00-TL'ye, yaşam boyu bakıcı gideri talebini 310.000,00-TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... şirketi tarafından süresi içerisinde davaya cevap verilmemiş, bilirkişi raporu sunulduktan sonra sunulan beyan dilekçesi ile, maluliyete dair belirlemenin Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından yapılması gerektiği, sürekli bakıcı tazminatının, sürekli sakatlık teminatı içinde yer almasına rağmen, bilirkişi raporunda ayrı bir teminat kabul edilerek hesap yapılmasının ZMMSS Genel Şartlarına aykırı olduğu ileri sürülerek talebinin reddine karar verilmesi istenmiştir. Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince; meydana gelen kazada traktör sürücüsü ...'ın % 100usurunun bulunmadığı, --- Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen 20/10/2016 tarihli rapor gereğince davacının genel beden vücut kaybınnın %100 oranında olduğu kabul edilerek davacı tarafın talebinin kabulüne, 310.000,00-TL sürekli iş göremezlik zararı ile 310.000,00 TL bakıcı gideri zararının yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı ... şirketi vekilince bakıcı giderinin de sakatlanma ve ölüm teminatı kapsamında olduğu ileri sürülerek itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı ... şirketi vekilinin itirazının reddine, başvuru sahibinin 310.000,00-TL maluliyet zararı ferileri ile ödenmiş olduğundan bu zararı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, başvuru sahibinin 310.000,00-TL bakıcı gideri zararının 24/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı ... şirketi vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı ... şirket vekilinin istinaf sebepleri; uyuşmazlık hakem heyetince verilen 12/12/2016 tarihli karar sonrasında davacı tarafın maluliyet zararının tüm fer'ileri ile birlikte 27/12/2016 tarihinde ödendiği, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartları gereğince sürekli sakatlık oranın belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderlerinin sakatlık teminatı kapsamında kaldığı, ölüm-sakatlık teminatının tamamından davacı tarafa ödeme yapılmış olması sebebiyle davacı tarafın başka her hangi bir tazminat alacağının bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazası sebebiyle maluliyet ve bakıcı gideri tazminatı talebine dair bulunmaktadır. Bilirkişi tarafından kazada yaralanan ...'ın sürekli iş göremezlik tazminatı 848.065,76-TL olarak, yaşam boyu bakıcı gideri tazminatı 1.121.003,10-TL olarak belirlenmiştir. Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Heyetince ve karara karşı yapılan itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince ZMMS genel şartları ve poliçe kapsamı ve limitleri doğrultusunda 310.000,00-TL sürekli iş göremezlik zararı ile 310.000,00-TL bakıcı gideri zararına hükmedilmiştir. Kaza tarihi 06/01/2016 olup, Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlarının yürürlüğe girdiği 01/06/2015 tarihinden sonradır. Bu sebeple ihtilafın Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartları ve poliçe hükümleri gereğince çözülmesi gerekmektedir. Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartları A.5.b maddesine göre; Sağlık Giderleri Teminatı: Üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminattır. Kaza sebebiyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası sebebiyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. Genel Şartlar A.5.c maddesine göre; Sürekli Sakatlık Teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek teminattır. Kaza sebebiyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır. Söz konusu tazminat miktarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır. Söz konusu hükümler dikkate alındığında davacının sürekli iş göremezlik ve yaşam boyu bakıcı gideri tazminatı talepleri poliçenin Sürekli Sakatlık Teminatı kapsamında kalmaktadır. Teminatın limiti kazanın meydana geldiği 2016 yılı itibariyle 310.000,00-TL'dir. Davalı ... şirketince, Uyuşmazlık Hakem Heyeti karar verdikten sonra sigorta poliçesinin Sürekli Sakatlık Teminatı klozundan tüm fer'ileri ile birlikte davacı tarafa 27/12/2016 tarihinde 354.930,51-TL ödeme yapılmış, davacı vekili de makbuz ve feragatnameyi yardımcı bakıcı tazminatı talebi saklı kalmak kaydıyla imzalamıştır. Davacı tarafın bakıcı gideri tazminat taleplerinin Sürekli Sakatlık Teminatı kapsamında kalmasına, bu teminat kapsamında tüm limitin ödenmiş olmasına göre; davacı tarafın bakıcı gideri tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken talebin tamamının kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmaktadır. Ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, İtiraz Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasına, istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşen hususlar gözetilerek düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir. (HMK 353/1-b(2)). SONUÇ : Gerekçe uyarınca; 1-)Davalı ... Sigorta A. Ş. vekilince, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 11/03/2017 tarih ve ------ Sayılı kararına karşı yapılan talebinin yukarda belirtilen sebeplerle KABULÜNE, 2-) Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 11/03/2017 tarih ve ------ Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2/1- Davacı tarafın maluliyet zararı fer'ileri ile ödenmiş olduğundan bu zarar talebi yönünden karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 2/2- Davacı tarafça bakıcı gideri tazminatı talebiyle açılan davanın REDDİNE,” Şeklinde karar verilmiştir. Açıklanan nedenle üst mahkeme tarafından verilen iş bu kararın emsal nitelikte ve bağlayıcı olduğu göz önüne alınarak başvuru sahibinin bakıcı gideri taleplerinin reddine karar verilmesini arz ve talep ederiz. ZARAR HESABI İÇİN SEÇİLECEK BİLİRKİŞİNİN AKTÜERLER SİCİLİNE KAYITLI KİŞİLERDEN OLMASI GEREKMEKTEDİR. 6100 sayılı HMK madde 266'da “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz “ denmektedir. Yine söz konusu maddenin gerekçesinde de “Maddede yer alan düzenlemeyle, hâkimin, genel hayat tecrübeleri uyarınca sahip olunması gereken bilgilerle çözümleyeceği konularla, hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konular hakkında, bilirkişiye başvuramayacağı; ancak, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlarda, bilirkişiden yararlanabileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Burada sözü edilen özel bilgiden maksat, hukuk bilimi dışında, belirli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgidir.Ancak, yer yer, hukukun spesifik alanlarına ilişkin hukukî bilginin de, özel bilgi kavramının kapsamı içerisinde mütalaa edilip bilirkişilik kurumunun kapısının aralanmaya çalışılması yönünde bir eğilimin belirmesi nedeniyle, maddede, özel bilgiye işaret edilirken, açıkça, “hukuk bilimi dışında” şeklinde bir vurgu yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Teknik bilgi ile kastedilen ise fizik, kimya, matematik gibi, pozitif bilimlerin verilerini uygulamaya yeterli bilgidir…. “ denmektedir. Nitekim YARGITAY ----- HUKUK DAİRESİ ------kararında; “O halde, mahkemece, meydana gelen kazada ölenlerin yakınlarına ödenebilecek destek tazminatı miktarının tespiti amacıyla aktüerya uzmanı olan bir bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle ve ehil olmayan bilirkişinin düzenlediği rapora itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Denmek suretiyle, savunmalarımızı teyit eder mahiyette, cismani zarar nedeni ile yapılması gereken hesaplamaların ancak Aktüerya Uzmanı bilirkişilerce yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Yukarıda izah edilen sebeplerle, Sayın Mahkemece müvekkile sigortalı araç sürücüsüne izafe edilecek kusurun varlığı halinde, zarar hesabının ancak Başbakanlık Hazine Müşteşarlığınca tutulan Aktüerler Siciline kayıtlı, aktüer sıfatına haiz bilirkişilerden seçilecek uzmana yaptırılmasını talep ederiz. DAVACI 2009 DOĞUMLU OLUP KAZA TARİHİNDE 16 YAŞINDADIR. BU NEDENLE AŞAĞIDA YAZILI YERLEŞMİŞ YARGITAY KARARLARINDA DA BELİRTİLDİĞİ ÜZERE DAVACININ GEÇİCİ İŞ GÖRMEZLİK ZARARINDAN SÖZ EDİLEMEYECEKTİR. Açıklanan nedenle ve yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde herhangi bir geliri olmayan davacının geçici iş görmezlik kaybından söz edilemeyeceği göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesini talep ederiz. TALEP EDİLEN ''EKONOMİK GELECEĞİN SARSILMASINDAN VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNATI'' TEMİNAT DIŞI OLUP MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN TANZİM EDİLEN POLİÇEDE BU TALEBE İLİŞKİN TEMİNAT BULUNMAMAKTADIR. KALDI Kİ, SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK TALEBİNE İLİŞKİN TEMİNAT MALULİYET NEDENİYLE MESLEKTE UĞRANILMASI MUHTEMEL ZARARLARIN GİDERİLMESİ MAKSADIYLA VERİLMEKTEDİR. HİÇBİR KABUL ANLAMINA GELMEMEK KAYDIYLA BİRLİKTE, BAŞVURU KONUSU KAZADA, HATIR TAŞIMASI MEVCUTTUR. Dosyada mübrez başvuru sahibine ait savcılık ifade tutanaklarında da anlaşılacağı üzere, sigortalı araçta yolcu konumunda olan başvuran tarafından başvuru konusu araç ile yapılan taşımanın “HATIR TAŞIMASI” niteliğinde olduğu sabit olup, bu durumda, başvuru sahibi lehine yapılan tazminat hesabında makul bir indirim yapılması gerektiği açıktır. Tüm bu açıklamalarımızın Sayın Komisyonunuzca dikkate alınmasını ve bu kapsamda, öncelikle başvurunun reddine, işbu talebimizin kabul edilmemesi durumunda hesaplanan tazminat tutarından % 20’den az olmamak kaydıyla hatır taşıması indirimi yapılarak karar verilmesini talep ederiz.-MÜVEKKİL ŞİRKET TEMERRÜDE DÜŞMEMİŞTİR. Davacı tarafından hükmedilecek tutarın temerrüt tarihinden işleyecek olan faizi ile tahsili talep edilmiş ise de müvekkil şirket KTK 99 hükmü gereği ancak hesaplamaya esas tüm belgelerle birlikte kendisine başvuru yapıldığı tarihten işleyecek olan faizle sorumlu tutulabilecektir. Bu kapsamda davacı tarafından müvekkil şirkete eksik belge ile başvuru yapıldığından müvekkil şirketin temerrüde düştüğünden hiç bir şekilde bahsedilemeyecektir. Emsal nitelikteki Yargıtay -----Hukuk Dairesi ------ tarihli kararında" Davalı ...vekili; aktüer bilirkişi tarafından sürücünün kusuru oranında gerçek zararın belirleneceğini, sigortalı aracı sürücüsü ....'ın sebebiyet verdiği kazada kendi kusurundan yararlanamayacağını belirterek bu murisin mirasçıları yönünden davanın reddini, kazaya dair eksik belgeler sebebiyle talebin değerlendirilemediğini, eksik belgeler gönderildiğinde gerekli değerlendirmenin yapılacağını belirterek davanın reddini istemiştir... Davalı ... şirketi davacıların murislerinin bulunduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır. 2918 Sayılı KTK.'nun 99/1. maddeleri ile ZMSS poliçesi Genel Şartlarının B.2. maddesi uyarınca rizikonun belge ve bilgileri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Bu sebeple usulüne uygun bir başvuru yapılıp, yasada belirlenen süre dolmadan trafik sigortacısı bakımından alacağın muacceliyetinden ve dolayısıyla temerrütünden söz edilemez" denilmektedir. Açıklanan nedenle ve davayı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile Sayın Mahkeme tarafından tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi halinde müvekkilimiz şirketin en erken dava tarihinden işleyecek olan yasal faizle sorumlu tutulabileceği hususunun göz önünde bulundurulmasını talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
CEVAP : Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle;"USULE VE YETKİYE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ : YETKİ İTİRAZIMIZ: Her ne kadar davacılar, dava dilekçesinde ------ Adliyesi Mahkemelerinin yetkili olduğunu iddia etmişlerse de, dava konusu trafik kazası ---- ili ------ ilçesi sınırları içerisinde gerçekleşmiş olup, kazaya karışan tarafların ikametgâhları da bu bölgede bulunmaktadır. Bu nedenle, HMK m. 6, 7 ve 16 hükümleri gereğince, yetkili mahkeme kazanın meydana geldiği yer mahkemesi olan ----- veya ----- Mahkemeleridir. ----- Mahkemelerinin yetkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple yetki itirazımızı ileri sürüyor, yetkisizlik kararı verilmesini talep ediyoruz. USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ : Dava dilekçesinde, müvekkilim ------ aleyhine açılan tazminat davası, yalnızca araç maliki sıfatına dayanılarak yöneltilmiş olup, müvekkilin hiçbir hukuki ve fiilî kusurunun bulunmadığı açıkça ortadadır. Davaya konu olan kazada müvekkilin açık rızası olmaksızın aracı izinsiz kullanan kişinin davranışları müvekkile izafe edilemez. Ayrıca davacı tarafça, müvekkilin sorumluluğunu doğuracak herhangi bir somut delil sunulmamıştır. Diğer yandan, dava dilekçesinde maddi tazminat talepleri “belirsiz alacak davası” şeklinde açılmıştır. Ancak olayın tüm unsurları, tarafların kimlikleri, kazanın niteliği ve zararın kapsamı bilindiğinden, belirsiz alacak davası koşulları da somut olayda oluşmamıştır. Bu nedenle usule ilişkin itirazlarımızın da kabulü gerekmektedir.
ESASA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ :Sayın Mahkeme’nin ----- esas sayılı dosyasında, trafik kazası neticesinde davacı tarafça açılan tazminat davasına, müvekkil ----- sadece araç maliki sıfatıyla davalı olarak dahil edilmiştir. Ancak müvekkilin söz konusu kazada hukuki veya fiilî hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır. Kazaya karışan ----- plakalı araç, her ne kadar müvekkil adına kayıtlı olsa da, aracı kullanan şahıs müvekkilin oğlu ----- olup, olay anında müvekkilin açık bilgisi, rızası ve onayı dışında aracı alarak kullanmıştır. Müvekkil aracı oğluna düzenli olarak teslim etmemiştir; olay günü de araç izinsiz ve habersiz olarak alınmıştır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca motorlu araç işletenleri, kusur aranmaksızın sorumlu tutan bir düzenleme yapılmış olsa da bu sorumluluk ancak aracın “işletilmesi” hâlinde ve işletenin fiili egemenliği altında kullanılması hâlinde mümkündür. Müvekkil, aracı kullanmamakta, kullanımına izin vermemekte, kazada yer almamakta ve kazaya sebebiyet veren eylemleri yönlendirmemektedir. Aynı kanunun 86. maddesi gereğince zarar, "zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan doğmuşsa, işleten sorumlu tutulamaz." Kazada müvekkilim araç içerisinde değildir. -----aracı kullanmıştır ve kazaya neden olmuştur. Bu eylem, araç malikine atfedilemez. Türk Borçlar Kanunu m. 66 gereğince zarar görenin, zarara sebep olan kişinin kusurunu ispat yükümlülüğü vardır. Müvekkilin, aracı kazaya neden olan şahsa bilerek ve isteyerek kullandırdığına dair herhangi bir somut delil yoktur. Aksine, resmi ifadeler ve beyanlar müvekkilin bu olaydan haberdar dahi olmadığını açıkça göstermektedir. Dava konusu olay ile ilgili benzer üst mahkeme kararlarına bakılacak olursa ilgili kararlarda araç, sahibinin bilgisi dışında kullanılmak suretiyle kazaya karışmışsa, malik hakkında tazminata hükmedilemeyeceği malikin bu gibi durumlarda kusursuz sorumluluktan da kurtulacağı açıkça ifade edilmiştir. Bu husus göz önünde bulundurulduğunda müvekkilin herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığı da aşikardır. Davaya konu olan araç sigortalıdır, ve -----. tarafından düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçesi kapsamındadır. Bu nedenle her hâlükârda davacının talepleri öncelikle sigorta şirketine yöneltilmelidir. Sigorta şirketine herhangi bir başvuru veya talep yöneltilmeden müvekkile yönelik bir dava açılmasının hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır. Netice itibarıyla müvekkil ------, olayla ilgili herhangi bir kusuru, kastı, ihlali veya ihmaline dair hiçbir olgu mevcut değildir. Aracın izinsiz kullanımı ve sürücünün ağır kusuru, davalının hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaktadır. Davaya dâhil edilmesi, sadece araç malikliği sıfatına dayanmakta olup, bu husus tek başına yeterli değildir. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirilecek olursa müvekkil yönünden davanın reddi gerekmektedir.
Yukarıda arz edilen nedenlerle;
Yetki yönünden ---- Mahkemesi’nin YETKİSİZLİĞİNE,
Davanın usule ilişkin eksiklikler nedeniyle REDDİNE, Esasa ilişkin olarak da müvekkil ----- hakkında açılan davanın REDDİNE,
Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, arz ve talep ederiz. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
CEVAP : Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; "Öncelikle huzurdaki davaya yetki açısından itirazımızı sunmakta olup , dava yetkisiz mahkemede açılmıştır. Yİne müvekkilime karşı dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna müracaat edilmemiş olup , bu husus açısından da davanın reddi gerekmektedir. 11.01.2025 tarihinde müvekkilim arkadaşlarıyla----- mevkiinde otururken dava dışı ----- kendisini aramış ve kendilerini almasını ve gezmek istediklerini söylemiştir. Bunun üzerine müvekkilim ----- ile birlikte araçla gezmeye başlamışlardır. Müvekkilim ,------ kendisini aramasının ve talep etmesinin üzerine arabaya bu kişileri almış olup , yine bu kişilerin istekleri doğrultusunda gezmişlerdir. Dolayısıyla kimse müvekkilime araçtan inmek istediğini veya durdurmasını talep etmemiş olup ; bu hususlar gerçek dışıdır. Davalılardan ----- ; araçtan inmek istediği ve müvekkilimin indirmediği iddialarına karşılık ------ Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ' suçundan soruşturma yürütülmüşse de---- Sor. Numarasıyla KYOK kararı verilmiştir. Dolayısıyla bu husustaki iddialar gerçek dışıdır. Olay günü ----- ilçesinde havanın kısmen yağışlı olması ve yolun kaygan olması sebebiyle müvekkilimin kullandığı araç kaza yapmıştır. Müvekkilimin hızı normal olup , iddia edildiği gibi çok hızlı gitmesi mümkün değildir. Zira söz konusu araç --- model ----- marka araç olup ; ne araç ne de kaza yeri hızlı gitmeye müsait değildir. Müvekkilimin olay günü 'salt alkollü ' olmasının kazanın oluşuyla illiyet bağı bulunmamaktadır. Bu konuda Yüksek Mahkeme kararlarına da bakılacak olursa 'kişinin sadece alkollü olması , kusurun yüklenmesine yetmeyecek olup , kazanın sebebinin illiyet bağının araştırılması gerektiği ' hususu vurgulanmaktadır. Davaya konu olan araç sigortalı olup ,------tarafından düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçesi kapsamındadır. Bu nedenle sigorta şirketinden herhangi bir bedel talep edilmeden müvekkilime karşı dava açılması da hukuka aykırı haldedir. Yine davacı vekilinin dava dilekçesinde talep etmiş olduğu tazminat tutarlarını ve sebeplerini de kabul etmemekteyiz. Zira , Erişkenler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin ekinde yer alan “Kas İskelet Sistemi” başlık altında yer alan yaralanmalara bağlı “engelin kalıcı ve stabil olması ve son 12 ayda değişiklik olmaması gerektiği” açıkça düzenlenmiştir. Yine yönetmelikte Yönetmeliğin Alt Ekstremiteye Bağlı Engellik Oranları bölümünde “ Devamlı engellilik raporu verilmeden önce hastada iyileşmenin durduğu , son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir “ denilerek bu gereklilik belirlenmiştir. Bir diğer husus da , davacı tarafın 16 yaşında olması sebebiyle iş göremezlik zararından söz etmek mümkün değildir. Zİra bu konuda yerleşik içtihatlar da bu hususu desteklemektedir. YARGITAY -----. HUKUK DAİRESİ -------sayılı kararında, Davacı ...kaza tarihinde 15 yaşında olup hükme esas alınan ATK raporuna göre davacı küçüğün sürekli maluliyet oranı tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceği ve %100 malul sayılması gerektiği tespit edilmiştir. Hesap bilirkişisi tarafından küçük ... için kaza tarihinden itibaren 3 ay için geçici işgöremezlik tazminatı hesabı yapılmış, mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak davacı küçük ... bakımından tedavi ve ulaşım gideri yanında 1.207,424 TL geçici iş göremezlik tazminatına da hükmedilmiştir. Küçük ... kaza tarihinde henüz 15 yaşında olup gelir getiren bir işte çalıştığının iddia ve ispat edilemediği, dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığından, mahkemece geçici iş göremezlik zararı bulunmadığının gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. " denilmektedir. YARGITAY -----. HUKUK DAİRESİ------sayılı kararda; “..küçük müvekkilinin geçici ve sürekli işgöremezliğe uğradığını, bir yıl okula gidemediğini, tedavi gideri yapıldığını, müvekkillerinin davalı ... şirketlerinden birtakım ödemeler alsalar da tam miktarının bilinmediğini, aracı kişilerle ödeme alındığından aracıların da ödemeden pay aldığını, küçük müvekkilinin lise birinci sınıf öğrencisi olduğunu, yazın ailesiyle tarım işlerinde çalıştığını, küçük müvekkili ve annesinin elem çektiğini beyanla, belirsiz alacak davası olarak davacı ....için 1.000 TL tedavi gideri, 3.000 TL sürekli işgöremezlik talep etmiştir. ..Küçük... kaza tarihinde henüz 15 yaşında olup gelir getiren bir işte çalışması söz konusu olmadığı, dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığından, mahkemece geçici işgöremezlik zararı bulunmadığının gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. “denilmektedir. Açıklanan nedenle ve yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde herhangi bir geliri olmayan davacının geçici iş görmezlik kaybından söz edilemeyeceği göz önüne alınarak bu talebin de reddine karar verilmesini talep ederiz. İzaha çalışılan nedenlerle huzurdaki davayı kabul etmediğimizi belirtir, davanın reddine karar verilmesini talep ederiz.Öncelikle yetkisizlik kararı verilmesine, Davanın usule ilişkin eksiklikler nedeniyle REDDİNE,
Esasa ilişkin olarak da davanın REDDİNE,
Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, arz ve talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
SULH: Davalı ------vekili tarafından sunulan sulh dilekçesinde özetle; Sulh dilekçesinde ekte sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere, dava konusu olay ve poliçe nedeniyle talep edilen maddi tazminat ile ilgili olarak davacı vekili ile müvekkil şirket arasında haricen yapılan görüşmeler neticesinde mutabakata varılmış ve mutabakat doğrultusunda müvekkili şirket tarafından davacı vekiline asıl alacak, faiz, vekalet ücreti, yargılama gideri vesair diğer kalemler olmak üzere toplam 768.154,05-TL tutar üzerinde (stopaj ve kdv tevkifat tutarı dahil) anlaşma sağlanmış ve ödeme yapılmış olduğunu, Sulhen varılan mutabakat uyarınca davacı vekili kısaca; müvekkil şirketten herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını, sigortacı olan müvekkil şirketle birlikte sorumluluklarını üzerine aldığı diğer zarar sorumlularını mutlak ve kesin olarak ibra ettiğini, müvekkil sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme neticesinde dava konusu tüm zarar tazmin edilmiş olduğundan davadan da feragat ettiğini kabul ve beyan etmiş bulunmakta olduğunu belirtmiştir.
FERAGAT:Davacı vekili tarafından sunulan kısmi feragat dilekçesinde özetle; Manevi tazminat talepleri yönünden, davalı ------aleyhine açmış oldukları manevi tazminat davalarının devam ettiğini, Maddi tazminat taleplerinden sulh sebebi ile feragat ettiklerini, yalnızca maddi tazminat talepleri bakımından feragat istemleri yönünde karar verilmesini, davalı sigorta şirketinin 10.06.2025 tarihli beyan dilekçesi doğrultusunda davalı sigorta şirketi lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Talep; Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) istemine ilişkindir. Tefrik öncesi mahkememizin ----- Esas Sayılı dosyası üzerinden davacı vekili tarafından, mahkememizde açılan "Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)" davasının devam eden yargılaması sırasında; davalı ------ vekili tarafından 10/06/2025 tarihinde sunulan sulh dilekçesinde Sulhen varılan mutabakat uyarınca davacı vekili kısaca; müvekkil şirketten herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını, sigortacı olan müvekkil şirketle birlikte sorumluluklarını üzerine aldığı diğer zarar sorumlularını mutlak ve kesin olarak ibra ettiğini, müvekkil sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme neticesinde dava konusu tüm zarar tazmin edilmiş olduğundan davadan da feragat ettiğini kabul ve beyan etmiş bulunmakta olduğunu belirttiği görülmüş, bahsi geçen sulh dilekçesi nazara alınarak davacı vekilinin 10/06/2025 tarihli dilekçe ile davadan maddi tazminat bakımından sulh sebebi ile maddi tazminat yönünden feragat ettiğini bildirdiği, mahkememizin 10/07/2025 tarihli duruşmasının (2) no'lu ara kararı uyarınca maddi tazminat alacakları bakımından feragat edildiği hususu naraza alınarak maddi tazminata ilişkin talep kısmının tefriki ile yeni esasa kaydının yapılmasına karar verilerek tefrik sonrası mahkememizin ---- Esasına kaydının yapıldığı, davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat etme yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
Davadan feragat HMK mad. 307. Uyarınca davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragatın hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. HMK md. 311 uyarınca feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Bu doğrultuda davacı vekilinin mahkememizde açılan davadan feragat ettiği anlaşılmakla açılan davanın feragat nedeniyle reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşagıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK m.307 uyarınca MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Tefrik öncesi ------ Esas Sayılı dosyada Adli Yardım Kararının olması ve Tefrik sonrası alınması gereken ancak alınmamış olan 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA,
3-Yapılan masrafların davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflar karşılıklı olarak vekalet ücreti talep etmedikleri için vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-7.600,00 TL arabuluculuk masrafının davacıdan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA,Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi.