T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/213
KARAR NO: 2025/459
DAVA: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ: 10/03/2025
KARAR TARİHİ: 21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ----- sayılı sicilinde kayıtlı----- karşı taraflarınca ---- İş Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı davası ikame edildiği ve anılı dosyanın mündericatı aşamasında davalı firmanın resen terkin ve tasfiye olunması sebebiyle tebligat yapılamaması sonucu anılı mahkemece firmanın ihya edilmesi adına taraflarına süre verildiği, verilen süre içerisinde taraflarınca firmanın ihyasına karar verilmesi talepli dava açıldığı ve ----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas ve ---- Karar sayılı ilamı ile -----.İş Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı davasında ve akabinde verilecek karar sonrası infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına, sicile yeniden tesciline, işlemleri bittikten sonra sicilden terkinine karar verildiği ancak ihyaya hükmeden mahkemece, şirketin ek tasfiyesi için son tasfiye memurunu ya da yeni bir tasfiye memurunu görevlendirmesi yönünde de karar verilmesi gerekmesine karşın bu hususta bir karar ihdas edilmediğini, gelinen aşamada ----İş Mahkemesi'nin------Esas sayılı davasında karar verildiği ve dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, İstinaf mahkemesinin ----- Esas ve ------ Karar sayılı ilamında ise; "adı geçen davalı şirketin ihyası sağlanmakla birlikte tasfiye memuru atanmadığı anlaşıldığından yasal prosedür işletilmek suretiyle, şirkete tasfiye memuru atanmasına dair karar alınması ve gerekçeli kararın tasfiye memuruna yöntemince tebliği gerekirken Tasfiye Halinde ------sayılı yasanın 35. maddesine göre tebliğin usulsüz olduğu açıktır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı---- ihyasına karar verilmekle birlikte tasfiye memuru atanmadığı anlaşıldığından, davalı şirkete tasfiye memuru atanmasına ilişkin bir karar alınarak, gerekçeli kararın ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinin tasfiye memuruna yöntemince tebliğ edilerek istinafa başvuru süresi geçtikten ve gerektiğinde HMK’nun 344. Maddesindeki prosedür işletildikten sonra Dairemize gönderilmek üzere, GERİ ÇEVRİLMESİNE'' denildiğini ve ----. İş Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasından taraflarına davalı şirkete tasfiye memuru atama işlemi yapılması için süre verildiğini beyan ederek davalarının kabulü ve ihyasına karar verilmiş olan ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde ----- sicil numarası ile kayıtlı------. unvanlı şirkete tasfiye memuru atanmasını, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ----- Asliye Ticaret Mahkemesince verilen hüküm sonucunda dava konusu şirketin ihyasına ilişkin hususun tescil ve ilan edildiği (07.06.2017 tarihli, ----- sayılı ----- Gazetesi, s. 560.), buna göre de, dava konusu şirketin tüzel kişiliği haiz olduğunun anlaşıldığı, müvekkili müdürlükçe de, dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği yönünde 12.04.2022 tarihinde -------- sayılı yazı) ihtar dahi gönderildiği, huzurdaki davada müvekkili müdürlüğe husumet yönetilemeyeceği, müvekkili müdürlüğü pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığı, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendireceğini ve sonuca bağlayacağını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararını vereceği, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceğini, huzurdaki davanın, daha önce ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmiş ancak tasfiye memuru atanmamış dava konusu şirkete ---- Bölge Adliye Mahkemesi------Hukuk Dairesinin kararı doğrultusunda tasfiye memuru atanması talebinden ibaret olduğunu, dava konusu şirkete tasfiye memurunun atanması talepli huzurdaki davada müvekkili ticaret sicil müdürlüğünün kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığı, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğinden davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava,-----İş mahkemesinin ------. Sayılı dosyasında ihyasına karar verilen, ihya kararı kesinleşen ancak tasfiye memuru atanmayan şirkete dava dilekçesinde dile getirilen nedenlerden ötürü tasfiye memuru atanmasının mümkün olup olmadığına ilişkindir.
----- iş mahkemesinin ------ Sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek incelenmiş davacısının huzurdaki davacılar olduğu, davalılarından birinin tasfiye halindeki ihyası istenen şirket olduğu, ----- BAM ----. HD'nin----- Sayılı ilamı ile "...Somut olayda davalı ----- sicilden terkin olunması nedeniyle ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.12.2016 gün ---- Esas----hyası sağlanmakla birlikte tasfiye memuru atanmadığı anlaşıldığından yasal prosedür işletilmek suretiyle, şirkete tasfiye memuru atanmasına dair karar alınması ve gerekçeli kararın tasfiye memuruna yöntemince tebliği gerekirken Tasfiye Halinde ----- sayılı yasanın 35. maddesine göre tebliğin usulsüz olduğu açıktır..." gerekçeleri ile geri çevirme kararı verildiği,ihya kararını veren -----ATM'nin ----- Sayılı dosyasının kesinleştiği, dosya kapalı olduğundan davacının eksikliğin giderilmesi için huzurdaki davayı açtığı görülmüştür.
İhyası istenen şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden terkin edildiği, ----- ATM tarafından yukarıdaki dava nedeni ile ihya kararı verildiği ancak tasfiye memuru atanmadığı görülmüştür.
TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası “...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.”
İstinaf daireleri önceki kararlarında TTK'nın Geçici 7.maddesine dayılı geçici ihya kararlarında da tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına karar verilmekteydi. Ne var ki emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ----sayılı ve 28.09.2021 tarihli ilamı; emsal Yargıtay ------ Hukuk Dairesinin------sayılı, 18.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin -----sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin -----sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamında belirtilen gerekçelerle, Daireler eski uygulamalarından dönmüştür. Anılan Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere; ihya kararının bir davanın görülmesi, mal varlığının tasfiyesi gibi geçici amaçla TTK'nın Geçici 7. maddesine dayalı ihya kararının verildiği durumlarda ihya kararına konu işlemlerin yapılması bakımından tasfiye memurunun atanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Zira kanun koyucu 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesinin 15.fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte ayrıntılı düzenlemeye yer vermemiş olup ihya konusunda düzenleme, aynı Kanun'un 547. Maddesinde yapılmıştır. Bu genel düzenlemenin TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca geçici ihya kararı verildiği durumlar da kıyasen uygulanması gerekir. Yani TTK'nın Geçici 7. maddesi ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünden bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547. maddesinde olduğu gibi, mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verildiği durumlarda aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7. maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yöneliktir.
Davalı ... sicil müdürllüğünün cevap dilekçesinde sunduğu içtihatlar incelendiğinde daha önce tasfiye memuru atanmış şirketlerde tasfiye memurunun ölümü veya görevini yapmaması gibi nedenlerden ötürü tasfiye memurunun değiştirilmesine ilişkin kararlar olduğu , huzurdaki davanın ise tasfiye memuru atanması gerekmesine rağpmen atanmadan verilmiş ve kesinleşmiş ihya kararının infaz işlemlerine ilişkin olduğu, verilen önceki ihya kararı ile davalı savunmaları aksine şirketin tekrar tamamen tüzel kişiliğe bürünemeyeceği, ihya kararın zaten sadece eksik bırakılan işle sınırlı olduğu, açılan davanın davalı savunmaları aksine halen ek tasfiyenin tamamlanması amacına yönelik olduğu açıktır. Bu nedenle davalının husumet yönünden davanın reddi gerektiği savunmalarına itibar edilmemiştir. Tüm dosya kapsamından daha önce verilmiş ve kesinleşmiş ihya kararına rağmen tasfiye memuru atanmadığından ve Yargıtayın yukarıda belirtilen kararları sonrası değişen uygulama gereği TTK'nın geçici 7. Maddesi kaynaklı ihya davalarında artık tasfiye memuru atanması zorunlu olduğundan davanın kabulüne karar verilmiş, davalı yasal hasım olduğundan ve 7511 sayılı kanunun 16. Maddesi gereği davalı yönünden davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kabulüne karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABÜLÜNE;
---- Asliye Ticaret mahkemesinin ---- Esas ----- Karar sayılı ilamı ile-----. İş mahkemesinin ----. Sayılı dava dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilen ------şirketine Tasfiye Memuru olarak şirketin son yetkilisi olan ... TC kimlik numaralı ...'nin atanmasına, ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yürütülmesine, ek tasfiye işlemleri bitinceye kadar tasfiye memurunun görevine devam etmesine,
2-Kararın ------ gazetesinde ilan edilmesine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu harç ve 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL harcın davacılardan tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.