T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/991
KARAR NO: 2025/337
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/07/2019
KARAR TARİHİ: 16/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ile davalı firma arasında uzun bir süredir Trafik Müşavirliği Hizmet protokolü ilişkisi bulunduğu, yapılan protokol gereği firmalarının davalı firmaya trafik müşavirliği hizmeti verdiği, hizmete ilişkin faturaları kestiği, firma adına ödemelerin de bulunduğu bu ödemeler ile hizmet karşılığı kesilen faturalar ile diğer alacak kalemlerinden oluşan cari hesabın tutmadığını, davalı firmanın uzun bir süredir taraflar arasında tutulan cari hesaba ilişkin ödemelerin de bulunmadığı, bu nedenle taraflarınca davalı firmaya karşı ---- İcra Müdürlüğünün -----Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını; ancak davalı firma tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, taraflarınca ilgili kanun gereği arabulucuya başvurulduğu, tarafların anlaşamadıklarına ilişkin 13.02.2019 tarihli son tutanağın dilekçe ekinde ekinde sunduklarını, alacaklarının rehinle teminat altına alınmadığı, davalıya ait banka hesabı üzerine kayıtlı araç ve taşınmazlarına tedbir konulmasını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davalarının kabulüyle itirazlarının iptalini, takibin ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası üzerinden devamını, haksız itiraz eden borçlular aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin de davalılara tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında uzun süredir trafik müşavirliği hizmet protokolü olduğunu, davalı müvekkili şirketin uzun süredir işbu ilişkiye dayanak cari hesaplara ilişkin ödemelerde bulunmadığından bahisle davalı müvekkili şirket aleyhine ----- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, icra takibinde borcu dayanak hiçbir belge sunulmamış olduğu ve sadece devir etmiş bir rakamdan başlayarak taraflar arasındaki birkaç cari hesap hareketini gösteren tek sayfalık bir cari hesap ekstresi sunulduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden tarafça iddia edilen borcun mevcudiyetini gösteren bir delil bulunmadığı, müvekkilinin haksız icra takibine yasal süresi içerisinde itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, davacı tarafça arabulucu müracaatı yapıldığı ve işbu toplantıdan da sonuç alınamadığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında Trafik Müşavirliği Hizmet protokolü ilişkisi bulunduğu, ticari ilişkinin uzun bir süre devam ettiği hususlarının doğru olduğunu, ancak davacı şirketin davalı müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, söz konusu icra takibine dayanak teşkil eden cari hesap ekstrelerinin devirli olup cari hesapta gösterilen miktardan öncesinin ne olduğu, borcun kaynağının ne olduğunun da belirtilmediğini, davacı şirket tarafından devirli cari hesap ekstresi icra takibinin dayanak belgesi olarak sunulmuş olduğu, işbu cari hesap ekstresine konu herhangi bir faturanın veya borç kaynağının ne olduğu belirtilmediği, bütün aşamalarda ve yargı sürecinden önce davacı tarafa alacağını belgelendirmesi ve alacağının mevcudiyetinin ispat külfetinin kendilerine ait olduğu belirtilerek, davalı müvekkili şirket kayıtlarında herhangi bir borç görünmediği ve bunun aksine dayanak belgelendirme yapılması halinde varsa borcun ödenmeye hazır olduklarının bildirildiğini, ancak bugüne kadar davacı tarafça davalı müvekkili şirket kayıtlarının aksine hiçbir bilgi ve belgelendirme yapamadığını, davacı şirket tarafından davalı müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinin tamamen haksız kazanç elde etmeye yönelik bir girişim olup borcun kaynağının belirsiz ve dayanaktan yoksun olduğunu, tüm haklı nedenler ile davanın reddine karar verilerek icra takibinin iptalini, haksız olarak icra takibine girişen davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilerek işbu tazminatın davacıdan alınarak davalı müvekkili şirkete verilmesini ve bütün yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava cari hesap ilişkisinden kaynaklı başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizin 17.02.2021 tarih ---- Esas---- Karar sayılı ilamı ile "... Davacı yanca davalı aleyhinde ----- icra müdürlüğünün -----. Sayılı dosyasında 17.01.2019 tarihinde icra takibine girişilmiş, davalının 18.01.2019 tarihli itirazı üzerine duran takibin devamını sağlamak amacı ile eldeki bu dava 10.07.2019 tarihinde açılmıştır. Davalı yan cevap dilekçesinde taraflar arasında trafik müşavirliği hizmet ilişkisi olduğunu kabul etmiş ancak gerek ticari defterler gerek cari hesap hareketlerinde davacıya bir borçları olmadığını savunmuştur. Alacaklı olduğunu iddia eden davacı ispat külfeti altındadır. HMK'nın 194. Maddesi gereği delilleri somutlaştırma görevi taraflara aittir.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış dosya uzman bilirkişi heyetine tevdii edilmiştir. Davacı şirketin dosyaya flash bellek ile sunduğu ticari defter kayıtlarına dayanmayan excel ortamında hazırlanmış ve çok sayıda işlem ihtiva eden hesap dökümü değerlendirmelerde dikkate alınmamıştır.Daha doğru bir ifade ile bu excel tablolarının ticari defter bağlantısının bulunmadığı, başka bir anlatımla yevmiye maddeli ticari defter ve alacağını gösterir mahiyette olmadığı, davalının ticari defterlerinde davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Türk Ticaret kanununun 83. Maddesi Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (
2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " hükmünü getirmiştir. Bilirkişi heyeti kök raporunda davacının davasını ispat edemediği, HMK'nın 222 ve TTK'nın 83. Maddesi doğrultusunda ticari defterlerin ibrazı ve kaçınmasının sonuçları hakkında davacıya ihtarat yapılması hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiş, mahkememizce 30.09.2020 tarihli celse 2 nolu ara karar ile davacı yana söz konusu ihtarat yapılmış ve bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu davacının ticari defterlerinde 2016 yılı kapanış maddesinde 6.779,88 TL 2017 kapanış maddesinde 31.728,36 TL davalının borçlu olduğu; 2018 yılı açılış maddesinde davalının bu tutarla borçlu başladığı ancak 2018 yılı kapanışında davalının her hangi bir borcunun gözükmediği, hal böyle olunca takip tarihi itibarı ile davacının aleyhine delil teşkil eden kendi ticari defterlerinde davalıdan bir alacağının gözükmediği tespit edilmiştir.
Davacı yan dava dilekçesinde delil olarak ticari defterlere dayanmış, trafik müşavirliği hizmet protokolleri, cari hesabın bulunduğu flash bellek'i delil olarak göstermiş, 22.07.2019 tarihli delil listesinde de aynı delilleri sunmuştur. Mahkememizin 17.06.2020 tarihli ön inceleme duruşmasının ---- nolu ara kararı ile taraflara eksik delillerini ibraz etmeleri veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilmesi amacı ile gereken açıklamayı yapmaları için 2 hafta kesin süre verilmiş aksi taktirde bu delillere dayanmış olmaktan vazgeçilmiş sayılacakları hususu ihtar edilmiştir. Davacı yan bilirkişi kök raporundan sonra 15.10.2020 havale tarihli bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesinde raporun sadece ticari defterlere göre hazırlandığını oysa ki yapılan ödemelere dair makbuzların ilgili kurumlardan celbi gerektiğini ileri sürmüştür. Delil bildirme süresi geçmiş ve 17.06.2020 tarihli celsede tahkikata geçilmiştir. Taraflar 6100 sayılı HMK'nın 194. Maddesi gereği Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmakla yükümlüdür.Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Davacı yan kök rapora itiraz dilekçesinde makbuzların ilgili kurumlardan celbini talep etmiştir. Hangi makbuzların hangi kurumlardan celbi istendiği muğlaktır. Delil bildirme süresi de geçmiştir. Davacı yanca bu delile de dayanılmamıştır. İspat külfeti altında olan davacının kendi aleyhine delil teşkil eden ticari defterleri ve davalının usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerinden davacının bir alacağı olmadığı ve davasını ispat edemediği hususu tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı, denetime el verişli bilirkişi kök ve ek raporu ve yukarıda yapılan tüm açıklamalar kapsamında ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk dairesi ---- Esas ------ Karar sayılı ilamı ile "...Dosya kapsamında alınan kök raporda, davacı tarafından sunulan kayıtların dayanaklarıyla birlikte ve birbiriyle ve ticari defterlerle bağlantılı olacak şekilde sunulmadığı, ek raporda ise, davacı ticari defterlerine göre davalının davacıya borçlu olmadığının tespit edildiği, davalı ticari defterlerine göre de davalının davacıya borçlu olmadığı tespit edilmiştir. Dolayısı ile davacı taraf "ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı HMK 222. maddesi gereğince ticari defter deliline göre alacağını ispat edememiştir. Öte yandan yemin deliline başvurulabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması gerekir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 03.03.2017 tarihli---- Esas ----- Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, açıkça yemin deliline dayanılmamış ise dilekçede yer alan sair deliller gibi bir ibare ile yemin deliline dayanıldığı kabul edilemez.
İspat yükü kendisinde olan davacı; dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmıştır. Mahkemece; davacıya yemin teklif hakkını kullanıp kullanmayacağı sorulmamıştır. Yemin delili davayı sonuçlandıran yasal ve kesin delil olup, davada verilecek kararın esasını etkileyecek niteliktedir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davacı tarafından delil listesinde açıkça dayanılan yemin delilinin dikkate alınmaması yerinde olmamıştır..." gerekçesi ile verilen kararı kaldırmıştır. Bilindiği üzere İstinaf dairesi kararları ilk derece mahkemeleri için bağlayıcı olup bozma kapsamında davacı yanca davalıya yemin teklif edilmiş davalı yan teklif edilen yemini eda etmiştir. Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları celp edildiğinde birçok yetkilisi olduğu, temsil şeklinin iç yönerge ile belirlendiği görülmüştür. Her ne kadar davacı yanca yemin eden yetkililerin yetkisine itiraz edilmiş ise de davalı şirketin 20 aralık 2017 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edilen iç yönergesinde 50.000 Euro ya kadar olan hukuki işlemlerde, fiil ve işlerde yetkili direktör imza yetkililerinden herhangi birinin imzası ile şirketin temsili ve hukuki işlemlerde bulunması mümkün olduğundan duruşmada yemin ettirilen ------ imza yetkili direktör unvanlı yetkili temsilci olduğundan keza diğer yetkili de---- grubu imza yetkilisi olduğundan davacı itirazına itibar ---- BAM ---- HD. ---- Esas ----- Karar sayılı ilamında "....Yemin teklif eden tarafın hazırladığı yemin metni mahkemeye bir teklif niteliğindedir. Yemin teklif eden taraf, hangi vakıa hakkında yemin teklif ettiğini bildirir; yemin konusunu (sorusunu) ise hakim tespit eder..." belirtmiştir.
Davacı yanca yemin teklif edilmiş yemin metnine davalı itiraz etmiştir. Davacı yanca sunulan temin metni incelendiğinde davalının davada zaten varlığını kabul ettiği birçok husus olduğu görülmüştür. Örneğin davacının teklif ettiği yemin metninde yer alan " taraflar arasında yüklenici hizmet sözleşmesi olmadığına " ilişkin kısım davalı yanca zaten cevap dilekçesi ile ikrar edilmiş bir husustur. Keza davacı yemin metninde yer alan "BU SÖZLEŞME UYARINCA VE SÜRESİNCE----- ÜZERİNE KAYITLI ARAÇLARIN TRAFİK PARA CEZALARININ, ÖTV, MUAYENE HARÇ VE GİDERLERİ, OTOPARK, KAÇAK GEÇİŞ V.B. DİĞER, ARAÇLAR İLE İLGİLİ ÖDEMELERİN TAKİP VE ÖDEMELERİNİN ASLAN TRAFİK MÜŞAVİRLİĞİ TARAFINDAN YAPILMADIĞINA, BEHER ÖDEME İÇİN SÖZLEŞME HİZMET BEDELİ HAK ETMEDİĞİNE" İlişkin kısımda davalı yanca zaten ikrar edilmiş bir husustur. Davalı hiç bir zaman davacı ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını ileri sürmemiştir. Davalı sadece davacının herhangi bir alacağı kalmadığını, bulunmadığını savunmuştur. Netice itibarı ile yemin metnine itiraz edilmiş olması, yemin metninde bir kısım zaten ikrar edilmiş hususlar olması nazara alındığında yukarıda atıf yapılan istinaf dairesi kararı gereği yemin konusu da mahkememizce belirlenmiştir. Netice itibarı ile davanın konusu nazara alındığında davacının ispat külfeti altında olduğu açıktır. Davacı davasını kendi ticari defter ve kayıtları ile de ispat edememiş aksine aleyhine delil teşkil eden kendi defterleri nazara alındığında davalıdan bir alacağı olmadığı görülmüştür. Davacının yemin deliline dayanmış olması ve davalının teklif edilen yemini eda etmiş olması nazara alınarak davanın reddine karar verilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE ,
2-492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL maktu harcın, peşin alınan 5.729,54 TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 5.114,14 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4- Davalı tarafından yapılan 20,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 74.955,96 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine,
7-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.