T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/175 Esas
KARAR NO: 2025/1006
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ: 10/03/2023
KARAR TARİHİ: 03/12/2025
BİRLEŞEN ------ ESAS ----- KARAR SAYILI DOSYASINDA;
DAVA:Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ: 24/03/2023
KARAR TARİHİ: 03/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı müvekkilinin ----- davalı borçlu ---- faturaya dayalı alacağının tahsili için-----sayılı dosyası ile başlatmış oldukları ilamsız takibe, davalı borçlu şirketin süresinde itirazı nedeni ile İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk görüşmelerinde de-----dosyası ile olumlu bir sonuca bağlanamadığını, bilişim teknolojisi mal ve hizmeti satan müvekkili şirketten, davalı borçlu şirketin; ticari malları satın alıp teslim almış olmasına, faturaları kabul etmesine ve yasal süre içerisinde faturalara itiraz etmemiş olmasına rağmen, takibe itiraz ettiğini, davalı borçlu şirkete karşı daha önce muaccel olmuş ve ödenmemiş başkaca faturalarla ilgili-----sayılı dosyasında başlatmış oldukları icra takibine de yine davalı şirketçe itiraz edildiğini, itirazın kaldırılması için, ----- Sayılı dosyasının da halen derdest olduğunu, davalı şirket aleyhine başlatmış oldukları icra takibinden sonra, burçlu şirketin, göndermiş olduğu -----yevmiye numaralı ihtarnamesinde müvekkil şirket yetkilisininyazılım programlarına erişim sağlayarak sahte siparişler yarattığı bu yolla kendisine menfaat sağladığı herhangi bir mal ve hizmet almadıklarını bu nedenle kabul ettikleri faturaları iade ettiklerinin taraflarına bildirildiğini, ----- Sayılı dosyası ile açmış oldukları itirazın iptali davasına, davalı şirketin vermiş olduğu cevaplarında; şirketin çalışanı ile müvekkili şirket yetkilisinin birlikte hareket ederek fikir ve eylem birlikteliği ile, herhangi bir mal ve hizmet almadıkları halde, sahte siparişler yaratılarak mal ve hizmet verilmiş gibi müvekkili şirketin asılsız sahte fatura tanzim ettiğini hiç bir şekilde mal ve hizmet almadıklarını beyan ettiklerini, bu nedenle ---- suç duyurusunda da bulunduklarını beyan ettiklerini, bu ithamlarla ilgili tüm yasal haklarını saklı tuttuklarını beyan ettiklerini, müvekkili şirketin, davalı borçlu şirketin satın alma biriminin yazışma ve siparişleri üzerine taleplerini başkaca şirketlerden tedarik ederek davalı şirkete, şirket yetkilisine ticari emtiaları satıp teslim ettiğini, bunlara rağmen davalı şirketin herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini, bu nedenle bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, tüm bu sebeplerden dolayı davanın kabulünü, itirazın iptalini ve takibin devamını , asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, sektörünün önde gelen firmalarından olduğunu, kurumsal bir firma olmanın gerektirdiği şekilde, ilke ve prensiplerine bağlı olan profesyonel bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin, ----olan; ------ lokasyonda hizmet veren dünyanın en büyük ------- şirketlerinden biri olduğunu, tüm dünyada 10 milyon metre kare depolama alânı ve 50 bine yakın çalışanının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin ----, ilgili şirketin ---- işlerini operasyonel şekilde yürüten tüzel kişilik olduğunu, müvekkili şirketin sektördeki başarısını; profesyonel ekibine, yüksek standartlardaki çalışmalarına, ilke ve prensiplerine bağlı olmasına ve mevzuattan doğan yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmesine borçlu olduğunu, profesyonel anlamda tüm alım satım, süreç yönetim işlerinin ,tanımlanan özel referans numaralarıyla takip edilen , müvekkili şirketçe şifre ile erişim sağlanılabilen ve katmanlı onay mekanizmaları ile bölüm amirlerinin kontrolünden geçerek , ilgili diğer departmanlara iletilen bir bilgisayar programı ağı ile gerçekleştirilmekte olduğunu, müvekkili şirketin, iç işleyişte, operasyonel işlerin gerçekleştirilmesi için gerekli olan ekipmanların temini için piyasadaki üretici ya da tedarikçilerden satın almalar yapmakta olduğunu, müvekkili şirketin kullandığı satın alma sisteminde, daha önce ticari ilişkiye girişmemiş ve onaylardan geçmemiş, cari kaydı açılmamış hiçbir firma ile ilgili talebin girilememekte olduğunu, daha önce ticari ilişkiye girilen ve cari kaydı bulunan firmalar ile ilgili talepler de talebin ilgilisi departman tarafından amir onayıda kullanılarak sisteme girilmekte ve gerekli onay süreçleri tamamlandıktan sonra satın alma departmanının ekranına düştüğünü,. satın alma departmanının da gerekli onay mekanizmalarından geçtikten ve siparişin tüm onayları tamamlandıktan sonra, mail yolu ile ticari ilişki içinde bulunulan tedarikçi firmaya iletilerek kendisinden bir teklif hazırlamasının istenmekte olduğunu, tekliflerin de finans departmanının hazırlamış olduğu bütçeye uygun bulunduğu takdirde onaylanarak astın almasının gerçekleştirildiğini, önce mal veya hizmet in teslim alınarak, ilgili departmandan teslim alındı bilgisi irsaliyesi ile birlikte sisteme girilerek muhasebe departmanına iletilerek ödemesini sağlanmakta olduğunu, davacı ---- bilişim firmasından da ---- tarihinde elektrikli --------- alımı için ilk temasın sağlandığını , ve ticari ilişkiye girildiğini, böylelikle ----- bilişim firmasının, sistemde, ticari ilişkiye girilmiş, cari kaydı bulunan ve onaylı bir tedarikçi haline geldiğini, bunun ilk ve tek gerçek satın alımla birlikte ----Bilişimin, müvekkili ----- satın alma sistemine kaydedilerek cari hesap kayıtlarına alındığını ve bu şekilde sistemde kayıtlı bir tedarikçi haline geldiğini, bu sistemin prosedürüne uygun olarak, ---- Bilişim tarafından temin edilen ---- teslim alındıktan ve müvekkili envanterlerine kayıt edildikten sönra bu fatura bedelinin davacı ---- ödendiğini, -------- bilişim firmasının kestiği faturalar ile ilgili işlerin de bu noktadan sonra karmaşık hale gelmeye başladığını, davalıdan -------- alımı hariç başka hiçbir mal/hizmet alımının olmadığını, Müvekkili ----ile davalı ---- alımına ait ilk ve tek gerçek satın alımdan sonra, davalı ---- Bilişim tarafından kesilen hiçbir faturanın, hizmet ve mal tesliminin gerçek olmadığını,----- Bilişimin, eski çalışanı --- isimli şahıs ile birlikte hareket ettiğini, gerçekte müvekkil ----- hiç teslim edilmeyen, envanterlerinde bulunmayan hizmet ve malların gerçek bir satış, hizmet ifası ve mal teslimi varmış gibi gösterildiğini, gerçek bir alıma ait olmayan hizmet ve mallara ait faturaların müvekkili ---- ödettirildiğini, dava dışı ---- davacı şirketle birlikte hareket ederek gerçekleştirdiği usulsüz işlemlerle, müvekkili ------ teslim edilmeyen ve envanterlerinde kayıtlı olmayan faturaların davalının cari hesabına kaydedildiğini, bunun gerçek bir hizmet ve mal satışına ait olmayan faturaların bir kısmının mevcut durum anlaşılmadan evvel müvekkili ---- tarafından ödendiğini, bir kısmının ise durum anlaşıldıktan sonra ödenmediğini, ---- tarihinde ödeme yapılması amacıyla muhasebe birimine iletilen ------ bilişim firmasına ait bir takım faturaların emtianın alımının yapılmadığının ve fatura konusu emtianın şirket envanterine girmediğinin Muhasebe birimi yetkililerince fark edilmesi üzerine; satın alma sistemi kayıtları ile muhasebe kayıtlarında yapılan incelemede; satın alma sistemi ile muhasebe kayıtları arasındaki uyuşmazlık olduğunun, tespit edildiğini bu tespit üzerine şirket içi tahkikat sürecinin başlatıldığını, satın alma sisteminde satın alma birimi tarafından gerçekleştirilen kontrollerde de --- Bilişim firmasının ----- tarihine 3 adet ----marka ----- yapılan ve bu nedenle sistemde kayıtlı olan bir firma olduğunun görüldüğünü, satın alma departmanı yönetiminin --- sistemi üzerinde gerçekleştirilen kontrollerde; ----------- firması ile alakalı sistemde tanımlı, bir adet onaylı satın alma işlemi olduğunu, bu firmadan, satın alma sisteminde tanımlandığını, açık, veya onay beklemekte olan başkaca bir sipariş ya da talebin de bulunmadığının tespit edildiğini, bu tespitler üzerine bilgi verilen muhasebe departmanı tarafından yapılan incelemede -----adet fatura kaydının bulunduğunun görüldüğünü, satın alma sistemi ve muhasebe kayıtları arasındaki uyuşmazlık neticesinde; Satın Alma Müdürünün çalışan---- arayarak görüştüğünü ancak ------ “kafasının karışık olduğunu” ve dönüş yapacağını” söylediğini ancak herhangi açıklama yapmadığını, Satın Alma Müdürünün, davacı ------ sahibi ve müdürünü arayarak faturalara ait alımların içeriğini, müvekkili ----tarafından kendilerine iletilen resmi sipariş formları, imzalı sevk/teslim irsaliyelerini talep ettiğini, bunun üzerine davacı ------ bu siparişlerinin kendisine sözlü veya whatsapp ürünlerden farklı açıklamalar yazılmasını istediğini, ofis dışında olduğunu ----- tarihinde söz konusu irsaliyeleri ileteceğini bildirdiğini, davacı ----- ilettiğini, fatura açıklama kısmına talep ettiği ürünlerden farklı açıklamalar yazılmasını istediğini, yetkilisi tarafından irsaliyelerin e-posta ile müvekkili ---- iletildiğini, ----- tarafından bu telefon görüşmelerinden sonra iletilen irsaliyelerin ------ iletidiğini, ve satın alma sistemi ve muhasebe sistemi kayıtlarının tümden inceleme altına alındığını, bu incelemelerin neticesinde tespit edilen durumların ; davalı ----- kestiği 4 adet fatura kayıtlara alınmadan reddedildiğini, bu tespitlerden önce kayda alınan 11 adet fatura içinse iade faturalarının kesildiğini, iade faturalarının kesilen faturalardan 5 faturanın ödemesinin yapıldığını, 7 adedinin ödemesinin ise yapılmadığını, reddedilen ve İade edilen faturalarda, sipariş mektuplarının olmadığını, ve ---------- farklı tedarikçiye ait referans numarasının değiştirilerek kullanıldığını, 14 elle (manuel) irsaliye düzenlendiğini, faturalarda irsaliyelerle ilgisiz hizmet ve ürün olduğunu, bu durumun birbiri ile tutarsız olduğunu, içeriklerinin tamamen farklı olduğunu, ----- yazılı savunma vererek tespit edilenlere ilişkin tüm hususları doğruladığını ve kabul ettiğini, ---- davalı ---- hareket ederek gerçekleştirdiği suç eylemleri sebebi ile iş akdinin ---- tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, müvekkili şirketin hem iç denetim hem de mahkeme yolu ile bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanmış raporlar ile gün yüzüne çıkan dolandırıcılık hadisesi üzerine, ------ Soruşturma sayılı dosyası ile hem iş akdi feshedilen satın alma çalışanı ----hem de davacı firma yetkilisi ----- hakkında şikayette bulunduğunu, soruşturma dosyasının halen derdest halde olduğunu, öte yandan; davacı tarafın ikame ettiği davaya konu icra dosyası ile; ------ Sayılı icra dosyası ile gerçek bir ürün teslimine yadâ mal satışına konu olmayan davalı ------- faturaları sebebiyle müvekkili şirketin borç tehdidi altına girdiğini, bu tehdidin bertaraf edilmesinin; yanı sıra; davacı tarafın TBK, TTK, VUK ve TCK'ya aykırı, suç unsuru içerir eylemleriyle müvekkili şirketten haksız menfaat elde ettiği ve halen elde etmeye çalıştığını; dolayısıyla, müvekkilinin davacı tarafa borçlu olmadığı hususunun tespiti amacıyla menfi tespit talebiyle------Sayılı dava dosyasını açtıklarını ve bu dosyanın derdest olduğunu, davacı şirketin, satın alma departmanında, sisteme veri girmekten başka bir vasfı ve görevi bulunmayan bir çalışan ile ortak hareket ederek, müvekkili şirketin daha farklı firmalardan yapmış olduğu gerçek referans kodlarına erişerek sahte siparişler yarattığını, bu siparişe konu mal ve hizmetlerin teslim edilmişçesine sahte faturalar düzenlediğini, tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddini, davacının %40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN ---- ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ----- KARAR SAYILI DOSYASINDA;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ------tarihinde elektrikli scoter alımı için davacı şirketin eski çalışanı ---- tarafından bulunan ve sisteme tanımlanan davalı ---- ile ilk
temasın sağlandığını ve ticari ilişkiye girildiğini. Bu ilk ve tek gerçek satın alımla birlikte davalının davacının satın alma sistemine kayıt edilerek cari hesap kayıtlarına alındığını ve bu şekilde sistemde kayıtlı bir tedarikçi haline geldiğini, bu sistem prosedürüne uygun olarak, davalı tarafından temin edilen elektrikli --------- teslim alındıktan ve davacı envanterine kayıt edildikten sonra bu fatura bedelinin davalıya ödendiğini. Davalıdan -----alımı hariç başka hiçbir mal/hizmet alımı olmadığını, davalının ---- tarihinde ödeme yapılması yönünde davacının muhasebe departmanına sistem üzerinden bir bilgi mesajı geldiğini ,ancak, davacının muhasebe departmanı tarafından davalıya ait bir kısım faturalara konu emtianın alım ve tesliminin yapılmadığı ve bu emtiaların şirket envanterine girmediğinin fark edildiğini, bunun üzerine
davacının satın alma sistem kayıtları ile muhasebe kayıtları arasında uyuşmazlık olduğu tespit edildiğini, bu ön tespit üzerine şirket içi tahkikat sürecinin başlatıldığını, davalının kestiği 4 adet fatura kayıtlara alınmadan reddedildiğini, bu tespitlerden önce kayıtlara alınan 11 adet fatura içinse iade faturaları düzenlendiğini, İade faturalarından 5 adet
faturanın ödemesinin yapıldığını, 7 adettin ise ödemesinin yapılmadığını, reddedilen ve iade edilen faturalarda sipariş mektuplarının olmadığını, ----farklı tedarikçiye ait referans
numarasının değiştirildiğini, 14 adet irsaliye düzenlenmiş olup, faturalarda irsaliyelerde ilgisiz hizmet ve ürün bulunduğunu, birbiri ile tutarsız içerikleri tamamen farklı olduğunu, ---- yazılı savunma vererek yukarıdaki tespite ilişkin tüm hususları doğruladığını ve ikrar ettiğini, ----Bilişim davalı ile birlikte hareket ederek gerçekleştirdiği, bu suç eylemleri sebebiyle iş akdinin ---- tarihinde sonlandırıldığını, davalı -----
yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacı ---- tarafından yapılan inceleme ve tespitler davalı ---- bildirildiğini, dava konusu faturaların iade/reddedildiği ve 5 adet faturaya istinaden ödenen toplam 351.107,15 TL’nin davacı ---- iade edilmesinin ihtar edildiğini, davaya konu faturalar ile irsaliyelerin uyumsuz olduğunu beyan ederek; davacının toplam 1.817.486,73 TL tutarındaki dava konusu faturaların sebebi olarak davalıya borçlu olmadığının tespitini, davacı tarafından bir kısım faturalara istinaden ödenen toplam 351.107,15 TL’nin ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak davalından tahsiline ve davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve
dava etmiştir. Davalı tarafa 12/04/2023 tarihinde usulüne uygun biçimde dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğ edildiği, ancak davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Asıl dava, fatura alacağından kaynaklı başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Birleşen ---- Karar sayılı dosya ise menfi tespit ve istirdat taleplerine ilişkindir.İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Taraflar arasındaki ihtilafın temelinde; davacının iddiasının davalının kendisinden alığı teknolojik -------- ürünlerin bedelini ödemediğini ileri sürdüğü davalının ise kendi şirket çalışanı ( satın alma şefi) ile davacı şirket yetkilisinin birlikte hareket edere her hangi bir mal ve hizmet almadıkları halde, sahte siparişler yaratılarak mal ve hizmet verilmiş gibi davacı şirket tarafından sahte fatura tanzim edildiğini hiç bir şekilde mal ve hizmet almadıklarını savunmuştur.Sonuç olarak ön inceleme duruşmasındaki tespitler muvacehesinde asıl davanın konusunun davacı tarafından davalı aleyhinde----Sayılı dosyasında başlatılan icra takibine vaki davalı itirazının iptali şartlarının oluşup oluşmadığı, davalıya fatura konusu malların teslim edilip edilmediğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.İcra takip dosyası dosya arasına alınmak suretiyle çözümü teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle mali müşavir, bilişim uzmanı ve nitelikli hesaplama uzmanından oluşan bilirkişi heyeti kurularak ayrıntılı denetime açık rapor alınmıştır. Taraf vekillerinin kök rapora karşı ileri sürdüğü itirazların karşılanması amacıyla bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış olup ----- tarihli ek bilirkişi heyet raporunun taraf vekillerinin itirazlarını karşılar mahiyette ayrıntılı ve denetime açık rapor olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle ------ tarihli ve 9 nolu celsede; "Bilirkişi raporu takdiri delil olduğundan hukuki nitelendirme mahkemeye ait olduğundan, yeniden rapor alınması taleplerinin reddine karar verilerek" yargılamaya devam edilmiştir.Taraflar arasındaki ihtilafın doğmasına sebebiyet olan olayın davalı çalışanı tarafından davacı şirket nezdinde gerçeğe aykırı siparişler verilerek davalı şirketin uhdesine geçmeyen ürünlere karşılık tanzim edilen fatura alacağının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Adam çalıştıranın sorumluluğu 6098 sayılı TBK’nın 66. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde gereğince, adam çalıştıranlara genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü yüklenmiş ve adam çalıştıranın bir özel hukuk ve bağımlılık ilişkisi içerisinde çalışanlarının kendilerine bırakılan işleri gördükleri sırada hukuka aykırı bir fiille üçüncü kişilere vermiş oldukları zarardan sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre adam çalıştıranın sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Başka bir deyişle adam çalıştıranın sorumluluğunun kaynağı, adam çalıştıranın çalışanlarını seçerken ve onları çalıştırırken çalışanlar üzerindeki denetim ve gözetim ödevini yerine getirmemesine, kanun tarafından kendisine yükletilen bu tür objektif bir ödevi ihlal etmesine dayanmaktadır-------Adam çalıştıran, yapılacak iş için uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin yapacağı iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır.Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlâliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir ---------6098 sayılı TBK’nın 66. maddesinde ayrıca adam çalıştırana sorumluluğu kaldıracak nitelikte bir kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmıştır. Buradaki kurtuluş kanıtı, niteliği itibariyle bir kusursuzluk kanıtı olmayıp, sorumluluktan kurtulma kanıtıdır. Bu nedenle, adam çalıştıran; zararın meydana gelmemesi için somut durumun gerektirdiği her türlü objektif dikkat ve özeni göstermiş olduğunu ispat ederse, sorumluluktan kurtulacaktır.Somut olayda davalı şirket çalışanı ile davacı şirketin birlikte hareket ettiği ileri sürülmüş ise de ----soruşturma sayılı dosya kapsamında davalı ----- müşteki davacı şirket yetkililerinin ise şüpheli sıfatına sahip olduğu, ceza soruşturması neticesinde --- tarihli karar ile şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verildiği, takipsizlik kararına yönelik itirazın ---- tarihli karar ile reddedildiği anlaşılmıştır.Davalı şirket nezdinde uzun yıllardır çalışan ve olay tarihinde satın alma departmanı çalışanı sıfat ve yetkisine sahip olan dava dışı çalışanının muhteviyatı itibariyle gerçeğe aykırı satın alma işlemleri gerçekleştirdiği, bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği üzere söz konusu satın alma işlemlerini davalı şirketin bilişim sistemindeki bir açıktan dolayı gerçekleştirebildiği, davalının bu haliyle basiretli tacir gibi davranma ve adam çalıştıranın (yukarıda izahı yapıldığı şekliyle) denetim ve gözetim sorumluluğu ödevini yerine getirmemesinden kaynaklı oluşan zarardan sorumlu olması gerektiği bununla birlikte davacı şirketin dava dışı şirket çalışanı ---- ile iş birliği halinde hareket ettiği sonucuna varılmasa bile basiretli tacir sıfatına aykırı hareketle davalı şirket çalışanının talepleri doğrultusunda irsaliyeler ile uyuşmayan faturalar düzenlemiş olması, düzenlenen faturalarda irsaliye numaralarının yer almaması, ürünlerin tamamını dava dışı şirket çalışanı ----- teslim edilmiş olması, bazı ürünlerin şirket içinde (dönem dönem) bazı ürünlerin şirket dışında teslimini gerçekleştirmiş olması hususlarının TBK m. 52 kapsamında davacı şirket açısından müterafik kusur kabul edilmesi ve davacı şirket alacağından takdiren %30 oranında indirim yapılması gerektiği bu haliyle ---- tarihli kök bilirkişi raporu ve ---- tarihli ek bilirkişi raporunda varılan tespitler ile kusur oranları esas alınarak davacının davalıdan takip tarihi itibariyle her ne kadar faturaya dayalı icra takibinde bulunulmuş ise de davacının kendi cari hesabında daha düşük alacağı olduğunun tespit edilmesi ayrıca icra takibine konu 6 adet faturadan---- bedelli faturanın her iki taraf defterinde yer almaması ve ---- miktarlı faturanın ödenen faturalar içinde bulunması göz önünde bulundurulduğunda bakiye cari hesabın ----- olması gerektiği davacının kusuru oranında(%30) yapılan indirim sonrası ise davacının talep edebileceği miktar olan 328.461,51 TL alacak bakımından itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir.Somut olayda davacının alacağının likit olmadığı, yargılama gerektirdiği ayrıca kusur durumunun değerlendirilmesi sonrası bir sonuca gidildiği anlaşılmakla yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir. Birleşen----- esas sayılı dosyası kapsamında açılan davacısının ---- davalısının----- olduğu, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve ödenen bedelin istirdatına ilişkin talepte bulunduğu --- nolu celsede mahkememiz esas dosyası ile birleştirilme kararı verildiği ve mahkememiz asıl dosyası ile birlikte safahatın tamamlandığı anlaşılmıştır.Birleşen dosyaya konu menfi tespit davasının itirazın iptali davasından sonra açılmış olması ve her ne kadar borçlu olmadığının tespiti talebi salt itirazın iptaline konu faturalar ile sınırlı değil ise de itirazın iptali davasında taraflar arasındaki cari hesabın dikkate alınarak sonuca gidildiği bu kapsamda menfi tespit talebine konu tüm faturaların değerlendirmeye tabi tutulduğu bu haliyle davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı görülmekle birleşen------ Esas sayılı dosyası yönünden davacının menfi tespit isteminde hukuki yarar olmadığından bu talebinin 6100 sayılı HMK’nın 114 ve 115. Maddeleri gereği usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Birleşen davaya konu istirdat talebi bakımından ise asıl davaya konu hususların aynen geçerli olduğu ve davacı ---- ödemiş olduğu bedeller toplamı olan 351.107,15 TL açısından davacının talep edebileceği bedelin sadece davalının kusur sorumluluğuna dayanan %30 oranındaki bedel olabileceği bu miktarın ise 105.332,14 TL olduğu bahse konu bedeli davacının yapmış olduğu son ödeme tarihi olan 11.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile talep edebileceği görülmekle birleşen davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Asıl davada itirazın iptali talebine konu olup reddedilen 140.769,23 TL bakımından, birleşen davada istirdat talebine konu olup kabul edilen 105.332,14 TL bakımından bedellerin müterafik kusur indiriminden kaynaklandığından red/kabul vekalet ücreti takdir edilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
A)1-Mahkememiz ---- sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabulüne;
-Davalı tarafından ----- Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın takdiren 328.461,51 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alacak likit ve belirli olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,
B)1-Birleşen ----- Esas sayılı dosyası yönünden;
-Davacının menfi tespit isteminde hukuki yarar olmadığından bu talebinin 6100 sayılı HMK’nın 114 ve 115. Maddeleri gereği usulden reddine,
-Davacı tarafından yapılan ödemenin takdiren 105.332,14 TL’sinin ödeme tarihi olan 11.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Mahkememiz ------ Esas sayılı dosyası yönünden;
a-)Alınması gerekli 22.437,21 TL nispi harcın, daha önce yatırılan toplam 13.395,16 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 9.042,05 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
b-)Davacı yanca yapılan 179,90 başvuru harcı ile 13.395,16 TL peşin harç harç toplamı 13.575,06 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
c-)-Davacı tarafından yapılan 15.500,00 TL bilirkişi ücreti, 400,25 TL tebligat, müzekkere posta masrafları, olmak üzere toplam 15.900,25 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 4.708,88 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
d-)Davalı tarafından ödenen 11.500,00 TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.405,74 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye masrafın davalı üzerinde bırakılmasına,
e-)Davacı taraf yargılamada kendisini vekil marifetiyle temsil ettirmiş olmakla kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan AAÜT gereği 52.553,84 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ÖDENMESİNE,
F-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden red edilen miktar üzerinden hesaplanan 101.980,37 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ÖDENMESİNE,
g-)Kararın kesinleşmesi ve talep halinde HMK 333. maddesi gereği artan gider avansının yatırana İADESİNE,
h-)Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 923,99 TL' sinin davalıdan 2.196,01 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Birleşen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/226 Esas sayılı dosyası yönünden;
a-)492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
b-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
c-)-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider/delil avansının taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine,
d-)Menfi tespit talebi yönünden, davalı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereği 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
İstirdat talebi yönünden, davalı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereği 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle,------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy çokluğu ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/12/2025
MUHALEFET ŞERHİ
Uyuşmazlık konusu ve tarafların iddia ve savunmaları yukarıda özetlenmiştir. Asıl ve birleşen dosya bakımından irdelenmesi gereken uyuşmazlık adam çalıştıranın hukuki sorumluluğu kapsamında davalının teslim almadığı ve faydalanmadığı zaten her iki tarafın da kabulünde olan mallar nedeni ile davacıya karşı mesul tutulup tutulamayacağı bu bağlamda yapmış olduğu ödemelerin de birleşen davada istirdatına karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.Borçlar Kanununun 55 inci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 66 ncı) maddesinde “İstihdam edenlerin mesuliyeti” başlığı altında düzenlenmiştir. Anılan maddede; “Başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mesuldür. Şu kadar ki böyle bir zararın vuku bulmaması için hal ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat ederse mesul olmaz.” hükmü öngörülmüştür. Bu madde gereğince adam çalıştıranlara genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü yüklenmiş ve adam çalıştıranın bir özel hukuk ve bağımlılık ilişkisi içerisinde çalışanlarının kendilerine bırakılan işleri gördükleri sırada hukuka aykırı bir fiille üçüncü kişilere vermiş oldukları zarardan sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre adam çalıştıranın sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Başka bir deyişle adam çalıştıranın sorumluluğunun kaynağı, adam çalıştıranın çalışanlarını seçerken ve onları çalıştırırken çalışanlar üzerindeki denetim ve gözetim ödevini yerine getirmemesine, kanun tarafından kendisine yükletilen bu tür objektif bir ödevi ihlal etmesine dayanmaktadır. -------Adam çalıştıran, yapılacak iş için uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin yapacağı iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır
Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir -------
818 sayılı BK’nın 55 inci (6098 sayılı TBK’nın 66 ncı) maddesinde ayrıca adam çalıştırana sorumluluğu kaldıracak nitelikte bir kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmıştır. Buradaki kurtuluş kanıtı niteliği itibariyle bir kusursuzluk kanıtı olmayıp, sorumluluktan kurtulma kanıtıdır. Bu nedenle adam çalıştıran zararın meydana gelmemesi için somut durumun gerektirdiği her türlü objektif dikkat ve özeni göstermiş olduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulacaktır.Tazminattan indirim sebeplerinin en önemlileri 818 sayılı BK’nın 43 üncü ve 44 üncü (6098 sayılı TBK’nın 51 inci ve 52’nci) maddelerinde belirtilen sebeplerdir. Tazminattan indirim sebepleri, özel hükümler mevcut olmadıkça akdi sorumlulukta da uygulanacaktır. Zira 6098 sayılı TBK’nın 114 üncü maddesi delaletiyle haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanacaktır.6098 sayılı TBK’nın 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.-------- ( bu ilkelerin tamamı bir çok Yargıtay kararında ve doktrinde aynen benimsenmektedir. ) Davalı çalışanı-------- savcılık aşamasında verdiği 05.06.2024 tarihli ifadesi incelendiğinde davalı şirket tarafından sipariş edilen ancak IT bölümü tarafından teslim alınmayan bir takım malzemeleri Maddi olarak bir takım sıkıntılar yaşaması nedeni ile satmak istediğini ancak Ancak ürünler faturasız olduğu için kimseye satamadığını daha sonra davalı adına Siparişleri------üzerinden yada telefon ile görüşerek sözlü olarak verdiğini, vermiş olduğu siparişlere ilişkin ürünleri yetkisi olmamasına rağmen kendisinin teslim aldığını, Satın almış olduğu ürünleri ---- bulunan ------ bulunan ismini tam hatırlayamadığı bir yere sattığını, ---- önceden ---- tarafından sipariş edilen bir hizmet alımı olduğunu, ---- bu şekilde almış olduğu ürünlerin gerçek kodları ile değilde ----- olarak fatura kesmesini istediğini, Yine aynı şekilde daha önceden referas kodu oluşturularak faturlardan aldığı referans kodları ile davalıya sahte faturalar tanzim ettirdiğini, malları sattığını belirtmiştir. Öğretide yer alan ağırlıklı görüşlere göre zarar görenin ağır kusuru adam çalıştıranın hukuki sorumluluğu kaynaklı davalarda nedensellik bağını kesen hâllerdendir.------- Zarar görenin kusurunun nedensellik bağını kesebileceği görüşünde olan yazarların bir kısmı, nedensellik bağının kesilmiş sayılabilmesi için zarar görenin kastını veya ağır ihmalini aramaktadır. Kusurun ağırlığı ve nedensellik bağının kesilmesine etkisi hakkında doktrinde yer alan tartışmalar için ----Davalının kurumsal bir firma olduğu 160 ülkede faaliyet gösterdiği, binlerce çalışanı olduğu bilinen bir gerçektir. Mahkememizce yapılan teknik bilirkişi incelemesi ile de açıkça ortaya konulduğu üzere davacı firmanın fatura ve irsaliyeleri manuel olarak eşleştirdiği, belirtilen ürün içeriklerinin faturalar ile tamamen uyumsuz olduğu, irsaliyelerdeki açıklamalar ile faturaların da örtüşmediği, satın alma işlemlerine ilişkin resmi bir sipariş mektubu bulunmadığı, davalının bu şekilde çalıştığının önceki tek gerçek alımdan da görüldüğü, faturalarda kullanılan referans numaralarının daha önce yapılmış olan başka satın alma ( başka şirketlere ait) taleplerine ait olduğu, davalının durumdan şüphelenmesi neticesinde yapmış olduğu iç denetim sonucu durumun ortaya çıktığı, sonraki faturaların da ödenmediği, takibe dayanak faturaların ürün içeriklerinin faturalar ile uyumsuz olduğu, referans numaraları değiştirilerek gerçekte olmayan bir satışın var gibi gösterildiği, bazı faturalarda --------bakım onarım vs yazılmak sureti ile gerçekte satım akdi olduğunu ileri süren davacının fatura içeriğine hizmet açıklamaları girdiği görülmüştür. Geçmişte yapılan 3 adet ---------alımına dair evraklar davalı yana sunulmuş olup davacı firma davalının ne şekilde alım yaptığını bilecek durumdadır. Davacı yetkilisi savcılık ifadesinde-----yetkilisi olduğunu, ----- firmadan satın alma şefi olarak irtibata geçen ve tüm ticari yazışmaları ve görüşmeleri şüpheli ---- yaptıklarını,----- talep ettiği ürünleri farklı farklı nedenler sunarak yapmış oldukları faturaları kendi istediği şekilde faturalandırmaları halinde ödeme yapıldığı söylediği için asıl satış yaptıkları ürün adına değil şüphelinin söylediği şekilde faturalandırmanın yapıldığını, ---- satın alma müdürünün aradığını, --- yapmadıklarını, ancak ----- malzemeleri sattıklarını, satın alma bakım onarım hizmeti yapıp yapmadıklarını sorduğunu, kendisinin müdürü ---- yönlendirmesi ile faturaları ----- kestiklerini, çünkü bu şekilde kesilirse para alabildiklerini" söylediğini, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini..." beyan ettiği görülmüştür. Türk Medeni kanunun 2. Maddesi " Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. " hükmünü getirmiştir. Davacı ve davalı yan 6102 sayılı TTK'nın 16. maddesi uyarınca tacirdir. TTK'nın 18/II maddesi uyarınca her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir işadamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkânlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu vurgulamaktadır ---------- Tacir özellikle ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir işadamı gibi davranmak zorundadır. Tacir, ister icapta bulunan, isterse kabul eden durumunda olsun akdin kurulmasından önce ve kurulması sırasında ticaretinin özelliğini gözönünde tutan tedbirli ve ileriyi makul ve mutad bir oranda gören bir tacir gibi davranmak zorundadır. Araştırma yapmaksızın ve tedbirsiz bir şekilde hareket ederek icapta ve kabul beyanında bulunan tacir basiretli bir işadamı gibi davranma mükellefiyetini yerine getirmemiş sayılır.
Bir kimsenin davranışlarında tutarlılık bulunmasını gerektiren bir prensip yoktur. Fakat bir hukuki ilişkide bir kimse davranışı ile karşı tarafta esaslı bir güven uyandırdıktan sonra, artık bu davranışına aykırı tutum takınamaz (venire contra factum proprium)”--------“bir hakkın kullanılması açık bir haksızlık doğuruyorsa, kanun bu hak kullanmayı, bu hakkı korumaz..kötüye kullanmanın başladığı yerde kötüye kullanılan hak sona erer..Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması ilkeleri emredicidir..dürüstlük kuralı , hukukun tamamında geçerli bir genel ilke, üstün norm olduğu için hakimi hem bağlar hem de yol gösterir.
Yasal sınırlar içinde kullanılan ve başkasını gereksiz yere zarara sokmayan hak gerçek hak, kötüye kullanılan hak ise görünüşte hak olarak adlandırılmıştır..hakkın kötüye kullanılması yasağı kamu düzeni ile ilgilidir.Karşı tarafta güven uyandırdıktan sonra davranışını değiştirmek veya yeni ya da öncekinden tamamen farklı bir davranışta bulunarak karşı tarafı hukuken elverişsiz duruma sokmayı hukuk düzeni kabul etmez.Çünkü karşı tarafın güvenini boşa çıkarmak, sonraki davranışı ile önceki davranışını ve sonuçlarını tamamen ortadan kaldırmak hakkın kötüye kullanılmasıdır.Müterafik (ortak) kusur, makul bir kimsenin kendi yararına sakınmak zorunda olduğu düşüncesiz, dikkatsiz bir hareket tarzıdır. Müterafik (ortak) kusur kasdi olabileceği gibi ihmal şeklinde de ortaya çıkabilir. Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru tespit edilirken, aynen zarar verenin kusurunda olduğu gibi objektif kusur kriterlerine başvurulmalı, yani objektifleştirilmiş kusur kavramı esas alınmalıdır. Zarar görenin müterafik (ortak) kusuru illiyet bağını kesecek yoğunlukta ise zarar veren sorumluluktan kurtulacak ve tazminat ödemeyecektir. Buna karşılık zarar görenin müterafik (ortak) kusuru bu yoğunlukta değilse ortak sebep olarak tazminattan indirim sebebi teşkil edecektir.Somut olayda davacı şirketin davalı ile daha önce tek bir gerçek satış ilişkisi olduğu ve satışın nasıl gerçekleştiğinin de delilleri ile ortaya konulduğu, davalı şirketin kurumsal bir firma olduğu, davacı yetkilisinin ifadesinde---- yönlendirmesi ile faturaları-----olarak kestiklerini, çünkü bu şekilde kesilirse para alabildiklerini söylediği ancak önceki satıştan aksinin anlaşıldığı, fatura içeriklerinin irsaliye numaralarının değiştirilmesinin ne şekilde daha kolay ödeme sağlandığının izaha muhtaç olduğu, davacının basiretli tacir gibi davranması gereken kimselerden olduğu, bir çalışanın faturalara gerçekte verilen mal veya hizmet dışında bir şeyin yazılması, irsaliye numaralarının değiştirilmesi,sipariş referans numaralarının değiştirilmesi gibi taleplerinden bu kişinin iş verenini zarara sokacak davranışta bulunacağının, ondan gizli saklı iş yaptığının açık olduğunu anlaması gereken kişi olduğu,davalının ne şekilde alım yaptığının yani alım prosedürünün davacı tarafından da bilindiği, nitekim sunulan faturalar ve irsaliyelerden açıkça görüldüğü üzere sipariş referans numaralarının da davacı yanca değiştirildiği, faturalara gerçekte verilmeyen mal ve hizmet açıklamalarının davacı yanca girildiği, irsaliye numaralarının da davacı yanca çalışanın isteği ile değiştirildiği, davalının anlamamasını sağlamak için geçmiş siparişlere ait numaralardan alındığı, çalışanın bu eylemi yapmayı kafasına koyduğu, ifadesinde zaten bunu açıkça beyan ettiği, daha önce de yapmak istediğini ancak faturasız diye malları satamadığını belirttiği, davacının çalışanın tüm isteklerini yerine getirerek davalıyı bir nevi dolandırmasına yardım ettiği, davacının faturadaki mal ve hizmet değiştirmemesi, referans numaralarını değiştirmemesi, irsaliye numaralarını değiştirmemesi halinde çalışanın bu eylemlerin hiç birini yapamayacağının açık olduğu, her ne kadar savcılıkça takipsizlik kararı verilmişse de delil yetersizliğine bağlı olduğu ve mahkemeyi bağlamadığı kaldı ki hukuk hakiminin kusur durumunu serbestçe belirleyeceği, takip hukuku bakımın dan da olaya bakılacak olursa bilindiği üzere itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı davalar olduğu ve takipte dayanılan belge ne ise ona göre yargılama yapıldığı, takipte dayanılan faturalarda ----- bakım onarım vs ve değiştirilen diğer hizmetlerin davalıya verilmediğinin de zaten sabit olduğu davanın bu nedenle de reddi gerektiği, basiretli bir tacirin verdiği mal ve hizmet neyse faturasına onu yazmak durumunda olduğu, davalının kurumsal bir firma olduğu ve bu ibarelerin değiştirilmesi durumunda kolay ödeme alınacağı inancının en basit tabiri ile basiretsizlik olduğu, davacının kusurunun illiyet bağını kesecek yoğunlukta olduğu, davacının dürüstlük kuralına aykırı davrandığı,herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uygun davranmakla mükellef olduğu, var olduğu iddia edilen satış işleminin davalı şirketten gizlenmesi için çalışan ile işbirliği içinde her türlü eylemi yapan davacının kendi davranışına bağlı olarak hak talep edemeyeceği, davalının objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağı olmadığı, davacının davalı çalışanı ile fikir ve eylem birliği içerisinde eylemin anlaşılmaması için fatura içeriklerini, sipariş referans numaralarını, irsaliye numaralarını değiştirdiği ve gerçekte davalıya vermediği bir mal ve hizmet için talepte bulunduğu davacının ağır kusurlu olduğu ve bu kusur oranının illiyet bağını kesecek yoğunlukta olduğu görüşünde olduğumdan asıl davanın reddi gerektiği düşüncesindeyim. Varılan sonuç kapsamında birleşen davada birleşen davacının yapmış olduğu ödemelerin tamamının da istirdatını talep edebileceği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşlerine iştirak etmiyorum.