T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/773 Esas
KARAR NO: 2025/1055
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/10/2024
KARAR TARİHİ: 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin çimento üretip satan bir firma olduğunu, müvekkili şirket ile davalı firma arasında birçok kez çimento alım ve satımının yapılmış olduğunu, müvekkilinin sattığı ürünlerin ödemelerini zamanında alamadığını, davalıya gönderilen faturalarda vadesinde ödenmeyen fatura bedelleri için vade farkı uygulanacağının açıkça yazmakta olduğunu, davalı tarafından vadesinde ödenmeyen faturalar için de vade farkı faturasının düzenlendiğini, davalı ile müvekkili arasında gelişen ticari ilişkide ------- yılında davalıya kesilen ve vadesi 60 gün olan fatura borçlarının vadesinde ödenmemesinden ileri gelmekte olduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişkide; 2023 yılında kesilen faturaların 60 günlük kesin vadede ödenmesinin kararlaştırılmış iken davalı tarafından süresinde ödemenin yapılmadığını, bu sebeple müvekkili firmanın vade farkı zararı ve alacağının doğduğunu, 2023 yılı faturalarının hepsinde 60 günlük kesin vade süresinde ödenmeyen fatura bedelleri için vade farkı doğacağının açıkça ifade edilmekte olduğunu, davalının ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş olan bu fatura münderecatlarında yer alan kesin vade ve vade farkı düzenlemesinin taraflarca geçerli olduğunu, müvekkili şirketin bu satımlara ilişkin ----- nolu faturadan kaynaklı----- vade farkı alacağını almak için davalı firma ile bir çok kez irtibata geçmesine rağmen ödeme alma konusunda davalı firmadan olumlu bir dönüş alınmadığını, davalı şirkete taraflarınca; ---- yevmiye sayılı ihtarnamesi ile------ yevmiye sayılı ihtarnamelerinin keşide edildiğini, müvekkilinin şirketin bu satımlarına ilişkin ----- nolu faturadan kaynaklı 6.050.107,60 TL'lik vade farkı alacağını almak için davalı firma ile bir çok kez irtibata geçmesine rağmen ödeme alma konusunda davalı firmadan olumlu bir dönüş alınamadığını, bu nedenlerle, müvekkili şirketin ------ sayılı dosyası ile davalı aleyhine cebri icra yoluna başvurduğunu, Davalı vekili tarafından örnek no:7 ödeme emrine, haksız yere borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasına sebebiyet verildiğini, huzurdaki davayı açmadan önce müvekkili tarafından dava şartı olan arabuluculuk yoluna da başvurulduğunu ancak sürecin “anlaşamama” şeklinde sonuçlandığını, davalı firmanın icra dosyasına yaptığı itirazın, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu tüm bu sebeplerle davanın kabulünü, ----- Esas sayılı dosyasına davalı firma tarafından yapılan borca itirazın iptalini ve takibin işleyecek avans faizi ile birlikte devamına (tahsiline) karar verilmesini, İcra takibine karşı itiraz eden borçlunun % 20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aleyhine açılan davayı kabul etmediklerini, hak düşürücü süre ve zamanaşımı defi itirazları sebebiyle, davanın usulden reddini talep ettiklerini, her ne kadar dava dilekçesinde davacı tarafından icra takibine konu borcun taraflar arasında 2023 senesinde kurulan ticari ilişki kapsamında kesilen faturalardan kaynaklandığı, bu faturalarda bedelin 60 günlük kesin vadede ödenmesi kararlaştırıldığı,2023 yılı faturalarının hepsinde 60 günlük kesin vade süresinde ödenmeyen fatura bedelleri için vade farkı doğacağının açıkça ifade edildiği bu faturaların müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarına işlemiş olduğu için taraflarca geçerli olduğu hatta taraflar arasında vade farkı alınmayacağı yönünde yazılı mutabakat, yazışma, cari hesap ekstreleri vs. bulunmadığı için 60 günlük vadede ödenmeyen borç için vade farkı alacağının oluştuğunun ifade edilmişse de bu ifadelerin gerçeği yansıtmadığını, somut olayda davalı taraf ile müvekkili şirket arasında mal alım satımına dayanan hukuki ilişkinin mevcut olduğunu bu hukuki ilişkinin herhangi bir yazılı sözleşmeye dayanmamakta olduğunu, taraflar arasındaki alım-satım ilişkisi kapsamında her aya ilişkin kesilen faturaların müvekkili şirketçe eksiksiz şekilde ödenmiş olduğunu davacı tarafından söz konusu ödemelere karşı ne öncesinde ne de ödeme sonrası temerrütten kaynaklı herhangi bir itirazın yapılmadığını, tam aksine müvekkili tarafından yapılan ödemelerin kabulü niteliğinde ticari ilişkiye devam edildiğini, davacı tarafın vade farkı faturasının dayanağı olduğunu iddia ettiği tüm faturalara ilişkin herhangi bir alacağı kalmadıktan ve bu faturaların tahsil edilmesinin anında herhangi bir ihtirazi kayıt/ şerh koymadan alacaklarını tahsil ettikten aylar sonra herhangi bir yazılı anlaşmaya, sözleşmeye, teamüle, uygulamadaki işleyişe dayanmayan bir şekilde --------- "vade farkı faturası"nı kestiğini, müvekkil şirket tarafından ---- tarihinde iptal/itiraz talebinde bulunulduğunu, akabinde davacının TTK. m. 21/3 gereği yasal 8 günlük süre geçtikten sonra 22.04.2024 tarihli ihtarnamesine karşı 03.05.2024 tarihli cevabi ihtarname gönderilerek itirazın bir kez daha vurgulandığını, davacı tarafça bu itiraza karşı yasal süresi içinde herhangi bir işlem yapılmadığından söz konusu faturaların iptal edildiğini, hukuken geçerli bir icabın varlığı için aranan şartları taşıdığı takdirde bir mesajın elektronik posta ile gönderilmesinin, normal posta ile gönderilmesine nazaran hukuki açıdan bir farklılık yaratmayacağını, elektronik sözleşmelerin icapta bulunanın icabının, muhatap tarafından kabul edilmesi ile kurulabileceğini, öte yandan, yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesinin, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olabileceğini, yenileme ile yenilenenin borç ilişkisi değil, bu ilişkiden doğmuş borç veya borçlar olduğunu, yenilemede borç ilişkisinin eski olduğunu birlikte doğan yeni borcun söz konusu olduğunu, davacı tarafın hukuka aykırı şekilde ve kötü niyetle bütün faturalar tahsil edildikten ve ticari ilişki bittikten aylar sonra vade farkı adı altında önceki tüm ödenmiş faturaları kapsayacak şekilde mükerrer tahsilat saiki ile tahsilata giriştiğini ve akabinde huzurdaki davayı açtığını tüm bu sebeplerden dolayı davanın usulden ve esastan reddini, davacının, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, davacı tarafından davalı aleyhinde başlatılan -----Sayılı dosyasına vaki davalının itirazının iptali şartlarının oluşup oluşmadığı, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair yazılı bir sözleşme hükmü ve uygulanagelmiş ve teamül haline gelmiş bir uygulama olup olmadığı neticede davacı alacaklı ise takibe konu alacakların miktarına ilişkindir. Takibe dayanak fatura içeriği vade farkı alacağına ilişkindir.
------ Sayılı ilamı "...Dairemiz ve Kapatılan -----Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi, ticari satımda vade farkı, taraflar arasındaki sözleşmede hüküm bulunması ya da ticari ilişkilerinde teamül oluşması halinde talep edilebilecektir. -----Davacıya davalı ile arasındaki ticari ilişkide vade farkı uygulanacağına dair bir sözleşme olup olmadığı hususunda süre verilmiş, taraflar arasında böyle bir sözleşme ve kararlaştırılmış hüküm bulunmadığı görülmüştür. Davacının ticari defter ve dayanaklarının incelenmesi hususunda mahal mahkemesine talimat yazılmış, talimat yazılırken ----- emsal içtihatları aynen alıntılanmış, yazılı sözleşme veya hüküm sunulmaması halinde taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair bir teamül oluşup oluşmadığının tespiti istenmiş bilirkişi raporunda özetle taraflar arasındaki ticari ilişkide daha önce düzenlenmiş bir vade farkı faturası bulunmadığını, takibe dayanak faturanın 01.04.2024 tarihinde tanzim edildiği, uzun süre sonra bu vade farkı faturasının keşide edildiği, davacı faturalarında vadesinde ödenmeyen faturalara aylık %3 vade farkı uygulanır yazısının vade farkı faturası uygulanması için yeterli olmadığı, davalının bu faturalara itiraz etmemesinin kabul ettiği şeklinde yorumlanamayacağı netice itibarı ile taraflar arasında geç ödenen faturalara vade farkı uygulanacağı konusunda düzenlenmiş bir sözleşme olmadığı ve vade farkına yönelik geçmişte oluşmuş bir teamül de olmadığını dolayısı ile davacının takipte haksız olduğunu belirtmiştir. Bilirkişi raporu mahkememiz görevlendirme kararına ve emsal yargıtay kararlarına uygun olarak düzenlenmiş olup rapora itibar edilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sadece birkaçı alıntılanan Yargıtay'ın emsal uygulamaları gereği davacının davalıdan vade farkı alacağı talep edebilmesi için bu hususta yazılı bir sözleşme yada oluşmuş bir teamül bulunması şarttır. Tarafların 2023 yılından beri ticari ilişki içerisinde oldukları, davacı faturalarında matbu olarak vadesinde ödenmeyen faturalara vade farkı uygulanacağına dair kayıt olduğu, yerleşik yargıtay kararları gereği bu faturalara itiraz edilmemiş olmasının ispat külfetinde yer değişikliğine yol açmadığı, davacının vade farkı talep edebilmesi için mutlaka ya bu konuda yazılı sözleşme ya da bir teamül olduğunu ispat etmesi gerektiği, 2023 yılından beri ticari ilişki içerisinde olan taraflarca yani davacı yanca bu fatura dışında düzenlenmiş bir vade farkı faturası bulunmadığı, davacının ticari ilişki sonlanınca geçmişteki faturalara dayanarak söz konusu takip konusu vade farkı faturasını düzenlediği, binnetice davasını ispat edemediği sonucuna varılmış bu nedenle davanın reddine karar verilmiş , davacının takipte kötü niyetli olduğuna dair delil olmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı vekilinin kötü niyetli tazminat talebinin reddine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL maktu harcın peşin alınan 73.070,18 TL harçtan mahsubu ile 72.454,78 TL harcın davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 760.008,61 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine,
7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider/delil avansının talep halinde taraflara iadesine,
8-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ------- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2025