T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/762
KARAR NO: 2025/205
DAVA: Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/10/2024
KARAR TARİHİ: 06/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ----. Adına kayıtlı tapunun ---- İli ----- İlçesi----. 1919 ada 4 parsel üzerindeki 7 katlı betonarme bina ve de arsasının satışı için davacı müvekkiline 17.04.2023 tarihinde düzenlenmiş ve de 31.12.2023 tarihine kadar geçerli olan taşımaz yetki belgesi tanzim ve imza edilerek müvekkiline teslim edilmiş olduğunu, yetki belgesinin alınması sonrasında davacı müvekkil tarafından satışa konu plaza için müşteri arayışına girildiği, gezip gören firmalardan alınan yazılı tekliflerin satıcıya iletilmiş olduğunu, yetki belgesinin geçerli olduğu tarih aralığında diğer davalı --- yer davacı müvekkili tarafından gösterilmiş olduğunu, satışa konu edilen yerde davacı müvekkilinin satış ilanı da olduğunu, davacı müvekkili tarafından yer gösterme yapılan ----. tarafından taşınmazın 28.09.2023 tarihinde satın alındığının öğrenildiğini, davalı ----- taraflarınca gönderilmiş olan ihtarnameye cevap verilmediğini, Gelinen bu noktada fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla işbu alacak davasını ikame etme gereğinin hasıl olduğunu, zira satıcı tarafından yetkilendirilen binasına müvekkilinin afiş asmasına yetki gereği müsaade etmiş, satıcı şirket yetkilisi adına muhatap olunan kişi ile süreç içerisinde görüşme ve de ----- üzerinden yazışmaların yapılmış olduğunu, davacı müvekkilinin yasal olarak hem alıcı hem de satıcıdan komisyon talebinin haklı ve de hukuka uygun olduğunu, açıklanana nedenlerle fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla yetki belgesinin geçerli olduğu tarih aralığında müvekkiline bilgi vermeden kendisine komisyon ödemesi yapmamak için satış yapılmış olması nedeniyle (ayrı ayrı alıcı ve satıcı olarak) şimdilik toplamda 10.000,00 TL'nin ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davacı müvekkile ödenmesine ilişkin ikame edilen işbu davada davalarının kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı-----. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın öncelikle husumet yokluğundan reddi gerekmekte olduğunu, davacı tarafın söz konusu taşınmazın taraflarınca asla kabul edilmeyen yetki belgesine dayanarak simsarlığını kendisinin yaptığını ve yapılan satış sebebiyle kendisine komisyon ödemesi yapılması gerektiğini iddia etmiş ise de müvekkili şirket yetkilileri davacı ---- ile asla böyle bir yetki belgesi imzalamadığını, ayrıca taşınmaz simsarlığı sözleşmesinin yazılı şekilde ve iki tarafın imzası ile yapılmasının zorunlu olduğunu, taraflar arasında herhangi bir taşınmaz simsarlığı sözleşmesinin yapılmamış olduğunu, davacı tarafın simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan alacak hakkının bulunmamakta olduğunu, davacı yanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iddiaların taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket yetkilileri ile alıcı---- Şirketi yetkilileri ve çalışanları, bitişik iki binanın maliki ve çalışanları oldukları için çok uzun yıllardır tanışmakta ve görüşmekte olduklarını, parselin satılacağı hususu müvekkili şirket yetkilileri ile satın alan şirket yetkililerinin ve çalışanlarının tanışıyor olması ve bitişik komşu olması sebebiyle, müvekkili şirket yetkilileri ve çalışanlarınca söylenmiş ve bu hususta her iki şirket yetkilileri arasında taşınmazın satış bedeli hususunda görüşmeler yapılarak anlaşma sağlanmış olduğunu, her iki şirketin uzun yıllardır birbirleriyle komşu olması ve yakın ilişkilerinden dolayı taşınmazın satışı hususunda herhangi bir aracı veya simsarın bulunmasına gerek bulunmamakta olduğunu, davacı yan tarafından keşide edilen ihtarnamede müvekkileri satıcı ----- ile ---- arasında yapılmış bir ‘’ Taşınmaz Yetki Belgesi ‘’ bulunduğu iddia edilse de, müvekkil şirket yetkililerince böyle bir yetki belgesi imzalanamamış olduğunu, tüm bu hususların dışında, Asla kabul anlamına gelmemek üzere davacı yanın sunduğu taşınmaz yetki belgesinde ----- yetkili kılındığı yazılmış ise de tek yetkili kendisinin kılınmamış olduğunu, iddia edilen imzalı sözleşmede bir bedel anlaşma oranı olmadığı gibi iki tarafça imzalanmış bir sözleşmede olmadığını, belirtilen sebep ve gerekçeler ve sayın mahkemenizce resen göz önüne alınacak hususlar dikkate alınarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun kötüniyetle açılmış davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ---- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir ilişki/ sözleşme bulunduğu iddiasını kabul anlamına gelmemek kayıt ve taraflar arasındaki hukuki ilişki davacı tarafça TBK 520. Maddede düzenlenen SİMSARLIK SÖZLEŞMESİ olarak nitelendirilmiş olduğunu, yani taraflar arasında bir ticari ilişki bulunduğuna ilişkin, davacı tarafın dahi bir iddiasının olmadığı, 6102 sayılı TTK. 4/1-c maddesinde, TBK. nun 520. Maddesinin sayılmamış olduğunu, bu nedenle sayın mahkemenin görevsiz olduğunu, işbu davada, --- ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ' nin görevli olduğunu, görevsizlik kararı verilmesini talep ettiği, (3) no' lu parselin maliki ve çalışanları ile (4) no' lu parselin maliki ve çalışanları, bitişik komşu olmaları sebebi ile uzun yıllardır, birbirlerini tanımakta olduğunu, bu vesile ile tanışan davalı şirket yetkilileri, kendi aralarında yaptıkları görüşme sonucu alım satım konusunda mutabık kalmışlar ve tapunun devrini yapmış olduklarını, bu alım satım, öncesinde/ aşamasında/ sonrasında, kesinlikle bir emlak komisyoncusunun bulunmadığını, alıcı ile satıcı şirket yetkilileri komşu olmaları vesilesi ile eskiden beri tanıştıkları için ve müvekkil/ alıcı şirket yetkilisi de uzun yıllardır bitişiğindeki binayı ve özelliklerini bildiği için bu alım satım olduğunu, yoksa müvekkili şirket, bu yerin satışa çıkarıldığını internet sitesinden veya davacıdan öğrenmediğini, aksi yöndeki iddiaların tamamının asılsız olduğunu, müvekkili şirket, davacıdan herhangi bir hizmet almadığı gibi satıcı ----- şirketi yetkililerinin, taşınmazın satışı konusunda üçüncü kişilere yetki verdiklerine dair bir beyanlarının dahi olmadıklarını, müvekkili şirketin böyle bir iddiadan ilk defa noterden ihtarname gelince haberdar olduğunu, müvekkili---- şirketi ile davacı arasında kesinlikle herhangi bir ilişki, sözleşme veya anlaşma olmadığını, davacı ile diğer davalı ---- şirketi arasında yapılmış böyle bir sözleşme veya imzalanmış bir belge var mı yok mu müvekkili şirketin bilmesine imkan ve ihtimal olmadığını, bu hususta müvekkili şirketin hiçbir bilgiye sahip olmadığını ancak bir an için aksi varsayılsa ve diğer davalı şirket ile davacı arasında bir sözleşme/ yetki belgesi olduğu farz edilse dahi bu belgenin müvekkil şirketi bağlamayacağının çok açık olduğunu, zira böyle bir belgeden haberi olmadığı gibi müvekkili şirketin davacıdan bir hizmet de almadığını, dava dilekçesindeki, müvekkili şirkete yönelik iddiaların tamamı asılsız, taleplerin tamamının haksız olduğunu, müvekkil şirketin hiçbir zaman davacıdan hiçbir danışmanlık, aracılık, tellallık, simsarlık, emlak komisyonculuğu vb. gibi bir hizmet almadığını, davacının hiçbir zaman müvekkiline her hangi bir bilgi vermediğini, davacının hiçbir zaman müvekkiline yer göstermesi yapmadığını, Müvekkili ile davacı arasında yapılmış tek bir yazılı belge olmadığını, bu alım satımın hiçbir aşamasında davacının bulunmadığını, davacı ile diğer davalı/ satıcı arasında bir sözleşme varsa dahi bu taraflarını bağlar, müvekkilimin böyle bir sözleşmeden bilgisinin dahi olmadığını, davacı tarafın hakkın kötüye kullanılması yöntemine başvurduğunuj açık olduğunu, müvekkiline yönelik iddiaların tamamının iftira olduğunu, bu nedenle davacının tüm iddia ve taleplerine itiraz ettikerini davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini,yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Davacı yan davalı ---. Adına kayıtlı tapunun ---- İli --- İlçesi -----. 1919 ada 4 parsel üzerindeki 7 katlı betonarme bina ve de arsasının satışı için hak kazandığını ileri sürdüğü bedelin tahsilini talep etmiştir.
Davalı ---- Vekili davanın esastan reddini savunmuştur.
Davalı ----- vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde esasa ilişkin savunmaları ile birlikte mahkememizin görevsiz olduğuna ilişkin savunmalarda bulunmuştur.
-----parsel üzerindeki 7 katlı betonarme bina ve de arsasının tedavüllü tapu kayıtları celbedilmiş incelenen taşınmazın iş yeri niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacının tacir sıfatı olup olmadığı araştırılmış olup davacının tacir sıfatı tespit edilmemiştir. Diğer yandan davacı vekilinin 14/01/2025 tarihli beyan dilekçesinde konu ile alakalı olarak ; " davacı müvekkil yıllarca emlak ve de emlak komiyonculuğu yapmış ve de emekliliği hak kazanmış halen bu işi esnaf olarak dosya içinde yer alana vergi levhası mükellefi ile birlikte çalışmaktadır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı vekilinin 14/01/2025 tarihli beyan dilekçesinden davacının emekli olarak bir esnafın yanında emlak komisyonculuğu işi ile iştigal ettiği, tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Tellallık sözleşmesi TBK da düzenlendiğinden davanın mutlak ticari dava niteliği bulunmayıp ancak her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması ve tarafların tacir halinde nispi ticari dava olarak ticaret mahkemesi görevi kapsamında kalacaktır.
Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacının tacir olmadığı, davalıların tüzel kişiliği haiz tacir oldukları, ihtilafın iş yeri niteliğindeki taşınmazın satışından kaynaklı tellallık sözleşmesi kapsamında alacak davası olduğu tespit edilmiştir.
---- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi'nin --- esas ve ----- karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin olarak;
"Dava, tellallık sözleşmesi uyarınca komisyon ücretinin tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK 114-(1)-c maddesi uyarınca; görev mahkemeye ilişkin olumlu dava şartıdır. HMK 1. maddesi uyarınca; mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Mahkeme tarafından dava şartlarının bulunup bulunmadığı, davanın her aşamasında re'sen araştırılır. Dava şartının bulunmaması halinde, HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca; davanın usulden reddine, karar verilir.
Telallık sözleşmesi TBK da düzenlendiğinden davanın mutlak ticari dava niteliği bulunmayıp ancak her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması ve tarafların tacir halinde nispi ticari dava olarak ticaret mahkemesi görevi kapsamında kalacaktır.
Somut olayda davacı ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden emlak komisyoncusu, davalı ise tellallık sözleşmesine konu taşınmazın alıcısı gerçek kişi olup, sözleşmeye konu taşınmaz market olarak kullanılan iş yeri niteliğinde olup, alıcı davalının ticari ve mesleki amaçla hareket etmesine göre 6502 sayılı yasa kapsamında tüketici olmadığı gibi davaya konu işlem de tüketici işlemi olmadığından eldeki davada Tüketici Mahkemesi de görevli olmayacaktır. Salt sözleşmeye konu taşınmazda dava dışı şirkete ait ticari bir işletme bulunması da bu davayı nisbi ticari dava haline dönüştürmeyeceğinden mutlak ve nispi ticari dava özelliği bulunmayan eldeki davada asliye ticaret mahkemesi görevli olmayıp, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olacaktır.
Bu durumda mahkemece davada Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır." şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür.
Sonuç olarak, davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, ticari faaliyetlerini esnaf vasfı ile yürüttüğü, talebin nispi ticari davaya konu talep olmadığı gibi ortada mutlak ticari bir dava da bulunmadığı anlaşılmakla bu haliyle davacının tacir kabul edilemeyeceği değerlendirmeleri ile uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ---- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.