T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/728
KARAR NO: 2025/260
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 08/10/2024
KARAR TARİHİ: 19/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ------Şirketi'nin yetkililerinin ... ve ----- olduğunu ,yetkililerin şirket adına alınan tüm kararlarda müşterek olarak imzaya yetkili olduklarını, ----- Şirketinin aynı zamanda ...'nin ortağı ve pay sahibi olduğunu, ----- tarafından; olağan genel kurul toplantısının 16/09/2024 tarihinde saat 12:00'de ------adresinde yapılacağına ilişkin davet yapıldığını ve ---- gazetesinde yayınlandığını,----- tarafından da olağan genel kurul toplantısının 16/09/2024 tarihinde saat 12:00'de -----adresinde yapılacağına ilişkin davet yapıldığını ve ---- gazetesinde yayınlandığını----- toplantı gündem maddelerinin ----- tarafından yapılan davet ile aynı olduğunu, müvekkili -----Şirketi'ni toplantıda temsil etmesi için----- . Noterliği 11/09/2024 tarih ----- yevmiye numaralı vekaletname ile şirket yetkilisi----- yetki verildiğini -----;16/09/2024 tarihi saat:12.00'de----- adresinde gerçekleşecek toplantılarda şirketi temsil etmeye, gündemdeki maddelerin karara bağlanması için oy kullanmaya yetkili olmak üzere vekil tayin edildiğini,davalılar ... ve ... tarafından 16/09/2024 tarihinde yapılan 2023 yılına ait olağan genel kurul toplantısında; gündemin görüşülmesine geçildiğini ve divan heyetine tutanakların imzalanması için yetki verildiğini, yönetim kurulu faaliyet raporu kabul edildiğini, yönetim kurulu ibra edildiğini, bilanço gider ve gelirlerioy birliği ile kabul edildiğini, sermaye farklarının mahsubuna karar verildiğini, yönetim kurulu üyelerinin şirket mevzuuna giren işleri bizzat ve başkaları adına yaptırmaları, bu nevi işleri yapan şirketlere ortak olmalarına TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince izin ve yetki verilmesine karar verildiğini,usulüne uygun alınmayan genel kurulu kararlarının geçersiz olduğunu , ---- şirketi toplantısında müvekkil şirket tarafından yetkilendirilen ----- imza atmadığını, ve toplantı gündem maddelerinde yapılan oylamada oy kullanmadığını, yetkisiz ... tarafından katılım sağlandığını. kararların yetkisiz temsilci vasıtası ile alındığını,müvekkili şirketin ---- tarafından temsil edilmediğini, müvekkili şirket adına ---- tarafından imza atılması gerekirken ...'dan imza alındığını, ---- adına toplantılarda temsile yetkili ---- tarafından imza atılmamış olmasının ... tarafından 16/09/2024 tarihinde yapılan 2023 yılına ait olağan genel kurul toplantı tutanaklarının iptalini gerektirdiğini,----- genel kurulunda; müvekkili şirketin yetkisiz temsilcisi ile alınan kararların yok hükmünde olduğundan dolayı , ----- tarafından yapılan genel kurulda ------ verilen temsil yetkilerinin de yok hükmünde olduğunu, bu nedenlerle de ...'nin de 16/09/2024 tarihinde yapılan 2023 yılına ait olağan genel kurul toplantı tutanaklarının iptalinin gerektiğini,----- alınan karar bakımından müvekkili şirketi temsilen yetkili ---- imza atmamış olmasının; -----kurulda aldığı kararları yok hükmünde sayıldığını, bu durum da aynı zamanda ----genel kurul toplantısında alınan kararları da etkilediğini, müvekkili şirketi temsile yetkili olmayan ... tarafından ---- genel kurulunda oy kullanılması ve -----toplantısında temsil yetkisi verilmesinin de yok hükmünde olduğunu,toplantıda müvekkili şirket adına ------temsile yetkili olmayan kişi tarafından imza atılmış olmasının 16/09/2024 tarihinde yapılan her iki olağan genel kurul toplantı tutanaklarının ve alınan kararların yok hükümde olması sebebi ile iptalini gerektirdiğini, tüm bu sebeplerle öncelikle; ... ve ... tarafından 16/09/2024 tarihinde alınan genel kurul toplantı kararlarının uygulanmasının tedbiren durdurulmasını ve durdurma kararının ticaret sicil memurluğuna ilanını,----tarafından; 16/09/2024 tarihinde saat 12:00'de -----adresinde yapılan 2023 yılına ait olağan genel kurul toplantı tutanağının yok hükmünde olduğunun tespitini ve iptalini, ... tarafından 16/09/2024 tarihinde saat 12:00'de ------ adresinde yapılan 2023/ yılına ait olağan genel kurul toplantı tutanağının yok hükmünde olduğunun tespitini ve iptalini, mahkeme aksi kanaatte ise tutanakların 7. Maddesinde yer alan "yönetim kurulu üyelerinin şirket mevzuuna giren işleri bizzat ve başkaları adına yaptırmaları, bu nevi işleri yapan şirketlere ortak olmalarına TTK'nın 395 ve 396. MADDELERİ gereğince izin ve yetki verilmesi" maddesinin iptaline karar verilmesini verilecek kararın ticaret sicil memurluğuna tescil ve ilanını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle---YÖNÜNDEN CEVAPLARINDA; Davacı ----- şirketi'nin ------ Ticaret şirketinin %16,66 oranında hissedarı olduğunu, davacı yanın dava dilekçesi ekinde yer alan vekaletname ve ekindeki dayanak imza sirküleri ile sabit olduğu üzere, davacı ----- şirketinin kanuni temsilcileri ... ve---- olduğunu, 16.09.2024 tarihinde yapılan genel kurulda ... ve ----- hazır bulunduğunu birlikte genel kurula katıldıklarını, bu hususa ilişkin pek çok tanığın olduğunu tanıklarının dinlenmesini talep ettiğini, yapılan genel kurulda, davacı ------ şirketinin her iki yetkilisi de hazır bulunduğundan hazırun cetveline isim yazımı ve vekaletname kontrolü sırasında sehven bir karışıklık ortaya çıktığını, netice itibariyle genel kurula ------ şirketinin imzaya yetkili her iki temsilcisinin de katılmış olduğunu, ------ şirketi adına imza yetkilisi temsilci tarafından gerekli imzaların atıldığını, genel kurulda alınan tüm kararların oy birliği ile alındığını, herhangi bir muhalefet şerhi işlenmediğini , hal böyle olmasına rağmen davacı ------ şirketi tarafından huzurda ki dava açıldığını, ------ şirketi adına genel kurulda imza atan ...'nın şirket adına hareket etme yetkisine sahip olduğunu, şirketin yetkili temsilcisi olduğunu, genel kurulda her iki şirket temsilcisininde yer alması ve kararlarında oy birliği ile alınması karşısında huzurdaki davanın dikkate alınmasının mümkün olmayıp davanın iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, ------ şirketinin ---- Ticaret şirketindeki hissesinin %16,66 'olduğunu, genel kurul'un %100 hisse katılımı ile yapılmış olduğunu kararların oy birliği ile alındığını, netice itibariyle %16,66 oranındaki hisse oy kullanmamış dahi olsaydı büyük çoğunluğu oluşturan ve geri kalan %83,34 oranındaki hisse ile 16.09.2024 tarihli genel kurulda alınan kararların zaten alınabileceğini,----- YÖNÜNDEN CEVAPLARINDA; davacı ---- şirketinin, -----. şirketinde herhangi bir hisse sahibi olmadığını ,----- şirketinin ortakları ve hisse oranlarının hazırun cetvelinde yer almakta olduğunu, davacı ----- şirketinin bu ortaklar arasında yer almadığını bu nedenle, öncelikli olarak -----. yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı şirketin --- şirketinin ortaklarından olduğunu ----- şirketi'nin ise ---- şirketinin ortaklarından olduğunu, ----- şirketi tarafından yasal kurallara uygun olarak yetkilendirilen ...'nın , yasal kurallara uygun olarak ----- şirketini temsilen 16.09.2024 tarihli genel kurula katıldığını, İş bu nedenle, ----- ilişkin olarak açılan davanın öncelikli olarak husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, ---- ve ------ şirketlerinin genel kurulları, ekli genel kurul tutanakları ile sabit olduğunun aynı gün yani 16.09.2024 tarihinde yapıldığını,------ verilen temsil yetkilerinin yok hükmünde olduğunu ve bu nedenle ------ genel kurulununda iptal edilmesi gerektiğinin hukuka aykırı bir şekilde iddia edildiğini, her iki genel kurulunda aynı gün yapıldığına göre ---- genel kurulunda alınan kararların ------ genel kurulundaki temsiline uzak yakın bir etkisinin olamayacağının tartışmasız olduğunu, davacı yanın iddiasının her şeyden önce hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı yanın, ----- şirketine ilişkin olarak açtığı davanın öncelikli olarak husumet yokluğundan reddinin gerekmekle olduğunu, ----- genel kurulunda alınan kararların tamamının hukuka ve yasal düzenlemelere uygun olduğunu, ----- şirketinin genel kuruluna ilişkin olarak yapılan açıklamaların ----- şirketinin genel kurulunda alınan kararlar yönünden aynen geçerli olduğunu, tüm bu sebeplerle haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava;davalı şirketlerin 16.09.2024 tarihinde icra edilen genel kurul toplantılarında alınan kararların yetkisiz temsile dair iddialar kapsamında yok hükmünde sayılmasına/butlanına karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, bu olmadığı taktirde iptaline karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, bunun da mümkün olmaması halinde genel kurul toplantı tutanaklarında alınan 7 numaralı kararların iptaline karar verilmesinin mümkün olup olmadığına, davacının -----şirketi genel kurul kararının hükümsüzlüğünü talep etme açısından aktif dava ehliyeti olup oluşmadığına ilişkindir.
Mahkememizce taraf tanıkları dinlenmiş taraflar arasındaki uyuşmazlık hukuki vasıfta olduğundan defter vs. İncelemesi yapılmadan esasa dair karar verilmiştir.
Dava genel kurul kararlarının hükümsüzlüğüne ilişkindir. Davacı şirketin davalı ------- şirketi ortağı olmadığı diğer davalı şirket ortağı olduğu görülmüştür.Anonim Şirket genel kurul kararının iptali Türk Ticaret kanunun 445. Maddesinde düzenlenmiş olup buna göre "..446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." düzenlemesini getirmiştir. Kanunun 446. Maddesinde iptal davası açabilecekler "..(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
b)Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
c)Yönetim kurulu,
d)Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri," olarak sayılmıştır.
Yargıtay Hukuk genel kurulunun ---- esas, ----- karar sayılı ilamında yokluk butlan ve iptal kavramları detaylı olarak anlatılmış olup konunun önemine binaen aşağıda aynen alıntılanacaktır. Yargıtay Hukuk genel kurulu bu kararında ".... 13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
14. Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.
15. Sermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
16. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 536. (6102 sayılı TTK’nın 622.) maddesi yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali hakkındaki hükümlerin limited şirket için de uygulanması gerekecektir. 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez.
17. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı TTK’da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul karalarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır.
18. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.
19. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir.Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir (-----).20. Görüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir (----- Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir -----21. Yokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, Bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır..." belirtmiştir.
Davacı dava dilekçesinde davacı şirket yetkililerinin müşterek imza yetkilisi olduklarını, genel kurulda temsil hususunda ----- yetki verildiğini, yetkisiz ... tarafından genel kurula katılındığını ve yetkisiz bu kişinin imzası ile kararlar alındığını, dava dilekçesinin 3. Sayfasında ------ genel kurulda toplantı tutanağını imzalamasının bilhassa önüne geçildiğini, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ileri sürerek kararların hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Davacı şirketin bahsi geçen genel kurulda şirketi temsil etmek üzere ----- vekalet verdiği görülmüştür. Mahkememizce tanıklar dinlenmiş dinlenen tanık beyanlarından davacı şirketin yetkililerinin ikiz kardeş oldukları ve birbirine tıpatıp benzedikleri, toplantı yazmanı ...'nin beyanlarına göre genel kuruldan önce vekaletnameyi istemelerine rağmen davacı yetkililerinin ibraz etmediği, önceki toplantılarda davacı şirketi ...'nın temsil ettiğini, davacı yetkililerinin ikiz kardeş olduklarını ve birbirinden ayrıt etmenin güç olduğunu, her ikisinin de genel kurulda hazır olduğunu ve alınan kararlara itiraz da etmediklerini bu nedenle olumsuz bir şey düşünmediklerini, hazirun cetvelini dahi davacı yetkililerinin birbirine uzattıklarını, ... hazirun cetvelini imzalarken ve diğer yetkilini hiç ses etmediğini belirtmiş, diğer tanık da benzer beyanlarda bulunmuş, davacı yetkililerinin genel kurulda alınan hiçbir karara itiraz etmediklerini, muhalif görüşleri olmadığını, ses etmeden hazirun cetvelini de imzaladıklarını belirtmiştir.
Davacı şirket yetkilileri ise duruşmada genel kurulda 7 numaralı maddeye muhalif kaldıklarını söylediklerini ancak dikkate alınmadığını ve kayda geçirilmediğini, genel kurul toplantı tutanağını da vermediklerini beyan etmişlerdir. Davacı yetkililerinin ikiz kardeş oldukları ve birbirlerine çok benzedikleri duruşmada görülmüştür. Bir kimsenin davranışlarında tutarlılık bulunmasını gerektiren bir prensip yoktur. Fakat bir hukuki ilişkide bir kimse davranışı ile karşı tarafta esaslı bir güven uyandırdıktan sonra, artık bu davranışına aykırı tutum takınamaz (venire contra factum proprium)-----
“bir hakkın kullanılması açık bir haksızlık doğuruyorsa, kanun bu hak kullanmayı, bu hakkı korumaz..kötüye kullanmanın başladığı yerde kötüye kullanılan hak sona erer..Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması ilkeleri emredicidir..dürüstlük kuralı , hukukun tamamında geçerli bir genel ilke, üstün norm olduğu için hakimi hem bağlar hem de yol gösterir.
Yasal sınırlar içinde kullanılan ve başkasını gereksiz yere zarara sokmayan hak gerçek hak, kötüye kullanılan hak ise görünüşte hak olarak adlandırılmıştır..hakkın kötüye kullanılması yasağı kamu düzeni ile ilgilidir.Karşı tarafta güven uyandırdıktan sonra davranışını değiştirmek veya yeni ya da öncekinden tamamen farklı bir davranışta bulunarak karşı tarafı hukuken elverişsiz duruma sokmayı hukuk düzeni kabul etmez.Çünkü karşı tarafın güvenini boşa çıkarmak, sonraki davranışı ile önceki davranışını ve sonuçlarını tamamen ortadan kaldırmak hakkın kötüye kullanılmasıdır.Karşı tarafta, önceki bir takım davranışları ile güven uyandırdıktan sonra, bu güveni sarsacak, boşa çıkaracak şekilde davranılmasına hukuk müsaade etmez..venire contra factum proprium…kimse önceki çelişkili fiiline dayanamaz.. Hak sahibi daha önceki davranışı ile bir hakkını kullanmayacağını açıklamışsa veya davranışlarından bu sonuç çıkıyorsa, daha sonra, bu davranışı ile çelişir biçimde o hakkı kullanırsa, hakkını kötüye kullanmış olur..”-----Her ne kadar davacı yetkilerince genel kurulda 7 numaralı maddeye olumsuz oy verdiklerini ancak kayda geçirilmediği iddia edilmiş ise de davalı yanca bu iddia kabul edilmemiş, duruşmada dinlenen davalı tanıkları davacı yetkililerinin genel kurula birlikte iştirak ettikleri ve alınan hiçbir karara da itiraz etmediklerini beyan etmiştir. Genel kurulda yaşanan olayların en önemli yazılı delili genel kurul toplantı tutanağı olup aksinin eş değer bir delille ispat edilmesi gerekir. Kaldı ki her ne kadar davacı yanca genel kurulda yetkisiz temsilcilerinin iştirak ettiği, oy kullandığı ve hazirun cetveli imzaladığı ileri sürülmüş ise de dinlenen tanık beyanlarından ve davacının yetkililerinin duruşma sırasındaki beyanlarından davacı yetkililerinin söz konusu genel kurula birlikte iştirak ettikleri görülmüştür. Davacının müşterek imza yetkisine haiz yetkilisi genel kurul toplantı tutanağı eki olan hazirun cetvelini de ihtirazi kayıtsız imzalamıştır. Yukarıda hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kuralından bahsedilmiştir. Davacı yetkilileri genel kurula birlikte iştirak etmelerine rağmen şirketi kimin temsil edeceği hususunda öncesinde beyanda bulunmamış, genel kurul toplantı tutanağı eki hazirun cetvelini de müşterek imza yetkilisi ancak genel kurul bakımından yetkisiz olan yetkili imzalamıştır. Burada yetkililerin ikiz kardeş oldukları da belirtilmelidir. Şayet yetkisiz temsilciye genel kurul toplantı tutanağı imza edilmek istenmişse yetkisiz olduğunu en iyi bilmesi gereken kişi zaten orada yani genel kurul toplantısında bulunmaktadır. Bu duruma orada itiraz etmeyip, muhalefet şerhi koymayıp, olumsuz oy kullanmayıp dahası genel kurul hazirun cetvelini imza ettikten sonra ( Davacı yanca bu imzanın zorla attırıldığı, cebir tehdit vs gibi irade sakatlayıcı bir neden ileri sürülmemiştir. ) bu kararlardan haberdar olunmadığını, iradesi hilafına kararlar alındığını ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması vasfındadır. Yukarıda yokluk,butlan ve iptal kavramları yargıtay HGK kararından alıntılanmıştır. Alınan kararlarda resen dikkate alınması gereken yokluk ve butlan hali olmadığından iptal yönünden de davacı şirket ------ şirketi ortağı olmadığından açılan bu davada bu şirket bakımından davacının aktif dava ehliyeti olmadığından ve diğer şirket yönünden de alınan kararda şirket ana sözleşmesine, ticaret kanununun amir hükümlerine ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı bir yön tespit edilemediğinden davanın reddine karar verilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davalı ----- yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine,
2- Diğer davalı yönünden davanın esastan reddine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu harcın peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine,
6- Yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği Davalılar vekille temsil edildiğinden ve iki davalı yönünden red nedenleri farklı olduğundan her bir davalı yönünden ayrı ayrı 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
7-Davalı -----tarafından yapılan 491,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.