T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/983
KARAR NO: 2025/500
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/12/2024
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının ----- üzerinden "kurumsal müşteri paneli" üzerinden birtakım araç kiralama rezervasyonları oluşturduğunu araçları teslim aldığını ve kullandığını ancak sonrasında herhangi bir bedel ödemediğini, taraflar arasında akdedilen 18.10.2023 tarihli sözleşmeye davalı cari hesap ekstresi ve cari hesap ekstresine konu ödenmeyen faturaların tahsili için T.C. ----İcra Müdürlüğü-----. sayılı dosyası kapsamında davalı firma aleyhinde başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmesi üzerine müvekkili tarafından arabuluculuğa başvurulmduğunu ancak anlaşamama ile sonlandığını, davalının yaptığı araç kiralamalarına dayalı olarak kendisine tanzim edilen faturalara itiraz etmediğini bilakis ödeyeceğini kabul ettiğini ve müvekkili ile cari hesap mutabakatı da yaptığını belirterek T.C. ----- İcra Müdürlüğü -----sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın gerek sözleşme gerekse tanzim edilip itiraz edilmeyen faturalar uyarınca likit olması ve davalı borçlu tarafından haksız itiraz edilmesi sebebiyle asıl alacak yönünden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davamızın kabulü ile vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Davalı ----- 09.04.2025 günü saat ll:10'da Sayın Mahkemenizde yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığı, kayıtlarını ibraz etmeyen tarafın defter ibrazından kaçınmış ve karşı tarafın delillerini kabul etmiş sayılacakları ve haklarında 28.07.2020 tarihli ----- Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; Davacı ---- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu; Davacı ----- takibe ve davaya konu sözleşme kapsamında tanzim edildiği ileri sürülen faturalardan doğan açık hesap ilişkisinden kaynaklı davalı -----22.08.2024 takip tarihinde 62.517,71 TL, 30.09.2024 tarihinden itibaren de 64.133,61 TL alacaklı olduğu; Davalı ----- 09.04.2025 günü saat ll:10'da Sayın Mahkemenizde yapılan bilirkişi incelemesinde hazır bulunmadığı, Sayın Mahkemenize delil, belge ve defterlerini ibraz etmediği, ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişi bildiriminde de bulunmadığından davalı ----- kanuni defterleri ve kayıtları incelenemediğinden taraf kayıtları arasındaki farklar konusunda bir görüşün bildirilemediği; Davacının davaya ve icra takibine konu ettiği e-faturaları davalı şirkete merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda usulune uygun tebliğ ettiği, e-faturaların BS-BA formlarına konu edildiği, dava dosyası içeriğinde herhangi bir iade faturasının görülmediği, tarafların 2023, 2024 yılları Ba Bs formlarında mutabık oldukları;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, açık hesap ilişkisine dayalı genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturaya dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.Mahkememizce 02/04/2025 günü yapılması istenilen defter incelemesine davalının hazır olmadığı duruşma olan 1 nolu celsede karar verildiği, davalı yana inceleme gün ve saatinin tebliğ edildiği, davalının ticari defterlerini dosyaya ibraz etmediği gibi dava dosyasına ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişiyi bildirmediği, hazırlanan 29/04/2025 tarihli bilirkişi raporu taraflara tebliğ edildiği, tarafların süresi içerisinde bilirkişi raporuna karşı beyan veya itiraz dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.Mahkememizce gerekli ihtaratlar yapılmak suretiyle ticari defter incelemesine ilişkin ara karar kurulmuş ve davacı tarafından ticari defterleri incelemeye ibraz edilmiş ancak davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi uyarınca ticari defterlerin delil niteliği göz önüne alınarak davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi ve davacının ibraz etmesi halinde ticari defterlerin ne yönde delil teşkil edeceğinin üzerinde durulması gerekmektedir. Davacı taraf davalıya faturada dayalı açık hesap ilişkisinden kaynaklı bakiye alacağının bulunduğunu ileri sürmektedir. Davalı taraf ise dosyaya cevap dilekçesi sunmamış duruşmalara iştirak etmemiştir. Mahkememizce ticari defterlerin incelenmesine ilişkin kurulan ara karar sonrasında davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmeyip davacı taraf defterlerini ibraz etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinin 7251 sayılı kanunla değiştirilmesi neticesinde bir tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde ibraz eden tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı belirtilmiştir. Davacının sunmuş olduğu ticari defterleri neticesinde yapılan incelemede davalının davacıya takip tarihinde 62.517,71 TL borçlu olduğu, tarafların 2023 ve 2024 yılları BA-BS formlarında mutabık oldukları, davacının icra takibine konu ettiği e faturaları davalı şirkete usulune uygun tebliğ ettiği, 8 günlük yasal süresi içerisinde iade faturası düzenlemediği anlaşılmakla davacının ticari defterleri esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu -----. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.
Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay -----Hukuk Dairesi’nin ----- Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE; davalı tarafından ---. İcra Dairesinin ----- sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin DEVAMINA,
2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak olan 62.517,71 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 4.270,58 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 755,06 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan bakiye 3.515,52 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 755,06 TL peşin harç toplamı 1.182,66 TL ile 10.120,00 TL (bilirkişi ücreti, kep reddiyatı, posta masrafı, elektronik posta masrafı) olmak üzere toplam 11.302,66 TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Davacı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.