T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/10 Esas
KARAR NO: 2025/1087
DAVA: Ticari şirket paylarının iptali ve tescili, pay değeri
DAVA TARİHİ: 05/01/2022
KARAR TARİHİ: 24/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari şirket paylarının iptali ve tescili, payların bedelinin tahsili davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ---- evli olduğunu, davalılardan ---- aynı şekilde evli olduğunu, davalı ---- ise yeğenleri olduğunu, diğer davalılardan ----- her iki ailenin %50 - %50 ortağı ve aile fertlerinin hisse sahibi oldukları şirket olduğunu davalılardan ----- ise bu şirkette sonradan hisse sahibi olan kişiler olduğunu, müvekkillerinden --- ile davalılardan ---- arasında uzun yıllara dayanan değişik alanlarda ortaklık ve aile ilişkilerinin olduğunu, bu amaçla ortak oldukları birden fazla şirket kurarak birlikte ticaret yaptıklarını, söz konusu şirketlerin yönetiminin, idari ve finans işlerinden daha çok davalı ------ yaptığını, uzun yıllara dayanan bu ilişki sonucu oluşan güven olgusu karşısında çoğu zaman müvekkiline ait nakit para, araç, taşınmaz vs. mallar ile kıymetli eşyaların --------- uhdesinde ve kontrolünde bulunduğunu, bu yoğun ve hacimli işlemler sonucunda davalı ------ müvekkilleri nezdinde olağanüstü bir güven duygusu yarattığını, tarafların ailece görüşmesi sonucu birlikte başka bir aile şirketi kurma fikrinin ortaya çıktığını ve bu fikir doğrultusunda her iki ailenin %50-%50 oranında eşit şekilde ortak olacaklarını fakat tüm aile bireylerinin hisse sahibi olacağı bir şirket kurma kararı aldıklarını, bu amaçla müvekkillerinin ilk 3 davalı ile birlikte,----------- açmak ve işletmek amacıyla,------ tarihinde; %40 -------, %10-----, %5 ---- %5 -----%40 ------- oranlarında hisse sahibi olarak her iki aileye %50-%50 olacak şekilde kurduklarını, döviz bürosu açmak amacında olan müvekkili ile davalı şirket ortaklarının, ilgili yasa, mevzuat ve ---- doğrultusunda sermaye arttırımını yaptığını, döviz bürosu faaliyet izni için başvuru ücreti ve teminatın yatırıldığını, faaliyet belgesi için gerekli şartların sağlanması üzerine ----- adresinde döviz bürosunun açılmış olduğunu, bu adreste aktif olarak faaliyet gösterdiğini, şirketin halihazırda ve resmi olarak ------adresinde faaliyetini sürdürmekte olduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren müvekkillerinden ---- senesinde geçirmiş olduğu kalp krizi rahatsızlığı anına kadar şirketi birlikte yönettiklerini, fakat müvekkilinin ----- müteakip yıllarda yaşamış olduğu kalp, böbrek vb. ciddi rahatsızlıklar ile yaşa bağlı olarak yaşamış olduğu sağlık problemleri sebebiyle bütün işlerin idaresinin davalılardan ---- kontrolüne geçtiğini, davalı----- her geçen yıl "işlerin eskisi gibi olmadığını, işlerin kötüye gittiğini, maliyetleri karşılayamadıklarını, şirketin kendini ancak idare edebiliyor olduğunu, söylerek kendisine duyulan yoğun güven duygusunu da kullanmak suretiyle müvekkillerini bu söylemlere inandırdığını, hal böyleyken davalılardan ----- bir araya gelerek sanki müvekkillerinin de hazır olduğu şirket toplantısının tertip edilerek müvekkillerinin sahip olduğu----%40 ve ---- %10 hissesini davalılardan ---- devredilmesine yönelik ----- tarih ve ---sayılı kararı alarak ---tescil edilmeksizin -----yevmiye sayılı onayıyla --------- ilanının yapılarak devrinin gerçekleştirildiğini, ------ kayıtları incelendiğinde sonrasında ise davalılardan ------bir şekilde şirket ortaklığından çıkarılmış olduğunu ve şirketin sadece davalılardan -----hissedar oldukları bir süre sonra ise hisselerinin tamamını davalılardan ----- devrettiklerini ve bu davalının şirketin tek ve son maliki ve yetkilisi olduğunun açıkça görülmekte olduğunu, davalılardan ------- bir takım söylemler sonucu müvekkillerini bu şekilde oyalamış olduğunu diğer davalılar ile birlikte hareket ederek müvekkillerinin haberi olmaksızın müvekkillerinin hisselerini silsile halinde diğer davalılara devrini sağladıklarını, müvekkillerin bu devir işlemlerinin yapılması sırasında hazır olmadıkları ve böyle bir kararın alındığından bilgilerinin dahi olmadığını, karar altında ve isimlerine atfen atılı bulunan yazı ve imzaların müvekkillerine ait olmadığını, bu müvekkillerinin sahip oldukları hisselere ait bedeller ile faaliyet gereği yatırılan teminattaki hisse paylarına ilişkin herhangi bir ödemenin yapılmadığını, müvekkilleri ile ilk 3 davalı arasında bu şirket dışındaki hukuki ilişkilerin tasfiyesine yönelik -------- ayı ve sonrasında taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde dava konusu şirketin ve şirketin hisse durumunun sorulması üzerine davalı tarafın buna ilişkin buna ilişkin geçiştirici ve tatmin etmeyen beyanlarda bulunması üzerine yapılan araştırmalar sonucu müvekkillerine ait silsile halinde davalılar arasında hukuka aykırı şekilde devrinin yapıldığının tespit edildiğini, bu devir aşamalarının hiçbirinde müvekkillerinin yer almadığı gibi herhangi bir ödeme de almadıklarını, tüm bu sebeplerden dolayı ------- %50 hisse payının iptali ile müvekkillerinden -------%40 ve -----%10 oranındaki hisselerinin adlarına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde müvekkillerinden ---- için 7.000,00 tl, müvekkillerinden ---- için ise 3.000,00 tl şirket hisse bedeli ile şirketin faaliyeti açısından zorunlu olarak yatırılan teminat bedelinden müvekkillerinden ----- için 7.000,00 tl, müvekkillerinden ----için ise 3.000,00 tl teminat bedeli olmak üzere genel toplamda şimdilik 20.000,00 tl'nin devir tarihi olan 30.10.2013 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını, talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalılar ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar ---- ile müvekkilleri ---- karı-koca olduğunu, ve diğer müvekkili ------- yeğeni olduğunu, davacıların da kabulünde olduğu üzere iki aile arasında uzun yıllara dayanan ortaklık ve aile ilişkilerinin söz konusu olduğunu, bu amaçla ortak oldukları birden fazla şirket kurarak birlikte ticaret yaptıklarını, her iki ailenin de bu ticari ilişkiden ekonomik olarak kazançlı çıktığını, bu nedenle, karşılıklı olarak her iki tarafın da olağanüstü güven duygusu ile hareket ettiğini, güven duygusunun davalı şirketin kuruluşu ile inşaa edildiğini, davacı tarafın her iki aileyide anlatırken olayları değiştirerek mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, taraflardan ---ile müvekkili -----esnaflık yaparken tanıştığını, sonrasında --- yılında taraflar ----- hissedar olmak suretiyle----- no'lu bağımsız bölümünü satın aldığını, ------ yılında kendi adına vergi başlangıcı yaptığını ve ---- sigortalı çalışanı olarak yanında çalışmaya başladığını, -------- kurularak Büyükçekmece adresinde faaliyet göstermeye başladığını, dava dilekçesinde belirtilenin aksine, ------ yılından önce tarafların birlikte şirket kurma veyahut ortaklık durumlarının söz konusu olmadığını, tarafların ortaklık ilişkisine bağlı ticari faaliyetinin bu şirket ile başladığını ve her iki tarafta da güven duygusunun bu iş-şirket ile inşaa edildiğini, davacı ----yılında geçirdiği kalp krizi nedeniyle şirket yönetimini müvekkili ----- bıraktığı yönündeki beyanların gerçeği yansıtmayan beyan olduğunu, müvekkili ----- şirket hissedarı olmakla birlikte fiilen asıl işin müvekkili ---- tarafından yürütüldüğünü, davacı----birtakım sağlık sorunları yaşadığını; ancak tüm işi müvekkili -----üzerine bırakmasındaki sebebin, sağlık sorunları olmayıp yaşamayı tercih ettiği hayat tarzından kaynaklandığını, davacı ----av merakı nedeniyle şirketten edindiği birikimler ile ------ satın aldığı ev civarında hafta içi- hafta sonu ayrımı olmaksızın avlanmaya çıkan ve yoğun bir şekilde alkol tüketen birisi haline geldiğini, bu nedenle, zaman içerisinde düzenli bir şekilde iş yerine gelmeyen ve uyuma/uyanma saatleri olarak düzenli bir hayatı olmayan bir kişiye dönüştüğünü, davacının yaşam tarzında yaşanan değişiklik sonrasında iş yerine düzenli bir şekilde gelmeyi bıraktığını, tamamen özel hayatını yaşamaya başladığını, davacıların iddia ettiği gibi sağlık nedeniyle iş yerini bırakmış olmadığını,--- yılında davalı ----- yılında davacıların kızları ------ %50 hissedar, müvekkilleri----- %25-%25 hissedar olduğu ------unvanlı diğer bir şirketin kurulduğunu davacılar ile müvekkileri ---- yıla yakın ---- ilçesinde aynı sokakta ikamet ettiğini, ---- müvekkilleri -------davacıların kızı ----eşi ile, davacılar ----- yaşamaya başladıklarını, ------ itibarıyla ve halen daha aynı sitede aynı sokakta komşu olarak bulunmakta olduklarını, davacılar ile müvekkilleri arasındaki ilişkinin ticari boyutun ötesinde adeta aile kavramına evrildiğini, tarafların, aynı sokakta ikamet ettiğini, birlikte tatillere gittiğini, davalı müvekkillerinden ---- kız isteme merasimini birlikte gerçekleştirdiklerini, davalı ----ile davacıların kızı -----düğün törenlerinin dahi aynı yerde yapıldığını, dava konusu davacıların hisse devri işlemini----- yılında gerçekleştikten sonra ---- annesi ---------- yılı nisan ayında vefat ettiğini, davanın tarafları ve diğer tüm aile bireyleri bir arada olmak suretiyle taziye sürecini paylaştıklarını, davalı müvekkili ------ yılı nisan ayında gerçekleşen nikah töreninde davacıların müvekkilleri ile birlikte bulunduklarını, davacı ------ annesinin ----yılı ağustos ayında vefat ettiğini tarafların taziye sürecinde bir arada bulunduklarını, davacıların da ikrarı ile ---- kadar fiilen davacı ----- ve müvekkili ---- tarafından yönetildiğini,----- yılından sonra davacı ------- devamlı ava çıkması, alkol tüketimi ve diğer özel hayatı nedeniyle işe gelmeyi günden güne azaltması neticesinde fiziken tüm iş yükünün müvekkili ------- üzerinde kaldığını, şirketin 2010 yıllarında giderek küçülmeye başladığını, kredi ihtiyaçlarının doğduğunu, eskisi kadar kar elde etmemeye başladığını, davacı ---- fiilen şirket ile her geçen gün bağını azalttığı için --- yılında davacıların hissesini ---- kiracısı ve kızının ortak olduğu ------------ muhasebecisi olan --------- sattıklarını, netice itibarıyla, dava konusu şirketin tam olarak 29 yıl önce kurulduğunu, somut olayların bu şekilde gerçekleştiğini, dava konusu şirketin kuruluş ve işleyişinin 29 yıl önceki şartlara göre değerlendirilmesinin gerekmekte olduğunu, zira, hali hazırda ülke koşullarına bakıldığında; sadece pandemi öncesi işleyiş ile pandemi sonrası işleyişte bile ciddi farklılıkların olduğunun aşikar olduğunu, 29 yıl öncesinde dava konusu şirketin kuruluşunun, toplanmasının, muhasebe işlemlerinin de aile şirketi olması, güven duygusunun esas olması gibi nedenlerin dikkate alınmasını talep ettiklerini, şirketin kurulduğu tarihten itibaren her bir hissedarının birbirine oldukça güvendiği için ve toplantıların zaman zaman hazır bulunulmadan, evrak üzerinde hazırlanmış bir şekilde ; ancak ortakların farklı yerlerde farklı zamanlarda imzaladıklarını, bu nedenle, dava konusu işlemin taraflar hazırken mi yoksa evrak üzerinden mi imzalandığını müvekkillerinin bilmemekte olduğunu ancak, bu devirin gerçek bir devir olup o tarihten sonra davacıların şirketle olan fiili ve hukuki her türlü bağını kopardığını, hali hazırda kiracıları olan diğer davalı -------- hisselerini devraldığını, bir süre müvekkilleri ile birlikte----- şirketi yönettiğini, ----hisselerini müvekkili ---- tarafından devralınmış olduğunu ---- yılında ise tüm hisselerin tek hissedar ----- satıldığını, aileler arasındaki ticari faaliyetin ----- kuruluşundan ---- yılında davacılar ----- kızları ----- (%50), müvekkilleri ----(%25)'in ile -----(%25) 'in de ortak olduğu ----- kurulduğunu, kuyumcu dükkanının----------- bağımsız bölümde faaliyet gösterdiğini, döviz işletmesinin (davalı -------.) de ------------zemin kat ----- no'lu bağımsız bölümde faaliyet gösterdiğini, bu iki bağımsız bölümde de davacı ---- müvekkili ----%50 hissedar olduğunu, davacı ------ yılında hisse devri yapmasına müteakip bizzat kendisinin 1/2 hissedar olduğu taşınmazda ----- bir süre daha aktif ticari faaliyetini sürdürdüğünü, davalı -----unvanlı şirketteki tüm hisselerin diğer davalı ---- isimli üçüncü bir şahısa devredilmesi sonrasında iki dükkan arasındaki duvarın yıkıldığını,----- itibarıyla iki dükkan arasındaki duvarın yıkılması ve -------iki dükkanda faaliyet göstermesinin kararlaştırıldığını, dükkanların uzun süre büyük bir tadilat aşamasına geçtiğini, hatta bu süre zarfında ------aynı sokakta başkaca dükkanda faaliyetini sürdürdüğünü, tadilat sonrasında her iki bağımsız bölümün ------ kullanımına geçtiğini, döviz adı altında bir işletmenin kalmadığını, davacı ---- her iki bağımsız bölümde de -------- olduğunu, kızının %50 hissedar olduğu şirketin iki dükkanını kullanmasının, dükkanlar arasındaki duvarın yıkılmasına ilişkin tadilat aşamalarından bilgisinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ------ her iki bağımsız bölümü kullanmaya başladıktan sonra---- ile müvekkili ---- ödemelerinin de -------- yapılmaya başladığını, davacıların hisselerinin devredildiğini bilmedikleri iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, huzurda görülmekte olan davanın arabuluculuk şartına bağlı olduğunu davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, hisse devri işleminin tarafı olmayan müvekkilleri yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, dava konusu teminatın ---- yılında şirket hesaplarına iade edildiğini, devir tarihinde ------davacıların kızının o tarihte hissedar olduğu şirkette altın bozdurması neticesinde --------- ödeme yapıldığını, tüm bu sebeplerden dolayı; dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmadan başkaca inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın açılan davanın usulden reddini, hisse devrinin tarafı olmayan müvekkilleri -------- yönünden müvekkillerine husumet yöneltilmeyeceğinden husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini, zamanaşımı itirazları dikkate alınarak davanın reddini, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinde hukuki yarar bulunmadığından davanın reddini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacıların dava konusu taleplerine ilişkin gerekli harcı ikmal etmelerine karar verilmesini, davacılar tarafından müvekkilleri aleyhine açılan davada davacıların kötü niyetli olmaları sebebiyle dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan taleplerinin reddini, davacıların taleplerinden şirket kuruluşunda yatırılan teminatın ---- yılında şirket hesaplarına iade edildiğinden ilgili talebin reddini, dava konusu taleplere ilişkin edimin ifa edildiği kabul edilerek davanın reddini, yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yanlara yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalılar -----vekili ile ------- vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, davacıların yatırdıklarını iddia ettikleri bedelleri belirli veya belirlenebilir olmasından bahisle bu alacak kalemlerinin belirsiz alacak davasına konu olamayacağını, davacıların, müvekkili şirkete sermaye borcu haricinde yatırmış olduğu bir bedelin olmadığını, davacıların şirkete borç vermesinin de söz konusu olmadığından, şirketten bir alacaklarının olmasının mümkün ve muhtemel olmadığını, ---- tarihli genel kurul sermaye artışı fonlarında ve geçmiş dönem karlarından karşılanmış olduğunu, toplamda artırılan nakdi sermaye miktarının ---- olduğunu, bu miktarın ancak --------davacılar tarafından karşılanmış olması lazımken, 20.000 TL bedel yatırıldığı iddiasının da gerçeği yansıtmamakta olduğunu kaldı ki bu bedellerin likit olduğunu, belirlenebilir olmasından dolayı, talep sonucunun 2 nolu bendi yönünden dosyanın tetrik edilerek, dava şartı yokluğundan reddinin gerekmekte olduğunu, müvekkili ---- yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerekmekte olduğunu, arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğini, müvekkili ------ hisselerini usulüne uygun biçimde iktisap etmiş olduğunu, ----- tarihinden bu yana şirketin tek başına sahibi ve yetkilisi olduğunu, müvekkilinin devirden önce -------- ilanlarını incelediğini ve pay defterindeki kayıtlarla ------------ kayıtlarının birbirini tuttuğunun görüldüğünü, burada sicile güven ilkesi gereğince müvekkilinin iktisabının da korunmasının gerekmekte olduğunu, davacıların hisse devir tarihinin ----- tarihi olarak görünmekte olduğunu, davacıların yaklaşık 8 yıl 4 ay aydan bu yana, hiçbir genel kurula katılmamalarının, genel kurula çağrı yapmamalarının ,kâr payı talep etmemelerinin, hatta ortaklardan------ temsil ve iltizam yetkisinin sona ermesine rağmen, yeniden genel kurul talep edip, şirketin idaresine katılmayı talep dahi etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hayatın olağan akışının diğer ifadeyle eylemli(ya da beşeri) karine denen yaşam deneyi kurallarının da davacıların iddialarının ve taleplerinin haksız kazanç peşinde olduğunu göstermekte olduğunu,tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddini, yargılama harç ve masrafları ile ücreti vekaletinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı --------- vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ---- bu dava da ---- dışında diğer tüm tarafları tanımakta olduğunu, tüm taraflarla belirli dönemlerde belirli ticari işleri olan kişi olduğunu, müvekkilinin hali hazırda davacı --------- kızının uzun yıllar ortak olduğu ------ isimli işyerinin muhasebecisi olduğunu, ayrıca tarafların maliki olduğu işyerinin bulunduğu binada yaklaşık 7 yıldır muhasebecilik yapmakta olduğunu, davacıların dava dilekçelerinde bahsettiği üzere müvekkili ile davacılar arasında güven duygusunun üst seviyede olduğunu, huzurdaki davaya kadar müvekkili ile davacılar arasında tek bir tartışma ya da tek bir hukuki mevzunun olmadığını, esasen bu davanın müvekkiline açılmış olsa da davacıların ------aralarında var olan çok sayıdaki davanın bir yansıması olduğunu, asıl amacın dava neticesinde bir kazanım elde etmek olmadığını; psikolojik olarak davanın taraflarını etkilemek olduğunu ve yine taraflar arasında husumet yaratmakta olduğunu, müvekkilinin davacılara karşılığını ödeyerek dava konusu şirketin hissesini satın aldığını, hisse bedelinin tamamının davacı --- ödendiğine dair sözleşmenin mevcut olduğunu, müvekkilinin ----- dışında tüm tarafları tanıdığı için şirket hissesini satın aldığı dönemde taraflar arasında herhangi bir husumet var olsaydı bu hisseyi ---yılında satın almayacağını , müvekkilinin satın aldığı dönemde ---- ailesi ve ---ailesinin dava dışı olan -------- davacıların kızı ile ortak olmaya devam ettiklerini, ancak döviz işlerini yapan davalı şirkette ise davacıların ayrılmak istediklerini, müvekkilinin de kendisi adına iyi bir yatırım olacağı düşüncesi ile şirketin %50 hissesini satın aldığını , davacıların davalı şirketteki hissesini satmak istediklerinde öncelikle yakınlarına duyurduklarını; zira şirkete yabancı birisinin ortak olmasını istemediklerini, müvekkilinin de talip olduğunu, bedelini ödediğini ve--- yılında satın aldığını, müvekkilinin beklediği geliri şirketten sağlayamadığını kendisi açısından çok iyi bir yatırım olacağını düşünerek aldığı hisseyi getirisi iyi olmadığı için ----- sattığını, sonrasında müvekkilinin bu şirket ile herhangi bir bağının kalmadığını ancak davacıların kızı ile ------ ailesinin diğer şirketlerinde muhasebeci olarak çalışmaya ve davacıların kiracısı olmaya devam ettiğini, müvekkilinin --- ya da ------ Ailesi ile bu davaya kadar herhangi bir husumetinin olmadığını , ancak tarafların kendi aralarındaki başka mevzulardan dolayı müvekkilinin bu şekilde mahkemeye verilmesinin müvekkilinde her iki aileye karşı güven sorunu oluşturduğunu, müvekkillinin şirket hisse devri ile ilgili kendisinin dolandırılmaya çalıştığını düşünmekte olduğunu , bu nedenle davacılar hakkında ------ suç duyurusunda bulunduğunu, ------ arasında var olan anlaşmazlığın bir yansıması olduğunu, zira müvekkili ile halen davalı şirketin önceden ve ------- halen daha faaliyet gösterdiği adresindeki aynı bina da başka dairede çalışmakta olduğu için olayları görmekte ve duymakta olduğunu, taraflar arasında çok sayıda davanın olduğunu, müvekkilinin de işyerinde konuşulanlardan vakıf olduğu kadarıyla her iki tarafında birbirinden alacaklı olduğunu beyan ettiğini duymakta olduğunu,müvekkilinin taraflar arasında başka hukuki mevzularda kimin haklı kimin haksız olduğunu bilmediğini; bu dava da müvekkilinin de davalı gösterildiği için davacılar tarafından aradaki ilişkiye çekildiğini , müvekkili ile davacılar arasında ---- yılında yapılan devir işleminden bu zamanda kadar davacıların hiçbir surette sözlü ya da yazılı bir yakınmasının olmadığını, tüm bu sebeplerden dolayı, müvekkilince davacılara hisse karşılığından ödenen miktarı (150.000,00 TL) sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödeme gününden itibaren ticari faizi ile birlikte iade isteme haklarını saklı tuttuklarını, davacıların açmış olduğu dava da arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinden ayrıca 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu için usulden red kararı verilmesinin gerektiğini, tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına dair karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava şirkette ----- yılına kadar hissedar ortak olan davacıların hisselerini ---- yılında davalı ---- devir edip etmedikleri, bu devir mukabilinde davalının devir bedelini davacılara ödeyip ödemediği, davalı yanca ibraz edilen ---- tarihli hisse devir protokolündeki imzanın davacı ---- ait olup olmadığı, Şirketteki hisselerini----yılında davalı --- satan davalılar ------karşı hisse devir bedelinin tahsili ve yatırıldığı iddia olunan teminat bedelinin tahsili istemlerinin bu davalılar karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği, Yine hisse tescil talebi yönünden bu davalıların pasif husumet ehliyetleri olup olmadığı, Şirkette hali hazırda hissedar olmayan ------ karşı hisse payının iptali ve tescil talebinin ileri sürülmesinin hukuken mümkün olup olmadığı yine bu davalının da iddialar kapsamında pasif husumet ehliyeti olup olmadığı, şirketin hali hazırda tek hissedarı olan ------ karşı şirket tüzel kişiliğinden ayrı olarak hisse tescili veye hisse bedellerinin tahsili, teminatın tahsili istemlerinin ileri sürülüp sürülemeyeceği, bu kişinin pasif husumeti olup olmadığı, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davanın arabulucuya tabi olup olmadığı, ve iddia ve savunmalar kapsamında davacıların hisselerin adlarına tescili talebinin yerinde olup olmadığı, bu mümkün değil ise hisse bedeli ve teminat bedeli tahsili taleplerinin yerinde olup olmadığı, bu ihtimalde hisse bedeli ve teminatın miktarını ne olduğuna ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmaları yukarıda özetlenmiştir. Her ne kadar davalılarca davanın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüş bilirkişi raporunda da TBK'nın 147/4. Maddesi uyarınca davanın zamanaşımına uğramış olabileceği yolunda kanaat bildirilmiş ise de TBK'nın 147/4. Maddesi " bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri , temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki ALACAKLAR" için beş yıllık zamanaşımı uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda davacıların terditli birinci talebi hisse devirlerinin iptali ile hisselerin kendileri adına tescili olduğundan yani alacak istemi olmadığından, mülkiyet hakkı ihlalinden kaynaklı iptal ve tescil istemi olduğundan davalıların zamanaşımı define ve bilirkişi heyetinin bu yöndeki red görüşüne itibar edilmemiştir. Davacı dava dilekçesinde safahatı anlatarak davacılara ait hisselerin ----- ondan da ---- devredildiğini en son da ------devredildiğini belirterek bu devirlerin tamamımın muvazaalı olduğunu ileri sürerek hisselerin tekrar adlarına tescili talep edildiğinden yani davalıların iş birliği içerisinde hareket ettikleri ileri sürüldüğünden herhangi bir davalı yönünden hisse devir sözleşmesinin tarafı olmaması gerekçesi ile pasif husumet yokluğundan red yoluna gidilmeyerek davanın esasına girilmiştir. Mahkememizce tarafların tüm delilleri toplanmış, tanıklar dinlenmiş, hisse devir sözleşmesinde bulunan imzanın ----ait olup olmadığı hususunda ----- rapor alınmış keza hisse devir sözleşmesinde imzası olmamakla birlikte davalı şirket ortaklar pay defterinin ----Sayfasında davalı ----- devri bildiğine dair kayıt olması nazara alınarak ortaklar pay defterinde bulunan bu imzanın davalı ----ait olup olmadığı hususunda ---- rapor alınmış, şirket kayıt ve defterleri ve tüm dosya kapsamında alanında uzman mali müşavir ve ticaret hukuku akademisyen bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmiştir. ---- isim ve imzası bulunan ------ tarihli protokolde; ----- vergi kimlik numaralı ------ benim ve eşim ------değerindeki % 50 orana isabet eden hisselerimizi------devrettik. Karşılığında ----nakit olarak aldım. Benim ve eşimin----- alacağımız kalmamıştır” beyanının bulunduğu görülmüştür.Söz konusu hisse devir protokolünde bulunan yazı ve imzanın davacı ----- ait olduğu adli tıp kurumunun ----- tarihli raporu ile nihai olarak tespit edilmiştir. ----- pay defterinde bulunan imzanın ise -----olup olmadığının tespit edilemediğini belirtmiştir. Bilirkişi heyeti raporunda neticeten ----1. Davalı şirketin ---- yıllarına ait yevmiye ve envanter defterlerinin kapanış tasdiklerinin olmadığı, inceleme sırasında şirketin ---- (dahil) yıllarında elektronik defter kapsamında olduğu beyan edilerek ibraz edilen flash bellekte ---- yıllarına ait e-defter kayıtlarının bulunduğu,------ ticari defter kayıtlarının bulunmadığı, ayrıca, inceleme sırasında ibraz edilen---- envanter defterlerinin yazılmamış olduğu, --- yıllarına ait envanter defterlerinin ibraz edilmediği, Davalı Şirketin ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olmadığı
2. Davacıların paylarının devrine ilişkin ---- tarihli hisse devir protokolünün davacı ----tarafından kendisi için asaleten diğer davacı eşi -----temsilen/vekaleten imzalanmış ve bu hususun -----raporu ile sabit olması, dava konusu hisse devirlerinin üzerinden yaklaşık 8 yıl geçtikten sonra dava açılmış olması, davacıların pay devrine ve şirkette hiç hisselerinin kalmadığına dair --- nolu yönetim kurulu kararının --- ----- ilan edilmiş olması ve TTK.m.36/1 gereğince ilanın etkisi, geçen sürede davacıların davalı şirketteki pay sahipliklerinin devam ettiğine dair herhangi bir delile rastlanmamış olması, şirket sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki davaların 5 yıllık zamanaşımına tabi olması (TBK.m.147/4), söz konusu hisse devriyle dava tarihi arasında geçen sürede davacıların şirkette pay sahipliğine ve ödenmediği iddia edilen hisse devir bedelinin tahsiline yönelik talepte bulunmadıkları hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı-----hisselerinin, kendisinin bilgisi ve onayı ile eşi tarafından devredilmiş olabileceği ve bu aşamada pay devrinin geçersizliğini ileri sürülemeyeceği yönünde kanaat oluştuğuna..." dair görüş bildirmiştir. ------- Sayılı ilamında "...Davalı şirket, ----- tarihinde ------- tescil edilerek kurulmuş olup, tescil edilen kuruluş anasözleşmesine göre şirket ortakları----------oluşmaktadır.Anasözleşmenin 6. maddesinde payların devrine ilişkin düzenleme mevcut olup, buna göre hisselerini devretmek isteyen hissedarların öncelikle diğer hisse sahiplerine yazılı bildirimde bulunarak hisselerini satmayı teklif etmek zorunda oldukları, hissedarların bu bildirimi aldıkları tarihten itibaren 30 günlük bir sürede teklif edilen hisselerin bedelini ödeyip, alımı tamamlamaz ise satıcının hisselerini bir üçüncü şahıs alıcıya ve diğer hissedarlara teklif edilen bedelden aşağı olmayacak bir fiyattan satabilecekleri, pay senetlerinin devrinin yönetim kurulunun onayına bağlı olduğu hususları düzenlenmiştir. Bu madde ile pay devirlerinde bağlam hükmü getirilmiş olup, buna uyulmaması hali devir sözleşmesinin feshini isteme hakkını verirse de her hakkın olduğu gibi önalım ve fesih hakkının kullanımı da MK'nın 2. maddesi ile sınırlıdır.Somut olayda, pay devirlerinde anasözleşmenin 6. maddesinde düzenlenen bağlam hükmünün uygulanmadığı, anılan maddedeki koşullar uygulanmadan yapılan pay devirlerinin kabul edilerek pay defterine kayıt edildiği, davalı şirketin üç büyük hissedarından biri ve aynı zamanda davacının eşi olan ----- davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olup, ----- kendisi tarafından da anılan bağlam hükmüne uyulmadan pay devirlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda, şirket ortağı olmasının dışında davalı şirketin eski büyük hissedarlarından birisi ve yönetim kurulu üyesi ------eşi de olan davacının gerek eşi tarafından uzun yıllardır yapılan işlemlerden gerekse davaya konu pay devirlerinden haberdar olmaması hayatın olağan akışına aykırı bulunduğundan davacının uzun yıllar hiçbir itiraza uğramadan yapılan pay devirlerine yönelik işlemlerin anasözleşmeye aykırılığını ileri sürerek yok hükmünde sayılmasını istemesi, somut olayın özellikleri dikkate alındığında MK'nın 2. maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil ettiğinden davacının bu yöndeki isteminin de reddine karar verilmesi gerekirken bu yönler değerlendirilmeden yazılı şekilde pay devirlerinin geçersiz sayılması doğru olmadığı gibi.." belirtmiştir. ------ Sayılı ilamında ''...Pay devirlerinin gerçekleştiği ------- tarihinden bu devir işlemlerine davacının itiraz ettiği 2010 yılına kadar davalı şirkette 2 adet genel kurul toplantısı yapıldığı, yapılan genel kurul toplantılarında alınan kararların ve şirketin ortaklık pay cetvellerinin ------- ilan edildiği, özellikle davalı şirketin aile şirketi statüsü de göz önüne alındığında davacının 6 yıl gibi uzun bir süre boyunca suskun kaldıktan sonra davaya konu payların devredildiğini bilmeme ihtimalinin hayatın olağan akışına aykırı olduğundan TMK'nın 2.m. düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı kapsamında kaldığı... Bahse konu devirlerden pay sahibi ...'nin haberdar olduğunun ve bu devirlere icazet verdiğinin kabulü gerektiği, aynı zamanda davacının 11 yıl gibi uzun bir süre suskun kaldıktan sonra pay devri gerçekleştirmediği yönündeki itirazının TMK'nın 2. m. düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı ile çatıştığı da gözetilerek açılan davanın reddine yönelik kararda bir isabetsizlik olmadığı...'' belirtmiştir. Türk Medeni kanunun 2. Maddesi " Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. " hükmünü getirmiştir. Bir kimsenin davranışlarında tutarlılık bulunmasını gerektiren bir prensip yoktur. Fakat bir hukuki ilişkide bir kimse davranışı ile karşı tarafta esaslı bir güven uyandırdıktan sonra, artık bu davranışına aykırı tutum takınamaz -------“bir hakkın kullanılması açık bir haksızlık doğuruyorsa, kanun bu hak kullanmayı, bu hakkı korumaz..kötüye kullanmanın başladığı yerde kötüye kullanılan hak sona erer..Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması ilkeleri emredicidir..dürüstlük kuralı , hukukun tamamında geçerli bir genel ilke, üstün norm olduğu için hakimi hem bağlar hem de yol gösterir.Yasal sınırlar içinde kullanılan ve başkasını gereksiz yere zarara sokmayan hak gerçek hak, kötüye kullanılan hak ise görünüşte hak olarak adlandırılmıştır..hakkın kötüye kullanılması yasağı kamu düzeni ile ilgilidir.Karşı tarafta güven uyandırdıktan sonra davranışını değiştirmek veya yeni ya da öncekinden tamamen farklı bir davranışta bulunarak karşı tarafı hukuken elverişsiz duruma sokmayı hukuk düzeni kabul etmez.Çünkü karşı tarafın güvenini boşa çıkarmak, sonraki davranışı ile önceki davranışını ve sonuçlarını tamamen ortadan kaldırmak hakkın kötüye kullanılmasıdır.Anonim şirketlerde, esas sözleşmede aksine bir düzenleme bulunmadıkça, gerek payların gerekse pay senetlerinin devir edenle devir alanlar arasında serbestçe devredilmesi esastır (TTK.m.491/1). ---- hisse devri esas sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça alacağın temliki hükümlerine göre, yani yazılı devir sözleşmesiyle yapılır. Nama yazılı paylar bakımından ilaveten pay devrinin pay defterine işlenmesi de gerekir (TTK.m.499/1,4). Davacıların paylarının devredildiği 2013 itibariyle pay bedellerinin ödenmediğine dair bir iddia olmadığından, davalı şirket yönünden pay devri yönünden TTK.m.491/1 anlamında kanuni sınırlama (bağlam) söz konusu değildir.Şirketin ----- ilan edilen kuruluş ana sözleşmesinin Sermaye ve Hisse Senetlerinin Nevi başlıklı 6. Maddesine göre, ----- sermayeye karşılık 1.000 paya bölünmüş ve bunlardan 100 adedi davacı ---- 400 adedi davacı ----- aittir. Sermayenin tamamı taahhüt edilmiş ve ödenmiş olup hisse senetlerinin kurucu ortaklar dışındaki kişilere devrinde 30 gün içerisinde kurucu ortaklarda aranan ilgi ve belgelerle ------- başvurulur.Esas sözleşmenin bu hükmü pay devrini şirketin onayına bağlamamış, şirketin iştigal konusu itibariyle kuruluşu, esas sözleşme değişikliği ve ortak değişikliği işlemleri ---------- iznine tabi olduğundan pay devrini takiben 30 gün içinde gerekli başvurunun yapılarak izinlerin alınması amaçlanmıştır. Dolayısıyla pay devri yönünden kurucu işlem devredenle devralan arasında yapılan yazılı devir sözleşmesidir. Pay defterine kayıt zaten kurucu değil, pay sahipliği haklarının şirkete karşı ileri sürülebilmesi açısından gerekli olan açıklayıcı bir işlemdir. Somut olayda, davacı---- davacı---- şirketteki tüm hisseleri ---- tarihli hisse devir protokolü ile davalılardan ---- devredilmiştir. Devir protokolünde devir bedelinin nakit olarak alındığı, devralandan ve şirketten alacaklarının kalmadığı da açıklanmıştır.Eldeki davada davacı ---- karı koca oldukları, hisse devrinin koca tarafından kendisi için asaleten eşi için temsilen/vekaleten yapıldığı, devir bedelinin koca tarafından tahsil edildiği tespit edildiği halde somut olayda her iki davacı devrin geçersiz olduğunu iddia etmektedir.Söz konusu hisse devir protokolünde bulunan imza ---- ait olduğundan bu davacının tüm istemleri yersizdir. Davacı kadın yönünden ihtilaf bulunmaktadır. Zira bu davacının eşine verdiği bir vekaletname olmadığı görülmüştür. Davacı --- söz konusu hisse devir bedeli eşi tarafından tahsil edildiği halde bu işlemden haberdar olmadığını, halen şirket hissedarı olduğunu ileri sürmektedir. Türk borçlar kanunu bakımından vekalet akdinin geçerliliği için kanunda herhangi bir yazılı şekil şartı getirilmemiştir. Sadece kanıt açısından yazılı yapılması önem taşır. Ancak bazı işlemler özel şekil şartına tabi olduğundan bu konuda verilen vekaletin re resmi şekilde verilmesi gerekir. Örneğin araç satımı, gayrımenkul alım satımı, noter önünde ve resmi görevliler önünde yapılacak iş ve işlemlerde mutlaka noterden verilmiş yazılı vekaletname olması şarttır. Somut olaydaki işlem resmi merciler önünde yapılacak bir işlem değildir. Şirket paylarının Alacağın temliki hükümlerine göre devredileceği açıktır. Tarafların karı koca olmaları, hisse devir sözleşmesinde bulunan imzanın davacı ---- ait olduğunun kesin olarak --- raporu ile tespit edilmiş olması, bu devirde davacının hem kendi hem de eşinin payını devir etmiş olması, ve parayı tahsil etmiş olması, devrin ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiş olması keza aradan çok uzun zaman geçmiş olması, bu sureçte davacıların şirkete hiç uğramamış olmaları nazara alındığında davacı ----- devirden haberdar olmadığını beyan etmesinin hayatın olağan akışına aykırı ve dürüstlük kuralına da aykırı bir davranış olduğu, kimsenin kendi yarattığı güven ilkesine aykırı davranamayacağı, 2013 yılından beri şirkete uğramayan, hiçbir genel kurula iştirak etmeyen, şirketin mali durumunu, kar elde edip etmediğini, etmiş ise kar payını talep etmeyen, şirket iş ve işlemleri ile ilgili hiçbir hususu sorgulamayan davacının halen ortak olduğunu devirden haberdar olmadığını ileri sürmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır. Davacıların terditli ikinci talebi şayet paylar adlarına tescil edilmeyecek ise alacak istemine ilişkin olup TBK'nın 147. Maddesi gereği bu istemler 5 yıllık zamanaşımına tabidir.Devir sözleşmesi ve aradan geçen zaman nazara alındığında zamanaşımın dolduğu görülmüştür. Terditli davalarda terditli iki istemin de yerinde olmadığına kanaat getirilirse davanın tümden reddine karar verilir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmiş davacıların davasında haksız oldukları sonucuna ulaşılmış davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 534,70 TL harcın davacılardan tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı şirket tarafından yapılan 200,00 TL yargılama gideri ile davalı ----- tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile bu davalılara ödenmesine,
5-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine,
6-Davalılar vekille temsil edildiğinden ve red nedeni ortak olduğundan yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi hükümleri gereği maktu 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile kendisini vekille temsil ettiren davalılara ödenmesine,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle,--------Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2025