T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/624 Esas
KARAR NO: 2025/1028
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/09/2024
KARAR TARİHİ: 10/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;müvekkil şirket ile davalı şirket arasında ----- tarihli olmak üzere ---- adı altında iki sözleşme yapıldığını,---- tarihinde taraflarca imzalanan ;------tarihinde taraflarca imzalanan; ---- Sözleşmesi gereğince, ------ taahhüdünde yer alan; işbaşına nakliyesi ve üretimi işveren tarafından yapılacak ------- yüklenici tarafından serilmesi ve sıkıştırılması şeklinde yapılarak işverene teslimi işi, kapsamında yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici taraf olan müvekkil şirketi yükümlülüklerini yerine getirdiğini, işleri teslim ettiğini, Ancak sözleşmeler kapsamında işveren olarak anılan ------ Sözleşmeler kapsamında yer alan ve müvekkil şirket tarafından kesilen faturalar karşılığında , ödemelerin tamamı yapılmadığını , ihtilaf halinde ------ yetkili olduğuna dair belirleme gereğince de; Kalan alacakların tahsili içinde davalı şirket aleyhinde ---- Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ----- bahse konu iş kapsamında ---- kalan alacağının tahsili istemli ---------icra takibine davalı taraf ödeme belgesi sunmaksızın haksız ve kötüniyetli olarak, tahsili geciktirmek adına itiraz ederek takibi durdurduğunu, Müvekkil şirket sözleşme gereği olan yükümlülükleri yerine getirdiğini ancak davalı şirketten icra dosyasına konu faturalara ait alacaklarının tamamı ödenmediğini, fatura alacaklarının toplam bedeli 8.980.262,40 TL olduğunu, İcra dosyasına konu olan ve davalı şirkete kesilen faturaların tamamının Sözleşmeler kapsamında yapılan çalışmalar neticesinde, yetkililerce tanzim edilen; ''Hakediş raporları , yapılan işler listesi, puantaj tabloları, metraj, kesintiler, serim hesap ,bitümlü temel serim imalatı , binder serim imalatı , aşınma serim imalatı, pmt serim imalatı, pmat serim imalatı icmalleri'' Neticesinde netleşen,------- de iş teslimleri ve kesin kabulleri yapılan , alacaklar kapsamında düzenlenmiş , davalı şirket tarafından da kabul edilerek , ticari kayıtlarına işlenmiş kesin alacakları olduğunu, Davalı şirketten yapılan toplam ----- ödeme ve kesintiler düşüldükten sonra, kalan asıl alacak miktarı ----- olduğunu, Bunun üzerine davalı şirkete ------- No'lu icra takibi başlatıldığını, Başlatılan takibe karşı davalı şirket vekili tarafından borca itiraz talebi yapıldığını ve neticesinde icra takibi durdurulduğunu , ayrıca bir ödeme belgesi sunulamadığını, Durdurulan takip neticesinde Ticari Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davası öncesi ---------- no'lu dosyası zorunlu arabuluculuk kapsamında arabulucuya başvurulduğunu, --------tarihli arabuluculuk son tutanağında yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamadığını, dava konusu alacağımıza dair yapılan işler izah edilmiş olup, davalı tarafın hiçbir haklı neden olmaksızın, borcunu ödemeyerek müvekkil şirketin mağdur olmasına sebebiyet verdiğini, davalı şirketin borcunu ödemesi gerekirken, müvekkil şirketin hak kazandığı alacağı kötü niyetli hareket ederek ödemeyen davalının, kusurlu olduğu anlaşılacağını, Müvekkil alacağının tahsili amacıyla yasal yollara başvurduğunu, ancak ülkemizde davaların uzun sürmesi ve enflasyon sebebiyle müvekkilin uğradığı zararın arttığını, Munzam zarar, faiz ile karşılanamayan zarar olup dava konusu icra takibinin yasal faiz ile karşılanamayan ve dava konusu alacağın enflasyon karşısında uğradığı zararın tespit edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, Netice itibariyle; davalı borçlu şirketin haksız itirazının iptali ile takibin devamını sağlamak maksadıyla, sözleşmeler kapsamında muaccel ve likid olan, muayyen-tam olarak bilinebilir durumdaki borcunu ödemeyen ve başlattığımız icra takibine haksız yere itiraz eden davalıya karşı itirazın iptali ve inkar tazminatının tahsili amacıyla işbu davayı açtığını,Davalının ----- Nolu icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, Takip konusu alacağın % 50’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, enflasyondan kaynaklı munzam zararın, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını,tüm davacı talepleri bakımından zamanaşımı def'inde bulunduklarını ve huzurdaki davada esasa girilmeden davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının borcunu geç ifa ettiği iddiasına dayalı munzam zarar talebine ilişkin, bu uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğunu, Ancak davacı tarafın iş bu uyuşmazlık konusunda arabuluculuğa başvurmadan dava açtığını, Arabulucuya başvurmadan dava açılması halinde dava, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, bu sebepten davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde davacı tarafından üstlenilen işin tamamen usulüne uygun bir şekilde teslim edildiği beyan edilmişse de işin idareci tarafından onaylanmış şekilde teslim edilmesi gerektiğini, davacının dilekçe ekinde sunmuş olduğu faturaların hangi işe ait olduğunu, ne kadar iş yapılmadığını belirtmediğini, davacının teklifinde yapılan işler için kullanılan mazot-yakıt tutarlarının yüklenici olarak kendisi tarafından karşılanması yükümlülüğü altında olduğunu, ancak dilekçe ekinde sunulan faturaların aynı tutarda olduğunu, bu giderlerin düşülmeden haksız ve fahiş şekilde fatura düzenlendiğini, Davacı tarafından, Dilekçe ekinde sunulan faturaların, ton bazında fiyatlandırma yapılmış olan işlere ilişkin olduğunu, Bu nedenle fiili olarak tamamlanmış olan işlerin müvekkil İşveren ve İdare tarafından onaylanmış ve tamamlanmış olan işlere ilişkin fatura düzenlenmiş olması gerektiğini, Davacının, yapılan ve fiili olarak tamamlanan ve teslim edilen işlere ilişkin herhangi bir delil sunmadığını, fahiş bedelli düzenlenen faturalara istinaden, gerçekleştirilmemiş ve teslim edilmemiş olan mal ya da hizmetlere ilişkin alacak iddiasında bulunduğunu, Davacı, teslim edilen ve İşveren ve İdare tarafından onaylanan işlere ilişkin birim fiyatlar üzerinden hangi miktarda, tonda iş teslim ettiğini ispatlamakla yükümlü olduğunu, işin uygun ve zamanında ifa edildiğinin ispat yükümlülüğü de davacı firma üzerinde olduğunu, Afaki bir şekilde fahiş olarak düzenlenen fatura istinaden alacak talebi haksız mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, Davacı tarafından delil olarak sunulmuş olan sözleşmenin şirket yetkililerince imzalanmamış olduğundan, geçerliliğini kabul etmediklerini, mahkeme aksi kanaatte ise Borçlar Kanunu Madde 138 hükmünün sözleşmeye uygulanması gerektiğini, Davacı tarafından fiili olarak gerçekleştirilen ve İdare tarafından uygun bulunan işlere ilişkin, yapılan ve teslim edilen işlerin hakedişini hazırlayarak işveren onayına sunması ve hakedişin işveren tarafından tasdikine müteakip yüklenici tarafından fatura düzenlenmesi gerekeceğini, Hem borçlar hukuku kanunları hem de ticaret hukuku kanunları ve teamülleri çerçevesinde bir tarafa ağır yükümlülükler düzenleyen sözleşmenin, adil olmayan ve hukuka aykırı hükümleri, Şirket yetkililerince imzalanmamış olması da göz önüne alındığında, bağlayıcı ve geçerli olamayacağını, Davacı tarafından sunulan faturaların yapılan hani fiili işlere ve teslim edilen işlere ve onaylanmış hakedişlere uygun olduğu Davacı tarafından ispatlanamadığını, Davacının, yakıt bedelinden sorumlu olduğunu, Ancak, bu bedel davacı tarafından ödenmediğini, Davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği borç tutarları fahiş şekilde düzenlendiğni, Davacının hem teslim etmediği ve yapmadığı iş bedellerini talep ettiğini, hem de sorumlu olduğu yakıt bedellerini ödemeden veya bedellerini düşmeden haksız bir şekilde alacak talebinde bulunduğunu, Davacının icra takibine konu ettiği faturaların hangi işe ait olduğu, hangi şantiyede ne kadar çalışıldığı, hangi proje kapsamında olduğu belirtilmediğini , herhangi bir yasal dayanağı olmadan talep edilmiş işlere ilişkin olup, davacının bu mesnetsiz ve haksız taleplerinin reddi gerektiğini, Müvekkilin hiçbir nam altında davacıya borcu bulunmamadığını, bununla birlikte icra takibinde alacağa uygulanan faiz oranı geçersiz, fahiş ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, işveren'in yapılan iş bedelini kesin hakediş yapılıncaya kadar ödememe hakkı olduğunu, Bu durumda yüklenici herhangi bir faiz ve sair tazminat talebinde bulunamayacağını, Dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine taraflar arasında alacak / borç durumu söz konusu olmadığını ve iddia edildiği gibi borcun var olduğunu kabul eder/ispatlar mutabakat da bulunmadığını, Müvekkil adına düzenlenmiş fatura olduğu ve müvekkile tebliğ edildiği ve söz konusu fatura nedeniyle müvekkilin davacıya borçlu olduğunu kabul etmediklerini, Davacı tarafından müvekkil firma adına fatura düzenlenmiş olması taraflar arasında ticari ilişkiyi ve şartlarını ispatlamak için yeterli olmadığını, Yargıtay uygulaması ve doktrinde ifade edildiği üzere fatura tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğinde olduğunu, Dolayısıyla faturanın, onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden önce borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeni ile düzenlenmiş olması gerektiğini, ------------- kararlarında da vurgulandığı üzere salt fatura düzenlenmesi davacıya alacak hakkı vermediğini, Davacının fatura konusu hizmeti müvekkile karşı ifa ettiğini usulüne uygun deliller ile kanıtlaması gerektiğini, Somut olayda taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve aralarındaki ilişkinin şartları çekişmeli olduğu için davacının taleplerine dayanak ilişki ve işleri usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerektiğini, Bununla birlikte davaya dayanak yapılan faturalardaki hizmetin ifa edilidiği de davacı tarafından ispatlanamadığını, Davacı yan, dava dilekçe ekinde alacağına dayanak birtakım belgeler ibraz etmiş olsa da bu belgelerin hiçbiri müvekkil şirket imza yetkililerince imzalanmış belgeler olmadığını, Dolayısı ile müvekkil şirketi temsile yetkili kişilerce imzalanmamış belgelere dayanılarak müvekkil şirket aleyhine borç ihdas edilmesi hukuka aykırı olacağını, Huzurdaki davada hizmetin yerine getirilmiş olduğunun ispatı olmadığını, dosya kapsamında davacı-alacaklının davalı müvekkil şirketi takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne dair ihtarname veya başkaca bir belge bulunmadığından temerrüdün, takip tarihi itibariyle gerçekleştiği kabul edilmesi gerektiğini, temerrüt gerçekleşmeden faiz talep edilemeyeceğinden cihetle davacının işlemiş faiz talebinin reddi gerektiğini, Davacı taraf her ne kadar icra takibinde TTK m. 1530 uyarınca faize hak kazandığını iddia etmiş olsa da ilgili kanun maddesinin somut olaya tatbiki mümkün olmadığını, TTK m. 1530 tedarik sözleşmelerinde uygulama alanı bulmakta olduğunu, taraflar arasında tedarik sözleşmesi olmaması nedeniyle bahse konu hükümler uygulanamayacağını, itiraza konu alacak likit olmamakla yargılamayı gerektirdiğini, Bu nedenle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddi gerektiğini, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine yönelik talebini içeren huzurdaki davanın tümden reddine, aksine davacının haksız ve hukuka aykırı olarak takip yapmış olmasından dolayı davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, Munzam zarar talebinde bulunan; öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacagının varlıgını, bu alacagının geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını ve miktarını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bagını isbat etmek, zararın ortaya çıkısını belirleyen inandırıcı hükme esas tutulabilecek nitelikte maddi olguları da açıklamakla yükümlü olduğunu, Zira ilgili alacak davasında likit bir alacaktan söz etmek mümkün olmadığını, davacının yargılamayı gerektirir talepleri olduğunu, Bu sebeple, yargılama olmaksızın müvekkilin itiraz ettigi talepleri kabul etmesi ve temerrütte kusuru olması gibi bir yaklasımın kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, Ihtilaflı olan ilgili alacak taleplerine konu davanın karara çıkıp alacak miktarının kesin olarak belirlenmesinden sonra müvekkil şirketin ödemeyi geciktirmesi gibi bir durum da söz konusu olmadığını, yüksek enflasyonun, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağını ve herhangi bir ispat kolaylıgı da sağlamayacağını beyan ederek, davanın öncelikle usulden reddine, haksiz, hukuka aykiri olarak ikame olunan ve iddia ve talepleri ispat olunamamis davanın esastan reddine, kötü niyetli alacaklı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü.Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ----- ait üst yapı serim işlerinin davalı şirket tarafından da her ay hak edişleri yapılarak üst yapı serim işinin eksiksiz yapıldığını, Aynı zamanda asıl işveren olan ----- işin teslim edildiği ve hakedişlerinin yapıldığını, yolların kullanıma açıldığı da ihalelere ilişkin kurumun mahkemeye vereceği müzekkere cevapları ve ihale dosyasından anlaşılacağını, Davalı vekilinin cevap dilekçesinde mazot-yakıt giderlerinin davacıya ait olduğunu, eklenen faturaların da bunlara dayalı olduğunu beyan ettiyse de taraflar arasında sözleşmeye aykırı yapılan bir iş ve işlem kesinlikle bulunmadığını, bunun gerçekleşmesininde mümkün olmadığını, Dava konusu asfalt serimine dair tüm işlemler davalı şirketin mühendisleri , kontrolörleri , muhasebesi , hukuk müşavirliği olmak üzere tüm denetimler tamamlanarak hakedişlerin çıktığını, Davalının da izah ettiği gibi , yine sözleşme kapsamında faturalar her ay veya iki ayda bir yapılan işler listesi, puantaj tabloları ; metraj, kesintiler, serim hesap ,bitümlü temel serim imalatı , binder serim imalatı , aşınma serim imalatı, pmt serim imalatı, pmat serim imalatı icmalleri sonrasında hakediş raporlarıyla birlikte faturalar düzenlenerek davalı şirkete sunulduğunu, Davalı şirketinde izah ettiği gibi , sözleşme kapsamında yapılan işlerle ilgili mazot-yakıt tutarlarına dair davalı şirket tarafından iade faturaları kesilerek, buna göre müvekkil şirketin alacağının netlik kazandığını, müvekkilin alacak talebinde de davalının iddiasının aksine , davalı şirket tarafından düzenlenen akaryakıt harcamalarına dair iade faturaları düşülerek icra işlemlerine girişildiğini, Davalı tarafından sözleşme kapsamında akaryakıt iade faturalarının da düşülerek alacak talebinde bulunulduğu bilirkişi tarafından yapılacak hesaplamalarla da ortaya çıkacağını, Sözleşmelerin şirket yetkililerince imza edilmesi ile birlikte , sözleşme içeriğindeki tüm maddelere uyarak aylarca süren çalışmaların tamamlandığını, izah ediliği üzere davalı şirketinde tüm denetim ve onayları ile hakediş raporları oluştuğunu, Davalı şirketin bugüne kadar müvekkil şirket dışında , bir çok taşeron firmayı mağdur ettiğini , aralarındaki güven ilişkisini suistimal ederek küçük sermayeli şirketleri iflasa sürüklediğini, ------- kayıtlarından bakıldığında, davalı şirketin bir çok şirketle davalı durumda olduğunun görüleceğini, Tek amaçlarının ödemeyi geciktirmek, yargılamanın uzun sürmesinden yararlanarak , ödeyecekleri bedeli enflasyon karşısında eritmek olduğunu, sözleşmenin uyarlanması gereken bir durum var ise , o da müvekkil şirketin ödemelerini alamamasından kaynaklı olarak oluşan munzam zararı olduğunu, müvekkilin tüm hakediş raporları ve faturaları ay ay belirtilerek dosya halinde mahkemeye sunduğunu, Böylelikle de faturaların hangi aya ait hakedişlere istinaden kesildiği açıkça görüldüğünü ve ispatlandığını, müvekkil şirketin 25 yıldır davalı şirket ile çalıştığını, müvekkil şirketin asli işi olan üst yapı serim işi için davalı ile bir çok kez çalıştığını, müvekkil şirket yetkililerinin ise ahde vefadan dolayı yargılama yoluna girmemek için özen gösterdiğini ancak davalı şirketin müvekkil şirketi çok büyük zarara uğrattığını, İcra takibinde işletilen faize dair , davalının beyanlarının yasal dayanaktan yoksun , şablon cevaplar olduğunu , İcra takip dosyası incelendiğinde , müvekkilin icra takibinde davalı şirketten alacağına dair faiz başlangıç tarihi , takibin başladığı gün itibariyle talep edilmiştir. Davalının da emsal kararlarla belirttiği üzere , müvekkil şirketin icra takibi öncesinde davalı şirketi temerrüde düşürecek bir ihtarı olmadığını , bu nedenle faiz başlangıç tarihi de icra takibinin başlatıldığı günden itibaren talep edildiğini, Faiz türünün ise ; tarafların tacir olması ve ticari alacağa ilişkin bir alacak olması nedeniyle usul ve yasaya uygun olarak reeskont avans faizi talep edildiğini, ticari defter ve delillerimizle bilirkişi marifetiyle incelenip değerlendirildiğinde davalı şirketten icra takibinde müvekkil şirketin davalı şirketten talep ettiği bedel üzerinden alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, ticari defter kayıtlarının son 10 yıl içerisindeki kar ve zarar durumu incelendiğinde , davalı şirketle sözleşme imzalamak yerine başka şirketle sözleşme yaparak iş yapsaydı , alacağı kazançla birlikte makine parkında yenilikler yapabileceğini , işletmesini daha güçlü hale getirebileceğini, Müvekkilin alacaklı olduğu tarih ile ödeme tarihi arasında oluşacak olan asfalt serim işinde işin birim fiyatı üzerinden yapılacak hesaplama da enflasyon oranlarındaki fahiş artışlar değerlendirildiğinde , müvekkil şirketin yüksek bedellerde zarara uğradığının ortaya çıkacağını, Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile, Davalının -------- Nolu icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini , Takip konusu alacağın % 50’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Müvekkilin alacağını davalının kusuruyla geç almasından kaynaklı enflasyondan kaynaklı munzam zararın, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından davalı aleyhinde başlatılan------Sayılı dosyasına vaki davalı itirazının iptali şartlarının oluşup oluşmadığı, davacı alacaklı ise takibe konu asıl alacak miktarının ne kadar olduğuna, takibe dayanak faturaların hak tutarında olup olmadığı, sözleşmede ön görülen hizmetin görülüp görülmediği, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir. Her ne kadar davalı yanca zamanaşımı definde bulunulmuş ise de uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, eser sözlşemesi kaynaklı davalarda TBK'nın 147/6. Madde ve fıkrası uyarınca zamanaşımı 5 yıl olduğundan ve davanın açılış tarihi, tarafların sözleşme imza tarihleri nazara alındığında alacağın zamanaşımına uğramadığı sabit olduğundan bu yöndeki beyanlara itibar edilmemiştir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış davalı yanın yüzüne karşı defter inceleme gün ve saati tefhim ve tebliğ edilmiş davalı yan ticari defterlerini ibraz etmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi "
(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.--------- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
" hükmüne haizdir. Nitekim-----------sayılı ilamında "...Dava, TBK 470 ve devamı maddelerde düzenlenen ve konusu kilit parke taşı imali ve teslimi işi olan eser sözleşmesine dayalı olarak bakiye iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla yapılan takibe itiraz nedeniyle İİK 67. maddeye göre açılmış itirazın iptâli davasıdır. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen futuradaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz yüresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan içide edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini ka nıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kuralla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf faturaların davalı tarafa tebliği edildiğini ve iade edilmediğini bildirmiş ve tebliğ belgeleri sunmuştur. Davalı tarafın beyanları ise faturaların tebliğ edildiğini ortaya koymakta ancak teslim edilmeyen malların faturalarının iade edilmediğini savunmaktadır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK190) nedeniyle, tebliğ edildiği anlaşılan faturalara itiraz edildiği veya süresi içinde iade edildiği olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olarak ispat yükü altında olan davalı bunu kanıtlayamamış ve fatura içerikleri kesinleşmiştir. Bu nedenle davanın kabulü gerekirken kismen kabul kararı verilmesi doğru olmadığının ” belirtmiştir.-----Denetime uygun bulunan bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği üzere davacının usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defter ve dayanaklarına göre takip tarihi itibarı ile davalıdan 4.403.114,52 TL alacaklı gözüktüğü, başka bir mahkemenin görev alanında olan makine kira alacağına dair kısım mahsup edildiğinde davacının 3.721.314,52 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından davalıya tanzim edilen 7 adet faturanın temel fatura seçeneği ile e- fatura olarak tanzim edildiği buna göre bu faturaların davalıya tebliğ edildiği, dosya kapsamında davalı tarafından red/iade edildiğine dair belge bulunmadığı, buna göre faturaların kabul edildiği sonucuna varıldığı, makine kira alacaklarına dair kısmın mahsubu sonrası takip tarihi itibarı ile davacının davalıdan 3.721.314,52 TL alacaklı olduğu, taleple bağlı kalındığında asıl alacağının 3.683.168,00 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davacı yanca munzam zarar talebinde bulunulmuş ise de davacının zorunlu arabuluculuğa bu alacak için müracaatı olmadığı görüldüğünden bu talep bu nedenle red edilmiştir. Tüm bu anlatılanlar denetime uygun bilirkişi raporu 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi, TTK'nın 21. Maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemenin HMK'nın 222. Maddesi gereği ticari defter ve dayanaklarının incelenmesine karar verdiği, davalının ihtarlı ara karara rağmen ticari defterlerini sunmadığı, TTK'nın 21. Maddesi gereği söz konusu faturaların temel fatura ve e fatura seçeneği ile düzenlenmiş olması karşısında davalıya tebliğ edildiği sonucu çıktığı, taraflar arasında sözleşme olduğunun zaten ihtilafsız olduğu, davalı tarafından bu faturalara itiraz/iade edildiğine dair delil sunmadığı, ticari defterlerini sunmadığı için defterlerine de bakılamadığı netice itibarı ile takip tarihi itibarı ile davacının davalıdan takip konusu alacaktan fazla alacaklı olduğu ancak taleple bağlılık ilkesi nazara alınarak davacının davalıdan icra takibinde dava konusu ettiği alacak kadar alacaklı olduğu sonucuna varılmış, alacak likit olduğundan davalı icra inkar tazminatına mahkum edilmiş, davacının munzam zarar talebi zorunlu arabulucuya başvuru yapılmamış olması nedeni ile usulden red edilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile
A-Davacının munzam zarar talebinin zorunlu arabulucuya başvuru yapılmamış olması nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine,
B- Davalının --------- Sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin aynen devamına,
C-Likit asıl alacağa vaki haksız itiraz nedeni ile asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 736.633,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2- Alınması gerekli 251.597,20 TL harçtan peşin alınan 44.485,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 207.112,03 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı yanca yapılan 427,60 TL başvuru harcı 44.485,17 TL nispi harç olmak üzere toplam 44.912,77 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davacı yanca yapılan 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 120,00 TL posta ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 16.120,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 16.119,57 TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5- Davacı vekillle temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T hükümleri gereği kabul edilen alacak üzerinden hesaplanan 519.148,48 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davalı vekille temsil edildiğinden red edilen kısım nazara alınarak 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider/delil avansının talep halinde taraflara iadesine,
8-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle,-------- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı/birleşen davada davalı vekili ile davalı/birleşen davada davacı vekilinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/12/2025