T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/140
KARAR NO : 2025/887
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/02/2024
KARAR TARİHİ : 21/10/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Haklı davamızın KABULÜ ile Müvekkilimiz ile Davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan Müvekkilimizin şimdilik 10.000,-ABD Doları alacağının Davalıya yapılan ödeme tarihlerinden itibaren bankaların 1 Amerikan Dolarına uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte olacak şekilde ve ABD Doları olarak tahsiline, İhtiyati tedbir talebimizin kabul edilerek "tasfiye sonu tescilinin yapılmamasına" karar verilmesine, Davalının arabuluculuk toplantısına katılmadığı hususu dikkate alınarak yargılama giderleri yönünden bu kapsamda hüküm tesis edilmesine, Yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin Davalı tarafa tahmiline,
Karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın ileri sürdüğü iddiaların temeli olan ticari ilişki bağlamında , davalı müvekkil şirketin davanın tarafı olamayacağı açıktır. Müvekkilin, davacı konumundaki .... Şirketi ile ürün alım satımına ilişkin bir hukuki ilişkisi bulunmamakta ve dolayısıyla davacı tarafça dava dilekçesinde bahsi geçen sözleşme kaynaklı bir borcu da bulunmamaktadır. Aynı şekilde davacı tarafça, yine işbu gerçek dışı ticari ilişki dayanak gösterilerek sahte bir şekilde hazırlanmış bir evraklar da bulunmaktadır. Söz konusu sahte belgeler hakkında şikayet hakkımızı saklı tutmaktayız. Söz konusu belgelere yönelik şikayet hakkı kullanıldığında yahut kullanılmasa dahi bilahare Mahkemeniz dosyasına sunulacaktır. Davalı müvekkil şirketin davacı taraf ile fiili bir ticari ürün alışverişi olmamıştır. Ayrıca, davacının dilekçe ekleri ve delillerinin tarafımıza tebliğ edilmediği göz önüne alındığında, tarafımızca karşı delil sunma ve beyanda bulunma hakları da saklı tutularak daha detaylı izahatlar aşağıda Mahkemenize sunulmuştur .tahkim, yetki, görev ve zamanaşımı itirazlarımız bulunmaktadır. davacı taraf ile davalı müvekkil şirket arasında davacının iddia ettiği gibi geçerli bir sözleşme bulunmamakla birlikte davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekmektedir. mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu kendiliğinden (re'sen) gözetmesi gerekir. davacı tarafça huzurdaki dava ya tutarsa mantığı ile açılmış, belirlenebilir olduğu iddiası ile dava dilekçesi içeriğinde bu tutar belirtilmesine rağmen kısmi olarak davalı müvekkilime huzurdaki dava yöneltilmiştir. bu sebeple davacının huzurdaki davayı kısmi olarak açmasında hukuki bir yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. davacının yabancı uyruklu olması nedeniyle möhuk 48.madde gereğince sayın mahkemenize teminat yatırılmasına ilişkin talep ve beyanlarımız;5.müvekkil şirketin tasfiye işlemleri usulüne uygun bir şekilde tamamlanmıştır..davalı müvekkilin, davacı tarafa sözleşmeden kaynaklı herhangi bir borcu bulunmamaktadır. öncelikle tahkim, yetki, husumet, taraf sıfatı yokluğu itirazlarımız başta olmak üzere usule yönelik itirazlarımız doğrultusunda davanın usulden reddine, mahkemeniz aksi kanaatte ise esasa yönelik cevaplarımız doğrultusunda davanın esastan reddine, Karşı tarafın HMK m 329'a mahkum edilmesine karar verilmesini,Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
---. Asliye Ceza Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyası, sözleşme, ödeme emirleri, --- Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- esas sayılı dosyası ile tüm dosya kapsamı.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı alacak sitemine ilişkindir.HMK'nın 116. maddesinde tahkim itirazı, ilk itirazlar arasında sayılmış olup davalı vekilince süresinde tahkim ilk itirazında bulunulmuştur. Bir davanın hakemde görüleceğine dair hakem sözleşmesinin ya da bir sözleşmeye eklenen tahkim şartının geçerli olabilmesi için ortaya konan tahkim iradesinin hiçbir tereddüde yer vermeyecek kesinlikte açık olması gerekmektedir. Buna göre geçerli bir tahkim şartının varlığından söz edebilmek için taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi ya da telgraf ile üzerinde mutabakata varılmış ve bu şekilde ortaya çıkmış kesin ve açık bir tahkim iradesinin bulunması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacı ve davalı şirketler arasındaki 17/05/2022 tarihli sözleşmenin 10/2.maddesinin "Tarafların uzlaşamamaları halinde uyuşmazlık ----) tahkim mahkemesi önüne getirilir. Uyuşmazlık ----- Hukukuna uyarınca çözüme kavuşturulur." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Konuya ilişkin içtihatlar incelenmiştir. ---- BAM -----. HD------Sayılı ilamında "....Tarafların sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamının veya bir kısmının çözümünü hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmalar tahkim sözleşmesi olarak adlandırılmakta olup yalnızca iki tarafın iradeleriyle tasarrufta bulunabilecekleri konularda tahkim sözleşmesi yapılabilir. İster bağımsız bir tahkim sözleşmesi şeklinde isterse bir tahkim şartı şaklinde yapılsın tahkim sözleşmesinin geçerliliği için aranan temel unsurlar geçerli bir tahkim iradesinin varlığı ve yazılı şekil şartıdır. Tahkim sözleşmesinin tabi olduğu şekil 1958 tarihli---- Sözleşmesi'nin 2. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre geçerli tahkim şartından bahsedebilmek için taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi veya telgraf aranmaktadır.Sözleşme uyarınca davacı tarafından satın alınmış bulunan emtianın ayıplı olduğundan bahisle emtianın ayıp nedeniyle iadesi ve zararlarının tazmini talebinin belirli bir uyuşmazlığa ilişkin olması ,özel hukuk uyuşmazlığı niteliğinde olması nedeniyle tahkim şartının geçerli bir tahkim şartı uyarınca uyuşmazlığın ICC tahkimde çözümü gerekmektedir.
Öte yandan davacı taraf İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında 805 sayılı Yasanın 1.maddesine dayanmakta, yabancı dilde yapılan tahkim sözleşmesinin hükümsüz olduğunu savunmaktadır. 805 sayılı Yasanın 1.maddesine göre "Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar". Anılan Yasanın 2.maddesine göre ise bu zorunluluk, yabancı şirket ve müesseseler için, Türk müesseseleri ile Türkiye uyruğunda olan kişiler ile muhabere, muamele ve temaslarına ve devlet kurumlarına ibraz zorunluluğunda bulundukları evrak ve defterlerine hasredilmiştir. Somut olaya döndüğümüzde, tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı yasanın 1.maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacının bu konudaki istinaf nedenleri yerinde olmadığı gibi ,ilk derece yargılamasında ileri sürülmeyen bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde değildir." şeklinde karar verdiği görülmüştür.
---- Bam -----. HD. -----Sayılı ilamında "....Öte yandan davacı taraf İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında 805 sayılı Yasanın 1.maddesine dayanmakta, İngilizce dilinde yapılan tahkim sözleşmesinin hükümsüz olduğunu savunmaktadır. 805 sayılı Yasanın 1.maddesine göre "Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar". Anılan Yasanın 2.maddesine göre ise bu zorunluluk, yabancı şirket ve müesseseler için, Türk müesseseleri ile Türkiye uyruğunda olan kişiler ile muhabere, muamele ve temaslarına ve devlet kurumlarına ibraz zorunluluğunda bulundukları evrak ve defterlerine hasredilmiştir. Somut olaya döndüğümüzde, tahkim şartını içeren sözleşmenin bir tarafının yabancı şirket olması nedeniyle 805 sayılı Yasanın 1.maddesini uygulama olanağının bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacının bu konudaki itirazı yerinde görülmediği gibi, yargılama sırasında dilekçeler teatisi aşamasında dile getirilmeyen 03/03/2010 tarihli Anlaşmadaki imzaya itirazına da itibar edilmemiştir. "( Aynı gerekçeler için BKZ. ---- BAM -----. HD. ---- BAM -----. HD. : -----Sayılı ilamları.---- BAM ----. HD.: --- Esas ----- Karar sayılı ilamında ".... Davacı yanca, 805 sayılı kanuna aykırılık iddiasının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. yukarıda açıklandığı üzere taraflar sözleşme hükümlerini uzatma mutakabatında "maddelerin orjinal olarak" , "tüm hüküm ve şartlar aynı olmak kaydıyla" şeklinde düzenlemelerle devam ettiğini bildirmişlerdir. Ayrıca tahkim şartında değişiklik yapılmamıştır. Acente sözleşmesinin geçerliliğini kabul eden davacının mutakabata uygun olarak sözleşme devamlılığını sağladığı görülmektedir. Bu durumda davacının 805 sayılı kanuna aykırılık iddiasının ileri sürmesi TMK.nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğinden, davacının bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir." şeklinde karar verdiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının taraflar arasındaki satım sözleşmesine aykırılıktan kaynaklı davalıdan ödemiş olduğu bedellerin iadesine yönelik talepte bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf süresi içinde tahkim ilk itirazında bulunmuştur. Sözleşmenin 10.2.. Maddesi gereği uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesi zorunludur.Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre HMK'nun 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceğinden, 413/1 Maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Diğer davalı bakımından ise, dava açıldığı tarihte davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarında terkin edilmemiş olup, tasfiye sürecinde olduğu, dava açıldıktan sonra ise terkin edilen davalı şirket bakımından ihyasına karar verilerek taraf teşkilinin sağlandığı, davalı şirketin taraf olduğu sözleşmeden kaynaklı husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği, davalı tasfiye memuru bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ------ Şirketi yönünden 6100 Sayılı HMK'nun 413'üncü Maddesi uyarınca Tahkim itirazı sebebi ile HMK'nun 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceğinden, 413/1 Maddesi gereğince davanın USULDEN REDDİNE,
2-Davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
3- Peşin alınan 5.290,61 TL harçtan alınması gerekli 615,40 TL peşin harcın düşümü ile Hazineye irat kaydına, bakiye kalan 4.675,21 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA ,
5-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
6-Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davalı ----- Şirketi kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8- 3.600,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.