T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/210
KARAR NO : 2025/862
DAVA : Ticari Şirket (Sermaye Koyma Borcuna İlişkin), Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 23/03/2022
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
DAVA:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ: 06/09/2022
KARAR TARİHİ:15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Sermaye Koyma Borcuna İlişkin), Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı------ Şirketinin kuruluşunun, 27.06.2018 tarihinde ------ Ticaret Odasında tescil edildiğini, şirketin 2 ortak ile kurulduğunu, ortaklık payının %33 üne ( 66.000.TL bedelli sermaye payı )sahip ---- bu ortaklık payını kuruluştan 9 ay sonra 04.04.2019 tarihli ----- sayılı Genel Kurul Kararı ile tüm hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte davalı ---- devrettiğini, payı devreden ------- 24 ay içerisinde ödemekle yükümlü olduğu sermaye taahhüdünü ödememiş olduğunu ( ortaklık sürecinin 24 ay devam etmediğinden), payını tüm hukuki neticeleri ile almayı kabul eden '----devrettiğini, yasal mevzuat gereği halen ödenmemiş ve ticari defter kayıtları nezninde de ödenmediği kayıt altında olan sermaye taahüdünün ödenmediği hususunun tartışmaya mahal vermeyecek kadar net olduğunu , davalı ----- , müvekkili şirketin %33 hissesine sahip olan küçük hissedarı olduğunu, davalı tarafın, şirket hisselerini edindiği günden bu güne kadar, idari ve mali işlerle hiçbir dönem ilgilenmediğini, pandemi sürecinden en çok etkilenen sektörlerden olan şirkete dair nakdi ihtiyaçlarının bugüne kadar ve hali hazırda görmezden gelmeyi tercih ettiğini, kanun uyarınca sermaye taahhüdünün ortak açısından bir borç, dolayısıyla şirket açısından da bir alacak olarak nitelendirilmekte olduğunu , sermaye borcunun zamanında ödenmemesinin, ortağın birden fazla mali yaptırıma muhatap kalmasına sebep olduğunu, bunlardan ilkinin zararın giderilmesi olduğunu, nakdi borcun süresinde ödenmemesinden kaynaklı zararın paranın satın alma gücü kaybı, kaybedilen yatırım kazancı ya da ödenmeyen sermayeye tekabül eden borçlanma maliyetinin olabileceğini , müvekkili firmanın sermaye taahüdünün ödenmemesinin gecikmesiden kaynaklı zararın giderilme hakkını TTK 128/7 madde hükümleri uyarınca davayı açarken ''şimdilik'' saklı tutuyoruz şeklinde belirttiklerini, özellikle pandemi dönemine gelen bu süreçte ortağın ödemekle yükümlü olduğu bu bedeli ödememiş olmasının müvekkili firma için ciddi ekonomik sıkışıklığa sebebiyet verdiğini, davacı açarken ''şimdilik'' şeklinde davalı ortak ----- yargıtay hukuk genel kurul kararı uyarınca 3. şahıs haciz ihbarnamesinin gönderilmesi haklarını saklı tuttuklarını, sermaye borcunun şirket için alacağa dönüştüğünü, üçüncü kimselerin şirket alcakları açısından:yerleşik yargıtay İçtihatları uyarınca ödenmemiş sermaye borcu şirket İçin alacağa dönüşmekte olduğunu, bu kapsamda Yargıtay uygulamaları ile şirket ortaklarını üçüncü kişi olarak görmeye başlayarak bunlara haciz İhbarnamesinin gönderilmesi yolunu açtığını, tüm bu hukuki mevzuatın varlığına rağmen müvekkili şirketin zarar görmemesi adına, ortağın iyiniyetli olduğuna olan inanç ile ortağın ekonomik sıkışıklığı olduğu beyanına olan yüksek inancıyla ortağın zarar görmemesi için şirletin genel giderlerinin ödenememesi durumunda dahi, para kazanılamayan durumda dahi büyük hissedar ----- gerek şahsen kredi çekerek, gerek yönetim ve kira giderleri için şahsen bono vermek sureti ile borçlanarak müvekkili firmayı fonladığını, müvekkili firmanın giderlerini karşıladığını ve davalı ortağa 3.kişilerden haciz gelmesini engellediğini, ortağın sermaye taahhüdünü yerine getirmemesinin karşlılığının ortağın haklı nedenlerle ortaklıktan çıkartılması olduğu kanununun amir hükümlerinden olduğunu, hal böyle iken davalı tarafın bütün bu süreçte şirket içerisinde huzursuzluğa sebebiyet verecek hiç bir eylemden kaçınmamış olduğunu, kardeşleri ----- ve ----- işbirliği ile bir kısım çalışanlar üzerinde sistemli olarak mobbing uyguladığını, iş yerindeki huzur ve sukünü bozmak sureti ile işyerini açıkça zarara uğrattığını, davalı tarafın şirket itibarını zedeleyici, müşterileri uzaklaştırıcı davranışlarının olduğunu -----" markasını da zedeleyici yönünün bulunmakta olduğunu, bu durumun müvekkili şirketçe daha vahim boyutlara ulaşmadan müvekkili şirketçe önlemler alındığını ve davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı paylaşımlarının engellendiğini,davalı tarafın, ortağı olduğu şirketi açıkça zarara uğratmak amaçlı şirketin çalışanlarını da almak suretiyle haksız rekabete konu olacak şekilde davranmakta olduğunu, davalı ----- ortağı olduğu davacı müvekkilinin işyerinden ayrılmadan evvel; kardeşi ---- adına ---- yer kiraladığını, davalı ------ davacı müvekkilinin müşterilerini yönlendirmesi neticesinde kiraladığı yerde müvekkili müşterilerine manikür, pedikür, kalıcı oje, protez tırnak, makyaj, kaş, bıyık alanında hizmet verdiğini, devamında da davalının, müvekkili firmadan husumet yaratmak sureti ile ayrıldığını, davalının bu davranışı ile müvekkili firmaya açıkça kötüniyetli eylemi neticesinde zarar verdiğinin tartışmasız net olduğunu, ------- yönetimi ile yapılan sözleşme neticesi AVM ve KONUT-İŞYERİ kapsamında yönetime bağlı bağımsız bölümlerde başkaca bir kuaför hizmeti veremeyeceğinden----- kira akdi avm yönetiminin mülk sahibi ile olan girişmleri neticesinde sonlandırıldığını, davacı müvekkiline karşı zarar vermeye yönelik kasdi kötüniyetli eylemleri devam eden ------ devamında; müvekkili şirkete ait kuaföre yaklaşık 2-3 km uzaklıkta babası adına ancak kendi belgelerini kullanmak suretiyle ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünde ------ no ile kayıtlı -----Şirketi adı altında bir işyeri açtığını, hali hazırda müvekkili aleyhine dava açan ve dava açma hazırlığında bulunan ------ , , ve ----- herhangi bir bildirimde bulunmak dahi gerek görmeksizin müvekkili şirkette çalışmayı bıraktıklarını , davalı ----- tarafından açılan yeni işyeri bünyesinde çalışmaya başladıklarını, müvekkili şirketçe tarafına beyan edildiği üzere, gerek davalı taraf gerekse hali hazırda müvekkili şirket aleyhine dava açmış olan ve dava açma hazırlığı içerisinde bulunan ------ isimli diğer çalışanların müvekkili şirketin müşterilerini aramak suretiyle yeni işyerinde faaliyet göstermeye başladığını, müvekkili'nin şirketçe taraflarına beyan edildiği üzere, söz konusu şirketin kuruluşu ile birlikte davalı -----, müvekkili şirketin menfaatlerine aykırı iş ve eylemler ile ortaklık aleyhine tasarruflarda bulunduğunun tescillenmiş durumda olduğunu, davalı ----- açıkça şirket çıkarlarını zedelediğini, şirket menfaatlerine aykırı hareket ettiğini, dahası şirket çalışanlarını kendi bünyesine katmak, şirket müşterilerine mesaj atmak/ aramak sureti ile babası üzerine açtığı, kendisinin işlettiği ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünde ----- sicil no ile kayıtlı ------ Şirketi adı altında hizmet veren mekana davet ettiğini, TTK'nın 616. maddesi gereğince müvekkili şirketin 03.09.2021 tarihli genel kurul toplantısında davalı ortağın şirketten çıkarılması için karar alındığını, davalı tarafın şirket çalışanlarını da yanına alarak müvekkili şirkete ait kuaföre yaklaşık 2-3 km uzaklıkta babası adına kendi belgelerini kullanmak suretiyle ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünde ----- sicil no ile kayıtlı ------Şirketi adı altında bir işyeri açmasının ve çalışıyor olmasının hem davalı yönünden hem de diğer eski şirket çalışanları yönünden haksız rekabet oluşturmakta olduğunu, bu yön ile davalının ortağı olduğu davalı şirketi açıkça zarara uğratma kastı ile hareket etmiş olduğunun net olduğunu, ------davalı ---- önderliğinde eşdeğer zamanda davacı şirketten ayrıldığını ve müvekkili firmaya ----- avukatının beraberinde yargılaması halen devam eden iş davalarını açtığını, davalının-------eylem birlikteliği yapmak suretiyle şirketten ayrılmalarına sebebiyet vermesi ile müvekkil şirkette eleman eksikliğinden kaynaklı olarak da ciddi aksamalar yaşandığını buna dair şirketin zararlarının olduğunu,TTK madde 581 hükmü uyarınca ortağın sermaye koyma yükümlülüğünün olduğunu bilindiği üzere Sermaye taahüd borcunu yerine getirmeyen ortağın genel kurul kararıyla ortaklıktan çıkarılmasına TTK madde 640 hükmü uyarınca karar verilebileceğini, davalı hakkında da 03.09.2021 tarihli genel kurul kararı alındığını,davalı tarafın müvekkili şirkete olan hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğinin belirsiz nitelikli alacak davaları ile tespit edileceğini şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, tüm bu sebeplerden dolayı ------Şirketi' nin 03.09.2021 tarihli Genel Kurulunda kararlaştırılan, tescil ve ilan olunan- No.lu ve - Nolu kararlar uyarınca Sermaye taahhüdünü ödemediğini şirketi maddi ve manevi zarara soktuğunu, haksız rekabet hükümlerine açıkça aykırı davrandığı gerekçesiyle küçük hissedar davalı ------- ortaklıktan çıkartılmasını,66.000,00 TL tutarlı sermaye borcunun 03.09.2021 tarihli Genel Kurul kararına rağmen hali hazırda ödememiş bulunması sebebi ile sermaye borcunu en yüksek Ticari Reeskont faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödemesini, müvekkili şirkete vermiş olduğu maddi zararın bu aşamada belirlenememiş olması sebebiyle hertürlü ilave dava açma haklarının saklı tutmak kaydı ile HMK 107 maddesi uyarınca bu aşamada belirsiz nitelikteki davalarının şimdilik 1.000,00-TL. si tutarlı kısmi maddi tazminat ile 50.000,00-TL, si tutarında manevi tazminatın en yüksek Ticari Reeskont faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini, davacı müvekkili firma aleyhine haksız rekabete konu eylemleri nedeni ile müvekkili şirketin zararlarının mahkemece tespiti ile hmk 107 maddesi uyarınca bu aşamada belirsiz nitelikteki davalarının şimdilik 1.000,00TL'si tutarlı kısmının en yüksek Ticari Reeskont faizi ile birlikte müvekkil şirkete ödemesine karar verilmesini, davalının kötüniyetli yaklaşımı nedeni ile davalı ----- aleyhine HMK 327 ve 329 madde hükümlerinin uygulanmasını, davalının haksız hukuka aykırı ve kötüniyetli davranışları neticesi müvekkili firmanın uğramış olduğu itibar kaybı nedeni ile mahkemece verilecek kararın trajı 50.000. den yüksek gazetede ilanı hususunda karar verilmesini, şirketi zarara uğratmış olması ile her halükarda sermaye taahüdü bedelini ödememiş olmasının, haksız ve hukuka aykırı eylemleri nedeniyle 03.09.2021 tarihli genel kurul kararının 7. ve 8. maddeleri uyarınca ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ıskat usulü uygulanmadan sermaye borcunun ödenmemesi sebebiyle ortağın çıkarılması davası açılmasının mümkün olamayacağını, müvekkilinin sermaye borcunu kat kat fazlasıyla ödediğini, sermaye borcunun ödenmemesi sebebiyle ortağın çıkarılması davasının ancak bu yönde çıkarma kararının limited şirket genel kurulu tarafından alınacak kararla mümkün olacağını böyle bir kararın mevcut olmadığını, çıkarma sebebi olarak rekabet yasağının gösterilmiş olmasına itiraz ettiklerini, limited şirketlerde rekabet yasağının yalnızca limited şirket müdürü için mevcut olduğunu ortaklar için böyle bir yükümlülüğün bulunmamakta olduğunu, bu nedenle müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasının mümkün olmadığını, iki çıkarma sebebi yönünden de oy nisabının sağlanmamış olduğunu usul yönünden alınan kararın geçerli olmadığını, davacı şirketin, iki ortaklı bir şirket olduğunu, müvekkilinin şirket üzerindeki hisse oranının %33 olduğunu, bu hisseyi 02.04.2019 tarihli ------ yevmiye numaralı pay devir sözleşmesiyle devraldığını, şirketin diğer ortağının %67 hisseye sahip olduğunu, müvekkilinin, kendisinin şirket nezdinde bir imza yetkisi bulunmadığından idari ve mali işlerle ilgili hiç bilgilendirilmediğini, şirketin ve şirketin aynı zamanda tek imza yetkilisi olan büyük hisse sahibi ortağı tarafından yapılan çeşitli oyunlardan habersiz kaldığını, müvekkilinin hisse devir tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren hiçbir başkaca kar payı vb ödeme almadığını, ortağı olduğu bu iş yerinde asgari ücretle çalıştığını, bunun akabinde devam eden sürecin müvekkili için çekilmez hal aldığını, şirket kamera görüntülerine erişiminin kısıtlandığını, şirketin sosyal medya hesaplarındaki şifrelerin değiştirildiğini, müvekkilinin yaptığı işlemlerle ilgili görsellerin silindiğini, şirket ciro bilgilerinin müvekkilinden saklandığını, müvekkilinin hiçbir bilgisi olmadan personellere çıkış bildiriminin yapıldığını ve diğer çalışanlara müvekkili aleyhinde çeşitli konuşmaların yapıldığını, müvekkilinin sermaye koyma borcunu kat kat fazlasıyla ödediğini, müvekkilinin yaptığı ödemelerin şirket tek imza yetkisi olan müdür ve ortak ----- yapıldığını ve----- şirketi temsilen bu ödemeleri aldığının imza ile belirtildiğini, buna rağmen bu ödemeleri şirkete aktarmadığını ve durumu muhasebe kayıtlarına işletmemişse bunun müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, bizzat şirket müdürünün sorumluluğu olduğunu,bu işçilerin devamsızlıkla çıkarılmadığını, ---- çıkış koduyla kendilerinin ve şirket ortağı müvekkilinin ----- haberi olmadan çıkarıldığını, müvekkilinin bu hususta şirket grubundan çıkarılma sebeplerini öğrenmek istediğini, mesaj gönderdiğini, ancak buna bile cevap alamadığını,tüm bu nedenlerden dolayı her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN ----. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN --- ESAS -
----- KARAR SAYILI DOSYASINDA;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, iki ortaklı bir şirket olduğunu, müvekkilinin şirket üzerindeki hisse oranı %33 olduğunu, bu hisseyi 02.04.2019 tarihli -------- yevmiye numaralı Pay devir sözleşmesiyle devraldığını, şirketin diğer ortağının %67 hisseye sahip olduğunu, müvekkilinin kendisinin şirket nezdinde bir imza yetkisi bulunmadığından idari ve mali işlerle ilgili hiç bilgilendirilmediğini, şirket ve şirketin aynı zamanda tek imza yetkilisi olan büyük hisse sahibi ortağı tarafından yapılan çeşitli oyunlardan habersiz kaldığını, müvekkilinin hisse devir tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren hiçbir başkaca kar payı vb. ödeme almadığını, ortağı olduğu iş yerinde asgari ücretle çalıştığını, müvekkilinin hisse devir tarihi Olan 02.04.2019 tarihinden itibaren hiçbir şekilde Şirket Ortaklar Kurulu Ve Genel Kurul toplanamadığını, 03.09.2021 tarihinde bir kez davalı şirket müdürünün kötüniyetiyle toplandığını ve bu sebeple müvekkilinin, şirket yönetiminde hiçbir şekilde söz sahibi olamadığını, davalı şirket diğer yetkilisi şirketin tüm gelirini kendisine aktardığını, müvekkiline hiçbir bilgi verilmediğini, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca müvekkilinin haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, esas değer bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi akabinde artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL kar payı alacağının ve şimdilik 100,00 TL ayrılma akçesi olmak üzere 200,00 TL'nin davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVA:Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının söz konusu taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, davacı bizzat kötüniyetli olarak hareket ettiğini, şirket içi mobbing yaptığını, objektif ve afaki iyiniyet kurallarına açıkça aykırı hareket biçimi ile müvekkili şirkete 2-3 km uzaklıkta yeni bir şirket kurmak suretiyle, müvekkili şirket zararına hareket ettiğini, davacı ortağı olduğu şirketi açıkça zarara uğratmak amaçlı şirketin çalışanlarını da almak suretiyle haksız rekabete konu olacak şekilde davrandığını, derdestlik itirazının ve ilk itirazlarının kabulünü, davacının haksız açıkça kötüniyet, afaki iyiniyet kurallarına aykırı davranışları, haksız rekabet konu hareket ve eylemleri nedeni ile, ortağı olduğu şirketi açıkça zarara uğratma kastı, sermaye taahhüt borcunu ödememesi nedeni ile haksız ve hukuka davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı şirkette hissedar ortak olan davalının dava dilekçesinde dile getirilen nedenlerden ötürü TTK'nın 640. Maddesi uyarınca şirketten çıkartılmasına karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı,çıkartılmasına karar verilir ise ayrılma akçesinin ne olduğu, bu talep kapsamında davacının sermaye koyma borcunu yerine getirip getirmediği, sermaye borcunu ödeyip ödemediği, dava dilekçesinde dile getirilen olaylar nedeni ile davacı şirketin davalıdan sermaye borcunu faizi ile talep etmesinin mümkün olup olmadığı, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunup bulunmadığı, ortak olması nedeni ile rekabet hükümlerine tabi olup olmadığı, böyle bir eylemde bulunduğunun yargılama aşamasında ispat edilmesi durumunda davacının davalıdan haksız rekabet nedeni ile bir zarar tazmini talep edip edemeyeceği, davalı şirketin tazmini gerekir manevi bir zararının olup olmadığı, dava dilekçesinde dile getirilen olaylar ve davacının 11.04.2022 tarihli dilekçesi nazara alındığında manevi tazminat ve haksız rekabet nedeni ile tazminattan başka davacının tazmini gerekir maddi bir zararının olup olmadığı, varsa miktarı,yargılama sonucunda verilecek kararın gazetede ilan edilmesi isteminin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Birleşen davadaki uyuşmazlık ise davalı şirkette hissedar ortak olan davacının dava dilekçesinde dile getirdiği nedenlerden ötürü şirketten çıkmasına karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, bu ihtimalde davacının ayrılma akçesinin ne kadar olduğu, davacının şirkette ortak olduğu andan beri şirketin kar elde edip etmediği, davacının kar payı talep etmesinin mümkün olup olmadığı, bu ihtimalde davacının kar payı alacağının ne kadar olduğuna ilişkindir.Mahkememizce taraf tanıkları dinlenmiş, bahsi geçen -----.. Şirketinin ticaret sicil kayıtları, sgk kayıtları celp edilmiş, delil olarak dayanılan dava ve soruşturma dosyaları celp edilerek incelenmiş, şirketin sahip olduğu mal varlıklarının rayiç değeri hususunda mahallinde keşif icra edilerek teknik bilirkişilerden rapor alınarak sonuca gidilmiştir. 6102 sayılı kanunun 640/3. Maddesi uyarınca bir orağın haklı nedenle ortaklıktan çıkartılmasına mahkemece karar verilebileceği belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 621/1-h madde ve fıkrası uyarınca bir ortağın haklı nedenle şirketten çıkartılması hususunda dava açılması kararı önemli kararlar arasında sayılmış olup bu hususta genel kurul kararı alınması gerektiği şart koşulmuştur. Davcı şirketin 06.09.2021 tarihli genel kurul toplantısının 8 nolu kararı ile davalı ------ şirketten çıkartılması hususunda mahkemeye başvurulması hususunda genel kurul kararı alınarak davanın açıldığı görülmüştür.
6102 sayılı TTK'nın 638. Maddesi " (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." hükmüne haizdir. Keza TTK'nın 641/1. Maddesi "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." hükmüne haizdir.
----- BAM ----- HD-----. Sayılı ilamında "...TTK'nın 641. maddesi uyarınca, şirket ortaklığının sona ermesi halinde ortak, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Kanun, ayrılan ortağın payının gerçek değerini isteyebileceğini belirtmekle birlikte, gerçek değerin nasıl hesaplanacağı konusunda bir hüküm getirmemiştir. Anılan Kanun maddesinin Hükûmet gerekçesinde, "6762 sayılı Kanun, ayrılan ortağın ayrılma payını açıkça düzenlememiştir. 641 inci madde bu konudaki kanun boşluğunu bir hüküm ile doldurarak hem tartışmalara son vermeyi hem de adalete uygun bir çözüm getirmeyi amaçlamıştır. Ayrılma her çeşidi ile çıkma ve çıkarılma ile doğal çıkma hali olan ölümü de kapsar. Ayrılma özellikle çıkarma, elkoyucu (müsadere edici) ve cezalandırıcı bir yaklaşıma olanak vermemelidir. Tasarının kuralı ayrılan ortağa esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin ödenmesidir. 'Gerçek değerine uyan' ibaresini kanun tanımlamamıştır. Bu ibarenin yorumu öğreti ve yargı kararlarınca yapılacaktır, ancak ibarenin en azından 'bilanço değeri'ni ifade ettiği şüphesizdir". Görüldüğü üzere Kanun, ayrılma akçesinin nasıl hesaplanacağı konusunda susmuş ve bu hususu yargısal ve ilmi içtihada bırakmıştır.Öğretide bu hususta benzer değerlendirmeler mevcuttur. "TK 641. maddenin 1.fıkrasına göre: 'ortak şirketten ayrıldığı takdirde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkını haizdir'. Görüldüğü gibi Yasa ayrılan ortağa ayrılma payının 'gerçek değeri'nin ödenmesini amirdir. Gerçek değer, ayrılma payının çıkma tarihindeki adil, diğer bir anlatımla payın yaşayan işletme içindeki piyasa değeridir (------...TK 641. maddenin gerekçesinde, yeni düzenlemenin bu bağlamda adaleti gerçekleştirmek amacıyla yapıldığı ve ayrılan ortak açısından cezaladırıcı bir yaklaşıma olanak vermemesi" gerektiği vurgulanmaktadır." -----Sayılı ilamında belirtildiği üzere "...Davalılar vekilinin temyizine gelince; dava, limited şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi, ortaklık payı ile 2008-2010 yıllarına ait kar payının ödenmesi istemine ilişkindir. Davacılar vekili 23/05/2012 tarihli dilekçesiyle davacıların ayrılma payı (ortaklıktan çıkma payı) olan 2.713.836,39 TL'nin davalı şirket tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece harcın ikmali için süre verilmesinin ardından 23/11/2012 tarihinde talep edilen değer üzerinden harç tahsil edilmiştir. Davalılar yargılamada vekille temsil edilmiş, hakkındaki dava reddedilmiş olmasına rağmen, davalılar yararına harcı tamamlanan değer üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiş.." gerekçesi ile verdiği kararda belirtildiği üzere çıkma davası nispi harç ve nispi vekalet ücretine tabidir. Ancak şirketin açtığı ortağın ortaklıktan çıkartılması davası maktu harç ve maktu vekalet ücretine tabidir.
Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusudur. Ortakların pay hakkı, şirket kârına katılma hakkı gibi mali haklarının yanı sıra, oy kullanma hakkı, ortaklığı yönetim ve idare hakkı gibi şahsi hakları mevcuttur.
Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biri de 6102 sayılı TTK’nın 638. maddesinde düzenlenen, ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır. Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6762 sayılı TTK’nin 551. (6102 sayılı TTK’nin 638.) maddesi gereğince ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir. 6762 sayılı TTK’nin 551/1. (6102 sayılı TTK’nin 638/1.) maddesi “şirket mukavelesiyle ortaklara şirketten çıkma hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması muayyen şartlara da tabi tutulabilir” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir. Şirket sözleşmesi ile ortaklara tanınan çıkma hakkı, hukuki açıdan onlara tanınmış bozucu yenilik doğuran bir haktır. Ortak bu hakkını kullanıp çıkma iradesini ortaklığa ulaştırdığında çıkma gerçekleşir, ayrıca bu beyanın şirket tarafından kabulüne gerek yoktur. Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6762 sayılı TTK’nin 551/2. (6102 sayılı TTK’nin 638/2.) maddesinde yer alan “Her ortak, muhik sebeplere dayanmak suretiyle şirketten çıkmasına müsaade edilmesini veya şirketin feshini mahkemeden talep edebilir” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir.
Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur. Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir. Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir.Limited şirketin açtığı çıkarma davasında ise şirkete karşı olan yasal yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, rekabet yasağının ihlali, sadakat borcuna aykırı hareketler, şirket defterlerinin düzgün tutulmaması gibi ortaklığa ilişkin sebepler haklı sebep teşkil ettiği gibi; diğer ortaklar ve yakınlarına rencide edici sözler söylemek, haksız fiilde bulunmak (-----. HD.------tutuklanma gibi sebeplerle ortaklık işlerinden uzak kalma ve boşanma (------- HD; ------ şirket faaliyetinin tamamen durmuş olması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın esas sermaye borcunu ödemede temerrüdü, şirketin kuruluş gayesinin gerçekleştirmesine imkân kalmaması, şirketin devamlı olarak kar sağlayamaması, ortakların rekabet yasağını ihlal etmeleri, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermesi, şirket yönetimindeki yolsuzluklar, şirket kararlarının ve sözleşmenin sürekli ihlali de yine öğretide ifade edilen haklı sebep ve Hisseli Kornandit Şirketler,------- Özellikle az sayıda ortaklı limited şirketlerde Yüksek Mahkemenin görüşleri dikkate alındığında kişisel bağların ve birlikte çalışma niyeti sıkılığı göz önünde bulundurulduğunda kişisel sebeplerin de birer haklı sebep teşkil edebileceği anlaşılmaktadır.TTK m.640/lll uyarınca, şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması mümkündür. Çıkma hakkında olduğu üzere ortaklıktan çıkarmada da “haklı sebep”lerin nelerden ibaret olduğuna Kanunda değinilmemiştir. Bu itibarla, şirketin öne sürdüğü ortaklıktan çıkarma sebebinin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını mahkeme kararlaştıracaktır. Hal böyle olunca da, şirketin, ortaklıktan çıkarma sebebinin varlığını kanıtlaması gerekecektir.ETK'nın konuya ilişkin 551. maddesinin üçüncü fıkrasına ilişkin yargı kararlarına baktığımızda, Yargıtay'ın;
* Ortağın rekabet yasağına aykırı hareket etmesi(Yargıtay------ HD 08/06/2000),
* Ortağın davranışlarının şirket faaliyetlerine sekte vuracak ve ızrar edecek ve karşılıklı güveni ortadan kaldıracak nitelikte olması(Yargıtay -------. HD 11/06/2001),
* Ortağın güvenini kötüye kullanarak şirket mallarını kendisinin fiilen çalıştığı şirkete aktarması, müşterileri kendi dükkanına sevk ederek şirketi zarara uğratması, diğer ortakların imzalarını taklit ederek sermaye artırımına gitmesi(Yargıtay --------. HD 11/02/2002),
* Kişinin ortağı olduğu limited şirketin iştigal konusu ile aynı olan işi yaparak şirkete karşı rekabet yasağına aykırı davranması, şirketle ilgilenmemesi, şirketi zor durumda bırakması, şirket işlerinin görüşülmesi amacıyla yapılan davetlere icabet etmeyerek toplantılara katılmaması, şirket müdürünün istifası üzerine müdür ataması amacıyla yapılacak toplantıya katılmayarak sorunların çözümünü engellemesi(Yargıtay -------- HD 21/10/2003) gibi halleri ortaklıktan çıkarma için haklı (muhik) sebep olarak kabul ettiğini görmekteyiz. TTK'nın m.640/lll hükmü ETK'nın m.551/lll hükmüne paralel bir şekilde düzenlendiğinden, Yargıtay'ın ortaklıktan çıkmadaki haklı sebeplere ilişkin yaklaşımı da yeni dönemde korunmaktadır.
Ortağın şirketten çıkarılması, haklı bir sebebin var olmasına bağlıdır. Haklı sebeplerin neler olabileceğine ilişkin olarak kanunda herhangi bir düzenleme yer almamakla beraber, doktrin ve yargı kararları çerçevesinde haklı sebepler, somut durumun özelliğine göre değişebilecek olmakla beraber, şu şekilde sayılabili
* Ortağın davranışlarının şirketin menfaatlerine zarar vermesi ve/veya şirketi zarara uğratması,
* Ortağın bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağına aykırı işlem ve eylemler gerçekleştirmesi,
* Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi,
* Şirketin diğer ortaklarına karşı haksız fiil ika edilmesi.
Çıkarmayı gerektiren haklı sebep, çıkarılması talep edilen ortağın şahsından kaynaklanmalı ve bu sebep dolayısıyla diğer ortaklar için şirketin bu ortakla devam ettirilmesi olanaksız/katlanılamaz hale gelmiş olmalıdır.TTK'nın 613. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ifadelerden, ortakların kanun gereği rekabet yasağına tabi oldukları çıkartılmamalıdır. Zira limited şirketler sermaye şirketleri olmakla birlikte, ortaklar sınırlı sorumluluk ilkesine tabidir ve ortaklık hakları sermayeye bağlanmıştır. Bu halde, ortakların limited şirkete olan bağlılık yükümlülüklerinin sınırını "rekabet yasağı" kavramı oluşturmaktadır. Şirket sözleşmesinde açık ve somut bir şekilde "ortakların rekabet yasağına tabi olduklarına" ilişkin bir ifade yer almadığı sürece, ortaklar rekabet yasağına tabi değildir.TTK'nın 626/f.2 hükmünde, "Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş ya da diğer tüm ortaklar yazılı şekilde izin vermemiş ise, müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamayacağı" belirtilmiştir. İlgili hüküm uyarınca, rekabet yasağı emredici nitelikte olmamakla birlikte, kanuni bir yasak olarak belirlenmiş ancak aksinin öngörülebileceği de ifade edilmiştir.
Müdürler bakımından kanunen getirilmiş olan rekabet yasağının, görev süresi ile sınırlı olduğu kabul edilir. Dolayasıyla, görev süresi sona eren müdürler bakımından, rekabet yasağının devamının tesisi, ancak yeri, süresi ve konusu bakımından esaslı noktaları amaca uygun nitelikte belirlenmiş olan bir sözleşme ile mümkün olabilir. Müdür sıfatına sahip olmayan ortaklar bakımından, kanuni bir rekabet yasağı düzenlenmediğinden, şirket sözleşmesiyle de böyle bir yasak açıkça öngörülmemişse, müdür olmayan ortakların rekabet yasağına tabi olmadıkları kabul edilir. TTK m. 613/2'nin gerekçesin de açıkça ifade edildiği üzere bağlılık yükümlülüğünün sınırı rekabet yasağıdır. Dolayasıyla, şirket sözleşmesinde ortaklar bakımından açık bir yasak düzenlenmemiş ise, ortakların şirketle rekabet eden işlemleri, bağlılık yükümlülüğüne aykırılık kapsamında değerlendirilemeyecek, diğer bir değişle sırf bağlılık yükümlülüğünden hareketle ortakların rekabet yasağına tabi olduğu sonucuna varılamayacaktır.Rekabet yasağını düzenleyen TTK m. 613/3 ve m. 626 hükümleri incelendiğinde limited şirketlerde rekabet yasağının yönetim yetkisine sahip ortaklar için bir kuralken yönetim yetkisine sahip olmayan ortaklar açısından bir istisna olduğu görülmektedir. Gerçekten TTK m. 626/2 uyarınca “şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse”, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Görüldüğü üzere limited şirkette müdürler bakımından esas olan, bunların rekabet yasağına tabi olmalarıdır. Ancak bu yasağın şirket sözleşmesi ya da diğer tüm ortakların yazılı izni ile kaldırılması mümkündür. Oysa Müdür sıfatına sahip olmayan ortaklar bakımından esas olan, ortağın şirketle rekabet olarak nitelenebilecek işlem ve davranışları yapabilmesidir. Eğer şirket sözleşmesiyle öngörülmemişse bu ortaklar rekabet yasağına tabi değildir.Somut olayda asıl davada davacı şirket davalı ortağın rekabet yasağına aykırı eylemleri nedeni ile uğradığı zararların tazminini talep etmişse de yukarıda açıklandığı üzere ortak rekabet yasağına tabi değildir. Şirket sözleşmesinde de aksine hüküm yoktur. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davacının haksız rekabet ve rekabet yasağına aykırılık teşkil eden iddiaların ispatlanamadığı kanaatine varılmış davacının bu talepleri red edilmiştir. Ancak bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışlar yukarıda belirtildiği üzere bir haklı nedenle çıkarma nedenidir.
Somut olayda davalı şirket ortağının sermaye borcunu ödemediği yapılan incelemeler sonucu tespit edilmiştir. Davalı vekiline bu hususta varsa ödeme belgesi sunmak üzere süre verilmişse de herhangi bir yazılı delil ibraz edememiştir. Davalı vekilinin bahsettiği ödemeler ----- ile ------ arasında yapılan hisse devir sözleşmesine ilişkindir. Sermaye borcunun ödenmesine ilişkin değildir. Asıl dosya davalı yan her ne kadar davalının şirkette işçi gibi çalıştığını ancak bunların hesaplamalarda dikket alınmadığı gibi bir itiraz ileri sürmüş ise de davalı bir şirket ortağı olup şirket ortakları şirket genel kurulunun kar dağıtımı kararı alması halinde hisseleri oranında kar payı alırlar. Bunun dışında davacının şirkette işçi olarak çalışması ve bundan dolayı işçilik alacağı varsa bunlar davanın konusu değildir. 25.04.2025 tarihli raporda isabetli şekilde itirazlar değerlendirilerek tek tek yanıtlanmıştır. Asıl dosya davacı birleşen davalı şirketin ticari defter ve dayanakları incelendiğinde Davalı şirketin Net Satış Hasılatı her yıl artarak devam etmiş (2020 yılı hariç) 2021 yılında 1.141.929,91 TL, 2022 yılında 1.953.752,24 TL, 2023 yılında 3.028.746,72 TL ve 30.09.2024 tarihi itibariyle 3.362.667,43 TL olarak gerçekleşmiştir. Davalı şirket 2020 yılında 5.294,58 TL kâr beyan etmiş, diğer tüm yıllarda zarar beyan ettiği görülmüştür. Asıl dosya davalı-birleşen davacının dava tarihi itibarı ile şirkete karşı 66.000 TL sermaye taahhüt borcu olduğu ticari defter ve kayıtlardan görülmüştür. Şirket ana sözleşmesinde ortakların sermaye taahhüt borçlarını 24 ay içerisinde ödemeleri gerektiği nazara alındığında ödemelerin son günü 27.06.2020 olup TTK'nın 482. Maddesi gereği ihtara gerek olmaksızın ortak temerrüt faizi ödemekle yükümlü olduğundan şirketin rayiç değer bilançosuna göre hesaplanan davalının ayrılma akçesi 164.661,74 TL dir. Bu miktardan davalı ortağın sermaye koyma borcu faizi ile birlikte mahsup edildiğinde davalının ayrılma akçesi 73.339,44 olarak hesaplanmıştır. Bilindiği üzere ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın dönemdeki şirket mal varlığının rayici üzerinden hesaplanması gerekmektedir. Şirketin mal varlıklarının farklı yerlerde olması veya bazı malları bakımından keşif icra edilerek değerleme yapılmak zorunda kalınması, teknik raporlara yapılan itirazlar nedeni ile ek rapor alınması gibi nedenlerle safahatta alınan teknik raporlardan sonra paranın alım gücünde meydana gelen düşme nedeni ile mal ve emtealar para karşısında değer kazanmıştır. Bilirkişi heyeti isabetle ayrılma akçesini denkleştirici adalet ilkeleri gereği ekonomik göstergelerin ortalamasına göre güncellemiş asıl dosya davalı-birleşen davacının ayrılma akçesinin neticede 90.176,32 TL olduğu tespit etmiştir. Yapılan hesaplamalar ve değerlendirmeler yerinde olup itibar edilmiştir.
Mahkememizin ------ Esas sayılı dosyası yönünden yapılan yargılama sonucunda davalının sermaye koyma borcunu yerine getirmediği, bu nedenle haklı nedenle şirketten çıkartılma koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır. Ticaret şirketlerine ilişkin yukarıda belirtilen genel hükümlerin yanı sıra Limited şirketlere de kıyasen uygulanabilecek olan ITK.m.481-483 hükümleri doğrultusunda, şirket sermaye borcunu ödemeyen ortaktan ifa, gecikme faizi ve tazminat isteyebileceği gibi Iskat yoluna da başvurabilir. Bu konudaki seçim imkanı şirkete tanınmıştır. Diğer ifadeyle, sermaye şirketlerinde “tek borç” ilkesi gereğince, ilke olarak ortağın şirkete karşı tek borcu sermaye koyma borcu olup, sermaye borcunun ifa edilmemesi tüm şirketler yönünden esas alınan TTK.m.245 kapsamında “Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi” bağlamında gerek şirketin feshi gerekse ortakların şirketten çıkarılması için haklı sebep olarak kabul edilmektedir. Öte yandan davalının sermaye borcunu ifa etmemesi ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranışları sebebiyle, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığı ve şirket ilişkisinin sürdürülmesinin artık beklenemeyeceği kanaati oluştuğundan, davalının şirketten çıkarılması için haklı sebeplerin oluştuğu sonucuna varılmıştır.Davalı- birleşen davacı gerek asıl dosyadaki cevap dilekçelerinde gerekse de birleşen dosya dava dilekçesinde özetle bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmak istediklerini ancak davalı şirketin diğer ortağının tutumları nedeni ile bunu kullanamadıklarını,02.04.2019 tarihinden itibaren ortaklar kurulu ve genel kurulun toplanamadığını bu nedenle ortaklıkta söz hakları da olmadığını, davalı şirketin diğer ortağının şirket gelirini kendisine aktardığını iddia ederek çıkma isteminde bulunmuştur.Yargıtay ---- Hukuk----- Sayılı ilamında "... Dava, TTK'nın 638/2 maddesi gereğince açılan limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsiline ilişkindir. Davacı haklı sebeplerin ispatı için delil olarak tanık beyanlarına dayanmıştır. Davacı şirket faaliyetlerinden kendisine bilgi verilmediğini, diğer ortağın şirketi bildiği gibi idare ettiğini ileri sürmüştür. Mahkemece dinlenen tanıklar şirketin iki ortağının geçinemediğini ve işyerini kapattıklarını beyan etmişlerdir. TTK'nın 614. maddesi gereğince müdürün şirket işleri ve hesapları hakkında bilgi vermemesi halinde ortağın şirket genel kuruluna başvurması, genel kurulun karar vermemesi halinde de./..mahkemeden karar alması gerekir. Davacı bilgi almak için genel kurula ya da mahkemeye başvurduğu yönünde bir iddiada bulunmamıştır. Ortağın bilgi almak için her seferinde genel kurula ve mahkemeye başvurmak zorunda kalması halinde bu durum şirketten çıkma talebi için haklı sebep oluşturabilir..." belirtmiştir. Birleşen davacının noter ihtarı ile istenen bilgilerin kendisine verilmediği iddiası ile diğer ortak ve bir kısım çalışanlarla sorunlar yaşamaya başladığı akabinde önce aynı rezidansta şirket ile aynı işi yapan bir iş yeri açmaya çalıştığı sonrasında yine şirket ile rekabet halinde olan iş yeri açarak faaliyetlerde bulunduğu görülmüştür. Anonim şirketlere ilişkin olup limited şirketlere de uygulanan TTK'nın 411. Maddesi gereği azınlık hissedar şirket yöneticisinden Yazılı sebepleri ve gündemi belirterek genel kurul toplantısı yapılmasını talep edebilir. Şayet yöneticinin bu isteme olumsuz yanıt vermesi veya istemi red etmesi halinde mahkemeden bu hususta talepte bulunabileceği düzenlenmiştir. Keza yine TTK'nın 437. Maddesi bilgi alma ve inceleme hakkını düzenlemiş olup davacının düzenlenecek olan genel kurulda bu hakkı kullanması en tabii ve temel hakkıdır. Yine limited şirketlere de uygulanan TTK'nın 553 vd. Maddelerinde yöneticilerin kusurları ile şirkete verdikleri zararlar nedeni ile ortaklara gerek doğrudan gerek dolaylı zarar kapsamında dava açma hakkı tanınmıştır. Görüldüğü üzere Kanun koyucu şirketlerde azınlık hissedarlara bir çok hak tanımış olup somut olayda asıl dosya davacı ortağın bu haklardan hiçbirini mahkeme eli ile kullanmayıp doğrudan diğer ortakla ve çalışanlarla sorunlar yaşamaya başladığı ve devam eden süreçte bağlılık yükümlülüğüne aykırı eylemler içerisine girdiği görülmüştür. TTK.m.638/2'ye göre, her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Ancak, daha önce açılan esas davada davalı ------- haklı sebeple şirketten çıkarılmasına dair genel kurul kararı alınıp, bu karar dayanak yapılarak mahkemeden çıkarma talep edildiğinden ve asıl dosyada toplanan delillerden davalı-birleşen davacının şirketten çıkarılması için haklı sebeplerin mevcut olduğu, özellikle nakit sermaye borcunun ödenmemesi ve şirkete karşı bağlılık yükümlülüğünün ihlali sebebiyle davalının haklı sebeplerin oluşmasında kusurlu olduğu kanaati oluşmuştur. Doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında haklı sebeple çıkma talep eden ortağın, kusursuz veya az kusurlu olması aranmakta ve kendi davranışlarıyla şirket ilişkisini çekilmez hale getiren ortağın haklı sebeple çıkma talep edemeyeceği benimsenmektedir. Bu bakımdan birleşen dosyada davacının şirketten çıkması için haklı sebeplerin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü asıl dosyada davalının nedenle ayrılma akçesini almak sureti ile şirketten çıkartılmasına karar verilmiş, yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü asıl dosya davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiş, yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü ayrılma akçesine karar tarihinden itibaren avans faizi işletilmiş, asıl dosya çıkarma davası olduğundan davacı lehine maktu vekalet ücreti verilmiş, red edilen istemler yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmiş, birleşen davanın yukarıda anlatılan gerekçelerle reddine karar verilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Mahkememizin ------- Sayılı dosyası yönünden ;
A-Davanın Kısmen kabul ve kısmen reddi ile; Davalı ortak -------ŞİRKETİ ortaklığından TTK'nın 640. Maddesi uyarınca ÇIKARILMASINA,
B-90.176,32 TL ayrılma akçesinin karar tarihi 15.10.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı şirketten alınarak davalı iş bu ortağa ödenmesine,
C-Davacının sermaye borcuna dair talebi zaten davalı ortağın ayrılma akçesi hesabında faizi ile birlikte ayrılma akçesinden mahsup edildiğinden ( ek rapor 17. Sayfa ) bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
D-Davacının diğer taleplerinin REDDİNE,
2-Birleşen dava yönünden ;
A-Davanın REDDİNE,
3-Asıl dosya yönünden ;
A-492 sayılı harçlar kanunu gereği alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 2.015,15 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.399,75 TL harcın davacıya iadesine,
B-Davacı yanca ödenen 80,70 TL başvuru harcı ile alınması gerekli 615,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
C- Davacı vekille temsil edildiğinden A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ------ alınarak davacıya VERİLMESİNE,
D-Davalı vekille temsil edildiğinden red edilen maddi tazminat ile haksız rekabet nedeni ile tazminat talepleri nedeni ile 2.000 TL vekalet ücretinin davacı şirketten alınarak davalı ------- ödenmesine,
E-Davacının manevi tazminat talebi red edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık asgari ücret tarifesinin 10/4. Madde ve fıkrası gereği 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---- ödenmesine,
F-Asıl dosyada maddi ve manevi tazminat talepleri red edildiğinden ve limited şirketten çıkarma davası da arabulucuya tabi olmadığından ( ----- BAM ------. HD-------Sayılı ilamı ) asıl dosya arabulucu ücreti olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı şirketten alınarak hazineye irat kaydına,
G- Davacı tarafından yapılan 17.000,00 TL bilirkişi ücreti, ,1.089,75 TL tebligat ve posta masrafı toplamı 18.089,75 TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 7.835,99 TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
H- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine,
4-Birleşen dava yönünden ;
A-492 Sayılı harçlar kanunu gereği alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 80,70 TL ile ıslah harcı 1.540,00 TL harç toplamı 1620.70 TL den mahsubu ile bakiye 1.005,30 TL nin birleşen davacıya iadesine,
B-Birleşen dosyada davalı vekille temsil edildiğinden A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı ----- alınarak birleşen davalı şirkete VERİLMESİNE,
C-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL Arabulucu ücretinin birleşen davacı ------- alınarak hazineye irat kaydına,
D- Birleşen davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
E -6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, verilen karar oy çokluğu ile açıkça okunup usulen anlatıldı.