T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/494
KARAR NO : 2025/881
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 02/11/2020
KARAR TARİHİ : 17/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin tüm pay sahiplerinin akraba olduğu bir aile şirketi olduğu, müvekkilin babası ile amcası arasında yıllardır süregelen sıkıntılar/anlaşmazlıklar olduğu, müvekkilin diğer pay sahibi amcası ve çocukları ile de sağlıklı iletişim kuramadığını, amca ------- davalı şirketi çıkarları doğrultusunda işlettiğini, şirket menfaatlerini düşünmekten ve şirket kuruluş amacına uygun faaliyet göstermekten ziyade kendi maddi kaygıları için çalıştığını, şirket mal varlıklarını kendisine kazanç sağlamak amaçlı kullandığını, şirketin aktifinde bulunan ve veya aktifinde bulunması gereken varlıklarını nakde çevirerek elde ettiği bedelleri kendi hesaplarına veya belirlediği üçüncü kişilere aktardığını, müvekkili davalı şirkette müdürler kurulunda olduğunu, davalı şirketin ortaklarından ----- ile ----- müdürler kurulunda olduğunu, ------- kurul başkanı olduğunu, müvekkil davacı ... davalı şirkette müdür olarak göreve başladığından "Müdürler Kurulu Başkanı ----- imzasının yanında, - ---- ve ya ...'ndan herhangi birinin şirket ünvanı veya kaşesi altında atacakları müştereken imzaları ahzu kabza, temsile ve ilzama yetkili kılınmaları" şeklinde belirlendiğini, müdürler --- --- imzasının yanında ----- veya ------- imzasının bulunması sureti ile müşterek imzalı görevlendirme ile faaliyet gösterildiğini, uzun zamandır hiçbir işlem için müvekkil davacının imzasına başvurulmadığını, tüm belgelerin davalı şirketin ortaklarından amca ---- ile yeğeni ------ tarafından imzalandığını, dolayısıyla müvekkilin şirketi t emsil ve ilzam hususunda müdürlük görevini icra etmesinin fiilen engellendiğini, müvekkile görünürde verilen müdürlük sıfatının ---- tarafından tüm işlemlerde müşterek imza olarak ------ imzası alınmak suretiyle bertaraf edildiğini, halen müdürler kurlu aynı şekilde yetkilendirilmiş olduğunu bunun 09/06/2020 tarihli ve----sayılı ----Gazetesi'nin 464. Sayfasında ilan edildiğini, ---- müvekkili dışlayarak, gayrimenkul satışları da dahil olmak üzere şirketle ilgili istediği kararları
------ müşterek imzasını alarak uyguladığını, davalıların------Noterliği'nin 18/03/2024 tarihli ve ------- yevmiye numaralı azilnamesi ile müvekkili, şirketi temsile yönelik kendisine verilen vekaletnamelerden de azlettiklerini, şirket faaliyetleri ile ilgili davacı müvekkile bilgi akışı kesilmiş, müvekkilin şirket hesaplarını inceleme yetkisinin engellendiğini, müvekkilin şirketle olan kağıt üzerindeki ortaklık dışındaki bağlarını kopartıldığını, müvekkilin şirket faaliyetlerinden işlemlerinden tasarruflarından bilgi sahibi olamadığını ve kağıt üzerindeki ortaklık ve müdür sıfatı sebebiyle endişe içerisinde olduğunu, müvekkilin babasından ayrı bu sefer kardeşi ----- ile -------... İsimli başka bir şirkette daha ortaklığının bulunduğunu, bu şirketin de yönetim kurulunda aynı isimlerin olduğunu, müdürler kurulunun yine ---- ve ------ birisinin imzası ile birlikte yönetim kurulu başkanının ----- olduğu ve davalı şirkette olduğu gibi burada da müvekkilin ve kardeşi ------ şirketten dışlandığını, bu şirketle alakalı da hiçbir bilgi alamadığını, bu hususu defalarca yönetim kurulu başkanı olan amcasına gerek sözlü ve gerekse yazılı olarak bildirdiğini, ancak bir dönüş alamadığını, müvekkilin davalıyla aralarında akrabalık ilişkisi olmasından sebeple bir işlem yapmadığını, tüm talepleri cevapsız bırakılınca aralarındaki uyuşmazlıklar iyice artınca-----. İsimli şirkek aleyhine------ Noterliğinin 08/03/2019 tarihli -------- numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, yine de sonuç alamadığını, müvekkil ile babasının defalarca diğer ortaklar ile aralarındaki ticari bağlarının sonlanması için masaya oturduklarını ancak------hiçbir zaman protokol gereklerini yerine getirmek istememesi üzerine protokollerin sürekli askıda kaldığını, davalı şirket ortaklarının tümü arasında zamanla kişisel ve profesyonel anlaşmazlıklar oluştuğunu, tüm ortakların bir kısım protokolleri imzalayarak ortaklıklarını sonlandırmak konusunda görüştüğünü ancak yine ------ tarafından sürüncemede bırakıldığını, oluşan güvensiz ortam sebebiyle şirketin artık faaliyet gösteremez hale geldiğini, şirket ortaklarının arasındaki tek ilişki mal varlıklarının tasfiyesi mal paylaşımı kavgası haline dönüştüğünü, davalı şirketin de dava dışı -------... İsimli şirketin de ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar sebebiyle gayrı faal duruma geldiğini, her iki şirket de son yıllarda aktif olarak faaliyet gösteremediğini, hiçbir gelir elde edemediğini, davalı ------ davalı şirketin ünvanını ve mallarını şahsi çıkarları için kötüye kullandığını, müvekkili ve babasını şirketten uzaklaştırmak ve şirketi faaliyetsiz duruma getirmek suretiyle sırf şirketin içini boşaltmak ve şirketin üçüncü şahıslardan olan alacaklarından kendi lehine kazanç yaratmak amaçlı şirketi ticaret sicilinde aktif halde tuttuğunu, davalının şirket adına kayıtlı gayrimenkullerin satışını gerçekleştirmeyi amaçladığını, davalının inşaat sektöründeki faaliyetlerine kendisine ait başka bir şirket üzerinden devam ettiğini, davalı şirketin kazancının azalmasına, senelerdir daha az proje yapmasına hatta hiç almamasına ve kâr sağlayamamasına sebep olduğunu, hiçbir şekilde anlaşmaya ve ya şirketin tasfiyesine da yanaşmadığını, ortaklar arasındaki güven ilişkisini bitirdiğini, gelinen noktada yaşananların şirketin faaliyet göstermemesine sebep olduğunu, ------ Kooperatifi ile davalı ------- arasında imzalanan sözleşme gereğince "inşaat taahhüdü ve inşa işleri sebebiyle yapılan, yapılmakta olan ve yapılacak masrafların ½sini davalı şirket ortaklarından biri---- ile ½sini ---- karşılayacaktır" şeklinde iki kardeş kendi aralarında anlaşmaya varmış olmalarına rağmen ----- hiçbir masrafa karışmamış, tüm masrafların ---- tarafından yapıldığını, inşaat yapılan alanın sit alanı olduğunun öğrenildiği 2008 yılına kadar Anıtlar Kurulu tarafından durdurulduğunu, bu arada 14 adet villanın yıkıldığını, daha önceden yapımı tamamlanan 490 adet bina ise aradan uzun zaman geçmiş olması nedeniyle kullanılamaz hale geldiğini, akabinde ------- ile davalı şirket arasında 09/07/2008 tarihinde "düzenleme suretiyle kat karşılığı satış vaadi ve inşaat yapım sözleşmesine ek sözleşme" imzalanarak inşaata tekrar başlanıldığını, 09/07/2008 ile 28/09/2010 tarihleri arasında geri kalan tüm inşaat işlerinin tamamlandığını, bu masrafların da yine ------- tarafından karşılandığını, bu yapıların tamamlanması karşılığında davalı şirkete kooperatif hissesi devredilmek suretiyle tahsis edilen 40 adet dairenin davalı ------- tarafından usulsüz işlemler ile üçüncü şahıslar üzerine devrinin sağlandığı, sözleşmede geçen ------374 ada 1 parsel 136.714 m2 ve -------- 417 ada 1 parsel 17.737 m2 arsasını kendi adına geçirdiğini, hali hazırda kooperatif nezdinde davalı adına kayıtlı 31 adet daire olduğu, 9 dairenin ise davalı şirket ortakları -------tarafından müşterek imza ile üçüncü kişilere devredildiği ancak devir bedellerinin şirket hesaplarına intikal edilmediğini, davalı şirket adına kayıtlı olan ------yer alan 20 adet dairenin kiraya verildiğini ancak kira bedellerinin yine şirket hesaplarına aktarılmadan ------- tarafından edinildiğini, kira sözleşmelerinde yazan ücretin gerçek dışı olduğunu, sözleşmede yazanın çok üstünde kira bedellerinin --- tarafından edinildiğinin müvekkil tarafından tespit edildiği, -------nezdindeki davalı şirket adına kayıtlı olan 31 adet villanın kiralarının da davalı ------- tarafından toplandığını, tüm bu kira bedellerinin çok küçük bir miktarının şirket hesaplarına aktarıldığını, müvekkil anılan hususlarda davacı çok kez anlaşma zemini yaratmak için masaya oturulmuş ise de davalı tarafından sürekli oyalanmış, oyalayan kişinin amcası olması sebebiyle de aile olaylarının daha fazla zedelenmemesi ve araya aile büyüklerinin girmesi sebebiyle bir şekilde bu üne kadar gelindiğini, müvekil tarafından ------ Noterliğinin 08.03.2019 tarih ve -------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faal olmayan şirketin vergi dairesine bildirilerek kapatılmasını talep ettiğini, ne yazık ki bu talebin de yerine getirilmediğini, davalıların bu taleplerin haksız olduğunu iddia ettiklerini, ------- şirket alacaklarını eksik göstererek kendi hesabına veya muhasebecisi gibi kendi belirlediği üçüncü kişilerin üzerine geçirdiğini, davalı şirket ve ortaklarının en son 19/09/2020 tarihinde bir araya gelerek aralarındaki ortaklık durumunu sonlandırma şartalrını belirlemiş iseler de bugün itibariyle işbu anlaşama da uygulanamaz hale geldiğini, davalı şirketin esas sözleşmesinde şirketin hangi usulde tasfiye edileceğine ilişkin ya da ortak tarafından yerine getirilmesi gereken bir koşul da bulunmadığından davalı şirket adına kayıtlı menkul ve gayrimenkullerin üçüncü şahıslara devir satış ve temlikinin önlenmesi zımnında davalı şirket aleyhine teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması ile davalı şirketin tüm hesap hareketlerinin ve tasarruflarının kayyım denetimine bağlanmasına,yargılama neticesinde davalı ------ Şirketinin haklı nedenlerle feshine, mahkeme haklı nedenle fesih şartlarının oluşmadığı kanaatte ise müvekkil davacı ...'nun davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına, ve mahkeme tarafndan hesaplattırılarak ayrılma akçesi ile var ise ödenmemiş kar paylarının davalı şirket tarafından müvekkile ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının -------. Noterliği'nden 31/03/2014 tarih ve-------yevmiye numarası ile keşide ettiği ihtarnamede şirket mali tablolarının kendisine gönderilmesini talep ettiğini ve aynı noterlikten 07/04/2014 tarih ve -------- yevmiyeli cevabi ihtar ile verilen cevaplarda; kendisinin şirket müdürü olduğu, şirket genel kurulunun 27/04/2014'te yapılacağı, hesap tablolarının tüm hissedarlara dağıtıldığını, mizanları yönetim kurulu toplantılarında inceleme yetkisinin bulunduğunu, diğer yasal işlem yapılması için davacının göreve davet edildiğinin sabit olduğunu, TTK hükümlerince kayyım atamayı gerektirir herhangi bir sebep bulunmadığını, bu sebeple davacının taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, dava konusu şirketin tüzel kişiliğe haiz olduğunu, davacı tarafından şirket hissedarlarına ait gereksiz bir çok belge ve beyana dava dilekçesinde yer verildiğini, gerçek kişi olarak yapılan tüm işlemlerin tüzel kişilikle bağdaştırılmasının hukuk sistemine göre mümkün olmadığını, dava dilekçesinde davacının kişisel kapris ve arzularını neticelendirmek uğruna bu belgelerin konulmasının abesle iştigal olduğunu, kayyım isteme taleplerinin reddini talep ettiklerini, 2011 yılı öncesi özel hukuk kuralları içerisinde elde edilmiş ------- ve ---- paylaşımlarını belgeleyen ve davacının da imzasının bulunduğu belgelerin sunabileceklerini, ancak davacının 2011 yılında şirket hisselerini satın almış olması sebebiyle bu evrakların dava konusu olmadığını, dava dilekçesindeki bu hususlara dair beyanların tamamını reddettiklerini, müdürlerin tamamının akıl sağlığı yerinde ve hukuki fiil ehliyetine sahip olduklarının aşikar olduğunu, davacı tarafından da aksini ispatlayacak herhangi bir rapor veya belge sunulmadığından hissedarlara kayyım atanmasını gerektirecek herhangi bir olgunun olmadığını, davacının bahsettiği ----- ilçesinde bulunan ---- ve ----- adına tescilli olan 8 ve 9 parselin yan komşu -------ait arsa ile birlikte inşaatını yapmak üzere ve yapılacak inşaatın temel ruhsatlarının alınması neticesinde sermayesinin %40'ını karşılayarak bir üçüncü firmanın yöneteceği ve %60 hissesini karşılayacağı inşaat başladığı güne kadar ise -------herhangi bir söz hakkının olmadığını, giderlere katılmayacağının da kuruluş sözleşmesi iyi niyet protokolünde sabit olduğunu, iş bu üçüncü firma ile 2013 yılından itibaren yapılan tüm toplantılara davacının da gerek ------ müdürü olarak ve gerekse babasının arsa hisselerini temsilen diğer kardeşleriyle birlikte katıldığı ve neticede arsaların imar durumu alınamadığından 2019 yılı içerisinde ortaklığın feshedildiğini, üçüncü firmayla meydana gelen ihtilaflarda toplantılara katılmasının ve yargı aşaması ve sonundaki sulh anlaşmasının tamamına katıldığının tanık ve belgelerle sabit olduğunu, dava dilekçesinde aksine beyanlarının gerçeklerle ve dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığını, davacı dava dilekçesinde ve kendisinin ve diğer şirket müdürlü ve hissedarları olan hisselerinin bulunmadığı 2011 yılı öncesinden bahsettiğini ve ----- ile olan 2011 yılı öncesi olan olayları anlattığını, bu tarih öncesinde ---- ve ---- arasında özel hukuk kuralları içerisinde kardeş ortaklıklarından bir çok hukuki işlem yapıldığını, neticelendirildiğini, bir kısmının taksimatının yapıldığını, bir kısmının ise çözülemediğini, bu durumun ise ------ ile yasalar gereği herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, ------- projesinin tamamlanmış olması beyanı davacının yaptığı gerçek dışı bir beyan olduğunu, -------- Asliye Hukuk Mahkemesi'nde işbu inşaat ile ilgili davanın mevcut olduğunu, bir şirket müdürünün bunları bilmemesinin mümkün olmadığını, taşınmazların alım satımı yapılması ve bunlardan menfaat sağlanması beyan edilmişse de tapu kayıtlarıyla şirket evrak ve kayıtlarıyla da şirket adına kaydedildiğinin sabit olduğunu, kullanılan kredilerin nasıl kullanıldığı, kimin adına kullanıldığı banka ve şirket evraklarıyla sabit olduğunu, bilirkişi incelemesi yapılması halinde bu hususlarda da gerçeğin ortaya çıkacağını, davacının şirketin faal olmadığını iddia etmiştir ancak şirketin arkasındaki ihtilaflardan dolayı yeni bir inşaat yapamadığını, önceki yıllarda yapılan inşaatlarla ilgili hukuki sürecin devam ettiğini, davaya konu şirketin 2011 yılı öncesinde davacının kayyım atanması talebiyle dava ettiği şirket davacının babası ------ büyük hissedar olarak ----- Ticaret Odasında tescilli bulunan tüzel kişiliğe haiz olup ----- 2011 yılı Haziran ayında şirket ------- ve davacı ... ve diğer hisse devrinin yapıldığını, ayrıca şirketin davacının beyanlarının aksine hukuk kuralları içerisinde yönetildiğinin ----- Gazeteleriyle sabit olduğunu, en son genel kurulun ise 2020 tarihinde yapıldığının ------ Gazeteleriyle sabit olduğunu, dosyanın dava şartlarını karşılamaması sebebiyle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise beyan ve cevapların kabulü ile esas yönden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava şirketin feshi olmadığı taktirde ayrılma akçesi istemine ilişkin olup tarafların iddia ve savunmaları yukarıda özetlenmiştir.
25/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Halen -----Adına kayıtlı olan ---- marka ----- model ------ model ------- plakalı araç aşağıda satış sözleşmesinde de görüldüğü üzere 06.09.2004 tarihinden bu yana resmi satışı yapılmaksızın Sn.------ Tarafından kullanılmaktadır. Araç 23.06.2021 tarihinde ------ bilirkişi tarafından incelenmiş , belgeleri istenmiş, fotoğrafları çekilmiş olup piyasa araştırması yapılmıştır. Aracın 06/09/2012 - 17/01/2014 ve 04/07/2019 tarihlerinde olmak üzere 3 adet kaza kaydı bulunmaktadır. Aracın Ruhsat Bilgileri ve Muayene geçerlilik süreleri ile Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaklaşık 10 yıldır da aracın kaskosu bulunmamaktadır. Aracın 09/2004 yılından bu yana şantiye aracı gibi kullanılmasından dolayı yıpranmış olduğu görülmüştür. Aracın Kaputu kilit mekanizmasındaki arızadan ötürü açılmadığı için motor , akü , radyatör, kayış vs. Parçaları görülmemiştir. Aracın km si 540.000 den fazla olması birden çok kazası olması genel görünüşünün oldukça kötü olması, kaportada çizikler ve darbelerin olması, koltukların ve araç içinin durumunun iyi olmaması , servis bakımlarının raporlarının olmaması araç fiyatının emsallerine göre çok daha aşağılarda olmasına nedendir. Araştırma sonucu aracın şuan satış bedelinin 30.000,00-TL ancak her türlü bakım ve onarım yapıldığı takdirde 37.000,00-TL olabileceğine dair rapor hazırladığı görüldü.
16/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Değer tespitine konusu ------- parsel sayılı 4.902,00 m2 yüzölçümlü ----- vasıflı taşınmazın rapor düzenleme tarihi olan 15.07.2021 deki rayiç değeri 36.765.000,00TL olarak hesap ve takdir edilmiştir. Değer tespitine konusu ------- vasıflı taşınmazın rapor düzenleme tarihi olan 15.07.2021 tarihindeki rayiç değeri 27.482.260,00TL olarak hesap ve takdir edilmiştir. Değer tespitine konu ---- ilçesi, ------ mahalesi 13165 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki -------- blokta yer alan------ nolu bağımsız bölümlerin fiilen zeminde bulunmaması, her ne kadar tapuda arsa payı varsa da bu şekliyle alım-satıma konu edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle değerlemeye konu edilmemiştir şeklinde beyan edildiği görüldüb
22/08/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davalı ------- Ortaklar Pay Defteri açılış onayının yaptırıldığı ancak defterin işlenmemiş boş olduğu; Ortaklar Pay Defteri haricinde defterlerin usulüne uygun tutulmuş olduğu, Davalı -------Ortaklar Pay Defteri haricindeki defterlerinin ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. 85. madde ve HMK. 222. Madde uyarınca sahipleri lehine delil olarak kullanılma niteliğinde bulunduğu görüldüğü, 27.02.2014 tarihli ----- sayılı temsil ve ilzam yetkisi konulu karar; Şirket Müdürleri ----, ----- müdürlüklerinin devamına, ------ Müdürler Kurulu Başkanı olarak atanmasına, 5 yıl süre ile ---- imzasının yanına ------- veya ...'ndan herhangi birinin şirket unvan veya kaşesi altında atacakları müştereken imzaları ile temsile ve ilzama yetkili kılınmalarına oy çokluğu ile karar verildiği ile kararda ...'nun imzasının bulunmadığı;18.03.2019 tarihli ----- sayılı temsil ve ilzama ait karar; Şirket Müdürleri ----- müdürlüklerinin devamına-------- Müdürler Kurulu Başkanı olarak atanmasına, karar tarihinden itibaren süresiz olarak ---- imzasının yanına ------- veya ...'ndan herhangi birinin şirket unvan veya kaşesi altında atacakları müştereken imzaları ile temsile ve ilzama yetkili kılınmalarına ve kararın ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesine oy birliği ile karar verildiği; Karar defterinde kar dağıtımına ait herhangi bir karar görülmemiştir. Yer verilen Yargıtay içtihatları doğrultusunda davalı şirketin uzun yıllar gayri faal durumda bulunmasının TTK m.636/1ll uyarınca davalı şirketin feshi bakımından haklı sebep olarak değerlendirilebileceği, davacının diğer iddialarına ilişkin tespit yapılamadığı görüldü. Davacı yanca dava takip edilmemiş 09.07.2025 tarihli duruşmada işlemden kaldırılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre, davacı vekilinin duruşmaya katılmamış olması, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 150. maddesi gereğincede işlemden kaldırılan dosyanın yasal 3 aylık süre içerisinde yenilenmemiş olması sebebiyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜK ÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 150. maddesi gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan dava açılırken peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın düşülmesi ile bakiye 561,00 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacının yaptığı harç ve giderlerin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından sarf edilen toplam 9.330,05 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
5-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
6-Davalı vekille temsil edildiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, tarafların yokluğunda dosya üzerinden oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.