T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/254
KARAR NO : 2025/839
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 19/04/2021
KARAR TARİHİ : 08/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilin hakim ortak olan eşinden boşanmak için 2011 yılında dava açtığını, davaya konu şirketin aile şirketi olduğunu, o tarihten itibaren şirketin boşaltıldığını, şirketin kayıtlı gayrimenkullerinin, müşterek çocukları ------ adına kurulan şirkete devredildiğini, bilançolar müvekkile hiç açıklanmadığını, davalı şirketin 01/08/2018 tarihli toplantıya kadar sürekli zarar ettiğini beyan ettiklerini, hem ıslak imzalı hem noterden verilmiş ortaklık haklarının kullanılması için özel vekaletname sunduklarını bu vekaletnameye rağmen toplantıya kabul edilmediklerini, aynı toplantıda davalı şirket mal varlığının en önemli t aşınmazı olan ------ Koleji'nin davalı şirket mal varlığından çıkartıldığını, davalı ...'ın yeni kurduğu şirkete devredildiğini, zarar edildiği beyan ettikleri şirketin son 5 senelik kârının 18.750.000,00-TL olduğunu ve şirket sermayesine eklendiğinin öğrenildiğini, 2006 yılından bu güne kadar geçen sürede; müvekkil ile davalı ...'ın boşandığını, ancak şirket ortaklıklarının devam ettiğini, taraflar arasındaki mal rejimi davasının ----- Aile Mahkemesinde -------- esas sayılı dosyasında görüldüğünü, dosyanın bilirkişide olduğunu, taraflar arasında davalı şirketin 01/08/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların ve toplantının iptali istemiyle ------ATM ------- esas sayılı dosyasında görülmeye devam edildiğini, bu dosyada alınan bilirkişi raporuna göre en önemli iptal sebeplerinden bazılarının müvekkilin vekilinin toplantıya alınmaması yasaya ve mevzuata aykırı olmasından sebeple iptalinin gerektiğini, davalı ortak ...'ın tek başına aldığı ibra kararı yasa ve mevzuat uyarınca geçersiz olması sebebiyle iptalinin gerektiğini, davalı şirkette iptali talep olunan 01/08/2025 tarihli toplantıda müvekkilin temsil hakkı elinden alınarak toplantıya katılımının engellendiğini, birikmiş kâr payları şirket sermayesine eklendiğini, davalı şirketin menkul ve özellikle gayrimenkul değerleri kardeş şirketlere aktarıldığını, bu şekilde şirketin kâr zarar dengesiyle oynandığını, alelacele sermaye artışı kararı alındığını, şirketin bölünme yoluyla küçültülmesine karar verildiğini, müvekkil tarafından davalı şirkete ait resmi evraklardaki imzalarının sahte olduğunu, bu nedenle davalı ... ve tespit edilecek diğer şahıslar aleyhine suç duyurusunda bulunduğunu, bu davanın ------. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ------esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, bu olaylar sonucunda ortaklar arasındaki güven ilişkisi sona erdiğini ve güvensizlik ortamı oluştuğunu, diğer ortağın kendi kusurundan kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana geldiğini, şirketin devamlı zarar ettiğini, şirket yönetiminde yolsuzluklar yapıldığı kanaatinin güçlendiğini, şirket müdürünün şirketi iyi idare edemediğini, müvekkil tarafından arabulucuya başvurulduğunu, ------ dosyası, ------- arabuluculuk numaralı dosyasından taraflarca anlaşma sağlanamadığından huzurdaki bu davanın açıldığını bu nedenlerle müvekkilin ortaklık haklarının korunması amacıyla tedbir kararı verilmesine, 01/08/2018 tarihinde yapılan son genel kurulun yok hükmünde sayılmasını, 01/01/2020-30/06/2020 dönemi kâr payları saklı kalmak kaydıyla, 2019 mâli yılı güncellenmiş kârı üzerinden %5 sermayeye ilave edilmiş olan birikmiş geçmiş yıl kârları üzerinden %5 sermayeye ilave edilmiş olan birikmiş yıl kârları üzerinden %5 ve şirket hissesi olan %5 alacaklarının ödenerek müvekkilin bu sebeplerle şirket ortaklığından çıkartılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı müvekkilin evliliği sebebiyle şirkette hisse sahibi olduğunu, ticari hayata dair bir yetkinliği bulunmadığını, müvekkilinin ise yıllardır ilgili şirket ile ilgili ticari hayatta faaliyet gösterdiğini, müvekkil her zaman şirket selameti için çalışmalar yaptığını, davacının iddiasındaki gibi mal kaçırma durumunun asla olmadığını, davacının malların aktarıldığını iddia ettiği şirketin bizzat kendi oğlunun şirketi olduğunu, müvekkilin hiçbir zaman mal kaçırma kastıyla hareket etmediğini, davacının bu iddialar ve dava ile kendisine gelir elde etmek istediğini, davaya konu şirket bünyesinde yapılan 01/08/2018 tarihli toplantıya davacının geçerli bir vekaletname sunmadığını, sunulan muvafakatnamenin ise noter tasdiksiz şekilde ibraz edildiğini, hukuka ve kanuna aykırılık bulunmadığını,------ ATM'nin ------ esas sayılı dosyasında bu durumun ayrıntılı olarak açıklandığını, bu davanın da hukuka aykırı olduğunu, davacının iptalini istediği genel kurul kararları davacı toplantıya katılsa bile farklı yönde karar alınabilmesinin mümkün olmadığının bilirkişi raporunda açıklandığını, bu nedenle davacının genel kurul kararının iptali isteminin haksız olduğunu, davacının, müvekkiline duyduğu husumet sebebiyle evrakta sahteciliğe dair iddialarda bulunduğunu, ------. Ağır Ceza Mahkemesi ------- esas sayılı dosyanın incelenmesi sonucunda söz konusu yazı ve imzaların müvekkiline ait el ürünleri olmadığı sonucuna varılacağını, bilirkişi raporunun sonunda da aynı sonuca varıldığını, Müvekkilin davacı adına imza atıp gerçeğe aykırı belge düzenlemediğini beyan ederek davanın reddini, yargılama ve vekalet ücretlerinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Davalı şirkette hissedar ortak olan davacının dava dilekçesinde belirttiği nedenlerden ötürü 6102 sayılı TTK'nın 638. Maddesi gereği ortaklıktan ayrılmasına karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise karar tarihine en yakın dönemdeki 6102 sayılı TTK'nın 641. Maddesi gereği hak ettiği ayrılma akçesinin ne kadar olduğu, davalılardan ...'ın pasif husumet ehliyetinin olup olmadığı hususlarındadır.
6102 sayılı TTK'nın 638. Maddesi " (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.
(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." hükmüne haizdir. Keza TTK'nın 641/1. Maddesi "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." hükmüne haizdir.
---- BAM -----. HD.------ Sayılı ilamında "...Son olarak TTK'nın 638/2. Maddesi uyarınca haklı sebeple davalı limited şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi, çıkma payının tespiti ile ödenmesi istemiyle açılan bu davada husumet davacının ortağı bulunduğu davalı şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup ayrıca davalı şirketin diğer ortaklarına yöneltilemez. Bu durumda ilk derece mahkemesince davalı ortaklara karşı açılan bu davada husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi de yerindedir..." belirtildiği üzere çıkma istemli bir davada husumet davalı şirkete aittir. Yerleşik Yargıtay kararları da bu yöndedir. Bu nedenle davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
----- BAM------- HD.------- Sayılı ilamında "...
TTK'nın 641. maddesi uyarınca, şirket ortaklığının sona ermesi halinde ortak, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Kanun, ayrılan ortağın payının gerçek değerini isteyebileceğini belirtmekle birlikte, gerçek değerin nasıl hesaplanacağı konusunda bir hüküm getirmemiştir. Anılan Kanun maddesinin Hükûmet gerekçesinde, "6762 sayılı Kanun, ayrılan ortağın ayrılma payını açıkça düzenlememiştir. 641 inci madde bu konudaki kanun boşluğunu bir hüküm ile doldurarak hem tartışmalara son vermeyi hem de adalete uygun bir çözüm getirmeyi amaçlamıştır. Ayrılma her çeşidi ile çıkma ve çıkarılma ile doğal çıkma hali olan ölümü de kapsar. Ayrılma özellikle çıkarma, elkoyucu (müsadere edici) ve cezalandırıcı bir yaklaşıma olanak vermemelidir. Tasarının kuralı ayrılan ortağa esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin ödenmesidir. 'Gerçek değerine uyan' ibaresini kanun tanımlamamıştır. Bu ibarenin yorumu öğreti ve yargı kararlarınca yapılacaktır, ancak ibarenin en azından 'bilanço değeri'ni ifade ettiği şüphesizdir". Görüldüğü üzere Kanun, ayrılma akçesinin nasıl hesaplanacağı konusunda susmuş ve bu hususu yargısal ve ilmi içtihada bırakmıştır.
Öğretide bu hususta benzer değerlendirmeler mevcuttur. "TK 641. maddenin 1.fıkrasına göre: 'ortak şirketten ayrıldığı takdirde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkını haizdir'. Görüldüğü gibi Yasa ayrılan ortağa ayrılma payının 'gerçek değeri'nin ödenmesini amirdir. Gerçek değer, ayrılma payının çıkma tarihindeki adil, diğer bir anlatımla payın yaşayan işletme içindeki piyasa değeridir (------...TK 641. maddenin gerekçesinde, yeni düzenlemenin bu bağlamda adaleti gerçekleştirmek amacıyla yapıldığı ve ayrılan ortak açısından cezaladırıcı bir yaklaşıma olanak vermemesi" gerektiği vurgulanmaktadır."------
Yargıtay ----- HD. -----------. Sayılı ilamında belirtildiği üzere "...Davalılar vekilinin temyizine gelince; dava, limited şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi, ortaklık payı ile 2008-2010 yıllarına ait kar payının ödenmesi istemine ilişkindir. Davacılar vekili 23/05/2012 tarihli dilekçesiyle davacıların ayrılma payı (ortaklıktan çıkma payı) olan 2.713.836,39 TL'nin davalı şirket tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece harcın ikmali için süre verilmesinin ardından 23/11/2012 tarihinde talep edilen değer üzerinden harç tahsil edilmiştir. Davalılar yargılamada vekille temsil edilmiş, hakkındaki dava reddedilmiş olmasına rağmen, davalılar yararına harcı tamamlanan değer üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiş.." gerekçesi ile verdiği kararda belirtildiği üzere bu dava nispi vekalet ücretine tabidir.
Limited şirketlerde ortakların ortaklıktan doğan şahsi ve mali hakları söz konusudur. Ortakların pay hakkı, şirket kârına katılma hakkı gibi mali haklarının yanı sıra, oy kullanma hakkı, ortaklığı yönetim ve idare hakkı gibi şahsi hakları mevcuttur. Limited şirketlerde ortağın şahsi haklarından biri de 6102 sayılı TTK’nın 638. maddesinde düzenlenen, ortağın ortaklıktan çıkma hakkıdır. Çıkma hakkı, ortağın özgür iradesi ile ortaklıktan çıkma istemini içerir. Çıkma hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılan ortağın, ortaklığa ait bütün hak ve mükellefiyetleri sona ererek şirketle arasındaki bütün ilişkisi kesilmiş olacaktır.
Limited şirketlerde ortakların tek yanlı iradeleriyle şirketten ayrılmaları kural olarak mümkün değildir. Bunun için ortağın çıkma iradesinin bir hukuki temele dayanması gereklidir. Bu temel 6762 sayılı TTK’nin 551. (6102 sayılı TTK’nin 638.) maddesi gereğince ya esas sözleşmesel ya da kanuni olabilir. Başka bir deyişle bu temel, ya şirket sözleşmesinin ortağa şirketten tek yanlı irade ile çıkma hakkı veren bir hükmü ya da kanunun ortaklara belirli koşullarda çıkma hakkı tanıyan düzenlemesidir.
6762 sayılı TTK’nin 551/1. (6102 sayılı TTK’nin 638/1.) maddesi “şirket mukavelesiyle ortaklara şirketten çıkma hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması muayyen şartlara da tabi tutulabilir” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, limited şirket sözleşmesi ile ortaklara şirketten çıkma hakkının tanınması veya bu hakkın kullanılmasının belirli şartlara bağlanması mümkündür. Ayrıca bu hakkın kullanılması için sözleşme özgürlüğü kapsamı içinde bazı şartların varlığı da gerekli kılınabilir.
Şirket sözleşmesi ile ortaklara tanınan çıkma hakkı, hukuki açıdan onlara tanınmış bozucu yenilik doğuran bir haktır. Ortak bu hakkını kullanıp çıkma iradesini ortaklığa ulaştırdığında çıkma gerçekleşir, ayrıca bu beyanın şirket tarafından kabulüne gerek yoktur.
Limited şirkette ortaklara şirketten çıkma hakkı tanıyan bir diğer durum ise 6762 sayılı TTK’nin 551/2. (6102 sayılı TTK’nin 638/2.) maddesinde yer alan “Her ortak, muhik sebeplere dayanmak suretiyle şirketten çıkmasına müsaade edilmesini veya şirketin feshini mahkemeden talep edebilir” şeklindeki düzenlemedir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına müsaade edilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Böylece ortaklar, esas sözleşmede şirketten çıkma hususu düzenlenmiş olsun ya da olmasın şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir sebebin varlığı hâlinde her zaman bu hakkı kullanabileceklerdir.
Limited şirket ortağı tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davası ileriye etkili hüküm ifade eden bozucu yenilik doğuran bir dava olup, bu davada çıkmayı gerçekleştiren irade mahkeme kararıdır. Mahkemenin çıkmaya ilişkin kararı şirketle ortak arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdirir ve sonuçlarını dava tarihinden değil kararın kesinleştiği tarihte doğurur.
Hemen belirtilmelidir ki, ortak tarafından açılan haklı sebebe dayalı çıkma davasında davacının ortaklık sıfatının kararın kesinleştiği tarihe kadar devam etmesi gerekmektedir. Zira haklı sebebe dayalı çıkma davasında verilen çıkma kararı, sonuçlarını kararın kesinleştiği tarih itibariyle doğuracağından davacının bu tarihte ortak olması gerekmektedir.
Bu kapsamda yine şirkete karşı olan yasal yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, rekabet yasağının ihlali, sadakat borcuna aykırı hareketler, şirket defterlerinin düzgün tutulmaması gibi ortaklığa ilişkin sebepler haklı sebep teşkil ettiği gibi; diğer ortaklar ve yakınlarına rencide edici sözler söylemek, haksız fiilde bulunmak------ tutuklanma gibi sebeplerle ortaklık işlerinden uzak kalma ve boşanma-------gibi kişisel sebeplerin de haklı sebep teşkil ettiği görülmektedir. Limited şirket faaliyetinin tamamen durmuş olması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın esas sermaye borcunu ödemede temerrüdü, şirketin kuruluş gayesinin gerçekleştirmesine imkân kalmaması, şirketin devamlı olarak kar sağlayamaması, ortakların rekabet yasağını ihlal etmeleri, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermesi, şirket yönetimindeki yolsuzluklar, şirket kararlarının ve sözleşmenin sürekli ihlali de yine öğretide ifade edilen haklı sebep ve -------. Özellikle az sayıda ortaklı limited şirketlerde Yüksek Mahkemenin görüşleri dikkate alındığında kişisel bağların ve birlikte çalışma niyeti sıkılığı göz önünde bulundurulduğunda kişisel sebeplerin de birer haklı sebep teşkil edebileceği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacı ve davalının eski eş oldukları,boşandıkları, aralarında güven ilkişkisinin kalmadığı, şirketin 2 ortaklı olduğu, ortaklar arasında mal rejimi davası olduğu keza davacı ortağın diğer ortağı kendisinin imzasını taklit etmekle suçladığı, davalı ortağın bu nedenle ağır ceza mahkemesinde yargılandığı, ceza davasında alınan ATK raporu ile davacının imzası bulunan bir kısım evraklarda bulunan imzaların davacıya ait olmadığı davalı ortağın eli ürünü olduğu, yani davacı adına imza atıldığı tespiti yapıldığı görülmüştür. Keza ------- ATM dosyasında şirketin kar payı dağıtabilecek durumda olmasına rağmen dağıtmadığı, yönetici ortağın usul ve yasaya aykırı şekilde ibra oylamasında oydan yoksun olmasına rağmen ibrasını sağladığı bu nedenle genel kurul kararının da kısmen hükümsüzlüğüne karar verildiği görülmüştür. Görüldüğü üzere ortaklar eski eşler olup boşanma ve sonrasında yaşanan süreçle birlikte artık aralarındaki bağ sona ermiştir.Davalı şirket az ortaklı bir limited şirkettir.Az ortaklı şirketlerde ortaklar arasındaki uyum oldukça önemlidir. Taraflar arasında yaşanan olaylara bir bütün olarak bakıldığında davacının çıkma talebinde bulunması haklı nedene dayanmaktadır. Yine bazı malların ( gayrimenkuller, araçlar) şirket adına tescilli olduğu halde şirket defterlerine geçirilmediği de tespit edilmiş, ancak bu mallar şirket tüzel kişiliği adına tescilli olduğundan ( Uyap sisteminden araştırma yapılmış mahkememizce davalı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir. ) değerlemede dikkate alınmıştır. Mahkememizce alınan 11.05.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu denetime uygun olup şirketin sahip olduğu gayrimenkullerin rayiç değeri keza şirket adına tescilli olan -------- plakalı aracın rayiç değerleri hesaplamada dikkate alınmıştır. Keza şirketin sahip olduğu demirbaşlardan kiralık olanlar yani şirket adına kayıtlı olmayanlar hesaplamada dışlanmıştır. Davacı her ne kadar -------- plakalı aracın değeri de esas alınarak davasını ıslah ettiyse de bu aracın çalıntı olduğu , yakalamalı olduğu, şirket aktifinde olmadığı görülmüştür. Ayrılma akçesi hesabında çok cüzi fark ettirse de bu araç şirket yedinde olmadığından raporda 2. Seçenek hesaplamaya itibar edilmiştir. Her ne kadar davacı yanca kar payı alacakları istenmişse de kar payının dağıtılabilmesi için genel kurulda alınmış bir dağıtım kararı olması gerekir. Kaldı ki itibar edilen bilirkişi raporunda şirketin hali hazırdaki mevcut ekonomik durumu nazara alınarak ayrılma akçesi hesabı yapıldığından esasen davacı hissesinin tüm karşılığını da almıştır. Şirketten çıkma istemli davaların muhatabı yani davalısı şirket tüzel kişiliğidir. Şirketin diğer ortaklarının bu tür davalarda pasif husumeti yoktur. Bu konuda yukarıda emsal içtihat alıntılanmıştır.Davalı şirketin sahip olduğu mal varlığı değerlerinin rayiç değeri hesaplanmış bu hesaplama yapılırken şirket adına tescilli olduğu halde şirket defterlerinde yer almayan gayrinemnkul ve araç da hesaplamada dikkate alınmış, bunların rayiç değerleri tespit edilmiş denetime uygun rapor alınmıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere şirket adına tescilli olduğu halde çalıntı kaydı olan ve davalı uzun zamandır davalı yedinde olmayan araç hesaplamadan dışlanmıştır. Ayrılma akçesini cüzi değiştirse de neden birinci seçenek hesaplamaya itibar edilmediğinin izahı için durum açıklanmıştır.Netice itibarı ile davacının çıkma isteminde haklı olduğu sonucuna varılmış, paylarının gerçek değerinin 10.049.283,50 TL olduğu sonucuna varılmış, yukarıda emsal olarak alıntılanan karar gereği ayrılma akçesine karar tarihinden başlamak üzere faiz işletilmesine karar verilmiştir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davalı şirket ortağı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, davalı şirket yönünden denetime uygun bulunan 11.05.2025 tarihli raporun 2. Seçeneğine göre davanın kısmen kabulüne, yine yukarıdaki emsal yüksek mahkeme kararı gereği davacı ve davalı lehine kabul ve red edilen miktarlar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davalı ... yönünden; davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine,
2-Davalı şirket yönünden davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile ;
A-Davacının davalı şirket ortaklığından 6102 sayılı TTK'nın 638/2. Maddesi uyarınca ÇIKMASINA, Ayrılma akçesine dair talebin KISMEN KABULÜ İLE; 10.049.283,50 TL ayrılma akçesinin karar tarihi 08.10.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine,
B-fazlaya dair istemlerin reddine,
C-) Karar kesinleştiğinde tescil ve ilanı için ------- Ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 686.466,55 TL harçtan davacıdan peşin alınan 8.538,75 TL ile 163.084,04 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 514.843,76 TL harcın davalı şirketten alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından ödenen 8.538,75 TL ile 163.084,04 TL ıslah harcı,24.500 TL bilirkişi ücreti, 360,00 TL posta ve müzekkere masrafları olmak üzere toplam 196.482,79 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 194.539,96 TL sinin davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 692.985,67 TL nispi vekalet ücretinin davalı şirketten tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Davalı şirket vekille temsil edildiğinden red edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete ödenmesine,
8-Davalı ... vekille temsil edildiğinden ve red nedeni farklı olduğundan 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine,
9-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
10- Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.307,00 TL sinin davalı şirketten, 13,00 TL sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, --- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere,davacı ve davalı tasfiye memuru vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.