T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/573
KARAR NO : 2025/826
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/08/2024
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;"Müvekkil ---- ait, -----poliçe numaralı olmak üzere Zorunlu Deprem Sigortası tanzim edilmiş olup -----riziko adresli fırın mahiyetinde kullanılan işyeri, söz konusu sigorta poliçesi ile deprem hasarlarına karşı teminat altına alınmıştır. (Ek-1 : Sigorta Poliçesi) 06.02.2023 tarihinde son yıllarda yaşanan en büyük deprem felaketi ------- merkezli meydana gelmiş olmakla birlikte Müvekkilim'e ait işyerinde söz konusu deprem felaketi neticesinde emtea hasarı meydana gelmiştir. Meydana gelen hasara ilişkin olmak üzere öncelikle davalı sigorta şirketine hasar başvurusunda bulunulmuş olmakla birlikte sigorta şirketi tarafından olumlu veyahut olumsuz herhangi bir cevap dahi verilmemiştir. İşbu kapsamda tarafımızca arabuluculuk yoluna başvurulmuş, ------ Arabuluculuk Bürosu ------ numaralı arabuluculuk dosyası kapsamında ilgili dosya anlaşmama ile sonuçlanmıştır. (Ek-2 : Arabuluculuk Anlaşmama Belgesi) 25.11.2022 tarih ve ----- sayılı ----- gazetede yayınlanan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatına göre betonarme yapılarda birim fiyat 3.016,00 TL olarak düzenlenmiştir. 09.11.2022 tarihinde ------ poliçe limitinin 640.000,00 TL olması sebebiyle ödemenin güncel poliçe limitine göre yapılması gerekmektedir. Doğal Afet Sigortalar Kurumu deprem sonrası yaptığı açıklamalarda, 25.11.2022 tarihinde değişen tarifenin ------ gazetede yayınlandığını ve bu tarihten önceki poliçe sahibi sigortalılara, zeyilname yaptırmaması ve ek prim ödememesi halinde eski tarifeye göre ödeme yapacağını bildirmiş ve nitekim de o şekilde uygulamıştır. Mevzuat incelendiğinde, işbu uygulamanın yanış olduğu ve ödemenin eksik yapıldığı açıktır. Şöyle ki; ZDS genel şartlar A4 Maddesi “Sigorta bedelinin tespitinde, sigorta edilen meskenin yapı tarzı için Hazine Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayımlanan "Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatı"nda belirlenen metrekare bedeli ile aynı meskenin brüt yüzölçümünün (veya yaklaşık yüzölçümünün) çarpılması sonucu bulunan tutar esas alınır. Zorunlu Deprem Sigortası yapılan bir meskenin sigorta bedeli, her halde "Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatı"nda belirlenen azami teminat tutarından çok olamaz.” Şeklindedir. İlgili madde ile sigorta bedelinin nasıl tespit edileceğini düzenlemiştir. Anılan düzenlemede sigorta bedelinin belirlenmesi bakanlık yetkisinde olup, sigorta bedelini ne sigortalı ne de Doğal Afetler Sigortalar kurumu belirlemektedir. Bu nedenle sigorta bedeli “Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatı”nda belirlenen azami tutardan başkası değildir. ZDS Genel Şartların B.3. maddesi “Sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır.” Şeklindedir. Bu nedenle “Sigorta bedeli” riziko tarihi olan 06.02.2023 tarihinde yürürlükte olan “Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatı”na ve m2’ye göre belirlenen rakamsal değerdir. ------ sigortalıya ödenecek bedeli “poliçede yazan bedel” olarak değerlendirmiş ve hukuki gerekçesi olmayan bu değerlendirmeye göre eksik ödeme yapmıştır. Bu değerlendirmeyi yaparken de mevzuatın hiçbir bölümünde yer almayan “zeyilname” yapılması hususunu “sigortalının yükümlülüğü” gibi nitelendirmiştir. Bu değerlendirmeye katılmak mümkün değildir. İzah etmek gerekirse; Zorunlu deprem sigortası, 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu ile ihdas edilen bir sigorta sözleşmesidir. Zorunlu deprem sigortası gibi özel kanunlarla kurulan sigortalar, Türk Ticaret Kanunu’nun 6. Kitabında yer alan sigorta hukuku hükümlerine tabidir. Bu nedenle 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanununda hüküm bulunmadığı takdirde uygulanacak olan genel şartlar, tarifeler, yönetmelikler vs. alt mevzuat hükümleri TTK’nın emredici hükümlerine aykırı olamayacaktır. Kaldı ki 6305 sayılı yasanın gerek sigortalının sorumluluğu ilişkin düzenlenen 12.maddesi gerek diğer hükümleri incelendiğinde sigortalıya zeyilname yaptırma sorumluluğu yüklenmemiştir. Yine Zorunlu Deprem Sigortası Yönetmeliği, Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatları ile Genel Şartlar incelendiğinde sigortalıya zeyilname yaptırma sorumluluğu yüklenmemiştir. Mevzuatta yer almayan bir yükümlülük, ------ tarafından TTK 1452. Maddesinin tam aksine olarak sigortalı aleyhine yorumlanmış ve riziko tarihindeki tarifeye göre ödeme yapmaktan imtina edilmiştir. ------, güncel tarifedeki tutara göre ödeme yapılmasını ek prim ödeme koşuluna bağlamış ve önemli bir değişiklik olan tarife güncellemesine ilişkin bildirimi sigortalıya yapmamış, remi gazete ilanıyla yetinmiştir. Sigortalının zeyilname yaptırma yükümlülüğünü hiçbir şekilde kabul anlama gelmemek kaydıyla, ------ zorunlu olarak yorumladığı zeyilname hususu ve ek prim ödeme hususuna ilişkin sigortalıya bildirimde dahi bulunmamıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun, Aydınlatma Yükümlülüğü başlıklı 1423.maddesi; “(1) Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar.” Şeklindedir. ZDS Genel Şartları C-5.maddesi; “------ veya adına yetkili kıldığı sigorta şirketinin bildirimleri de taraflara imza karşılığı elden verilen mektupla ya da sigorta ettirenin poliçede gösterilen adresine veya bu adres değişmişse, son bildirilen adresine yazılı olarak yapılır. ------ tarafından yapılan ihbarlar, postaya veya notere verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder.” Şeklindedir. TTK 1423. Maddesi emredici hüküm niteliğinde olup, zorunlu deprem sigortasına ilişkin alt mevzuat hükümleri normlar hiyerarşisi gereği bu maddeye aykırı olamayacaktır. Kaldı ki ZDS Genel Şartları da emredici hükümle paralel niteliktedir. Gerek TTK emredici hükmü gerek genel şartlar gereğince zeyilname yapılmasına ilişkin bildirim koşullarına uyulmamış ve buna rağmen sigortalı aleyhine yorum yapılarak mevzuatta öngörülmeyen zeyilname yaptırma sorumluluğu müvekkilimize yüklenmiştir. Bildirim yapılmamasına rağmen sigortalıdan ek prim ödenmesi beklenmiştir. Bu durum hukukun genel ilkelerine ve zorunlu deprem sigortasının tabii olduğu mevzuata aykırıdır. Bu kapsamda Sayın Mahkemeniz nezdinde gerçekleştirilecek olan Bilirkişi incelemesi ile birlikte Müvekkilim'e ait işyerinde bulunan bina hasarına ilişkin metrekare hesabı yapılmak suretiyle gerçek zararın karşılanması gerektiği izahtan varestedir. Tarafımızca açıklanan gerekçeler ile birlikte ve ayrıca Sayın Mahkemeniz nezdinde gerçekleştirilecek inceleme ile birlikte tanzim edilen zorunlu deprem sigorta poliçesi uyarınca Müvekkilim'e ait işyerinde meydana gelen Bina Hasarına ilişkin olmak üzere gerçek zararın fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL tazminat tutarının sigorta şirketine başvuru tarihi olan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak Müvekkilim'e ödenmesini saygılarımızla Sayın Mahkemeniz'den arz ve talep ederiz.
O bakımdan, yukarıda açıklanan nedenler ile;
Yukarıda arz ve izah olunan sebeplerle mahkemece re’sen tayin ve takdir olunacak hususlara binaen, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep haklarımız saklı kalmak üzere;
Müvekkilim'e ait işyerinde meydana gelen Bina hasarına ilişkin olmak üzere; fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL'nin sigorta şirketine başvuru tarihi olan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine,
Diğer yargılama giderleri ile lehimize hükmedilecek vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine
karar verilmesini" şeklinde talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; " Göreve ilişkin itirazlarımız mevcuttur. Ticari davalar TTK m. 4 hükmüyle düzenlenmiştir. Ticari davalar doktrinde TTK m. 4 hükmünden hareketle üç kategoride incelenmektedir: • Mutlak ticari davalar • Havale, saklama sözleşmesi ve fikir-sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan ve bir ticari işletmeyi ilgilendiren davalar • Nisbi ticari davalar (Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar) Müvekkil kurum bir ticari işletme olmadığı için, Kuruma karşı açılacak davalar hiçbir zaman nisbi ticari dava niteliğinde olamaz. Keza Kuruma karşı açılacak davalar ikinci tür ticari davalardan da değildir. Mutlak ticari davalar, TTK m. 4/1’de 6 bent halinde sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ile özel kanun hükümleri gereği ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davaların başında, TTK’da öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları gelir. İlk bakışta Kuruma açılacak davaların sigorta ilişkisinden kaynaklandığı ve Sigorta Hukuku’nun TTK’nın altıncı kitabını oluşturduğu gözetilerek Kuruma karşı açılacak davaların da mutlak ticari dava olduğu düşünülebilir. Bununla birlikte ----- özel kanun olan Afet Sigortaları Kanunu kapsamında kurulup faaliyet yürüttüğü için Sigortacılık Kanunu hükümlerine tabi olmadığı gibi, TTK hükümlerine de tabi değildir. ------- bir sigorta şirketi olmadığından ve dolayısıyla faaliyette bulunmak üzere ruhsatı da mevcut olmadığından, TTK m. 1401/2 uyarınca TTK hükümlerine tabi değildir. ----- ile girilen hukuki ilişkilerden doğan uyuşmazlıklar hakkında Afet Sigortaları Kanunu ve diğer ikincil mevzuat uygulama alanı bulmaktadır. Dolayısıyla ------ karşı açılan davalar TTK’da öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları niteliğinde olmadığından ticari dava değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. İşbu davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddini talep ederiz. Huzurdaki davaya cevap verilebilmesi için öncelikle HMK 121 md. gereği delillerin tarafımıza tebliği gerekir. Müvekkil kuruma tensip zaptı ekinde sadece dava dilekçesi tebliğ edilmiş olup, davacı yan, HMK m.121 gereğince diğer delil örneklerini tebliğ ettirmemiştir. Dava dilekçesindeki davacı ifadeleriyle tazminat talepleri açısından ve diğer yönlerden davaya cevap verme imkanımız yoktur. Delillerin tarafımıza tebliğ edilmesi gerekmektedir. Usulî anlamdaki bu eksiklik esasa vereceğimiz cevaplarımızı etkilemektedir. Bu nedenle delillerin tarafımıza tebliğine kadar davaya cevap verme hakkımızı saklı tutuyoruz.
Husumete ilişkin itirazlarımız mevcuttur. Dava konusu meskene ilişkin tapu kaydında herhangi bir rehin alacaklısının yer alıp almadığı hususu araştırılmalıdır. Davacının, sigorta poliçesinden kaynaklanan hasar tazminatı alacağı yönünden talepte bulunabilmesi için öncelikle rehin alacaklısının Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi uyarınca bu konuda açık ve yazılı muvafakat vermesi gerekmektedir.
Husumete ilişkin itirazlarımız doğrultusunda rehin alacaklısının bulunması halinde işbu davanın aktif husumet yokluğundan dolayı usulden reddine karar verilmesini talep ederiz.
Davaya konu talepler kısmi dava olarak ileri sürülememektedir. Davanın bu gerekçeyle de reddini talep ederiz. Dava dilekçesinde tüm talepler kısmi olarak ileri sürülmüştür. Belirsiz alacak davası olduğuna dair herhangi bir beyan ve iddia bulunmamaktadır. Davacı taraf huzurdaki davayı kısmi alacak olarak ikame etmiştir. Dava dilekçesi incelendiğinde başvurunun “belirsiz alacak davası” olarak açıldığına dair açıkça bir belirleme yapılmamıştır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği huzurdaki davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ------Sayılı kararı;"Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. Her ne kadar 30.10.2014 tarihli duruşmada davacı vekili “davamız belirsiz alacak davasıdır” şeklinde beyanda bulunmuş ise de davanın türünün bu şekilde değiştirilmesine imkân bulunmamaktadır."
Ayrıca davacı vekili deprem sebebiyle talep ettiği hasar bedeli miktarını gerek müvekkil kuruma yapmış olduğu hasar ihbarında; gerekse işbu dava dilekçesinde açıkça belirtmiştir. Hasar miktarları belli/belirlenebilir iken kısmi olarak dava ikame etmesinde hukuki yarar yoktur.
Bu doğrultuda; talep edilecek alacak miktarının başvurunun ikame edildiği anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesi mümkün olmasına rağmen “kısmi alacak” şeklinde açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.
Müvekkil kurum tarafından yapılan değerlendirme sonucunda SİGORTALIDAN EKSİK EVRAK TALEP EDİLMİŞSE DE EKSİK EVRAK TAMAMLANMAKSIZIN MÜVEKKİL KURUM ALEYHİNE BAŞVURU İKAME EDİLMİŞTİR.
Başvuran 06.02.2023 tarihli depreme ilişkin müvekkil kuruma ihbarda bulunmuştur. Müvekkil kurumca yapılan hasar tespiti neticesinde davaya konu meskenin, tapu kayıtlarındaki adres bilgilerinin uyuşmadığı belirlenmiştir. Başvuruya konu ------ numaralı hasar dosyasındaki süreçlerin tamamlanabilmesi ve müvekkil kurum tarafından değerlendirme yapılarak ödeme safhasına geçilebilmesi için eksik olan “Numarataj, emlak vergi beyannamesi ve tarihçeli ikametgah belgelerinin” gönderilmesi gerekmekte olup başvuran taraftan eksik evraklar talep edilmiştir. Sigortalı/başvuran ödeme için gerekli bilgileri tarafımıza iletmediğinden ödeme yapılamamıştır. Dosya sonuçlanması için eksik evrakları temin ederek kuruma iletmek sigortalı sorumluluğundadır. “EKSİK EVRAK” BULUNAN DOSYALARDA EVRAK İNCELEMESİ YAPILMADAN VEYA EKSİK EVRAK OLDUĞU DURUMLARDA ÖDEME YAPILAMAMAKTADIR. Bu durumda sigortalı, sorumluluğunu yerine getirmemiş olup ödeme konusunda müvekkil kurum açısından herhangi bir engel yoktur.
Başvuran tarafından müvekkil kurum aleyhine usulüne uygun ihbarda bulunulmadığı açıktır. İşbu başvurunun usulden reddi gerekmektedir. Bu doğrultuda başvuranın 06.02.2023 tarihli depremden kaynaklı zararlarına ilişkin müvekkil kuruma usulüne uygun bir şekilde başvurmadığı açıktır. İşbu başvurunun reddine karar verilmesi gerekmektedir. Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın “Rizikonun Gerçekleşmesi Halinde, Sigorta Ettirenin ya da Sigortalının Yükümlülükleri” başlıklı B.1 maddesi:
"Sigorta ettiren ya da sigortalı, rizikonun gerçekleşmesi halinde, aşağıdaki hususları yerine getirmekle yükümlüdür.
1.1- Rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç onbeş işgünü içinde ------ veya Kurum nam ve hesabına sözleşmeyi yapan sigorta şirketine bildirimde bulunmak,
1.2- ------ görevlilerinin veya yetkili kıldığı kimselerin, hasara uğrayan binalara makul amaçlarla ve uygun şekillerde girmesine ve zararı azaltmaya yönelik girişimlerde bulunmasına izin vermek,
1.3- ------ isteği üzerine zarar miktarıyla delilleri saptamaya, rücu hakkının kullanılmasına yararlı ve sigorta ettiren için sağlanması mümkün gerekli bilgi ve belgeleri, gecikmeksizin --- vermek, 1.4- Zararın tahmini miktarını belirtir yazılı bir bildirimi, makul ve uygun bir süre içinde ------ veya yetkili kıldığı kimselere vermek,
1.5- Sigortalı bina/yer üzerinde Zorunlu Deprem Sigortası dışında, deprem teminatı bulunan başkaca sigorta sözleşmeleri varsa bunları ------- bildirmek.” hükmünü havidir.
Yukarıda yapılmış olan açıklamalar doğrultusunda 06.02.2023 tarihli depreme ilişkin sigortalı tarafından ihbarda bulunulmadığından meydana gelen depreme ilişkin hasarlar için müvekkil kurumun sorumluluğu bulunmamaktadır. İşbu başvurunun usulden reddine karar verilmesini talep ederiz.
----- tarafından herhangi bir ilave prim alınmaksızın (zeyilname yapılmaksızın) güncel tarife üzerinden sigorta bedelinin ödenmesi Zorunlu Deprem Sigortasının amacı ve işleviyle uyuşmamaktadır. Müvekkil kurumca davaya konu meskene ilişkin tam hasar bedeli ödenmiş olduğundan müvekkil kurumun başkaca bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
DAVAYA KONU UYUŞMAZLIK SİGORTA BEDELİNE İLİŞKİNDİR. SİGORTA BEDELİ: ------’ın sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır.
Sigorta bedeli, sözleşmenin yapıldığı tarihteki poliçede yazılı olan bedel midir, yoksa rizikonun gerçekleştiği tarihte yürürlükte mevzuata göre hesaplanan bedel midir?
Sigorta Bedelinin Tespiti Sigorta bedelinin tespitinde, sigorta edilen meskenin yapı tarzı için Hazine Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayımlanan "Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatı"nda belirlenen metrekare bedeli ile aynı meskenin brüt yüzölçümünün (veya yaklaşık yüzölçümünün) çarpılması sonucu bulunan tutar esas alınır. Zorunlu Deprem Sigortası yapılan bir meskenin sigorta bedeli, her halde "Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatı"nda belirlenen azami teminat tutarından çok olamaz.
Tazminatın Hesabı
1- Sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır. Ancak sigorta tazminatı, hiçbir durumda sigorta bedelinden fazla olamaz.
Hükme baktığımızda, sigorta şirketi aydınlatma borcunu yasal düzenlemeler çerçevesinde sigorta ettirenlere vermez ise, yani kendi yükümlülüğünü ifa etmez ise sigorta ettirenlere sözleşmenin kurulmasından itibaren sigortacıdan aydınlatma yükümlülüklerine ilişkin talep haklarını kullanabilmek için on dört günlük bir süre vermekte ve bu sürede sigorta ettiren bunu sigortacıdan istemez ise sigorta sözleşmesinin genel şartlara göre kurulmuş sayılacağından söz ettiğini görmekteyiz. Bu itibarla TTK. m. 1423/1 hükmünün sigortacının sözleşme kurulurken aydınlatma yükümlülüğünü yazılı olarak yerine getirdiği ihtimalinde uygulanabileceği, oysa bunu vermediği takdirde TTK. m.1423/2 dairesinde davranılması gerekeceği, sigorta ettirenin sigorta akdinin kuruluşundan itibaren 14 gün içinde aydınlatma yükümlülüğü ifa edilmediği için itiraz etmemesi durumunda sözleşmenin poliçende yazılı şartlara göre kurulmuş sayılacağı sonucuna hoşumuza gitmese de kanun gereği varmamız gerekir. O halde bu son ihtimalde bundan böyle TTK. m. 1423/1’in uygulama alanı bulacağından ve sözleşme devam ederken de sigortacının önemli hususları sigorta ettirene yazılı olarak bildirmesi gerekeceğinden söz edemeyiz. Somut durumlarda bu hususların da nazara alınması yasa gereğidir. Yani sigorta sözleşmesi TTK. m. 1423/1’e göre mi, yoksa 1423/2’ye göre mi kurulmuş ve hükümlerini doğurmaya başlayıp devam ettiğinin tespiti elzemdir.
Sonuç olarak somut olayda ------- aydınlatma yükümlüğünü ihlal ettiği kabul olunsa bile, hem bu yükümlüğün ihlalinin yaptırımı TTK m. 1423/2'nin açık düzenlemesi itibarı ile "yeni tarifenin uygulanması" olamayacak, hem de sigorta sözleşmesinin TTK. m. 1423/2’ye göre kurulduğu ihtimalinde TTK. m. 1423/1 uygulama alanı bulamayacak, dolayısı ile sigortacıya önemli olayları yazılı bildirme yükümlüğü bu ihtimalde artık yüklenemeyecektir. Diğer taraftan tarife değişiklikleri ZORUNLU DEPREM SİGORTASI TARİFE VE TALİMAT TEBLİĞİ'nin belli maddelerin tadili olarak ------ yayınlanmakta ve yürürlüğe girmektedir. Dolayısı ile "kanunu bilmemek mazeret sayılmaz" kuralı tarife değişiklikleri yönünden de geçerli olacaktır. Böyle bir durumda esasen ------- tarife değişikliği hususunda aydınlatma yükümlülüğü bulunmadığı da mülahaza olunabilecektir.Öte yandan Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları m. A.4 sigorta bedelinin tespitinde Tarife talimatına gönderme yapmaktadır;
ZORUNLU DEPREM SİGORTASI TARİFE VE TALİMAT TEBLİĞİ'nde inşaat maliyet artışları nazara alınarak periyodik olarak sigorta bedeli belirlenmektedir. Nitekim en son 25.11.2022 değişiklikle betonarme meskenin metrakare birim fiyatı arttırılmıştır.
Ancak geçmiş teminat artırımlarında yürüyen poliçeler yönünden geçici madde ile ek prim olmaksızın teminat artışı öngörülmüşken 25.11.2022 tarihli tarife değişikliği yönünden bu nevi bir düzenlemeye yer verilmemiştir;
Sigorta hukukunda temel kural, sigorta sözleşmesi uyarınca düzenlenen poliçenin üzerinde belirtilen teminat miktarı uyarınca teminat sağlamasıdır. Dolayısı ile poliçede yazan teminat miktarını aşan tutar yönünden sorumluluğun doğabilmesi için (zeyilname düzenlenmeden) açık bir istisnai düzenlemeye ihtiyaç vardır. Geçmiş tarife değişikliklerinde bu yönde hüküm var iken 25.11.2022 tarihli tarife değişikliği yönünden bu nevi geçici istisnai bir hükme yer verilmemiştir.
Ayrıca tebliğ düzenlemeleri, ------ tarafından değil Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenerek yürürlüğe konulmaktadır. Bu itibarla 25.11.2022 tarihli tarife değişikliği yapılırken geçici istisnai hükme yer verilmemiş olması ile ilgili ---- açısından menfi/müspet bir değerlendirme de yapılamayacaktır. Konu tamamen, kamu yararına yönelik zorunlu tutulmuş bir sigorta türünde, sigorta tarafları açısından bağımsız konumda olan ve kanundan aldığı düzenleyici işlem yapma yetkisine dayanarak düzenleme yapan ve kamu kurumu niteliğindeki Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun bir tasarrufudur.Bu konuda yeni tarifenin nazara alınması gerektiği görüşünde ileri sürülen gerekçelerden biri de TTK m. 1425/3 düzenlemesidir; TTK m. 1425/3 hükmüne göre "...Kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, genel şartlarda sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın lehine olan bir değişiklik hemen ve doğrudan uygulanır. Ancak, bu değişiklik ek prim alınmasını gerektiriyorsa, sigortacı değişiklikten itibaren sekiz gün içinde prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının sekiz gün içinde kabul edilmemesi hâlinde sözleşme eski genel şartlarla devam eder...". Ancak tarife arttırımı ile ZORUNLU DEPREM SİGORTASI TARİFE VE TALİMAT TEBLİĞİ'nde değişiklik yapılmaktadır, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları'nda değil. Dolayısı ile 1425/3 hükmünün de somut olayda uygulama kabiliyeti yoktur.
Somut olayda dosya içeriğinden; poliçe başlangıcının 15.08.2022 tarihi olduğu, poliçe ile ilgili teminat artışı öngören zeyilname düzenlenmediği ve ek prim alınmadığı, poliçe teminat miktarının poliçe düzenlenme tarihi itibarı ile geçerli olan tarife üzerinden (m2 başı 1.508,00 TL) belirlendiği ve iş bu tarife uyarınca belirlenen miktarın başvuru sahibine ödendiği anlaşılmaktadır. Yukarı da yapılan değerlendirmeler ışığında, başvuru sahibinin 25.11.2022 tarihli tarife değişliğinden yararlanarak m2 başı 3.016,00-TL üzerinden ödeme yapılmasını talep etme hakkı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.” Denilmektedir.
Yukarıda yer alan savunmalarımız ile aynı doğrultuda olan ---- Tüketici Mahkemesi ----- sayılı ve 06.02.2024 tarihli karar ile --’----28/12/2023 tarihli ve ---- sayılı güncel tarihli kararı, ---- 22/11/2023 tarihli ve------ayılı güncel tarihli kararı ve ----, 22/11/2023 tarihli ve ---- sayılı güncel tarihli kararı da ekte Sayın Mahkemenize sunulmaktadır.
Sonuç olarak, genel şartlar, tarife ve tarife ve talimatlara bakıldığında, poliçe tarihinde geçerli olan üst sınıra göre tespit edilmiş, poliçede yazılı olan bedel SİGORTA BEDELİDİR. Çünkü, ilk olarak tahsil edilen prim, poliçede yazılı bedel üzerinden tahsil edilmiştir. İkinci olarak ihtiyari sigortanın varlığının belirlenmesi poliçede yazılı bedeli aşıp aşmadığına göre belirlenecektir. Aksinin kabulü, ------ almadığı primin rizikosundan sorumlu hale getirmek olacaktır. Bu da sigortacılığın temel mantığı ile bağdaşmaz.
Müvekkil kurumca yapılan tespitler doğrultusunda, deprem tarihini kapsayan poliçeye istinaden tam hasar ödemesi yapılmış olup müvekkil kurumun başkaca bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliğinin (Tarife) 4 üncü maddesinin birinci fıkrası “Sigorta bedelinin tespitinde, sigorta edilen meskenin yapı tarzı için aşağıda belirtilen metrekare bedeli ile aynı meskenin brüt yüzölçümünün (veya yaklaşık yüzölçümünün) çarpılması sonucu bulunan tutar esas alınır. Zorunlu Deprem Sigortası yapılan bir meskenin sigorta bedeli 3 üncü maddede belirtilen azami teminat tutarından çok olamaz. Aşağıda belirtilen sigorta bedeli hesabına esas metrekare bedelleri, her yıl, Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ekinde yer alan Binaların Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedellerini Gösterir Cetvel dikkate alınarak belirlenir.” hükmünü havidir. Aynı fıkrada yer alan tablo her yıl güncellenmekte olup ZDS poliçesi tanzim edileceği esnada geçerli olan tarife bedelleri üzerinden hesaplama yapılmakta ve bu bedel ZDS poliçesine yazılmaktadır. Ancak ZDS poliçesi yürürlükte kaldığı süre boyunca bu tabloda bir değişiklik yapılması halinde, prim farkının sigorta ettiren/sigortalı tarafından ödenmesi ile birlikte sigorta bedeli artırılabilmekte olup bu yeni bedel de poliçeye yazılmaktadır.
Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları (Genel Şartlar) A.1 maddesi “Bu sigorta ile, depremin doğrudan neden olduğu maddi zararlar ile deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, dev dalga (tsunami) veya yer kaymasının sigortalı binalarda neden olacağı hasarlar (temeller, ana duvarlar, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, bahçe duvarları, istinat duvarları, tavan ve tabanlar, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar, çatılar, bacalar ve yapının benzer nitelikteki tamamlayıcı kısımlarında meydana gelenler de dahil olmak üzere), sigorta bedeline kadar -- Kurumu (------ tarafından teminat altına alınmıştır.” hükmü ile ZDS sigortasının kapsamı düzenlenirken de bu husus hüküm altına alınmıştır.
Dava dilekçesinde ZDS Genel Şartların B.3. maddesinin “Sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır.” hükmüne yer verilmekteyse de aynı hükmün devamı olan ve aynı fıkrada yer alan “Ancak sigorta tazminatı, hiçbir durumda sigorta bedelinden fazla olamaz.” hükmü göz ardı edilmiştir. Tazminat, piyasa rayiçlerine göre hesaplanmakla birlikte, hiçbir durumda sigorta bedelinin üzerinde olamayacağı ZDS Genel Şartları ile açıkça düzenlenmiştir.
Keza, Tarife ve Talimat Tebliğinde ilan edilen metrekare bedeli, “piyasa rayiç bedeli” değildir. Bir meskenin bina değerinin ZDS ile belirlenen sigorta bedeli tutarının üzerinde olması halinde, bu tutarın üzerindeki kısım için ihtiyari deprem sigortası yaptırılabileceği de Genel Şartlarda düzenlenmiştir. Yalnızca bu husus bile rayiçlere göre tazminat hesabı yapılacağının ancak bunun da bir haddi olduğunu, bu haddin de sigorta bedeli olarak kabul edildiğini ispatlar niteliktedir, zira bunun üzerine hangi şartlarda ve ne şekilde çıkılabileceği durumu ayrıca düzenlenmiştir.
2011 yılında meydana gelen --- depremleri, 2020 yılında meydana gelen ---- depremleri ve ayrıca 2020 yılında meydana gelen ----- depremi başta olmak üzere müvekkil kurum -----’ın kuruluşundan bu yana meydana gelen hasar yapıcı, yıkıcı depremler sonucu mahkemelere veya tahkime intikal etmiş konular arasında yeni tarife sigorta bedeli üzerinden ödeme yapılması hususu bulunmamaktadır. Yukarıda sayılan depremlerin her birinde, iki farklı Tarifeye tabi olacak şekilde tanzim edilmiş ZDS poliçelerinin mevcut olduğu şüphesizdir.
Müvekkil kurumun tarafı olduğu gerek tahkim gerek mahkeme dosyalarının neredeyse tamamında poliçe teminat miktarının --- sorumluluğunun üst sınırını teşkil ettiği hususuna yer verilmekte olup, zeyilname olmaksızın yenilenen tarife ve teminatlardan faydanılması hususuna ilişkin kuruluş tarihinden bugüne dek herhangi bir talep ve karar bulunmamaktadır. Sigorta hukukunda değişen şartlara uyum sağlanabilmesi adına kural olarak, zeyilname yapılması gerekmektedir. Zeyilname yapılmasını gerektirmeyen durumlar ise istisnai nitelik arz etmekte olup mevzuat kapsamında hüküm altına alınması gerekmektedir. Konuya ZDS poliçeleri açısından bakıldığında, istisnai olarak varsa zeyilname yapılması gerekmeyen poliçeler ilgili dönem mevzuatında her zaman açıkça yazılmıştır.
”İstisnalar dar yorumlanır.” ilkesi gereğince, zeyilname yapılması gerekmeyen hâllerin mevzuat kapsamında açıkça belirtilmesi gerekmekte olup genele uygulanacak bir yorum getirilemeyeceği açıktır.
Kural olarak teminat artışı yaptırabilmek için prim farkı ödenmesi gerektiğinden yukarıda yer verilen mevzuatta herhangi bir prim farkı ödenmeksizin teminat artışından yararlanabilecek ZDS poliçelerinin hangileri olduğu açıkça belirtilmiş olup istisnalara ayrıca yer verilmiştir.
Bu istisnaların sebebi, tebliğ tarihlerinden de görüleceği üzere, tarife değişikliğine ilişkin tebliğlerin yeni yıldan sonraki bir tarihte (veya çok yakın bir tarihte) açıklanmış oluşudur ve teminat başlangıç tarihi yalnızca yeni yıl ve sonrası olan ZDS poliçelerine tanınmış bir istisnadır. Poliçe yenileme işlemlerini düzenli yapan sigortalıların Tarifenin geç açıklanması nedeniyle herhangi bir hak kaybına uğramamaları için bu istisnalar getirilmiş olup Tarifenin uygun tarihlerde duyurulduğu dönemlerde böyle bir istisnaya gerek kalmadığından genel kuralın (zeyil şartının) izlenmesi esastır. Zeyil yaptırma gerekliliğinin olmadığı dönemlerin mevzuatta açıkça sınırlandırılmış olması sebebi ile davacı tarafından ileri sürülen zeyilname yaptırma gerekliliğinin hiçbir zaman bulunmadığı iddiası asılsızdır ve mevzuatta belirlenmiş istisnalar dışında kalan tüm ZDS poliçeleri için zeyilname şartı bulunmaktadır.
6.2. Zorunlu Deprem Sigortası yapılan bağımsız bölüm veya binanın değeri Zorunlu Deprem Sigortası ile belirlenen sigorta bedeli tutarının üzerinde olması durumunda, sigorta bedelinin üzerindeki kısım için, Zorunlu Deprem Sigortasının yapılmış olması kaydıyla, sigorta şirketleri tarafından ihtiyari deprem sigortası yapılabilmektedir.
ZDS Genel Şartlarının “Aynı bina/bağımsız bölüm için birden çok Zorunlu Deprem Sigortası yaptırılamaz. Ancak, Zorunlu Deprem Sigortası yapılan bağımsız bölüm veya binanın değeri Zorunlu Deprem Sigortası ile belirlenen sigorta bedeli tutarının üzerinde ise, bu tutarın üzerindeki kısım için, Zorunlu Deprem Sigortasının yapılmış olması kaydıyla, sigorta şirketleri tarafından ihtiyari deprem sigortası yapılabilir.” hükmü ile ihtiyari poliçelere ilişkin bedellerin belirlenmesi hususu düzenlenmiştir.
Yine Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliği "Sağlanan teminatlar" başlıklı 19/1. Maddesi, "Zorunlu deprem sigortası teminatı münhasıran Kurum tarafından verilir. Zorunlu deprem sigortası yapılan bağımsız bölüm veya binaların değeri bu sigorta kapsamında hesaplanan sigorta bedelinden yüksek ise söz konusu sigorta bedelini aşan kısım için, zorunlu deprem sigortasının yapılmış olması kaydıyla, sigorta şirketleri tarafından ihtiyari deprem sigortası yapılabilir." hükmünü havidir.
Tazminat hesabında ZDS poliçesinde yazan sigorta bedelinin esas alınması gerektiği bu düzenlemeyle de sabittir. Aksi halde sigorta şirketlerine bu hüküm veya farklı bir hüküm ile “hasar halinde sigorta şirketleri, hasar anında geçerli olan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimatına göre belirlenecek bedelin üzerinde kalan kısımdan sorumludur” şeklinde bir yükümlülük getirilmesi gerekirdi.
İhtiyari Deprem ve Yanardağ Püskürmesi Tarife ve Talimatında yer alan hüküm de “Sigortacı, ZDS sigorta bedelinin üzerindeki hasardan sorumludur.” şeklindedir.
İhtiyari Deprem ve Yanardağ Püskürmesi Tarife ve Talimatı'nda “Enflasyona endeksli yangın sigorta sözleşmelerine deprem ve yanardağ püskürmesi teminatının eklenmesi halinde; enflasyon nedeniyle taraflarca kararlaştırılan teminat artış oranı poliçede açıkça yazılır. Bu durumda tarife fiyatları, belirlenmiş olan teminat artış oranının yarısı kadar artırılır ve ekte yer alan “Kloz 5” poliçeye eklenir.” hükmüne yer verilmiş olup sigortalılar enflasyona karşı korumayı ancak ihtiyari deprem sigortasıyla teminat altına alabilmektedir. Davacı yanın enflasyon ve kura ilişkin taleplerinin de bu yönüyle kabulü mümkün değildir.
Kendi özel kanununu havi olan ----- ruhsatı bulunmayan, kanunla kurulmuş olan, kendine özgü istisnai bir kurumdur. ------- bir sigorta şirketi olmadığından ve faaliyette bulunmak için ruhsatı da mevcut olmadığından TTK m.1401/2 uyarınca TTK hükümlerine tabi değildir.
Zorunlu Deprem Sigortası, zarar sigortaları kapsamında mal sigortası grubunda olmakla birlikte, Türk Ticaret Kanunu’nda “Zorunlu mal sigortaları” na ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Türk Ticaret Kanunu’ndaki zorunlu sigortaya ilişkin mevcut düzenlemelerin yalnızca “Zorunlu Sorumluluk Sigortaları” ile ilgili olması sebebi ile Zorunlu mal sigortası türü olan “Zorunlu Deprem Sigortası” na ilişkin Türk Ticaret Kanunu’nun “Zorunlu Sorumluluk Sigortaları” hükümlerinin uygulanamayacağı açıktır. Bu açıklamaların yanında Türk Ticaret Kanunu’nun Sigorta Hukuku’na ilişkin maddelerinin uygulama alanı bulmasının temel ölçüsü ilgili branşta ruhsat almış bir sigorta şirketinin bulunmasıdır.
Yukarıda belirttiğimiz şekliyle ------ ruhsatı bulunmayan kanunla kurulmuş olan kendine özgü istisnai bir kurumdur. ------ bir sigorta şirketi olmadığından ve dolayısıyla faaliyette bulunmak için ruhsatı da mevcut olmadığından TTK m.1401/2 uyarınca TTK hükümlerine tabi değildir. ------standart bir sigorta şirketi olarak değerlendirerek yaptığı işi standart bir sigorta sözleşmesi olarak görmek uygulamada problemlere neden olacaktır.
-----tabi olduğu Afet Sigortaları Kanunu’nda açık hüküm bulunduğundan dolayı Türk Ticaret Kanunu’nun “bb) İçerik” başlıklı 1425. Maddesinde 3. Fıkrasında “genel şartlar” için düzenlenen prim farkına ilişkin bildirim yükümlülüğü maddesinin kıyasen zeyilname hususunda uygulanamayacağı şüphesizdir.
Bu yönüyle kendi özel kanununa havi olan -------- bakımından yapılacak hukuki değerlendirmelere ilişkin ilk olarak 6305 sayılı Doğal Afet Sigortaları Kanunu ve kendi alt mevzuatına göre inceleme yapılması gerekmektedir. Özel kanun ve alt mevzuatta hüküm bulunmaması halinde ise 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Hukukun Uygulanması ve Kaynakları” başlıklı 1. Maddesi gereğince “kıyasen yorum” yapılarak Türk Ticaret Kanunu ve Sigortacılık Kanunu hükümleri uygulama alanı bulabilecektir. Burada 6305 sayılı kanunda hüküm bulunmayan hallerde TTK hükümlerine başvurulurken kıyasen uygulama sebebi ile TTK hükümlerinin Zorunlu Deprem Sigortası’nın hukuki niteliğine ve bu sigortanın oluşturulma amacına uygun hareket etmek gerekmektedir.
13 Mayıs 2011 Tarihli ve ---- Sayılı ------ Gazete’nin Tebliğler bölümünde Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı tarafından Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları yayınlanmıştır. İdare tarafından hazırlanıp ------ Gazete’de yayınlanan Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları, teknik açıdan diğer genel şartlar gibi “genel işlem” niteliğinde olmayıp idare hukukundaki “adsız düzenleyici işlem” niteliğindedir. Bu yönüyle Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları, idarenin görev ve işleyişine ilişkin olup özel hukukta belirtildiği şekilde “genel işlem” olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. ZDS Genel Şartları’nın iptalinin Danıştay’ın yetki alanında olması bu hususu doğrular niteliktedir.Özel kanun olan Afet Sigortaları Kanunu’nda sigorta bedeli tespitinde tarife ve talimatların esas alınacağı açıkça belirtilmiş olup, ilgili tarife ve talimatlar her yıl ------- Gazete’de yayımlanmaktadır. Görüleceği üzere TTK m. 1425/3’ün Genel Şartlara ilişkin olduğu, bedel artırımının Genel Şart değişikliği ile değil; her yıl ------- Gazetede yayımlanan tarife ve talimatlar ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Keza, biran için “Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik” hükümlerinin uygulanacağı kabul edilse dahi, “10 uncu madde kapsamındaki bilgilendirme, Bakanlıkça uygun görülmesi halinde basın ve yayın kuruluşları vasıtasıyla yerine getirilebilir (m. 11).” hükmü gereği, tarife ve talimatta yapılan değişiklik ---- Gazete’de yayınlanmış olduğundan ayrı bir bilgilendirmeye gerek yoktur. Bu sebeplerden dolayı -----t-arafından ayrıca zeyilname yapılması ve ek prim ödenmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir bildirim ve tebliğe gerek bulunmamaktadır.
Zorunlu deprem sigortası yapmak ile görevli olan ----’ın zeyilname düzenlenmeksizin ve ek prim alınmaksızın değişen tarifeye göre otomatik olarak ödeme yapacağına ilişkin hiçbir hukuki dayanak bulunmamaktadır. Aksi durum limite dayalı bir teminat sunan Zorunlu Deprem Sigortasının niteliğine ters düşecektir. Zeyil yapılmaksızın ve prim arttırılmaksızın tüm sigortalıların artırılmış teminatlardan faydalanması Zorunlu Deprem Sigortası sistemi ile örtüşmemekte olup aksi durum sigortalının sebepsiz zenginleşmesine neden olacaktır.
Zorunlu Deprem Sigortasında, katastrofik bir risk türü olan deprem sonrasında oluşacak geniş çaplı ve yüksek montanlı binlerce ve hatta on binlerce hasarın devletin üzerinde oluşturacağı yükü hafifletmek ve zarar görenlerin zararlarını belirli oranda önceden düşük primler ödemek suretiyle gidermeye yönelik düşük teminatlar verilmektedir. ZDS bu yönüyle ilk - sigortası olarak adlandırılmaktadır.
Bu doğrultuda ------- tarafından herhangi bir ilave prim alınmaksızın (zeyilname yapılmaksızın) güncel tarife üzerinden sigorta bedelinin ödenmesi Zorunlu Deprem Sigortasının amacı ve işleviyle uyuşmamaktadır.
Kaldı ki “İhtiyari Deprem ve Yanardağ Püskürmesi Teminatına İlişkin Tarife ve Talimat”larda da ZDS yapılan bağımsız bölümlerin veya binaların yeniden yapım değeri, ZDS ile verilen teminat tutarının üzerinde ise bu tutarın üzerindeki kısım için ZDS’nin yapılmış olması kaydıyla sigorta şirketleri tarafından ihtiyari deprem ve yanardağ püskürmesi sigortasının yapılabileceği belirtilmiştir.
Zeyil yapılmaksızın ve prim artırılmaksızın tüm sigortalıların artırılmış teminatlardan faydalanması Zorunlu Deprem Sigortası sistemi ile örtüşmemekte, sebepsiz zenginleşmeye yol açmaktadır.
ZDS poliçesinde “Lütfen poliçede yazılan bilgilerinizi kontrol ediniz ve-------ana sayfasında bulunan Bilgilendirme ve Uyarılar bölümünü mutlaka okuyunuz. Ayrıca, geçerli poliçenizi bu adresten her zaman kontrol edebilirsiniz.” ibaresi yer almaktadır. ------- ana sayfasında bulunan "Bilgilendirme ve Uyarılar" bölümünde "Sigortalı olarak poliçe üzerinde belirtilen adres ve telefon bilgilerinizi mutlaka kontrol ediniz. Size gerekli bilgilendirmelerin yapılabilmesi ve hasar anında ulaşılabilmesi için geçerli bir GSM numarasının ve doğru adresin mutlaka belirtilmiş olması gerekmektedir. Poliçede basılı olarak bu bilgiler bulunmuyorsa, ilgili Sigorta Şirketi veya acentenizi arayarak güncelleme işlemini mutlaka gerçekleştirin." ibaresi yer almaktadır.
Yukarıda açıklanan itirazlarımız doğrultusunda müvekkil kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından dolayı işbu davanın reddini talep ederiz. Davacının talebine ilişkin sigorta kapsamı ve teminat dışı kaldığı hallerin mevcut olup olmadığının araştırılması, bu hallerin mevcut olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Müvekkil kurumca 06.02.2023 tarihli depreme istinaden Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yapılan hasar tespitleri doğrultusunda sigortalının mağduriyetini gidermek adına gecikmeksizin hasar ödemesi gerçekleştirilmiştir.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yapılan tespitler 7269 sayılı Kanun kapsamında yapılan gözlemsel tespitler olmakla birlikte müvekkil kurumun bağlı olduğu mevzuatın çerçevesini 6305 sayılı Kanun oluşturmaktadır. Ancak "yüzyılın felaketi" olarak belirtilen 6 Şubat 2023 tarihli depremler sonucunda müvekkil kurumca sigortalıların daha fazla mağduriyet yaşamaması adına Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yapılan tespitler esas alınarak ödemeler yapılmıştır.
Bu doğrultuda işbu tahkim başvurusuna konu hasar dosyası çerçevesinde temini sağlanan herhangi bir eksper raporu bulunmamakla birlikte Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarında sigorta kapsamı dışında kalan binalar ve teminat dışında kalan haller açıkça belirtilmiştir. Belirli bir deprem hadisesine bağlı olmaksızın binanın kendi kusur ve özellikleri nedeniyle zamanla oluşan zararlar müvekkil kurumun sorumluluğunda değildir.Deprem kuşağında yer alan ülkemizde, bugüne kadar 1947, 1953, 1961, 1968, 1975, 1998 ve 2007 olmak üzere, Deprem Yönetmelikleri toplam 7 kez revize edilmiştir. Eksik ve hatalı incelemeyle hüküm kurulamaz. Başvuruya konu meskenin yapım yılı araştırılmalıdır.
Davaya konu meskenin bulunduğu binanın yapıldığı yılda yürürlükte bulunan Deprem Yönetmeliğine uygun olarak inşa edilip edilmediği ve başvuruya konu meskenin bulunduğu binanın depremden kaynaklı olmayan yapısal hasarlarının tespitine ilişkin resmi makamlarca delil tespiti yapılıp yapılmadığı, keşifte bulunulup bulunulmadığı ve yapının durumuna ilişkin bilirkişi raporu alınıp alınmadığı hususu da araştırılmalıdır. Binada depremden kaynaklı olmayan yapısal hasarlar bulunması halinde müvekkil kurumca yapılan tam hasar ödemesi sebepsiz zenginleşme teşkil etmektedir.
İşbu sebeple davanın esasına gidilecekse dahi; davaya konu meskenin bulunduğu binanın sigorta ve teminat kapsamı içinde bulunup bulunmadığı hususunda ve binada depremden kaynaklı olmayan yapısal hasarların tespitine ilişkin sağlıklı inceleme yapılabilmesi için Jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi ve sigorta hukukçusu bilirkişisine yer verilmesi suretiyle bilirkişi heyeti oluşturularak denetime elverişli heyet raporu alınması gerekmektedir.
Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın eklerinde belirtildiği üzere aşağıdaki haller sigorta kapsamı ve teminat dışında kalmaktadır:
Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının iddia ve taleplerinin incelenmesi, ihtilaf bakımından sağlıklı yargılamanın yapılabilmesi için bilirkişi heyeti oluşturularak heyette Jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi ve sigorta eksperlerine yer verilmesi ve yine söz konusu dairede keşif de yapılmak suretiyle rapor alınması elzemdir.
Davacı tazminat taleplerine ilişkin olarak herhangi bir bilirkişi/uzman raporu sunmamıştır. Hal böyle iken; müvekkil kurum aleyhine tazminat hesaplaması yoluna gidilmesi durumunda dahi davaya konu dairede keşif yapılması elzemdir.
Yukarıda izah edilen nedenlerle; itiraz hususlarımız dikkate alınarak poliçe ile teminat altına alınan taşınmaza ilişkin deprem nedeniyle AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Belediye tarafından düzenlenen hasar tespit raporları ile varsa yıkım kararları vs getirilip eksiklikler tamamlandıktan sonra, Üniversitelerin jeoloji mühendisliği ve inşaat mühendisliği bölümünden seçilecek konusunda uzman, akademik kariyere haiz bilirkişileri kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak rizikonun depremden meydana gelip gelmediği, zararın Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınmasını talep ederiz.
Sayın Mahkemenizce aksi kanaatte bulunulması halinde dahi; davaya konu meskenin projedeki brüt yüzölçümü, deprem öncesi hasar durumu, bina yapı tarzı ve bina aşınma payı gibi müvekkil kurumun sorumluluğunu kaldıran ve/veya etkileyen hususlara ilişkin değerlendirme yapılmasını talep etmekteyiz. Davacının davaya konu meskenin brüt yüzölçümü, yapı tarzı, adresi, geçmiş depremlerde hasar durumuna ilişkin beyan yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı hususu araştırılmalıdır. Davacının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının tespiti durumunda sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davranışından dolayı işbu davanın usulden reddi gerekmektedir.
Davacı tarafından Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın “Sigorta Ettirenin Beyan Yükümlülüğü Fesih ve İptaller” başlıklı C.2 maddesinde belirtilen “meskenin brüt yüzölçümü, yapı tarzı, adresi, geçmiş depremlerde hasar durumu gibi bilgiler”e ilişkin davacıların kasti olarak beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı hususu araştırılmalıdır. "Kasti aykırılık" durumunda müvekkil kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından dolayı işbu davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Müvekkil kurum aleyhine tazminat hesaplaması yoluna gidilmesi durumunda dahi; sigortalanan meskenin doğru brüt yüzölçümünün ve yapı tarzının vb. hususların tespiti yapılmalıdır. Bu doğrultuda eksik/aşkın sigorta hükümleri uygulanarak sigorta bedeli hesaplanmalıdır.
Kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte meskenin doğru brüt yüzölçümü ve yapı tarzı vb. hususlar tespit edilerek EKSİK/AŞKIN SİGORTA hükümleri uygulanarak sigorta bedeli yeniden tespit edilmelidir.
Kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek ve yukarıdaki itirazlarımız saklı kalmakla birlikte; Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan bina aşınma payı oranının sigorta bedeli üzerinden muafiyet uygulandıktan sonra tenzil edilmesi gerekmektedir.
Doğru bina yapı tarzı ve yaşı tespitinin ardından sigorta bedeli üzerinden muafiyet uygulandıktan sonra Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan bina aşınma payının tenzil edilmesini talep ederiz.
Müvekkil Kurum temerrüde düşmediği için faiz talebinin reddi gerekmektedir.
Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nın “Tazminatın Ödenmesi” başlıklı B.4 maddesinde “Tazminat miktarının yasa ve bu poliçe hükümlerine göre tespit edilmesinden sonra ------, sigorta bedelini aşmamak kaydıyla kesinleşmiş olan tazminat miktarını en geç takip eden bir ay içerisinde hak sahibine ödemek zorundadır.” denilmektedir.
ZDS Genel Şartları düzenlenmiş olduğu üzere müvekkil kurumun ödeme yükümlülüğü, sigortacının ödeme yükümlülüğün öğrendiği tarihinden itibaren 1 ay içerisinde geçerlidir. Eğer bir tazminat sorumluluğu doğacak ise ancak kesinleşmiş olan tazminat miktarını en geç takip eden bir ayın geçmesi ile müvekkil kurumun temerrüde düştüğü kabul edilmelidir. Bu durumda müvekkil kurumun tespit edilen hasar bedeline ilişkin temerrüde düşmediğinin kabulü gerekmektedir.
Müvekkil kurum, kamu tüzel kişiliğini haiz olup tacir niteliği taşımadığı gibi ticari işletme de değildir. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil kurum aleyhine faize hükmedilmesi halinde yasal faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Müvekkil Kurum ve gelirleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Müvekkil Kurum, 18.05.2012 tarih ve ------ sayılı -----Gazete de yayımlanan 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu’nun 3. ve devamı maddeleri uyarınca kamu tüzel kişiliğini haiz olup müvekkil Kurum ve gelirleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Davacı vekilinin müvekkil kuruma yapmış olduğu huzurdaki haksız, usul ve yasaya aykırı davanın USULDEN REDDİNE,
Aksi takdirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin ESASTAN REDDİNE,
Yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini" şeklinde talep etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Davaya konu ---- İli, --- İlçesi, ---- Mahallesi, - parsel numaralı taşınmaz üzerinde yer alan binada kain zemin kat 6 numaralı bağımsız bölüm ile ilgili olarak dosya üzerinde ve yerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler ile ilgili mevzuata ilişkin yapılan analizler sonucunda aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. Dava konusu taşınmazın yıkılmış ve enkazının kaldırılmış olduğu,
Dava konusu taşınmazın hasar durumunun "ağır hasarlı" olduğu, Dava konusu taşınmazın yapı sınıfının 3-B , brüt alanının 40,00 m² olduğu, Dava konusu taşınmazın deprem tarihi olan 06.02.2023 tarihi itibariyle 16/7/1985 tarihli ve 85/9707 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren mühendislik hizmet bedellerine göre yeniden yapım değerinin 254.000,00 TL. Olduğu, Dava konusu taşınmazın deprem tarihi olan 06.02.2023 tarihi itibariyle serbest piyasa rayiçlerine göre yeniden yapım değerinin 281.916,00 TL. Olduğu, Yapının bulunduğu ---- İli, ---- İlçesi ---- Mahallesi --- - nolu parselin jeolojisini; Kum Siltli Killi Kum türü Alüvyon malzeme oluşturmakta olup, parselde fay, (yüzey kırığı) zeminde sıvılaşma oturma, şişme, kabarma, taşıma gücü kaybı gözlemlenmediği, Davaya konu yapının üzerinde olduğu parsel ile 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremde oluşan en yakın fay kaynaklı yüzey kırığı parselin yaklaşık 18.3 km. Doğusunda oluştuğu, Oluşan yapısal hasarın deprem kaynaklı olduğu, Davaya konu taşınmazda meydana gelen yapısal hasarın 06.02.2023 tarihinde yaşanan depremler kaynaklı olduğu, Dava konusu taşınmazda oluşan zararın, taşınmaza ait deprem sigortası yapılmış olması halinde deprem sigortası kapsamında olacağı, Sayın mahkemenin 07.11.2024 tarihli duruşma tutanağında belirtilen" taşınmazın ticari veya sınai nitelikte olup olmadığı" hususu ile ilgili olarak; Yapının yıkık olması nedeniyle yerinde inceleme yapılamadığı, Dosyasında bulunan tapu kaydı ve - parsel sorgu sistemine göre dava konusu taşınmazın niteliğinin mesken olduğu,) Dava dilekçesinde işyeri olduğu belirtilen dava konusu taşınmaz ile ilgili -------- uydu görüntüsünde yapılan depremden önceki tarih olan Kasım 2022 tarihli sokak görüntülerinde taşınmazın iş yeri (fırın) olarak kullanıldığının görüldüğü, Netice itibari ile resmiyette ( tapu kaydı v.b. belgelerde) mesken olarak kayıtlı olduğu, ancak uydu görüntülerinden ticari amaçlı olarak kullanıldığının anlaşıldığı, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları; B.3- alt 3.1 Maddesine göre "binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır. Ancak sigorta tazminatı, hiçbir durumda sigorta bedelinden fazla olamaz." denildiğinden sigorta bedelinden fazla olamayacağı, Poliçede belirtilen bilgilerin dava konusu yıkılan yapının ada ve parselinde belirtilen yapı olduğu, Dava konusu taşınmazın binanın mimari durumu ticari ve mesken olarak gözükmektedir. Tapu kayıtları ve düzenlenen Zorunlu Deprem Poliçesi taşınmazın mesken olarak gözükmektedir. Hasarın ZDS genel şartlarına göre teminat dahilinde değerlendirilmesi uygun gözükmektedir. Dava konusu taşınmazın muafiyet düşüldükten sonra ödenmesi gereken hasar bedeli 118.27,20 TL dir. " şeklinde görüş ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
ISLAH: Davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesinde özetle; Davalarının kabulü ile 118.227,20 TL'nin davalı şirkete başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, zorunlu deprem sigorta poliçesi gereği tazminat istemine ilişkindir.
Davacı ve davalı arasında ------- Poliçe No'lu, 03/02/2023-03/02/2024 Başlangıç - Bitiş Tarihli Doğal Afet Sigortalar Kurumu Zorunlu Deprem Sigortası Poliçesi düzenlendiği, yapının ------ bağımsız bölüm 3'de işyeri kullanım amaçlı bağımsız bölüm olduğu, poliçede yapı yüz ölçümünün 40 m² olduğu, yapının mesken amaçlı kullanıldığı, yapının poliçede hasarsız olduğu yönünde kayıt bulunduğu, poliçe sigorta bedelinin 120.640,00 TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır.
Davaya ve poliçeye konu taşınmazın 06/02/2023 tarihinde meydana gelen depremde hasar gördüğü, taşınmazın ağır hasarlı bina statüsünde olduğu, AFAD raporuna göre dava konusu konut ağır hasarlı olarak tespit edildiği, dosyasında bulunan tapu kaydı ve - parsel sorgu sistemine göre dava konusu taşınmazın niteliğinin mesken olduğu, dava dilekçesinde işyeri olduğu belirtilen dava konusu taşınmaz ile ilgili bilirkişi incelemesinde ------ uydu görüntüsünde yapılan depremden önceki tarih olan Kasım 2022 tarihli sokak görüntülerinde taşınmazın iş yeri (fırın) olarak kullanıldığının görüldüğü" şeklinde tespitlere yer verildiği anlaşılmıştır.
06/02/2023 tarihinde meydana gelen deprem sonucunda davacının taşınmazını ağır hasar görüp görmediği, hasar miktarının ne olduğu, davacının poliçe kapsamında tazminata hak kazanıp kazanmadığı hususunun ortaya konulması amacıyla mahkememizce keşif yapılması için mahal Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış olup mezkur mahkemesince 1 İnşaat Mühendisi, 1 Jeoloji Mühendisi ve 1 Sigortacı Bilirkişi refakatinde 07/01/2025 tarihinde mahallinde keşif icrasında bulunmuş, keşifte hazır bulunan İnşaat Mühendisi, 1 Sigortacı ve Jeoloji Mühendisi heyetçe 09/01/2025 tarihli bilirkişi raporunu hazırlamış, akabinde söz konusu rapora karşı ileri sürülen itirazların karşılanması için aynı bilirkişi heyeti tarafından rapor tanzimi için duruşma ara kararı kurulmuş ise de davalı yanın bilirkişi gider avansını yatırmaması nedeniyle ek rapor tanzim edilmemiştir. Sigortacı, İnşaat Mühendisi ve Jeoloji Mühendisi tarafından düzenlenen 09/01/2025 tarihli heyet bilirkişi raporuna göre; keşif esnasında yerinde yapılan incelemelerde dava konusu ----Mahallesi, - parsel numaralı taşınmaz üzerinde yer alan binanın yıkılmış ve enkazının kaldırılmış olduğu, davaya konu taşınmazın 06/02/2023 Tarihinde meydana gelen depremin etki alanı içerisinde kaldığı, ağır hasarların meydana geldiği, binanın projelendirme ve imalat hataları vb durumlardan kaynaklanmadığı depremin etkisiyle meydana geldiği, her bir hasarda, sigorta bedelinin %2'si oranında tenzili muafiyet uygulanması gerektiği, dava konusu taşınmazın yapı sınıfının 3-B , brüt alanının 40,00 m² olduğu, dava konusu taşınmazın muafiyet düşüldükten sonra ödenmesi gereken hasar bedeli 118.27,20 TL olduğu sonucuna varıldığı görülmüştür.
Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları'nın B.3-1. maddesinde "sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır" düzenlemesi yapılarak, ------- tazminle yükümlü olduğu gerçek zarar miktarının hesap usulü belirlenmiştir. (Yargıtay ------. H.D. ------Yukarıda yer verilen deliller çerçevesinde tüm dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; Mahkememizce zararın meydana geldiği 2023 yılı serbest piyasa rayiç birim fiyatlarına göre hasar bedelinin (davacıya ait taşınmazın yeniden yapım maliyetinin) belirlendiği 09/01/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu hükme esas alınmış olup poliçe sigorta bedelinin %2 oranında tenzili muafiyet uygulayan hesaplamaya istinaden davacının davasının davalı ------- yönünden 118.227,20 TL üzerinden kabulüne karar verilerek aşağıda yazılı şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Rizikonun ihbarı ve gerekli belgeler ile sigortacıya müracaat edildiğinin ispatlanması halinde rapor tarihini takip eden 1 ay içinde hasar bedelinin sigortalıya ödenmesi gereklidir. Davalı tarafa ihbarın 17/02/2023 olduğu dosya kapsamından anlaşılmış ise de eksper raporunun tarihi dosya kapsamından tespit edilememiştir. Eksper rapor tarihini takip eden 1 ay içinde hasar bedelinin sigortalıya ödenmesi gereklidir. Ancak mahkememizce bu yönde tespit yapılamamıştır. Ancak dosya kapsamından davacının 19/03/2024 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu tespit edilmiştir. En erken bu tarih esas alınarak davalı hakkında tümerrüd hükümleri uygulanmıştır.Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin ---- esas ve ----- karar sayılı ilamında; " 587 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi gereğince davalı Doğal Afet Sigortaları Kurumu (-) harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına" şeklindeki açıklamalarının ışığı altında davalı kurumdan harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili tamamlama harç dilekçesi sunmuş ve tamamlama harcı yatırmış ise de dava dilekçesi incelendiğinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına ilişkin her hangi bir beyanın mevcut olmadığı, bu nedenle açılan davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü ile sonuca gidilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile Davalı ------- aleyhine açılan davanın KABULÜ ile, 118.227,20 TL maddi tazminatın 100,00 TL si için 19/03/2024 tarihinden itibaren 118.127,20 TL si için ıslah tarihi olan 10/07/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 8.076,10 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 427,60 TL ve 2.018,00 TL tamamlama harcından mahsubu ile eksik bakiye 5.630,50 TL karar ve ilam harcının Davalı ----- Kurumunun harçtan muaf olması nedeniyle tamamlanması gereken harç hususunda ödenmesine yer olmadığına,
3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 2.018,00 TL tamamlama harcı ve 3.030,30 TL keşif harcı toplamı 5.048,30 TL ile 17.537,50 TL ( keşifte ödenen taksi gideri, bilirkişi ücreti, kep reddiyatı, posta masrafı, elektronik posta masrafı) olmak üzere toplam 22.585,80 TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.