T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/569
KARAR NO : 2025/785
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/08/2024
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 09/08/2024 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin davalıya taşıma hizmeti verdiğini, bu kapsamda düzenlenen faturaların davalıya teslim edildiğini, faturalara itiraz edilmediğini, borcun ödenmemesi takip başlatıldığını ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, anılan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini iddia ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacı arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmeye göre taşınan ürünlerin alıcına ayıpsız olarak teslim edilmesi gerektiğini ancak davalının faturalara konu alacağın dair teslim evrakını ibraz etmediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağından kaynaklı başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Davacı tarafından davalı hakkında ---- İcra Dairesinin ----- esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, davalı tarafından borca itiraz edildiği, davacı tarafından süresi içerisinde kısmi itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Davacı taraf bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan açık hesap ilişkisine dayalı alacak talebinde bulunmaktadır.Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür.6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu,süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine,adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir.Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle,adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması,faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir.Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler, içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir.Eldeki dosya incelendiğinde taraf ticari defterlerinin incelemeye ibraz edildiği ve usulüne uygun tutulmuş olduklarının anlaşıldığı tarafların kayıtlarının ticari defterlerin delil niteliği göz önüne alınarak birbiriyle uyumlu olup davacı lehine delil teşkil ettiği ve 71.790,82 TL yönünden kayıtların birbirini doğruladığı ayrıca davalı tarafın ba formu ile bahse konu alacakları beyan ettiği bu haliyle teslimin sağlanmış olduğunun ve davalının davacı ile bu beyanlarda mutabık sayılması gerektiği aradaki 723,00 TL fark açısından ise davalı defterleri kayıtlarının fatura miktarları ile uyumlu olduğu davacı defterlerinin bu kısım yönünden aleyhe delil teşkil ettiği bu nedenle davalı ticari defterlerine değer verilmesi gerektiği görülmekle davacının 71.790,82 TL alacaklı olduğu görülmüştür.
Her ne kadar davalı tarafça ayıp iddiası ileri sürülmüş ise de ayıplı olduğunun ispat külfeti davalı üzerinde olduğu davalının bu iddialarını yazılı delille kanıtlayamadığı bununla birlikte davalının bu yönde başkaca herhangi bir delil sunmadığı ve iddialarının soyut kaldığı anlaşılmakla itirazları yerinde görülmemiştir.
Takip ve dava konusu alacak miktarı davalı borçlu tarafından bilindiğinden, “likit” yani muayyen ve belirlenebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla, icra inkâr tazminatının yasal koşullarının oluştuğundan davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulüne;
-Davalı tarafından ----. İcra Dairesinin ------ Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 71.790,82 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya dair istemin reddine,
2-Likit asıl alacağa vaki haksız itiraz nedeni ile davalının asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 14.358,16 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 4.904,03 TL harçtan peşin alınan 875,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.028,24 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
4- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 875,79 TL peşin harç ve 427,60 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 723,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 8.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 532,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 9.032,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 8.941,94 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8- Kabul red oranına göre belirlenen 3.564,10 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 35,90 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.