T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/481
KARAR NO : 2025/819
DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/06/2022
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkili şirket ----- ve davalı ------arasında, ------ adresinde bulunan ve tapuda "----- İli, Merkez İlçesi, ------ Mah. 14 Pafta, 4329 ParsePde kayıtlı akaryakıt satış ve servis istasyonunun işleticiliği konusunda 19.01.2017 tarihinde 05.05.2017 tarihinde başlamak ve beş yıl geçerli kalmak üzere Bayilik Sözleşmesi ve ----- Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, ayrıca davalı şirket tarafından 19.01.2017 tarihinde Bayilik Sözleşmelerine ek olmak üzere Taahhütname ile Ariyet Malzeme Taahhütnamesi imzalandığını, Davalının, Bayilik Sözleşmelerine ek olarak düzenlemiş olduğu Taahhütname (Ek-3) ve Ariyet Malzeme Taahhütnamesi (Ek-4) ile müvekkili şirket tarafından kendisine yapılacak satış destek primi ödemesi, ariyet malzemeleri, iskonto ve benzeri yollarla sağlanacak menfaatleri kabul ettiğini beyan eden ve bu yükümlülüklere aykırı tutum ve davranışlarının sonuçlarını belirleyen taahhütlerde bulunduğunu. Davalının, Bayilik Sözleşmelerinin imzalanmasından sonra geçen süre içerisinde ürün alımına ilişkin taahhütlerini yerine getirmediğini, Taahhütname'de yer alan "bir aydan daha kısa sürelerde ürün satın alacağına" ilişkin taahhüdünü de ihlal ederek, bir aydan fazla ürün alımı gerçekleştirmediğini, ayrıca kesintisiz hizmet verileceğine ve işletme faaliyetinin aksamasına imkan verilmeyeceğine ilişkin yükümlülüklerini ihlal ettiğini, ürün bedelinden kaynaklanan borçlarını ödemediğini, müvekkili şirketin sözlü ve yazılı ihtarlarına rağmen akaryakıt satış ve servis istasyonunda ürün satışı gerçekleştirmeyerek müvekkil şirketin ticari itibarının sarsılmasına ve zarara uğramasına neden olarak Bayilik Sözleşmelerinin ve Taahhütnamelerin hükümlerini ihlal ettiğini, Davalının,Bayilik Sözleşmelerinde ve Taahhütnamelerde yer alan hükümleri açıkça ihlal etmesinin üzerine taraflar arasındaki ilişkinin sürdürülebilmesinin katlanılamayacak bir hale geldiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından keşide edilen ------ Noterliği'nin 29.04.2020 tarihli ve -------- yevmiye numaralı İhtarnamesi ile Bayilik Sözleşmeleri ve eklerinin haklı nedenle feshedildiği bildirilerek muaccel borçlarını ödemesi hususunda davalının ihtar edildiğini. Davalının, sözleşmenin feshi nedeniyle Taahhütnamenin "A.l." maddesi uyarınca kendisine ödenmiş olan satış destek prim avansı olan 48.000,00-TL'yi Taahhütnamenin "C" bendi uyarınca işlemiş faiziyle müvekkiline iade etmekle yükümlü olduğunu, Müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin 05.05.2022 tarihine kadar geçerli olmak üzere kurulduğunu, Ancak davalının müvekkili şirket bakımından sözleşmeyi katlanılamaz hale getiren eylemleri sonucu müvekkilinin, davalının meydana getirdiği zararların artmasına engel olmak maksadıyla süresinden önce haklı nedenle sözleşmeyi feshetmek durumunda kaldığını, bu kapsamda müvekkili şirketin kar mahrumiyetinden kaynaklı zararının davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiğini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla ve alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlendiğinde arttırılmak üzere kar mahrumiyeti alacaklarının şimdilik 50.000,00 TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini, Bayilik Sözleşmesinde 'Delil Sözleşmesi' Başlığı altında yer verilen. "... Satılan ürünlerle ilgili ihtilaf ve hesap mutabakatında, -------- ticari defter ve kayıtlarındaki fatura ve irsaliyeler esas alınır, ------- ticari defter ve kayıtları münhasır ve kesin delil olarak kabul edilmiştir." Düzenlemesi gereği davalı bayinin eksik alım yaptığı ürün miktarının müvekkili şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile tespit edileceğini, müvekkilinin sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklerini eksiksiz şekilde yerine getirmiş olmasına karşın davalının sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve bu yükümlülükleri açıkça ihlal ettiğinin müvekkilinin defter ve kayıtları üzerindeki incelemeyle de ortaya konulacağını, Müvekkilinin davalıdan otomasyon yansıtma bedelinden kaynaklı olarak 5.755,00-TL muaccel hale gelmiş alacağı bulunduğunu. Müvekkili şirket davalı ile arasındaki bayilik ilişkisinin 5 yıl boyunca süreceği inancıyla davalının bayilik faaliyetini yürüttüğü istasyona birtakım otomasyon yatırımı yaptığını, bu bedellerin davalı tarafından müvekkil şirkete temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile iade edilmesi gerektiğini, Müvekkilinin Ariyet Malzeme Taahhütnamesi uyarınca davalıdan ariyet bedellerinden kaynaklı muaccel 21.830,00 TL alacağı bulunduğunu. Bayilik ilişkisinin tesisi sırasında müvekkili şirket tarafından davalıya Ariyet Malzeme Taahhütnamesi ekinde listelenen (Ek-4) ariyetler sağlandığını, davalının Bayilik Sözleşmesi'nin eki niteliğinde düzenlemiş olduğu Ariyet Malzeme Taahhütnamesi ile ariyetlerin müvekkili şirkete ait olduğunu, ariyetlerin yazılı olarak iadesinin istendiği anda masrafları davalıya ait olmak üzere iade cdilcceğini vc ariyetlerin iade edilmemesi durumunda bedelinin ödenmesinden müteselsil kefil ------- ile birlikte sorumlu olduklarını beyan ve taahhüt ettiğini. Bu kapsamda, müvekkili şirketin davalıdan bir kısım ariyetlerin söküm işlemi nedeniyle meydana gelen 21.830,00-TL alacağı bulunduğunu, belirterek; Yukarıda açıklanan ve mahkemenizce gözönüne alınacak nedenlerle ve fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; Davanın kabulü ile davalının ------ İcra Müdürlüğü'nün ------. sayılı sayılı dosyasına yaptığı tüm itirazların iptali ile takibin devamına. Davalının takip tutamım %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine; Vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" iddia/beyan ve talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Taraflar arasında mutabakat sağlanamadığı için davacı şirket tarafından müvekkil şirket aleyhine -------.İcra Müdürlüğü'nün ------- dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı taraf tarafından gönderilen ödeme emrine 08.12.2020 tarihinde itiraz edildiğini, Davacının Dava dilekçesinin 2 numaralı bendinde müvekkil şirket yönünden taahhütlerini yerine getirmediğini, davacıyı zarara uğrattığını, davacın şirketin itibarını sarstığını iddia ettiğini. Davacı ------ bu iddialarını kabul etmediklerini, O dönemde yaşanan ekonomik kriz sebebiyle müvekkili şirketin mali durumunun zayıfladığını, peşin alım gücünün kalmadığını, müvekkili şirketin benzin istasyonunun bulunduğu bölgede müşteri portfoyünün daha çok çiftçi,otobüs firmaları ve ticari nakliye yapan araçlardan oluşmakta olduğunu ve daha çok vadeli alım yapmak istediklerini, Bu duruma ilişkin olarak müvekkili şirket yönünden vadeli alım konusunda Bölge Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğunu, teminat olarak da ipotek teklif edildiğini, Ancak Bölge Müdürlüğü tarafından müvekkili şirkete ya btm (banka teminat mektubu) ya da DBS sistemi ile satış yapılabileceğinin söylendiğini. Müvekkili şirketin çalışmakta olduğu bankalarla arasında bu satış ilişkisine yönelik bir anlaşma olmadığı için davacı şirketin bölge müdürlüğüne kendilerinin bu konuda çalıştıkları bankaya müvekkili şirketi yönlendirmelerinin istendiğini, bölge müdürlüğünün bu konuda yardımcı olmadığı için o dönem alım yapılamadığını, Ayrıca bir süre yol çalışmaları sebebiyle yolun kapandığını, satışlarında müvekkili şirketin elinde olmayan sebeplerle istenilen rakamlara ulaşılamadığını, akaryakıt alımının da kesintiye uğradığını, Reklamsal ve otomasyon harcamalarını davacı------- taraflar arasında olan kira ilişkisinden dolayı kendi adına yaptığını, demirbaş olarak belirlenenlerin müvekkili şirkete ait olduğunu, aralarında yaşanan bu olumsuzluktan sonra tutanak tutarak demirbaşları da söküp geri aldıklarını, Dava dilekçesinde 48.000,00 TL satış destek prim avansının işlemiş faiziyle ödenmesi istenmiştir. 48.000,00 TL olarak taahhüt edilen alımın yapıldığını, buna ilişkin taleplerin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre müvekkili şirketin alım taahhüdünü yerine getirdiğini, bu durumun müvekkili şirketin ticari defterlerinde mevcut olduğunu, davacı şirketin kötü niyetli olarak ödenmiş olan bedeli müvekkili şirketten istemekte olduğunu. Davacı şirket tarafından sözleşmenin süresinden önce feshedilmesinden dolayı "kar mahrumiyeti alacaklarının" doğmuş olduğu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 50.000,00 TL faiz alacağı olduğu iddia edilmiştir. Arada yaşanan bu olumsuzlar sonrası davacı ------ tarafından müvekkili şirketin EPDK'daki bayiliğinin düşürüldüğünü, müvekkili şirketin bayiliği düşürüldükten sonra bu işletmeye ilişkin işlem yapma hakkı olmadığı gibi müvekkili şirket tarafından önerilen "kendilerinin çalıştırmasına ilişkin" teklifi de değerlendirmemeleri sonucu kar mahrumiyeti oluşmasında müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davacı ------ "kiracı" sıfatı olması sebebiyle bu işletmeye ilişkin çözüm önerilerini değerlendirme ve yeniden bir çözüm ya da orta yolu bulma gibi bir durum yaratılmadığını, fesih yoluna gidilerek müvekkili şirketin zor durumda bırakıldığını, Davacı şirket tarafından 5.755,OO-TL otomasyon yansıtma bedelinden kaynaklı muaccel hale gelen alacaklarının olduğu belirtmişlerdir. Davacıların delil olarak sunmuş olduğu faturalar incelendiğinde görüleceği üzere 31.10.2019-31.03.2020 tarihleri arasında müvekkili şirkete kesilen faturalarda bu bedelin yansıtıldığını, tarihler dikkate alındığında 2020 yılının mart ayından sonra fatura kesilmediğini, Pandemi döneminin başlaması ve sokağa çıkma yasaklarının olması sebebiyle tüm sektörler gibi müvekkili şirketin de zarar gördüğünü, Davacı şirket tarafından----Noterliği'nin 29.04.2020 tarih ve ------- yevmiye no'lu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, tüm işletmelerin kapatıldığı, sokağa çıkma yasaklarının olduğu, mahkemelerin bile 15.06.2020 tarihine kadar tatil edildiği ve sürelerin durduğu bir dönemde davacı şirketin müvekkili şirketin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini iddia ederek sözleşmeyi feshettiğini, --------- ile müvekkili şirket tarafından imzalanan sözleşmenin 17.maddesi "mücbir sebep" başlığı adı altında düzenlendiğini, I7.madde incelendiğinde mücbir sebep sadece ------- tarafından ileri sürülebilecek bir durum olup "salgın hastalık" ile ilgili bir düzenleme olmadığı gibi mücbir sebep sayılacak bir durum davacı lehine bile yer almadığını, Sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca taraflar, hangi olayların mücbir sebep teşkil edeceğini sözleşmede belirleyebilirler. Taraflar arasında imzalanan sözleşme sonrası davacı ------- tarafından pandemi döneminde yaşanan salgın hastalık durumu bile dikkate alınmadan " Müvekkille akdettiği akaryakıt ve ------ istasyonu Bayilik Sözleşmelerinin tüm uyarılara rağmen muhatabın sözleşme hükümlerine aykırı davranması, sözleşmeye aykırılığını sürdürmesi, gerekli ve yeterli hizmeti vermemesi, gayret ve özeni göstermeyerek fevkalade düşük miktardaki ürün alımları ve müvekkilin ticari unvan ve kurumsal kimliğinin bulunduğu istasyonda ürün alım satımı gerçekleş t irmeyerek istasyonu çoğu zaman kapalı tutması neticesinde bu eyleminin müvekkilin ticari itibarını sarsması ve müvekkile zarar vermesi sebeplerine dayanılarak feshedildiği" Davacı şirket tarafından 21.830,00 TL ariyet bedeli istendiğini, davacı şirketin tüm bu işlemler için tutanak tutarak ariyetleri söküp aldığını, müvekkili şirket nezdinde kalan bir ariyet bulunmadığını, belirterek; Yukarıda açıklanan ve mahkemenizce re'sen nazara alınacak sebepler neticesinde; itirazın iptali davasının reddi ile % 20'dcn aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" cevap/beyan, iddia ve talep etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Davalının 2017-2018-2019-2020-2021 ve 2022 takvim yılı ticari defterlerinin HMK. 222. Maddesi hükümleri gereğince sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığı hususunda takdirin münhasıran Sayın Mahkemeye ait olduğu, Taraflar arasında imzalanan 19/07/2017 tarihli Bayilik Sözleşmesinin eki Taahhütnamenin C maddesi gereği, herhangi bir sebeple 1 ("Bir") aydan daha uzun bir süre ürün alımı yapılmaması sebebi ile taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin sona ermesinde davalı yanın kusurlu olduğu, Davacının ödemiş olduğu 48.000,00 TL satış destek primi geri talep edip edemeyeceği hususunun takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu, 19/01/2017 tarihli sözleşmenin Fiyat ve Ödeme başlıklı 9 maddesinin (d) bendinde ve Sözleşmenin Sona Ermesi başlıklı 15 maddesinin (C) bendinde Sözleşmenin haklı sebeple fesh edilmesi durumunda davacının kar mahrumiyetini talep edebileceğinin belirtildiği, ancak kar mahrumiyetinin hesaplanması için sözleşmede bir done bir oran veya bir tonaj verilmediği, bu yüzden bir kar mahrumiyeti hesabı yapılamadığı, bu durumda davalının 50.000,00 TL kar mahrumiyeti talebi takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu, Davalının davacıya otomasyon yansıtma bedeli olarak 5.755,00 TL borçlu olduğu. Davalının ariyet malzeme bedeli olarak davalıya 21.830,00 TL borçlu olmadığı." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri tespit edilmek suretiyle HMK 222 maddesi uyarınca lehine delil teşkil edecek vasıfta olup olmadığı" hususunda mali inceleme neticesinde: Davacı taraf ticari defterleri; 2017-2018-2019-2020-2021-2022 Sahibi lehine delil teşkil etmekte olduğu kanaatine varıldığı, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, "Davacı şirket ticari defterlerindeki cari hesap dökümlerinin denetlenebilir bir şekilde tespit edilerek defter kayıtları arasında uyumsuz noktalar var ise bu noktaların belirlenmesinden sonra hangi tarafın kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği " hususunda mali inceleme neticesinde: Tarafların ticari defter kayıtları arasında farklılıklar tespit edilmiş olup işbu raporun "G-MALİ YÖNDEN DEĞERLENDİRME VE TESPİTLER'" bölümünde detaylı olarak izah edildiği; Otomasyon yansıtma bedeli ve Ariyet Söküm Bedeli yönünden Davalı taraf ticari defterlerine itibar edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Satış destek prim ödemesi hususunda davacı ticari defterlerine itibar edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, "Bayilik sözleşmesinin sona ermesinde davalının kusurunun bulunup bulunmadığı, davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranıp hedeflenen satışları tutturamamasınm pandemi esaslı mücbir sebepten kaynaklanıp kaynaklanmadığı, buna esas olınak iizere davalının hedeflenen akaryakıt ve iiriin satışları ile pandemi şartları muvacehesinde sokağa çıkma yasakları ile paralellik bulunup bulunmadığı" hususunda teknik inceleme neticesinde: Dava tarafları arasında imza edilen Bayilik Sözleşmesinin. Sunulduğu (5 yıllık). Davacı --------Şirketi arasında 79.01.2017 tarihli Bayilik Sözleşmesi, 19.01.2017 tarihli -------- Bayilik Sözleşmelerine ek olarak Taahhütname, Ariyet Malzeme Taahhütnamesi sözleşmenin İmzalandığı, Yine akabinde ----- Noterliği'nin 29.04.2020 tarihli ve ------- yevmiye numaralı İhtarnamesi, ile (------ parselde) Faaliyet gösteren İLGİ: "Davalının Bayilik Sözleşmeleri ve eki niteliğindeki taahhütnamelere aykırı tutum ve davranışları neticesinde müvekkil şirketin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin ve alacaklarının muaccel hale geldiğinin""' şeklinde belirtildiği, - Akaryakıt ve ------- kullanımı sebebiyle dosya kapsamında düzenlenen ihtarname, duruşma tutanakları, dava taraflarının beyan ve itirazlarıyla diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde özellikle (motorin, benzin, ------) içeriğinde TSE STANDARTLARINDA VE EPDK İLE BELİRTİLEN ŞARTLARDA akaryakıt ve otogaz satışı ve temininin yapıldığı, işbu akaryakıt ve ----- (Likit petrol gazları) kullanımı sonucu fiili kullanımın gerçekleştiği araçlarda maddi hasara yol açmadığı anlaşılmaktadır. Akaryakıt ve / ile ilgili motorin, benzin ve ------- standart dışı bir unsurunun bulunmadığı görülmektedir. Netice itibariyle TSE Standartlarına haiz olduğunun kuvvetle muhtemel görüldüğü. Taraflar geçerli bir gerekçe göstermeksizin (------ adresinde bulunan ve tapuda ---- ili ----- İlçesi ----- parselde) bulunan davalıya ait işletmede Standart Bayilik Sözleşmesi ve eki buna bağlı bir Protokole ait evrakların sunulduğu.Taraflar arasında 5 yıl süreli Sözleşmesi akdedildiği ilui hakların "fesih" kullanılmasından yana davacıya 15. Maddesi ve ilgili bentleri (a.b.c.d.e.f) yetki tanındığı: bıınun davalı firma tarafından ikrarı vc bu yönde imza edilen bir metin bulunmadığı anlaşıldığından, işbu minvalde yeterli gerekçe gösterilmediğinden ve taraflar arasındaki sözleşme uyarınca da sözleşmenin feshine yönelik ticari kaygılar gözetilerek davacının sorumluluğunda oldufiu görülmektedir. Davacı -----. Noterliği'nin 29.04.2020 tarihli ve ------ yevmiye numaralı ihtarnameyle belirtilen gerekçelerin FESHİN HAKSİZ OLARAK yapıldığı: "davalı vekilin beyan ettiği pandemi şartları, ticari kaygılar ve davacıdan yana talep edilen yeterli desteğin verilmediği" kanaatinin oluştuğu. 1 litre Akaryakıt ve ------- (likit petrol gazlarında^nin satışı ile elde edilecek kazanç arasında litrede %11 oranında bir brüt kâr marjının oluştuğu: Bu karın da dağıtım şirketi ile bayinin genellikle yarı yarıya "(1/2) bölüştüğü, karın yarısı" dava tarafları Davacı -----. ile Davalı------ firmaya ve gerek diğer kalacak kar bakiyenin LİTRE BAŞİNA 1 litre Akaryakıt ve-------- satışı sonucunda net kâr marjı (%5,5) hesaplanacağı dağıtım şirketi Davacı ------- karı olarak değerlendirilebileceği bu durumda bu karında işletme, depolama, taşıma ve faaliyet gideri olarak hesaplanması durumunda maliyet giderine tekabül edeceği, "Talimat mahkemesince aldırılan bilirkişi raporuna karşı itirazların irdelenerek yerinde olup olmadığının tetkiki" hususunda mali inceleme neticesinde: Talimat bilirkişi raporuna karşı taraf itirazları mali yönden değerlendirme ve tespitler yapılarak talep edilen alacak kalemleri ayrı başlıklar halinde işbu raporun ilgili bölümlerinde detaylı olarak yapılarak rapor edildiği, "Tarafların defter kayıtları arasında farklılık bulunduğu takdirde müştemilat/arınındı incelenmek suretiyle farklılığın neden kaynaklandığı ve hangi tarafın defterindeki kayda değer verilmesinin gerektiği" Tarafların ticari defterlerinde farklılıklar tespit edilmiştir. Tarafların birbirine düzenlemiş olduğu ve usulüne uygun tebliğ edilen faturalardan bazılarının taraftarın ticari defter kayıtlarına almaması nedeni ile taraf ticari defterlerinde farklılık oluştuğu tespit edilmiştir. Otomasyon yansıtma bedeli ve Ariyet Söküm Bedeli yönünden Davalı taraf ticari defterlerine itibar edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu. Satış destek prim ödemesi hususunda davacı ticari defterlerine itibar edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Taraflar arasında 19.01.2017 tarihinde isimsiz sözleşmelerden olan bayilik sözleşmesinin adi yazılı şekilde kurulduğu; buna göre davacının "bayilik veren", davalının ise "bayf olduğu, sözleşmenin 11. maddesine göre sözleşme süresinin 05.05.2017 tarihinde başlayacağının vc 5 yıl süreli olduğunun kararlaştırıldığı, Taraflar arasında 19.01.2017 tarihinde isimsiz sözleşmelerden olan bayilik sözleşmesinin adi yazılı şekilde kurulduğu; buna göre davacının "bayilik veren", davalının ise "bayi" olduğu, sözleşmenin 5. maddesine göre sözleşme süresinin 26.05.2017 tarihinde başlayacağının ve 5 yıl süreli olduğunun kararlaştırıldığı. Taraflar arasında 19.01.2017 tarihinde "Taahhütname" başlıklı adi yazılı şekildeki sözleşmenin kurulduğu; buna göre davacının "bayilik veren", davalının ise "bayı" olduğu, sözleşmenin 2.C. maddesinde "herhangi bir sebeple bir aydan daha uzun bir süre ürün alımı yapmadığımız ...takdirde ------- (davacı) tarafından şirketimize ödenen satış destek primi avansı olarak ödenen toplam tutarı kıstelyevm dahil hiçbir indirim yapılmaksızın şirketimize ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizinin 20 puan üzerindeki ana para faizi ile diğer borçlarımızı da vade farkı ile birlikte ------ödeyeceğizifadesine yer verildiği, Sözleşmenin ayrılmaz parçası olarak 19.01.2017 tarihinde adi yazılı şekilde "Ariyet Malzeme Taahhütnamesi" başlıklı belgenin davalı şirket (ve dava dışı kefil) tarafından imzalandığı ve 1. maddede ariyelerin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun, 2. maddede ariyetlerin yazılı olarak istenmesi halinde derhal davacıya iade edileceğinin, 7. maddede ise ariyetlerin iade edilmemesi durumunda 230.000TL.+KDV'nin amortisman maliyetleri düşülerek ödeneceğinin beyan edildiği, "Ariyet Malzeme Taahhütnamesinin eki olarak da *'Ariyet Malzeme Listesrııin dc davalı (ve dava dışı kefil) tarafından imzalandığı, Davacı tarafından ------NoterliğPnde 29.04.2020 tarihinde düzenlenen -------- yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya gönderildiği ve özetle davalının sözleşmeye aykırı davranışları dolayısıyla sözleşmenin feshedildiği, otomasyon yansıtma bedeli olarak 5.755TL.nin ödemenin ve davalıya ödenen toplam 48.000L.lik prim avansının faizi ile birlikte ödenmesinin, ayrıca ariyetlerin de iade edilmesinin, aksi halde ariyet bedeli olarak 163.185TL.nin ödenmesinin tebliğden itibaren 10 gün içinde ödenmesinin talep edildiği hususunun ihtar edildiği, Ancak dosya kapsamı incelendiğinde tebliğ şerhine rastlanmadığından ne zaman davalıya tebliğ yapıldığının anlaşılamadığı, Davaya konu edilen, davacı tarafından davalı aleyhine -----. İcra Müdürlüğü'nün ------ sayılı sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde 48.000TL. (asıl alacak-prim avansı) + 49.390,03TL. (işlemiş faiz %30yıllık-diğer) 50.000TL. (asıl alacak-kar mahrumiyeti) + 3.107,87TL. (yıllık reeskont faizi) 5.755TL. (asıl alacak-otomasyon yansıtma bedeli) + 357,72TL. (yıllık reeskont faizi) 21.830TL. (asıl alacak-ariyet sökiim bedeli) + 729,66TL. (yıllık reeskont faizi) toplam 179.170,28TL.nin ödenmesinin talep edildiği, Bu noktada sözleşmenin sona erdirilmesi için haklı nedene gerek olup olmadığı hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun------- kararının ".. .kural, sözleşme özgürlüğüdür. Sözleşme özgürlüğü kuralı, sözleşmeyi kurma ve değiştirme özgürlüğü kadar sözleşme ile bağlı kalmama özgürlüğünü de içerir. ...sözleşme özgürlüğü, irade özerkliğinin bir sonucu olup, kural olarak sözleşmenin kurulmasına hizmet ettiği kadar, sözleşme ile bağlı kalmamayı da, yani tek tarajh irade beyanıyla (haklı veya haksız surette) sözleşmenin sona erdirilmesini de kapsar. ...irade özerkliğinin bir sonucu olarak haklı bir sebep olmadan da tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir irade beyanıyla kullanılabilen fesih hakkına engel olunamayacağı benimsenmiştir." şeklinde olduğu; Yargıtay HGK kararında kabul edildiği üzere bozucu yenilik doğuran hakkı kullanmanın, sözleşme özgürlüğünden kaynaklandığı; hal böyle olmakla (eğer yukarıda anılan Yargıtay HGK kararı dikkate alınacak olursa) dosya kapsamı incelendiğinde davacı tarafından tek taraflı kullanılan "bozucu yenilik doğuran hakkın/sözleşmeyi sonlandırma hakkının" kullanıldığının davalıya (muhatabına) varmasıyla (tebliğ edilmesiyle) haklı nedene dayanmak gerekmeksizin hüküm ve sonuç doğurduğu kanaatine varıldığı; takdirin, elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu; 19.01.2017 tarihli Bayilik Sözleşmesi'nin 17. maddesinin "Yangın, deprem, su baskını gibi bilcümle doğal afetler ile grev, lokavt, harp, isyan, dahili kargaşalık, sabotaj, '------ temin etmekte olduğu iç ve dış ikmal kaynaklarından herhangi birinin kısılması, tamamen kesilmesi veya müdahaleye uğraması, ithalat kısıtlaması ve kendi ihtiyarmca olmayan sebeplerden dolayı stok, ...dağıtımdan kısmen veya tamamen mahrum kalınması, araç temin edilememesi, depo darlığı gibi sebeplerin mevcudiyeti halinde ve kanunen ve teamiilen mücbir sebep sayılan diğer durumlarda ------ hukuki ve cezai sorumluluğu söz konusu olmaz. " şeklinde olduğu, bu hükmün TBK m. 20 vd.2 hükümleri uyarınca "genel işlem şartı (haksız şart)" sayılıp sayılmayacağını (bu anlamda "yazılmamış sayılıp sayılmayacağı") hususu ile bu halde TTK m. 18(2)3 hükmünce basiretli tacir olmanın bir sonucu olarak anılan sözleşme hükmü uyarınca sözleşmeyle bağlı olunup olunmayacağını takdirin, TMK m. 4 hükmünce münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu; Mücbir sebebin (force majeure) borçlunun borcu ihlal etmesine mutlak olarak kaçınılmaz sebep olan dışsal bir olay5; başka bir ifadeyle kaçınılması veya bertaraf edilmesi, objektif olarak imkânsız bulunan bir olay6 olduğu; Covid-19 salgınının mücbir sebep sayılabileceği; bu konuda verilmiş Yargıtay HGK ------kararının da "Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır -------- Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır. Yukarıdaki açıklamadan da anlaşılacağı gibi mücbir sebebin bir takını unsurları vardır. Öncelikle mücbir sebep, zorlayıcı bir olaydır. Bu olay doğal, sosyal veya hukuki bir olay olabileceği gibi insana bağlı beşeri bir olay da olabilir. Bu olay, zarar verenin faaliyet ve işletmesi dışında kalan bir olay olmalıdır. Mücbir sebep sebebiyle zarar veren, bir davranış normunu veya sözleşmeden doğan bir borcu ihlal etmiş olmalıdır. Yine mücbir sebep, davranış normunun ihlali ya da borca aykırılığın sebebi olmalı ve kaçınılmaz bir şekilde buna yol açmış olmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı, mücbir sebep yönünden karşı konulmazlık ve önlenemezlik kavramını da kapsar. Mücbir sebebin bir diğer unsuru ise öngörülmeziiktir.'' şeklinde olduğu; ayrıca bu yönde verilmiş olan Yargıtay -----. HD.------- kararının da "İki tarafa borç yükley en ve özellikle sürekli edimli sözleşmelerde sözleşmenin kurulması sonrasında taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum sebebiyle bir taraf aleyhine sözleşme ifasının güçleştiği durumda sözleşmenin TBK m. 138 uyarınca sözleşme koşullarının uyarlanması gündeme gelir. Bunun için; 1)Sözleşme yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durum sonradan ortaya çıkmış olmalı, 2)Olağaniistii durum ve bu durum sebebiyle şartlarda esaslı değişiklik meydana gelmesine uyarlama talep edenin sebep olmaması, 3)Olağanüstii durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olan olguları kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine ağırlaştırmak suretiyle değiştirmesi, 4) Borcun ifa edilmemiş veya ihtirazı kayıtla ifa edilmiş olması, gerekir. Kısmi ifada, kalan kısım için uyarlama istenebilir. (-------.) Bu şartların gerçekleşmesi halinde davadaki talebe göre sözleşmenin şart ve unsurlarının değişen koşullara gör uyarlanması yapılır. Yeryüzünde ilk defa 2019yılı Aralık ayında ----- şehrinde ortaya çıkan, tüm dünyada hızla yayılan. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihi itibariyle "pandemi" (bölgeler ve gruplar üstü coğrafi salgın) olarak ilan edilen, ülkemizde ise 2020 yılının Mart ayının 2. yarısından itibaren görülen Covid-19 virüsünün yayılmasının önlenmesi, öldürücülüğüniin azaltılması amaçlı olarak TBMM tarafından bir kısım yasal düzenlemeler yapıldığı gibi Cumhurbaşkanlığı kararları ve İçişleri bakanlığının genelgeleri ile umuma açık istirahat yerleri ile eğlence mekanları kısmen veya tamamen kapatılmış sokağa çıkma yasağı konulmuştur. Salgın hastalığa bağlı idari yasak ve tedbirler zaman içinde hafıfletilse de 01.07.2021 tarihine kadar devam etmiştir. Bu salgından doğrudan veya alınan idari tedbirler nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak belli faaliyetlerin icra edildiği ticari işletmeler, okullar, hastaneler vs. gibi iş yerleri olumsuz olarak etkilenmiştir. Yargıtay uygulamasında salgın hastalıklar birer mücbir sebep olarak kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2018 T------ Kaldı ki bu salgın döneminde TBMM tarafından çıkarılan kanuni düzenlemelerde de Covid-19 salgın hastalık olarak mücbir sebep sayılmıştır. (Özellikle 7226 sayılı Kanunun Geçici Madde 1 de "Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde göıiilmüş olması sebebiyle" ibareleri de kullanılmıştır.) Ülkemiz için 11.03.2020 tarihi öncesi yapılan kira sözleşmelerinde kiralananın sözleşmedeki kullanım amacına göre taraf borçlarını etkilediği ölçüde bu salgın hastalık kira ilişkisinde mücbir sebep olarak kabul edilir. Mücbir sebep hali ise TBK m. 138 'de uyarlama için varlığı gereken olağanüstü durum kapsamında kabul edilmelidir. " şeklinde olduğu; kararda açıkça Covid-19'un mücbir sebep olarak kabul edildiği; hal böyle olmakla Covid-19 salgını (pandemi) sebebiyle doğrudan veya salgının önlenmesi amaçlı kısıtlayıcı, yasaklayıcı idari tedbirlerden olumsuz etkilenme nedeniyle kaçınılması veya bertaraf edilmesi, objektif olarak imkânsız bulunan mücbir sebebin ortaya çıktığı kanaatine varıldığı, K. Yukarıdaki teknik değerlendirmede "davacının sözleşmeyi haklı nedene dayanmaksızın feshettiği, pandemi şartları ve davacıdan talep edilen yeterli desteğin davalıya verilmediği" tespiti yapıldığından bu tespit nazara alındığında, davacı tarafından sözleşmenin haklı gerekçeye dayanmaksızın sona erdirildiği (sürekli edimli sözleşme olduğu için feshedildiği), Eksik alımın yapılıp yapılamadığı hususunun ise defterlerden, kayıtlardan ve dosya kapsamından mali açıdan anlaşılamadığı, bunun tespit edilemediği, (icra takibine konu edilen ilk alacak kalemi olan "prim avansı" yönünden) wTaahhütname" başlıklı sözleşmenin 2.C. maddesinde "herhangi bir sebeple bir aydan daha uzun bir süre ürün alımı yapmadığımız ...takdirde ------- (davacı) tarafından şirketimize ödenen satış destek primi avansı olarak ödenen toplam tutarı kıstelyevm dahi! hiçbir indirim yapılmaksızın şirketimize ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizinin 20 puan üzerindeki ana para faizi ile diğer borçlarımızı da vade farkı ile birlikte ------ ödeyeceğiz." ifadesine yer verildiği görülmekle mali inceleme yapıldığında ------ dekontuna göre davacı tarafından davalının banka hesabına 15.11.2017 tarihinde 48.000TL.nin ödendiği, ancak açıklamasında "prim avansı" ifadesinin bulunmadığı, prim avansının takip edildiği 259.01.00003 ------- cari hesap bakiyesinin 30.693,53 TL olduğu tespit edilmek ile birlikte, eğer bu ödeme ve cari bakiye alacağını "prim avansı" bakiyesi olarak kabul edilir ise icra takibinde faiz başlangıç hesap talep tarihi 01.01.2018 ile icra takibinin başlatıldığı 27.11.2020 tarihine kadar buna ilişkin faiz hesaplamasının 44.369,18TL. olduğu ve davalı tarafın davacı tarafa borçlu olduğu, (icra takibine konu edilen ikinci alacak kalemi olan "kâr mahrumiyeti" yönünden) Davacı, davalının eksik alım yaptığı ürün miktarının davacı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi ile tespit edileceğini beyan etmiş olup (kar mahrumiyeti zarar kalemi olduğundan eğer Sayın Mahkemece davacının sözleşmeyi haklı nedene dayanarak feshettiği kabul edilir ise) Mali yönden inceleme ve değerlendirme yapıldığında Davacı ticari defter incelemesi, talimat dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporu ve dava dosyası müfrez evrakların incelenmesi/değerlendirilmesi neticesinde; talimat bilirkişi raporunda davalı tarafın davacı taraftan yıllar itibariyle ne kadar alım yaptığı ayrıntılı olarak rapor edilmiş olmak ile birlikte yapılan alımlar ve satışlar sonrası davalı tarafın dönemler itibariyle ne kadar kar ya da zarar ettiğine dair tespitin yapılmadığı; yapılan izah neticesinde kar mahrumiyeti yönünden dava dosyası kapsamında hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı kanaatine varıldığı, Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Her ne kadar icra takibinde bu kaleme ilişkin faiz istenmiş ise de davalıya noterden gönderilen ihtarnamede, icra takibine konu edilen "yoksun kalman kâra" ilişkin bir talepte bulunulmadığı; dolayısıyla icra takibinin başlatıldığı tarihte muaccel olmuş bir alacaktan söz edilip edilmeyeceğinin, faizin istenip istenemeyeceğinin Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, (icra takibine konu edilen ikinci alacak kalemi olan "otomasyon yansıtma bedeli" yönünden) Davacı, sözleşmenin 5 yıl süreceği inancıyla istasyona birtakım yatırımlar yaptığını, "Taahhütname" başlıklı sözleşmenin İ. maddesinde "Satın aldığımız akaryakıt miktarının tespitinde ------ ticari defter ve kayıtları ile elektronik denetleme sistemi (otomasyon) kayıtlarının münhasır delil olacağını kabul ediyoruz. " ifadesine yer verildiği; icra takibinde bu kaleme ilişkin faiz istenmiş olup davalıya noterden gönderilen ihtarnamede de buna ilişkin talepte bulunulduğu (ve fakat ihtarnamenin ne zaman tebliğ edildiği anlaşılamadığı); dolayısıyla dava dilekçesinde Hk-7 olarak sunulan otomasyon yansıtma bedeli faturaları da mali yönden incelendiğinde istenen bu kaleme ilişkin hesaplamanın 5.755TL. olduğu, davalı tarafın davacı tarafa borçlu olduğunun tespit edildiği (ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih anlaşılamadığı için icra takibinin başlatıldığı tarihe kadar da faiz hesaplamasının yapılması mümkün olmamıştır) (icra takibine konu edilen ikinci alacak kalemi olan **ariyet söküm bedeli" yönünden) (ariyet söküm bedeli zarar kalemi olduğundan eğer Sayın Mahkemece davacının sözleşmeyi haklı nedene dayanarak feshettiği kabul edilir işe) Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Davacı, dava dilekçesinde Ek-4 olarak ariyet listesinin sunulduğunu beyan ettiği; 19.01.2017 tarihinde davalı şirket (ve dava dışı kefil) tarafından imzalanan "Ariyet Malzeme Taahhütnamesi' başlıklı belgenin 1. maddesinde ariyelerin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun, 2. maddesinde ariyetlerin yazılı olarak istenmesi halinde derhal davacıya iade edileceğinin, 7. maddesinde dc ariyetlerin iade edilmemesi durumunda 230.000TL.+KDV'nin amortisman maliyetleri düşülerek ödeneceğinin beyan edildiği, ayrıca "Ariyet Malzeme Taahhütnamesinin eki olarak da Ariyet Malzeme Listesinin de davalı (ve dava dışı ke/il) tarafından imzalandığı; davacı tarafından-----. Noterliğimde 29.04.2020 tarihinde düzenlenen -------- yevmiye numaralı ihtarnamede ariyetlerin iade edilmesinin, aksi halde ariyet bedeli olarak 163.185TL.nin ödenmesinin talep edildiği; her ne kadar icra takibinde bu kaleme ilişkin faiz istenmiş ise de davalıya noterden gönderilen ihtarnamede, icra takibine konu edilen "ariyet sökiim bedeline" ilişkin bir talepte bulunulmadığı; dolayısıyla icra takibinin başlatıldığı tarihte faizin istenip istenemeyeceğinin Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, Mali yönden tespit vc değerlendirmelerin işbu raporun G-2 bölümünde rapor edildiği; yapılan tespit ve değerlendirmeler neticesinde ariyet söküm bedeli yönünden davacı tarafın davalı taraftan alacağı olmadığı yönünde kanaate varıldığı, takdirin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Teknik inceleme yapıldığında: Davacının "ariyetlerin söküm işlemine ilişkin heder olarak 21.830TL. talep ettiği görülmekle yerinde olduğu." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Davaya konu edilen, davacı tarafından davalı aleyhine -----. İcra Müdürlüğü'nün--------sayılı sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde 48.000TL. (asıl alacak-prim avansı) + 49.390,03TL. (işlemiş faiz %30yıllık-diğer) 50.000TL. (asıl alacak-kar mahrumiyeti) + 3.107,87TL. (yıllık reeskont faizi) 5.755TL. (asıl alacak-otomasyon yansıtma bedeli) + 357,72TL. (yıllık reeskont faizi) 21.830TL. (asıl alacak-ariyet söküm bedeli) + 729,66TL. (yıllık reeskont faizi) toplam 179.170,28TL.nin ödenmesinin talep edildiği, Teknik inceleme neticesinde: Dava taraflarının pandemi salgını ile meydana gelebilecek akaryakıt ve ------ satışına ilişkin düşüşlere karşı alınabilecek önlem ve tedbirlerinde yeterli hassasiyet, dikkat, özen ve denetim ve desteğin davacı tarafa ait olacağı yönündeki görüş ve kanaati değiştirecek düzeyde yeni bir bilgi, bulgu ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığı; Fesih durumunun ise yine somut olayda meydana gelen hususlar ayrıntılı olarak değerlendirilmiş ve kanaat olarak göz önüne alınarak raporda belirtildiği; işbu olayların mutlak ve kesin olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; ancak ve ancak kanaat ve görüş sunulabileceği; bunun yorum ve takdirinin Savın Mahkemeye ait olacağı. Teknik yöndeki görüş değişmediğinden borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme de değişiklik olmadığı; bununla birlikte genel işlem koşuluna, mücbir sebebe ilişkin değerlendirmenin takdir yetkisinin TMK m. 4 hükmüne göre Sayın Mahkeme'ye ait olduğu; (icra takibine konu edilen ilk alacak kalemi olan "prim avansı"yönünden) "Taahhütname" başlıklı sözleşmenin 2.C. maddesinde "herhangi bir sebeple bir aydan daha uzun bir süre ürün alımı yapmadığımız ...takdirde ------- (davacı) tarafından şirketimize ödenen satış destek primi avansı olarak ödenen toplam tutarı kıstelyevm dahil hiçbir indirim yapılmaksızın şirketimize ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizinin 20 puan üzerindeki ana para faizi ile diğer borçlarımızı da vade farkı ile birlikte ---- ödeyeceğizifadesine yer verildiği görülmekle mali inceleme yanıldığında ------ Bankası dekontuna göre davacı tarafından davalının banka hesabına 15.11.2017 tarihinde 48.000TL.nin ödendiği, ancak açıklamasında "prim avansı" ifadesinin bulunmadığı, prim avansının takip edildiği 259.01.00003 ------ cari hesap bakiyesinin 30.693,53 TL olduğu tespit edilmek ile birlikte, eğer bu ödeme ve cari bakiye alacağını "prim avansı" bakiyesi olarak kabul edilir ise icra takibinde faiz başlangıç hesap talep tarihi 01.01.2018 ile icra takibinin başlatıldığı 27.11.2020 tarihine kadar buna ilişkin faiz hesaplamasının 44.369,18TL. olduğu ve davalı tarafın davacı tarafa borçlu olduğu kanaatine varıldığı, kök raporda tespit edilen hususların değiştirilmediği, davacının talebinin esas alınması durumunda 48.000TL.lik tutarın davalı tarafa ödemesinin yapıldığı 15.11.2017 tarih ile icra takibinin başlatıldığı 27.11.2020 tarihine kadar faiz hesaplaması ile toplam 69.989,26TL davalı tarafın davacı tarafa borcu olduğu tespit edilmiş olup takdirin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu. (icra takibine konu edilen ikinci alacak kalemi olan "kâr mahrumiyeti" yönünden) Davacı, davalının eksik alım yaptığı ürün miktarının davacı şirketin defter vc kayıtlarının incelenmesi ile tespit edileceğini beyan etmiş olup (kar mahrumiyeti zarar kalemi olduğundan eğer Sayın Mahkemece davacının sözleşmeyi haklı nedene dayanarak feshettiği kabul edilir ise) mali inceleme yanıldığında: Teknik bilirkişi tespitleri, talimat dosyası bilirkişi raporu, davacı taraf kök rapora itiraz dilekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacı tarafın mahrum kaldığı kar 19.645,92TL (Ondukuzbinaltıyüzkırkbeşliradoksanikikuruş) olduğu, icra takibinde faiz başlangıç hesap talep tarihi 01.01.2018 ile icra takibinin başlatıldığı 27.11.2020 tarihine kadar buna ilişkin faiz hesaplaması ile toplam 28.399.25TL. davalı tarafın davacı tarafa borcu olduğu tespit edilmiş olup takdirin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Her ne kadar icra takibinde bu kaleme ilişkin faiz istenmiş ise de davalıya noterden gönderilen ihtarnamede, icra takibine konu edilen "yoksun kalınan kâra" ilişkin bir talepte bulunulmadığı; dolayısıyla icra takibinin başlatıldığı tarihte muaccel olmuş bir alacaktan söz edilip edilmeyeceğinin, faizin istenip istenemeyeceğinin Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, bu hususta itirazda bulunulmuş ise de nihai takdirin. Sayın Mahkeme'ye ait olması sebebiyle başkaca bir değerlendirmenin bu noktada yapılamadığı, (icra takibine konu edilen ikinci alacak kalemi olan **otomasyon yansıtma bedelin yönünden) Davacı, sözleşmenin 5 yıl süreccği inancıyla istasyona birtakım yatırımlar yaptığını, "Taahhütname" başlıklı sözleşmenin İ. maddesinde "Satın aldığımız akaryakıt miktarının tespitinde ------ ticari defter ve kayıtları ile elektronik denetleme sistemi (otomasyon) kayıtlarının münhasır delil olacağını kabul ediyoruz." ifadesine yer verildiği; icra takibinde bu kaleme ilişkin faiz istenmiş olup davalıya noterden gönderilen ihtarnamede de buna ilişkin talepte bulunulduğu (ve fakat ihtarnamenin ne zaman tebliğ edildiği anlaşdamadığı); dolayısıyla dava dilekçesinde Ek-7 olarak sunulan otomasyon yansıtma bedeli faturaları da mali yönden incelendiğinde istenen bu kaleme ilişkin hesaplamanın 5.755TL. olduğu, davalı tarafın davacı tarafa borçlu olduğunun tespit edildiği (ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih anlaşılamadığı için icra takibinin başlatıldığı tarihe kadar da faiz hesaplamasının yapılması mümkün olmamıştır) kök raporda tespit edilen hususların değişmediği kanaatine varıldığı, (icra takibine konu edilen ikinci alacak kalemi olan "ariyet sökiinı bedeli" yönünden) (ariyet söküm bedeli zarar kalemi olduğundan eğer Sayın Mahkemece davacının sözleşmeyi haklı nedene dayanarak feshettiği kabul edilir işe) Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Davacı, dava dilekçesinde Ek-4 olarak ariyet listesinin sunulduğunu beyan ettiği; 19.01.2017 tarihinde davalı şirket (ve dava dışı kefil) tarafından imzalanan "Ariyet Malzeme Taahhütnamesi' başlıklı belgenin 1. maddesinde ariyelerin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun, 2. maddesinde ariyetlerin yazılı olarak istenmesi halinde derhal davacıya iade edileceğinin, 7. maddesinde de ariyetlerin iade edilmemesi durumunda 230.000TL.+KDV'niıı amortisman maliyetleri düşülerek ödeneceğinin beyan edildiği, ayrıca "Ariyet Malzeme Taahhütnamesin i n eki olarak da "Ariyet Malzeme Listesi'nin de davalı (ve dava dışı kefil) tarafından imzalandığı; davacı tarafından -----. Noterliği'nde 29.04.2020 tarihinde düzenlenen ------ yevmiye numaralı ihtarnamede ariyetlerin iade edilmesinin, aksi halde ariyet bedeli olarak 163.185TL.nin ödenmesinin talep edildiği; her ne kadar icra takibinde bu kaleme ilişkin faiz istenmiş ise de davalıya noterden gönderilen ihtarnamede, icra takibine konu edilen "ariyet söküm bedeline''' ilişkin bir talepte bulunulmadığı; dolayısıyla icra takibinin başlatıldığı tarihte faizin istenip istencmcycccğinin Savın Mahkeme'nin takdirinde olduğu. (icra takibine konu edilen ikinci alacak kalemi olan "kâr mahrumiyeti" yönünden) Davacı, davalının eksik alım yaptığı ürün miktarının davacı şirketin defter vc kayıtlarının incelenmesi ile tespit edileceğini beyan etmiş olup (kar mahrumiyeti zarar kalemi olduğundan eğer Sayın Mahkemece davacının sözleşmeyi haklı nedene dayanarak feshettiği kabul edilir ise) mali inceleme yanıldığında: Teknik bilirkişi tespitleri, talimat dosyası bilirkişi raporu, davacı taraf kök rapora itiraz dilekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacı tarafın mahrum kaldığı kar 19.645,92TL (Ondukuzbinaltıyüzkırkbeşliradoksanikikuruş) olduğu, icra takibinde faiz başlangıç hesap talep tarihi 01.01.2018 ile icra takibinin başlatıldığı 27.11.2020 tarihine kadar buna ilişkin faiz hesaplaması ile toplam 28.399.25TL. davalı tarafın davacı tarafa borcu olduğu tespit edilmiş olup takdirin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Her ne kadar icra takibinde bu kaleme ilişkin faiz istenmiş ise de davalıya noterden gönderilen ihtarnamede, icra takibine konu edilen "yoksun kalınan kâra" ilişkin bir talepte bulunulmadığı; dolayısıyla icra takibinin başlatıldığı tarihte muaccel olmuş bir alacaktan söz edilip edilmeyeceğinin, faizin istenip istenemeyeceğinin Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, bu hususta itirazda bulunulmuş ise de nihai takdirin. Sayın Mahkeme'ye ait olması sebebiyle başkaca bir değerlendirmenin bu noktada yapılamadığı, (icra takibine konu edilen ikinci alacak kalemi olan **otomasyon yansıtma bedelin yönünden) Davacı, sözleşmenin 5 yıl süreccği inancıyla istasyona birtakım yatırımlar yaptığını, "Taahhütname" başlıklı sözleşmenin İ. maddesinde "Satın aldığımız akaryakıt miktarının tespitinde ------- ticari defter ve kayıtları ile elektronik denetleme sistemi (otomasyon) kayıtlarının münhasır delil olacağını kabul ediyoruz." ifadesine yer verildiği; icra takibinde bu kaleme ilişkin faiz istenmiş olup davalıya noterden gönderilen ihtarnamede de buna ilişkin talepte bulunulduğu (ve fakat ihtarnamenin ne zaman tebliğ edildiği anlaşdamadığı); dolayısıyla dava dilekçesinde Ek-7 olarak sunulan otomasyon yansıtma bedeli faturaları da mali yönden incelendiğinde istenen bu kaleme ilişkin hesaplamanın 5.755TL. olduğu, davalı tarafın davacı tarafa borçlu olduğunun tespit edildiği (ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih anlaşılamadığı için icra takibinin başlatıldığı tarihe kadar da faiz hesaplamasının yapılması mümkün olmamıştır) kök raporda tespit edilen hususların değişmediği kanaatine varıldığı, (icra takibine konu edilen ikinci alacak kalemi olan "ariyet sökiinı bedeli" yönünden) (ariyet söküm bedeli zarar kalemi olduğundan eğer Sayın Mahkemece davacının sözleşmeyi haklı nedene dayanarak feshettiği kabul edilir işe) Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında: Davacı, dava dilekçesinde Ek-4 olarak ariyet listesinin sunulduğunu beyan ettiği; 19.01.2017 tarihinde davalı şirket (ve dava dışı kefil) tarafından imzalanan "Ariyet Malzeme Taahhütnamesi' başlıklı belgenin 1. maddesinde ariyelerin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun, 2. maddesinde ariyetlerin yazılı olarak istenmesi halinde derhal davacıya iade edileceğinin, 7. maddesinde de ariyetlerin iade edilmemesi durumunda 230.000TL.+KDV'niıı amortisman maliyetleri düşülerek ödeneceğinin beyan edildiği, ayrıca "Ariyet Malzeme Taahhütnamesin i n eki olarak da "Ariyet Malzeme Listesi'nin de davalı (ve dava dışı kefil) tarafından imzalandığı; davacı tarafından ----. Noterliği'nde 29.04.2020 tarihinde düzenlenen ------ yevmiye numaralı ihtarnamede ariyetlerin iade edilmesinin, aksi halde ariyet bedeli olarak 163.185TL.nin ödenmesinin talep edildiği; her ne kadar icra takibinde bu kaleme ilişkin faiz istenmiş ise de davalıya noterden gönderilen ihtarnamede, icra takibine konu edilen "ariyet söküm bedeline''' ilişkin bir talepte bulunulmadığı; dolayısıyla icra takibinin başlatıldığı tarihte faizin istenip istenemeyeceğinin Savın Mahkeme'nin takdirinde olduğu. Mali yönden tespit vc değerlendirmelerin işbu raporun G-2 bölümünde rapor edildiği; yapılan tespit vc değerlendirmeler ncticcsindc ariyet söküm bedeli yönünden davacı tarafın davalı taraftan alacağı olmadığı tespit edilmiş olsa da teknik inceleme neticesinde davacının talep etmiş olduğu 21.830,00 TL tutarın yerinde olduğunun beyan edildiği; yapılan izah neticesinde davalı tarafın davacı tarafa ariyet söküm bedeli olarak 21.830.00 TL borcu olduğu yönünde kanaate varıldığı, icra takibinde faiz başlangıç hesap talep tarihi 01.01.2018 ile icra takibinin başlatıldığı 27.11.2020 tarihine kadar buna ilişkin faiz hesaplaması ile toplam 31.556.46 TL davalı tarafın davacı tarafa borcu olduğu tespit edilmiş olup takdirin, Sayın Mahkeme'ye ait olduğu. Delil sözleşmesine yönelik değerlendirmeler usul mevzuatının alanına girmekle takdirin, sayın Mahkeme'ye ait olduğu." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle;"----- Noterliği'nin 29/04/2020 tarihli, ------- yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ şerhi incelendiğinde işbu ihtarnamenin davalıya 08.05.2020 tarihinde tebliğ edildiği, "Davacı yanın ilgi/i icra dosyasında ayrı ayrı Prim Alacağı. Kar Mahrumiyeti alacağı. Otomasyon alacağı ve Ariyet Söküm Bedeli alacağına ilişkin alacak taleplerine karşılık gelen faiz alacaklarına ilişkin olmak üzere mezkur ihtarnamede yalnızca otomasyon yansıtma bedeli ve prim avansı bedelinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 10 gün içinde ödenmesine ilişkin ihtar olması nazara alınarak bu alacaklar bakımından ihtarnamenin tebliğinden 10 ni'ın sonrasından (temerrüd tarihi) başlayarak icra takibi gününe kadar faiz hesaplamasının yen iden yapılın ası" hususunda: Mali yönden inceleme yapıldığında: Prim avansına yönelik faiz bakımından: Davacı tarafın faiz ile birlikte (30.693,53TL.+faiz) 32.236,20 TL prim avansı alacağının olduğu; davacının talebinin esas alınması durumunda ise davacı tarafın faiz ile birlikte (48.000TL.+faiz) 50.412,49TL. prim avansının olduğu tespit edilmiş olup takdir sayın mahkcmenizindir Otomasyon yansıtma bedeline yönelik faiz bakımından: Davacı tarafın faiz ile birlikte (5.755TL.+faiz) 6.044,25TL. otomasyon yansıtma bedeli alacağının olduğu, Sektör bilirkişisi tarafından kök rapordaki " 2019/Haziran dönemi ve sonrasında davalı taraf davacı taraftan akaryakıt alımı yapmadığı tespit edilmiştir." şeklindeki değerlendirmeler ile Karayolları Genel Müdürlüğü farklı Bölge Müdürlüklerinin petrol istasyonunun araç girişine mani olacak herhangi bir tedbir alınmadığına ilişkin cevabi yazıları, pandemiııin etkisinin 2020 yılının Mart ayından itibaren ülkemizde görülmeye başlanmış olması hususları hep bir arada değerlendirilerek sektör bilirkişisinin feshin haksız olarak yapıldığına ilişkin tespit ve değerlendirmelerinin denetime elverişli, açıklayıcı, gerekçeli, sektör uygulamalarına uygun olması talep edilmiş olup kimya ıııühendisliği-akaryakıt ve petrokimya yönünden inceleme yapıldığında: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu -------sayılı ilamında salgın hastalık hali miicbir sebep olarak sayılmış ve mücbir sebep kavramının tanımı yapılmıştır. Mücbir sebep zorlayıcı bir sebeptir. Mücbir sebep nedeniyle zarar veren bir davranış normunu veya sözleşmeden doğan bir borcu ihlal etmiş olmalıdır. Yine mücbir sebep davranış normunun ihlali ya da borca aykırılığın sebebi olmalı ve kaçınılmaz bir şekilde buna yol açmış olmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı, mücbir sebep yönünden karşı konulmazlık ve önlenenıezlik kavramını da kapsadığından mücbir sebebin bir diğer unsuru ise öngörülmezliktir. Mücbir sebepler birçok durumda tarafların sözleşmeden veya kanundan doğan edim yükümlülüklerini tamamen veya geçici olarak ortadan kaldırmakta olup. Feshin haklı nedene dayanmadığı yine de takdirin yüce mahkemeye ait olduğu. Kimya yönünden inceleme yapıldığında: Dosya münderecatında mübrez yeni bir bilgi, bulgu ve kimya incelemesi yönünden hazırlanan kök ve ek raporun ayrıntılı değerlendirilmemesinde ve değişmesinde etkili olacak şekilde görülmediği, kök ve ek raporumuza sadık kalındığı, değerlendirme ve bulgular bölümünde resen belirtilen sebeplerden dolayı değişikliğine gidilmediği ve davacı tarafça davalıya düzenlenen ihtarname ile talep edilen cezai şart ve diğer uyuşmazlık konusu bedellerinin ödenmesinin talep edildiği, bu konuda pandemi şartlan düşünülerek kısmen indirime gidilmesi gerektiği Sayın Mahkemece kabul edilecek olursa bu oranın heyetimizce % 20 olarak uygun olduğu diğer hususların takdirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Borçlar mevzuatına yönelik inceleme yapıldığında: Davacı tarafından davalıya----- Noteri iği'nden 29/04/2020 tarihinde gönderilen ------- yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ şerhi incelendiğinde işbu ihtarnamenin davalıya 08.05.2020 tarihinde tebliğ edildiği; ihtarnamede tebliğden itibaren 10 gün içinde 5.755TL.lik otomasyon yansıtma bedelinin, muhataba ödenen 48.000TL.lik prim avansının, ariyet malzemelerin iade edilmesinin, iade edilmemesi halinde bunların bedeli olan 163.185TL.+KDV'nin ödenmesinin talep edildiği; bu noktada 19.05.2020 Salı günü borçlunun temerrüde düştüğü kanaatine varıldığı; "...Rapor hazırlanır iken 28/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda----- Noterliği'nin 29/04/2020 tarihli ve ------- yevmiye numaralı ihtarnamenin davacı vekili tarafından mahkememize sunulacak tebliğ şerhi esas alınarak faiz hesaplamasının yapılmasının istenilmesine; davacı yanın ilgili icra dosyasında ayrı ayrı Prim Alacağı, Kar Mahrumiyeti alacağı, Otomasyon alacağı ve Ariyet Söküm Bedeli alacağına ilişkin alacak taleplerine karşılık gelen faiz alacaklarına ilişkin olmak üzere mezkur ihtarnamede yalnızca otomasyon yansıtma bedeli ve prim avansı bedelinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 10 gün içinde ödenmesine ilişkin ihtar olması nazara alınarak bu alacaklar bakımından ihtarnamenin tebliğinden 10 gün sonrasından (temerrüt tarihi) başlayarak icra takibi gününe kadar faiz hesaplamasının yeniden yapılmasına, kar mahrumiyeti ve ariyet söküm bedeline ilişkin takipten önce herhangi bir temerrüt olmadığından bu yönde faiz hesaplamasına yer olmadığına " karar verilmiş olup mali inceleme yapıldığında: 19.05.2020 Salı günü borçlunun temerrüde düştüğü; ----- İcra-------. sayılı dosya ile başlatılan icra takibinin tarihinin ise 27.11.2020 olduğu, Prim avansına yönelik faiz bakımından: Davacı tarafın faiz ile birlikte (30.693,53TL.+faiz) 32.225,47 TL prim avansı alacağının olduğu; davacının talebinin esas alınması durumunda ise davacı tarafın faiz ile birlikte (48.000TL. +faiz) 50.395,73TL. prim avansının olduğu, Otomasyon yansıtma bedeline yönelik faiz bakımından: Davacı tarafın faiz ile birlikte (5.755TL. +faiz) 6.042,24 TL. otomasyon yansıtma bedeli alacağının olduğu, "Sektör bilirkişisi tarafından kök rapordaki "2019/Haziran dönemi ve sonrasında davalı taraf davacı taraftan akaryakıt alımı yapmadığı tespit edilmiştir." şeklindeki değerlendirmeler ile Karayolları Genel Müdürlüğü farklı Bölge Müdürlüklerinin petrol istasyonunun araç girişine mani olacak herhangi bir tedbir alınmadığına ilişkin cevabi yazıları, pandeminin etkisinin 2020 yılının Mart ayından itibaren ülkemizde görülmeye başlanmış olması hususları hep bir arada değerlendirilerek sektör bilirkişisinin feshin haksız olarak yapıldığına ilişkin tespit ve değerlendirmelerin denetime elverişli, açıklayıcı, gerekçeli, sektör uygulamalarına uygun olmasının istenilmesine" karar verilmiş olup Borçlar mevzuatına yönelik inceleme yanıldığında: Davacı tarafından davalıya ------Noterliği'nden 29/04/2020 tarihinde gönderilen ------- yevmiye numaralı ihtarname incelendiğinde özetle davalının tarafı olduğu sözleşmelere aykırı davrandığı; sözleşmeye aykırılığı sürdürdüğü; gerekli ve yeterli hizmeti vermediği; gayret ve özeni göstermediği; fevkalede düşük miktarda ürün alımı yaptığı; davacının ticari unvanının ve kurumsal kimliğinin bulunduğu istasyonda ürün alım satımını gerçekleştirmediği; istasyonun çoğu zaman kapalı tutulduğu ileri sürülerek sözleşmenin feshedildiği; buna göre ihtarnamenin davalıya (muhataba) tebliğ/varma/ulaşma tarihi olan 08.05.2020 tarihinde davacı tarafından feshedildiği kanaatine varıldığı; ancak davacının feshe sebep olarak gösterdiği hususlarda haklı gerekçeye dayanıp dayanmadığı noktasında ise mali ve sektörel yönden inceleme yapılabileceği; Mali yönden inceleme yapıldığında: Davalı bayi tarafından sözleşmede üstlenilenden daha az miktarda, eksik alım yapılıp yapılmadığı hususunda: Talimat bilirkişi raporunda ve kök bilirkişi raporunda taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesi ve diğer sözleşmelerin incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde 'kar mahrumiyetinin hesaplanması için sözleşmede bir done bir oran veya bir tonaj verilmemiştir.' şeklinde tespitin yapıldığı; taraflar arasında yapılan sözleşmelerde yıllık ya da belirli dönemlerde ne kadar alım yapılacağı hususunun tespit edilemediğinin bilirkişi raporlarında rapor edildiği; kar mahrumiyet hesabının 23.11.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda; talimat bilirkişi raporunda davalı ticari defterlerin incelenmesi neticesinde 2017-2018-2019 dönemlerindeki tespit edilen akaryakıt alım tutarları esas alınarak hesaplamanın yapıldığı; 23.11.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda '2.Kök Rapora Yapılan İtirazların Mali Yönden Değerlendirilmesi-2.2 Davacı tarafından Kök Bilirkişi Raporunda tespit edilen Otomasyon Yansıtma Bedeli Ve Ariyet Söküm Bedeli tutarına itirazı bölümünde *29.04.2020 - 19/01/2022 tarihleri arasında 630 günlük 49.11480 kg.lık mahrum kalman kar kaybının olduğu...' yönünde görüş sunulduğu; işbu raporda 23.11.2023 tarihli tespiti değiştirecek nitelikte dosyaya evrak ibraz edilmemesi nedeni davalı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde 49.114,80 kg eksik alım yapıldığı kanaatinin devam ettiği, Sektörel yönden iııeeleme yanıldığında: Karayolları Genel Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabında akaryakıt istasyonu bölgesinde araç giriş çıkışına mani olacak bir çalışmanın ve düzenlemenin yapılmadığının 'ilgi yazınızda belirtmiş olduğunuz. Davalı------ Şirketi (V.K.N. ------)' nin ticari faaliyet yürüttüğü -------adresine dair;(Pandemi öncesine denk gelen) 2019 Ocak ile 2020 Mart ayı arasında herhangi bir çalışma yapılmamıştır. ------- parselde faaliyet gösteren petrol istasyonunun araç girişine mani olacak herhangi bir tedbir alınmamıştır.' şeklinde belirtildiği, a- Dağıtıcı lisansa sahip -------- bayisi olarak faaliyet göstermesine ilişkin 19.01.2017 tarihinde 12 sayfadan oluşan BAYİLİK SÖZLEŞMESİ'nin imzalandığı, taraflar arasında 7 sayfadan oluşan ikinci bir BAYİLİK SÖZLEŞMESİ'nin imzalandığı, 4 sayfadan oluşan Taahhütname ve I sayfadan oluşan Ariyet Malzeme Taahhütnamesi'nin imzalandığı, 2.b- 19.01.2017 tarihinde imzalanan bu sözleşmelerin 05.05.2017 tarihinde başlamak üzere 5 yıl süreli geçerli olduğu, Taraflar arasında imzalanan 19.01.2017 tarihli bayilik sözleşmesinin ekindeki taahhütnamenin C maddesi gereğince herhangi bir sebeple 1 (bir) aydan daha uzun bir süre ürün alımı yapılmaması halinde feshedilebileceği belirlenmiş olup 2018 yılı Şubat ve Kasım aylarında satış yapılmadığı. 2019/Haziran dönemi ve sonrasında davalı taraf davacı taraftan akaryakıt alımı yapmadığı belirlenmiş olup bu tarihlerin pandemi dönemi öncesine rastlaması nedeniyle aralarında yapılan sözleşme eki taahhütnameye uygun davranmadığı, davacının 29.04.2020 tarihinde davalıya noterden gönderdiği ihtarnamede "sözleşmenin feshine konu ettiği gerekçelerin" haklı nedenlere dayandığı kanaatine varıldığı;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle;"Dava dosyasına sunulan 18.04.2024 Tarihli davacı vekili dilekçesi ve dava dosyasının incelenmesi/irdelenmesi ncticcsinde; nihai takdir vc hukuki tavsif Sayın Mahkemc'ye ait olmak üzere Bilirkişi raporlarında kar mahrumiyetinin yaklaşık 49.114,80 kg olduğu tespitinin mevcut olduğu, kar mahrumiyeti hesaplaması kar mahrumiyeti 27.311.27TL. olarak tespit edilmiş olup" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle;"19.06.2025 ve 20.03.2025 tarihli duruşma tutanaklarında bilirkişi heyetinden talep edilen hususlar ile 05.05.2025 ve 09.02.2025 tarihli ek bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek, kıyaslamalı inceleme yapılmıştır. Tabloda tüm alacak kalemlerine ilişkin davacı tarafın davalı tarafından alacak tutarlan ayrı ayrı belirtilmiştir. Davacı tarafın davalı taraftan toplam 87.408.98 TL alacağı olduğu, Satış Destek prim bedeli yönünden davacı tarafın beyanının esas alınması durumunda toplam 137.804,71 TL davacı tarafın davalı taraftan alacağı olduğu. " şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava; bayilik sözleşmesi kapsamında dağıtıcı firma tarafından bayiye verilen satış destek prim avansı ile birlikte ariyet söküm bedeli, kar mahrumiyeti ve otomasyon yansıtma bedelinin faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır. Dosya kapsamına göre davacı ile davalı dağıtıcı şirket arasında 19/01/2027 tarihinde bayilik sözleşmesi ve yine aynı tarihte -- bayılık sözleşmesi imzalanarak 5 yıllık bayilik ilişkisinin kurulduğu, davalının ise bayilik sözleşmesi imzalanmasından sonra sözleşme süresi içerisinde ürün alımına ilişkin taahhütleri yerine getirmediğinden bahisle davacı yanın --- Noterliğinin 29/04/2020 tarihli ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin haklı neden gösterilerek feshedildiği, devamında davalı aleyhine ------ İcra Müdürlüğünün ------ esasa sayılı dosyası üzerinden satış destek prim avansı, ariyet söküm bedeli, kar mahrumiyeti ve otomasyon yansıtma bedelinin talebine ilişkin takip başlattığı, her bir alacak için faiz talebinde bulunduğu anlaşılmış olup, davacı taraf davalıdan alacaklı olduğundan bahisle alacak talebinde bulunmuştur.
İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle fesih sonrası oluşan alacağının tahsilini talep etmektedir. Davalı yan feshin haksız olduğundan bahisle davanın reddine savunmaktadır.Dosya ile taraf şirketin yasal ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen son güncel 22/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda; davacı yanın davalı taraftan toplam 87.408,98 TL alacağı bulunduğu tespit edilmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ile taraflar arasında 5 yıl süreli sözleşme akdedildiği, davacının "bayilik veren" davalının "bayi" olduğu, sözleşmenin 05/05/2017 tarihinde başladığı, 05/05/2022 tarihine kadar devam etmesi kararlaştırıldığı, davalının davacı taahhütte bulunarak bir aydan daha uzun bir süre ürün alımı yapılmadığı takdirde satış destek primi avansının faizi ile birlikte iadesinin talep edilebileceğinin hüküm altına alındığı, davacı yanca-----. Noterliğinin 29/04/2020 tarihli ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin haklı nedene dayalı olarak feshedildiği, davalı yanca safahatta "pandemi koşulları nedeniyle taahhüt edilen alımların yapılamadığına" ilişkin savunmasının tahkikat neticesinde yerinde olmadığının tespit edildiği, zira pandemi şartlarının ülkemiz genelinde 2020 Mart ayı itibariyle başladığı, davacı tarafından davalıya haklı feshe dayalı son ihtarnamesinin 29/04/2020 tarihinde olduğu, öncesinde 09/07/2019 tarihinde ve daha öncesinde 05/07/2018 tarihinde benzer şekilde davalının "taahhütlerine aykırı davrandığından" bahisle ihtarname çekildiği dosya kapsamından tespit edilmekle sonuç olarak bir aydan daha fazla ürün almama durumunun pandemi şartları ile alakalı olmadığı, bu yönü ile ileri sürülen savunmaların yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Tarafların karşılıklı beyanları ve dosyaya sunulan belgeler ile tarafların ticari defter kayıtlarına göre davalı bayii tarafından sözleşme tarihinden sözleşmenin fesih tarihine kadar sözleşmede yer alan ve uyulmaması ceza i şart koşuluna bağlanan asgari akaryakıt alım taahhüdüne bir kaç kez uyulmadığı, buna karşın davacı şirket tarafından davalının süreç içerisinde sözleşmeye uygun davranması gerektiğine ilişkin ihtarnameler göndermeye devam ettiği, son ihtarnameye dayalı fesih iradesinin haklı fesih olduğu vicdani kanaatine ulaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre davacı yanın----. İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı icra dosyasında ayrı ayrı Prim Alacağı, Kar Mahrumiyeti Alacağı, Otomasyon Alacağı ve Ariyet Söküm Bedeli alacağına ilişkin alacak taleplerine karşılık gelen faiz alacaklarına ilişkin olmak üzere ----. Noterliğinin 29/04/2020 tarihli ve ------- yevmiye numaralı ihtarnamede yalnızca otomasyon yansıtma bedeli ve prim avansı bedelinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 10 gün içinde ödenmesine ilişkin ihtar olması nazara alınarak bu alacaklar bakımından ihtarnamenin tebliğinden 10 gün sonrasından (temerrüd tarihi) başlayarak icra takibi gününe kadar faiz talebinin yerinde olduğu, kar mahrumiyeti ve ariyet söküm bedeline ilişkin takipten önce her hangi bir temerrüd olmadığından bu yönde faiz talebinin yerinde olmadığı vicdani kanaati ile bilirkişi heyetinden bu yönde hesaplama yapılması istenilmiş olup son güncel bilirkişi raporunda bu nokta esas alınarak gerekli hesaplamalar yapılmıştır.
Sonuç olarak, dosya kapsamındaki ihtarnameler, iddia, savunma, bilirkişi raporları hep bir arada değerlendirilerek davacının davalı ile akdettiği sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, prim avansı alacağı olarak 30.693,53 TL asıl alacak ile 1.531,97 TL faiz olmak üzere toplam 32.225,47 TL, kar mahrumiyeti 27.311,27 TL asıl alacak, otomasyon yansıtma bedeli 5.755,00 TL asıl alacak ile 287,24 faiz olmak üzere toplam 6.042,24 TL, ariyet söküm bedeli 21.830,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 87.408,98 TL alacak üzerinden davanın kısmen kabülüne karar vermek gerekmiştir.
Alacağın hesaplamayı gerektirmesi hususu nazara alınarak alacağın likit olmadığı vicdani kanaati ile icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE; davalı tarafından -----. İcra Dairesinin ------ sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın;
-(Prim Avansı Alacağı olarak 30.693,53 TL asıl alacak ile 1.531,97 TL faiz olmak üzere toplam 32.225,47 TL, Kar Mahrumiyeti 27.311,27 TL asıl alacak, Otomasyon Yansıtma Bedeli 5.755,00 TL asıl alacak ile 287,24 faiz olmak üzere toplam 6.042,24 TL, Ariyet Söküm Bedeli 21.830,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam) 87.408,98 TL alacak üzerinden iptali ile takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminat talebinin reddine,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 5.970,90 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 2.163,94 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.806,96 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvuru harcı, 2.163,94 TL peşin harç toplamı 2.244,64 TL ile 44.824,00 TL ( bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 47.068,64 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,48 ve red 0,52 oranına göre hesaplanan 22.592,94 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 84,50 TL (tebligat ve müzekkere gideri) yargılama giderinden davanın red 0,52 ve kabul 0,48 oranına göre hesaplanan 43,94 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Arabuluculuk ücreti 1.560,00 TL'nin kabul oranına göre 748,80 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Arabuluculuk ücreti 1.560,00 TL'nin red oranına göre 811,20 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
9-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.