T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/542
KARAR NO : 2025/734
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/07/2024
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ------ Projesi kapsamında, 26.03.2024 tarihli faturada belirtilen 22.811,04 TL bedelli ürünleri satın aldığını, ürünlerin teslimatının yapıldığı ve kullanıldığını, teslimatın, davalı tarafından gönderilen malzeme talep formuyla da teyit edildiğini ancak davalının, satın aldığı ürünlerin bedelini ödemediğini, bu nedenle, ödeme talebiyle icra takibi başlatıldığını ancak davalının borcuna itiraz ettiğini, davalının bu itirazının kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, Davalının ticari temerrüt faizine de itiraz ettiğini, Oysa iki tarafın da ticari şirket olduğu ve bu işin mutlak bir ticari işlem niteliğinde olduğunu, bu nedenle, ticari temerrüt faizi talep edildiğini, Davalının açıkça borçlu olmasına rağmen borcunu ödemediğini ve kötüniyetli bir şekilde itirazda bulunarak takibi durdurduğunu, bu durumun zararlarına neden olduğunu, davalının kötüniyetli tutumu nedeniyle, İcra İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi uyarınca %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep edilmektedir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının alacağın tahsili amacıyla ------. İcra Müdürlüğü’nün -----Ve ----- İcra Müdürlüğü’nün ------ sayılı dosyaları üzerinden icra takibi başlattığını, şirketlerinin borcunun bulunmaması nedeniyle haklı olarak bu takiplere itiraz ettiklerini, taraflar arasında bir ticari sözleşme ya da cari hesap ilişkisinin mevcut olmadığını, davacının taraflar arasında herhangi bir borç doğurucu temel ilişkiyi ispatlayamadığını, Salt bir faturanın düzenlenmesinin ticari ilişkinin varlığını ispat etmek için yeterli olmadığını, Taraflar arasında bir sözleşme veya cari hesap sözleşmesi bulunmadığı gibi, TTK’ya göre bu tür sözleşmelerin yazılı olmasının zorunlu olduğunu, Davacının alacak iddiasına dayanak sunduğu belgelerin şirketin imza yetkililerince onaylanmış belgeler olmadığını, dolayısıyla şirketi borçlu kılacak herhangi bir yasal dayanağın bulunmadığını, davacının hizmetin ifa edildiğine dair yeterli delil sunamadığını, Şirketin borcu bulunmaması bir yana, temerrüde düştüğüne dair herhangi bir ihtarname veya belge de bulunmadığını, bu nedenle, takip tarihinden önce işlemiş faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın icra takibinde uygulanan faiz oranını hukuka uygun göstermediğini, TTK m. 1530’a dayanılarak talep edilen faizin somut olayda uygulanabilir olmadığını, davanın tümden reddi ile davacının kötü niyetli davranışı nedeniyle %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Davacı şirketin uyuşmazlık konusu dönemlere ait defterlerinin yasal süresi içerisinde tasdik ettirildiği / onaylandığı, ticari defterlerine yapılan kayıtların muhasebe tekniği açısından birbirini doğrular nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Davacı şirketin ticari defterlerine yaptığı kayıtlara göre; davacı şirlket, dava/takip tarihi itibari ile davalı şirketten 22.811,04 TL tutarında açık hesap alacaklıdır. Taraflar arasında TTK'nın 89. Maddesinde tanımlanan şekilde cari hesap ilişkisi bulunmamaktadır. Davacı şirket, davalı Taşyapı şirketine 26- 03- 2024 tarih ve ------- no'lu e- faturayı "TICARIFATURA" senaryosuna göre "SATIŞ" faturası olarak düzenlenmiştir. Dava dosyası kapsamına sunulmuş dava konusu faturanın ret edildiğine/kabul edilmediğine ve/veya iade edildiğine ilişkin bir belge yoktur. ----- sıra numaralı VUK Genel Tebliği ile 01.07.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, e-Belge (e-Fatura ve e-Arşiv Fatura) olarak düzenlenen belgelerin, Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilme zorunluluğuna son verilmiştir. Davacı şirketin düzenlediği e- fatura, 2024 yılının Mart ayına ilişkin olduğundan davacı tarafın BS formu ile bildirme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Davacı tarafın dava dosyasına sunduğu " Malzeme Talep Formu" nda proje müdürü ve şantiye şefi ünvanıyla imzası olanların sosyal medya profillerinde, davalı şirkette çalıştıklarına ilişkin bilgiler yer almaktadır. Bahse konu kişilerin davalı şirkette çalışıyor olmalarına nazaran şirket adına malzeme satın alma /sipariş etme yetkilerinin olup olmadığı, davalı şirketin imza sirkülerine göre ortaya çıkacaktır. Dosya kapsamında davalı şirketin imza sirküleri yer almadığından bu konuda bir değerlendirme yapılamamıştır." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;"Dava dosyasına sunulan belgeler ile davalı tarafa ait ticari defterlerin incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; Davalı 2024 dönem Ticari defterleri sahipleri lehine delil teşkil etmekte olduğu kanaatine varılmış olup takdir sayın mahkemenizindir. İcra konusu faturanın, davacı tarafından davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği; davalının ise yasal süre içinde bu faturaya itiraz etmediği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, davalı tarafın 26.03.2024 tarihli, ------ seri numaralı ve 22.811.04 TL tutarındaki faturaya itiraz etmediği ve bu tutar kadar davacıya borçlu olduğu" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturaya dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.Davacı şirketin bilirkişi marifetiyle incelenen kayıtlar neticesinde oluşturulan 09/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda; " Davacı şirketin ticari defterlerine yaptığı kayıtlara göre; davacı şirlket, dava/takip tarihi itibari ile davalı şirketten 22.811,04 TL tutarında açık hesap alacaklıdır." şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür.
Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın ----. İcra Müdürlüğünün ------ icra dosyası üzerinden takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, mali müşavir bilirkişiler eliyle taraf şirketlerin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarından dava ve takibe konu ------ fatura nolu ve 22.811,04 TL bedelli fatura'nın e - fatura olarak düzenlendiği, dava konusu faturanın ret edildiğine / kabul edilmediğine veya iade edildiğine ilişkin bir belgenin dosyaya sunulmadığı, faturaya konu malzemeler için davalı yanca imzalı "Malzeme Talep Formu" düzenlendiği, böylece davacının icra dosyasına konu ettiği faturaya davalı tarafından 8 gün içinde itiraz edilmediği hususları hep bir arada değerlendirilerek davacının alacaklı olduğunun vicdani kanaatine ulaşılmış olup hesaplama yapan bilirkişi raporları esas alınarak davanın asıl alacak bedeli olan 22.811,04 TL üzerinden kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar takipte faiz alacağı talep edilmiş ise de davalının temerrüde düşmesi için 6098 sayılı TBK'nun 117/1 maddesi gereğince davacı tarafça ihtar yapılması gerektiği, davacı tarafça bu yönde bir ihtarın varlığı iddia edilmediği gibi, bir belge de sunulmadığı, TTK'nın 1530. maddesinin, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olup, tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu olmadığı zira, Yargıtay -----. HD'nin 18.9.2018 tarih, ------. sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu işbu nedenle anılan kanun hükmünün somut uyuşmazlığa uygulanma imkanının da bulunmadığı kanaatine varılarak faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,------. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin ------. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Somut olayımızda davacının talep ettiği alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davada hükmolunün miktarın 2025 yılı kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Zira ---- Bölge Adliye Mahkemesinin ----- Hukuk Dairesi'nin ---- esas ve ------- karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; " ... Dosyanın yapılan incelemesinde, yerel mahkeme tarafından kabul edilen miktar 20.678,00 TL olup kabul edilen ve davalı tarafça istinaf edilen miktarın 2024 yılı için belirlenen kesinlik sınırının (28.250,00-TL) altında kaldığı, verilen kararın kesin mahiyette olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE; davalı tarafından ----. İcra Müdürlüğünün ------ sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 22.811,04 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen 22.811,04 TL üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 1.558,22 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.130,62 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç toplamı 855,20 TL ile 11.494,00 TL (bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 12.349,20 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,95 ve red 0,05 oranına göre hesaplanan 11.731,74 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan bir gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin kabul oranına göre 3.420,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin red oranına göre 180,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
9-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 22.811,04 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 1.169,93 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.