T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/453
KARAR NO : 2025/745
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 28/06/2024
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;"Müvekkilin hizmet sahasında, -----adresinde 31.03.2022 tarihinde, ------adresinde 14.04.2022 tarihinde ------- adresinde 09.12.2022 tarihinde, ------ adresinde 25.05.2022 tarihinde------adresinde 20.04.2022 tarihinde, Davalı ----- tarafından yapılan/yaptırılan çalışmalar esnasında Şirketimize ait kablolar ile alt yapı tesislerine hasarlar verilmiştir. Şirketimize verilen hasarlar nedeniyle, ekte sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere şirket elemanlarımızca hasar tespit edilmiş olup, hasar keşif tutarı formu ve malzeme-işçilik cetveli düzenlenmiştir. Akabinde, kamusal hizmet niteliğinde olan iletişimin aksamaması adına, ivedilikle müteahhit firma tarafından zarar giderilmiştir. Nitekim zararın tazmini için alacağımızın tahsilini sağlamak amacıyla hasar tespit tutanağı, hasar keşif formu ve olay yeri resimlerine istinaden, tarafımızca;
-----adresi içi-----.İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas nolu dosyası üzerinden,
2----- adresi için------.İcra Müdürlüğü’nün -----nolu dosyası üzerinden,----- adresi için ----İcra Müdürlüğü’nün ------ Esas nolu dosyası üzerinden, ------ adresi için -----İcra Müdürlüğü’nün --- nolu dosya üzerinden, ------ adresi için -----İcra Müdürlüğü’nün ------ Esas nolu dosyası üzerinden, ilamsız icra takipleri başlatılmıştır.
Bu takiplere ilişkin ödeme emirleri davalıya tebliğ edilmiş olup, davalı taraf borcun tamamına (aslına ve ferilerine,) itiraz etmiştir. Keza Arabuluculuk kapsamında ------ Arabuluculuk Bürosuna yapmış olduğumuz müracaatlarımız da anlaşmazlıkla sonuçlanmıştır.
Oysa yukarıda belirttiğimiz ve icra dosyalarına dayanak olarak bildirdiğimiz belge ve kayıtlardan da anlaşıldığı üzere (hasar tespit tutanakları, hasar keşif formları, olay yeri resimleri, hasarı gideren müteahhit firma evrakları) davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğu, ve hasarın meydana geldiği tarih ile icra takip tarihi dikkate alındığında, haksız fiillere ilişkin 2 yıllık zaman aşımı süresinin de dolmadığı açıktır. Keza hasarların meydana geldiği yer bakımından icra dairelerinin yetkili oldukları ortadadır. Bu nedenle davalılnın alacağın aslına ve ferilerine yönelik tüm itirazları haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olup, davalının İTİRAZLARININ AYRI AYRI İPTALİ gerekir. Alacağımız likit alacak olduğundan ve belgeleriyle birlikte davalı/borçlulara bildirildiği halde, haksız itirazı ile takibin durmasına neden olan davalıdan ayrıca her bir takip için ayrı ayrı % 20 oranında icra inkar tazminatının tahsilini de Sayın Mahkemenizden talep etmekteyiz. :Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle,
Davalının haksız olan her bir icra takibine itirazının ayrı ayrı iptali ile takiplerin devamına, Haksız ve Kötü Niyetli Davalı aleyhine her bir takip için ayrı ayrı % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Her bir takip için ayrı ayrı yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de, karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" şeklinde talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "USULİ İTİRAZLARIMIZ: ZAMANAŞIMI İTİRAZIMIZ BULUNMAKTADIR. Öncelikle ve önemlilikle davaya konu alacaklara karşı zamanaşımı itirazımız bulunmaktadır. MÜVEKKİL ŞİRKET'İN TARAF SIFATI (DAVALI SIFATI) (PASİF HUSUMET) BULUNMAMAKTA OLUP, DAVANIN SADECE ŞİRKET------. VE -------AÇILMASI GEREKİRKEN MÜVEKKİL ŞİRKET İŞBU DAVA İLE KARŞI KARŞIYA KALMIŞTIR. Ancak asla davayı kabul etmemek itirazıyla beyan etmek isteriz ki Müvekkil Şirket ile ilgili işler yüklenicileri aracılığıyla ANAHTAR TESLİM GÖTÜRÜ USULÜ yapmaktadır. Öncelikle belirtmek isteriz ki, Müvekkil Şirket davacı tarafından iddia edilen zarardan sorumlu değildir. Şöyle ki, belirtilen dosyalarda geçen adreslerden sorumlu şirket----- olup yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere, Müvekkil Şirketin dava konusu mahalde bir çalışması bulunmamaktadır. Ancak bir an için var olduğunu düşünsek dahi dava konusu çalışmaların tamamı ------ tarafından tüm sorumluluklar kendilerine ait olmak üzere yürütülmüştür. Dolayısı ile bahsi geçen şirket çalışmalarından doğacak zarar ve ziyandan dava konusu adreste bizzat bulunmayan ve işveren sıfatı olmayan Müvekkil Şirket'in sorumlu tutulmasının kabulü mümkün değildir. Açıklandığı üzere; davanın öncelikle Müvekkil Şirket lehine husumet yönünden reddi gerekmektedir. Öyle ki; asıl işverenlikten söz edilebilmesi için işin bir bölümünün ihale edilmesi, diğer bölümünün kendi işçileri ile bizzat yapılması gerekir. Oysa ki, Müvekkil Şirket’in söz konusu güzergahta bizzat yürüttüğü herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 tarih ve ------. Sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere; Kendisi işin bir bölümünde bizzat işçi çalıştırmayıp, işi bölerek ihale suretiyle muhtelif kişilere veren iş sahibi "ihale makamı", İş Kanununun 1/son maddesi anlamında bir asıl işveren değildir. Müvekkil Şirket ile ------- arasında akdedilen sözleşmelerin ilgili maddeleri gereğince, çalışmalar sırasında doğacak bütün zarar ve ziyandan yüklenici, ihbar olunan şirketler sorumlu olacaktır. Müvekkil Şirket’in asıl iş sahibi olmaması ve hasar verildiği iddia edilen mahalde Müvekkil Şirket’in bizzat yürüttüğü herhangi bir çalışmanın olmaması, Müvekkil Şirket’in işbu huzurdaki davada davalı sıfatının olmadığını göstermektir. Öyle ki; Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı, pasif husumet). Örneğin bir alacak davasında davalı olma sıfatı (pasif husumet) o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa, davalının davalı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir. Nitekim, beyanlarımızda paylaştığımız Yargıtay içtihatı da savımızı destekler niteliktedir; “Öncelikle belirtmek gerekir ki, kural olarak bir hakkı dava etme yetkisi o hakkın sahibine ait olup, buna aktif husumet denilir. Bir hakkın kendisinden istenebilecek durumunda olan yani hakka uymakla yükümlü kişi ise borçlu kişi olup, buna da pasif husumet denilir. Bir davada gerek aktif ve gerekse pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı mahkemece öncelikle ve resen gözetilecek hususlardandır ve şayet husumet ehliyeti yok ise, dava bu sebep ile reddedilir.” T.C. YARGITAY ----- HUKUK DAİRESİ -------. Husumet bazı yazarlarca dava şartı olarak kabul edilmesine rağmen örneğin Prof. Dr. ’------göre dava şartı değildir ancak mahkemenin husumeti re’ sen gözetmesi gerekir. Çünkü sıfat yokluğu bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkında doğumuna engel olan bir itirazdır. Açıklanan sebepler ile sıfat yokluğu sebebi ile Müvekkil Şirket bakımından davanın reddedilmesi gerekmektedir. Müvekkil Şirket aleyhine açılmış benzer davalarda da; dava konusu zararın Müvekkil Şirket’in yükleniciye ait çalışmaları nedeniyle meydana gelmesi sebebiyle pasif husumet ehliyeti olmadığından reddine karar verilmiştir. DAVA DİLEKÇESİNİN EKLERİNE İLİŞKİN CEVAP VE DELİL SUNMA HAKKIMIZ SAKLIDIR Delil ve belgeler ile yargılama aşamasında ortaya çıkacak hukuki durum ve vakıalara karşı cevap verme ve delil sunma hakkımızı saklı tutuyoruz. ESASA YÖNELİK İTİRAZLARIMIZ Müvekkil ------+sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve bu kanuna dayalı yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği (EHSYY) kapsamında, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından aşağıdaki hususlarda yetkilendirilmiştir; Sabit Telefon Hizmetleri İşletmeciliği, Altyapı Hizmetleri İşletmeciliği, Uydu Telekomünikasyon Hizmeti İşletmeciliği, Kablolu ve Kablosuz İnternet Servis Sağlayıcılık Hizmetleri İşletmeciliği, Kablolu Yayın Hizmeti İşletmeciliği, Sanal Mobil Şebeke Hizmetli İşletmeciliği, Müvekkil Şirket bu yetkilendirmelerden “Altyapı Hizmetleri İşletmeciliği” yetkilendirmesi kapsamında; tüm Türkiye çapında ulusal bir iletişim alt yapısı oluşturmak ve elektronik haberleşme altyapısı işletmeciliğine yönelik hizmetleri diğer elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmecilere, tüketicilere sunulmasına imkan sağlayan transmisyon altyapısını kurup işletmek amacıyla “Kamu Hizmeti” niteliğinde hizmet vermek üzere usulü uyarınca yetkilendirilen bir işletmecidir. Dolayısıyla Sayın Mahkemenizce yapılacak yargısal denetimde, Müvekkil Şirket tarafından yürütülen hizmetin kamu hizmeti niteliğinin de mutlaka dikkate alınması gereklidir. DAVAYA KONU HASARIN MEYDANA GELMESİNDE DAVACI KUSURLUDUR. Asla davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek isteriz ki karşı tarafın teknik şartnamede belirtilen kazı derinliğine uygun hareket edip etmediği hususunun araştırılması gerekmektedir. Ayrıca davacıya ait hattın hiçbir güvenlik olmadan(uyarıcı şerit, ikaz bandı vs) yönetmeliklere aykırı bir şekilde döşendiği görülebilecektir. Şantiye defterlerinde ve sahanın genel çalışma durumuna ait fotoğraflarda da davacının bu durumu anlaşılmaktadır. Tüm alt yapı firmalarımız kendi çalışmalarını - yönetmeliklerine göre yapmakla yükümlüdür. Yönetmelikler ile açıkça düzenlendiği üzere; Alt yapı çalışmalarında , hatların belirlenmesi ve emniyeti için döşenen boruların uygun malzeme ile gömleklemesi yapıldıktan sonra muhakkak suretle kurumun teknik şartnamesine göre ikaz bandı kullanılması gerekir. Altyapı ve üstyapı çalışmaları esnasında mevcut altyapı tesislerine zarar verilmesi durumunda mevcut altyapının standartlara uygun olup olmadığı kontrol edilir. Emniyet bandının ve stabilize dolgunun bulunmaması veya hattı olan kurumun sahada tespit için kontrol elemanı görevlendirmemesi durumunda altyapı hattına verilen hasarda çalışmayı yapan kurum sorumlu değildir. Bu aşamada davacı tarafça herhangi bir stabilize dolgu yapılmadığı da tespit edilememiştir. Davacının teknik şartnameye uygun hareket etmediği her şekilde ortadadır.DAVACI TARAFINDAN TALEP EDİLEN MİKTARIN KABULÜ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Davacının tek taraflı olarak düzenlendikleri tutanakla bir takım taleplerde bulunması kabul edilemez. Talep edilen bedel oldukça fahiştir. Kaldı ki davaya konu hasar üzerinden çok uzun bir süre zaman geçmiştir. Bu sebeple hesaplamaların ve taleplerin doğruluğu şüphelidir. Ayrıca bu zamana kadar hiç bir talepte/bildirimde bulunmadan doğrudan faiz işletilmesi ise davacı tarafın kötü niyetini göstermektedir. Davacı tarafından dava dilekçesi ile birlikte bir takım açıklamalar yapılmakla birlikte hiçbiri uğradığını iddia ettiği zararı açıklar nitelikte değildir. Zira huzurda açılan bir “hasar bedeline ilişkin" bir davadır ve önemli olan davacıların tazmin edilmesini istediği miktarı net bir şekilde, somut belgelerle ortaya koyabilmesidir. Borçlar Kanunu’nun 50. Maddesinde “MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.” şeklinde hüküm altına alındığı üzere, davacının zarar iddiaları ispata muhtaç olduğu gibi ispat yükü de bizzat davacı üzerindedir. Davacı tarafından davadaki taleplerin ayrı ayrı dökümanlar ile belgelendirilmesi gerekir iken davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen tutanaklar ile Müvekkil Şirket'ten taleplerde bulunulması kabul edilemez. Ayrıca ------ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas ------ Karar sayılı 22/05/2023 tarihli gerekçeli kararında " Zarar görenin zararı giderebilmek için kendi çalıştırdığı isçilerine ödediği ücretler genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerden olduğu, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise ve özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde işçilik bedelinin ödenebileceği belirtilmektedir. Davacı tarafından arızanın kendi elemanları dışında özel adam tutularak onarımının yapıldığına ilişkin dosyaya sunulmuş bir belge bulunmadığı nazara alınarak; davacı kendi çalışanları tarafından yapılan işçilik, montaj, araç ve personel giderlerini, etüd koordinasyon bedelini ve manevra bedelini davalıdan talep edemeyecektir. " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
4. DAVACI DAVA KONUSUNU FARAZİ VE MESNETSİZ İDDİALARLA DEĞİL, MAHKEME KANALI İLE YAPTIRACAĞI BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ İLE İSPATLAMASI GEREKMEKTEDİR Davacı tarafın hiçbir şekilde iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, öncelikle davacı tarafın dosyaya ibraz etmiş olduğu adresler karşılaştırıldığında iddia edilen hasar adreslerinde yaşandığına ilişkin hiçbir somut delil ibraz edilmemiştir. Dosyaya ibraz edilen yerlerin konum bilgisi bulunmadığı gibi iddia edilen hasarın belirtilen adreste olduğuna ilişkin hiçbir somut bilgi ve belge dosyaya ibraz edilmemiştir. Bununla birlikte, davacı tarafın dosyaya ibraz etmiş olduğu tutanakların kim tarafından imzalandığı belli olmadığı gibi, şirket yetkilisi ve çalışan tarafından imzalanmamış olduğu da görülmektedir. Bu bağlamda iddiasını somut deliller ile ispat edememiş olan davacının dosyaya ibraz etmiş olduğu belgelerin dikkate alınmaması gerekmektedir.Şayet, davacı dava konusu hasar iddiasında samimi ise bu durumu, Mahkeme kanalıyla yaptırılacak bir tespitle kanıtlaması gerekmektedir. Davacı bu yolu seçmek yerine tek taraflı olarak hazırladığı belgeler üzerinden giderek işbu davayı ikame etmiştir. Hiç kimse kendi lehine delil yaratamayacağından bu belgelerin ispat niteliği taşıması söz konusu olamayacaktır. Gerek hasarın meydana geliş şekli, gerekse hasara ilişkin zarar hesabı yalnızca davacının beyanları ve belgeleri ile oluşturulduğundan ve hukuki anlamda kesinlikle delil niteliği taşımayacağından Sayın Mahkemece dikkate alınmaması gereklidir.
Zira bu hususta aşağıda paylaşacağımız YARGITAY ------. HUKUK DAİRESİ ------ kararı savımızı destekler niteliktedir.
Keza ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----Esas ------ Karar Sayılı 01.03.2022 tarihli gerekçeli kararında ".... dosya kapsamında davacı tarafından sunulan belgeler, hasar tutanağına göre dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli oluşa göre denetime elverişli olan bilirkişi raporu kapsamında haksız fiilin meydana geldiği bunun sonucunda oluşan hasar sebebiyle maddi zararın oluştuğu sabit ise de davalının haksız fiilden sorumlu olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği kanaatine varılmakla davanın reddine " karar verildiği görülmüştür.
MÜVEKKİL ŞİRKETİN EYLEMLERİ İLE DAVA KONUSU ARASINDA İLLİYET BAĞI BULUNMAMAKTADIR.
Yerinde keşif yapılarak hasarın oluştuğu iddia edilen mahalde ve zararın olduğu tarihte bir çalışmanın olup olmadığı varsa bu çalışmanın kim tarafından yaptırıldığı ve zarar ile bu çalışma arasında uygun illiyet olup olmadığının da tespit edilmesi gerekmektedir. Bu aşamada davacının uğradığını iddia ettiği zarardan hangi çalışmanın neden olduğunun araştırılması gerekmektedir.
Ayrıca bir başka önemli hususta davacının meydana gelen olaydaki kusur oranıdır. Kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacını iddia ettiği gibi zararın meydana gelmesinde Müvekkil Şirket'in bir kusuru varsa bile, davacının da kusur oranının tespitinin yapılması gerekmektedir. Zira, davacı bu zarara kendisi de sebebiyet vermiş olabilecektir. Bu anlamda ayrıntılıca bir araştırma yapılması gerekmektedir. Tüm bu koşullar illiyet bağının kurulup kurulamayacağı, kurulacaksa ne oranda kurulabileceği ne oranda kusur atfedilebileceğinin anlaşılması noktasında büyük önem arz etmektedir.
Sayın Mahkemenin de malumu üzere 3 halde illiyet bağı kesilmektedir. Bu haller;
1- mücbir neden, 2- zarar görenin kusuru ve 3- üçüncü kişinin kusurudur.
KÖTÜ NİYET TAZMİNATI TALEBİMİZ BULUNMAKTADIR. İzah edildiği üzere davalı Müvekkil Şirket'in huzurdaki davayla illiyet bağı bulunmadığı gibi davacı taraf huzura konu zararın meydana gelmesinde tam kusurludur. Davacı tarafça haksız ve kötüniyetli bir şekilde Müvekkil aleyhine icra takibi açmıştır.
Davacı yan dava dilekçesinde müvekkil şirket aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişse de bu talebin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Bilakis herhangi bir yasal dayanak bulunmaksızın huzurdaki davayı ikame ederek müvekkil şirketten talepte bulunan davacı yan kötüniyetli olup bu sebeple dava konusu miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere lehimize kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. İCRA İNKAR TAZMİNAT TALEBİ KABUL EDİLEMEZ.
Her halükarda işbu davanın kabul edildiği anlamına gelmemesi kaydıyla; davacının işbu davayı açması haksız olduğu gibi icra inkâr tazminatı talebinde bulunması Yargıtay’ın Yerleşmiş İçtihatlarına ve hukuka aykırıdır.
Müvekkil Şirket'e yöneltilen davanın dayanağını, Müvekkil Şirket'e ait olduğu iddia olunan alt yapı çalışmaları sırasında davacı şirketin kendi alt yapısına verildiği iddia olunan zarar tutarının tahsiline ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali talebi oluşturmaktadır. Bu iddianın gerçekliği ve zarar verilip verilmediği verilmiş ise Müvekkil Şirket'in hukuken sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise zarar miktarlarının tespiti mutlaka yargılamayı gerektiren konulardır. Zira takibe itiraz eden davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi, alacaklının alacağına kavuşmasına engel olma gayesi gütmesi gerekmektedir. Bu sebeple ile icra inkar tazminatı talepleri yerinde olmayıp reddi gerekir.Dolayısıyla, davacının taleplerine esas iddia ettiği hususlardaki illiyet bağının da araştırılması gereği izahtan varestedir. Davacının iddia ve belgeleri hasarın müvekkil şirketçe gerçekleştirilmiş olduğunu ispatlamaya elverişli olmadığı gibi, arada illiyet bağını da destekler nitelikte değildir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için dava konusu hasarların meydana geldiği düşünülse bile; davacıya ait altyapının usulüne uygun tesis edilmemesi nedeniyle davacının kusuru nedeniyle gerçekleştiğinden, usulsüz altyapıda meydana gelen hasara ilişkin husumeti işi bizzat yürütmeyen müvekkil şirkete yöneltilmiş olmasının hukuka aykırı bir durum teşkil ettiği açıkça görüleceğinden ve davanın -----ihbarında hukuki yarar bulunması nedeni ile davanın ilgili şirketlere ihbarı gerekmekte olup Müvekkil Şirket yönünden ise REDDİ gerekmektedir.
Yukarıda izah edilen ve Sayın Mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle;
- öncelikle davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN MÜVEKKİL ŞİRKET ADINA USULDEN REDDİNE,
- davanın --------ihbarına,
- Sayın Mahkeme aksi kanaate ise, işin esasına girildiği takdirde davanın ESASTAN REDDİNE,
-yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" şeklinde talep etmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının yer altı kablolarında ve tesislerinde meydana gelen hasarın davalı veya ihbar olunan şirket tarafından yürütülen bir kazı çalışmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi ile söz konusu hasarın oluşumunda davacının kusurlu olup olmadığının ve onanma ilişkin çıkarılan bedellerin oluşan hasarla uyumlu olup olmadığının tespit edilmesi noktalarında toplandığı, Dava konusu 5 ayn adreste meydana gelen hasarlardan -------adresindeki hasarlara ilişkin sunulan fotoğraflardan, söz konusu çalışmaların davalı ------ ve yüklenicisi ------ tarafından yürütüldüğünün açıkça görüldüğü,-------- adreslerinde meydana gelen hasarlara ilişkin olarak ise, sunulan belgeler arasında söz konusu çalışmaların kim veya kimler tarafından yürütüldüğünü gösteren bulgulara ulaşılması mümkün olamamışsa da tutanaklarda çalışmaların sorumlusu olarak ------ gösterildiği, davalının ilgili adreslerde yüklenicileri tarafından çalışma yürütüldüğü yönündeki açıklamalarına göre de bu adreslerdeki çalışmalardan da------ sorumlu olduğu, Hasarlara ilişkin kullanıldığı belirtile malzeme miktarlarının oluşan hasarla uyumlu olup olmadığının ancak hasarın oluştuğu anda gözlem yapılması halinde tespit edilebilir nitelikte olduğu değerlendirilmekle birlikte, sunulan belgelerdeki krokiler ve hasara ilişkin açıklamalardan, kullanılan malzeme miktarlarının fotoğraflardan da tespit edilen hasarlarla uyumlu ve verilen birim fiyatlarında piyasa rayiçlerinden daha düşük doğru birim fiyatlar olduğu, Sunulan belgelere göre, 09.12.2022 tarihinde------hizmet sahası ------ adresinde meydana gelen hasarın davacı ekipleri tarafından onarımının yapıldığı, diğer adreslerde meydana gelen hasarların ise. ------. Şirketi tarafından onarımının yapıldığını ve bu şirkete ödeme yapıldığını gösteren belgeler sunulduğu anlaşılmakla, 09.12.2022 tarihli hasar için yalnızca malzeme bedelinin talep edilebilir olduğu, diğer 4 ayrı adresteki hasar için ise karşılığında ödeme yapıldığını gösteren fatura belgesi sunulduğu için, işçilik bedellerinin de talep edilebileceği, Yönünde görüş ve kanaate varılmıştır. Talep edilebilir olduğu kanaatine varılan hasar bedelleri ve takip tarihleri itibariyle borç durumu aşağıdaki çizelgede sunulmaktadır." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle;"Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının yer altı kablolarında ve tesislerinde meydana gelen hasarın davalı veya ihbar olunan şirket tarafından yürütülen bir kazı çalışmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi ile söz konusu hasarın oluşumunda davacının kusurlu olup olmadığının ve onarıma ilişkin çıkarılan bedellerin oluşan hasarla uyumlu olııp olmadığının tespit edilmesi noktalarında toplandığı, Dava konusu 5 ayrı adreste meydana gelen hasarlardan ----- adresi ve------adresindeki hasarlara ilişkin sunulan fotoğraflardan, söz konusu çalışmaların davalı ----- ve yüklenicisi -----. tarafından yürütüldüğünün açıkça görüldüğü,-------- adreslerinde meydana gelen hasarlara ilişkin olarak ise, sunulan belgeler arasında söz konusu çalışmaların kim veya kimler tarafından yürütüldüğünü gösteren bulgulara ulaşılması mümkün olamamışsa da tutanaklarda çalışmaların sorumlusu olarak --------gösterildiği, davalının ilgili adreslerde yüklenicileri tarafından çalışma yürütüldüğü yönündeki açıklamalarına göre de bu adreslerdeki çalışmalardan da ------- sorumlu olduğu, Hasarlara ilişkin kullanıldığı belirtile malzeme miktarlarının oluşan hasarla uyumlu olup olmadığının ancak hasarın oluştuğu anda gözlem yapılması halinde tespit edilebilir nitelikte olduğu değerlendirilmekle birlikte, sunulan belgelerdeki krokiler ve hasara ilişkin açıklamalardan, kullanılan malzeme miktarlarının fotoğraflardan da tespit edilen hasarlarla uyumlu ve verilen birim fiyatlarında piyasa rayiçlerinden daha düşük doğru birim fiyatlar olduğu. Yönünde görüş ve kanaate varılmıştır. Davacının, 09.12.2022 tarihinde ------adresinde meydana gelen hasarın da diğer hasarlarda olduğu gibi yüklenicisi ------- tarafından onarımının yapıldığını ve bu şirkete ödeme yapıldığı yönünde itirazları olmakla birlikte, yüklenicisine ödeme yapıldığını gösteren bilgi ve belgeler sunulamadığı için ----- adresindeki onarımın da davacının yüklenicisi tarafından yapıldığının kabul edilip edilemeyeceği konusunda takdir ve değerlendirme sayın Mahkemeye bırakılmış, ancak yeni durumda bu adresteki onarımın da davacının yüklenicisi tarafından yapıldığı çıkarımı ile değerlendirme yapılmıştır. Talep edilebilir olduğu kanaatine varılan hasar bedelleri ve takip tarihleri itibariyle borç durumu aşağıdaki çizelgede sunulmaktadır." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının yer altı kablolarında ve tesislerinde meydana gelen hasarın davalı veya ihbar olunan şirket tarafından yürütülen bir kazı çalışmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi ile söz konusu hasarın oluşumunda davacının kusurlu olup olmadığının ve onarıma ilişkin çıkarılan bedellerin oluşan hasarla uyumlu olup olmadığının tespit edilmesi noktalarında toplandığı, Dava konusu 5 ayrı adreste meydana gelen hasarlardan ----- adresindeki hasarlara ilişkin sunulan fotoğraflardan, söz konusu çalışmaların davalı ----- ve yüklenicisi -------- tarafından yürütüldüğünün açıkça görüldüğü, ------adreslerinde meydana gelen hasarlara ilişkin olarak ise, sunulan belgeler arasında söz konusu çalışmaların kim veya kimler tarafından yürütüldüğünü gösteren bulgulara ulaşılması mümkün olamamışsa da tutanaklarda çalışmaların sorumlusu olarak ----- gösterildiği, davalının ilgili adreslerde yüklenicileri tarafından çalışma yürütüldüğü yönündeki açıklamalarına göre de bu adreslerdeki çalışmalardan da ------ sorumlu olduğu, Hasarlara ilişkin kullanıldığı belirtile malzeme miktarlarının oluşan hasarla uyumlu olup olmadığının ancak hasarın oluştuğu anda gözlem yapılması halinde tespit edilebilir nitelikte olduğu değerlendirilmekle birlikte, sunulan belgelerdeki krokiler ve hasara ilişkin açıklamalardan, kullanılan malzeme miktarlarının fotoğraflardan da tespit edilen hasarlarla uyumlu ve verilen birim fiyatlarında piyasa rayiçlerinden daha düşük doğru birim fiyatlar olduğu. Yönünde görüş ve kanaate varılmıştır. Davacının, 09.12.2022 tarihinde ----- Müdürlüğü hizmet sahası ------ adresinde meydana gelen hasarın da diğer hasarlarda olduğu gibi yüklenicisi ------- Şirketi tarafından onarımının yapıldığını ve bu şirkete ödeme yapıldığı yönünde itirazları olmakla birlikte, yüklenicisine ödeme yapıldığını gösteren bilgi ve belgeler sunulamadığı için -------adresindeki onarımın da davacının yüklenicisi tarafından yapıldığının kabul edilip edilemeyeceği konusunda takdir ve değerlendirme sayın Mahkemeye bırakılmış, ancak yeni durumda bu adresteki onarımın da davacının yüklenicisi tarafından yapıldığı çıkarımı ile değerlendirme yapılmıştır. Talep edilebilir olduğu kanaatine varılan hasar bedelleri ve takip tarihleri itibariyle borç durumu aşağıdaki çizelgede sunulmaktadır." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava, davalı ------ tarafından yapılan çalışmalar kapsamında davacı -------(altyapı) kablolara zarar verdiği iddiasına dayalı hasar bedelinin tahsili için başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, meydana gelen hasara ilişkin kusur ve sorumluluğun kime ait olduğu ve gerçek zarar miktarına ilişkindir.31/10/2024 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın bir elektrik elektronik mühendisi bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 05/01/2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. Kök rapordaki eksiklikler mahkemece tespit edilerek ek rapor hazırlattırılmıştır.
10/07/2025 tarihli Bilirkişi ek raporunda özetle; 5 ayrı icra dosyasına konu hasar bedellerinin 26.162,30 TL olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, hasar tespit tutanakları, fatura, benimsenen (10/07/2025 tarihli) bilirkişi raporu, icra dosyası içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket tarafından alt yapı çalışmaları kapsamında yapılan kazı çalışmaları esnasında davacı şirket işletmesi altındaki (alt yapı) kablolara zarar verildiği, zarar bedelinin ödenmesi için davalıya başvurulmasına rağmen davalının zararı ödememesi nedeniyle davacı tarafından zarar bedelinin tahsili amacıyla icra dosyalarında ayrı ayrı icra takibi yapıldığı, davalının yasal süresi içerisindeki itirazı üzerine takiplerin durmasına karar verildiği ve davacının itirazın iptali istemiyle bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Buna göre hasarın dava dışı taşeron şirket elemanlarınca kazı yapılırken meydana geldiği, hasar tarihlerine ait hasar tespit tutanaklarında belirtilen adreslerde kablolara hasar verildiği, hasarın onarımının davacının çalışanları tarafından yapıldığı, bu nedenle hasarın meydana gelmesinden kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup, zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Talebin haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle ve alacağın miktarının tesbiti ancak bilirkişi incelemesi ile tesbit edildiğinden likit bir alacak olmadığı kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Eylemin bir haksız fiil olduğu, davacının zararının haksız fiil tarihi olan hasar tarihinde doğduğu anlaşılmakla hasar tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Faizin türü olarak da yapılan işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu ve her iki tarafında tacir olması nedeniyle davacının avans faizi talep hakkı bulunduğundan avans faizi uygulanmıştır.
Her ne kadar davalı şirket ile yüklenici ------- arasında imzalanan sözleşme gereğince işin yapımı sırasında üçüncü kişilere verilecek zararlardan sadece yüklenici şirketin sorumlu olacağı düzenlenmiş olsa bile bu taraflar arasındaki iç ilişkiye ilişkin olup, zarar gören üçüncü kişilerin bunu iş veren olan davalı şirketten talep etme hakkı mevcuttur. Ayrıca takip tarihleri dikkate alındığında davanın süresinde olduğu davalı tarafın zamanaşımı defii talebinin yerinde olmadığı görülmüştür. Buna göre; bilirkişi raporu ile hesaplanan zarar miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Davada hükmolunün miktarın 2025 yılı kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir. Zira ------ Bölge Adliye Mahkemesinin ----- Hukuk Dairesi'nin ------ esas ve ------ karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; " ... karar altına alınan miktarın yıllar itibariyle yeniden değerlendirme oranları nazara alındığında 2021 yılı istinaf kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL' nin altında kaldığı, dolayısıyla istinafa gelen davalı yönünden kabul edilen dava miktarı itibariyle mahkeme kararının tutar itibariyle kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından tarafça yapılan istinaf başvurusunun bu sebeplerle reddinin gerekeceği, kanunun bahşetmediği bir hakkın ise mahkemece taraflara verilemeyeceği, dolayısıyla yerel mahkeme kararında istinaf yasa yolunun açık olduğunun bildirilmesinin taraflar lehine kazanılmış hak doğurmayacağı üzere davalı vekilinin istinaflarının esastan incelenemeyeceği anlaşılmıştır. " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
------. İcra Müdürlüğünün ------. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, 9.584,80 TL asıl alacak 3.465,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.050,36 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
----- İcra Müdürlüğünün ------. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, 4.073,30 TL ve 1.449,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.523,03 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddin-----. İcra Müdürlüğünün------ Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, 4.663,77 TL ve 459,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.123,60 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
------ İcra Müdürlüğünün -------. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, 5.046,11 TL asıl alacak 1.783,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.829,89 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,-----. İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, 2.524,32 TL asıl alacak 868,57 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.392,89 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Tüm takipler yönünden icra inkar tazminatı taleplerinin reddine
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 2.317,05 TL harçtan, dava açılırken peşin olarak alınan 523,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.793,14 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 523,91 TL peşin harç toplamı 951,51 TL ile 6.290,00 TL (bilirkişi ücreti, tebligat gideri, müzekkere gideri, dosya ücreti) olmak üzere toplam 7.241,51 TL yargılama giderinden davanın kabul 0,95 ve red 0,05 oranına göre hesaplanan 6.879,43 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 175,00 TL (tebligat ve müzekkere gideri) yargılama giderinden davanın red 0,05 ve kabul 0,95 oranına göre hesaplanan 8,75 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin kabul oranına göre 3.420,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Arabuluculuk ücreti 3.600,00 TL'nin red oranına göre 180,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
9-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 1.662,22 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, dava değeri kesinlik sınırının altında kalması nazara alınarak KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.