T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/494
KARAR NO : 2025/717
DAVA : İtirazın İptali (Eser sözleşmesinden kaynaklanan )
DAVA TARİHİ : 06/07/2022
KARAR TARİHİ : 10/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (eser sözleşmesinden kaynaklanan ) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;
1) Davalı şirket ------- müvekkil şirket ----- aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanan, taraflar arası Türk Lirası cari hesabından doğan 29.527,94 TL ve TL Grubu teminat kesintisi cari hesabından kaynaklanan 26.544,72 TL toplamı : 56.072,66 TL bakiye asıl alacak borcu bulunduğunu, Borcunu ödemeyen davalı şirket aleyhine, müvekkil şirket tarafından ----- icra Müdürlüğünün -------sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış ve söz konusu takibe dayanak örnek no -- ödeme emri davalı yana tebliğ edildiğini, Örnek no ---- ödeme emrini tebellüğ alan, davalı ( borçlu ) şirket vekili, ödeme emrinde belirtilen borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiğini, İş bu itiraz üzerine takip durduğunu, müvekkil tarafından dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, yapılan görüşmeler neticesi anlaşamamakla, ------ büro dosya numarası ile anlaşamama son tutanağı düzenlendiğini, Davalı yanın dava konusu icra takibine dayanak cari hesap alacaklarına haksız itirazların iptalini talep ettiklerini, müvekkil şirket -----ile davalı şirket ---- aralarında, --- Eğitim ve araştırma hastanesi yeniden yapım Projesinde uygulanacak modüler bölme duvar imalat ve montaj işlerinin yapılması için 08.04.2019 tarihinde alt yüklenici sözleşmesini ve ----- Eğitim ve araştırma hastanesi yeniden yapım Projesinde uygulanacak modüler bölme duvar imalat ve montaj işlerinin yapılması için 08.04.2019 tarihinde alt yüklenici sözleşmelerini imza altına aldıklarını, İşbu Projeler kapsamında Davalı yana tebliğ edilen faturalar, davalı yanca itiraza uğramayıp, Fatura konusu müvekkil şirket alacağının kesinleştiğini, müvekkil şirketin sorumluluklarını yerine getirerek borcunu ödediğini ancak davalı şirketin aynı şekilde borcunu ödemediğini, Bu nedenle; davacı müvekkil şirket tarafından davalı yan aleyhine, hem euro cari alacağının tahsili için ----- icra müdürlüğü'nün ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, dava konusu TL grubu alacakları için işbu davaya konu----- icra Müdürlüğünün ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı yanca davacı müvekkilin haklı alacağına ulaşmasını geciktirmeye matuf haksız itirazlar ile takipler durdurulduğunu, Gelinen aşamada, davalı yan işbu davaya dayanak icra dosyası ile talep edilen taraflar arası Türk Lirası cari hesabından bakiye 29.527,94 TL ve TL Grubu teminat kesintisi cari hesabından kaynaklanan 26.544,72 TL toplamı : 56.072,66 TL bakiye asıl alacak borcunu halen müvekkil şirkete ödemediğini, Bu itibarla, Her iki taraf şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, davacı müvekkil şirketin, alacaklı olduğu gerçeği görüldüğünü, Davalının tamamen kötü niyete dayalı, alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik, haksız ve mesnetsiz olan borca ilişkin itirazın iptaline ve haksız yere itirazının ile icra takibi durmuş olduğundan asıl alacağın Ve 20' sindan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesi gerektiğini, Davalı yanın asıl alacağın “6 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü.
Davalının cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkil şirket ile davacı arasında müvekkil şirketin kamu ihaleleri kapsamında yapımını üstlenmiş olduğu ---- Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile ----- Eğitim ve Araştırma Hastanesi yeniden yapım işleri Faz-1 kapsamında her iki proje için de "Moduler Bölme Duvar İmalat ve Montaj İşleri Altyüklenici Sözleşmesi" sözleşmesi akdedildiği, Davacı taraf itirazın iptali davasına konu icra takibinde ve davada 29.527,94 TL cari hesap; 26.544,72 TL de nakit teminat kesintisi alacağının tahsilini talep ettiğini, davacı tarafın iddia edildiği gibi bir alacağının olmadığını, yaptığı işlerde geçici kabul tutanakları ile tespit edilmiş eksikliklerin bulunmadığını ve alacağın dava ve icra takibi tarihi itibariyle talep edilebilir hale gelmediğini, Anılı her iki sözleşme uyarınca işin bitiş tarihi olarak 15.07.2019 belirtilmiş olsa da dosyada mübrez geçici kabul tutanaklarına göre ----- iş bitim tarihi 19.03.2020 geçici kabul tarihi ise 26.03.2020, ----- ise geçici kabul tarihi 25.08.2020 olarak belirtilmiş olduğunu, davacı tarafrı ---- projesini 7 ay, ----- projesini ise 1 yıl 1 ay sonra bitirebildiğini, Üstelik ------ için yapılan geçici kabul tutanağı incelendiğinde davacının birçok iş kaleminde eksiklikleri olduğu tespit edildiğini, Davacı tarafın ------- projesindeki yükümlülüğünü eksik ve ayıplı olarak yerine getirmesi nedeniyle müvekkil firmanın İşveren-İdare'ye karşı zor durumda kaldığını, bu eksiklikleri kendisinin tamamlamak zorunda kaldığını, Dolayısıyla davacı tarafın yaptığı işte hem eksiklik ve ayıp tespit edildiğini hem de davacı taraf sözleşme ile üstlenmiş olduğu işi sözleşmede kararlaştırılan süreden çok sonra teslim edebildiğini, Bu nedenle ödememezlik defi hakkının bulunduğunu, her iki sözleşmenin 19. maddelerinde sözleşme bedeli olarak 156.030,96 EURO + KDV ve 273.104,68 TL + KDV kararlaştırıldığını, bu tutarlar zaten müvekkil şirket tarafından sözleşme ilişkisi içerisinde davacının tüm sözleşmeye aykırılıkları ve ayıplı imalatlarına karşılık ahde vefa ilkesi ve kamu projesinin bir an evvel bitirilmesi amacıyla davacı-alt yüklenici firmaya ödendiğini, Sözleşmede kararlaştırılan bu bedel kesin bedelin müvekkil tarafından kabul görmediğini, Davacı tarafın nakit teminat alacağının iadesi talebi ile ilgili olarak ise; nakit teminatın iade edilebilmesi için sözleşmeye göre üç şartın gerçekleşmesi gerektiğinin , ancak bu koşulların davacı yanın eksik iş yapması sebebiyle karşılanmadığını belirterek, davanın esastan reddini, alacaklı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep ettiği görüldü.
BİRLEŞEN DAVA
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 08/04/2019 tarihli sözleşmeler imzalandığını, işin bitiş tarihinin 15/07/2019 tarihi olarak kararlaştırıldığını, ancak gerek zeyilnameler ile gerekse davalıdan dolayı iş bitiş tarihinin 25/08/2020 tarihine sarktığını, her iki projenin de kesin hakediş faturaları davalının onayı ile kesildiğini, davalı tarafından her iki faturaların da itirazsız kabul edildiğini, her iki projenin de teslim tarihinden 2 yıl geçmiş olmasına rağmen davalının hakediş alacakları ve nakit teminatlarının ödemediğini, bu nedenle ----- icra dairesinin ----- Ve ---- İcra Müdürlüğünün -------sayılı dosyaları ile takip başlatıldığını itirazın iptali davasının ---- ATM'nin ------sayılı dosyası ile halen derdest olduğunu belirterek, müvekkili şirketin davalı taraftan EURO cari hesaptan kaynaklı alacak ve nakit teminat kesintisi olan toplam 53.770,10 Euro alacağın dava tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, davalı tarafın haksız ve sözleşmeye aykırı bir şekilde tazmin ederek irat kaydettiği ve müvekkilin baskı altında ihtirazi kayıtla 21/09/2022 tarihinde ödemek zorunda kaldığı 4 adet kesin teminat mektubu bedellerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçekleri yansıtmadığını, davacı tarafından sunulan dekont ve banka belgelerinden davacı tarafın mektup bedellerinin doğrudan davacı firma tarafından müvekkil şirkete cebren ödenmiş olduğu iddiasının gerçek olmadığını, sunulan dekontların incelenmesinde ödemeyi yapanın banka olduğu açıkça görüldüğünü, bu aşamada davacı firmanın bankaya mektup bedellerinin ödenmesine ihtirazi kayıtla olsun/olmasın ödenmesini talep etmesinin bir öneminin olmadığını, müvekkil şirketin teminat mektuplarının nakde çevrilmesine ilişkin talebinin bankaya ulaşmasından itibaren teminat mektubunun hukuki ve mali niteliği gereği muhatabın rızası aranmaksızın nakde çevrileceğini, bu nedenle davacı tarafın teminat mektubu bedellerinin kendileri tarafından ihtirazi kayıt ile ödendiği şeklindeki beyanları gerçeği yansıtmadığını davacının sözleşmeye göre edimlerini eksik ifa ettiğini, davacı tarafın yaptığı işte müvekkili tarafından hem eksiklik ve ayıp tespit edildiğini, hem de davacı taraf sözleşme ile üstlenmiş olduğu işi sözleşmede kararlaştırılan süreden çok sonra teslim edebildiğini belirterek, açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunmalar yukarıda özetlenmiştir. Asıl ve birleşen dava yüklenici olan davalı ile alt yüklenici olan davacı arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı ihtilaftır.
Sözleşme tarihinde 6098 sayılı Borçlar Yasası'nın 470. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere, yanlar arasındaki akdi ilişki bir "eser sözleşmesi" olup, uyuşmazlığın, eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilip çözülmesi gerekli ve zorunludur. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş ise iş sahibindedir. Bir başka deyişle yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibi de iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorundadır.
Eser sözleşmelerinde teslim yüklenicinin tamamladığı eseri sözleşmeyi ifa etmek niyeti ile iş sahibinin fiili hakimiyetine geçirmesi olarak tanımlanmaktadır. Teslim yapılması da hukuki bir işlem olmayıp maddi vakıadır.Teslimin yapıldığı ve bedele hak kazanıldığını da yüklenici ispat etmek zorundadır. Eser sözleşmelerinde yüklenicinin açtığı iş bedelinin tahsili davasında eserin ayıplı ve eksik olduğu savunması mahsup itirazı mahiyetinde olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. ( Bkz. Yargıtay ----- HD------ Sayılı ilamı )
Eksik iş sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan ( Noksan bırakılan ) işleri ifade eder. Yargıtay -----. HD.------ sayılı ilamında da belirtildiği üzere Eksik işlerin bedeli teslim tarihine bu işlerin ikmal edilebileceği sürenin ilavesi ile bulunan tarihteki rayiç bedel ile talep edilebilecektir. Eksik işlerin giderim bedelinin talep edilebilmesi için eseri teslim alırken ihtirazi kayıt konulmasına ( eksik işlerin giderim bedelinin tahsilini talep etme hakkının saklı tutulmasına ) gerek yoktur. İş sahibi zamanaşımı süresi içinde eksik işlerin giderim bedelini talep edebilir. ( Bkz. Yargıtay ------. HD. ------ Sayılı karar ). İş sahibinin eksik işler bedelini dava yada icra takibi yolu ile yükleniciden talep etmesi mümkün olduğu gibi ayrı bir dava açılmasına gerek olmaksızın yüklenicinin açtığı bedel davasında mahsup itirazı şeklinde de ileri sürülebilir. ( Bkz. Yargıtay -----Hd. ------. Sayılı karar )
Eser sözleşmelerinde ayıp sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca göre eserde olması gereken bazı niteliklerin bulunmaması yada olmaması gereken bazı niteliklerin bulunması yada olmaması gereken bazı bozukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. ( bkz. Yargıtay -----HD.-------
Yine eserdeki ayıpların belirlenmesi işlemi ve ihbarı Borçlar Yasası'nın 474, 475 ve 477. maddeleri hükümlerine göre yapılması gerektiği; yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserinin ayıplı olması durumunda, açık ayıplarda Borçlar Kanunu'nun 474, gizli ayıplarda 477. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde tanınan hakları iş sahibi kullanabilir.
Davacı asıl davada Türk lirası cari hesap alacağı kaynaklı başlattığı icra takibine vaki davalı itirazının iptalini talep etmiş davalı yanca eksik-ayıplı iş savunmalarında bulunulmuş aynı zamanda gecikme kaynaklı cezaların mahsubu talep edilmiştir. Yukarıda ifade edildiği üzere işin eksik ve ayıplı yapıldığı hususunda ispat külfeti iş sahibi üzerindedir. Davacıya her iki sözleşme kapsamında ek süre verildiği, her iki işin de geçici kabulünün yapıldığı ihtilafsızdır. Yerleşik yargıtay kararları gereği yükleniciye el çektirilmediği müddetçe işin yüklenici tarafından yaptırıldığı karinedir. Davalı her ne kadar davacının işi eksik ve ayıplı yaptığı, bunların kendisi tarafından giderildiği yolunda iddialarda bulunmuş ise de bu hususta somut hiçbir delil ibraz edemediği,işin ihtirazı kayıtsız şekilde kabulünün yapılmış olduğu davalının usul ve yasaya uygun bir ayıp ihbarının da bulunmadığı nazara alındığında davalı beyan ve itirazlarına itibar edilmemiştir. Keza her ne kadar davalı yanca davacının SGK prim borçları nedeni ile ödeme yapılmadığı ileri sürülmüş ise de dosyada mübrez SGK yazılarından davacının davalı alt iş verenliğindeki işten kaynaklı bir prim borcu olmadığı görülmüştür.Teslimde gecikme olup olmadığı, gecikme var ise vaki cezanın davacı alacaklarından mahsup edilip edilemeyeceği hususu en önemli ihtilaftır. ------ eğitim ve araştırma hastanesi kapsamındaki iş nazara alındığında 07.02.2020 tarihli zeyilname ile bazı sistem detayları ve imalat miktarlarında artış meydana geldiği, ötelenmesi istenen süre nazara alındığında bunun davacı kusurunda meydana gelmediğinin sabit olduğu öte yandan dosyada mübrez 21.02.2020 tarihli davalı antetli davacı şirkete ithafen yazılan -------sayılı yazı incelendiğinde işlerin süresinin yükleniciden veya alt yükleniciden kaynaklanmayan sebeplerden ötürü işlerin bitiş tarihinin 31.04.2020 tarihine ötelendiği davalının kabulündedir. Nisan ayının sonunun esas alınması halinde davacının ------. Yönünden sözleşmedeki hükümler nazara alındığında 138 günlük gecikmesi olduğu, sözleşmenin 8.2. Maddesi gereği beher gün için 5.000 TL takdir edildiği, yine sözleşmenin 8.4. Maddesindeki vaki kararlaştırma nazara alındığında azami ceza miktarının 195.939,09 TL olduğu,------ eğitim araştırma hastanesi yönünden ise işin 19.03.2020 tarihinde bitirildiği ve 26.03.2020 tarihinde geçici kabulünün yapıldığı bu sözleşmedeki işe başlama ve bitirilme tarihleri nazara alındığında davacının 109 gün gecikmesi olduğu görülmüştür.
Taraflar arasında imzalanmış iki hastane işi sözleşmelerinin aynı hükümleri içerdiği, sözleşmelerin 8 maddesi incelendiğinde "...altyüklenici işin tamamını sözleşmede belirtilen sürede veya sözleşmeye göre verilen süre uzatımı sonunda tamamlayamadığı taktirde , beher gecikme günü için 5.000 TL gecikme cezası ödeyecektir." hükmü olduğu görülmüştür.
Yargıtay ------ HD.:------- Sayılı ilamında "...Taraflar arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 3/h bendinde yükleniciye tapu devri yetkisinin süresinde verilmemesi halinde günlük 5.000,00 TL cezai şartın ödenmesi kabul edilmiş olup, kararlaştırılan bu cezai şart niteliği itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/2. maddesinde (818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu 158/2) düzenlenen ifaya ekli cezadır. Sözleşmede aksi bir düzenleme bulunmadığından ve bu cezanın talep edilebilmesi için teslim anında ihtirazi kayıt konulması gerekirken dosya kapsamına göre birleşen dosya davacısı yüklenicinin tapu devir talepli ihtarnamesinden sonra gerekli vekaletnamenin verildiği tarihte ihtirazi kayıt ileri sürdüğünü kanıtlayamadığı anlaşıldığından birleşen davanın reddi yerine kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. " belirtmiştir. Yargıtay ----- HD.------. Sayılı ilamı "....Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde kararlaştırılan cezai şart niteliği itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/2. maddesinde (818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu 158/2) düzenlenen ifaya ekli cezadır. Bu cezanın talep edilebilmesi için eser teslim alınırken anılan cezayı isteme hakkının saklı tutulması veya sözleşmede ihtirazi kayda gerek olmaksızın cezai şart istenebileceğine dair bir hüküm bulunması gerekir. Aksi halde ihtirazi kayıt konulmaksızın eserin teslim alınması durumunda ceza düşer. Somut olayda davacı yan tarafından eserin teslim alındığı dava dilekçesi ve ihtarnamede açıklanmakla birlikte, cezai şarta ilişkin bu hakkın saklı tutulduğu davacı yan tarafından iddia ve kanıtlanmış olmadığından cezai şart talebine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir."Yine Yargıtay -----. HD-------Sayılı ilamında "....Taraflar arasında düzenlenen üç ayrı sözleşmedeki kararlaştırılan cezai şart ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup, bozma ilamında da belirtildiği üzere bu cezanın istenilmesi için teslim anında talep hakkının saklı tutulması veya sözleşmede ihtirazı kayda gerek olmaksızın cezai şart talep edilmeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. şeklinde içtihatta bulunmuştur. Eser sözleşmelerinde ifaya ekli cezai şartın talep edilebilmesi için eseri teslim alırken ihtirazı kayıt konulması gerektiğine dair birçok içtihat bulunmakta olup birkaçı burada alıntılanmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 19. Maddesi " Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." hükmüne haizdir. Gecikme tazminatı cezai şart olmadığından alacaklı iş sahibi ifayı da beklediğinden talep edilebilmesi için eser teslim alınırken ihtirazi kayıt konulmasına gerek yoktur. Gecikme tazminatı borçlu yüklenicinin edimini süresinde yerine getirmemesi nedeni ile TBK'nın 125/1 ( BK 106/II) maddesi uyarınca ifayı bekleyen alacaklı iş sahibine tanınan bir haktır. Bu tazminat alacak eserin teslimi gereken tarihte teslim edilmemesi sebebiyle uğranılan kazanç kaybıdır. ( -------) Gecikme halinde hem cezai şart hem de gecikme tazminatı kararlaştırılmış olması halinde ikisinin birlikte talep edilebilmesi sözleşmede bu yönde hüküm olmasına bağlıdır. Aksi halde gecikme tazminatı istenebilmesi alacaklının cezayı aşan zararı bulunduğunun ve borçlunun kusurlu olduğunun kanıtlanmasına bağlıdır. ( Bkz. Yargıtay ------. HD. ------ )
Yargıtay ---- HD-------. Sayılı ilamında "... Taraflar arasındaki sözleşmenin gecikme cezasını düzenleyen 6. maddesinde yüklenicinin gecikmesi halinde gecikilen hergün için %1 tutarında gecikme cezası kesileceği kararlaştırılmıştır. Belirtilen hükmün amacı sözleşmenin belirlenen zamanda ifa edilmemesi halinde ceza ödenmesi olmakla yanların BK'nın 158/II. maddesinde öngörülen ifaya ekli cezaî şart düzenledikleri açıktır. Ancak anılan cezaî şartın talep edilebilmesi için alacaklının gecikmiş ifayı kabul ederken ceza isteme hakkını saklı tuttuğunu belirten itirazî kaydını ileri sürmesi zorunludur. Somut olayda ise gecikmiş ifa 25.02.2008 tarihinde davalı iş sahibince itirazî kayıtsız kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu itibarla davacı yüklenici alacağından cezaî şart tutarının mahsubu cihetine gidilmesi doğru olmamıştır..." belirtmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ve atıf yapılan doktrin ve emsal yargıtay kararı nazara alındığında taraflar arasındaki sözleşmelerde yer alan "altyüklenici işin tamamını sözleşmede belirtilen sürede veya sözleşmeye göre verilen süre uzatımı sonunda tamamlayamadığı taktirde , beher gecikme günü için 5.000 TL gecikme cezası ödeyecektir " şeklindeki düzenleme ifaya ekli cezai şarttır. TBK'nın 19. Maddesi gereği bu düzenlemenin bu şekilde yorumlanması gerekmekte olup atıf yapılan emsal yüksek mahkeme kararındaki ibare ile de neredeyse aynıdır. Davacı yanca asıl davadaki icra takibi 2021 yılında başlatılmış keza birleşen dava 2022 yılında açılmıştır. Davalı yanca bu takip ve davalar açılıncaya kadar davacıya bu hususta hiçbir ihtar vs keşide edilmemiştir. Kabul tutanakları incelendiğinde davalının ihtirazi kayıt koymadığı görülmüştür. Ne zaman ki davacı yanca bakiye alacakları talep edilmiş davalı yanca teslim anında ileri sürülmeyen ve sonrasında da istenmeyen, sözleşmede de ihtirazi kayıtsız da istenebileceğine dair hüküm olmayan bu cezanın mahsubu talep edilmiştir. Sözleşmedeki Vaki kararlaştırma ifaya ekli cezai şart olduğundan ve eser teslim alınırken davalı iş sahibince ihtirazi kayıt konulmadığından davacı alacaklarından takası/ mahsubu mümkün değildir.
Asıl dosya kapsamında alınan 29.10.2023 tarihli raporda asıl dosya yönünden tespit ve değerlendirmeler yapılmış olup bunlar denetime uygun bulunmuştur. Buna göre takip tarihi itibarı ile davacının davalıdan 20.184,04 TL alacaklı olduğu, teminat kesintisi yönünden ise davacı ve davalı defterlerinin zaten uyumlu olduğu ve davacının 26.544,72 TL nakit teminat alacağı olduğu, davacının toplam alacağının 46.727,76 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Asıl dosyada uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklandığından ve alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebi red edilmiştir. Birleşen dava yönünden mahkememizce alınan 11.01.2025 ve 15.08.2025 tarihli raporlar denetime uygundur. Esasen yukarıda zaten birleşen dava yönünden geniş bir şekilde izahat yapılmıştır. Birleşen dava yönünden alınan raporda belirtildiği üzere davacının ticari defter ve kayıtlarına göre dava tarihi itibarı ile davalıdan 37.890,37 Euro alacaklı olduğu, dava tarihi itibarı ile davacı hak edişlerinden davalı tarafından yapılan teminat kesintilerinin 15.879,73 Euro olduğu, davalı şirket ticari defterlerinde de davacının cari hesap kaynaklı alacağının 37.980,40 Euro olduğu ve hak edişlerden yapılan teminat kesintisinin de 15.879,73 Euro olduğu, davacının davalıdan 53.770,10 Euro alacaklı olduğunun zaten her iki taraf ticari defterlerinden anlaşıldığı, tazmine dilen teminat mektupları yönünden de davacının 54.620,00 TL ve 31.206,00 Euro alacaklı olduğu sonucuna varılmış denetime uygun bulunan bilirkişi raporları ve yukarıda yapılan açıklamalar ve atıf yapılan emsal yüksek mahkeme kararları doğrultusunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Yargıtay ----.Hukuk Dairesi 20.02.2019 tarih ---- sayılı,Yargıtay ------.Hukuk Dairesi 04.12.2019 tarih ve ------- sayılı ilamlarında "yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekâlet ücreti, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edileceği" belirtilmiştir. Aynı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarih ve ------ Esas ---- Karar sayılı ilamı ile de "yabancı para alacaklarında yabancı paranın dava tarihindeki ------ Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden ilam harcının alınacağı" benimsenmiştir. Gerek emsal Yargıtay Kararları ve gerek Hukuk Genel Kurulunun ------- Karar sayı ve 07.04.1993 tarihli kararında vurgulandığı üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre nisbi karar ve ilam harcının ve avukatlık ücretinin hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Birleşen davada toplam 84.976,10 Euro yabancı paraya hükmedilmiş olup birleşen dava tarihindeki ( 1 gün önceki kur 18,4652 TL )------bankası efektif satış kuru karşılığı 1.569.100,68 TL olup hükmedilen TL cinsi alacakla birlikte birleşen davanın harç ve vekalet ücretine esas değeri 1.623.720,68 TL dir. Harç ve vekalet ücreti buna göre belirlenmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin ------. Sayılı dosyası yönünden ;
A-Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; Davalının----.İcra müdürlüğünün------. Sayılı dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile; Takibin 46.727,76 TL asıl alacak üzerinden devamına,
B-alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,
C-Asıl alacak tamamen tahsil edilinceye kadar asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi uygulanmasına,
2-Birleşen ----- Asliye Ticaret mahkemesinin ------. Sayılı dosyası yönünden, Davanın kabulüne ;
A-53.770,10 Euro alacağın birleşen dava tarihi 03.11.2022 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
B- Tazmin edilen teminat mektupları yönünden ;
b1-54.620,00TL alacağın 21.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
B2-31.206,00 Euro alacağın 21.09.2022 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Asıl dosya yönünden;
a-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 3.191,97 TL harçtan peşin alınan 676,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.515,26 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
b-Davacı tarafından yapılan; 80,70 TL Başvuru Harcı, 676,71 TL peşin harç 7.000 TL bilirkişi ücreti, 1.307,00 TL posta ve müzekkere masrafları olmak üzere toplam 9.064,41 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 7.557,80 TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
c-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 9.314,90 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e- Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
f-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.300,71 TL sinin davalıdan; 259,29 TL sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Birleşen dosya yönünden ;
a-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 110.916,35 TL harçtan peşin alınan 27.729,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 83.187,26 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
b-Davacı tarafından yapılan; 80,70 TL Başvuru Harcı, 27.729,09 TL peşin harç 25.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 52.809,79 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
c-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 238.609,27 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d- Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
e-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair kısa karar, gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.