T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/13 Esas
KARAR NO: 2025/720
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/01/2023
KARAR TARİHİ: 10/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı dava dilekçesinde özetle; ---- sayılı dosyasından yazılan talimat ile----- Tal. sayılı dosyasından ---- borcu sebebi ile hacze gelindiğini,---------adresinde haciz işlemi yapıldığını, bu haciz sırasında şirket yetkilisi tarafından haczedilen makinelerin müvekkili şirkete ait olduğunun beyan edildiğinin ve zabıta geçirildiğini, bunun üzerine taraflarınca ilgili icra dosyasına istihkak iddiaları konusunda beyanda bulunulduğunu mahcuzların taraflarına ait olduğunun deliller ile birlikte belirtildiğini, İcra Müdürlüğü tarafından, istihkak iddiaları konusunda karar verilmek üzere dosyanın İcra Hukuk Mahkemesine gönderildiğini ancak, mahkeme de haczin devamına karar verildiğini, dava açma sorumluluğunun taraflarına yüklendiğini taraflarınca ------ E sayılı dosyası ile görülen istihkak davasının lehlerine sonuçlanarak hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini, bu karara karşı davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunun yapıldığını ve ------ sayılı dosyası ile incelenen dosyada istinaf başvurusunun esastan reddine karar veridiğini kararın, ----- sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini,--------- tarihli haciz tutanağı ve diğer belgeler incelendiğinde haczedilen makinelerin, 1 adet ------ adet olduğunun görülmekte olduğunu, makinelerin dava tarihi itibari ile değerlerinin bilirkişilerce belirlenmesini talep etmekte olduklarını, ancak, bu değerlerle ilgili yapmış oldukları harici araştırmalarda, ---- arasında olabileceğinin belirlendiğini, ------- sayılı dosyası üzerinden verilen ve kesinleşen kararın yerine getirilmesi yapılan ve kesinleşen ihale nedeni ile mümkün olmadığını, haksız olarak haczedilen, muhafaza altına alınarak satılan makinelerin bilindiği üzere günlük üretim yapan ve metal işleme özellikleri olan makineler olduğunu, Şu hali ile haciz tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasındaki dönemde makinelerin çalışamaması nedeni ile yoksun kalınan kazancın davalı tarafından karşılanmasının gerektiğini, müvekkili şirketin dava konusu edilen haciz nedeni ile gerek iş yaptığı müşterileri gerekse kendi piyasasındaki şirketler nezdinde itibar kaybına uğradığını, işlerinin aksadığını, manevi tazminatın; haksız eylem sonucunda uğranılan kişilik değerlerindeki azalma şeklinde gerçekleşen zararın giderilmesi amacına yönelik tazmin biçimi olduğunu, şu halde, haciz yapılan dosyanın tüm yönleri ile ve ilk hacizden itibaren detayları ile incelendiğinde haczin haksızlığı karşısında müvekkili şirketin "tüzel" kişilik değerlerinde bir azalma olduğunun değerlendirilmesinin gerektiğini, tüm bu sebeplerle fazlaya ve munzam zarara ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, alacak belirli hale geldiğinde artırılmak üzere, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte; 100,00 TL makinelerin dava tarihi itibari ile değerlerinden kaynaklanan maddi tazminat, 100,00 TL yoksun kalınan kazanç kaybından kaynaklanan maddi tazminat, 100.000,00 TL ticari itibar kaybı nedeni ile manevi tazminat olmak üzere toplam 100.200,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı--------- vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, yetkili mahkemenin ------ Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu, davayı görmeye yetkili mahkeme'nin ------ Asliye Ticaret Mahkemeleri olması sebebiyle, mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini ve yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu sebeple; davanın usulden reddinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafın belirsiz alacak davası açabilmesi için hukuki yararının olmasının şart olduğunu, aleyhe kabul anlamına gelmemek üzere dava değerinin açıkça belirli olmasına ve davacı tarafın da dava değerini bilmesine rağmen, belirsiz alacak davası açmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunun, belirsiz alacak davası açmakta hukuki hiçbir yararının da bulunmamakta olduğunu, dolayısıyla dava şartı olan hukuki yarar şartının huzurdaki davada bulunmamakta olduğunu, davaya konu haciz ve satış işleminin müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilmediğini, bu sebeple, davanın müvekkili şirket yönünden sıfat yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini,söz konusu takibin diğer davalı ---- tarafından başlatılmış olduğunu, --- tarihli haciz ve ---- tarihli satış işlemlerinin de -----tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkil şirketin, temlik eden ------- sayılı dosyasından doğan hak ve alacaklarını, haciz ve satış işlemlerinin gerçekleştirilmesinden sonra-------- yevmiyeli devir sözleşmesi ile temlik aldığını, temlik işleminden önce temlik eden diğer davalı bankanın talebi üzerine yapılan işlemlerden dolayı müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmamakta olduğunu, temlik eden bankanın söz konusu işlemi tamamen kendi tasarrufunda yapmış olduğunu, bunun sonuçlarından müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını aksi durumun, hakkaniyet ilkesine aykırılık teşkil edeceğinin sabit olduğunu, dava konusu makinelerin haczedildiği adresin dava dışı borçlu ---- adresi olduğunun-----------sayılı kararı ile ortaya konulduğunu, bunun üzerine temlik eden bankanın bu adreste fiili haciz yapılmasını talep etmiş olduğunu, dava konusu makinelerin haciz talebinin icra müdürlüğünce yasaya ve usule uygun bulunmasının neticesinde haczedildiğini, ------- sayılı dosyasından "takibin devamına" karar verildiğini, dolayısıyla temlik eden bankanın, mahkeme kararlarına uygun olarak, yasal hakları çerçevesinde gerçekleştirdiği işlemlerin haksız fiil olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın dava konusu makineleri kullanmamakta olduğunu, zarar koşulunun gerçekleşmemiş olduğunu, davacı tarafın dava konusu makineleri dava dışı ---- kullanılmak üzere bağışlamış olduğunu, makinelerin dava dışı ----- kullanımında olduğunu ve davacı tarafın söz konusu makineleri kullanmamakta olduğunu davacı tarafın karşılıksız/bedelsiz olarak ------vermiş olduğu ve kullanmadığı makineleri,"kullanamamaktan kaynaklanan" zararının olduğunu ileri sürmesi ve yoksun kalınan kazanç talebinde bulunmasında haksız olduğunu ,haksız kazanç sağlamak amacıyla hareket ettiğini, davacı tarafın huzurdaki davanın dayanağı olarak istihkak davasında verilen kararı göstermekte olduğunu, söz konusu davanın kabulüne karar verilmişse de istihkak davalarında verilen karar sonucunda hacizli makinelerin üçüncü kişiye teslim edilmemekte olduğunu borçlu yedinde kalmaya devam etmekte olduğunu, müvekkili şirket yönünden illiyet bağının bulunmamakta olduğunu, somut olayda kötü niyet ve ağır kusur şartlarının bulunmamakta olduğunu, istihkak davasında müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmediğini böylece, müvekkili şirketin iyi niyetli ve kusursuz olduğunun mahkeme kararı ile kesinleşmiş olduğunu,ticari itibar kaybı ileri sürülerek müvekkili şirketten manevi tazminat talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını,müvekkili şirketin temlik alan varlık yönetim şirketi olduğunu aleyhine tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemekle birlikte, makinelerin satış bedelini tahsil eden davacı tarafın huzurdaki dava ile makinelerin bedelini talep etmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın hem hacze konu mahcuzların satış bedellerini alıp hem de huzurdaki dava ile tekrar mahcuz malların dava tarihi itibariyle bedellerini talep etmesinin mümkün olmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek üzere dava konusu makinelerin haciz tarihindeki değerleri üzerinden, davacı tarafa yapılan ödemenin mahsup edilerek hesaplamanın yapılabileceğini, davacı tarafın yoksun kalınan kazanç kaybı talep edebilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın makineleri bir an için kullandığı düşünülse dahi dava konusu makineler yerine başka makineler temin edebileceğinin açık olduğunu, davacı tarafın makineleri temin etmemesinin sorumluluğunun müvekkili şirkete yüklenmesinin ve davacı tarafın kendi kusurundan faydalanmasının mümkün olmadığını,aleyhe kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın ihtiyati tedbir kararının gereğini yerine getirmeyerek hacizli makinelerin satışına ve olduğunu iddia ettiği zararın ortaya çıkmasına neden olduğunu, davacı tarafın ticari avans faizi talep edebilmesinin mümkün olmadığını,tüm bu sebeplerden dolayı, yetki itirazları doğrultusunda yetkisizlik kararı verilmesini, yargılama sonucunda; davanın müvekkili şirket yönünden sıfat yokluğundan reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise;ikame edilmiş olan huzurdaki davanın ve davacının tüm taleplerinin reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; ------ keşide tarihli müşteri çekine istinaden müvekkili banka tarafından-----Esas sayılı dosyasında kambiyo takibinin açıldığını, ------- Talimat sayılı dosyasından çıkılan --- tarihli hacizle ilgili açılan------ Esas sayılı istihkak davasında ---------Karar sayılı ve ------tarihli haciz zaptındaki mahcuz makinelerin üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini, bu karara karşı temlik alan----- tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğunu ve------ tarihli istinaf başvurusunun esastan reddine kararının verildiğini, söz konusu istinaf kararına karşı temlik alan----tarafından temyize başvurulduğunu ve ---- tarihli kararıyla------ Mahkemesi kararının onandığını, huzurdaki dosyada -----Talimat sayılı dosyasından çıkılan ------ tarihli tarihli hacizde haczedilen mahcuzların satışından dolayı uğranılan zararın haksız fiil hükümleri nedeniyle tazmininin talep edildiğinin belirtildiğini ancak huzurdaki davada müvekkili bankanın temlik işleminden dolayı husumet ehliyetinin bulunmadığından taraf olarak gösterilemeyeceğini, bu nedenle davada husumet itirazlarının bulunmakta olduğunu,tüm bu sebeplerden dolayı huzurdaki davanın öncelikle usulden; mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini,yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava,davacıya ait olduğu ileri sürülen 3 adet (menkul mal) makinanın dava dışı şirketin borcu nedeniyle haczedilmesi neticesinde haksız şekilde satışının gerçekleşip gerçekleşmediği, ihale bedelinin mahkeme kararı ile davacıya iade edilip edilmediği, davacıya ait olduğu ileri sürülen 3 adet menkul malın cebren satılması nedeniyle davacının ihaleye konu edilen menkul mallardan kaynaklı maddi zararının olup olmadığı, yoksun kalınan kazanç kaybı olup olmadığı, gelişen olaylar çerçevesinde manevi tazminat hakkı olup olmadığı, ihaleye konu 3 adet menkul malların satışından önce------- tarihli tensibinin 6 nolu ara kararına istinaden teminat karşılığı satışın geçici olarak durdurulması kararı verilmesine rağmen davacının teminatı yatırmayarak satışa engel olmamasından kaynaklı zararda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı, davalı bankanın husumet ehliyetinin olup olmadığı noktalarına ilişkindir .6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." belirtmiştir.Zarar ve kusurun ispatlı başlıklı 50. Maddesi" Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. " hükmüne haizdir. Tazminat başlıklı 51. Maddesi " Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür." hükmüne haizdir. 52. Maddesi " Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. " hükmüne haizdir. Manevi tazminat başlıklı 56. Maddesi " Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmüne haizdir. Dava haksız haciz nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararların tazminine ilişkindir. Davacı davasını haciz işlemini gerçekleştiren davalı banka ile birlikte bu işlemden sonra alacağı temlik alan Hedef varlık.. Şirketine de yöneltmiştir. İcra takip dosyasının yapılan incelemesinde davalı varlık şirketinin alacağı temlik aldıktan sonra takip işlemine devam ettiği, haciz ve satış işlemini davalı bankanın gerçekleştirdiği, bu davalının ----- tarihinde alacağı temlik aldığı görülmüştür. TBK'nın 49. Maddesi gereği haksız fiil failinin zarardan mesul tutulabilmesi için hukuka aykırı bir fiil, zarar, illiyet bağı ve failin kusurlu olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Haksız fiili gerçekleştiren davalı banka olduğundan keza davalılar arasında imzalanmış temlik sözleşmesinin 4/c madde ve fıkrası gereği Banka aleyhine açılan ve temlik tarihi itibarı ile kesin hüküm haline gelmemiş devam eden davalar kaynaklı mahkemelerce hükmedilecek tazminatlardan davalı banka mesul olduğundan davalı ----- yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile dava red edilmiştir. Her ne kadar davalı varlık şirketi tarafından davacının söz konusu makineleri fiilen haczedilen adreste kain dava dışı -------parça isimli şirkete bağışladığı bu nedenle zararı olmayacağı yolunda soyut iddiada bulunulmuş ise de davacının açılan istihkak davasını kazanmış olması bu kararın kanun yollarından geçerek kesinleşmiş olması nazara alındığında bu soyut iddialara itibar edilmemiştir. Keza her ne kadar davalı yanca ------tarihli ara kararı ile teminat karşılığında satış ve muhafaza işlemlerinin geçici olarak durdurulmasına dair tedbir kararı verildiğini, davacının teminatı yatırmadığını bu nedenle davacının hakkını kötüye kullandığı yolunda iddialar ileri sürmüş ise de davacının mahkemece belirlenen teminat bedelini yatırmaması veya yatıramaması hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemez. Davacı içinde olduğu maddi sorunlardan ötürü de teminatı yatırmamış olabilir. Bu beyan ve iddianın hakkın tamamen sakıt olması veya TBK'nın yukarıda alıntılanan 52. Maddesi anlamında bir indirim nedeni olarak kabul edilmesi de olanaksızdır. Bu beyan ve iddialara itibar edilmemiştir. --------- sayılı kararı:"..HAKSIZ HACZE DAYALI MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ 818 SAYILI BK.'NUN 49.MADDESİNDEN--------- KAYNAKLANAN BİR SORUMLULUK OLUP, KUSURA DAYANAN BİR SORUMLULUK TÜRÜDÜR. BU NEDENLE DE TAKİP (HACİZ) YAPTIRAN KİŞİNİN TAKİPTE VEYA HACİZ İŞLEMİNDE KÖTÜ NİYETLİ VE KUSURLU OLDUĞU OLGUSUGERÇEKLEŞMEDİKÇE VE AĞIR BİR ZARAR DA DOĞMADIKÇA MANEVİ TAZMİNATLA SORUMLU TUTULAMAZ." belirtmiştir.
------ sayılı kararı: "Her ne kadar davaya konu olay nedeniyle yapılan temyiz incelemesinde davacının kişilik haklarının zarar gördüğü, bu nedenle de davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği şeklinde hüküm tesis edilmiş olsa da, dosyanın yeniden incelenmesinde; HAKSIZ HACİZ NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLEBİLMESİ İÇİN DAVALILARIN KÖTÜ NİYETİNİN VE AĞIR KUSURUNUN VARLIĞI İLE BUNA BAĞLI OLARAK ZARARININ OLUŞMASI ŞARTLARININ BİRLİKTE GERÇEKLEŞMESİ GEREKLİDİR. OLAYLARIN DOSYA İÇERİSİNDEKİ GELİŞİMİ DİKKATE ALINDIĞINDA SALT DAVACIYA ZARAR VERMEK AMACIYLA HACİZ İŞLEMİNİN YAPILDIĞI BAŞKA BİR İFADE İLE TAKİBİN HAKSIZ VE KÖTÜ NİYETLİ OLDUĞU SÖYLENEMEZ. ŞU DURUMDA, MAHKEMECE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN TÜMDEN REDDİNE DAİR VERİLEN HÜKMÜN YERİNDE OLDUĞU ANLAŞILMAKLA, davalılardan------ karar düzeltme isteminin kabul edilmesi gerekmiş, Dairemizin, ------ karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir." şeklindedir.Davacı her ne kadar manevi tazminat talep etmiş ise de yukarıda belirtilen kararlarda yazıldığı üzere haksız haciz nedeni ile manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalıların kötü niyetli veya ağır kusurlu eylemlerinin varlığı ve buna bağlı olarak oluşan bir zararın mevcut olması şarttır.Somut olayda davacının makineleri dava dışı başka bir şahsın adresinde haczedilmiştir. Haciz ve satış işlemini gerçekleştiren davalı bankanın bu işlemi uygularken kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu ispat edilememiş buna dair somut bir delil de sunulmamıştır. Bu nedenle manevi tazminat talepleri red edilmiştir. Söz konusu dosya 9. Celsede heyete tevdii edilmiş olup safahatta alınan diğer raporlar denetime uygun değildir. Bu raporlarda davacının haciz tarihinden dava tarihine kadar olan kısım için tazminat hesabı yapılmış ise de yapılan bu hesaplamanın denetime uygun olmadığı açıktır. --------- tarihli kararı:"Tüm bu açıklamalar, yasal düzenlemeler ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin dava konusu olan tezgâhların haczedilmesi üzerine ------ tarihinde açtığı istihkak davasında lehine verilen kararın ------- tarihinde kesinleştiği, ancak bu yedi yıllık süreçte tezgâhları kullanamamasından dolayı gelir kaybı oluştuğunu ileri sürerek kazanç kaybı isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan ----- tarihli bilirkişi raporunda, tezgâhların muhafaza altına alındığı----------- tarihinden istihkak davasının kesinleşme tarihi olan 2013 yılına kadar davacının mahrum kaldığı kazanç tutarı hesaplanmıştır. ANCAK DAVACI ŞİRKET TARAFINDAN DAVA KONUSU TEZGÂHLARIN MUHAFAZALI HACİZ YAPILARAK ELİNDEN ALINMASI ÜZERİNE YERİNE YENİLERİNİ ALARAK TİCARİ FAALİYETLERİNE DEVAM ETMESİ MÜMKÜNDÜR. BU DURUMDA; DAVACI ŞİRKETİN TEZGÂHLARI YENİDEN EDİNEBİLECEĞİ VE FAALİYETE GEÇİREBİLECEĞİ MAKUL SÜRE BELİRLENEREK BİLİRKİŞİDEN BU YÖNDE RAPOR ALINMALI VE ALINAN RAPOR DOĞRULTUSUNDA HACİZ TARİHİ İLE YENİDEN EDİNEBİLECEĞİ TEZGÂHLARI FAALİYETE GEÇİRECEĞİ TARİH ARASINDAKİ KAZANÇ KAYBI, O TARİHTEKİ İŞYERİ KAPASİTESİ VE VERGİ DURUMU DA ARAŞTIRILARAK BELİRLENMELİ, BU ŞEKİLDE BELİRLENEN ZARAR MADDİ TAZMİNAT KAPSAMINDA HÜKÜM ALTINA ALINMALIDIR.----------- sayılı kararı:"DOSYANIN İNCELENMESİNDE, DAVACININ HACZEDİLEN DAVA KONUSU TEZGAHLARI 7 YIL KULLANAMADIĞINI BELİRTEREK, BUNA İSTİNADEN GELİR KAYBI TALEBİNDE BULUNMASININ HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA VE İŞ YERİNİN ÇALIŞMA ŞARTLARINA UYGUN OLMADIĞI ANLAŞILMAKTADIR. DAVACININ MAKUL SÜREDE DAVA KONUSU TEZGAHLARIN YERİNE YENİSİNİ ALIP FAALİYETİNİ SÜRDÜRMESİ MÜMKÜNDÜR. O halde bu tezgahları ne kadar sürede yeniden edinebileceği ve faaliyete geçirebileceği belirlenerek bilirkişiden bu yönde alınacak rapor doğrultusunda haciz tarihi ile yeniden edindiği tezgahları faaliyete geçireceği tarih arasındaki kazanç kaybının davacının o tarihteki iş yeri kapasitesi, vergi durumu da araştırılarak maddi tazminat isteminin kabulü yerine 7 yıllık süre üzerinden hesaplattırılan miktara hükmedilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir." sayılı kararlarında belirtildiği üzere davacının zararının bu ilkelere göre hesaplanması gerekmektedir. Söz konusu dosyada 9 celsede haciz tarihinden davacının söz konusu makinaları yeniden edinebileceği makul süre belirlenerek davacının işini faaliyete geçirebileceği tarih arasındaki kazanç kaybının hesaplanması için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti ----tarihli raporunda özetle davacının ihale sonucu tahsil ettiği ihale bedeli mahsup edildiğinde davacının makinelerin satışından kaynaklı uğradığı zararının ------- olduğunu aynı zamanda Söz konusu makinaların bulunduğu iş yeri kirası, işçi (usta) ücretleri, makinaların yıllık bakım giderleri, muhasabe, amortisman, elektrik vb. giderleri olabildiği, emsal özellikte iş makinalarının kiralanması ile de işçi (usta) ücretleri, yıllık bakım giderleri, elektrik giderleri gibi zorunlu giderler olduğundan elde edilecek kazançtan bu giderlerin düşümü ile net kazanç hesabı yapıldığında beyan edilen ---- tarihinde aylık kazancın ---- olabileceği, makul temin süresince (3 AY) toplam kazanç kaybının ----- olabileceğini belirtmiştir. Bilirkişi heyetinin bu raporu yukarıda alıntılanan emsal yüksek mahkeme kararlarına ve mahkememiz görevlendirme kararına uygun olduğundan itibar edilmiştir. Netice itibarı ile davacının makinalarının dava dışı 3. Kişi yedindeyken davalı banka tarafından haczedildiği, keza satışa çıkartıldığı, haciz ve satış işleminden sonra diğer davalının alacağı temlik aldığı, davacının açmış olduğu istihkak davasını kazandığı, kararın kanun yollarından da geçmek sureti ile kesinleştiği, davacının haksız haciz nedeni ile zarara uğradığının sabit olduğu, nitekim haczedilerek satılan malların bedelinden davacının icra dosyasında tahsil ettiği bedelin mahsubundan sonra makinalar kaynaklı davacının uğradığı zararın------olduğu, yoksun kalınan kazanç kaybının da 23.400 TL olduğu, binnetice davacının bu haksız haciz nedeni ile uğradığı toplam zararın 800.871,49 TL olduğu,TBK'nın 49. Ve devam eden maddeleri gereği haksız haciz ve satış işlemini gerçekleştiren davalı bankanın davacıya karşı mesul olduğu, TBK'nın 49. Maddesinin zaten "kusurlu ve hukuka aykırı bir eylem ile bir başkasına zarar veren " ibaresi ile zarar veren fiili işleyen kişiyi işaret ettiği, diğer davalının alacağı temlik almasının haksız fiile iştirak olarak değerlendirilemeyeceği, temlik sözleşmesi gereği dava ve takipte takip alacaklısı yerine geçtiği ancak haksız fiiller bakımından haksız fiili gerçekleştiren kişinin mesul olduğu, iç ilişkide zaten temlik sözleşmesinin 4/c maddesinde temlik eden bankanın tazminatlardan mesul olacağının da ayrıca kararlaştırıldığı nazara alındığında davacının uğradığı maddi zararlardan davalı bankanın mesul olduğu, davacı alacağının 800.871,49 TL olduğu sonucuna varılmış, yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü manevi tazminat talepleri red edilmiş, temlik alan davalı varlık şirketi yönünden dava pasif husumet yokluğundan red edilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davalı ---------yönünden ; Davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE,
2-Davalı banka yönünden ; Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile ;
A-23.400 TL kazanç kaybı, 777.471,49 TL makine değerlerinden kaynaklı zarar olmak üzere toplam 800.871,49 TL tazminatın dava tarihi 05.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
B-Davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 54.707,53 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.711,17 TL ile 30.455,49 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye kalan 22.540,87 TL harcın davalı -------alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı yanca yatırılan 179.90 TL başvuru harcı 1.711,17 TL peşin harç,30.455,49 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 32.346,56 TL harcın davalı ---------- tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davacı yanca yapılan 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 956,00 TL posta vs. masraflar olmak üzere toplam 11.656,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 4.956,52 TL yargılama giderinin ------- alınarak davacıya ödenmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ------ tarafından yapılan 6.000,00 TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin davacıdan alınarak --------- ödenmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 124.122,01 TL nispi vekalet ücretinin davalı -------alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı ----- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/3. Maddesi gereği davacı lehine hükmedilen ücret geçilemeyeceğinden 124.122,01 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ----- verilmesine,
9-Davalı ---------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve red nedeni farklı olduğundan yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle bu davalıya verilmesine,
10-Kararın kesinleşmesi ve talep halinde HMK 333. maddesi gereği artan gider avansının yatırana İADESİNE,
11-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.326,72 TL sinin davalı---------1.793,28 TL'nın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, -------------Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.10/09/2025