T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/627
KARAR NO : 2025/635
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/09/2024
KARAR TARİHİ : 10/07/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 04/09/2024 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı/borçlu arasındaki ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin icra takip tarihi itibariyle davalıdan 233.158,62 TL alacaklı olduğunu, davalı tarafın ödeme yapmaması nedeniyle------İcra Müdürlüğü ------- dosyası ile takibe geçilen icra dosyasına davalının itiraz ettiğini, arabuluculuk aşamasınında anlaşamama le sonuçlandığını, hem müvekkilinin hem karşı tarafın ticari defterlerinin bilirkişi marifeti ile incelenmesini talep ettiklerini belirterek davalının -----. İcra Müdürlüğü ----- sayılı icra takibine haksız mesnetsiz ve kötüniyetli itirazının iptaline ve icra takibinin devamına, davalının------ İcra Müdürlüğü------. sayılı icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği için davalının%20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri ile dilekçe ekindeki Veresiye Defteri, Arabuluculuk Son Tutanağı, Vekaletname görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekilinin 08.10.2024 tarihinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddia ettiği alacağı delillendiremediğini, icra dosyasına takip dayanağı belge olarak sunulan hesap tablosu ile davacı tarafından işbu mahkemeniz dosyasına sunulan faturalar arasındaki tutarların birbirini tutmadığını, mahkemeniz dosyasına sunulan faturalarda bakiye cari borç şerhinin faturaların altına davacı yan tarafından düşülmüş olduğunu, davacı tarafından müvekkiline kesilen son fatura olan 12.03.2024 tarihli faturada bakiye cari borcun 9.384,46 TL olarak görüldüğünü, İşbu mahkemeniz dosyasına sunulan faturalarda ise müvekkilinin davacıya iddia edilen bedelde bir borcunun bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin davacının iddiasının aksine yapılan patates alımlarından sonra davacı şirkete patates bedellerini ya davacıya ait postan kart ile çekerek ya da davacı şirketin hesabına veya çalışanının hesabına havale yaparak ödediğini, davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, sundukları müvekkiline ait kredi kartı ekstrelerinde görüleceği üzere müvekkilinin davacıya ödediği bedellerin görüldüğünü, bu hususlara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini itirazın iptali davasının reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri ile dilekçe ekindeki 12.03.2024 tarihlifatura, Kredi Kartı Ekstreleri görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağından kaynaklı başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı tarafından davalı hakkında ----. İcra Dairesinin ------ esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, davalı tarafından borca itiraz edildiği, davacı tarafından süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Davacı taraf bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan açık hesap ilişkisine dayalı alacak talebinde bulunmaktadır.Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür.6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu,süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine,adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir.Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle,adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması,faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir.Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler, içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir.
Eldeki dosya incelendiğinde taraf ticari defterlerinin incelemeye ibraz edildiği kanuna göre eksiksiz olduğu ancak usulüne uygun olmayan kayıtlar bulunduğunun anlaşıldığı bu haliyle tarafların kayıtlarının ticari defterlerin delil niteliği göz önüne alındığında delil niteliğine haiz olmadığı bununla birlikte tarafların incelenen ba-bs kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu ve 20.06.2025 tarihli bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacının satış faturaları toplamının 1.297.334,12 TL olduğu bu faturaların davalı tarafından ba formuna konu edildiği karşılık ise davalı tarafından sunulan banka ödeme belgeleri toplamı olan 209.471,10 TL düşüldüğünde bakiye alacak olarak 1.087.863,02 TL göründüğü anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak takibe yapılan itirazın 233.158,62 TL üzerinden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Takip ve dava konusu alacak miktarı davalı borçlu tarafından bilindiğinden, “likit” yani muayyen ve belirlenebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla, icra inkâr tazminatının yasal koşullarının oluştuğundan davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile; ----. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 233.158,62 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına,
2-Takip konusu alacak likit olmakla hüküm altına alınan 233.158,62 TL alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 15.927,06 TL harçtan, peşin yatırılan 2.815,98 TL harcın düşümü ile geri kalan 13.111,08 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 2.815,98 TL Peşin harç ve 427,60 TL başvurma harcı 6.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 269,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 10.013,08 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 37.305,38 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
7- 3.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.