T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/68
KARAR NO : 2025/631
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 29/01/2024
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ------adresinde bulunan------ unvanlı, ----- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde ------ ticaret sicil no'sunda kayıtlı bulunan, 13.02.2012 tarihinde kurulmuş olan şirketteki 3 kurucu ortaktan biri olduğunu, müvekkili ------- bu şirketin kuruluşunda eski eşi ...'ın ısrarı nedeniyle ortaklar arasında adının geçmekte olduğunu, ancak müvekkili ...'dan boşanmış olup, şirket ile ilgili detaylı herhangi bir bilgisinin de bulunmamakta olduğunu, müvekkilinin E-devlet üzerinden sigorta borçlarının olduğunu görüntülemesi üzerine, şirket nedeniyle kendisinin aktif 4/b sigorta kaydı olduğunu ve bu nedenle her geçen ay borç yazıldığını fark ettiğini, ilerleyen yaşı ve kronik rahatsızlıkları ile işsiz oluşu da eklenince anılan sigorta tutarlarını ödemesinin pek mümkün olmamasının sebebiyle müvekkilinin şirketteki diğer ortaklara ulaşmak istemişse de irtibat kurması ve ulaşmasının pek mümkün olmadığını, müvekkilinin her geçen gün faal olmayan şirket nedeniyle 4/b sigorta borcunun çıktığını ve zarar etmekte olduğunu bunun üzerine taraflarınca yapılan tahkikat sonucunda şirketin fesih ve tasfiyesini istemek hususunda şartların oluşması nedeniyle dava açmanın gerektiğini, öncelikle davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesini bunun mümkün olmaması halinde ise müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasını ,Anılan şirket 2012 yılında kurulmuş olmasına karşın, yalnızca bir kaç yıl kadar faaliyetine devam etmiş, o zamandan bu zamana kadar ise gayri faal bulunmaktadır. Şirketin mal varlığı bulunmamakla birlikte, şirket kuruluş sözleşmesinde taahhüt edilen sermaye paylarının yatırılıp yatırılmadığı ve ortakların hisse paylarının sicilde tescil ettirilip ettirilmediği dahi belirli değildir. Tüm bu hususlarda ------ Ticaret Odasından ve ilgili sicil müdürlüklerinden şirketin kuruluş sözleşmesi, mal beyanları, sermaye paylarının yatırılıp yatırılmadığı, hisse paylarının tescil ettirilip ettirilmediğine ilişkin gerekli tüm bilgi ve belgenin celbini talep ettiklerini, şirkete ait olarak kuruluş kararı dışında, ------ Gazetesinde yayınlanan herhangi bir genel kurul tutanağı veya genel kurul kararının da bulunmamakta olduğunu, davalı şirketin uzun yıllardır yıllık olağan kurul toplantılarını yapmadığını, davalı şirketin veya müdürünün genel kurul çağrısı yaptığına ilişkin------Gazetesinde herhangi bir ilan olmadığını, yine uzun yıllardır faaliyeti bulunmayan ve kar edemeyen şirketin, kar dağıtımını da yapmadığını, ortaklar arasında herhangi bir irtibat imkanının da bulunmadığından bir araya gelinerek herhangi bir kararın da alınamadığını, bu hususların dahi şirketin feshi için yeterli bir sebep olduğunu, tüm bu nedenlerle ------ fesih ve tasfiyesi için koşulların oluşması sebebiyle öncelikle şirketin fesih ve tasfiyesini aksi halde ise davacı müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile dava konusu şirket ------ fesih ve tasfiyesinş aksi halde ise müvekkilinşz şirketteki ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalının usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.Davalı şirketin halı hazırda bir yetkilisinin olmaması, görev sürelerinin dolmuş olması nedeni ile davacıya davalı şirkete temsil kayyımı atanması hususunda süre verilmiş,----- Asliye ticaret mahkemesinin ------ Esas sayılı dosyasında davalı şirkete iş bu davada temsil hususunda kayyım atanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının dava dilekçesinde dile getirdiği nedenlerden ötürü davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, tanıklar dinlenmiş, davalı şirketin vergi ve sgk kayıtları celp edilmiştir. Tanıklar beyanlarında davacının şirket ortağı olduğunu, şirketin 3 ay kadar faaliyet gösterdiğini, ortaklar arasındaki bağın koptuğunu, şirketin uzun yıllardır hiçbir faaliyeti olmadığını, kayıtlı adresinde faaliyet göstermediğini beyan etmişlerdir.
Mahkememizce bilirkişiden rapor alınmış bilirkişi raporunda özetle ''Sayın Mahkemenizin 26.03.2025 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararında davalı şirketin 2012 yılından bu yana olan ticari defterlerinin 11.04.2025 günü saat 10:00’da mahkeme salonunda hazır edilmesi yönünde karar kurulduğu, buna karşın davalının belirtilen gün ve saatte ticari defterlerini hazır bulundurmadığı, ayrıca yerinde inceleme talep etmediği, 2. Davalı şirketin kuruluş tarihi olan 17.02.2012 tarihinden bu yana genel kurul gerçekleştirmediği ve başkaca bir karar alınmadığı, şirket kuruluşundan itibaren kar dağımı yapılmadığı, 3. ------ Sosyal Güvenlik Merkezince gönderilen müzekkere cevabında davalı şirketin aktif kaydının bulunmadığının belirtildiği, 4. Vergi Dairesi müzekkere cevabına göre şirketin 28.02.2023 tarihinde resen terkin edildiği, diğer anlatımla şirketin vergi mükellefiyet kaydının silindiği, 5. 2014 ile 2023 yılları arasındaki tüm yıllarda davalı şirketin faaliyet geliri elde etmediği, faaliyet giderine de katlanmadığı, şirketin 2014 yılından itibaren gayri faal duruma düştüğü, en sonki 2023 yılı Kurumlar Vergisi beyannamesine göre şirket bilançosunda yer alan aktif pasif kalemlerin birbiri ile mahsup edilerek sıfırlandığının anlaşıldığı, 6. Ticaret sicil kayıtlarında yer alan 50.000,00 TL tutarlı kayıtlı sermaye ile ------ Vergi Dairesinin gönderdiği müzekkere cevabında belirtilen 111.087,61 TL ‘lik vergi borcunun bir arada değerlendirilmesi neticesinde, davalı şirketin net işletme sermayesini kaybettiği ve borca batık durumda olduğu sonucuna gidildiği, 7. Şirketin uzun yıllar ticari faaliyetlerini yürütememesi dikkate alındığında, TTK m.531 uyarınca haklı sebebin oluştuğu kanaatine varıldığı, davalı şirketin ticari faaliyetlerini sürdüremediği ve davacı ortağın %25 paya sahip olduğu dikkate alındığında şirketin TTK m.531 uyarınca feshi yönünde karar verilebileceği, hususla ilgili nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, hususlarını içerir işbu bilirkişi raporu Saygı ile Sayın Mahkemenizin takdirine sunulmuştur.''şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.TTK'nın 636. Maddesinde haklı sebeplerin varlığında her ortağın mahkemeden şirketin feshini talep edebileceği düzenlenmiş olup haklı nedenlerin ispatı halinde feshe alternatif çözüm kapsamında mahkemeye farklı kararlar verme imkanı da tanınmıştır.Haklı sebep, ortaklık işlerinden doğmuş olabileceği gibi, ortaklık ilişkisi dışında kişisel ilişkiden de doğmuş olabilir. Önemli olan husus; böyle bir olayın ortaya çıkması durumunda ortaklık ilişkisinin devamının objektif olarak çekilmez bir hal almasıdır. Şirketten çıkacak ortağın haklı sebebin meydana gelmesinde kusurlu olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Davacı pay sahiplerinden şirketin devamı objektif olarak beklenemez bir hal aldığı bir durumda haklı sebeplerin mevcut olduğu kabul edilebilir. Ayrıca haklı sebebin gerçekleştiği hususunun kabulünde davacı pay sahipleri dışında kalan diğer menfaat sahiplerinin (şirket, diğer pay sahipleri, çalışanlar) haklarının da dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla haklı sebep ve bunun devamında fesih, ancak bu kimselerin menfaatlerinin haleldar edilmemesi kaydı ile ve son çare (ultima ratio) olarak kabul edilebilir. Doktrinde anonim ortaklığın feshine ilişkin haklı sebep olarak nitelendirilen bazı örneklere bakacak olursak:
- Şirketin, çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi sebebiyle, mali sıkıntı içinde bulunması,
- Şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması,
- Mali açıdan hiçbir geçerli sebep bulunmamasına rağmen, en az 3-4 yıl boyunca kâr payı dağıtılmaması,
- Azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması. Bunlar dışında, genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetler, şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) de diğer örnekler olarak sayılmaktadır.Yargıtay şirketin “uzun yıllar ciddi bir faaliyetinin olmamasının” haklı sebep olduğu görüşündedir.Konuya ilişkin karar örnekleri şu şekildedir:"...Şirketin uzun yıllar ciddi bir faaliyeti olmamışsa, fesih için yasal haklı nedenler oluşmuştur...” Yargıtay -----. HD------
“...şirketin faaliyete geçemeyip atıl durumda kaldığı, şirket giderlerini ortaklardan aldığı borçlarla kapatmaya çalıştığı, bu borçlara ilişkin icra takiplerine uğradığı ...o halde...feshi için kanuni haklı nedenlerin oluştuğu kabul edilmelidir...” Yargıtay ----- HD.-----Somut olay bazında değerlendirme yapıldığında davalı şirketin çok uzun yıllardır hiçbir ticari faaliyetinin olmadığı görülmektedir. Nitekim gelen vergi dairesi kayıtları ve ticaret sicil kayıtları da bunu doğrulamaktadır.Şirketin hiçbir zaman genel kurul icra etmediği, kar payı dağıtmadığı, vergi kaydının terkin edildiği, 2014 ile 2023 yılları arasındaki tüm yıllarda davalı şirketin faaliyet geliri elde etmediği, faaliyet giderine de katlanmadığı, şirketin 2014 yılından itibaren gayri faal duruma düştüğü,davalı şirketin net işletme sermayesini kaybettiği ve borca batık durumda olduğu görülmüştür. Esas olan şirketin yaşatılması olmakla bilindiği üzere şirketler kar elde etmek amacı ile kurulur. Uzun yıllar boyunca bu amacın gerçekleşmemesi hali mutlak bir fesih halidir. Ortaklar arasındaki bağ kopmuş olup şirketin aynı zamanda organsız olduğu, genel kurul toplantılarının icra edilmediği, kar elde edilmediği için kar payı da dağıtılmadığı, uzun yıllardır hiçbir faaliyeti olmadığı ve borca batık durumda olduğu görülmektedir. Tüm dosya kapsamı denetime el verişli bilirkişi raporu bir bütün olarak yukarıdaki gerekçeler nedeni ile davalı şirketin feshine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, haklı nedenin bulunduğu sonucuna varılmış ortada yaşayan bir şirket olmadığından feshe alternatif çözümlere başvurulmamış, fesih kararının en uygun çözüm olduğu sonucuna varımış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜNE;
1-6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca davanın kabulü ile ------ Ticaret sicil müdürlüğünün ------ sicil numarasında kayıtlı ------- FESİH ve TASFİYESİNE,
2-Davalı şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere Mali Müşavir ------ tasfiye memuru olarak atanmasına,
3-Tasfiye memuru için 30.000,00 TL ücret takdirine; ücretin ve ayrıca 10.000 TL tasfiye masraf avansı olmak üzere toplam 40.000 TL'nin karar kesinleştiğinde davacı tarafından mahkememiz veznesine yatırılmasına, bundan sonra tasfiye memuruna görevinin tebliğine,
4-Tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının, tasfiye memuru tarafından tasfiye giderlerine eklenmesine,
5-Kararın kesinleşmesinden sonra, 6102 sayılı TTK'nın 283. maddesi uyarınca Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına,
6-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı peşin alınan 427,60 TL nin mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.017,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı olarak toplam 8.517,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
9-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekili ile davalı şirket temsil kayyımının yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.