T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/406
KARAR NO : 2025/630
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/06/2023
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davadışı-----arasında var olan ticari ilişki sebebiyle, müvekkili tarafından keşide edilen çeklerin, kargo şirketine teslim edilmiş olsa da müvekkili şirkete ulaşmadığını, müvekkili şirket'in lehtarı olduğu ------keşide yeri ------ seri no'lu 22.03.2023 tarihli 910.905 TL ve------Keşide yeri ------ seri no.lu 20.04.2023 tarihli 425.161 - TL değerindeki çekleri ------ teslim alamadan yolda kaybolduğunu ve müvekkili şirkete hiç ulaşmadığını, müvekkili şirketin elinden, bilgisi ve onayı dışında çıkan çeklerin aslılarının, müvekkili şirkete ait olamayan kaşe ve imza ile beyaz ciro olarak 3. Kişilerce ------- teslim ettiğini ------. ise beyaz ciro yaparak ------- teslim ettiğini. her iki çek için aynı işlemin uygulandığını, ------ Keşide yeri ------- seri no'lu 22.03.2023 tarihli 910.905 TL değerindeki çekin 22.03.2023 tarihinde tahsil olduğunu ve işbu tahsil sonucunda müvekkili şirketin alacağını alamadığını ,yaşanan olayla birlikte müvekkilinin çeklerin kaybolduğunu kesin olarak tespit ettiğini, ----- keşide yeri ----- seri no'lu 22.03.2023 tarihli 910.905 tl ve ----- keşide yeri ----- seri no.lu 20.04.2023 tarihli 425.161 - tl değerindeki çeklere ilişkin hukuka aykırı olarak sözde müvekkili şirket tarafından ciro edildiğini,-----keşide yeri ------ seri no.lu 20.04.2023 tarihli 425.161 - tl çek ile ilgili ödemekten men kararının bulunmakta olduğunu,uyuşmazlık konusu çeklerin müvekkili şirket tarafından kanuna uygun bir şekilde ciro edilmediğini herhangi bir ödeme yükümlülüğünün de bulunmamakta olduğunu,müvekkili şirketin, cirantalarla ticari ilişkisinin bulunmadığı gibi sahte imza ile tahrifat yapılan çekin ciro edilmesinin, davalının kötüniyetini açıkça ortaya koymakta olduğunu,
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili----- Şirketi tarafından ------ ofis çalışma masası koltuğu, ofis misafir bekleme koltuğu ve delta etejerli çalışma masası satıldığını ve teslim edildiğini bu satışa ilişkin müvekkili firma tarafından------ kesilen 1.400.046,40 TL bedelli faturaya karşılık fimra tarafından müvekkili firmaya D----- şubesine ait, Keşidecisi ------ keşide yeri -----, keşide tarihi 20.04.203 olan,----- seri nolu, 425.161,00 TL bedelli ve ------ Ticari Merkez ------ şubesine ait, Keşidecisi -----., keşide yeri -----, keşide tarihi 22.03.203 olan, ----- seri nolu, 910.905,00 TL bedelli yetkili hamili olunan iki ayrı çek ciro edildiğini, müvekkili tarafından ------ şubesine ait, Keşidecisi -----keşide yeri ------, keşide tarihi 22.03.203 olan, ------ seri nolu, 910.905,00 TL bedelli çek vade tarihinde bankaya ibraz edilerek çeke konu ödemenin alındığını, yine müvekkili tarafından ------- şubesine ait, Keşidecisi -----., keşide yeri ------, keşide tarihi 20.04.203 olan, ------ seri nolu, 425.161,00 TL bedelli çekin vade tarihinde bankaya ibraz edildiğinde çeke ihtiyati tedbir konulduğundan bahisle ödeme yapılmadığını------ Şirketi'nin beyanları ve söz konusu davasının mesnetsiz olduğunu, şöyle ki söz konusu zayi davasının ikame edildiği tarihte çekin müvekkili firmada olduğunu ve yetkili hamilinin müvekkili firma olduğunu, müvekkili firma tarafından 910.905,00 TL bedelli çek ile bu dava konusu çekin ciro zincirinin bire bir aynı olduğunu, bu dava konusu çekin davacı tarafından------ciro edildiğini ve o şirket tarafından da müvekkili firmaya müvekkili firma tarafından ödemesi alındığından bahsedilen çek (910.905,00 TL bedelli çek ) yine aynı ciro zincirine aitken müvekkili firma tarafından bankaya ibraz neticesinde ödemesinin alındığını, öncelikle usulune uygun bir ıslah yapılmadan talep konusunun genişletilmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte bahsi geçen çeklerden ----- seri nolu (910.905,00 tl bedelli) çekin dava dışı lidersan tarafından müvekkiline ödenmiş olduğunu ancak istirdat davasına konu edilebileceğini,huzurdaki davaya konu icra takibinin müvekkili tarafından açıldığını müvekkilinin imzalarının istiklalı ilkesine güvenerek çeki teslim aldığını, bundan bahisle müvekkilinin elde etmiş olduğu çekte kendinden önceki cirantalarının imzalarının doğruluğunu kontrol etme yükümlülüğünün bulunmamakla birlikte imzaların sahteliğini ileri süren davacının çekin zayine ilişkin olarak almış olduğu bir kararının da bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinin 3.maddesindeki müvekkiline dair ithamlarının hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen asılsız olduğunu bu nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretini davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava dava dışı -----.. Şirketinin keşidecisi olduğu----- seri numaralı 22.03.2023 tarihli 910.905 TL bedelli çek ile yine bu şirketin keşidecisi olduğu ----- seri numaralı çekler nedeni ile davacının davalıya karşı açmış olduğu menfi tespit isteminin yerinde olup olmadığı, çeklerden 910.905 TL bedelli olanın dava öncesi tahsil edilmiş olması nedeni ile davacının bu çek nedeni ile menfi tespit davası açmasında hukuki yararı olup olmadığı, çeklerdeki davacıya ait ciroda bulunan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığına ilişkindir.Her ne kadar davacı yanca ----- seri numaralı 22.03.2023 tarihli 910.905 TL bedelli çek nedeni ile menfi tespit istenmiş ise de bu çekin dava öncesi tahsil edildiği, dolayısı ile davacının bu çek nedeni ile davalıya karşı menfi tespit isteminde hukuki yararı olmadığı görülmekle bu talebin hukuki yarar yokluğu nedeni ile red kararı verilmek üzere tefrikine karar verilmiş ve bu yönde karar verilmiştir. Her ne kadar -----ATM'nin ------ Sayılı dosyası iş bu dosya ile birleştirilmiş ise de mahkememiz dosyasının karar aşamasına gelmiş olması, bilirkişi incelemelerinin yapılmış olması,biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileme ihtimali olmaması nedeni ile mahkemesine iadesine karar verilmiştir.Tarafların iddia ve savunmaları yukarıda özetlenmiştir. Davacı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir ------Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. ( Bkz. Yargıtay HGK------Sayılı ilamı )Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davacı olan borçlu üzerindedir.Ancak imza itirazı halinde imzanın borçlu olmadığını iddia eden kişiye ait olduğu hususunda ispat külfeti davalı alacaklı üzerindedir.Davacı çeklerin keşidecisi tarafından çeklerin kargoya verildiğini, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğini, kargoda kaybolduğunu, çeki eline geçiren kişilerin davacı şirketin birden fazla kişiyle temsil edildiği hususunu göz ardı ederek çeki tedavüle koyduklarını, çek üzerinde bulunan kaşe ve imzanın davacı şirkete ait olmadığını ileri sürmüştür. Mahkememizce ---- - şirketine müzekkere yazılmış kargo takip numarası bu şirkete bildirilmiş kargo şirketinden verilen cevabi yanıttan söz konusu kargonun akıbetinin belirlenemediği, tüm birimlerde araştırıldığını ancak olumlu bir yanıt alınamadığı yolunda geri bildirimde bulunulmuştur.
Mahkememizce davacı şirketin keşide tarihindeki yetkilileri ilgili ticaret sicil müdürlüğünden celp edilmiş birden fazla kişiyle temsil edildiği görülmüştür. Davacı şirketin tüm yetkililerini,ıslak imzaları alınmış, bu kişilerin ıslak imza örnekleri celp edilmiş, çek aslı üzerinde bulunan imzanın davacı şirket yetkililerine ait olup olmadığı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınmıştır. Uzman grafolog bilirkişi raporunda "...Belgelerin analizi sonucunda elde edilen bulgular ışığında;
İnceleme konusu çekin arka yüzündeki 1. Ciro imza (Şekil A 3) kaligrafik miniskül “y” harfi benzeri bir yapının alt ucu saat yönünde döndürülerek devamında sarmal şekilde oluşturulan gramalarla tamamlanmış, sağa eğimli, yukarı doğrultulu, işlek özellikte bir imza olup bu imza ile ------karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojşk ve grafometrik tanı unsurları
açısından benzerlik noktasında bir ilişki saptanmaması nedeni ile inceleme konusu
20.04.2023 keşide tarihli, 425.161 TL bedelli, ------ Seri nolu çekin arka yüzündeki 1.
Ciro ------ kaşesi üzerindeki imzanın, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına
İnceleme konusu çekin arka yüzündeki 1. Ciro imza (Şekil A 3) ile -----
karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında tersim tarzı başta olmak üzere, yapıların
oluşturulma şekli, başlangıç ve bitiriliş özellikleri, yapılar arası bağlantılar, doğrultu, ritm,
işleklik gibi grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan yüksek derecedeki
uyumsuzluk ve benzemezlikler nedeni ile ------ Seri nolu çekin arka yüzündeki 1.
Ciro ----- kaşesi üzerindeki imzanın, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına
kıyasla, ----- eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır. Saygılarımla.
''şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Senet metninden anlaşılan def'iler, senedin incelenmesi ile görülebilecek savunmalardır. Burada senet ile kast edilen, senedin ön yüzü ve metni, arka yüzü ve alonjudur. Bu yüzden senet metninden anlaşılan def'iler mutlak def'iler olup, niteliğine göre bazen sadece ilgili borçlu ve bazen de her borçlu tarafından her hamile karşı ileri sürülebilirler. Örneğin bir kambiyo senedinin kanunda öngörülen zorunlu şekil şartlarının birinden yoksun olması, senedin vadesinin gelmemesi, senedin zamanaşımına uğraması her borçlu tarafından herkese karşı ileri sürülebilir.
Senetten doğan taahhüdün geçersizliğine (hükümsüzlüğüne) ilişkin def’iler, senedin metninden yahut ön veya arka yüzünden anlaşılmazlar. Bu def’iler, ortada şekil şartları açısından geçerli bir senedin varlığına rağmen, borçlulardan birinin veya bazılarının sorumluluğu ile sınırlı olarak, bu senedin hüküm doğurmaması halinde söz konusudur. Bu sonuç, sadece hükümsüzlük sebebi şahsında gerçekleşen kişi hakkında doğar. Geçersizlik şahsında gerçekleşen borçlu, geçersizlik def'ini herkese karşı ileri sürebilir. Bu yüzden senetten doğan taahhüdün geçersizliğine ilişkin def'iler mutlak def'iler olup, ilgili borçlu tarafından her hamile karşı ileri sürülebilirler. Senedi sonradan iktisap eden hamiller iyi niyetli olsalar bile, anılan def'ilerin ileri sürülmesi mümkündür. Örneğin bir kambiyo senedindeki borçlulara ait imzalardan birisi, yetkisiz temsilci tarafından atılmışsa veya bu imza sahte ise, anılan borçlu sorumluluk altına girmez. Senet, anılan borçlular bakımından geçersizdir (hükümsüzdür). Ancak bu geçersizlik hali, yalnızca geçersizlik şahsında gerçekleşen borçlu/borçlular tarafından ileri sürülebilir. İmzaların bağımsızlığı ilkesi (TTK m. 677) gereği bu geçersizlik, başka borçlular tarafından ileri sürülemez.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde dava konusu 20.04.2023 tarihli ------ Seri numaralı 425.161,00 TL bedelli senette bulunan imzanın davacı şirket yetkililerinden hiç birine ait olmadığı, davacı iddiasının zaten kargo şirketi yazı cevabı ile doğrulandığı, keşideci tarafından kargoya verilen bu çeklerin davacıya teslim edilemediği, akıbetinin belirsiz olduğu neticede davacı şirketin birden fazla kişi tarafından temsil edildiği ve senet üzerinde bulunan imzanın yetkililerden hiç birine ait olmadığı sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davalı yanca 910.905,00 TL bedelli çekin ödendiği bu nedenle bu çek bakımından bu iddianın ileri sürülmesinin mümkün olmadığı yolunda iddialar ileri sürülmüş ise de davacı çekin keşidecisi olmayıp lehdarı ve aynı zamanda ilk ciroyu yapan şirket olarak görülmektedir. Çek bedeli zaten davacı tarafından değil çekin keşidecisi tarafından ödenmiştir. Dava konusu çekin ise davacının açmış olduğu zayi davasında verilen tedbir kararı gereği ödenmediği görülmüştür. Dolayısı ile davacının bu bakımdan bir kabulü söz konusu değildir.Kladı ki davacı yanca o çek bakımından da ayrı dava açılmıştır. Çek üzerinde bulunan imzanın davacıya ait olmadığı yolunda defi senetten doğan taahhüdün geçersizliğine ilişkin def'ilerden olup mutlak def'ilerdendir.İlgili borçlu tarafından her hamile karşı ileri sürülebilirler. Senedi sonradan iktisap eden hamiller iyi niyetli olsalar bile, anılan def'ilerin ileri sürülmesi mümkündür.Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kabulüne karar verilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE;
Davacının ----- İcra müdürlüğünün -----. Sayılı dosyasında takibe dayanak yapılan 20.04.2023 tarihli ------- Seri numaralı 425.161,00 TL bedelli çekten ve takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 29.042,74 TL harçtan dava açılırken peşin alınan 179,90 TL ile tamamlama yolu ile alınan 22.637,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.225,16 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç,tamamlama yolu ile alınan 22.637,67 TL olmak üzere toplam 22.997,47 TL yargılama gideri mahiyetindeki harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davacı yanca yapılan 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 3.848,00 TL tebligat, posta gideri ve diğer yargılama giderleri toplamı 11.348,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Ücr. Trf.'ne göre 67.774,15 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.