T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/458
KARAR NO : 2025/549
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/07/2023
KARAR TARİHİ : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -------- mukim olan davacının, dünyanın bir çok ülkesinden tedarik ettiği muhtelif ticari
ürünlerin distribütörlüğünü yaptığını, davalı .. yetkilisi ...
ile Türkiye'de ve internet üzerinden bir kaç kez görüştükten sonra davalılar ile iş ortaklığı yapmaya
karar verdiklerini, davalılar ile sonrasında yapılan, davacının satın alma bedeli olarak
102.269,50Euro ödeyerek finanse ettiği, davalıların ise uygun fiyata tedarik ederek gümrük ve
nakliyeye ilişkin her türlü vergi ve gideri ödeyip ----- çıkışlı -- ve -------- yapılacak 3
adet tütün sevkiyatı anlaşmasına göre davacının ödediği 102.000Euro'ya karşılık, davalıların
davacıya 15.08.2022 tarihinde 50.500Euro, 15.09.2022 tarihinde 51.000Euro ve 15.10.2022 tarihinde ise 51.000Euro ödemesi şeklinde bir kar ortaklığı sözleşmesinin akdedildiğini, davacı ile davalılar
arasında davacının finanse ettiği, davalıların ise uygun fiyata tedarik edip gümrük ve nakliyesini
organize ve finanse ederek gönderdiği ürünlerin satımından elde edilecek karın giderler düşüldükten
sonra yarı yarıya paylaşımı kararlaştırıldığını, davacı -------, borçlular ise Türkiye'de yerleşik
olduğundan sözleşme, taraflarca mail aracılığı ile imzalanarak birbirlerine gönderilmiş olduğunu,
taraflarca karşılıklı olarak imzalanmış sözleşme ve Türkçe tercümesini sunduklarını, davacı anlaşma
gereğince davalı .... tarafından düzenlenmiş;
---- numaralı faturaya istinaden 23.000-Euro'luk faturayı, 31.05.2022 tarihinde,
----- numaralı faturaya istinaden 17.000-Euro'luk faturayı, 01.06.2022 tarihinde,
------ numaralı faturaya istinaden 11.000-Euro'luk faturayı, 02.06.2022 tarihinde,
----- numaralı faturaya istinaden 19.000-Euro'luk faturayı, 09.06.2022 tarihinde
------- numaralı faturaya istinaden 17.000-Euro'luk faturayı, 10.06.2022 tarihinde,
------ numaralı faturaya istinaden 15.000-Euro'luk faturayı, 17.06.2022 tarihinde,
ödendiğini, bu anlaşmaya göre davacının, davalı ...'ın sahibi ve yetkilisi olduğu diğer
davalı ...Ş. tarafından düzenlenmiş 6 adet faturaya istinaden banka havale
ücretleri de dahil olmak üzere toplam 102.269,50Euro ödediğini, sözleşmeye göre alacağını umarak
işbu meblağları davalı tarafın banka hesabına transfer ettiğini, ------. Noterliği'nin 15.03.2023
tarih ve ------ Yevmiye numaralı sözleşme uğruna ödenen 102.269,50 Euro 'nun verilen sürede
ödenmesi istemi ve haklı sebeple sözleşmeden dönme ihtarı davalılara tebliğ edilmiş olup verilen
sürede ihtarın gereği yapılmamış olduğunu, TBK MADDE 125 hükmüne göre davalıların kendisine
gönderilen paranın tamamını davacıya geri vermekle yükümlü olduğunu, davalılar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre de aldıklarını iade etme yükümlülüğünde olduğunu beyan etmiş ve haklı sebeple dönülen sözleşme uğruna ödenen paraya istinaden şimdilik 500Euro, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebi ile uğranılan zarara istinaden ise şimdilik 500Euro olmak üzere 1.000Euro belirsiz alacağın, yargılama aşamasında belirlenebilir hale gelmesiyle birlikte belirlenen meblağ üzerinden alacağın arttırılmak üzere fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru karşılığı ve kamu bankalarının uygulamış olduğu en yüksek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : D avalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... ------- yetkilisi olduğunu, davalı davacı tarafın ileri
sürdüğü gibi tütün sevkiyatına ilişkin bir sözleşme yapmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan
sözleşmedeki imza davalıya ait olmadığını, sözleşmeyi kabul etmiyor ve sözleşmedeki imzaya itiraz
ettiklerini, davalı ile davacı arasında ------ çift kişilik ranza, yedi kişilik uyku seti, yatak şiltesi,
metal dolap gibi ürünlerin gönderilmesine ilişkin anlaşmanın yapıldığını ve davalının bu ürünleri
temin ederek ------ 16 adet tır ve bir adet 40'lık konteyner göndermiş olduğunu, bunlar dışında
3 kamyon malzeme de davalı şirketin ----- deposundan gönderildiğini, söz konusu bu
anlaşmayla ilgili uyuşmazlık Mahkemenizin ------ Sayılı dosyası ile görülmekte olduğunu,
davalı bu anlaşma ile ilgili alacaklarını tahsil edememiş olup davacıdan alacaklı durumda olduğunu,
davalı ile davacı arasında ayrıca ------ projesi olarak adlandırılan bir proje için konuşmuşlar
ancak anlaşamamış olduklarını, davalı davacının elinde kalan maske ve önlüklerle ilgili 3 tırlık
sevkiyatı almış; bunların muhafaza ve imha giderlerini karşılamış, davalının söz konusu ürünlerin
antrepo ve imha giderleri için davacıdan alacaklı konumda olduğunu, davalı davacıyı -----
Gümrük İdaresi ve Maliyesine şikayet ettiğini, davacının ------ bulunan şahıs şirketinin
konkordoto ilan etmiş olması nedeniyle Türkiye'ye faturasız para aktarması mümkün olmadığından davalıdan fatura tanzim etmesini talep ettiğini, davalı da------ülkelerine yapılacak tütün
sevkiyatı ile ilgili faturayı oluşturmuş olup davacının bu faturaya istinaden yapmış olduğu ödeme, davalının önceki projelerden kalan alacaklarına ilişkin yapıldığını, daha önce izah ettiğimiz gibi taraflar arasında tütün sevkiyatı ile ilgili bir sözleşme yapılmamış olup sunulan sözleşmedeki imza davalıya ait olmadığını, davalının davacıdan 84.000 Euro alacaklı konumda olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava taraflar arasındaki adi ortaklık mahiyetinde ki sözleşme uyarınca tarafların edimlerini yerine getirip getirmedikleri davacının davalıya gönderdiği belirtilen 102.269,50 Euro bedeli sözleşmeden dönme sonrası ödenen paranın geri iadesinin talep edilip edilemeyeceği, sözleşmeden dönme sebebiyle davacının uğramış olduğu zarar bulunup bulunmadığı var ise miktarı davalının sözleşme üzerinde ki imza itirazının yerinde olup olmadığı, dava konusu alacağın sebebi hususlarında ihtilafın toplandığına ilişkindir.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
04/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;A. Mali inceleme neticesinde:
1. T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan gelen 27.05.2024 tarihli yazısında davacı ...------adında mükellefiyet kayıt bilgisine ulaşılamadığı belirtildiğinden, davacı yanın
--- yabancı şirket olmasından Türkiye’de mükellefiyetinin olmamasından dolayı
ticari defter tasdik bilgileri hususunda inceleme yapılamadığı,
2. Davalı şirketin 2022 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içinde
yaptırmış olduğu fakat yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yasal süresinden sonra
yaptırmış olduğu, davalı şirketin ticari defterlerinde davacı yan ile olan cari hesap
hareketleri bulunmadığı,
3. Davacı şirketin davalı yana yapmış olduğu ödemeler incelendiğinde 102.269,50 EURO
ödemenin dava dosyasına konu olarak ...’nin yetkilisinin
... hesabına yapıldığı,
4. Dosyadaki Özel İşbirliği Anlaşması’nın geçerliliği noktasında tarafımızca bir inceleme
yapılmadığı, bu husustaki ve dosyadaki mail yazışmalarının incelenmesinde ve genel olarak -----Asliye Ticaret Mahkemesi ------ Esas
taktir Sayın Mahkemenin olmakla birlikte davacı şirketin davalı yandan toplam
102.269,50 EURO alacaklı olduğu,
5. Davacı sözleşmenin hükümsüz kalmasından ötürü maddi zararının oluştuğunu iddia etse de
bu yönde bir zarar hesaplamasının dava dosyası kapsamında belge ve bilgi görülmediğinden
yapılamadığı, B. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Davacı tarafından dava dilekçesinde:
- haklı sebeple dönülen sözleşme uğruna ödenen paraya istinaden şimdilik 500Euro,
- sözleşmenin hükümsüz kalması sebebi ile uğranılan zarara istinaden ise şimdilik
500Euro
ödenmesinin talep edildiği,
2. Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde “Özel İşbirliği Anlaşması” başlıklı (tercüme
edildiği anlaşılan) sözleşmenin sunulduğu;
3. “Davalının sözleşmedeki imzaya yönelik itirazının yerine olup olmadığı” hususunda:
Sözleşmenin ------ aslında davalı şirketin kaşesinin üstünde bir imzanın bulunduğu;
ancak uzmanlık alanımız gereğince imzanın kime ait olduğunun, şirketin yetkili temsilcisi
tarafından atılıp atılmadığı hususunun değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; eğer Sayın
Mahkemece davalılar ile davacı arasında TBK m. 6201 hükmü gereğince adi ortaklık
sözleşmesi kurulduğu kabul edilir ise bu halde davalılar arasında TBK m. 623/I”2 ve TBK
m. 638/II3 hükmü gereğince müteselsilen sorumluluğun olduğu; müteselsil sorumluluğun
TBK m. 162/II4 hükmü gereğince “kanundan” doğduğu;
4. “Adi ortaklı mahiyetindeki sözleşme uyarınca tarafların edimlerini yerine getirip
getirmedikleri” hususunda: Tarafların üstlendiği edimlerden hangisinin yerine getirildiğini
tespit etmenin uzmanlık alanımız gereğince mümkün olmadığı,
5. Davacı tarafından ------. Noterliği'nden 15.03.2023 tarihinde davalılara gönderilen
5. Davacı tarafından --- ---. Noterliği'nden 15.03.2023 tarihinde davalılara gönderilen
------- yevmiye numaralı ihtarnamede özetle davalıların teslimatı hala
gerçekleştirmediklerinin ve davacının zarara uğradığını ileri sürdüğü; sözleşme gereğince
ödenen 102.269,50Euro'nun iadesinin ve yatak seti için ödenen 584.111,15Euro’nun
tebliğden itibaren 10 gün içinde ödenmesinin talep edildiği, ayrıca haklı sebeple
sözleşmeden dönme beyanının iletildiği, işbu ihtarnamenin 18.03.2023 tarihinde davalı
şirketin yetkilisi diğer davalı ...’a tebliğ edildiği,
6. “Davacının davalıya gönderdiği 102.269,50Euro’nun sözleşmeden dönme sebebiyle
TBK m. 77 hükmünce sebepsiz zenginleşme kapsamında talep edilip edilemeyeceği”
hususunda: Davacı “haklı sebeple dönülen sözleşme uğruna ödenen paraya istinaden
şimdilik 500Euro’nun iadesini” talep etmiş olup eğer Sayın Mahkemece davacının haklı
nedenle sözleşmeden döndüğü (sözleşmeyi sona erdirdiği) kabul edilir ise bu halde davacı
tarafından yapılan ödemelerin iadesinin, TBK m. 77/II6 ve TBK m. 125/III,cümle 17 hükmü
gereğince “sona eren sebebe dayalı” olarak verilenlerin geri verilmesinin (iadesinin) talep
edilebileceği; takdirin elbette Sayın Mahkeme’ye ait olduğu,
7. “Sözleşmeden dönme uyarınca davacının uğradığı zararın olup olmadığı, varsa miktarı”
hususunda: Davacı “sözleşmenin hükümsüz kalması sebebi ile uğranılan zarara istinaden
ise şimdilik 500Euro’nun ödenmesini” talep etmiş olup eğer Sayın Mahkemece davacının
haklı nedenle sözleşmeden döndüğü (sözleşmeyi sona erdirdiği) ve maddi zarara uğradığı
kabul edilir ise bu halde TBK m. 125/III, cümle 28 hükmü gereğince davacının sözleşmeden dönme ile birlikte menfi (olumsuz) zararını talep edebileceği; ancak HMK m. 190, 194; TMK m. 6 hükümleri gereğince davacı tarafça “sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zararın” kapsamının ne olduğunun ve dolayısıyla miktarının (mali inceleme kısmında) belirlenemediği; takdirin elbette Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, yönündeki kanaatimizi saygı ile arz ederiz''şeklinde rapor sundukları görülmüştür.
Davacı gerçek kişinin tacir olduğu, buna dair kayıtların mahkememizin ------ Sayılı dosyasına ibraz edildiği, davalı şirketin de tacir olduğu dolayısı ile tacirler arası ticari satım sözleşmesinden kaynaklı iş bu ihtilafta mahkememizin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Taraflar arasındaki özel iş birliği anlaşması incelendiğinde davacı ile davalı şirket arasında düzenlendiği ve imza altına alındığı, sözleşmenin ilgili hükümleri incelendiğinde davalılardan ------ arası 2x1 tütün sevkiyati için 40 konteyner, -----arası 2x1 tütün sevkiyatı için 20 konteyner sağlayacağı, ------ arası 2x1 tütün sevkiyatı için 20 konteyner sağlayacağı, sözleşmenin 4. Maddesinde davalı ---- sevkiyatların nakliye ve satışı için tüm işlemlerin hukuka uygun olacağını taahhüt ettiği, sözleşmenin 5. Maddesinde yukarıda yazılı sevkiyatlar için düzenlenmiş olan faturaları ödeyeceği, 7. Maddede davacının 31.05.2022 tarihinde tamere toplam 6 konteyner serbetli tütün sevkiyatı için 51.000 Euro ve 08.06.2022 tarihine kadar yine 51.000 Euro ödeyeceğinin hükme bağlandığı, sözleşmenin davacı ile davalı şirket arasında imzalandığı, davalı ...'in davalı şirketin tek hissedarı ve mesul müdür olduğu görülmüştür. Davalılar cevabında sözleşmede belirtilen imzanın davalı ...'e ait olmadığını ileri sürmüştür. Davalı şirket tarafından düzenlenmiş sözleşmede belirtilen faturalara istinaden davacının ödemeleri davalı ...'in hesabına yatırdığı, davalının ihtirazi kayıtsız ödemeleri aldığı görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 125. (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 137.) maddesi gereğince ticaret şirketleri tüzel kişiliği haiz olup, kanuni istisnalar haricinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 48. maddesi kapsamında bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduklarına göre, istisnalar hariç olmak üzere, şirket malvarlığının, aktif ve pasifiyle birlikte, sahibi tüzel kişidir -----Tüzel kişiliğin bu malvarlığı, kendine özgü, bir amaç birliği içinde ve kendisini oluşturan kişilerin malvarlığından bağımsız bir malvarlığı olarak ortaya konulmalıdır. Tüzel kişiliğin bu malvarlığının onu oluşturan kişilerin malvarlığından da bağımsız olması gerektiğini belirten bu temel ilkeye “mal varlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı” ilkesi denilmektedir------ Ayrılık ilkesi gereğince, tüzel kişilik çatısı altında bir araya gelen, başka bir deyişle tüzel kişiliği oluşturan gerçek veya tüzel kişiler, oluşturdukları tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu olmazlar.Tüzel kişi ile üyeleri arasındaki bu ayrılık ilkesinin mutlak olarak her durum ve koşulda uygulanması bazı haksız durumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Öğreti ve uygulamada, özellikle borç ve sorumluluktan kurtulabilmek amacıyla tüzel kişiliğin bir araç olarak kullanıldığı hâllerde, tüzel kişi ve üyeleri arasındaki bu ayrılığın kaldırılarak üyelerin sorumluluğuna gidilebileceği kabul edilmektedir-------Bu durum öğreti ve uygulamada “tüzel kişilik perdesinin aralanması” olarak ifade edilmektedir.
Gerçekten de hukuk kuralları dolanılmak suretiyle kanuna karşı hile yapılması, ayrı tüzel kişilik kavramına sığınarak onun ardında yer alan kişilerin taraf oldukları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmeleri ya da üçüncü kişilere zarar vermeleri, sonra da tüzel kişilik kavramının ardına gizlenmeleri dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ilkelerine açıkça aykırı olup hukuk düzenince de korunamaz. Bu gibi durumlarda TMK’nin 2/2 maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması söz konusu olduğu için tüzel kişilik perdesi aralanmalı ve perdenin ardında yer alan kişiler gerektiğinde sorumlu tutulmalıdır------ Başka bir deyişle tüzel kişiye hukuk hayatında ayrı bir hukuki varlık tanınması ancak TMK’nin 2. maddesi kapsamında kurallara uygun hareket edilmesi ve tüzel kişiliğin ortakları veya yöneticileri tarafından kötüye kullanılmaması hâlinde söz konusu olabilir. İyi niyet kurallarına riayet edilmemesi ve tüzel kişiliğin kötüye kullanılması hâllerinde tüzel kişilik perdesi aralanarak, tüzel kişilik perdesinin arkasındaki gerçek duruma göre bir sonuca varılması gerekmektedir (-------Bir kimsenin davranışlarında tutarlılık bulunmasını gerektiren bir prensip yoktur. Fakat bir hukuki ilişkide bir kimse davranışı ile karşı tarafta esaslı bir güven uyandırdıktan sonra, artık bu davranışına aykırı tutum takınamaz (venire contra factum proprium)------
“bir hakkın kullanılması açık bir haksızlık doğuruyorsa, kanun bu hak kullanmayı, bu hakkı korumaz..kötüye kullanmanın başladığı yerde kötüye kullanılan hak sona erer..Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması ilkeleri emredicidir..dürüstlük kuralı , hukukun tamamında geçerli bir genel ilke, üstün norm olduğu için hakimi hem bağlar hem de yol gösterir.Yasal sınırlar içinde kullanılan ve başkasını gereksiz yere zarara sokmayan hak gerçek hak, kötüye kullanılan hak ise görünüşte hak olarak adlandırılmıştır..hakkın kötüye kullanılması yasağı kamu düzeni ile ilgilidir.Karşı tarafta güven uyandırdıktan sonra davranışını değiştirmek veya yeni ya da öncekinden tamamen farklı bir davranışta bulunarak karşı tarafı hukuken elverişsiz duruma sokmayı hukuk düzeni kabul etmez.Çünkü karşı tarafın güvenini boşa çıkarmak, sonraki davranışı ile önceki davranışını ve sonuçlarını tamamen ortadan kaldırmak hakkın kötüye kullanılmasıdır.Karşı tarafta, önceki bir takım davranışları ile güven uyandırdıktan sonra, bu güveni sarsacak, boşa çıkaracak şekilde davranılmasına hukuk müsaade etmez..venire contra factum proprium…kimse önceki çelişkili fiiline dayanamaz.. Hak sahibi daha önceki davranışı ile bir hakkını kullanmayacağını açıklamışsa veya davranışlarından bu sonuç çıkıyorsa, daha sonra, bu davranışı ile çelişir biçimde o hakkı kullanırsa, hakkını kötüye kullanmış olur..”------) Somut olayda sözleşmede davacı ve davalı şirket kaşe ve imzaları bulunmakta ise de sözleşme incelendiğinde paranın ----- gönderileceği, hak ve yükümlülüklerin ------ ait olacağı şeklinde düzenlemeler olduğu açıkça görülmektedir. Nitekim zaten paralar da davalı ...'e gönderilmiş faturalar ise davalı şirket üzerinden düzenlenmiştir. Davalı her ne kadar sözleşmede yer alan imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş ise de davalı ...'in davalı şirketin düzenlemiş olduğu ve sözleşmede yer alan seri numaraları yazılmış faturalarına istinaden davacı tarafından yapılan ödemeleri ihtirazi kayıtsız aldığı, kaldı ki davalı şirket tarafından düzenlenmiş faturaların sözleşmede yer alan seri numaraları ile aynı olduğu yani sözleşme ilişkisinin davalılarca zaten benimsendiği, paranın ------ tarafından ihtirazi kayıtsız alındığı, tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanarak bu kişinin sorumluluktan kurtulamayacağı, aksi halin dürüst davranma ilkesi ile çelişeceği nazara alındığında bu iddianın hakkın kötüye kullanımı vasfında olduğu sonucuna varılmış itiraza itibar edilmemiştir.
Davalılar cevabında davacının ------ bulunan şahıs firmasının konkordato ilan etmiş olması nedeni ile Türkiye' ye faturasız para göndermesi mümkün olmadığından davalılardan fatura tanzim etmelerini talep ettiğini, davalıların da ----- ülkelerine yapılacak tütün sevkiyatı ile ilgili faturaları oluşturduğunu, davacının bu faturalara istinaden yaptığı ödemelerin esasen davacının önceki borçlarının ifası mahiyetinde olduğunu, davacıdan alacaklı olduklarını ileri sürmüş ise de bilirkişi raporunun 9 ve 10. Sayfalarında belirtildiği üzere ödemelerin faturalara istinaden davacı yanca yapıldığı, davacının cari hesap hareketlerinde davacının davalılardan alacaklı olduğunun görüldüğü, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun tutulmadığı, davalı şirket ticari defterlerinde 2022 yılından sonra davacı ile olan cari hesap hareketlerinin bulunmadığı, usulsüz tutulan defterlerinde de davacıdan alacaklı olduklarının görülmediği anlaşılmıştır. Davalının savcılık soruşturma dosyasında verdiği ifade incelenmiş yukarıdaki gibi "..Bu nedenle faturasız Türkiye'ye para gönderemeyeceği için----- ülkelerine yapacağım 3 konteyner tütün sevkiyatı ile ilgili faturayı şikayetçi adına oluşturdum. Bu nedenle şikayetçi bana toplam 102.000 Euro gönderdi. Bir anlamda şikayetçi bana olan borcunu bu şekilde ödemiş oldu.." şeklinde beyanda bulunduğu ancak kendi ticari defter ve dayanaklarından da davacıdan alacaklı olduğunun görülmediği anlaşılmıştır. Davacı hem bu sözleşme hem de mahkememizin ----- soruşturma sayılı dosyasında dava konusu olan 31.05.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklı hususlardan dolayı davalıyı şikayet etmiş ---- CBS'nin ----- soruşturma sayılı dosyasından olayın hukuki ihtilaf olduğundan bahisle verilen takipsizlik kararının itiraz üzerine------Sulh ceza hakimliğinin 03.10.2024 tarih----- değişik iş sayılı kararı ile soruşturma dosyası kapsamı ve şüphelinin ( davalı ...) benzer suçlardan derdest dava dosyalarının olduğu, suça konu değer dosyadaki bilgi ve belgeler kapsamında dava açmak için yeterli şüphe olduğu gerekçesi ile verilen kararın kaldırıldığı, dosyanın halen savcılık makamında olduğu görülmüştür.6098 sayılı TBK'nın 125. Maddesi " Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.
Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." hükmüne haizdir. Netice itibarı ile davacının sözleşme kapsamında belirtilen ödemeleri davalılara yaptığı, davalılardan ------ hesabına ödemelerin yapıldığı, ihtirazi kayıtsız alındığı, diğer davalının da faturaları düzenlediği, ancak söz konusu tütün sevkiyatlarını yerine getirmedikleri, zaten bu sevkiyatların gerçekleşmediğinin ihtilafsız olduğu, davalıların bu paranın davacının önceki borçlarına istinaden yapıldığını ileri sürdükleri ancak bu iddialarını da ispat edemedikleri ve temerrrüde düştükleri, davacının davalı temerrüdü nedeni ile TBK'nın 125. Maddesi gereği noter ihtarı ile döndüğü ve ödenen bedeli geri talep ettiği, netice itibarı ile davacının bu yönden haklı olduğu, sözleşmeden dönem nedeni ile uğranılan zarar kapsamında ise iddiasını ispata yarar delil sunmadığı ve zaten bu yönden bir talep arttırıma da gidilmediği nazara alınmış davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre nisbi karar ve ilam harcının ve avukatlık ücretinin hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay ----- Hd.-----) davada kabul edilen miktar 102.269,50 Euro olup dava tarihinden bir gün önceki ----- bankası efektif satış kuruna göre dava değeri 2.908.380,94 TL dir. Red edilen miktar da 14.219,20 TL dir. Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri buna göre belirlenmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; 102.269,50 Euro alacağın dava tarihi 04.07.2023 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
2-Fazlaya dair istemin reddine,
3-Alınması gerekli 198.671,50 TL harçtan peşin alınan 485,66 TL peşin harç ile 75.906,00 TL talep arttırım harcının mahsubu ile bakiye 122.279,84 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı yanca yatırılan 485,66 TL başvuru harcı, 485.66 TL peşin harç ile 75.906,00 TL ıslah harcı olmak üzre toplam 76.877,32 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davacı yanca yapılan 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 464,75 TL posta vs. masraflar olmak üzere toplam 10.464,75 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 10.413,83 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 376.670,48 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7- Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve red nedeni aynı olduğundan red edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 14.219,20 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
8-Kararın kesinleşmesi ve talep halinde HMK 333. maddesi gereği artan gider avansının yatırana İADESİNE,
9-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 22,48 TL sinin davacıdan 4.577,52 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,Dair karar,6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.