T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/519
KARAR NO : 2025/464
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 30/05/2024
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 30/05/2024 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin turizm alanında faaliyet gösteren, diğer şirketlere ve turizm acentelerine kafile taşımacılığı ve araç kiralama hizmeti veren bir firma olduğunu, müvekkili tarafından davalı şirkete aralarındaki taşıma sözleşmesine istinaden araç kiralama ve tur kafilelerinin taşınması hizmeti verildiğini, müvekkili şirketin anlaşma kapsamındaki taahhütlerini yerine getirerek, davalıya karşı yükümlülüklerini eksiksiz şekilde tamamladığını, bu kapsamda verilen hizmetlerin karşılığı olarak 31/03/2023 tarih ve ----- numaralı 263.435,00-TL bedelli fatura düzenlendiğini ve davalıya tebliğ edildiğini ancak ilgili tutarın müvekkili şirkete ödenmediğini, faturaya itiraz da edilmediğini, fatura bedelinin ödenmesi için ---- Noterliği'nden ----- keşide numarasıyla ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin muhataba tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını beyanla; fatura bedeli olan 263.435,00 TL'nin şimdilik 5.000 TL'sinin fatura tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Ticari davalarda dava şartı arabuluculuk zorunlu olup işbu davada görevsizlik kararından sonra ticari davalarda arabuluculuk yapılmamıştır. Fatura alacağı bölünebilir bir alacak olmadığından kısmi dava açılması hukuka aykırıdır. Karşı taraftan işbu davaya konu edilen hizmet hiç alınmamış olup müvekkil şirketin böyle bir borcu bulunmamaktadır. Karşı taraf hangi hizmete karşılık bu faturanın kesildiğini açıklamalıdır. Haksız davanın reddine,
%20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederiz." denmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
----- Sulh Hukuk Mahkemesinin ------ Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın mahkememize tevzi edildiği görüldü.
Dava, faturaya dayalı hizmete yönelik alacak talebine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf ,bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.
Davacı taraf dava konusu faturalardan dolayı takip talebi başlatmış, davalı tarafta faturada belirtilen hizmeti satın almadığını ve hizmetin yerine getirilmediğini belirterek borca itiraz etmiştir. Dava dosyasında dava konusu hizmetin yerine getirildiği hususunda herhangi bir belge mevcut değildir. Davalının defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde dava konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Söz konusu fatura içeriği hizmetin teslim edildiğine dair bir bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulmadığı yine davalı şirketin defterlerinde de söz konusu faturanın kayıtlı olmadığı bu manada salt faturanın teslim edilmiş olmasının hizmetin yerine getirildiğinin söylenemeyeceği anlaşılmakla davacı tarafa dava dilekçesinde dayanmış olduğu yemin delili hatırlatılmış bu yönde davalı şirket yetkilisi yeminli beyanında hizmeti almadıklarını beyan etmiş olup davacının davalıya faturaya konu hizmeti teslim ettiğinin ispatlanamaması karşısında açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin yatırılan 427,60 TL harcın düşümü ile geri kalan 187,80 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,
4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-) 3.600,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.