T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/148
KARAR NO : 2025/521
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 27/02/2023
KARAR TARİHİ : 04/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine olarak ----. İcra Müdürlüğü'nün ------ dosyasıyla 2500.000 USD tutarlı bonoya dayalı (ödeme gününden itibaren üç yıllık sürenin geçmesi nedeniyle) ilamsız takip yolu ile icra takibine geçilerek davalılara "Örnek No:-----" ödeme emiri gönderildiğini, davalıların itirazları nedeni ile------ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, dava devam ederken davalılar tarafından ödeme emrinin iptali yönünde -----. İcra Hukuk Mahkemesi'nin -----dosyası üzerinden ödeme emrini iptali talebiyle dava açıldığını, işbu davanın 10.06.2021 günlü kararla reddedildiğini, davalıların ret kararının kaldırılması yönünde yaptıkları istinaf başvurusunun ----- Bölge Adliye ---- Hukuk Dairesi'nin 16.09.2022 gün ve ----- kararıyla ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda borçlulara - davalılara 22.11.2022 günü yeninden ödeme emri tebliğ edilmiş ve davalılar 29.11.2022 günlü dilekçe ile takibe ve borca yeniden itiraz ederek takibi durdurduklarını, ----. BAM ------. HD kararı kararı doğrultusunda ikinci ödeme emrinin gönderilmesi bir zorunluluk olup, bu nedenle borçlulara yeninden ödeme emri gönderildiğini ve davalıların süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduklarını, ----- çalışan davacı ...,---- ve ---- ile birlikte hareket ederek pay dağılımı %90 ... ve %10 ---- adlarına olacak şekilde -----kurdukları, bu ortaklıkta emek ve bilgi sermayesinin ..., ------ tarafından, nakit sermayenin de ... tarafından verildiği, ortaklık kurulurken ...'ın pay sahibi olarak görünmemesinin sebebiısı ise rekabet yasağı kapsamındaki faaliyette bulunma yasağı nedeniyle olduğu, şirketin her ne kadar ..., ------ adlarına kayıtlı kurulmuş ise de gerçekte ortaklık ve paylaşımının ... ve ..., ------ olduğu, resmi kayıtlardaki ortaklığın yalnızca görüntü olarak var olduğunu, şirket ünvanının değişikliğe gittiğini, ------adını aldığı, taraflar arasında meydana gelen bu anlaşmazlık nedeniyle davacı ve diğer emek sermayesi koyan taraflar ortaklıktaki tüm paylarını 2008 tarihinde davalı tarafa devrettiği, işbu devir nedeniyle nominal pay bedeli hariç davalı tarafın ayrılma payı olarak 350.000 USD bedel üzerinden anlaşmaya varıldığı, ayrılma payı olan 350.000 USD/ısı 4 ayrı bono şeklinde 16.08.2012 tanzim ve 30.09.2012, 30.11.2012, 28.02.2013 ve 01.04.2013 vade tarihli ilk üçü 100.000 USD son bono ise 50.000 USD olarak düzenlendiği, davalı tarafın ilk bonoyu ödediği ancak kalan diğer bonoların ise ödenmediğini; davacı ve diğer emek sermayesi koyanlar, tüm paylarını devrettikten sonra da şirkette üst düzey yönetici olarak çalışmaya devam ettikleri, şirketin nakit akış sorununun çözülmesine rağmen davacının ayrılma payının tamamının ödenmediği, bu nedenle de davacı tarafın 2013 tarihinde şirketten fiilen de ayrıldığı, davacı tarafından şirketten ayrılma payı karşılığı olan ve davalı tarafından ödenmemiş 250.000 USD tutarındaki bonolar nedeniyle dava konusu ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiği, davalıların itirazlarıırı haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalıların ----- İcra Müdürlüğü'nün -----. dosyası üzerinden yaptıkları itirazlarının iptali ile takibin aynı şartlarda devamını, davalıların itirazlarının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmelerini, yargılama giderlerinin de davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava değerinin düşük gösterildiği, itirazın iptali talebine konu takibin 250.000 USD miktarında olduğu, bu miktar üzerinden harcının yatırılması gerektiği, itirazın iptali davalarının kısmi ya da belirsiz talepli olarak açılamayacağından dava dilekçesinin reddedilmesi gerektiğini; süresinde takibe itiraz ettiklerini, davacı tarafından ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali talepli davanın ikame ettiğini; takibe konu ödeme emrinin usule ve yasaya aykırı olması nedeniyle iptal talebi ile şikayet yoluna başvurulduğu ve----- İcra Hukuk Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyası ile davanın reddine karar verildiği, ---- BAM -----Hukuk Dairesi'nin ----- Esas ve ----- sayılı ilamında takibin iptaline ilişkin istinaf başvurularının reddine karar verildiğinden taraflarınca ilamın bu kısmı için temyiz kanun yoluna başvurulduğu ve işbu temyiz başvurularının hali hazırda Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyası ile incelenmek üzere beklenildiğini; ------Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali talebine ilişkin yapılan yargılamada ise davanın koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verildiği ve kesinleştiğini; anılan istinaf ilamı ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesi neticesinde tekrar her iki müvekkiline tekrar ödeme emri tebliğ edildiği ve taraflarınca takibe itiraz edilmesi üzerine işbu davanın ikame edildiği, ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas ve ------ sayılı kararı henüz kesinleşmediğinden derdestlik itirazında bulunmalarının gerektiğini, davacının gerçek dışı beyanlarda bulunduğu, müvekkili ...’ın eski şirketlerinde bir çalışan olduğu ancak hiçbir zaman yönetim kuruluna alınmadığı, müvekkilinin babasının kurduğu şirkette yönetici de olmadığı, davacının 2007/2008 yıllarında ve daha sonra müvekkilden yüklü miktarda borç para aldığı ancak çeşitli bahanelerle geri ödemekten imtina ettiğini, kendi kurduğu şirketi batırdığı, şirketi müvekkiline $1.471.000 USD sattığını; dava konusu senetlerin, davacı ile müvekkili arasındaki ticari bir alışverişten doğan senetler olmadığı, davacının müvekkilinden para istediği, o dönemdeki nakit sıkışıklığı nedeni ile davacıya bu davada konuşulan senetleri verdiği, müvekkilin ödediği ilk senedi iade ettiği, sonraki senetleri kaybettiğini söyleyerek müvekkilinin ödemesine rağmen iade etmediği, dava değeri düşük gösterildiğinden, dava dilekçesinin reddine karar verilmesini, ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyasının derdest olması nedeniyle, derdestlik itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte olması halinde görevsizlik itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili ve görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, davanın esasına girilmesi halinde öncelikle Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını ve yapılacak yargılama neticesinde haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, davacı yanın kötü niyetli olduğu açıklığı ile davacı yandan alınarak müvekkillerine verilmek üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı tarafından davalı aleyhinde başlatılan ---- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyasına vaki davalının itirazının iptali şartlarının oluşup oluşmadığı, davacı alacaklı ise takibe konu asıl alacak, temerrüt varsa işlemiş temerrüt faizi alacaklarının ne kadar olduğuna ilişkindir.
Davacı yanca 28.02.2013, 30.11.2012 ve 01.04.2013 tarihli senetlerden dolayı örnek 7 takibe girişilmiş davalı yanca gerek takibe itiraz dilekçesinde gerekse de mahkememizdeki cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulmuştur. Takip borçlularının takibin iptali istemi ile açtıkları davada -----. İcra hukuk mahkemesinin ------Sayılı dosyada davanın reddine karar verilmiş kararın istinaf edilmesi üzerine ---- BAM -----. HD. -------Sayılı ilamı ile takibin iptali talebi red edilerek ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.Verilen bu kararın temyiz denetiminde onandığı görülmüştür. -----Asliye ticaret mahkemesince ------. Sayılı dosyasında ödeme emrinin iptaline dair kararın kesinleştiği ve ikinci düzenlenen ödeme emrine dair mahkememiz huzurunda itirazın iptali davası ikame edildiğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir. Netice itibarı ile İstinaf dairesi kararı nazara alınarak ikinci kez düzenlenen ödeme emrine karşı davalıların vaki itirazının iptali istemi ile huzurdaki dava ikame edilmiş mahkememize tevzii edilmiştir.Takip konusu senetlerin zamanaşımına uğradığı hususunda ihtilaf olmayıp zaten davacı yanca örnek 7 takibe girişilmiştir. Davacı yanca senetlerin kaynağı olarak şirket pay devirlerinden kaynaklı ihtilaflar ileri sürüldüğünden ortaklar arasındaki şirket pay devir sözleşmelerinden kaynaklı ihtilaflarda ticaret mahkemeleri görevli olduğundan senetler zamanaşımına uğramış olmasına rağmen görevsizlik kararı verilmemiştir.
Yargıtay HGK ------ Sayılı ilamında "... Zamanaşımına uğrayan bono hakkında açıklama yapmak gerekirse; bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte bonoya dayalı talep hakkı kendiliğinden sona ermemektedir ------. Bu itibarla hamil, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi hâlinde dahi bonoya dayanarak borçluya karşı takip yapabilir veya genel mahkemelerde alacak davası açabilir. Ancak borçlunun zamanaşımı def’inde bulunması hâlinde, alacaklı kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirecektir. Bu durum, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile değil, borçlunun zamanaşımı def’inde bulunması ile ortaya çıkmaktadır. Borçlu süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmazsa söz konusu bono, hamile zamanaşımına uğramamış bir bononun sağladığı tüm imkânları sağlayacaktır.
Zamanaşımına uğrayan bir bono kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyecektir. Zira zamanaşımına uğrayan bono fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmemekte sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir ------. Bu itibarla zamanaşımına uğrayan bono adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacak, bununla birlikte sadece HMK’nın 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabilecektir.
HMK’nın 202/2 maddesine göre iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge, delil başlangıcı sayılır. Zamanaşımına uğrayan bono, delil başlangıcında bulunması gereken tüm unsurları taşımaktadır. Bu nedenle zamanaşımı nedeniyle kambiyo vasfını kaybeden bonoya dayanma imkânı olmayan hamil, temel ilişkiye dayanarak açılan davalarda, zamanaşımına uğrayan bonodan delil başlangıcı olarak yararlanabilir ve senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat etme imkânına sahip olur (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 25.12.2019 tarihli ve ------." belirtmiştir.
Davalılar vekilince davacının takibe dayanak yaptığı senetlerin bedelinin ödendiği ileri sürülmüş bu yolda senetlerin ön yüzlerinin görseli bulunduğu altında davacının isim ve imzası bulunan ve davacının senet bedellerini elden tahsil ettiğine, davalıları ibra ettiğine dair bila tarihli belge sunulmuştur. Bu belgenin aslı celp edilerek mahkememiz kasasında muhafaza edilmiş, davacı yanca bu belge altındaki imza inkar edilmiştir. Mahkememizce söz konusu belge altında bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda mukayeseye esas bir çok belge toplanmış, ----- Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas daire başkanlığından rapor alınmıştır. Alınan 03.03.2025 tarihli rapordan söz konusu belge altındaki, imzaların davacıya ait olduğu anlaşılmıştır. Ortada yazılı delil olduğundan ve yazılı delile karşı yazılı delille ispat mecburiyeti nazara alınarak tanık dinlenmemiş, davacı yanca davalıya yemin teklif edilmiştir. Davalı yanca davacının teklif ettiği yemin eda edildiğinden ve yemin kesin delil olduğundan davanın reddine karar verilmiş, bedelini tahsil ettiği kabul edilen senetlerden dolayı davacının takibe girişmesinde haksız ve kötü niyetli görüldüğünden takip konusu asıl alacak üzerinden (07.01.2021 tarihli takip tarihindeki kur karşılığı) %20 oranında tazminata mahkum edilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacının takipte haksız ve kötüniyetli görüldüğünden takip konusu asıl alacağın %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine, 364.865,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL maktu harcın peşin alınan 179.90 TL ile sonradan tamamlanan 105.260,26 TL harçtan mahsubu ile 104.824,76 TL harcın davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalılar kendilerini tek bir vekille temsil ettirdiklerinden ve red nedeni ortak olduğundan yürürlükte olan bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'nin 3/2. Maddesine göre 324.008,34 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle iş bu davalılara verilmesine,
7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine,
8- Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.