T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/145
KARAR NO : 2025/406
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/02/2024
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; “…30.05.2022 tarihinde saat 12:16 sıralarında seyir halinde olan sürücü ---- sevk ve idaresindeki ------plaka sayılı aracın önünde yol üzerinde durur vaziyette olan sürücü / malik ----- sevk ve idaresindeki----- plaka sayılı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, müvekkili aracının davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu, kasko sigortacısının kasıt haricindeki sigorta ettirenlerin zararlarından da sorumlu olduğunu, kaza sonrası ekspertiz çalışması ile pert farkının 90.000,00 TL tespit edilmiş olduğunu, davalı sigorta şirketine 08.10.2022 tarihinde müracaat edilmiş ancak ödeme yapılmamış olduğunu, ayrıca zararın karşılanmaması nedeni ile aşkın zarar oluşmuş olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00 TL ödenmeyen Pert Farkı, 10,00 TL kazanç kaybı, 10,00 TL aşkın bedel ve 354,00 TL ekspertiz ücretinin temerrüt tarihi olan 24.10.2022 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan tahsili….”arz ve talep edilmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “…. Öncelikle huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, davacı aracı ile dava dışı ------plaka sayılı aracın kazaya karışmış oldukları, müvekkilin poliçe limiti dahilinde ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğu, davacı aracının 06.05.2023 tarih vadeli ----- Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında olduğu, davacı zararının müvekkili tarafından karşılanmış olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin taleplerin reddedilmesi gerektiğini, bu kapsamda 16.08.2022 tarihinde 119.600,00 TL ödeme yapılmış olduğunu, ayrıca davacının müvekkilini tüm borçlarından dolayı ibra etmiş olduğunu, kusur incelemesi yapılmadan zararın müvekkiline yüklenemeyeceğini, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, ayrıca davacının iddialarını ispatlayamamış olduğunu, pert bedelinin varlığı ve tespitinin uzman bilirkişiler tarafından yapılması gerektiğini, ayrıca munzam zararın söz konusu olmadığı, aşkın zararın poliçe limiti kapsamında olmadığı bu nedenle müvekkilin sorumlu tutulamayacağı, kazanç kaybının ve ekspertiz ücretinin poliçe kapsamında olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiği, zamanaşımının bulunduğunu,….bu vs. nedenler ile asıl davanın reddedilmesi….”arz ve talep edilmiştir.
DELİLLER:
Poliçe ve hasar dosyası, trafik tescil ve ruhsat bilgileri, ödeme dekontu, faturalar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
19.09.2024 tarihli ara karar ile dosyanın bir makine mühendisi bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 04.02.2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu olayın Karayolları Trafik Kanunu Kapsamında maddi hasarlı trafik kazası olduğu Dava konusu kaza ve hasar durumunun uyumlu olduğu, Dosya muhteviyatına sunulmuş olan 15.08.2022 tarihli ve ----- no.lu K2 Sigorta Ekspertiz Raporuna göre dava konusu araçta KDV ve işçilik hariç 139.721,08 TL hasar meydana gelmiş olduğu yönündeki tespitin kaza tarihi itibariyle piyasa rayiçlerine uygun ve kadri marufunda bulunduğu, ( KDV dahil 164.870,87 TL ) dosya muhteviyatına sunulmuş olan bilgi, belge doküman, fotoğraf, ekspertiz raporları vb. dikkate alınarak yapılan incelemede dava konusu araçta orijinal parça kullanılması ile ( Ön Tampon ve Ön Panel daha önce hasar görmüş olduğundan EŞDEĞER PARÇA olarak değerlendirilmiştir.) KDV ve işçilik dahil 206.034,07 TL hasar meydana gelmiş olduğu bu kapsamda dava konusu aracın kazanın oluş şekli ile doğru orantılı olarak önce ön tarafında ağır hasar meydana gelmiş olduğu, dava konusu aracın onarımının kazanın oluş şekli ile doğru orantılı olarak araçta ağır hasar olması nedeni ile oluşacak değer kaybının da dikkate alınması ile ekonomik olamayacağı, ( menfi), Dava konusu aracın onarım maliyetinin araç piyasa rayiç değerinin % 50 sine çok yakın /geçmiş olması nedeni ile PERT TOTAL olarak değerlendirilmesi gerektiği, Bu kapsamda nihai taktiri Sn. Mahkemede olmak üzere dava konusu aracın PERT TOTAL olarak kabul edilmesi durumunda aracın Yargıtay içtihatları gereği makul araç edinim süresinin yaklaşık 25 ( yirmi beş) iş günü olacağı, Pert Kasko Ödeme Süresi eksperin kazaya ilişkin raporu teslim ettikten sonra başlar ve genellikle uygulamada en geç 10 ( on) iş günü içinde ödeme yapılması gerekmektedir. Sigorta şirketi bu süreye uymakla yükümlüdür. Kalan 15 ( yirmibeş) gün ise AZAMİ yerine koyma / araç temin süresidir. Dava konusu aracın yapılan inceleme ve araştırma neticesinde gerek internet siteleri, gerek tamir atölyeleri/ servisleri gerekse galerilerden yapılan araştırmada pandeminin sıfır araç üretiminde meydana getirmiş olduğu aksaklıkların 2. El araç piyasalarında meydana getirmiş olduğu artışın, kaza tarihi itibariyle Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirtilen Kasko Değeri ile birlikte dikkate alınması ile 2. El piyasa rayiç değerinin yaklaşık 465.000,00 TL civarında olduğu, ( 465.000,00 TL X % 50 = 232.500,00 TL) Dava konusu kaza kapsamında; davacının kusur oranı nispetinde gerçek zararının Bu kapsamda dava konusu araçtaki gerçek zararın 465.000,00 TL – 266.157,14 TL = 198.842,86 TL olduğu, Bu kapsamda davalı sigorta şirketi tarafından 119.600,00 TL ödeme yapılmış olduğundan davacının bakiye 198.842,86 TL – 119.600,00 TL = 79.242,86 TL bakiye pert farkı alacağının bulunduğu, Dava konusu aracın onarımda olduğu süre içerisinde kullanılamayacak olmasından kaynaklı Kaza tarihi itibariyle 25 ( yirmibeş) Yeniden Makul Araç Edinme Süresi x 900,00 TL ( Muadil Araç kiralama bedeli günlük) (------- ortalamasıdır.) = 22.500,00 TL Araçtan Mahrum Kalma / İkame Araç Bedeli / Kazanç Kaybı oluşacağı şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, sigortalının kasko sigortacısından hasar tazminatı, kazanç kaybı ve aşkın (munzam) zarar tazminatı tahsili istemine ilişkindir.Dosya arasında mevcut 06/05/2022 ile 06/05/2023 tarihlerini kapsayan genişletilmiş kasko sigorta poliçesi;-----plakalı ---- marka ----- model otomobile ilişkindir.
Dava konusu olayın;
30.05.2022 tarihinde saat 12:16 sıralarında seyir halinde olan sürücü ----- sevk ve idaresindeki ------ plaka sayılı aracın önünde yol üzerinde durur vaziyette olan sürücü / malik
----- sevk ve idaresindeki ------plaka sayılı araca çarpması neticesinde maddi
hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davacının aracının trafik kazasında hasar gördüğü anlaşılmıştır.
Hasar dosyasından ve davacı tarafça sunulan ödeme belgesinden; davalı sigorta şirketi tarafından 119.600,00 ödemesinin yapıldığı, cevap dilekçesinde davacının ibra ettiğini beyan etmiş ise de ibraname sunulmadığını anlaşılmıştır.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ile fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.Diğer taraftan, poliçe tanzim tarihi ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir
Somut olayda meydana gelen hasarın poliçe teminat kapsamında olduğuna ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davacının aracına trafik kazası neticesinde meydana gelen zarar nedeniyle oluşan hasarın tamiri ekonomik olup olmadığı, ekonomik değilse aracın piyasa rayiç değerinin belirlenmesi ile davacının gerçek zarar miktarının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Davalı sigorta şirketi, meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altındadır. Kasko sigortasında asıl olan amaç zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır.
Mahkememizce dosyanın tevdi edilerek hazırlanan bilirkişi raporunda; davacının aracının piyasa rayiç değerinin 465.000,00 TL olduğu, tamirinin ekonomik olmadığı, aracın sovtaj eğerinin 266.157,14 TL olduğu tespiti bildirilmiş olmakla davacının zararının 198.842,86 TL olduğu, yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye zararın 79.242,86 TL olduğu, davacı vekili tarafından bedel artırım dilekçesi dava sonucunun 79.242,86 TL olarak bildirildiği, bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişle ve denetime açık olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, davalı sigorta şirketine başvuru tarihinin 08/10/2022 tarihi olduğu, emsal içtihatlar gözetilerek-----bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi'nin ----- Esas ve ----- Karar sayılı ilamı, --- Esas ve ------ Karar sayılı ilamı) davanın kabulü ile 79.242,86 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Davacı yanca kazanç kaybı talep edilmiş ise de poliçe teminatı kapsamında olmadığından talebinin reddine karar verilmiştir. Davacının aşkın zarar talebi bakımından ise;
6098 sayılı TBK.nın aşkın zararı düzenleyen 122.maddesinde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Kanun hükmünün açık lafzından da anlaşılacağı üzere, munzam zarar; borçlunun temerrütü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zarardır. Alacaklı, temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebilir. Ancak munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerekir. Diğer bir anlatımla fiilen uğranılan zararın somut veri ve belgelerle tevsik edilmesi gerekir. Zira munzam zarar, alacaklının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içerisindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan, somut olgular nedeniyle uğramış olduğu fiili zarardır (HGK'nın 31.10.2007 tarih ve-----İlamı). ----- Bölge Adliye Mahkemesi ------.Hukuk Dairesinin---- Esas------ Karar Sayılı kararında belirtildiği üzere; Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının malvarlığının kazanacağı durum ile temerrüdün sonunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farkın temerrüt faizi ile karşılanmayan onu aşan bölümüne tekabül eden zarardır.
----- Bölge Adliye Mahkemesi -----hukuk Dairesi 'nin ----- Esas ve ------- Karar sayılı ilamında: "...Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. ...Davacı tarafından aracın çalınmış olduğu davalı sigorta şirketine bildirilmesine ragmen, davalı sigorta şirketi tarafından Kasko Sigortaları Genel Şartları 3.3.3.2 maddesi dayanılarak tazminat ödemesi yapılmaktan kaçınılmıştır. Ancak dosya kapsamına alınan veriler kapsamında sigortalı aracın gasp edildiğinin -----Ağır Ceza Mahkemesinin ------ Esas sayılı dosyası ile soruşturma aşaması tamamlanarak kovuşturma aşamasına geçilmesine rağmen davalı sigorta şirketinin ödemeyi Kasko Sigortaları Genel Şartları 3.3.3.2 maddesi gereğice reddetmesi doğru olmamıştır. Bu kapsamda davacının hasarın geç ödenmesinden kaynaklı munzam zararının bulunduğuna ilişkin mahkeme kabulü yerindedir. " şeklinde açıklandığı,
Bu açıklamalar ışığında; davalı sigorta şirketine aracın 30/05/2022 tarihinde hasarlanması üzerine hasar ödemesi yapılması başvurusu yapılarak hasar dosyası açtırılmasına rağmen davalı sigorta şirketinin bu yükümlülüğüne ilişkin 119.600,00 TL 16/08/2022 tarihinde ödeme yaptığı, davacıya 198.842,86 TL ödeme yapılması gerektiği, davacının bakiye ödenmeyen 79.242,86 TL tazminatının bulunduğu, 119.600,00 TL ödeme ilişkin davacının ödeme tarihinden itibaren dava tarihine kadar işlemiş avans faiz hesaplanmasının aşkın zarar hesabında gözetilmesi gerektiği, mahkememizce hesaplandığında 42.447.12 TL olduğu, yapılan ödeme ile birlikte toplam 162.047,12 TL olduğu, 79.242,86 TL tazminata ilişkin olarak temerrüt tarihininden karar tarihine kadar da işlemiş faizin hesaplanmasının aşkın zarar hesabında değerlendirilmesi gerektiği, hükmedilen 79.242,86 TL tazminat bakımından da işlemiş faiz hesabının değerlendirildiğinde davacıya davacının aşkın zararının bulunmadığı anlaşılmakla davacının aşkın zarar talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Davacı vekili tarafından talep artırım dilekçesinde ikame araç talep edilmiş ise de ; Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla bile olsa davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığından ikame araç talebine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına kara verilmiştir.
Davalı yanca cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazı ve belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı itirazında bulunmuş ise de kaza tarihi gözetildiğinde dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımını dolmadığı, zamanaşımı definin yerinde olmadığı, dava konusu alacağın hesaplaması teknik inceleme gerektirdiğinden belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olduğu kabul edilmiştir.Davacı yanca eksper ücreti talep edilmiş ise eksper ücretine ilişkin fatura veya ödeme belgesi sunulmadığından yargılama giderine eklenmemiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının pert farkı talebine ilişkin tazminatını KABULÜ ile 79.242,86 TL Maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 22/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının kazanç kaybı ve aşkın zarar taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,
3-Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla bile olsa davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığından ikame araç talebine ilişkin karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
4-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 79.242,86 TL lik kısım yönünden alınması gereken 5.413,07 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harç ile tamamlama harcı olarak alınan 1.461,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.524,47 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 20,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan toplam 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 1.461,00 TL tamamlama harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 106,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 8.422,70 TL yargılama giderinden davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer OLMADIĞINA,
8- 3.120,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.