T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/108
KARAR NO : 2025/405
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/03/2022
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 28/03/2022 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili iş yerinde 05/08/2019-19/09/2021 tarihleri arasında iş geliştirme ve dijital ürün yönetimi direktörü pozisyonunda çalıştığını, davalı ----- iş akdi sona erdikten sonra müvekkil şirketin faaliyet konusu olan turizm-tur operatörlüğü alanlarında çalışma yapan şirketlerde görev almamayı taahhüt etmesine rağmen, iş akdini sonlandırmasını takiben ------ Şirketinde işe başlayıp rekabet yasağını ihlal ettiğini iddia ederek 271.008,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığı incelemekle görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, görev itirazında bulunduklarını, davacı şirket'in, müvekkiline imzalatmış olduğu "rekabet etmeme taahhüdü" kanunun aradığı geçerlilik koşullarına haiz olmadığını, zira tarih içermemekte ve yalnızca taahhüdün zayıf tarafı olan müvekkili işçi aleyhine cezai şart öngörmekte olduğunu, bu durum da borçlar kanunun gabin hükümleri, TBK M. 182 ve TBK M. 420 uyarınca taahhüdün geçersizliği yaptırımını doğurduğunu, bunun yanı sıra müvekkilinin mesleği ve uzmanlığı gereği tek iş sahası ----- olmasına rağmen taahhütnamede yer bakımından bu ili sınırlamak yalnızca taahhüdü usulen geçerli kılmaya çalışma hamlesi olup hukuken kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirket tarafından müvekkilinden zorla alınan taahhütnameyi bir rekabet koşulu olarak tanımlamak mümkün olmayıp adeta bir "kelepçeleme sözleşmesi" olduğunu, çünkü yaşamını maaşlı çalışan olarak idame ettiren ekonomik özgürlüğünü ve anayasal çalışma hürriyetini yok eden bir kimlik olduğunu, taahhütnamede konu yönünden sınırlamaya ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmadığını, bu durum Yargıtay içtihatları ve mevzuat gereğince tek başına davanın reddini gerektirdiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla; zarar meydana geldiğine ilişkin hiçbir bilgi veya belge sunamamış olan davacının astronomik düzeyde cezai şart tahsilini talep etmesi kabul edilebilir olmadığını, müvekkilinin davacı şirket bünyesinde 17.500-TL brüt ücretle işe başlamış olup taahhütnamede kararlaştırılan 6 aylık brüt ücret de bu maaş koşulları göz önünde bulundurularak belirlendiğini, davacı şirket bu meblağları katbekat aşarak; neye istinaden belirlendiği meçhul olan 271.008,00-TL tutarında astronomik bir ceza-i şart talep ederek haksız kazanç elde etme amacı güttüğünü, müvekkilinin davacı şirket bünyesindeyken çalışmış olduğu pozisyon iş ve/veya müşteri sırlarını bilebilecek bir mevki olmayıp bu nedenle zorla imzalatılan taahhüt baştan konusuz olduğunu beyanla haksız davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şartın tahsiline ilişkin alacak davasıdır.Davalı, davacı şirkette 05/08/2019 tarihli iş sözleşmesi ile dijital ürün yönetimi direktörü pozisyonunda çalışmaya başlamıştır. Sözleşmenin 13. Maddesi ve eki rekabet etmeme taahhüdü başlıklı taahhüt belgesinde rekabet yasağı düzenlenmiştir. Davalı 19/09/2021 tarihli dilekçesi ile istifa etmiş ve bu tarihte işten ayrılmıştır.
Davalının SGK Kayıtları, davacı şirket kayıtları, davalının hizmet döküm cetveli celp edilmiş, davalının 19/09/2021 günü davacı şirketten ayrılış bildirgesinin verildiği ve işten ayrılış nedeni olarak -----kodunun girildiği, davalının istifa ettiği anlaşılmıştır.
Davacı taraf, işçinin sözleşmeyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir.6098 sayılı TBK 447/2 hükmünde de belirtildiği gibi; işverene yüklenebilen nedenlerle iş akdinin son bulması halinde rekabet yasağı hükümleri son bulacaktır.
Taraflar arasındaki İş Sözleşmesinin eki olan rekabet etmeme taahhüdü başlıklı belgeye göre, “işten ayrıldıktan sonra 1 yıl süresince ----- sınırları….faaliyet konusu turizm-tur operatörlüğü alanlarında….çalışmamayı….kabul ve taahhüt etmiştir.
Bu maddeye aykırı hareket eden ….şirkete 6 aylık brüt maaşım tutarında ki cezai şartı…ödeyeceğimi kabul, beyan ve taahhüt ederim. Şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 1 yıl rekabet yasağı süresi öngörülmüş, rekabet yasağının geçerli olacağı yer '----'' olarak belirlenmiş konusu ise ‘turizm-tur operatörlüğü’ ile sınırlı tutulmuştur. TBK'nın 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.Bu durumda TBK.'nın 445. maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez. Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir(Yargıtay -----Hukuk Dairesi'nin 16.06.2016 Tarih ve----Sayılı Kararı).6098 sayılı TBK'nın 444. maddesinde yerini bulan ve kısaca rekabet yasağı olarak adlandırılan davaya konu sözleşme, kanun ile düzenlenmiş bir sözleşme olup içeriğinin sınırlandırılması da yine kanun hükmü ile sağlanmış, 6098 sayılı Kanun’un 445. Maddesinde bu yolda hükümlere yer verilmiştir.Bu haliyle rekabet yasağı sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydı anılan Kanuni düzenlemeye uygun olup geçerli olup sınırlandırma ihtiyacı duyulmamıştır.SGK kayıtlarına göre davalı 01/10/2021 tarihinden itibaren dava dışı ----- yeniden çalışmaya başlamıştır. Ticaret sicil kayıtlarına göre de davacı firma da, davalının çalışmaya başladığı dava dışı şirket de turizm hizmeti alanında faaliyet göstermektedir. Davalı her iki şirketin ----- ve çevresindeki faaliyet alanında çalışmıştır.
10.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda ki tespitler dikkate alındığında davalının pozisyonu itibariyle davacı şirketin müşteri çevresini veya ticari nitelikteki iş sırlarını öğrenebilecek durumda olduğu bu haliyle davalı işçinin ihlalinin bulunduğu anlaşılmaktadır.Davalı taraf, rekabet yasağı sözleşmesiyle hizmet sözleşmesinden sonra 1 yıl süre ile işverenin iş alanına giren başka bir rakip işletmede çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen, davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmada, iş akdinin sona erdiği 19/09/2021 tarihinden itibaren 2 hafta geçmeden 01.10.2021 tarihinde çalışmaya başlayarak rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğine göre TBK'nın 446. maddesi uyarınca rekabet yasağının bağlandığı cezai şarttan sorumludur.
Sözleşmenin ilgili maddesinde ''….şirkete 6 aylık brüt maaşım tutarında ki cezai şartı…ödeyeceğimi" kararlaştırılmış olduğu, davalının son aylık brüt maaşının 26.831 TL olduğu görülmüştür.
TBK'nın 182/3. maddesine göre, Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.
Davalı işçinin bir aylık ücreti, davalının diğer sektörlerde iş bulma ve geçimini temin imkanı ile sözleşmede işverenin üstlendiği karşı bir ediminin bulunmaması kaldı ki davalının daha önceden çalıştığı firmaya geri dönmüş olması ve uzun yıllardır sektörde olması birlikte değerlendirildiğinde rekabet yasağı kaydında kararlaştırılan cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı ve aşırı nitelikte bulunduğunun kabulü ile cezai şarttan takdiren bir indirim yapılması uygun, makul ve gereklidir. Buna göre sonuç olarak davacının, davalıdan rekabet etmeme yasağı nedeniyle brüt ücret üzerinden kabul edilen 160.986.00 TL'den takdiren yapılan indirim dikkate alınarak kabul edilen 80.494,20 TL cezai şart alacağı bulunmakta olup bu bedel üzerinden ihtarnamenin tebliğ tarihi dikkate alınarak temerrüt tarihi olan 29.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davalıya ödenmesine dair davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın kısmen kabulü ile takdiren 80.494,20 TL cezai şart alacağının temerrüt tarihi olan 29.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen kısım yönünden alınması gereken 5.498,55 TL harçtan peşin alınan 4.628,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 870,41 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
4- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 4.628,14 TL peşin harç ve 80,70 TL başvurma harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 9.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 542,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 9.542,50 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 5.668,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8- Kabul red oranına göre belirlenen 475,22 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 324,78 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.