T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/798
KARAR NO : 2025/436
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 13/11/2023
KARAR TARİHİ : 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ----- 19.10.2022 tarihinde kendi sevk ve idaresinde bulunan ve diğer davacı ---- ait ------ plaka numaralı arazi tipi kamyonet ile ----- oto yolu çamlıca gişeleri ile--- bağlantısını sağlayan----- çevre yolunun sol şeridinde seyir ederken ------bağlantı yolu kavşağına geldiği aşamada direksiyon hakimiyetini sağlayadığını, hiçbir harici neden yok iken uzun mesafe boyunca en sol şeritten en sağ şeride yönelip ayrım kavşağı sonrasında sağda emniyet şeridinde duraklamış olan müteveffa ----- idaresinde bulunan ------- plaka numaralı araca arkadan şiddetli bir biçimde çarpması neticesinde meydana gelen kazada müvekkillerinin oğlu ve kardeşi olan müteveffa ----- olay yerinde hayatını kaybettiğini, aynı araçta yolcu olarak bulunan ------- ise kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini, davacı ----- ve ----- desteği olan müteveffa ------- kaza tarihinde henüz 24 yaşında olduğunu, kaza geçirip öldüğü sırada çalışıp ailesine maddi ve manevi destekte bulunmakta olduğunu, dolayısıyla müteveffanın ölümü sebebiyle davacı anne ve baba müteveffanın maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldıklarını, bu nedenle müvekkili ---- emekli, ------- ise ev hanımı olup 7 çocuklarının bulunmakta olduğunu, yargılama aşamasında yapılacak olan sosyal ve ekonomik durumun, SGK kayıt araştırmalarından açıkça müvekkillerinin yoksul insanlar olduğunu ve bu sebeple dava harç ve masraflarını ödeyemeyeceğinin görüleceğini, tüm bu nedenlerle müvekkilinin açılan davaya ilişkin giderlerini karşılama gücünün olmaması ve davasını ispatlayacak olması sebebiyle dava harç ve diğer gider avanslarından muaf olabilmesi için adli yardım talep ettiklerini, ölümlü trafik kazası nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere HMK'nın 107. maddesine göre belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı için şimdilik 10.000,00 TL'nin sürücü ve işleten yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden güvence tutarıyla sınırlı olarak temerrüt tarihinden işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme tüm davalılardan alınarak davacı anne ve babaya ödetilmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla cenaze ve defin giderleri olarak 500 TL'nin sürücü ve işleten yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden güvence tutarıyla sınırlı olarak temerrüt tarihinden işletilecek faizi yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme tüm davalılardan alınarak davacı anne ve babaya ödetilmesini, davacı anne için 200.000,00 TL, baba için 200.000,00 TL ve davacı kardeşler ----- için 70.000,TL ------ için 70.000,TL, ----- için 70.000,TL, ---- için 70.000,TL, ----- için 70.000,TL ----- 70.000,TL ve ------ için 70.000,00 TL olmak üzere toplam 890.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte, ortaklaşa ve zincirleme davalı sürücü ve işletenden alınarak davacı müvekkillerine ödetilmesini, davamızın semeresiz kalmaması adına işleten ve sürücünün taşınır ve taşınmaz malları ile banka ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından arabuluculuk başvurusunda müvekkilinin taraf olarak gösterilmemiş olduğunu arabuluculuk sürecine müvekkilinin dahil olmadığını, davacı tarafın arabuluculuk sürecine sadece sigorta şirketini dahil ettiğini ancak davayı müvekkiline de yönelttiğini, davanın bir bütün olduğunu,dava şartının müvekkili açısından gerçekleşmemiş olduğunu,dava şartı yokluğundan davanın reddini ve lehlerine vekalet ücretini, yargılama giderlerinin davacı taraflar üzerinde bırakılmasını, arabuluculuk ücreti ile arabuluculuk taraf vekil ücretinin de arabuluculuk süreç taraflarının üzerinde bırakılmasını, adli yardım talepli açılan davada adli yardım talebinin kabulüne yönelik verilen ara karara itiraz ettiklerini, davacı tarafların barodan adli yardımla değil de bizzat kendilerinin avukat tutarak vekalet verdikleri hususlarının nazara alınarak ----- Birliği Adli Yardım Yönetmeliği Madde 1'de düzenlenen hükmü gereğince de adli yardım talebinin kabulünün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, adli yardımın, niteliği ve muhdeviyatı gereği ihtiyacı olan kişilere sağlanmakta olduğunu davacıların bu niteliklerden yoksun olduğunu, davacıların dava dilekçesinde gider olarak bahsettiği ve talep kısmında da bu giderler için şimdilik 500,00 TL talep ettiği cenaze ve defin giderlerinin bulunmamakta olduğunu belediye tarafından bu bedellerin ödendiğini, müteveffanın anne ve babasına maddi olarak herhangi bir katkısının bulunmamakta olduğunu, bu nedenle destekten yoksun kalma taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, müvekkilinin aracı olan ----- Plakalı aracın kasko şirketinin de yine davalı ----- olduğunu, poliçe numarasının ------ olduğunu, bu bağlamda davalı ------- bu poliçe yönüyle de sorumluluğunun olduğunu,İlgili poliçenin mahkeme tarafından dosya içerisine alınmasını ve kabul anlamına gelmemekle birlikte bir hesap yapılması halinde ayrıca bu poliçenin de göz önünde bulundurulmasını, davalı ------- hem ZMMS hem de kasko poliçesi nedeniyle taraf olarak kaydının düzeltilmesini,davacıların murisinin davaya konu kaza esnasında kanında metamfetamin bulunmuş olduğunu bu nedenle müteveffanın mirasçılarının destekten yoksun kalma tazminatını talep etme haklarının bulunmamakta olduğunu, bu maddenin ölüme katkısının büyük olduğu kanaatinde olduklarını, müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmadığını, kullandığı aracın da hava yastıkları devreye girmediğinden dolayı bu hususların da ölüme neden olabileceğini, yani müteveffanın bünyesinde bulunan metamfetaminin hem yasaklı madde olduğundan mirasçılarının tazminat almasına engel teşkil etmekte olduğunu hem de ölüm sonucuna katkısı olduğundan destekten yoksun kalma tazminatı verilmesine de cevaz vermemekte olduğunu, davacıların murisinin müteveffanın davaya konu kazada kusuru bulunmakta olduğunu, müteveffanın kanında metafetamin bulunmuş olduğunu, kusurlu sayılan bu durumun müteveffa açısından ayrıca kusurlu sayılan Karayolları Trafik Kanunu 59. Madde, Karayolları Trafik Yönetmeliği 116. Ve 135. maddeleri göz önüne alındığında müteveffanın kontrolündeki aracın tam ve asli kusurlu olduğunun sabit olduğunu, tüm bu nedenlerle davalı ------ hem ZMMS hem de kasko poliçesi nedeniyle taraf olarak kaydının düzeltilmesini, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini, lehlerine vekalet ücreti takdiri ile yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasını, arabuluculuk sürecine müvekkilinin dahil olmaması nedeniyle, arabuluculuk ücreti ile arabuluculuk taraf vekil ücretinin de davacılar veya diğer davalı sigorta şirketi üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ------. vekili cevap dilekçesinde özetle;davacıların huzurdaki davadan önce müvekkili şirkete yapmış oldukları başvuruda ödeme yapılacak hesap bilgilerini ve gelir bilgisini bildirmediklerini, bu halde müvekkili şirketten davacılara ödeme yapılmasının beklenilemeyeceğini, kasti olan bu davranışın yapılan başvurunun usulüne uygun olmadan sırf bu şartı yerine getirmiş olmak için yapıldığını göstermekte olduğunu,, bu nedenlerle davanın usulden reddinin gerektiğini, davanın "hmk 107. md. gereği belirsiz alacak davası" olarak nitelendirilmesi halinde ise davanın reddinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafa meydana gelen kaza sebebiyle müvekkili şirket tarafından ödeme yapılacak iken bu ödemeyi beklemeden kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiklerini, bu sebeple davanın reddinin gerekmekte olduğunu, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları gereğince kaza anında müvekkili şirkete sigortalı ------plakalı araç sürücüsünün müteveefanın ölümünün meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığını,destekten yoksun kalma tazminatının hesaplamasının güncel 2918 sayılı ktk da yer alan kural ve ilkelere göre gerçekleştirilmesinin gerektiğini, davacı tarafa sgk tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme veyahut gelir bağlama işleminin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemesi kaydıyla faiz başlangıcının ancak dava tarihi olarak kabul edilebilir olduğunu ve uygulanması gereken faiz türünün yasal faiz olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla kazaya karışan ------plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde poliçe ile sigortalı olduğunu teyit ettiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçede yazılı limitle sınırlı olduğunu,tüm bu sebeplerle davanın reddini, davacı tarafın delillerinin taraflarına tebliğini, Sgk tarafından davacıya bağlanan gelirlerin tespitini, kusur oranının tespiti açısından en yakın adli tıp kurumundan rapor alınmasını, davacının davasının ispatı halinde; müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmamasını,eğer olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını,davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmilini, talep etmiştir.
CEVAP :Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın müvekkili------ ait ise de kazanın müvekkilinin sevk ve idaresinde gerçekleşmediğini, bu sebeple müvekkili ------- husumet yöneltilmesinin isabetli olmadığını, bu sebeple davanın öncelikle müvekkil yönünden husumet yokluğundan reddinin gerekmekte olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka uygun olmadığını,davacı tarafından ktk 97. maddesinde belirtilen usule göre sigorta şirketine bir başvuru yapılmadığı için davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, davacının dilekçesinde yer verdiği iddialarının kabulünün mümkün olmadığını dosya kapsamında iddiaları destekler hiçbir somut delilin bulunmamakta olduğunu, HMK 190 gereği ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, yani davacı yanın iddiasını ispatla mükellef olduğunu, dosyada yer alan tespit ve tutanakların tamamen davacı tarafından beyan ve tanzim edilmiş evraklar olduğunu, haliyle davacı yanın iddialarını destekleyen, objektif ve itibar edilebilir somut bir delilin var olmadığı gözetildiğinde HMK 31 gereği davacının taleplerini ispat edemediğinin sabit olduğunu, mahkeme eğer aksi kanaatte olması halinde ise dava konusu kazaya ilişkin kusur incelemesi yapılmasını,tüm bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise öncelikle usule ilişkin eksikliklerin tamamlanması akabinde davanın esası hakkında tahkikata geçilmesini, davanın esasına ilişkin tahkikata geçilmesine karar verilmesi halinde davanın zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigorta şirketine ihbarına ve taraf teşkilinin sağlanmasını, kazanın oluş şeklini ve maddi vakıaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan her iki araç sürücüsü ve hayvan sürüsü sahibinin kusurlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını; kusur raporu doğrultusunda davanın esastan reddini, mahkeme aksi kanaatte ise sorumlu sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında zararın tazminine vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava davacıların desteği ------ vefat ettiği 19/10/2022 tarihindeki trafik kazasının oluşumunda davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün olayda kusurlu bulunup bulunmadığı, müterafik kusur bulunup bulunmadığı, kazaya sebebiyet verenlerin kusurları var ise kusur oranlarının ne olduğu, müteveffanın vefatı nedeniyle davacılar -------destekten yoksun kalma zararının bulunup bulunmadığı var ise maddi tazminat miktarının ne olduğu, bu miktarın poliçe kapsamında kalıp kalmadığı, defin ve taziye masrafı talep edip edemeyecekleri, edebilecek iseler miktarının ne kadar olduğu, tüm davacıların sigorta harici davalılardan manevi tazminat talebinde bulunup bulunamayacakları bulunabilecekler ise miktarı davalı ----- husumet itirazının yerinde olup olmadığına ilişkindir.Davalı sürücü ----- meydana gelen kazada KTK Madde 47/d “d) Trafik üzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer sak, zorunluluk veya yükümlülüklere, uymamak, "KTK Madde 52/b-c b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, c) Diğer bir aracı izlerken yukarıdaki fikrada belirlenen durumları göz önünde tutarak güvenli bir mesafe bırakmak, KTK Madde 56/c c) Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar. KTY Madde 107 Sürücüler kendi araçlarının kilometre cinsinden saatteki hızının en az yarısı kadar mesafeden önlerindeki araçları takip etmek zorundadırlar. Takip mesafesi, takip eden aracın 2 saniyede kat edeceği yol uzunluğu kadar da olabilir. KTK Madde 84/d d) Arkadan Çarpma kurallarının İHMAL ve İHLAL edilmesi nedeni % 100 kusur oranı ile ASLİ VE TAM KUSURLU olduğu,emniyet şeridinde arka ışıkları yanmakta olan ve kural ihlali yapmamış olan ----- plakalı araç sürücü müteveffa ----- ise kusursuz olduğu alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.-----Ağır ceza mahkemesinin ------. Sayılı dosyasında alınan 15.08.2023 tarihli ATK raporu incelendiğinde de davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu sonucuna ulaşıldığı görülmüştür. Ceza davası incelendiğinde davalı sürücünün olaydan önce alkollü araç kullanmaktan dolayı ehliyetine 2 yıl süre ile el konulduğu, kusur durumunu etkilemese de olay günü ehliyetsiz araç kullandığı görülmüştür. Yine ceza davasındaki tespitler incelendiğinde davalı sürücünün olaydan sonra olay mahallini terk edip kaçtığı, 16-17 saat sonra teslim olduğu, alkol ölçümünün 17,5 saat sonra yapılabildiği görülmüştür.
Tarafların sosyal ve mali durumları araştırılmış müzekkere cevapları dosyada mübrezdir. Davalı sürücünün tüccar olduğu, sebze meyve komisyonculuk işi ile uğraştığı, 2023 yılında yapılan sosyal ve m ali durum incelemesine göre aylık 50.000 TL geliri olduğunu beyan ettiği, adına kayıtlı gayrımenkul ve araçlar olduğu görülmüştür. Bu kişinin UYAP entegrasyon sorgulamasında adına kayıtlı gayrımenkullere karar öncesi bakılmış adına kayıtlı 2 gayrımenkul bulunduğu ancak pasif mülk sorgusunda 38 gayrımenkul göründüğü, bunlardan bir çoğunu olaydan çok kısa süre sonra elden çıkartığı görülmüştür. Müteveffanın olay tarihinde henüz 24 yaşında olduğu görülmüştür. Diğer davalı işletenin de sosyal ve mali durum araştırmasına göre üzerine kayıtlı 15 araç ve gayrımenkul mallar olduğu görülmüştür. Uyaptan yapılan sorgulamada ----- ilçesinde adına kayıtlı arsa olduğu, yine Uyaptan yapılan sorgulamada adına kayıtlı 10 araç olduğu, 5 inin kamyonet, 2 tanesinin traktör, 2 sinin otomobil ve 1 tanesinin de motorsiklet olduğu görülmüştür.
Neticede davalı sürücünün olayda asli ve %100 kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bunun sonucu olarak Yeni Genel Şartların " Ek 1. Değer Kaybı Hesaplaması", "Ek:2 Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" ve "Ek:3 Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısımlarında ki tazminatın belirlenmesine ilişkin esaslar artık uygulanmayacak; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar, öncelikle Karayolları Trafik Kanunu, bu kanunda yer almayan hususlarda ise Türk Borçlar Kanun’un haksız fiile ilişkin hükümlerinde ki usul ve esaslara göre belirlenecektir. Her iki Kanun da hüküm bulunmayan hallerde ise Yargıtay'ın içtihatları uygulanacaktır.Buna göre tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Yargıtay ------. Hukuk Dairesinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel 14/01/2021 tarih, ------. sayılı kararı gereğince TRH 2010 tablosu uygulanacaktır. Ancak progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 02/03/2020 tarih, ------ sayılı kararı).( Bkz. ----- BAM -----. HD. -----Sayılı ilamı )
-----BAM-----. HD-----. Sayılı ilamında "...İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda yukarıya aktarılan Yargıtay ------. Hukuk Dairesinin görüş değişikliği içeren emsal kararına uygun olarak zaten TRH yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılmış olmasına göre davacı vekilinin TRH yaşam tablosu uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. Ancak progresif rant yönteminin kullanılması gerekirken genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması doğru olmamıştır. " belirtmiştir.
Tüm bu açıklamalar kapsamında 6098 sayılı TBK hükümleri ve yukarıda atıf yapılan emsal yüksek mahkeme kararları gereği TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artış %10 iskontolu hesap yöntemi ile tazminat hesaplanmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.11.2019 tarih ve ----- Esas ------. Sayılı kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.01.2004 tarih ve ----- Esas ve------Kararı ile Yüksek Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin 01.11.2021 Tarih ve ----- Esas,----- Say kararı ile Yargıtay ------ Hukuk Dairelerinin bu konudaki yerleşmiş içtihatlarında talep olmasa dahi hüküm tarihine en yakın tarihte uygulanan ve kamu düzenine ilişkin olan yasal asgari ücretin kazanç tespitinde ve hesaplamada res'en dikkate alınması gerektiği, olay tarihinden itibaren hesap raporunun tanzim edildiği tarihte bilinen en yakın tarihe kadar geçen dönem içinde gerçekleşen her türlü ücret artışları ve emsal ücretlere göre tespit ve hesaplanması gerektiği belirtilmektedir.
Müteveffanın SGK hizmet dökümü incelendiğinde gelirinin yasal asgari ücret düzeyinde olduğu görülmüştür. Bu nedenle hesaplamalar yasal asgari ücret üzerinden yapılmıştır. Mahkememizce alınan 02.01.2025 tarihli bilirkişi raporu 01.01.2025 tarihinde yürürlüğe giren yasal asgari ücrete göre tanzim edilmiş olup denetime uygundur. Bilirkişi raporundaki destekten yoksun kalma tazminatına dair hesaplamalar keza cenaze ve defin masrafına dair tespit ve değerlendirmeler denetime uygun olup hesaplamalara itibar edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve ------sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Tüm dosya kapsamı, olayda davalının %100 kusurlu olması, olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların sosyal ve mali durumları bir bütün olarak değerlendirilmiş olayda davacıların henüz çok genç yaşta olan evlatlarını- kardeşini kaybetmiş olmaları, telafisi imkansız zarara uğramış olmaları nedeni ile uğranılan acı ve elemin bir nebze olarak dindirilmesi amacı ile takdiren kısa kararda belirtilen miktarda manevi tazminatlara hükmedilmiştir.
Yargıtay -----HD.-------. Sayılı ilamı ".. Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir....Dava konusu olayda, davacıların ihtiyari dava arkadaşı olup, ayrı ayrı manevi tazminat isteminde bulunmalarına ve her bir davacı için ayrı ayrı hüküm kurulmasına (kısmen kabul kararı verilmesine) göre davacıların her biri için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."( Aynı gerekçeler için bkz. Yargıtay -----. HD------ Sayılı ilamı)
Yargıtay -----Hukuk Dairesi -------sayılı ilamında "....Dava destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine; reddedilen her bir dava yönünden de kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmektedir. Mahkemece her bir davacı bakımından maddi ve manevi tazminata ilişkin talepler reddolduğu halde, davalı ----- mirasçıları ve davalı ------- vekili lehine davacıların her biri için ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri yerine tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK.'nun geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.'nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçeleri ile aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan kimselerin açtıkları davalarda ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda davacılar ihtiyari dava arkadaşıdır. Yürürlükte olan AAUT'nin 10/4. Madde ve fıkrası uyarınca manevi tazminat davası maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün olan taleplerle birlikte açılması durumunda manevi tazminat açısından ayrıca vekalet ücretine hükmedilir.Tüm dosya kapsamı yukarıda anlatılan hususlar bir bütün olarak değerlendirilmiş denetime uygun bilirkişi raporu ve yukarıda yapılan açıklamalar gereği haklı davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
A-Davacı----- için 864.681,56 TL , Davacı ------- için 1.082.570,45 TL olmak üzere toplam 1.947.252,01 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 14.02.2023 tarihinden; diğer davalılar yönünden olay tarihi 19.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, ( Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 1.000.000 TL ile sınırlı olmak kaydı ile )
B-12.500 TL cenaze ve defin masrafı alacağının olay tarihi 19.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ------ müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine,
C-Manevi tazminat yönünden ;Davacı------ için 200.000 TL, Davacı ----- için 200.000 TL, davacı ----- için 70.000 TL, davacı ---- için 70.000 TL, Davacı ---- için 70.000 TL, Davacı ----- için 70.000 TL , Davacı ---- için 70.000 TL, davacı ----- için 70.000 TL ve davacı ------- için 70.000 TL olmak üzere toplam 890.000 TL Manevi tazminatın olay tarihi 19.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ---- ve ------ müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 194.666,55 TL harçtan, peşin yatırılan 3.075,65 TL harç, 3.582,02 TL talep artırım harcının düşümü ile geri kalan 188.008,88 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAD KAYDINA, (Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 68.310,00 TL ile sınırlı olmak üzere)
3-Davacı yanca yapılan 3.075,65 TL Peşin harç, 3.582,02 TL Islah harcı, 427,60 TL başvurma harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, ve 237,05 TL posta gideri olmak üzere toplam 14.822,32 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Maddi tazminat yönünden;
A-Davacı ----- kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesinin 13. Maddesi gereği kabul edilen maddi tazminat ve cenaze ve defin masrafı toplamı üzerinden hesaplanan 134.805,42 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
B-Davacı ----- kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesinin 13. Maddesi gereği 163.559,86 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, (A ve B bentlerinden kaynaklı davalı sigorta şirketinin sorumluluğu toplamda 152.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere )
6- Manevi tazminat yönünden;
A- Davacı----- kendini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 32.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ---- ve ----- müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine,
B- Davacı ------ kendini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 32.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ---- ve ----- müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine,
C- Davacı ------ kendini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ------ müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine,
D- Davacı ------ kendini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ----- ve----- müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine,
E- Davacı ------- kendini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar------ müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine,
F- Davacı ------- kendini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar --- ve ------müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine,
G- Davacı ------ kendini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ------- müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine,
H- Davacı ------- kendini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ------ müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine,
I - Davacı------ kendini vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar------ müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine,
7-Tarafların yatırdığı gider/delil avansının artan kısmının taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine,
8-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL Arabulucuk ücretinin davalı Sigorta şirketinden tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı ve davalılardan ------- vekilinin yüzüne karşı,diğer tarafların yokluğunda oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.