T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/500
KARAR NO : 2025/397
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/08/2021
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
DAVA : Tazminat (haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/11/2021
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı-----vekili’nin 12/08/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; “…Davalının Müvekkil Şirket ile akdedilen Sözleşmeye İlişkin TMK m.2'nin Getirdiği Dürüstlük Kuralına, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112 ve m.117 Hükümlerine aykırı davranmak suretiyle Sözleşme gereği borçlarını ifa etmeyerek, müvekkil şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığı, Davalı ----- ile müvekkil şirketin sigorta poliçesi işlemlerinin yürütülmesi amacıyla 01.01.2019 tarihinde ----- akdedildiği,---- hakim hissedarları tarafından 02.09.2020 tarihinde----- kurulması sebebiyle müvekkil şirket, tüm sigortacılık faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla ilgili şirketi yetkilendirdiği, ----- müvekkil şirket tarafından yetkilendirildiği 13.10.2020 tarihinde davalı ----- e-posta aracılığıyla bildirildiği, 01.01.2019 tarihli ilgili poliçede işbu durumun hüküm altına alındığı, ilgili protokolün 18 inci maddesinde "Herhangi bir sebeple ---. tarafından acentelik kurma vs gibi durumlarda ----- ile ortaklık çalışması yapılabilir" hükmü yer aldığı, bu hükme istinaden müvekkil şirketin her türlü sigortacılık işlemlerine ait tüm bilgilerin ---- ile paylaşılması konusunda gereğinin yapılmasının talep edildiği, davalı ----- hukuka aykırı ve kötüniyetli bir şekilde bu bilgileri vermekten imtina ettiği, bunun üstüne davalı---- 02.11.2020 tarihli ve ------ Yevmiye numaralı ihtarname çekildiği, ilgili protokolün 14 üncü maddesi "Protokol süresince , .'----- ait tüm bilgilerin gizliliğinden sorumludur ve kimseyle bilgi paylaşmayacağını taahhüt eder. Sözleşme sonunda ----- adına oluşturulan tüm sigorta portföyü sözleşmenin sona ermesinden itibaren 15 gün içinde --- tarafından ----- teslim edilecektir." hükmünü düzenlendiği, yine aynı protokolün 17 inci maddesi ".... anlaşma süresi tamamlandıktan sonra ilgili müşteriler portföy olarak kullanılmaz" hükmünü düzenlendiği, müvekkil şirkete ait olan portföyü haksız bir şekilde kendi yararına kullanmak istediği, ilgili sözleşme hükümlerine aykırı olarak, edimlerin yerine getirilmemesinden dolayı müvekkil şirketin ciddi bir şekilde menfaat kaybına sebep olunduğu, Sözleşmede yer alan işbu hükümlere uymayan Davalı ---- Sigortanın açıkça kötü niyetli davranarak hem dürüstlük kuralına hem akdedilen sözleşmeye hem de 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanuna aykırı davranarak müvekkil şirketi ciddi bir şekilde zarara uğrattığı, Davalı---- tarafından, müvekkil şirkete ait ticari sır niteliğindeki müşteri listesinin hukuka aykırı olarak elde bulundurulmakta olduğu, bu listedeki kişilerle iletişime geçilip müvekkil şirket ve ---- Sigorta şirketine dair asılsız beyanlarda bulunulduğu, müvekkil şirketin müşterilerine haksız bir şekilde ulaşıp, onlara indirim teklif ederek ----- ile sözleşmelerinin bittiğine dair beyanda bulunup daha fazla indirim yapabileceklerini müşterilere ileterek, Müvekkil şirketin portföyünü kötüniyetli olarak kullandığı, işbu fiillerin haksız rekabet hükümlerine aykırılık oluşturduğu gibi, müvekkil şirketin ticari itibarını zedelediği, İlgili protokol nezdinde, sigorta poliçe işlemleri doğrultusunda müvekkil şirket müşterilerinin sigorta primlerinin müvekkil şirket tarafından ödendiği, işbu sigorta poliçesi primleri, ---- acentesine verilen ----- kartı ile ödendiği, müvekkil şirketin primlerini ödediği sigorta poliçelerinde hiçbir şekilde sigorta ettiren olarak yer almadığı, işbu hususun açıkça mevzuata ve uygulamaya aykırı olduğu, müvekkil şirketin hem dain-i murtehin hem sigorta ettiren olduğu, 6102 Sayılı TTK 1424 üncü maddesinde “(1) Sigortacı; sigorta sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından itibaren yirmidört saat, diğer hâllerde onbeş gün içinde, yetkililerce imzalanmış bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlüdür. Sigortacı poliçenin geç verilmesinden doğan zarardan sorumludur. (2) Sigorta ettiren poliçesini kaybederse, gideri kendisine ait olmak üzere, yeni bir poliçe verilmesini sigortacıdan isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Şikayet edilen, talep edildiği halde hukuka aykırı olarak poliçeleri müvekkil şirket ile paylaşmamıştır. Müvekkil şirketin sigorta poliçesi primlerini ödemesi yapmasına, Dain-i Murtehin kaydının bulunmasına rağmen, poliçe yenilenmelerinde hiçbir şekilde müvekkil şirkete bilgi verilmediği, adeta ortadan kaldırılmak istenen bir tarafmış gibi müvekkil şirketin müşterilerine ulaşılıp “----- ile anlaşmanın sona ermesi sebebiyle poliçe bedelinden indirim imkanları” sunduğunu belirterek hem müvekkil şirket hem de ----- Sigorta’ya zarar vermek kastıyla kar elde etmeye çalıştığı, Müvekkil şirket tarafından müşterilerinin açık rızası alınarak 01.01.2019 tarihli sözleşme davalı ----- ile akdedildiği, bu protokol neticesinde davalı taraf müvekkil şirketin müşteri portföyüne ulaşabildiği, Kendilerinin de---- Noterliği 10.11.2020 tarihli ------ Yevmiye nolu ihtarname ile ikrar ettikleri üzere, ilgili müşteri portföyünü adeta kendi portföyleri gibi kendi yararlarına kullandıkları, sır saklama yükümlülüğüne aykırı davrandıklarının ortada olduğu, açıklanan ve Sayın Mahkemece dikkate alınacak hususlar neticesinde dava taleplerinin kabulü ile; Davalının fiilinin haksız rekabet olduğunun tespitine, Davalının kusurundan dolayı fazlaya dair tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi tazminat ile davacı müvekkilin uğramış olduğu ekonomik itibarının zedelenmesi, marka değerinin zarara uğraması nedeniyle 10.000 TL manevi zararın tazminini zararın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte, Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini” dava ve talep etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı (---…. -----) Vekilinin 20/10/2021 Tarihli Cevap Dilekçesinde Özetle; “…Davacı ----- iştigal konusun faizsiz finansman hizmeti vermek olduğu 4 senedir faaliyette olduğu,-----Sigortanın ise 20 yıldır bilfiil faaliyet gösteren bağımsız bir sigorta acentesi olduğu, tarafların iştigal konularının birbirinden tamamen farklı olduğu, Davacı tarafın; bireylerin konut, otomobil gibi alımlarında müşterilerine faizsiz finansman desteği sağladığı, Davacının sigorta poliçesi tanzim etmek veya sigortacılık alanında hizmet vermek gibi bir faaliyet alanı olmadığı, Taraflar arasındaki 01/01/2019 tarihli sigorta sözleşmesine göre, 01/01/2017 tarihinden bu yana devam eden ticari ilişkide, davacıdan faizsiz finansman hizmeti alan kişilerin, davacı vasıtasıyla edindikleri eşyanın sigortalanması hususu davalı tarafından sağlandığı, taraflar arasındaki sigorta anlaşmasının bununla sınırlı olmayıp, gerek davacı lehine gerekse 3. kişiler üzerinden davacının lehine verilebilecek diğer tüm sigorta hizmetleri, davalı tarafından sağlandığı, dolayısıyla davalının müşterisin esasen davacı olduğu, Sözleşmeye göre davalı, davacının sigorta hizmetleri bakımından tek yetkili çözüm ortağı olduğu, bu kapsamda davacıdan faizsiz finansman hizmeti alan müşterilerin de davalıdan sigorta hizmeti satın aldığı, buna göre tarafların iştigal konuları ve faaliyet alanları bütünüyle farklı ve benzersiz olduğundan, keza her iki taraf da kendi nam ve hesabına çalışan bağımsız birer firma olduklarından; davacı ile davalı arasında haksız rekabet teşkil edebilecek bir husus bulunması, her şeyden önce teknik ve mantık olarak imkansız olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalı tarafın davacıya ve davacının müşterilerine sigorta hizmeti vermek konusunda tek yetkili olduğu, davacının, tüm müşterileri ile ilişkilerinde sigorta hizmetini münhasıran davalıdan almasının zorunlu olduğu, Müşterilerin (3. kişilerin) özgür iradeleri ile başka bir sigorta firmasından hizmet almayı tercih etme haklarının elbette saklı ve ayrı bir konu olduğu, ancak davacı ile davalı arasındaki anlaşmanın tek satıcılık niteliği taşıdığı, buna göre davacı tarafın davalıdan başkası ile sigorta hizmeti alımı konusunda anlaşma veya çalışma yapamayacağı, müşterilerini başka bir sigorta firmasına yönlendiremeyeceği, ayrıca bu sözleşmenin 5 yıllık bir sözleşme olduğu ve sözleşmeye göre, taraflarca 6 ay öncesinden ihbar olunmaksızın feshedilemeyeceği, Davacının da dava dilekçesinde itiraf ettiği üzere, 02/09/2020 tarihinde davacı şirketin ortakları (şahıslar) tarafından "----- Sigorta" unvanlı dava dışı yeni bir sigorta şirketi kurulduğu, bu suretle davacı tarafın, davalı ile arasındaki sözleşmeyi göz göre göre ihlal ettiği ve haksız rekabet yasağını alenen deldiği, anılan tarih itibarıyla da davacı taraf, davalıya iş göndermeyi bırakarak sözleşmeyi eylemli olarak haksız biçimde feshetmiş (uygulamayı durdurmuş); tüm sigorta işlerini ------ Sigorta üzerinden yürütmeye başladığı, böylece davacı; davalının 20 yıllık sektörel birikimi ve davacı ile olan sözleşme ilişkisi kapsamında 4 yıldır oluşturduğu portföyün ve itibarın üzerine, hazır biçimde konduğu, kısacası haksız rekabet teşkil eden eylemlerin sahibi ve rekabet yasağını ihlal eden taraf bizatihi davacının kendisi olduğu, Davacı tarafın sözleşmenin 18. maddesinde yer alan "------ tarafından acentelik kurma vs gibi durumlarda ------ ile ortaklık çalışması yapılabilir." hükmünü tamamen çarpıtarak ve hiç olmadığı biçimde yansıtarak mahkemeyi yanıltmaya kalktığı, davacının bir acente kurmasından veya benzeri durumlardan bahsedildiği, davacının iştigal konusun faizsiz finansman desteği sağlanması olduğu, acentenin ise TTK md. 102 hükmüne göre kendi nam ve hesabına çalışan bir tacir yardımcısı olduğu, acentenin, bir bayiden veya şubeden farklı olduğu, Bayi veya şubenin, merkeze bağlı olduğu; acentenin ise bağımsız olup kendi nam ve hesabına çalıştığı, Sözleşmenin bu 18. maddesinde; davacının faizsiz finansman desteği sağlayan bir acente kurması halinde, o acentenin de davalı ----- Sigorta ile çalışabileceğinin öngörüldüğü Sözleşmenin A maddesine ve C-1 madddesine göre, davalı davacının sigorta hizmetleri bakımından çözüm ortağı olduğu, keza 18. maddeye göre de açıkça, ----- kendi acentesini (kendi iştigal konusundaki acenteyi) kurarsa (veya bir başkasına acentelik verirse), O'nun sigorta işlerini yürütmekte de davalı ile ortaklık çalışması yapılabileceği, yani 18. madde, davalının davacıya ait acentelerin sigorta hizmetlerini yürütmesini düzenlediği, yoksa sözleşmenin 18. maddesinde, ------ tarafından bir sigorta acentesi kurulmasından bahsedilmediği; ki eğer öyle olsa idi, bu husus sözleşmeye açıkça "sigorta acentesi kurulması" olarak yazılacağı, zaten ------ iştigal konusu sigorta hizmetleri olmadığından, böyle bir acente kurabilmesi de (sigorta hizmetleri için bir başkasına acentelik vermesi de) hukuken ve fiziken mümkün olmadığı, nitekim ortada -----. tarafından kurulmuş bir sigorta acentesi de olmadığı ve olmasının da taraflar arasındaki sözleşmeye göre yasak olduğu, zira sözleşmeye göre davalı, davacının sigorta işlerinde sözleşme süresince tek yetkili olduğu, dolayısıyla 18. maddenin davacının iddia ettiği gibi bir içerik taşıması hem hukuken imkansız ve mantıksız olduğu, sözleşmenin bu 18. maddesi açıkça davalının lehine olup, davacının kendi iştigal konusunda bir acente kurması halinde sigorta işlerinin yürütülebileceğine dair hüküm içerdiği, davacının ancak ve ancak kendi konusunda acentelik vermesinin mümkün olduğu, hiçbir şirketin, kendi iştigal konusunda olmayan bir iş için acente kurmasının beklenemeyeceği ve bunun hukuken mümkün olmadığı, nitekim kurulan ------ davacının bir acentesi olmadığı, dava dışı şahıslarca kurulmuş olup, yine dava dışı bambaşka bir tüzel kişilik olduğu, bu şirketin kurulmasıyla birlikte de davacının tüm sigorta işlerini bu şirkete kaydırdığı hususu, dava dilekçesinde itiraf (ikrar) edilerek taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça ayan beyan ihlal edildiği, Davacı------ davalıdan herhangi bir portföy bilgisi ve sair bilgi talep etmediği, talep edilse bile bu bilgiler zaten bizatihi davacının kendisinden davalıya gelen bilgiler olduğuna göre, bunların davalıdan davacı yanca talep edildiğinin düşünülmesi abesle iştigal olduğu, ayrıca hem taraflar arasındaki sözleşme gereği hem de KVKK gereğince, bu bilgilerin (3. kişi konumunda olan) dava dışı -----. ile veya müşterilerin rızası olmaksızın başka kişilerle (davacı ile dahi) paylaşılması hukuken yasak olduğu, nitekim davacının da itiraf ettiği üzere, sözleşmenin 14. maddesinde açıkça, bu bilgilerin sözleşme süresince hiç kimse ile paylaşılmayacağı taahhüt edildiği, Maddeye göre sözleşme süresinin dolmasından itibaren 15 gün içinde bu bilgiler davacıya teslim edilecektir; ancak sözleşmenin 5 yıllık süresi henüz dolmadığı, Sözleşme süresi dolmadan evvel bu bilgilerin verilmesi gerekmediği, yine sözleşmenin 17. maddesine göre, anlaşma süresince bu portföy üzerinde ------ tek yetkilidir; sözleşmenin sona ermesinden sonra bu müşteriler portföy olarak kullanılamaz. Ancak sözleşme süresi 5 yıl olup henüz tamamlanmamıştır. Dolayısıyla davacının 14. ve 17. maddeye yönelik suçlamaları da kendi içerisinde tutarsız, çelişkili ve hukuki dayanaktan yoksundur. davacının davalıyı; bazı müşterileri izinsiz aramakla, bilgileri hukuksuz elinde bulundurmakla, yanıltıcı beyanlar vermekle ve sair iddialarla suçlaması da bütünüyle gerçek dışı ve tamamen asılsız bir senaryodan ibaret olup, soyut ve ispata muhtaç iftiralar olduğu, bilakis davacının ortaklarına (şahıslara) kurdurduğu dava dışı ----- üzerinden davalının oluşturduğu müşteri portföyünü arayarak davalıyı karalamakta ve müşterilere mesajlar gönderdiği davacı tarafın kendi yaptığı haksız rekabet eylemlerini davalıya yüklemeye kalkıştığı, davacının bir diğer iddia ettiği husus ise; kredi kartı olup, bu kart hiçbir zaman fiziken davalının elinde olmadığı, o karttan yapılan harcamaların davalıyı bağlamadığı, davalıya da yüklenemeyeceği, ayrıca iddia edilen e-postalar, ------ yazışmaları ve sair fotokopi çıktıların da müvekkile ait olmadığı, diğer yandan davacının davalıdan aldığı komisyon ödemelerine rağmen herhangi bir fatura kesmemesi ve bu tahsilatlarını resmi anlamda muhasebeleştirmemesi, ayrı bir kusur ve hukuka aykırılık olduğu; işin vergisel, cezai ve hukuki boyutunun ayrı ihtilaf konusu olduğu, keza tasarruf şirketlerinin bankalar gibi yasal mevzuat kapsamında uymakla yükümlü oldukları şartlar ve kurallar mevcut olup, davacının bu emredici hükümlere de riayet etmediği hususları, yargılama aşamasında sunulacak deliller ve yapılacak bilirkişi incelemeleri ile ortaya çıkarılacağı, arz olunan ve resen nazara alınacak sebeplerle; Davacının soyut, mesnetsiz ve haksız davasının reddine, yargılama giderleri ile kanuni vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini” talep etmişlerdir.Birleşen ------Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- esas dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ortakları tarafından dava dışı yeni bir sigorta şirketi kurularak, davanın tarafları arasındaki sözleşme ihlal edilmiş ve haksız rekabet ortamı oluşturularak davacı zarara uğratıldığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı taraf davalıya ve davalının müşterilerine sigorta hizmeti vermek konusunda tek yetkili olduğunu, davalının tüm müşterileri ile ilişkilerinde sigorta hizmetini münhasıran davacıdan alması zorunlu olduğunu, müşterilerin (3. Kişilerin) özgür iradeleri ile başka bir sigorta firmasından hizmet almayı tercih etme hakları elbette saklı ve ayrı bir konu olduğunu, davacı ile davalı arasındaki anlaşma tek satıcılık niteliği taşımadığını, buna göre davalı taraf davacıdan başkası ile sigorta hizmeti alımı konusunda anlaşma veya çalışma yapamayacağını, müşterilerini başka bir sigorta firmasına yönlendiremeyeceğini, bu sözleşmenin 5 yıllık bir sözleşme olduğunu, sözleşmeye göre taraflarca 6 ay öncesinden ihbar olunmaksızın feshedilemediğini, sözleşmedeki tüm bu hükümlere rağmen 02/09/2020 tarihinde davacı şirketin ortakları (şahıslar) tarafından "----- Sigorta" unvanlı dava dışı yeni bir sigorta şirketi kurulduğunu, bu suretle davacı taraf davalı ile arasındaki sözleşmeyi göz göre göre ihlal etmiş ve haksız rekabet yasağını alenen deldiğini, öncelikle tensiple birlikte ihtilaf konusunun aynı ilişki - içerik ve belgelere dayalı olması nedeniyle işbu davanın taraflar arasındaki ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, taraflar arasındaki sözleşmenin ihlal edilmesi ve haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeniyle davalının davacıyı uğrattığı zararların tespiti ve tümünün davalıdan tahsiline, HMK md. 107 hükmüne göre ileride artırılmak üzere şimdilik 10 bin TL'lik kısmının ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile kanuni vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Ticari defter ve belge incelemeleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.
15.11.2022 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir, nitelikli hesaplama uzmanı ve sigorta uzmanı bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 04.07.2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Mali müşavir bilirkişi ---- sigortacı ----- ve Nitelikli Hesap Uzmanı ------ heyet raporunda özetle; Davacı/Davalı, şirkete ait 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 yıllarına ait tüm ticari defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve usulüne uygun tutulmuş olduğundan lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, Davalı/Davacı, şirkete ait 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 yıllarına ait tüm ticari defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve usulüne uygun tutulmuş olduğundan lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, Dava dışı şirkete ait 2020, 2021 yıllarına ait tüm ticari defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve usulüne uygun tutulmuş olduğundan lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, Taraflara ait Ticari Defter İncelemesi Neticesinde; Taraflar arasında bir ticari ilişkinin olmadığı, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmeye aykırılık ve haksız rekabet hukuku temelli olduğunu tespitten sonra, 13.04.2021 tarihi itibariyle taraflar arasındaki Protokolün feshedilmiş sayılacağı görüldüğünden, feshin sonuçlarının bu tarih itibariyle gerçekleşmesi neticesinde bu tarih itibariyle davalı/karşı davacının poliçe bilgilerini iade yükümlülüğü doğsa da 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu m.23/17 hükmü gereği sigortalılara ait bilgilerin, sigortalıların açık rızası olmaksızın 3.kişi konumunda olan ---- ile ve ----- ile paylaşılamayacağı ve bu nedenle davalı/karşı davacının hukuka aykırı bir eyleminin bulunmadığı, Protokolün 13.04.2021 tarihi itibariyle sona ermiş olduğu kanaatinde olduğumuzdan, bu tarih öncesinde, davadışı şirkete(------) müşteri yönlendirilmesi yapılmasının, davacı/karşı davalının Protokole aykırı bir davranışı olarak kabul edilmesi gerektiği, Dosyadaki mübrez delillerin, davalı/karşı davacı tarafından gerçekleştirilen haksız rekabet teşkil eden bir eylemin varlığını tespit için yetersiz olduğu, Dosyadaki mübrez bilgi/belgelerden davacı/karşı davalı tarafından, davalı/karşı davacıya yönelik kötüleme teşkil edici bir haksız rekabet halinin gerçekleşmediği ve tarafların, icra inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdirleri içerisinde kaldığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde tespitte bulundukları görülmüştür.
Aynı heyet tarafından 15/01/2024 tarihli ek rapor tanzim edildiği görülmüştür.
08.10.2024 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 02.01.2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Mali Müşavir ----- Bilirkişi Raporunda özetle;" Dosyada mübrez bilirkişi heyet raporlarında taraf ticari defterlerinin delil olma özelliğine sahip olduğu hususunun belirtildiği, defterlere ait noter açılış kapanış tasdikleri, e-defterlere ait e-beratların detaylıca incelenmesi nedeniyle tekrara düşmemek adına işbu raporda bu hususlara Asıl davada davacı ---- iddiaları ve dava dışı ------ Sigorta’nın yerinde inceleme talebine istinaden, ----- Sigorta’nın 2020-2021 yıllarında düzenlediği sigorta poliçelerine ait liste ile ---- nezdinde davacı ----- sigorta cari hesap ekstresinin ibrazının istendiği, taleple ilgili Sayın Mahkemenizce firmaya müzekkere de yazıldığı ancak kişisel verilerin korunması kapsamında ilgili verilerin sunulmayacağının belirtildiği, bu nedenle asıl davada davacı ----- talepleri bakımından bir sonuca gidilemediği, Sayın Mahkemenizin Birleşen ----Asliye Ticaret Mahkemesinin ------Sayılı dava dosyasında davacı ----- Sigorta lehinde hüküm kurma ihtimaline binaen, sözleşme ile tesis edilen güvenin boşa çıkarılması ve haksız rekabet nedeniyle davacının mal varlığında meydana gelen eksilme; Birinci alternatif hesaplamaya konu 02.12.2020 ile 02.06.2021 tarihleri arası dönem için davalı ----- talep edilebilecek kar mahrumiyeti tutarının 611,268,00 TL, İkinci alternatif hesaplamaya konu 01.12.2020 ile 13.04.2021 tarihleri arası dönem için davalı ---- talep edilebilecek kar mahrumiyeti tutarı 448.352,87 TL olarak hesaplandığı, Hesaplanan tutarların davacı ----ödenip ödenmeyeceği ile ilgili nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu " şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Asıl Dava, haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat istemlerine, birleşen dava ise haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat ile sözleşmenin feshi nedeniyle maddi tazminat istemlerine ilişkindir.Mahkememizce çözülmesi gereken uyuşmazlık asıl dava bakımından taraflar arasında 01/01/2019 tarihinde akdedilen ------başlıklı sözleşmeden doğan yükümlülüklerin taraflarca gereği gibi yerine getirilip getirilmediği ve taraflarca sözleşmeye aykırılık teşkil edecek nitelikte iş ve işlemlerin bulunup bulunmadığı, sözleşme hükümleri gereği davacı şirketin dava dışı ----- Şirketi ile çalışmasının ve davalının elinde bulunan tüm bilgi ve belgelerin iadesi talebinin yerinde olup olmadığı, davalının davacı tarafından iddia edildiği üzere davacı hakkında yanlış, yanıltıcı beyanlarda bulunup bulunmadığı, davacı şirketin müşteri portföyünün kötü niyetli olarak kullanıp kullanmadığı, işbu hususların haksız rekabet teşkil edip etmediği noktalarında toplandığı, Birleşen dava bakımından ise; taraflar arasındaki sigorta işlemlerinde aracılık edilmesine yönelik yapılan sözleşme hükümlerinin ihlal edilip edilmediği, sözleşmenin haksız olarak feshedilip edilmediği, davalı ----- şirketinin haksız rekabet oluşturan eylemlerinin bulunup bulunmadığı, haksız rekabet şartlarının oluşup oluşmadığı, davacı ----- haksız rekabetten kaynaklı olarak ve sözleşmenin ihlali nedeni ile zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zararın miktarının tespiti noktalarında toplandığı görüldü.
Haksız rekabet, TTK m. 54-63 maddelerinde düzenlenmiştir. TTK m. 54/1 hükmü haksız rekabet hukukunun amacını "Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır." şeklinde belirterek, bu kısma ilişkin hükümlerin yorumlanmasında dikkate alınacak temel ilkeyi vurgulamıştır.
Gerekçeden de anlaşılacağı üzere "dürüst rekabet" ile kastedilen "oyunun dürüstlük kurallarına, centilmenliğe uygun olarak oynandığı katışıksız, saf bir rekabet" kastedilmektedir. "Bozulmamış rekabet" ise çok daha geniş bir kavram olup en genel haliyle "güven duyulan, hilesiz rekabet" anlayışını temsil etmektedir.
Hangi durumda bir rekabetin "dürüst ve bozulmamış" olarak nitelendirileceği ise her şeyden önce haksız rekabet hukukunun kadim ilkelerinden olan "emek ilkesi"ne göre belirlenmektedir (------Bu ilkeye, kendi emeğini ortaya koymadan gerçekleşen ve rakipleri rekabette engellemeye yönelik her türlü davranışın haksız olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle, "kendi emeğine dayanmayan rekabet haksızdır" (Baudenbacher, Art. 1, N. 48).
Hükmün 2. fıkrasında ise Kanun Koyucu haksız rekabeti, "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde tanımlamıştır.
Görüldüğü üzere TTK m. 54 hükmü, haksız rekabetin tanımlanmasında "dürüstlük kuralı"nı temel kriter olarak görmüştür. Buna göre bir eylemin haksız rekabet olup olmadığının belirlenmesindeki, o eylemin dürüstlük kuralı ile örtüşüp örtüşmediğine bakılmalıdır-----
Haksız rekabetin genel tanımını veren bu hükmün yanı sıra, TTK m. 55 hükmü uygulamada sıkça karşılaşılan haksız rekabet hallerini sınırlayıcı olmayacak şekilde saymıştır. Bununla birlikte TTK m. 55'te sayılan haksız rekabet hallerinin sınırlayıcı olmadığı, sadece TTK m. 54/2'de belirtilen haksız rekabet eyleminin örnekseme yoluyla sayılmış örnekleri olduğu açıktır.TTK 55/1-b-1,2,3 bendine göre ise; ‘Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek,
Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, hak etmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak,İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek’ haksız rekabet olarak kabul edilmiştir. Bu haksız rekabet halinden söz edebilmek için bir kimsenin "sözleşme ilişkisi içinde olduğu" müşterilerinin, "bizzat kendisi iş yapabilmek amacıyla" "sözleşmeyi sonlandırmaya", yönlendirilmiş olması" gerekir. Bu haksız rekabet halinde dürüstlük kuralına aykırı olan husus, yönlendirme eylemidir. Bu eylemin dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde gerçekleşmesi gerekir.
Yine TTK 55/1-c,2 'de "Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle;... 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak," eylemini bir haksız rekabet hali olarak nitelemiştir.Ticari hayatta rekabet edenlerin, birlikte iş yaparken veya çalışanlar yoluyla edindikleri rakibe ait üretim tekniği ve bilgilerini kendileri için kullanmaları sıkça rastlanılan olaylardandır.
Ticari sır konusunda; işçi-işveren ilişkisinin doğası, bilginin doğası, diğer bilgilerden kolayca izole edilebilme özelliği; gizli üretim süreçleri, formüller, bilginin işveren için önemi, işverenin mevcut bu bilgiye olan katkısı ve işçinin bilgiyi kullanması sonucunda işverenin nasıl etkilendiği konuları dikkate alınarak karar verilmelidir.
Bir işçi, işinden işvereniyle rekabet etmek üzere veya bu ihtimal ile ayrıldığında, işverenin elinde, kendi ticari geleceğini sağlama almak için dört ayrı olanak bulunmaktadır. Bu olanaklardan başta geleni, işçiye rekabet yasağı koymak ve bilahare gerektiğinde bu yasağı yürütmektir. Diğerleri ise fikri mülkiyetin tescille veya FSEK kapsamında korunan haklarını kullanmak, TTK hükümlerine dayanmak ve gizlilik sözleşmeleridir. Yargıtay hizmet sözleşmesi bittikten sonra işçinin bizatihi aynı sektörde çalışmasını haksız rekabet olarak nitelememektedir (---. HD, 08.05.2007, ------ Bununla birlikte eylemin özellikleri, rekabetin nasıl gerçekleştiği, edinilen tecrübelerin niteliği ve nasıl kullanıldığı dikkatle değerlendirilmelidir. Üretim teknikleri, formülasyon ve deneme raporları, ürünün piyasasına ve müşterilere ilişkin veriler ticari sır kavramına dahildir.
Kural olarak rekabet serbesttir ve özellikle müşterilerin, tüketicilerin ve uzun vadede ticari ve sınai faaliyet gösterenlerin yararınadır. Rekabet hakkı, girişim ve çalışma özgürlüğü bir yandan Anayasa ve ilgili yasalarla düzenlenmiş, korunan haklardan olduğu halde, çalışanlar ve girişimcilerin belli şartların bulunması kaydıyla rekabetten kaçınmaları yükümlülüğü (belli bir ticari veya sınai faaliyeti edadan kaçınmaları) öngörülebilmektedir. Rekabet yasağı sözleşmeden doğabileceği gibi yasadan da doğabilmektedir. Rekabet yasağının sözleşmeyle öngörülmesi halinde, geçerliliği ve meşruiyeti için esas alınacak kriterler, TBK 444. maddede düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı her türden iş yapan işçiye değil, belli sırlara vakıf olabilen, üretim ve müşteri çevresini bilen konumdaki işçilere uygulanabilecektir. Yine bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına yol açabilecek nitelikte olması da esastır.
TTK m.56/1-d'de düzenlenen maddi tazminat davası, haksız rekabet fiili sonucunda zarara uğrayan kimse tarafından tecavüz edenin kusurlu olması halinde uğradığı zarar ve ziyanı tazmin etmek için açılır, hukuka aykırı bir fiil olmalıdır. Bu fiil, TTK m. 55'te sayılan hallerden biri olabileceği gibi, TTK m. 54'teki genel hükmün şartlarına uyan bir fiil de olabilir. Haksız rekabet fiilini işleyen kimse söz konusu fiile kusurlu hareketi ile sebebiyet vermiş olmalıdır. Haksız rekabetin kasıtlı ve ihmali bir şekilde işlenmesi halinde kusurun varlığı kabul edilir. Kusurun ağırlığı hükmedilecek tazminat miktarının belirlenmesinde önem taşır. Bu eylem sonucunda mağdur fiili bir zarara uğramış olmalıdır. Hukuka aykırı fiil sonucunda bir zarar ortaya çıkmamışsa maddi tazminat davası açılamayacaktır. Haksız rekabet eylemi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı mevcut olmalıdır. Bu çerçevede davacı borçlar hukukunun genel ilkelerine uygun olarak, fiilen bir zarara uğradığını ve zararın miktarını ispatlamak zorundadır. (-----)Bu açıklamalar ışığında; TTK 54 maddesi uyarınca haksız rekabetten söz edilebilmesi için ticari nitelik taşıyan dürüstlük kuralına aykırı bir davranış veya uygulamanın neticesinde rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkilerin etkilenmesi, dürüstlük kuralına aykırı şekilde başkalarının müşteriler ile temasa geçilerek müşterilerin ayartılması ve yöneltilmesi ile müşterinin sözleşmeye aykırı davranması ve bu nedenle bir zararın doğması gerektiği yine TTK 55 maddesi uyarınca işçiyi ayartma ve bu şekilde ticari sırları ele geçirme ile başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmaya yönelik somut eylem ve beyanların ispatlanması gerektiği,
Dosya kapsamında taraflar arasında 01/01/2019 tarihli "------ Şirketi" başlıklı sigorta işlemlerinde aracılık edilmesine yönelik yapılan sözleşme mevcut olduğu, sözleşme süresinin imza tarihinden itibaren 5 yıl olduğu, tarafların yükümlülüklerinin düzenlendiği, sözleşmenin 14.maddesinin "Protokol süresince ------ait tüm bilgilerin gizliliğinden sorumludur ve kimkseyle bilgi paylaşmayacağını taahhüt eder. Sözleşme sonunda -----. Adına oluşturulan tüm sigorta portföyü sözleşmenin sona ermesinden itibaren 15 gün içinde ---- tarafından ----- teslim edilecektir." şeklinde, 18.maddesinin "Herhangi bir sebeple ----. tarafından acentelik kurma vs gibi durumlarda---- ile ortaklık çalışması yapılabilir." şeklinde, olduğu,20.maddesinin " protokol taraflardan birinin 6 (altı) ay öncesinden yazılı bildirim yapması koşulu ile her zaman feshedilebilir." şeklinde olduğu görüldüğü, bilirkişi raporunda sözleşmenin acente sözleşmesi olarak nitelendirilmiş ise de sözleşme konusunun davalı davacının müşterilerinin sigorta işlemlerini yapması üstlendiği ve yapılan poliçe işlemleri karşılığında davalının davacıya ödeme yaptığı, bu haliyle sözleşmenin acentelik sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, davacının müşterilerini davalı yönlendirdiği, davalının da sigorta poliçeleri düzenlediği ve davacıya ödemeler yapması şeklinde gerçekleşen sözleşmesel yükümlülükleri içerdiği, her iki tarafa borç yükleyen sözleşme olduğu kanaatine varıldığı,
Davacı şirket tarafından davalı tarafa 02/12/2020 tarihli ve ------- yevmiye numaralı ihtarla müşteri bilgilerinin kullanılması son verilmesi ve verilerin iade edilmesine yönelik ihtarname çekildiği, davalı yanca verilen 10/12/2020 tarihli ihtarname cevabında veri akışının 01/12/2020 tarihinde durdurulduğundan bahsedildiği, dava dilekçesinin ekinde sunulan mail tarihinin 12/12/2020 tarihi olduğu, dava dilekçesinde her ne kadar 13/10/2020 tarihli mailden bahsedilmiş ise mailin dosyaya sunulmadığı, taraflar arasındaki en son ödemenin Kasım 2020 tarihinde olduğu, bu haliyle davacı tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin 02/12/2020 tarihli ve ----- yevmiye numaralı ihtarla fesih edildiğinin dosya kapsamında mahkememizce kabul edildiği, davacı yanın sözleşmenin 20.maddesindeki fesih süresine uyulmadığının görüldüğü,
Taraf tanıklarını dosya kapsamında dinlenildiği ve toplanan delillerle birlikte dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilerek alınan heyet raporunda, tarafların ticari defter ve belgelerinin mali müşavir tarafından incelendiği, tarafların ticari defterlerinde kayıtlı bir ticari ilişkinin bulunamadığı, sözleşme feshedildiği tarihte davalının poliçe bilgilerini iade yükümlülüğü doğsa da 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu m.23/17 hükmü gereği sigortalılara ait bilgilerin, sigortalıların açık rızası olmaksızın 3.kişi konumunda olan
-----ile paylaşılamayacağı ve bu nedenle davalı hukuka aykırı
bir eyleminin bulunmadığı,
haksız rekabet eyleminin bulunmadığının bildirildiği,
Asıl dosya bakımından tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ----- Sigorta tarafından sözleşmenin haksız olarak fesih edildiği, sözleşme maddesindeki fesih süresine uyulmadığı, davacının dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu nedenlerden dolayı haksız rekabet halinin bulunmadığı, bu nedenlerle asıl dava bakımından taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Birleşen dosya kapsamında ise; davacı ----- davalı ------ tarafından sözleşmenin haksız olarak fesih edilmesi nedeniyle maddi zararı bulunup bulunmadığı bakımından kar kaybının ticari defter ve belgelerle incelenmesi gerektiği, davacının incelenen defterlerine göre mahkememizce fesih tarihi kabul edilen 02/12/2020 tarihinden itibaren 6 aylık süreye ilişkin olarak uğranılan kar kaybının 611.268,00 TL olduğunun tespit edildiği, sözleşmenin feshedilmiş olması nazara alındığında davalı ----- tarafından müşterilerin dava dışı ------ yönlendirilmeye başlamanılmasının ise haksız rekabet hali olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle davacının haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine, davacının sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeniyle kar kaybı talebinin yerinde olduğu ve bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, bu maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)ASIL DAVA BAKIMINDAN;
1-Davacının haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin yatırılan 341,55 TL harcın düşümü ile geri kalan 273,85 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA ,
4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden haksız rekabetin tespiti yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-1.320,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
B)BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN;
1-Davacının haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat davasının REDDİNE,
2-Davacının sözleşmenin feshi nedeniyle maddi tazminat talebinin KABULÜ ile; 611.268,00 TL tazminatın dava tarihi 29/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 41.755,71 TL harçtan, peşin yatırılan 170,78 TL harç ile ıslah harcı olarak alınan 10.268,00 TL'nin düşümü ile geri kalan 31.316,93 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 170,78 TL peşin harç, 59,30 TL başvuru harcı, 10.268,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 10.498,08 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 13.750,00 TL bilirkişi ücreti ve 188,30 TL posta gideri olmak üzere toplam 13.938,30 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesaplanan 13.824,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 95.690,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 5.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
9-1.320,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.