T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/535
KARAR NO : 2025/246
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/07/2024
KARAR TARİHİ : 18/03/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; “Müvekkil ile davalı taraf arasında ticari bir ilişki bulunmaktadır. Bu ticari ilişki neticesinde müvekkilin davalı taraftan alacağı bulunmakta olup bu alacağının tahsili için davalı şirket hakkında ---İcra Müdürlüğü'nün ---sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmıştır. ---İcra Müdürlüğü'nün ----sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrini 11/09/2023 tarihinde tebliğ alan davalı ise 12/09/2023 tarihinde borcu bulunmadığından bahisle borca itiraz etmiş ; bu nedenle de icra müdürlüğü icra takibinin durdurulmasına karar vermiştir. Haksız bir şekilde borca itiraz ederek icra takibinin durmasına sebebiyet veren davalı, icra takibine itiraz ettikten 10 gün sonra yani 22/09/2023 tarihinde müvekkile olan borcunu (asıl alacak) haricen ödemiştir. Bu ödemenin 1.600.000,00 TL'sini ekte fotokopisini sunduğumuz çek ile, geri kalan 27.381,40 TL'sini ise banka hesabından yapmıştır. Borca itiraz edip icra takibini durdurduktan sonra müvekkile olan borcunu haricen ödeyen davalının, borca itirazının haksız olduğu ve icra takip masrafı ile takip vekalet ücretini ödememek için kötüniyetli olarak itiraz yoluna başvurduğu açıktır. Müvekkilin her ne kadar ödenen miktar açısından itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmasa da icra giderleri ve icra vekalet ücreti yönünden itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunduğu açıktır. Zira YHGK'nun --- Esas, ----- Karar, 29/06/2022 Tarih sayılı ilamında; davacının, ödenen miktar yönünden itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmasa dahi alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden dava açmakta hukukî yararının bulunduğunu ve bu talepler hakkında mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerektiği açık bir şekilde ifade edilmiştir. Müvekkilin de icra harç ve giderleri ile vekalet ücreti yönünden işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. İcra giderleri yönünden ise ; mahkemece hesap yapılmaması gerektiği ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak kapak hesabında nazara alınması gerektiği ekte sunduğumuz YHGK kararında açıkça belirtildiğinden dava konusuna yönelik bir hesaplama yapılmasına da bizce gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle yakın tarihli emsal YHGK kararı da dikkate alınarak davamızın icra harç ve giderleri ile vekalet ücreti yönünden kabulü ile itirazın bu kalemler yönünden iptaline karar verilmesini talep etmekteyiz.“ Beyan ve iddialarında bulunmuştur.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “Davacı taraf ile müvekkil şirket arasında ticari ilişki bulunmaktadır. Davacı taraf müvekkil aleyhine ---.İcra Müdürlüğü'nün-----sayılı dosyası ile taraflara arasındaki ticari defter ve kayıtlara dayanarak icra takibi başlatmıştır. Haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan bu takibe süresi içinde itiraz edilmiştir. Davacı taraf huzurdaki davada müvekkilin icra takibine haksız bir şekilde itiraz ettiğini icra takibinin durmasına sebebiyet verdiğini, icra takibine itiraz ettikten 10 gün sonra yani 22/09/2023 tarihinde davacıya olan borcunu (asıl alacak) haricen ödediğini beyan etmiştir. Bu ödemenin 1.600.000,00 TL'sinidava dilekçesi ekinde fotokopisini sunulan çek ile, geri kalan 27.381,40 TL'sini ise banka hesabından ödendiği beyan ve kabul edilmiştir. Davacı tarafın bu beyanları ticari defter ve kayıtlarla da sabittir. ancak davacı tarafın müvekkil aleyhine başlattığı icra takibi haksız ve kötü niyetlidir. zira davacı tarafından müvekkile düzenlenen her fatura 60 gün vadeli olarak düzenlemiştir. yıllarca taraflar arasındaki anlaşma gereği dezenlenen faturanın ödeme süresi 60 gün vadeli olarak belirlenmiştir. bu anlaşma davacı tarafın düzenlediği her faturada açıkça şerh edilmiştir. ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde görülecektirki davacı tarafından müvekkile kesilen her fatura 60 gün vadeli olup, istisnasız her faturanın ödeme koşulu açıklamasına 60 gün vadeli yazılmıştır. Yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere müvekkil aleyhine başlatılan icra takibinin başlatıldığı tarihte talep edilen alacaklar henüz vadesi gelmemiş alacaklardır. Vadesi gelmemiş alacak müvekkilden talep edilemeyeceği gibi bu alacaklar için girişilen icra takibi de haksız ve kötü niyetlidir. Nihayetinde muaccel olmayan bir alacak sebebiyle müvekkile icra takibi yapılamayacağı gibi icra takibi sebebiyle doğacak harç, gider, faiz, vekalet ücreti ...gibi icra takibine bağlı hiçbir fer'i den müvekkil sorumlu tutulamayacaktır. Bu sebeple huzurdaki davanın reddi gerekmektedir. Müvekkil aleyhine başlatılan ----.İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyasına dayanak gösterilen cari hesabı oluşturan her bir faturanın 60 gün vadeli ödeme koşuluna bağlanmış olması dikkate alındığında icra takibinin başlatıldığı tarihte müvekkilin muaccel olmuş borcu bulunmadığından, icra takibi anında muaccel bir borç söz konusu olmadığı için icra dosyası ferilerinden de müvekkil sorumlu tutulamayacağından huzurdaki davanın reddine” karar verilmesi talep olunmuştur.
DELİLLER:
----.İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı dava dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
17/10/2024 tarihli ara karar ile dosyanın bir Nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 05.01.2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.30/01/2025 tarihli ara karar ile dosyanın bir Nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu ek alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 27/02/2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi Ek raporunda özetle; 30.01.2025 tarihinde bilirkişiye verilen görevle sınırlı olarak yapılan hesaplamada, ödenen 1.627.381,40 TL.’nin harç, masraf, faiz ve avukatlık ücreti olmak üzere ferileri 234.149.05 TL. olarak hesaplanmış olup, itirazın bu miktar yönünden iptali ile takibin devamına karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, cari hesaba dayalı alacağın tahsil için başlatılan icra takibine vaki itirazın icra harç, icra masrafları ile icra vekalet ücreti bakımından iptali ile devamına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Bilirkişi ek raporunda; ödenen miktar bakımından 12.701,82 TL başvurma harcı, 202.190,51 TL vekalet ücreti, 174,00 TL masraf olarak hesaplama yapıldığı, toplam 215.066,33 TL olduğu, ek raporda işlemiş faiz hesabı yapılmış ise de işlemiş faizin dava konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davalı hakkında ----İcra Dairesinin ----- esas sayılı icra takip dosyasıyla 06/09/2023 tarihinde takip başlatıldığı, davalının 12/09/2022 tarihinde borca itiraz ettiği, davalı tarafından takip başlatıldıktan sonra 22/09/2023 tarihinde takibe konu borca ilişkin 1.627.381,40 TL haricen ödeme yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun----- Karar sayılı ilamında: "...Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Ancak bu talepler hakkında mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporu alınarak ödenen miktarın BK’nın 84. maddesi uyarınca öncelikle asıl alacağın fer’îlerinden düşülmek suretiyle kalan kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerinde değildir... Alacağın fer’îleri ve icra giderleri dışında bakiye alacak miktarı da olmadığından somut olayda davacı alacaklı lehine icra inkâr tazminatına esas alınabilecek matrah da bulunmadığı hâlde davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yerinde değildir...." şeklinde açıklandığı, İcra takip tarihinden sonra, ancak dava tarihinden önce yapılan ödemenin, takip tarihinden sonra talep edilen icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücreti gibi asıl alacağın fer'îsi niteliğindeki alacaklardan mahsup edilip edilemeyeceği, mahkemece dava tarihinden önce asıl alacak ödenmekle asıl alacakla ilgili davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek icra harç ve masrafları ile icra vekâlet ücretine yönelik itirazın iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği yönünde yapılan incelemede; yukarıda açıklanan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ilamı da nazara alındığında; icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarının 1.627.381,40 TL'lik kısmı dava tarihinden önce ödenmiş ve bakiye kısımdan feragat edilmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarının bir kısmı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunduğu, yapmış olduğu itirazın icra harç, icra masrafları ile icra vekalet ücreti bakımından iptali ile takibin devamına, icra harç, icra masraflarının ile icra vekalet ücretinin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.Davalı tarafın kötüniyet tazminatının değerlendirilmesinde; takibin haksız olması ve davacının kötü niyetli olması gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalının üzerindedir. Davacı tarafın kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı yanca ayrıca cevap dilekçesinde faturaların 60gün vadeli olarak düzenlendiği, ödeme günü gelmeyen faturaların bulunduğu savunarak, fatura örnekleri rapora itiraz dilekçesinde sunduğu anlaşılmış ise de takibe konu alacağın itiraz edilerek devamında ödenmesi nedeniyle bu itiraz yerinde görülmemiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE; -----. İcra Dairesinin ----- esas sayılı icra takip dosyasına konu asıl alacak için 1.627.381,40 ödenmiş olduğundan ve faiz bakımından dava konusu yapılmadığı gözetildiğinde, davalı tarafından ----. İcra Dairesinin ----- esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın icra harç ve masrafları ile ödenen 1.627.381,40 TL üzerinden hesaplanacak icra vekalet ücreti bakımından iptali ile takibin DEVAMINA, icra harç ve masraflarının ile icra vekalet ücretinin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara ALINMASINA, yapılan ödemelerin kararın infazı sırasında icra müdürlüğünce dikkate alınmasına,
2-Davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 14.691,18 TL harçtan, peşin yatırılan 1.707,75 TL harç ile tamamlama harcı olarak alınan 2.280,55 TL'nin düşümü ile geri kalan 10.702,88 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 1.707,75 TL peşin harç, 2.280,55 TL tamamlama harcı, 427,60 TL başvuru harcı, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 280,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 8.695,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 34.410,61 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
7-3.120,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.