T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/615
KARAR NO : 2025/251
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/08/2022
KARAR TARİHİ : 18/03/2025
DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/12/2023
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Mahkememiz asıl dava dosyasında davacı vekili dilekçesinde özetle;Davacı şirket, 11.07.2016 tarihinde davalı sigorta şirketinin ----- ilinde acenteliğine başlamış olduğunu, ancak davalı yan hukuka aykırı ve gerçekle ilgisi olmayan gerekçeleri iddia ederek ---- Noterliği'nin 27.04.2022 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarı ile sözleşmeyi fesih edeceğini bildirmiş, ---- Noterliği'nin 02.08.2022 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile acentelik sözleşmelerini fesih etmiş, davacı acenteyi tüm yetkilerden azil etmiş olduğunu, Davacı şirket, davalı sigorta şirketinin ---- ilindeki binlerce sigorta sözleşmesine müşteri bulmuş ve şirketin ----- ağının genişletilmesine büyük bir katkı sağlamış olduğunu, Şöyle ki ----- ilindeki ilk acentesi davacı şirket olduğunu, ayrıca ----- konumundan ----- Sigorta iletişim yazıldığı takdirde davacı şirketin bilgileri ana sayfada en başta çıkmakta olduğunu, buna dair ekran resmi ekte olduğunu, Davacı şirket, davalı şirketle acentelik sözleşmesinin olduğu süreç boyunca 2 Milyon TL'nin üzerinde iş yapmış olduğunu, bu süre zarfında en çok trafik ve kasko sigortaları ile yangın sigortaları yapılmakla birlikte neredeyse her çeşit sigorta yapılmış olduğunu, Tüm bu hususlar davacı şirketin çalışma süresince davalı sigorta şirketini en iyi şekilde temsil ettiğini ve sigorta şirketine kazanç sağlayıcı bir portföy oluşturduğunu göstermekte olduğunu, Davalı yan tarafından çekilen ve yukarıda belirtilen ihtarnamelerde her ne kadar sözleşmenin 6, 7 ve 24 numaralı maddelerine aykırı davranıldığını iddia ederek sözleşmeyi fesih etmiş ise de davacı şirket herhangi bir şekilde sözleşmeye aykırı davranmamış olduğunu, Davalı yan, iş paylaşımı yasağı altında işlem yapıldığını iddia etmiş olduğunu, (Kısaca izah etmek gerekirse iş paylaşımı şu şekilde olduğunu, bir müşteri --- acentesine gider ve bir kasko fiyatı ister. ----- acentesi en uygun fiyatın o anda ---- Sigorta'da olduğunu ancak kendisinin ---- Sigorta ile çalışmadığını ve bu nedenle isterseniz sizi ---- Sigorta ile çalışan ----- Sigorta'ya göndereyim ve orada kaskonuzu yapın demesi sureti ile ----- Sigorta'nın bu poliçeyi davalı şirket lehine düzenlemesi halinde iş paylaşımı yapılmış olacak olduğunu, davalı yanın bahsetmiş olduğu iş paylaşımı bu olduğunu,) Öncelikle belirtmek isteriz ki davacımız başkaca bir acentenin aracılığı ile iş yapmamış olduğunu, yani iş paylaşımı söz konusu olmadığını, davacının hali hazırda portföyü oldukça geniş olduğunu, ikincisi böyle bir işlem yapılması davalı şirketin tamamen lehine bir işlem olduğunu, zira başka bir sigorta şirketi yerine ---- Sigorta ile çalışılmış olunacak olduğunu, Üçüncüsü ise iş paylaşımı yapılmış olsa da olmasa da böyle bir yasak sözleşmede olmadığını, davalı yan atıf sureti ile güvenin kötüye kullanıldığını belirtmiş ise de güveni kötüye kullanma gibi bir durum da söz konusu olmadığını, şirket, davacı ile çalıştığı tüm süre boyunca yüklü bir şekilde kar elde etmiş olduğunu, sözleşmede yer almayan bir hususun yorum sureti ile genişletilmesi ve davacı şirketin azil edilmesi açıkça basiretli bir tacirden beklenmeyecek bir hareket olduğunu, bu itibarla davalı şirketin yapmış olduğu azil tamamen hukuka ve sözleşmeye aykırı olup, haklı azil ile uzaktan yakından bir ilgisi olmadığını, Davacı şirket bu azilname nedeni ile birçok işini yarıda bırakmak zorunda kalmış olduğunu, ayrıca davalı sigorta şirketi davacı şirket sayesinde kazandığı müşteri çevresini ileri ki zamanlarda kullanabilecek olduğunu, bunun yanı sıra davacı şirketin 6 yıllık emek ve oluşturduğu müşteri çevresi davalı yanın HAKSIZ fesih idaresi ile son bulduğu için somut olayın özellik ve şartları da değerlendirildiğinde davacının tazminata hak kazandığı görülecek olduğunu, Zira bu aşamadan sonra davacı tarafından davalı sigorta şirketine kazandırılan müşteri çevresinden birçok kişinin fesih tarihinden sonra da aynı sigorta şirketi ile çalışma ihtimali yüksek olduğunu, hal böyle olunca davalı sigorta şirketinin davacımız sayesinde elde ettiği müşteri çevresi için bir tazminat ödeme yükümlülüğü doğmakta olduğunu, Davacımız bugüne dek yapmış olduğu tüm poliçe suretlerini dosyaya USB içerisinde tasnif edilmiş bir şekilde sunacak olduğunu, ayrıca davalı yana da müzekkere yazılarak davacı acente sayesinde yıl yıl kaç poliçe düzenlediğini, hangi tür poliçeler düzenlediğini ve bu poliçeler nedeni ile yıl yıl ne kadarlık bir komisyon ödediğinin müzekkere ile talep edilmesini talep etmekte olduklarını, akabinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi ile tazminat miktarının hesaplanmasını talep etmekte olduklarını, Belirsiz alacak davası olarak şimdilik 30.000,00 TL denkleştirme (müşteri, portföy) tazminatının arabuluculuk faaliyetlerinin son bulduğu tarihten itibaren (19.08.2022) işleyecek olan reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesini " talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Acentelik sözleşmesinin feshi nedeni altında açılan huzurdaki denkleştirme tazminatı konulu davada, Türk Ticaret Kanunu 122. maddesi ile düzenleme bulan denkleştirme tazminatı şartlarından ilk şart olan fesihin acentenin kendi kusurundan kaynaklanmamış olması şartı sağlanmamış olduğunu, Davalı şirketin fesih ihbarı, tarafların hür iradeleri ile imzaladıkları sözleşmeye uygun bir fesih olduğunu, sözleşmenin fesih sürecini düzenleyen 26. Maddesine uygun olarak, her iki tarafa, hiçbir gerekçe göstermeden tanınmış olan ihbar sürelerine uygun olarak yapılan fesih hakkı hukuka ve Yargıtay yerleşik İçtihatlarına uygun olarak kullanılmış olduğunu, Sözleşme fesih şartları uyarınca huzurdaki dosyada davacı acentenin acentelik sözleşmesi acente kusurundan kaynaklı olarak ve geçerli nedene dayanarak 3 ay fesih ihbar süresi verilerek tek taraflı olarak fesih edilmiş olduğunu, (EK- ----. Noterliği 27.04.2022 tarih ve ----- yevmiye sayılı fesih ihbarı ve tebliğ şerhi) Davalı şirket tarafından, fesih süreci, yasaya, taraflar arası aktedilen sözleşmeye, teamül ve içtihata uygun olarak yürütülmüş, usule, hakkaniyete ve iyiniyet kaidelerine uygun, basiretli tacir sıfatına yakışır olduğunu, acenteye zarar verme kastı içermeyen bir fesih gerçekleştirilmiş olduğunu, Sözleşmenin feshi, aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı gibi, Acente kusurundan kaynaklanmış olduğunu, davalı şirket tarafından, düzenli olarak yapılan uyarılara rağmen, Acente iş paylaşımı yasağına aykırı davranmış ve bu hususta daha evvel yazılı bir özür ve tekrarlamama taahhüdü de vererek, ek komisyon iadesi de yaptığı halde bu kusurlu davranışta ısrarcı olmuş ve sözleşmenin feshine sebebiyet vermiş olduğunu, fesih haklı olduğunu, Acente kendi kusuru ile sözleşmenin feshine neden olduğunu, denkleştirme tazminatı şartları oluşmamış olduğunu, Acentelik Sözleşmesinin bahsi geçen 26. Maddesinde evvelemirde süresiz sözleşmenin her iki tarafça da üç aylık ihbar öneline uymak koşulu ile hiçbir neden göstermeden her zaman feshedilebileceği düzenlenmiş ardından da aynı maddede haklı nedenin varlığı halinde derhal fesih hakkı düzenleme bulmuş olduğunu, Buna göre davalı şirketin, Acentenin kendi kusurlu davranışı ile sebep olduğu somut olaydaki sözleşme ihlali durumunda, her ne kadar, haklı nedenle derhal fesih hakkı kapsamına girecek bir gerekçesi var ise de, şirket, birlikte çalıştığı Acentelere, fesih sürecinde dahi desteğini sürdürmek ve acenteye zaman tanıyarak, zarar vermemek kastı ve güdüsü ile 3 ay süreli ihbar sürecine uymuş ve aslında haklı neden olarak kullanabileceği kesin delillerle ıspat edilecek ‘iş paylaşımı yasağına aykırı davranış‘ gibi kusura dayalı bir derhal fesih hakkı olsa dahi bu yöntemi kullanmamayı ilkeleri gereği Yargıtay İçtihatlarına da uygun olarak tercih etmiş olduğunu, ‘İş Paylaşımı Yasağı’, Acentelik sözleşmesinin 26. Maddesinde düzenleme bulan ve sözleşmenin imzası ile birlikte basiretli tacir sıfatı taşıyan Acentenin uyması gereken ‘şirket talimatı’ kavramı kapsamında, her ay şirket tarafından Acenteye bildirilen hedef yazılarında açıkça yazılı olarak bildirilmekte ve ‘iş paylaşımı yapılmadan hedeflerin tutturulması’ hususu özellikle vurgulanarak, Acenteye iş paylaşımı yapmadığı için teşekkür edilmekte olduğunu, Bunu haricinde iş paylaşımı yasağının bilinmediği hususuna savunma olarak, yine yazılı delil ile karşılık vermek mümkün olduğunu, acentenin iş paylaşım yaptığının, daha evvel de 2019 yılında müşteri memnuniyeti telefonları ile tespit edildiğinde, iç uygulama gereği imzaladığı ve bir daha yapmayacağını taahhüt ettiği ve hatta bu hususta, iç düzenlemeye ve uygulamaya göre yapılan komisyon iadesini dahi kabul ettiğinin kaşeli ve imzalı olarak bildirilen yazı bulunmakta olduğunu,(EK- İkrar yazısı- Bu yazı ile , acentenin daha evvel de iş paylaşımı yasağına aykırı davranıştan yakalanmış olduğu, bu hususta bir uyarı almış olduğu, ayrıca %5 ek komisyonun şirkete iade edilmesi ile kendisinden tekrarlamama ve ek komisyonun iadesine muvafakat verme yazısı alınmış olduğu ispat edilmekte olduğunu) İş paylaşımı yasağına aykırı tutum daha evvel de tespit edildikten sonra, Acente ile yapılan görüşmelerde bu husus dile getirilmiş, bu yasağın önemi anlatılmış ve Acente hatasını kabul ederek, davalı tarafından yazılan komisyon iadesi muvafakatini, hür iradesi ile imzalayıp geri yollamıştır. Hal böyle iken iş paylaşımı yasağının bilinmediğini ve gerçek dışı bir geçerli neden olduğu iddiası iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını, Oldukça büyük ve Yurt Dışı maddi kaynaklı sigorta şirketleri karşısında, davalı şirket, bu güvenilir şirket sıfatının kaybetmemek için de, sürekli olarak birlikte çalıştığı acentelerine bu hususu her fırsatta yazılı sözlü vasıtalarla, gerek KEP üzerinden yollanan hedef bildirme yazılarında, gerekse acentelerin police kesmek ve şirket ve müşteriler ile ilgili her türlü veri ve bilgiyi saklayıp karşılıklı olarak paylaşma olanağı buldukları ----- isimli yazılım üzerinden dijital platformda ve dahi mail vasıtası ile gönderilen uyarı yazılarında sürekli vurgulamış olduğunu, şirketin ve sigortalıların menfaatleri doğrultusunda, portföyünü sınırlı tutmaya özen gösteren ve bu sayede güvenilir bir çevre ile çalışan davalı şirketin, davacının iddia ettiği gibi çok sayıda portföy arzusu ve diretmesi hiçbir zaman olmadığını, davacı Acente her ne kadar büyük ve sayılı acente olduğunu ve çalıştığı çevrede davalı şirketin ismini büyüttüğünü iddia etse de, davalı şirketin bu tarz bir yaklaşım ve talebi olmamış, tam tersi, asla iş paylaşımı yapmadan, az sayıda ama güvenilir bir portföy ile çalışarak, güvene dayalı bir iş yürütülmesi ve piyasa sigorta şirketlerinden farklılığnın korunması arzusu içerisinde olduğunu, Fesih ihbarında da açıklandığı üzere, İş Paylaşımı Yasağının altında yatan neden, sözleşmenizin 31. Maddesinde düzenleme bulan ‘Gizlilik İlkesi ‘dir ve bu ilkeye aykırılık, yukarıda açıkladığımız nedenlerden ötürü, sözleşmenizin 25. Maddesinde düzenlenen ‘Güvenin Kötüye Kullanılması Yasağı’ na aykırı olduğunu, dolayısıyla davacı tarafın ‘sözleşmede böyle bir madde yoktur’ iddiasını kabul etmemiz mümkün olmadığını, Acentelik sözleşmenizin 6., 7. ve 24. maddesinde belirtildiği halde, davalı şirketin açık talimat ve yasaklamalarına karşı gelerek, dijital ortamdan bildirilen ve şirketin poliçe kesmek için oluşturduğu ve kullanım hakkı verdiği ekrana girer girmez, kırmızı harflerle karşılarına çıkan ve yine belirli dönemlerde düzenli olarak yazılı şekilde bildirilen hedef belirlemelerinde de önemle üzerinde durulan iş paylaşımı yasağının bilinmediği, sözleşmede var olmadığı iddiası basiretli tacir sıfatına yakışmayan bir davranış olduğunu, iş paylaşımı tarafımızca müşteri memnuniyeti kapsamında yapılan görüşmelerde yasal olarak tutulan ses kaydı ile ve de acentenin daha evvel de yaptığı hususundaki ikararını içeren yazılı delil ile ıspatlanmış olduğunu, Davacı Şirket, Ticaret Sicil Kayıtlarına göre, yedi farklı Sigorta Şirketi ile çalışmakta olduğunu, (---- Sigorta 25.08.2022, ----- Sigorta, 25.08.2022, ---- Sigorta 05.08.2022, ---- Sigorta 06.04.2021, ----- Sigorta 18.08.2020, ----- Sigorta 18.12.2018, ----- Sigorta 13.08.2014) Yargıtay yerleşik İçtihatları, özellikle de -----. Hukuk Dairesinin emsal kararları gereği Acentenin başkaca Sigorta Şirketleri ile çalışıyor olması dahi hakkaniyet gereği denkleştirme tazminatına karar verilirken dikkate alınması gereken kriterlerden biri olduğunu, acentelerin, hem şirket talimatlarına uymak taahhüdü ile sözleşme serbestisi ilkesine uygun olarak imzaladıkları sözleşmelere aykırı davranıp, hem de şirketlerin talimatlarına bile isteye aykırı davranıştan sözleşmeleri feshedilince tazminat talep etmeleri hakkaniyete uygun bir davranış şekli olmadığını " beyan etmiştir.
Birleşen --- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyasına verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, 11.07.2016 tarihinde davalı sigorta şirketinin ----- ilinde acenteliğine
başlamış olduğunu, ancak davalı yan hukuka aykırı ve gerçekle ilgisi olmayan gerekçeleri iddia
ederek----Noterliği'nin 27.04.2022 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarı ile
sözleşmeyi fesih edeceğini bildirmiş, ---- Noterliği'nin 02.08.2022 tarih ve ------
yevmiye numaralı ihtarnamesi ile acentelik sözleşmelerini fesih etmiş, davacı acenteyi tüm yetkilerden azil etmiş olduğunu-----Asliye Ticaret Mahkemesi -----Esas sayılı dosya ile davalı yana denkleştirme tazminatı yönünden dava açıldığını, davacıya ait ticari defter ve kayıtların zayi olduğunu, zayi hususunda---- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin -----Esas sayılı dosyasının devam ettiğini, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenemeyeceğini, sadece davalı tarafından kayıtları ile hareket edilebileceğini, davalının tüm ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde bakiye komisyon alacağına dair hususların açığa çıkacağını, tarafların aynı olduğunu hukuki ve fiili bağlantı ile aynı bilirkişi raporuna dayanılan işbu dava dosyasının usul ekonomisi gereğince----- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER:
Banka kayıtlarıTarafların ticari defter ve kayıtları, ---- Noterliği'nin 27.04.2022 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarı ile ----- Noterliği'nin 02.08.2022 tarih ve ------ yevmiye numaralı azilnamesi, Acentelik vekaletnamesi, Davalı sigorta şirketi ile yapılan acentelik sözleşmeleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
11.07.2023 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişi, nitelikli hesaplama uzmanı ve yazılım uzmanından tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 05.10.2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Nitelikli Hesap Uzmanı -----, Teknik Bilirkişi ---- ve mali müşavir Bilirkişi ---- heyet raporunda özetle; Dosya kapsamında ve davalı şirketinde yapılan detaylı incelemeler neticesinde; Davalının gerek tüm kullanıcılara açık olan -----isimli kurumsal internet sitesinde, gerekse davalı acentelerinin giriş yapmış olduğu ----- isimli ----- özel internet sisteminde davalının beyanlarda belirtmiş olduğu “İş Paylaşımı Yapılmaması” hususunun sitelerin üst kısmında sayfalara girer girmez görünen kısımlarında açıkça uyarı notlarının bulunduğu, ayrıca davalının acenteleri hakkındaki notlarının tutmuş olduğu sistem incelenmiş ve davacı için geçmiş tarihlerde “İş Paylaşımı” ihlalleleri hususunda kayıt edilen notlar da bulunduğu tespit edilerek bilişim değerlendirme kısmında detayları sonulduğu, Mali Yönden Yapılan İncelemeler Neticesinde; Davalı-----. tarafından incelemeye sunulan 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarına ait tüm ticari defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64 hükmü uyarınca açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64/5 hükmüne göre bulunması gereken kapanış (görüldü) tasdikinin mevcut olduğu görüldüğünden, Davalı şirkete ait 2016, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarına ait tüm ticari defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğundan delil olma özelliğine haiz olduğu, Davalı tarafından sözleşme süresince davacı yana 1.882.435,66 TL tutarında komisyon gideri kaydı oluşturduğu, (davalının gider kaydı davacının gelir kaydını oluşturmaktadır) Dosya münderecatında bulunan Sigorta Komisyon Gider Belgelerinde davacı adına toplamda 2.343.780,42 TL komisyon gideri oluşturulduğu bu tutarın 461.636,28 TL’ lik kısmının iptal olduğu ve 1.882.144,14 TL davacıya komisyon gideri tahakkuk ettiği, Davacıya ait----- Bankası ---- nolu hesabına 2016-2022 yıllarında toplam 1.857.996,34 TL davalı tarafından ödeme işlemi yapıldığı, davalı tarafından davacıya düzenlenen Sigorta Komisyon Gider belgelerinde beyan edilen 1.882.144,14 TL tutardan (1.857.996,34-1.882.144,14) 24.147,80TL tutarında ki farkın davalı ticari defterlerinde 24.492,21 TL bakiye tutarı olduğu ve davacının 31/12/2022 tarih itibariyle davalıdan 24.492,21 TL alacaklı olduğu, Davacının sözleşme sona ermeden önceki 5 yıllık gelir ortalamasının 296.208,64 TL olduğu, Davalı kayıt ve belgelerine göre davacının düzenlemiş olduğu Poliçe adetlerinin 2016 yılında --- Ad, 2017 yılında ---- Ad, 2018 yılında ---- Ad, 2019 yılında ---- Ad, 2020 yılında ---- Ad, 2021 yılında ----- Ad, 2022 yılında ----- Ad, olduğu tespit edilmiş olup, Davacının tekrarlayan kusurlu davranışları dikkate alındığında bu tutumun sözleşmenin feshi bakımından haklı sebep oluşturabileceği, bu durumda TTK m.122/3 uyarınca denkleştirme talebinin şartlarının oluşmadığı, Sayın Mahkemenin takdirine sunulmak üzere davacının sözleşme sona ermeden önceki 5 yıllık gelir ortalamasının 296.208,64 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu tutar üzerinde yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde indirim yapılması hususu Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu şeklinde tespitte bulundukları görülmüştür.
10.12.2024 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişi sigortacı bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 03.02.2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Sigortacı ---- ve mali müşavir Bilirkişi ---- heyet ek raporunda özetle; Davacının “iş paylaşımı yapmayacağına dair” belge esas; davalı sigorta Ģirketinin davacının acenteliğini feshi haklı bir fesih olduğu ve bu nedenle davalının davacıya portföy tazminatı ödenmesi gerekmediği sonucuna varıldığı, Ģayet; Mahkemenizce “ acentelik feshinin haksız bir fesih olduğu “ nun kabulü halinde; Davalının davacıya 107.567.76 TL Portföy Tazminatı ödenmesi gerekeceği, ancak; Tanıtılan 2. ve 3. Parametrelerin uygulanması Mahkemenin hukukunda olmak üzere; Davacıya portföy tazminatı olarak 77.448.79 TL ödenmesi yerinde olabileceği şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Asıl dava, sigorta acenteliği sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı, birleşen dava komisyon ücreti talebine istemine ilişkindir.
Mahkememizce çözülmesi gereken uyuşmazlık; taraflar arasında acente sözleşmesinin bulunduğu, acente sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedilip edilmediği, acente sözleşmesinin acentenin kusuru ile feshedilip edilmediği, feshinden sonra davacının kazandırdığı müşterilerin davalının pörtföyünde kalıp kalmadığı, davalının önemli menfaat edip etmediği ve denkleştirme tazminatının TTK 122/2 maddesi uyarınca miktarının belirlenmesine, birleşen dava bakımından ise komisyon ücreti alacağının bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 121/1. maddesine göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebileceği gibi, sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir, şeklinde düzenlenmiştir.TTK'nın 122/1 maddesine göre, müvekkilin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise, müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamayacağı düzenlenmiştir. Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi de aynı mahiyettedir. Taraflar arasındaki sözleşme davacı acentenin kusur ile davalı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden davacının denkleştirme tazminatı talep edebilmesi mümkün değildir. Acente, sözleşme uyarınca bizzat yaptığı sözleşme sayısını artırmak, sürekliliğini sağlamak ve portföyünü geliştirmek için gereken çabayı göstermekle ve sözleşme hükümlerine uygun olarak verilen karar, direktif ve genelgelere uymakla yükümlüdür.Somut olayda; davalı tarafından ----. Noterliği'nin 27.04.2022 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarı ile sözleşmeyi fesih edeceğini bildirilerek, ----- Noterliği'nin 02.08.2022 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile acentelik sözleşmelerini fesih edilmiştir. Taraflar arasındaki acente sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedilip edilmediği bakımından yapılan değerlendirmede, davalı yanca sözleşmenin feshedilmesinin sebebi olarak iş paylaşım yasağının ihlal edilmesine dayanılmıştır. İş paylaşım yasağının ihlal edilip edilmediği ve bu durumun davalı açısından fesih sebebi olup olmayacağı bakımından yapılan değerlendirme de ise, davalı yanca 22/10/2019 tarihli davacı tarafça imzalı ve kaşeli iş paylaşım yasağına ilişkin belge bulunduğu, 22/10/2019 tarihli beyan yazısından davacı tarafça 2019 yılının Temmuz ve Eylül ayına ilişkin komisyon iade yapılmasının kabul edildiği, paylaşım yapılmayacağı, yapılması halinde fesih yapılmasının kabul edildiği içerdiği anlaşılmış, taraflar arasında 22/10/2019 tarihli paylaşım yasağına ilişkin beyan yazısı bulunduğu, bu tarihten sonra 2020-2021 yılları dahil olmak üzere fesih tarihine kadar acentelik ilişkisinin devam ettiği, beyan yazısından fesih tarihine kadar iş paylaşım yasağının ihlal edildiğine ilişkin delil bulunmadığı, davalının davacının beyan yazısı sonrasında acentelik ilişkisini devam ettirmesi nazara alındığında 2019 yılına ilişkin iş paylaşım yasağının ihlal edilmesine dayanarak acentelik sözleşmelerini fesih etmesinin iyiniyet ilkesi kapsamında haksız fesih olduğu ve fesihte davacının kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyada alınan 05/10/2023 tarihli heyet bilirkişi raporunda; yazılım uzmanı bilirkişi tarafından davalı yanca fesih sebebi olarak gösterilen iş paylaşım yasağına ilişkin veriler incelendiği, mail yazışma tarihlerinin 2019 yılına ilişkin olduğu anlaşılmış, 22/10/2019 tarihinden sonrasına ilişkin ise iş paylaşım yasağının yapıldığına ilişkin tespit bulunmadığı mahkememizce anlaşılmış, mali inceleme bakımından ise davalının incelenen ticari defter ve belgelerinin ise açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığı, delil niteliğinde olduğu, davalı kayıtlarında davacının 24.492,21 TL komisyon ücreti alacağının bulunduğu, davacının sözleşme sona ermeden önceki 5 yıllık gelir ortalamasının 296.208,64 TL olduğu, davacının düzenlemiş olduğu poliçelerin yıl bakımından ayrı ayrı tespit edildiği, davacının 2016 yılında 2.102 adet , 2017 yılında 3.491 adet, 2018 yılında 4.245 adet, 2019 yılında 6.196 adet, 2020 yılında 5.972 adet, 2021 yılında 4.771 adet ve 2022 yılında 1.727 adet olduğu tespit edildiği anlaşılmış,
Davacı vekili tarafından 14/11/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile birleşen dava dosyası kapsamında komisyon alacağının 24.492,21 TL olarak artırıldığı, 14/11/2024 tarihli bedel artırım dilekçesiyle tazminat tutarının 200.000,00 TL olarak talep edildiği,Mahkememizin 10/12/2024 tarihli duruşmasında dosyada sigortacı bilirkişinin de görevlendirmesiyle dosyanın sigortacı ve mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek, rapor tanzim edildiği, bilirkişi raporunda feshin haksız olması halinde parametler üzerinden denkleştirme tazminatının hesaplandığı görülmüş, her ne kadar bilirkişi raporunda parametler üzerinden denkleştirme tazminatının hesabı yapılmış ise mahkememizce bu hesaplama benimsenmeyerek, davacının tespit edilen sözleşme sona ermeden önceki 5 yıllık gelir ortalaması üzerinden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği anlaşılmış, hakkaniyet indiriminin hangi oran üzerinden yapılması açısından ise dosya kapsamı, taraf beyanları ve alınan bilirkişi raporları göz önüne alınarak, %45 yakın hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle belirlenen 164.135,37 TL denkleştirme tazminatının dosya kapmasına uygun bulunmuş, birleşen dosya kapsamında ise davacının davalı defterlerinde belirlenen 24.492,21 TL komisyon ücreti alacağı olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, asıl dava bakımından kısmen kabulüne, birleşen dava bakımından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Asıl dava bakımından hakkaniyet indirimi yapıldığından davacı aleyhine vekalet ücreti hükmedilmemiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-A)ASIL DAVA BAKIMINDAN;
-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 164.135,37 TL denkleştirme tazminatının dava tarihi olan 27/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 164.135,37 TL lik kısım yönünden alınması gereken 11.212,08 TL harçtan peşin alınan 512,33 TL harç ile tamamlama harcı olarak alınan 2.904,00 TL mahsubu ile bakiye 7.795,75 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 512,33 TL peşin harç, 2.904,00TL tamamlama harcı, 19.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 231,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 23.228,03 TL yargılama giderinden davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yatırılan yargılama giderinin talep halinde davalı tarafa iadesine,
6-1.560,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
B)BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN;
1-Davanın KABULÜ ile, 24.492,21 TL'nin, 100,00 TL'sinin alacağın dava tarihi olan 02/12/2023 tarihinden itibaren, bakiye 24.392,21 TL'nin ıslah tarihi olan 14/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 1.673,06 TL harçtan, peşin yatırılan 269,85 TL peşin harç ile ıslah harcı olarak alınan 417,00 TL harcın düşümü ile geri kalan 986,21 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı, 417,00 TL ıslah harcının olmak üzere toplam 956,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 24.932,21 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
6-3.120,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,Dair, birleşen dava bakımından KESİN olmak üzere, asıl dava bakımından gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.