T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/469
KARAR NO : 2025/140
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/07/2024
KARAR TARİHİ : 20/02/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili 03/07/2024 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıya vinç işiyle ilgili hizmet verdiğini, bu hizmete ilişkin fatura ve açık hesap ekstresini sunduklarını, davalının müvekkiline 171.600,- TL. borcunun bulunduğunu, davacının borcu ödemekte direngenlik göstermesi üzerine 31.05.2024 tarihinde---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, icra takibine geçildikten sonra 14.06.2024 tarihinde (takip tarihinden sonra, bu davadan önce) dosya borçlusu tarafından 100.000,- TL.'nin müvekkili hesabına ödendiğini, davalının bakiye borcunu ve icra dosyasının fer'ilerini ödemediğini, davalının borcunu ve dosya fer'ilerini (faiz, icra giderleri, icra harcı, icra vekalet ücreti) ödememek amacıyla yaptığı itiraz nedeniyle icra takibinin durduğunu belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline, davalının 14.6.2024 tarihinde yatırdığı 100.000,- TLlik ödemenin infazda icra müdürlüğünce TBK.100. madde gereğince dikkate alınmasına, davalıdan %20 icra inkâr tazminatının, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin tahsiline karar verilmesini talep ettikleri ile dilekçe ekindeki Fatura, Çalışma Tutanakları, Cari Hesap Ekstresi, Vekaletname görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekilinin 18.07.2024 tarihinde Sayın Mahkemenize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından takibe konu faturanın kesinleştiği ileri sürülerek fatura alacaklarının götürülecek borç olduğunun kabul ettiği göz önünde bulundurulması gerektiğini, alacaklının yerleşim yeri gözetildiğinde yetkili mahkemenin ----- Mahkemeleri olduğunun görüldüğünü, ----- Mahkemelerinde davanın ikame edilmesine usulden ret kararı verilmesinin gerektiğini, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu edilen faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkiline tebliği gerçekleştirilmeden takibe konu edildiğini, karşı tarafa tebliğ edilmeyen faturanın içeriğinin kesinleştiğinden söz edilemeyeceğini, itirazın iptali istenen icra takibinde davacı tarafından geçmiş gün faizi talebinin de reddinin gerektiğini, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının her ne kadar davaya konu faturanın açık hesap borç bakiyesinin ödenmediğini iddia etmişse de gerçeklerle örtüşmediğini, davacının müvekkilinden hiçbir hak ve alacağının olmadığını huzurdaki davanın davacı lehine sebepsiz zenginleşme doğuracağını, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir cari hesap ilişkisinin bulunmadığını davacının açık hesap olduğu iddiasını yazılı sözleşme ile ispat etmesinin gerektiğini, müvekkiline fatura içeriğinde belirtilen hizmetin gerçekleştirilmediğini, söz konusu hizmetin teslim edildiğini davacının ispat etmekle yükümlü olduğunu yetki itirazının kabulü ile haksız davanın usulden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağından kaynaklı başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Davacı tarafından davalı hakkında ---- İcra Dairesinin ------ esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, davalı tarafından borca itiraz edildiği, davacı tarafından süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığı, takip açıldıktan sonra davalı yanca icra takibine konu yapılan alacağın ödendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Davacı taraf bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan açık hesap ilişkisine dayalı alacak talebinde bulunmaktadır.Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür.6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu,süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine,adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir.Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle,adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması,faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir.Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Her iki ticari defterlerde yer alan kayıtlar birbiri ile uyuşması halinde ticari defterler, içeriğine göre delil vasfına sahip olabilecektir.
Eldeki dosya incelendiğinde taraf ticari defterlerinin incelemeye ibraz edildiği ve usulüne uygun tutulmuş olduklarının anlaşıldığı tarafların kayıtlarının ticari defterlerin delil niteliği göz önüne alınarak birbiriyle uyumlu olup davacı lehine delil teşkil ettiği ve 171.600,00 TL yönünden kayıtların birbirini doğruladığı ayrıca davalı tarafın ba formu ile bahse konu alacakları beyan ettiği ve davacı ile bu beyanlarda mutabık olduğu böylelikle davacının 171.600,00 TL alacaklı olduğu görülmüş ve davanın takip sonrası dava öncesi yapılan ödeme dikkate alınarak asıl alacak bakımından talep edilen 71.600,00 TL miktar ile kabulüne karar verilmiştir.Davalı tarafça takip sonrası ve dava öncesi ile dava sonrası yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına ayrıca takip dosyasına yapılan itiraz dikkate alınarak 171.600,00 TL üzerinden icra harç, icra masrafları ve icra vekalet ücretinin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına karar verilmiştir.
İcra takibine konu yapılan fatura alacağından kaynaklı borcu ödediği, bu durumda takip ve dava konusu alacak miktarı davalı borçlu tarafından bilindiğinden, “likit” yani muayyen ve belirlenebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla, icra inkâr tazminatının yasal koşullarının oluştuğundan davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE; ----- İcra Dairesinin ----- esas sayılı icra takip dosyasına konu 71.600,00 TL asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin devamına,
a-İcra harç, icra masrafları ile icra vekalet ücreti bakımından ise asıl alacağın 171.600,00 TL asıl alacağın 100.000,00 TL’si takipten sonra davadan önce, 71.600,00 TL’si davadan sonra ödenmiş olduğundan, davalı tarafından ---- İcra Dairesinin ------ esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 171.600,00 TL üzerinden hesaplanacak icra harç, icra masrafları ile icra vekalet ücreti bakımından iptali ile takibin devamına, icra harç, icra masraflarının ile icra vekalet ücretinin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına,
b-Takip tarihinden sonra ve dava tarihinden önce yapılan ödeme ile dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına
2- Likit asıl alacağa vaki haksız itiraz nedeni ile asıl alacak 71.600,00 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere 14.320.00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 11.721,99 TL harçtan, peşin yatırılan 427,60 TL harcın düşümü ile geri kalan 11.294,39 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL Peşin harç ve 427,60 TL başvurma harcı 3.800,00 TL bilirkişi ücreti ve 95,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.750,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
7- 3.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.