T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/379
KARAR NO:2025/200
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ: 28/05/2024
KARAR TARİHİ: 05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı----- emteanın taşıması sırasında doğabilecek rizikolara karşı ----- teminat altına alındığını, sigortalı firma tarafından ---- yerleşik ---- emteası satın alındığı ----- nakliyesi ------tarafından gerçekleştirildiğini, davalı ----nakliye sürecinde sürücünün ifadesine göre ----- park ederek araç içerisinde uyuduğu esnada emteanın 6 palet kısmı çalındığı tespit edildiğini, uyuşmazlığı CMR hükümlerinin uygulanması gerektiğini ve CMR m. 3. / m. 17. / m. 29/1. / m. 24. Hükümlerine atıfla; davalı taşıyıcıların emteaların güvenliğini sağlayamadığı dolayısıyla hasarın tümünden sınırsız olarak müteselsilen sorumlu olacaklarını 79.462.16 Eur* alacağın 01.12.2023 tarihinden itibaren avans faizi birlikte tarafına ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı-------- vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı (CMR m. 32/1 Hükmünde) itirazı bulunduğunu, müvekkili ----- nezdinde sigortalı olduğu dava dışı alıcı şirket ------ hırsızlık hadisesi nedeniyle ---- ---- ödendiğini ve ibraname/temlikname belgeleri uyarınca--------- hiçbir talep hakkı kalmadığını, davacı sigorta şirketi sigorta tazminatını sigortalısı tarafından tahsil edildikten sonra (76.462.16 Euro) ödeme yaptığını, davacının kanuni veya akdi halef sıfatı kazanması mümkün olmadığını, davanın husumet yönünden reddine hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili --------işbu taşımada fiili nakliyeci diğer davalı ---- konumunda bulunduğu, malların fili nakliyeci müvekkilinin aracı içerisindeyken şoförün bir park alanında dinlenmesi esnasında çalınması sebebiyle eksikliğin oluştuğu, müşterek müteselsil ilişki olduğu hallerde borçlulardan birinin ibra edilmesi ve/veya açıkça tüm alacağın ibra edildiğinin belirtildiği hallerde borç ilişkisi tamamen sona ermiş sayılacağı, dava dosyasında davacının sigortalısına ödeme yaptığına ilişkin makbuza yahut ibranameye rastlanmadığını, sigorta poliçe incelendiğinde hırsızlığa karşı teminat verilmediği, CMR ( m.17/2 ) Konvansiyonu uyarınca müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, şirket şoförü aracı video kameraların bulunduğu ve otoban gişeleri yakın alana park ettiği bu takograf süresinin dolmasından kaynaklandığı ve şirket aracı tamamen terk edilmediği dinlenirken çekici içerisinde kaldığı ve aracın arkasında başka bir tır park ettiği ve dorseye domuz kilidi takılı olduğu ve fotoğraflarda aydınlatma direği - kamera - kilit görüldüğünü, şirketin sorumlu olduğu kabulü halinde sınırlı sorumluluk hükümleri uygulanması gerektiğini, CMR m. 29/1 hükmünden anlaşılacağı üzere taşıyıcının sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı tek hal kastın veya kasta eşdeğer kusurun bulunması hali olduğunu, davacının CMR m. 24 hükmüne dayanarak şirketin sınırlı sorumluluktan istifade edilemeyeceği iddiasına itibar edilmesine olanak bulunmadığını, CMR m. 23/3 hükmü uyarınca sınırlı sorumluluk hesaplaması yapıldığında ------- ödendiğini, CMR m. 27/1 uyarınca % 5’ten fazla faiz tahakkuk ettirilemeyeceği, davayı ---- ihbar talebi bulunduğu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı--------- vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uluslararası taşıma olduğundan ötürü CMR konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiği, bir taşıma ile ilgili yaşanabilecek hasar ve zayi olma durumlarından kaynaklanacak davaların bir yıl içerisinde açılması gerektiği davanın zamanaşımı hükümlerine göre reddini, müvekkili şirketin taşıyan olarak addedilemeyecek olup, pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddini; meydana gelen iddia olunan hasarda müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını. Mücbir sebep ile illiyet bağının kesildiğini; davacı sigortacının sigortalısının halefi olabilmesi için gereken şartların olup oluşmadığı ve davacı sigortacının yaptığı ödemenin bir lütuf ödemesi olup olmadığının mahkeme tarafından incelenmesi gerektiği, olayda davacı yanın hasar ödemesini dayandırdığı Nakliyat Sigorta Poliçesi, Nakliyat Tazminat Mektubu, İbraname veya Temlikname gibi yaptığı ödemenin hangi olaya, hangi taşımaya, hangi kusura ve hasara dayandığının açık olmadığını, dava dışı--------- davacı arasında bulunan sigorta poliçesinin 3.sayfasında aracın emniyetli ve daimi gözetim altında bir yere bırakılmaması teminat kapsamı dışında bırakıldığını, bu duruma göre; davacı yanın iddiasını kabul anlamına gelmemek üzere aracın korunaksız bir alana bırakılması halinde, davacı yanın yapmış olduğu ödeme bir lütuf ödemesi olarak değerlendirilecek ve müvekkilinden tazmini talep edilemeyeceğini, hasarın müvekkili şirketin herhangi bir hareketinden dolayı oluşmadığı, müvekkili şirketin emtianın hasarlanması sebebiyle herhangi bir sorumluluğunun bulanmadığını, SDR ile sınırlı tutarın ödendiği için aşkın kısmın talep edilebilmesi için gerekli şartların sağlanmadığı, davacı yanın talep etmiş olduğu avans faizi talebinin CMR md.27'ye göre hukuka aykırı bir talep olmakla birlikte, kabul anlamına gelmemek üzere, en fazla % 5 oranında faize hükmedilebileceğini; davanın reddini, her türlü yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava dışı davacı sigortalısının satın aldığı parfümeri mallarının ------- hırsızlanması nedeni ile davacının sigortalısına yaptığı ödeme kapsamında davalılardan bir talepte bulunup bulunamayacağı, yapılan ödemenin hak tutarında olup olmadığı, davalı üst taşıyıcının pasif husumet ehliyeti olup olmadığı, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, dava dışı ------- dava dışı davacı sigortalısına yaptığı ödeme nedeni ile davacının bu ödeme haricinde davalılardan bir talepte bulunma hakkı olup olmadığı, olayda CMR konvansiyonunun sınırlı sorumluluk mu yoksa ağır sorumluluk hükümlerinin mi uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Davacının aktif dava husumeti olup olmadığı hususu taraflar arasında ihtilaflıdır. Davalı yan davacının sigortalısı olan şirketin henüz alacağını davacı şirkete temlik etmeden önce davalının sigortacısından para aldığını ve haklarını bu şirkete devrettiğini bu nedenle bu alacak üzerinde tasarrufta bulunma hak ve yetkisi kalmadığını ileri sürmüştür. Bilirkiş raporunun 5. Sayfasında belirtildiği üzere davacının hasar tarihinden sonra 29.05.2023 tarihinde sefere ilişkin spesifik poliçe düzenlediği ve dava dışı sigortalısına hasar tazminatı ödediği, olay tarihinde geçerli poliçesi olmadığı için sigorta hukuku anlamında davalılardan talepte bulunamayacağı, yaptığı ödemenin bu anlamda lutuf ödemesi olacağı açıktır. Ancak ne var ki davacının ödemeyi yapmak sureti ile aynı zamanda sigortalısından haklarını temlik aldığı görülmüştür. ---------- ilamında "..Dava, 6762 sayılı E-TTK'nın 1301. maddesine dayalı rücu davası olup, uyuşmazlık esas itibariyle davacı tarafından yapılan ödemenin ex gratia bir ödeme olup olmadığı ve dava konusu edilen tutarın davacı sigortalısının davalıyı ibra ettiği, tarihsiz ibraname kapsamında kalıp kalmadığı noktasındadır. Her ne kadar mahkemece ödemenin ----------- bir ödeme olduğu redde gerekçe yapılmış ve gerçekten de ödemenin ----- olduğu anlaşılmakta ise de, davacı taraf aynı zamanda sigortalısından aldığı temliknameye de dayandığından ve bu durumda da davacı bu nedene dayalı olarak aktif husumete ehil bulunduğundan, mahkemenin bu gerekçesine itibar edilemez..." belirtmiştir. --------- ilamında "..Somut olayda; görüşüne başvurulan bilirkişi, poliçede ziynet eşyası, mücevherat ve değerli madenlerden oluşan eşyaların kilit altında iken sigorta teminatı altına alındığını, ancak sigortalının ziynet eşyalarını masa ve dolap üzerinde ve açıkta bulundurduğunu kolluk ifadesinde beyan ettiğini belirtmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının teminat dışı ödeme yapıp yapmadığı, yaptığı ödemenin lütuf (ex gratia) ödemesi olup olmadığı incelenmek, yapılan ödeme lütuf (ex gratia) ödemesi ise davacının alacağı, sigortalıdan temlik alıp almadığı hususu da belirlenmek suretiyle davacının aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığının tespit edilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken anılan hususlar değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesi ile verdiği bu iki kararda da belirtildiği üzere davacının sigortalısından ödemeyi yapmak sureti ile alacağı da temlik aldığı, söz konusu ibraname ve temliknamenin dosyada da mübrez olduğu bu nedenle davacının zarar gören sıfatı ile davalılardan hak talep edebileceği sonucuna varılmış, bu nedenle ileri sürülen itirazlara itibar edilmemiştir. Davalı yan davacının sigortalısı şirketin davacıya alacağı temlik etmeden önce ------------ hak talep ettiğini ve bu şirketin 07.09.2023 tarihinde davacıya 18.279,10 Euro tutarında hasar ödemesi yaptığını, davacının sigortalısı şirketin haklarını bu şirkete temlik ettiğini ve kendileri dahil olmak üzere olayla ilgili sorumluları ibra ettiğini belirterek davaya karşı çıkmıştır.Alacağın temliki, alacak hakkını devredenin mal varlığından çıkararak devralanın mal varlığına dahil eden, sözleşmeye dayalı bir tasarruf işlemidir. Alacağın temliki ile alacak hakkı bunu devralan üçüncü kişiye geçer. Böylece devralan daha önce temlik edene ait olan alacak hakkını kesin olarak iktisap eder; bunun üzerinde "tasarruf etme" yetkisini kazanır. Böylece temlik ile devreden borç ilişkisinden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatı ile devralan kişi geçer. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 189. maddesine göre (818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 168. maddesi), alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana temlik olur. Temlik ile devralana geçen hakların kapsamına kefalet ve rehin gibi teminat hakları dahil olduğu gibi, kanuni ipotek hakkı, hapis hakkı, mülkiyeti saklı tutma hakkı, dava açma ve icra takibinde bulunma hakkı da dahildir. TBK’nın 189/2. maddesinde zikredildiği üzere, işlemiş faiz de asıl alaca bağlı yan (feri) hak olarak devralana geçecektir. O halde, temlik sonrasında işleyen temerrüt faizinin de asıl alacağa bağlı yan (feri) hak olarak devralana geçtiği kabul edilmelidir. ---------- Somut olayda davalı yanca yeminli tercümana tercüme ettirilmiş bir örneği sunulan 07.09.2023 tarihli " tazminat ve devir beyanıdır " başlıklı belge incelendiğinde davacının sigortalısı şirketin açık bir şekilde sorumluları ibra ettiğine dair bir beyanının olmadığı, söz konusu hasar ödemesinin CMR konvansiyonunun 23. Maddesinde ön görülen sınırlı sorumluluk ilkesine göre hazırlanan exper raporuna istinaden yapıldığı, davacının sigortalısının açık ibra beyanı olmadığı gibi alacağın temlikinin de 3. Bir kişiye yapılması gerektiği, oysa söz konusu olayda ------- zaten taşımacı sıfatı ile hasardan sorumlu olduğu onun sigortalısı olan ---- de TBK'nın 162 vd. Maddeleri gereği müteselsil sorumlulardan olduğu bu nedenle söz konusu ödemenin en fazla hesaplanacak alacaktan mahsup edilebileceği sonucuna varılmıştır. Tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş bilirkişi heyeti raporunda özetle; "... Davada uygulanması gereken hukukun CMR Konvansiyonu hükümleri olduğu, Davacı dava dışı sigortalısına hırsızlık hasarı sonrası spesifik poliçe düzenlediği,
Davacı sigortalısına gerek hasar sonrası poliçe düzenlemiş ve gerekse poliçenin özel şartları hilafına tazminat tediyesinde bulunmuş olmasından; halefiyet ilkesi kural ihlalinden, sigorta poliçeye dayalı rücuen tazminat talep hakkı sonlandığı ve diğer özel şarta göre sigorta himayesinin de yok hükmünde olması gerekeceği, (*…hiçbir şekilde sigorta ettirmemiş olduğu saptanırsa, işbu abonman sözleşmesi fesih olur.)
Sigorta himayesi yok hükmünde olmasına dolayısıyla tazminat tediyesi ex – gratia olamayacağına göre davacının davada sıfatı Mahkemenin hukukunda bulunduğu, Dosyada dava dışı sigortalının temlik niteliğinde ibranamesi mevcut olduğu ve buna istinaden de davacının davada sıfatı Mahkemenin hukukunda bulunduğu,
Dayanak belge yokluğundan CMR m. 24 hükmün uygulama alanı bulunmadığı, Dava dışı sigortalıya davalıların CMR sorumluluk sigortacısı tarafından CMR m. 23/3-7 -sınırlı sorumluluk- kapsamında 18.279.10 EUR tazminat tediyesi bulunduğu,
Mahkemenizce fiili taşıyıcının sorumluluğu CMR m. 29/1 hükmü kapsamında değerlendirilmesi halinde davalıların davacıya 79.462.16 EUR ödemesi gerekeceği, Mahkemenizce fiili taşıyıcının sorumluluğu CMR m. 23/3-7 hükmü kapsamında değerlendirilmesi halinde davalıların davacıya herhangi bir ödeme gerekmeyeceği, Tazminata hükmedilmesi halinde işletilecek faiz oranı yıllık %5 olması gerekeceği..." belirtilmiştir.Bilindiği üzere bilirkişi raporları takdiri olup hukuki nitelendirmeler mahkemelece yapılır. Yukarıda ayrıntılı olarak ifade edildiği üzere davacının sigortalısına hasar bedelini ödemiş olması ve alacağı temlik almış olması nedeni ile zarar gören sıfatı ile davalılardan talepte bulunabileceği gerekçeleri ile anlatılmıştır. Taraflar arasındaki en önemli ihtilaflardan biri de olayda CMR konvansiyonunun sınırlı sorumluluğa dair 23. Maddesinin mi yoksa 29. Maddesinin mi uygulanması gerektiğine ilişkindir. CMR konvansiyonunun 23. Maddesi yükün kısmen veya tamamen kaybından dolayı taşıyıcının tazminat ödemekle yükümlü olduğunu bunun da yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine göre hesaplanacağını 3. Fıkrada ise tazminatın eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8.33 hesap birimini aşamayacağını düzenlemiş olup CMR Konvansiyonunun 29. Maddesi ise hasarın taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü hareketle eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacının sınırlı sorumluluk hükümlerinden faydalanamayacağı hükme bağlanmıştır.
----------Dava konusu olayda, taşıyıcının yeterli önlemler alarak yola çıkması, bu meyanda ikinci bir şoför veya muavin bulundurmak, araca alarm taktırmak veya aracı güvenlikli bir yerde park etmek gibi günün teknolojik olanaklarından yararlanılarak makul, uygulanabilir türden diğer tedbirleri alması gerektiğini söylemek mümkündür. Aracın güvenlik önlemi olmayan yol kenarında bulunan park alanına kapısı açık olarak park edilip, sürücünün kendisine kahve hazırladığı sırada aracın yanına gelen kamyonetten inen iki silahlı kişinin sürücüyü zorla kamyonete bindirerek, araç ve içindeki emtianın çalınması sonucu meydana gelen olayda taşıyıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir..." belirtmiştir. --------- Sayılı ilamında ".. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkeme kararı ve dayanağı bilirkişi raporunda taşınan malların çalınması olayında davalı taşıyanın sürücüsünün ağır kusur ve kasıt niteliğinde davranışı olmayıp ihmali bulunduğu ve CMR Konvansiyonunun 23. maddesi uyarınca sorumluluğunun sınırlı olduğu kabül edilerek sonuca varılmış ise de; olayın oluş biçimi dikkate alındığında İtalya gibi hırsızlık ve gasp olaylarının yoğun olduğu riskli bir ülkede otopark niteliğinde olmayan ve hiçbir güvenlik önlemi bulunmayan yol kenarındaki cep şeklindeki bir alana park edip aracın içinde uyuduğu sırada gece vakti araçta hırsızlık yapıldığının ve bunun sürücü tarafından fark edilmesi üzerine şoförün ve aracın kaçırılmak suretiyle gasp edildiği anlaşıldığından; olayın gerçekleşen bu biçimi itibariyle meydana gelen kaybın taşımacının sürücüsünün ağır kusurundan kaynaklandığı anlaşılmakla CMR Konvansiyonu 29. maddesindeki koşulların oluştuğu sonucuna varıldığından davalı taşımacının zarardan sınırsız sorumlu olduğu gözetilmeksizin CMR Konvansiyonunun 23. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluğa hükmedilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz isteminin kabülü ile hükmün bozulması gerekmiştir.." belirtmiştir. -------- Sayılı ilamında "...Kabule göre de; CMR Konvansiyonu hükümlerine göre taşıyıcı, taşıdığı emtiayı tam ve sağlam olarak alıcısına teslim ile yükümlüdür. Malların kısmen veya tamamen kaybından veya hasarından veya gecikmesinden sorumludur. Bu sorumluluk, kural olarak tam tazmin esasına değil, taşıyıcıya teslim edilen değerin iadesine yöneliktir. CMR Konvansiyonu'nda sorumluluk kapsamı, esas itibariyle 23-28. maddelerde düzenlenmiştir. Ancak, 23.5 ve 29. maddelerinde açıklanan haller, sınırlı sorumluluk kuralının istisnasını oluşturmaktadır. CMR 29. maddesi hükmüne göre, ağır kusurun varlığı halinde taşıyıcı, bu konvansiyonun taşıyıcının sorumluluğunu kaldıran, sınırlayan veya ispat yükünü diğer tarafa yükleyen hükümlerinden yararlanamayacaktır. Bu halde, taşıyıcı tüm zararlardan sorumlu olacaktır.Mahkemece, somut olayda taşıyanın aracı güvenli bir otoparka park etmeyerek hırsızlık olayına neden olduğu ve taşıyanın zararın kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebeple ileri geldiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle sınırlı sorumluluk hükümlerine göre yapılan tazminat hesabı doğrultusunda karar verilmiş ise de iddia, savunma, tarafların sunduğu deliller ve mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalı taşıyana ait araç sürücüsünün giriş çıkışı denetlenmeyen, kamera vb. güvenlik sistemi olmayan, bekçisi bulunmayan bir tır parkında akşam saatlerinden sabaha kadar mola verdiği, araç sürücüsünün tırın içinde dinlenirken hırsızlık olayının yaşandığı, sürücünün sabah uyandığında hırsızlık olayını farketiğinin sabit olması karşısında mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davalı taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, sınırlı sorumluluk ilkesine göre yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir..." belirtmiştir.
Davalı taraf sürücünün aracı alelade bir yere değil kameralarla donatılmış otoban gişelerine yakın bir yere park ettiğini , takograf süresinin dolmasından kaynaklandığını,dorseye de domuz kilidi taktığını gerekli önlemleri aldığını ileri sürmüştür. Taraflardan hırsızlık olayının meydana geldiği yerin resimleri istenmiş yapılan incelemede söz konusu alanın bir tır park alanı olmadığı, otoban gişelerine yakın cep şeklinde bir alan olduğu, güvenlik görevlisi olmadığı, orayı net gören bir kamera da olmadığı nitekim kamera olmadığı için olaya dair video kaydı da olmadığı görülmüştür.Takograf süresinin dolması nedeni ile oraya park edildiği şeklindeki savunma yerinde olmayıp sürücü takografı sürekli kontrol etmek ve gerekirse kameralı, güvenlikli bir park alanına önceden park etmek sureti ile dinlenmesini gerçekleştirmesi gerekirdi. Eldeki bu deliller nazara alındığında davalı taşıyıcıların CMR konvansiyonunun 23. Maddesinde belirtilen sınırlı sorumluluk hükümlerinden faydalanma imkanları olmayıp CMR konvansiyonunun 29. maddesi gereği ağır kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hasar miktarı hususunda zaten bir ihtilaf olmayıp davalının sigortası zaten davacıya cmr Konvansiyonunun 23. Maddesinde ön görülen sınırlı sorumluluk hükümlerine göre hazırlanan exper raporu doğrultusunda kısmi ödemeyi yapmıştır. Davalı --------akdi, diğer davalı ise fiili taşıyıcı olarak CMR konvansiyonunun 17 ve 3. Maddeleri uyarınca meydana gelen hasardan davacıya karşı müteselsil sorumludur. Davacının olay nedeni ile sigortalısından aldığı temlik sonucu zarar gören sıfatı ile davalı taşıcılardan hasar bedelini talep edebileceği sonucuna varılmış davacının bakiye talep edebileceği alacağın 79.462,16 Euro olduğu görülmekle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.--------Buna göre, mahkemece harcın, dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası üzerinden karar tarihindeki nispi harç oranına göre alınması, yine davacı yararına kabul olunan kısmın dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre,davacı yararına nispi vekâlet ücreti tayini gerekirken fazla ilâm harcı ve kabul olunan kısım için davacı yararına fazla vekâlet ücreti tayini usul ve yasaya aykırı olup.." belirtmiştir. Dava tarihinden 1 gün önceki merkez bankası euro efektif satış kuru 34,9973 TL dir. Dava değeri 2.780.961,05 TL dir. Harç, vekalet ücreti ve yargılama gideri buna göre belirlenmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulüne,
79.462,16 Euro alacağın CMR'nin 27/1 maddesi gereği dava tarihinden itibaren yıllık %5 faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 189.967,44 TL nispi harçtan, peşin alınan 47.817,00 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 142.150,44 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından 427,60 TL başvurma harcı, 47.817,00 TL peşin harç olmak üzere toplam 48.244,60 TL yargılama gideri mahiyetindeki harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davacı yanca yapılan 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 395,00 TL tebligat, posta gideri ve diğer yargılama giderleri toplamı 16.395,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Ücr. Trf.'ne göre, 365.905,72 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
7--------- bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2025