T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/858
KARAR NO : 2025/36
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 04/12/2023
KARAR TARİHİ : 15/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 70.000,00TL sermayeli 2800 hisseden ibaret davalı ----- Şirketi'nin 980 adet payına sahipli ortağı olduğunu, kanunda öngörülen '' sermayenin en az onda birini temsil etme '' koşuluna sahip olduğunu, tamamen şirketin yönetiminden ve yönetici kararlarından sebeple şirketin yanlış işleyişinden ortaya çıkan eksiklikler sebebiyle başarısız olan ticari girişimlerin ardından müvekkilin koymuş olduğu sermayeden muradettiği ticari faydayı göremediğini, yönetim kusurlarının şirketi atıl ve gelecekte de faaliyet edemez bir hale getirdiğini, şirketin bu kararlarla şirket sözleşmesinde yazan amaca ulaşılmasını imkânsız hale getirdiğini, faaliyet yapabilme kabiliyetinin ortadan kalktığını ve şirketin devamının müvekkili açısından çekilmez hâle geldiğini, şirketin çoğunluk pay sahipleri tarafından sırasıyla; gerekli ve kanuni zorunluluk olan genel kurullar yapılamadığını, faaliyet ve kararlarla ilgili bilgilendirme yapılamadığını, iş ve mali tabloyla ilgili bilgilendirme yapılmadığını, yönetimin başkaca şirketlerde görev alarak kendi ticari faaliyetlerine öncelik vererek mevcut şirkete gerekli emek ve mesaiyi harcamadığını, şirket çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi sebebiyle faaliyet yapamaz hale gelerek mali sıkıntı içinde olduğunu, gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra davacı müvekkiline ait payın karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek şirketten çıkarılmalarını talebi bir gereklilik haline geldiğini, müvekkilinin ortak tarafından bu ortaklığın çekilmez bir hal aldığını ve bir çok ticari riski barındıran bir durumda olduğunu, ve bu sebeplerle duruma uygun düşen ve kabul edilebilir çözüm olarak davacı müvekkile ait payın karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek şirketten çıkarılması talebinin kabulüne karar verilmesini, eğer mümkün olmazsa şirketin feshine ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalıya Tebligat Kanununun 35. Maddesine göre 03/04/2024 tarihinde dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş davalı yanca yasal süre içerisinde davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. Davalı şirketin yöneticisinin görev süresinin dolmuş olması nedeni ile iş bu davada şirektin temsili hususunda şirkete kayyım atanmış olup kayyımın davaya cevapları aşağıda özetlenecektir.
CEVAP:Davalı şirket kayyımı cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ortağının şirketin fesih talebine ilişkin iddia ettiği gerekçeleri ispat etmesi gerektiğini, davacı şirket ortağının genel kurul yapılmadığı, yönetimsel, mali olarak bilgilendirme yapılmadığı, şirketin kötü yönetildiği, gibi gerekçeler iddia etmiş ise de bu husustaki hukuki yolları tüketmediğini, limited şirketlerde şirketin mali konularının görüşüleceği mercinin Genel Kurul olduğunu kural olarak, Genel Kurulu toplantıya müdürler çağırır ise de %35 hisseye sahip olan azınlık ortağın da TTK m. 366-367-360 -377.maddelerinde geciktirici sebepleri ve gündemi belirterek, Genel Kurulu toplantıya çağırmasını veya Genel Kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını yazılı olarak isteyebileceğini, genel kurula katılıp görüş ve öneride bulunabileceği, 420 maddede mali tabloların incelenmesi bakımından toplantıyı bir ay erteleyebileceği, kötü yönetim iddiasına ilişkin olarak da eğer bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa şirkette özel denetim yapılmasını da isteyebileceğinin tabi olduğunu, davacının azınlık orağın bunlar ve bunlar gibi başkaca pek çok yapabileceği iş ve işlemler olmasına rağmen bunların hiç bir girişiminin bulunmadığının anlaşıldığını ve bu sebeplerle açıklanan gerekçelerle, aleyhteki hususları kabul etmediklerini şirketin fesih ve tasfiyesinin son çare olması ilkesine göre, feshin/tasfiyenin ortakların menfaatlerine uygunluğunun denetlenmesini, davacı şirket ortağının azınlık ortak olarak kendi üstüne düşen yetkileri kullanmadığı da dikkate alınarak davanın reddini talep ettiklerini belirtmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Davanın davacının dava dilekçesinde dile getirdiği nedenlerden ötürü TTK'nın 531. Maddesi uyarınca davalı şirketin feshine olmadığı taktirde feshe alternatif çözüm kapsamında davacının ayrılma akçesini almak sureti ile ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığına ilişkindir.
Davacı tanıkları beyanlarında özetle ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar nedeni ile şirketin gayrıfaal duruma geldiğini, halihazırda hiçbir ticari faaliyeti olmadığını, şirket yöneticilerinin sahibi oldukları başka firmalara öncelik tanıyarak davalı şirketi bu hale getirdiklerini belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyetinin 25/11/2024 tarihli raporunda özetle; "....Dava dosyasına konu olan somut olayda tespit edilen durumların yukarıda belirtilen gibi olduğu, bu belirtilen durumlara göre; 1. Davalı şirket defterlerinin 11.10.2024 günü saat 11:00’de mahkeme kaleminde hazır bulundurulması için davalı şirketin ----müzekkere yazıldığı, Mali Müşavir --- tarafından verilen yazılı cevapta ise şirkete 2011-2019 yılları arasında hizmet verildiğini, 2019 yılından sonra ise şirkete hiçbir hizmetin verilmediğini, şirket ticari defterlerinin kendilerinde olmadığının beyan edildiği, bu nedenle Vergi Dairesi tarafından gönderilen davalı şirkete ait Kurumlar Vergisi beyannameleri eklerinde bulunan mali tabloların incelemeye dahil edildiği, 2. Davalı şirketin sadece 2015 yılında dönem karı elde ettiği, bu yıldan sonra 2016-2017-2018-2019 yıllarında düzenli olarak zarar içerisinde olduğu, 3. 2015 yılında 16.716.034,00 TL tutarlı net satışının bulunduğu, 2015 yılında sonra satışların %99 oranında azaldığı, en son 2019 yılındaki satış tutarının 595,00 TL olarak gerçekleştiği, 4. Şirketin sadece 2015 yılında 1.400.226,00 TL dönem karı elde ettiği, bu yıldan sonra 2016-2017-2018-2019 yıllarında düzenli olarak zarar içerisinde olduğu, 5. Şirketin Kısa Vadede nakde çevrilebilecek veya ortaklardan alacaklar hesabının yer alan Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar kalemindeki kullanılabilir toplam nakdi tutarın 1.996.302,74 TL olduğu, buna karşın şirketin kısa ve uzun vadeli borçlar toplamının 4.317.397,84 TL olduğu, şirketin hazır değerler kaleminde şirket borçlarını ödeyebilecek nakdi varlığının bulunmadığı, bu haliyle şirketin borçlarını ödeme kabiliyetinin bulunmadığı sonucuna gidildiği, 6. Şirketin ticari faaliyetlerini yürütememesi ve ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiği dikkate alındığında TTK m.531 uyarınca haklı sebebin oluştuğu kanaatine varıldığı, davalı şirketin ticari faaliyetlerini sürdüremediği ve davacı ortağın %49 paya sahip olduğu dikkate alındığında şirketin TTK m.531 uyarınca feshi yönünde karar verilebileceği tarafımızca tespit edilmiş hesaplanmışsa da, takdir Yüce Mahkemeye ait olmak üzere iş bu bilirkişi heyet raporu tarafımıza düzenlenmiştir ''şeklinde rapor sundukları görülmüştür.TTK m.531 çerçevesinde azınlığın açacağı fesih davasında ancak “haklı sebebin” veya “haklı sebeplerin” bulunması durumunda mahkeme tarafından feshe karar verilebilecektir. Dolayısıyla anonim ortaklığın bu maddede düzenlenmiş olan özel fesih nedeni “haklı sebep''tir. Esasen maddenin uygulanması bakımından tespiti gereken en önemli husus da, anonim ortaklığın feshini gerektirecek derecede öneme sahip sebep veya sebeplerin neler olabileceğidir. TTK m.531'de anonim ortaklık bakımından fesih gerekçesi olabilecek “haklı sebep” konusunda herhangi bir tanım veya örnek gösterilmemiştir.
Haklı sebep, ortaklık işlerinden doğmuş olabileceği gibi, ortaklık ilişkisi dışında kişisel ilişkiden de doğmuş olabilir. Önemli olan husus; böyle bir olayın ortaya çıkması durumunda ortaklık ilişkisinin devamının objektif olarak çekilmez bir hal almasıdır. Şirketten çıkacak ortağın haklı sebebin meydana gelmesinde kusurlu olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Davacı pay sahiplerinden şirketin devamı objektif olarak beklenemez bir hal aldığı bir durumda haklı sebeplerin mevcut olduğu kabul edilebilir. Ayrıca haklı sebebin gerçekleştiği hususunun kabulünde davacı pay sahipleri dışında kalan diğer menfaat sahiplerinin (şirket, diğer pay sahipleri, çalışanlar) haklarının da dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla haklı sebep ve bunun devamında fesih, ancak bu kimselerin menfaatlerinin haleldar edilmemesi kaydı ile ve son çare (ultima ratio) olarak kabul edilebilir. Doktrinde anonim ortaklığın feshine ilişkin haklı sebep olarak nitelendirilen bazı örneklere bakacak olursak:
- Şirketin, çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi sebebiyle, mali sıkıntı içinde bulunması,
- Şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması,
- Mali açıdan hiçbir geçerli sebep bulunmamasına rağmen, en az 3-4 yıl boyunca kâr payı dağıtılmaması,
- Azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması. Bunlar dışında, genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetler, şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) de diğer örnekler olarak sayılmaktadır.Yargıtay şirketin “uzun yıllar ciddi bir faaliyetinin olmamasının” haklı sebep olduğu görüşündedir.Konuya ilişkin karar örnekleri şu şekildedir:
"...Şirketin uzun yıllar ciddi bir faaliyeti olmamışsa, fesih için yasal haklı nedenler oluşmuştur...” Yargıtay ----HD----
“...şirketin faaliyete geçemeyip atıl durumda kaldığı, şirket giderlerini ortaklardan aldığı borçlarla kapatmaya çalıştığı, bu borçlara ilişkin icra takiplerine uğradığı ...o halde...feshi için kanuni haklı nedenlerin oluştuğu kabul edilmelidir...” Yargıtay ---- HD-----Yargıtay kararları çerçevesinde, anonim şirketin haklı nedenle feshi için ileri sürülen sebepler birkaç başlık altında toplanabilir:
- Şirketin kötü yönetilmesi,
- Genel kurul toplahtılarmın yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler,
- Şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması,
-Paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması,
-Uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması,
-Ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması olarak sayılabilir.
Esasen davalı şirkete atanan temsil kayyımının davaya dair beyanları genel olarak yerinde olup davacı yanca şirketin genel kurul toplantılarını yapmaması nedenine dayalı fesih istenmiş ise de davacının TTK'nın 410-411 maddelerinden kaynaklı olarak genel kurul talep etme imkanı olduğu, şirket faaliyet ve kararlarla ilgili bilgi alamadığını ileri sürmüş ise de şirketi genel kurul toplantısına çağırıp TTK'nın 437. Maddesi gereği bilgi edinme hakkı kullanabileceği bu imkanlar varken doğrudan fesih davası açıldığı açıktır. Ancak davacı şirketin uzun yıllardır bir ticari faaliyeti olmadığını ve gelecekte de iş yapamaz hale getirildiğini iddia etmiştir. Şirketlerin uzun yıllardır bir ticari faaliyetinin olmaması mutlak fesih nedenidir. Aynı zamanda şirketin uzun yıllar kar dağıtmaması da bir ortak açısından haklı fesih nedenidir. Çünkü kişiler kar elde etme amacı ile şirkete ortak olurlar.
Somut olay bazında değerlendirme yapıldığında davalı şirketin çok uzun yıllardır hiçbir ticari faaliyetinin olmadığı görülmektedir. Nitekim gelen vergi dairesi kayıtları ve tanık beyanları da bunu doğrulamaktadır. SGK kayıtlarından da hiçbir çalışanı olmadığı, adresinde de faaliyet göstermediği görülmektedir. Sadece resmi kayıtlar nezdinde evrak üzerinde bir şirketin varlığı söz konusudur. Esas olan şirketin yaşatılması olmakla bilindiği üzere şirketler kar elde etmek amacı ile kurulur. Uzun yıllar boyunca bu amacın gerçekleşmemesi hali mutlak bir fesih halidir. Ortaklar arasındaki bağ kopmuş olup şirketin aynı zamanda organsız olduğu, genel kurul toplantılarının icra edilmediği, kar elde edilmediği için kar payı da dağıtılmadığı görülmektedir.Ticaret sicil müdürlüğünden celp edilen sicil dosyası incelendiğinde davalı şirketin 2011 yılında kurulduğu, şirketin kuruluşundan beri hiç kar payı dağıtmadığı, vergi dairesi kayıtlarına göre 2016-2017-2018 ve 2019 yılında zarar ettiği, vergi dairesi ve SGK ya yüklü miktarda borcu olduğu, yine vergi dairesi kayıtlarına göre 2019 yılında vergi kaydının resen terkin edildiği, o günden beri de fatura kesmediği, bir kaydı olmadığı görülmüştür.Tüm dosya kapsamı denetime el verişli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı şirketin uzun yıllardır bir ticari faaliyetinin olmaması, kuruluşundan beri hiç kar payı dağıtmamış olması, ortaklar arasındaki bağın tamamen kopmuş olması bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı şirketin feshine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış şirketin ortağı olan davacı tasfiye memuru olarak atanmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-DAVANIN KABULÜNE;
A-6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca davanın kabulü ile ---- Ticaret sicil müdürlüğünün (------) sicil numarasında kayıtlı ----- ŞİRKETİ 'nin FESİH ve TASFİYESİNE,
2-Davalı şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere şirket ortağı olan davacının ( TC: ----- ----) tasfiye memuru olarak atanmasına,
3-Kararın kesinleşmesinden sonra, 6102 sayılı TTK'nın 283. maddesi uyarınca Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına,
4-Tasfiye memurunun şirket ortaklarından olması nazara alınarak kendisine ücret takdirine yer olmadığına,
5-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı peşin alınan 269,85 TL nin mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvuru harcı, 269,85 TL nispi harç olmak üzere toplam 539,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 8.000,00 TL kayyım ücreti, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1,072,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı olarak toplam 24.072,50 yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
9-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin ve Davalı Şirket Temsil Kayıımının yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.