T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/853
KARAR NO : 2025/46
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/12/2023
KARAR TARİHİ : 16/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkil şirket arasında bir ticari faaliyetin ve bu ticari faaliyetten kaynaklı bakiye alacağının olduğunu , ne nedenle -----. İcra Dairesinin-----sayılı dosyası kapsamında davalı şirkete kesilen faturalara dayanılarak takip başlatıldığını,ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, Dava şartı olan ticari davalarda arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamadığından iş bu davanın ikame edildiğini ,davalı tarafın İcra Müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ,davalının müvekkil şirketten yapmış olduğu ticari alımlar neticesinde kesilen faturalardan dolayı muaccel olan borcunu ödemediğini ,davalı şirkete fatura karşılığı mal bedelinden kalan kısmın tahsili için sözlü ve yazılı ihtarname ile bildirilmesine rağmen herhangi bir sonuç alınamadığını, bu sebeple-----. İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı dosyası ile fatura karşılığı mal bedelinden kalan kısmın tahsili için yasal takip başlatıldığını , davalı yanın haksız itirazının takibin durmasına sebebiyet verdiğini, Davalı şirketin, almış olduğu mal ve hizmetler karşılığında kesilen toplam satış faturası miktarının 19.718,39 EUR olduğunu buna karşılık davalı şirketin 13.768,54 EUR ödeme yaptığını, söz konusu hususun cari hesap hareketlerinden sabit olduğunu ,müvekkil şirketin defterler, belgeler ve faturaları incelendiğinde, davalı şirket----- müvekkil şirketin alacağına ulaşmasını engellemek kastıyla itiraz ettiğinin anlaşılacağını, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla, yukarıda arz ve izah olunan ve re'sen takdir edilecek sebeplerle; davanın KABULÜ ile davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına , borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20' sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacı firma arasında uzun yıllardır süren bir ticari ilişkinin bulunduğunu ,bu ilişikinin halen sürdüğünü , basiretli bir tacir olan müvekkil firmanın Türkiye 'de alanında lider bir kuruluş olduğunu, ancak davacı tarafın ani gelişen talepleri karşısında hiç de ticari etik kurallarına uygun olmayan ,basiretli bir tacirin yapmayacağı davranışlara maruz kalındığını, yıllardır ödemelerini Türk Lirasına çevirerek faturalandıran davacıya ödemelerinde her daim müşteri çekleri ve Türk Lirası olarak yapıldığını ,bu güne kadar yapılan tüm ödemelerin Türk Lirası olarak yapıldığını, Davacı firma iddialarının aksine kendilerinin kötüniyetli olduğunu euro daki yükseliş nedeniyle Türk Lirası olarak kestiği faturaları euro olarak talep etmeye başladığını, bu sebeple kendilerine ödemelerin daha önce yaptııldığı gibi Türk Lirası olarak yapılacağı defalarca belirtilmişse de euro talebinde direnildiğini, Taraflarına noterden gönderilmiş herhangi bir ihtarnamenin olmadığını , temerrüde düşme açısından şekil şartlarına uygun bir ihtarın sözkonusu olmadığını, Müvekkil şirketin defter, belge ve faturaları incelendiğinde, davacı şirkete ne şekilde ödeme yapıldığı hangi para birimi üzerinden ve hangi yollarla yapıldığının açıkça saptanabileeğini , davacının alacağına kavuşmasını engelleme kastının asla olmadığını, sadece iki şirket arasında teamül haline de gelmiş olan ödeme şeklinin ispatının sözkonusu olduğunu davacı firmanın kestiği faturaları TL olarak kestiğini, kestiği faturaların alt kısımda yazılan banka hesaplarının Türk Lirası hesabı olduğu ,90 gün ödeme süresi tanındığının görülebileceğini ,bu güne kadar ki tüm ödemelerinin Türk lirası olarak yapıldığını, ekte sunulan davacı firmaya verilen tediye makbuzu ve tahsilat makbuzundan da görüleceği üzere ödemelerini davacı firmaya her zaman Türk Lirası olarak müşteri çekleriyle ödendiğini ,bugüne kadar herhangi bir itirazı olmayan davacının bu davayı açmış olmasının aslında ceza hukuku açısından da nitelikli dolandırıcılığa tam teşebbüs kapsamında değerlendirileceğini ,ilerleyen günlerde bunun da taraflarınca değerlendirilmesinin yapılacağını, davanın reddine karar verilerek vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmektedir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;" Sayın Mahkemenizin bilirkişiliğime vermiş olduğu görev sonucunda davacı ---- adresindeki işyerinde bulunan ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemelerde ; Davaya konu ticari ilişkinin 2023 yılını kapsadığının tespiti ile dava dosyası ile sınırlı olarak 2023 yılına ait ticari defter ve kayıtlar incelenmiştir. Yukarıda sunulu olduğu üzere ---- 2023 yılına ait Noterlikçe tasdik edilmesi gereken defterlerin tasdiklerinin zamanında yaptırıldığı , E- defter olarak tutulan defter beratlarının zamanında oluşturulduğu, defterlerde yer alan ve davaya konu alacağa ait Yevmiye defterindeki kayıtların Defter-i kebir kayıtları ile birbirini doğrular şekilde kaydedilmiş olduğu görülmüş olup , yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun takdiri sayın mahkemenize aittir. Ticari ilişkinin 03/03/2023 tarihinde başladığı buna karşılık ilk kur farkı ve vade farkı faturasının 04/10/2023-05/10/2023 tarihinde kesildiği bununda huzurdaki davanın konusu olduğu , bu hususta taraflar arasında bir teamülden söz edilip edilemeyeceği takdirlerinizdedir. Davacı ile davalı arasında kur farkı konusunda yazılı bir anlaşmanın tarafıma sunulamadığı, lakin davacının kesmiş olduğu ürün satış faturalarının tamamının not kısmında "iş bu fatura ödeme günündeki ---- döviz satış kurundan TL ödenecektir, ödeme koşulu: 90 gün vade. "yazılı olduğu görülmüş olup ,takdiri sayın mahkemeye aittir. Davacı ---- ticari defter kayıtları esas alınarak yapılan incelemelere göre; Davacı ---- defter kayıtlarında davalı -----fatura karşılığı ticari satımdan kaynaklı 48.186,75 TL , vade farkından 16.964,39 TL, kur farkından ise 114.263,60 TL olmak üzere toplam 179.414,74 TL alacaklı olduğu , bu alacağın icra takip tarihi itibari ile ---- alıcılar hesabından ---- şüpheli alacaklar hesabına virmanlanarak kayıt altına alındığı tespit edilmiştir.
Davacı ---- kayıtlarındaki Davalı -----olan alacağını mahkemenize seçenekli olarak sunmak gerekir ise; Cari hesabın TL üzerinden işlem görmesi durumunda davacının 01/06/2023 tarihli ticari satımdan kaynaklı 48.186,75 TL alacağının olduğu, Cari hesabın TL üzerinden ve vade farkı uygulanması gerektiği kabul edilir ise 65.151,15 TL alacağının olduğu , Cari hesabın dövizli olduğu ve vade farkı uygulanması gerektiği kabul edilir ise 5.949,85 EUR alacak bakiyesi karşılığı 179.414,74 TL alacağının olabileceği tespit edilmiş olup" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; Davacının davalıya kestiği mal/hizmet faturaların döviz cinsinden düzenlendiğini, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 215/2-a maddesi uyarınca yabancı para birimi kullanılarak düzenlenen faturaların Türk Lirasına çevrilmesinde kullanılacak kurun faturanın düzenlendiği tarihteki TC---- Döviz Alış Kuru olduğu, ödemelerin faturada belirtilen döviz cinsinden yapılabileceği gibi taraflar arasındaki anlaşmaya bağlı olarak ödeme günündeki anlaşılan kur (döviz alış, döviz satış vb.) üzerinden hesaplanan TL karşılığı olarak da yapılabilineceğini, yurtiçi müşterilere düzenlenen dövizli fatura bedelinin ister döviz cinsinden isterse TL karşılığı ödensin ödeme tarihi ile fatura düzenleme tarihi arasındaki kur değişiminden kaynaklanan kur farkının faturalaşmaya konu edilmesinin gerektiğini, Davacının bilirkişi raporunun sonuç kısmında yer alan alternatiflere göre davalıdan alacaklı olacağını, mahkememizin davacı lehine hüküm vermesi halinde, kamu bankalarında dövizli mevduata fiilen uygulanan azami faiz oranları tablosundaki faiz oranları alınarak davacının alcaklı olduğu döviz tutarına takip tarihinden ödeme tarihine kadar olan süre için davacı şirket tarafından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre hesaplanacak faizi talep edebileceğinin sonuç ve kanaatine varıldığını beyan etmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Dosya içeriğinde taraflar arasında yazılı kur farkı sözleşmesinin bulunmadığı tarafıma da sunulmadığı, taraflar aarsındaki ticari ilişkinin 03.03.2023 tarihinde başladığı, davacının davalıya en son 01.06.2023 tarihinde mal/hizmet faturası kestiği, davacının 03.03.2023 tarihinden başlayan ve son olarak 01.06.2023 tarihinde davalıya 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 215/2-a Maddesi (TL karşılığı da gösterilmiş) Euro para birimine göre 10 adet e-Fatura kestiği, faturaların Not kısmında "İs bu fatura ödeme günündeki ---- döviz satış kurundan TL olarak ödenecektir/' "Ödeme koşulu: 90 gün vade" açıklamaları ile faturaların Euro tutarının da "YalnızbinyüzaltmışbeşEuroyirmibeşSent" gibi yazılı olarak yer aldığı, davalının davacıya farklı tarihlerde yaptığı üç adet ödemenin davalı tarafından davalıya keşide edilen vadeli çekler ile yapıldığı, davalının keşide ettiği son çek vadesinin 30.08.2023 tarihli olduğu, davacının vade farkı faturasını 04.10.2023 tarihinde kur farkı faturasını ise 05.10.2023 tarihinde davalıya kestiği, davalının incelenen kayıtlarında 05.10.2023 tarihli kur farkı faturasından başka herhangi bir kur farkı faturasının bulunmadığı, taraflar arasında kur farkı talebinin sürekli uygulama haline geldiğine ilişkin ticari teamül oluşup oluşmadığı konusundaki takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, faturadan kaynaklı başlatılan takipte ödeme emrine yapılan itirazın iptali davasıdır.
İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir.Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişi tayin edilmiş olup, 26/09/2024 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Mezkur bilirkişi raporunda özetle; " - Davacının davalıya kestiği mal/hizmet faturaların döviz cinsinden düzenlendiği, 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 215/2-a maddesi uyarınca yabancı para birimi kullanılarak düzenlenen faturaların Türk Lirasına çevrilmesinde kullanılacak kurun faturanın düzenlendiği tarihteki TC ---- Bankası Döviz Alış Kuru olduğu, ödemelerin faturada belirtilen döviz cinsinden yapılabileceği gibi taraflar arasındaki anlaşmaya bağlı olarak ödeme günündeki anlaşılan kur (döviz alış, döviz satış vb.) üzerinden hesaplanan TL karşılığı olarak da yapılabilineceği, yurtiçi müşterilere düzenlenen dövizli fatura bedelinin ister döviz cinsinden isterse TL karşılığı ödensin ödeme tarihi ile fatura düzenleme tarihi arasındaki kur değişiminden kaynaklanan kur farkının faturalaşmaya konu edilmesinin gerektiği;
- Davacının aşağıdaki alternatiflere göre davalıdan alacaklı olacağı;
Alternatifler Takip Tarihi Tutar EURO Tutar TL Borç/Alacak
Davalı kayıtlarına göre 01.11.2023 48.186,78 Davacı Alacaklı
Davacı kayıtlarına göre 01.11.2023 5.949,85 179.414,74 Davacı Alacaklı olduğu" yönünde tespitlerde bulunulduğu anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Ticari defterlerin delil olması için gerekli şartlar HMK'nın 222/2 maddesinde "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. " ifadesi ile sayılmıştır. Buna göre ticari defterlerin delil olması için;
a) Ticari bir dava olması,
b) Uyuşmazlık konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bir işlemden kaynaklanması,
c) Ticari defterler kanuna uygun eksiksiz tutulmuş olması,
d) Ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması,
e) Uyuşmazlık konusu işle ilgili olarak defterlere geçirilen tüm kayıtların birbirini doğrulamış olması gerekir. Somut olayda davalı yan davacının TL olarak kestiği faturaları kur artışları nedeniyle euro olarak istemeye başladığını savunmuştur. Dosyaya sunulan ve bilirkişi incelemesine konu olan faturalar incelendiğinde davacının davalıya kestiği faturaların not kısmındaki “İş bu fatura ödeme gününde ki ---- döviz satış kurundan TL olarak ödenecektir.” açıklamasına yer verildiği görülmüştür.
Benzer konuya ilişkin ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi'nin ----- Esas ve ---- Karar sayılı ilamında; " Davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturalar incelendiğinde; USD cinsinden düzenlenen faturalarda TL. Karşılıklarının ve fatura tarihindeki ---- döviz kurunun yazıldığı görülmüştür.6098 Sayılı TBK'nun 99/1 fıkrası uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/2 fıkrasına göre borcun yabancı para birimi ile ödenmesi kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/3 fıkrası uyarınca yabancı para alacaklısı, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen başka bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde, alacağının aynen veya vade tarihinde yahut fiili ödeme tarihinde rayiç olan kur üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebilir. Bu halde yabancı para alacaklısına seçimlik bir yetki tanınmıştır.TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak teamül aranmaz. Yargıtay ---- HD.nin -----Esas. ----- Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere Yabancı para üzerinden yapılan alım satımlarda Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince faturalarda yabancı para cinsinden bedel yanında, faturanın tanzim tarihindeki TL cinsinden bedelin de yazılması zorunlu olduğundan, bu yazım biçimi döviz alacağını TL alacağına çevirmez. Dolayısıyla yabancı para borçlusu faturada yazılı TL tutarını ödemiş ise ve fiili ödeme tarihindeki kur tanzim tarihindeki kurdan yüksek ise, yabancı para alacaklısı, TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca tanzim tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki kur farkını talep edebilir." şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür. Sonuç olarak, hükme esas alınabilecek yeterli teknik nitelikte bilirkişi raporları hükme esas alınarak, davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı açık hesap ilişkisine dayalı takip başlattığı, kur farkına sebebiyet olan faturaların davalı nezdinde kayıtlı bulunduğu ancak kur farkı neticesinde oluşturulan 2 adet faturanın davalı yanca davacıya süresinde iade ettiği hususunun bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, bu bağlamda (kur farkına sebep olan) faturalarda yabancı para cinsinden bedel yanında, faturanın tanzim tarihindeki TL cinsinden bedelin de yazılması zorunlu olduğundan, bu yazım biçimi döviz alacağını TL alacağına çevirmeyeceği, dolayısıyla fiili ödeme tarihindeki kur tanzim tarihindeki kurdan yüksek yabancı para borçlusu davalının faturada yazılı TL tutarını ödemiş olması borcu sona erdirmediği, yabancı para alacaklısı davacının TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca tanzim tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki kur farkını talep etmesinin yerinde olduğu bu haliyle ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesi'nin----- Esas ve ----Karar sayılı ilamının yol göstericiliğinde, bilirkişilerin tespit ve değerlendirmeleri kapsamında taraflar arasındaki takibe konu miktar olan alacağın davacı tarafça ispatlandığı anlaşılmış alacağın faturaya bağlı olması nedeniyle belirli likid olduğu kanaatine varılmış kabul edilen asıl alacak miktarı olan 5.949,85 Euro'nun takip tarihi olan 01/11/2023 tarihindeki --
---- Bankası Euro efektif satış oranı olan (29.9526) ile çarpılması sonucu oluşan 178.213,47 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının (35.642,69 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmiştir (Yargıtay -----Hukuk Dairesi ----Tarihli kararı). Tarafların tacir olduğu ve alacağın yabancı para alacağı olduğu görülmekle ----- İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 5.949,85 Euro üzerinden iptali ile kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre faiz işletilerek takibin devamına karar verilmiştir. Vekalet ücreti ile harç hesaplaması Yargıtay ----Hukuk Dairesinin -----Sayılı kararı doğrultusunda dava tarihindeki (01/12/2023) ----- Bankası EURO/TR efektif satış oranı olan (----) esas alınarak yapılmıştır.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1----- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile 5.949,85 Euro alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre faiz işletilerek takibin DEVAMINA,
2-5.949,85 Euro'nun takip tarihi olan 01/11/2023 tarihindeki ---- Bankası Euro efektif satış oranı olan (29.9526) ile çarpılması sonucu oluşan 178.213,47 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının (35.642,69 TL) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 12.255,82 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 2.166,89 TL harçtan mahsubu ile bakiye 10.088,93 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvuru harcı, 2.166,89 TL peşin harç toplamı 2.436,74 TL ile 13.345,00 TL (Bilirkişi ücreti, kep reddiyatı, posta masrafı, elektronik posta masrafı) olmak üzere toplam 15.781,74 TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti 3.120,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.