T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/784
KARAR NO : 2024/811
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/12/2018
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirketin aralarında yaptıkları sözleşmeden kaynaklı ticari bir ilişki olduğunu, telefon piyasasında birbirleriyle sürekli iş yaptıklarını, davacı şirketin davalı şirketten birçok cihaz satın almakta olduğunu,davalı şirketten satın almış oldukları ve dilekçeleri ekinde sunduklar listedeki imei numaralı cihazları sattıkları dava dışı 3. kişi tüketicilerin satın aldıkları ayıplı çtkan bu cihazlara seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ürün bedellerinin davacı tarafından tüketicilere iade edildiğini, Tüketici Hakem Heyeti kararları uyarınca birçok yargılama masrafı ödendiğini, tüketiciler tarafından yapılan başvurular ve Hakem Heyeti kararlarının davalı firmaya iletilmesine rağmen ödedikleri bu bedellerin davacıya ödenmediğini; Bu nedenle davalı şirket aleyhine ---- İcra Müdürlüğü'nde---- sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından yetkiye itiraz edildiğinden dosyanın ---- icra Dairesi -----, sayılı dosyasından ödeme emri tebliğ edidtğtni, davalı şirket tarafından tekrar itiraz edildiğini takibin durdurulduğunu; söz konusu takibin Tüketici Kanunu'ndan doğan ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca ifa edlen ödemelerin rücu edilmesine ilişkin olduğundan ve bahse konu tutarların davalı şirkete fatura edildiğinden davalının söz konusu borç tutarını bildiğini, alacağın likit olduğunu, Tüketicinin Korunması Hakkındaki mevzuat uyarınca tüketicinin seçimlik hakkından dolayı imalatçı, üretici, satıcı, bayi, acenta, ithalatçının müteselsilen sorumlu olduğunu bununla birlikte Borçlar Kanunu uyarınca borçluların aynı anda veya toplam meblağ üzerinden sorumluluğuna işaret ettiğinden müteselsil borçlulardan birisi borcun tamamını veya birkısmmı öderse iç ilişkide rücu hakkı mevcut olduğundan distribütör firma olan ---- ayıplı çıkan dava konusu mallara ilişkin müteselsil sorumluluğu bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı katması kaydıyla itirazın iptali ile takibin aynen devamına, borçlu aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletitmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davaya konu icra takibinin birbirinden bağımsız cihazlara ilişkin farklı esas ve gerekçelere dayanması sebebiyle tek bir icra takibi ile başlatılmadığını, taraflarına tebliğ edilmeyen dava dilekçesi ekinde 29 adet konuya yer verildiğini, sebeplerine ise yer verilmediğini takibin hukuka aykırı olduğunu, taraflarına dava dilekçesi ile tensip tutanağının ulaştığını, dava dilekçesine ilişkin usuli gerekliliklerin yerine getirilmediğini, var olduğu iddia edilen delillerin taraflarına tebliğ edilmediğini, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 11/2 md. uyarınca bedel iadeslden satıcının sorumlu olduğunu, ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi söz konusu olduğunda üretici veya ithalatçı firmanın sorumluluğunda olduğunu, davacının yalnızca cihazların bedel iadeleri değil yargılama giderleri vekalet ücreti ve sair masrafları da talep etmesinin mevzuat uyarınca mümkün olmadığını, davacı tarafın tacirler arasındaki ticari satışlarda uygulanması gereken mevzuata aykırı davranarak şikayetini 8 gün içerisinde davalı şirkete bildirmediğini, davacının TTK'dan kaynaklanan muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği gibi Hakem Heyeti ve Mahkeme Kararlarında da ihbar ve bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının kendi kusuru ile tüketiciye ödediği tutarı davalıdan tahsilini talep edemeyeceğini, davacının tüketiciler tarafından yöneltilen şikayetler hakkında yeterli savunma yapmadığını hakem heyeti kararlarına ve mahkeme kararlarına karşı yasal yollara başvurmadığını kendi insiyatifi ile tüketicilere ödeme yapma yolunu seçtiğini, söz konusu kararların kesinleşmesine sebebiyet vermek sureti ile ödemiş olduğu tutarları davalıya rücu etmesinin hukuken mümkün olmadığını, dava dilekçesi ekinde ödenen tutarların ilişkin numaralarının yer aldığı listedeki cihazlar ile ilgili kendi taraflarınca yapılan gerekçelerin detaylandırıldığı, davacı tarafından davaya konu cihazları davalıdan aldığına yönelik iddialarını ispatlayamadığını, davacı tarafın dava dışı 3. kişi tüketiciler tarafından takip yapılmasına kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini belirterek davacının haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davalı şirket aleyhine başlatılan icra takiplerinin iptaline, haksız ve kötü niyetli olan davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine ve tüm yargılama gideri ite vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Bilirkişi heyet raporu, ---.İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası, İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlıklarının cevabi yazısı, bayilik sözleşmesi, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ---- H.D.'nin 26/10/2023 tarih ve ---- Esas ---- Karar sayılı ilamı ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 25.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Sözleşme hükümleri değerlendirilirken; tarafların her ikisinin de tacir olduğu dikkate alındığında ticari faaliyet alanlarına yönelik bayilik sözleşmesinde kendilerine sorumluluk yükleyen hükümler bakımından basiretli davranmaları gerektiğinin,tarafların sözleşme özgürlüğü kapsamında anılan sözleşmeyi imzalamama tercihleri de bulunmaktayken sözleşmeyi imzalamayı tercih ettiğinin dikkate alınması gerektiği,2,Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin, davalı tarafından tüm bayilik ilişkilerinde kullanılmak üzere hazırlanmış bir ticari tip (standart) sözleşme olduğu, genel işlem koşullarına ilişkin TBK m.20-25 hükümlerinin ticari standart sözleşmelerde uygulanıp uygulanmayacağına yönelik bir görüş birliği bulunmadığı, kanaatimizce tacirler arasındaki ticari standart sözleşmeler, TTK m.54 ve RKHK m.4/ll-a hükümlerine tabi olduğundan, zayıfın korunmasına yönelik düzenlenen TBK m.20-25 hükümlerinin somut olayda uygulama alanı bulamayacağının düşünüldüğü, TBK'daki genel işlem koşullarına yönelik bir denetimin somut olaydaki sö2İeşme bakımından uygulanacağı düşünülse bile bunun ancak TTK m.20/U'deki basiretli iş adamı yükümlülüğü esas alınarak içerik denetimindeki dürüstlük kuralına aykırılık şeklinde değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği, Yargıtayın yerleşmiş yaklaşımına göre de genel işlem koşulu hükümleri tatbik edilmediğinde sözleşme hükmünün ekonomik yıkıma neden olacak nitelikte olması gerektiği, somut olayda ise böyle bir ekonomik yıkımın tespit edilemediği,3, Sözleşmenin 6/B maddesinin son cümlesinin sorumsuzluk kaydı niteliğinde olduğu ve yalnızca tüketicinin seçimlik haklarından bedel iadesini veya indirimini kullanması durumuna yönelik olarak davalıyı sorumluluktan kurtarmak üzerine düzenlendiği,4. Yukarıdaki açıklamalar kapsamında incelendiğinde, sözleşmedeki sorumsuzluk kaydının; davacının durumunu dürüstlük kurallarına aykırı şekilde aleyhine kötüleştirecek nitelikte bir hüküm olmadığı, rekabeti engelleyici bir yönünün de bulunmadığı, bu sebeple geçerli olduğu, taraflarca kararlaştırılan sorumsuzluk kaydı uyarınca davacının iade bedelleri yönünden davalıya rücu edemeyeceğini önceden kabul ettiği,5.Sayın mahkemenin sorumsuzluk kaydını TBK kapsamında değerlendirerek genel işlem koşulu çerçevesinde geçersiz kabul etmesi durumunda, davalının sorumluluğunun genel hükümlere göre incelenmesi gerektiği, buna göre; TKHK m.9 ve 11/2 uyarınca davalı firmanın, tüketiciye karşı satıcıyla birlikte müteselsil sorumluluğunun, seçimlik haklardan yalnızca malın ayıpsızı ile değiştirilmesine ve ücretsiz onarımına ilişkin olduğu,Tüketicinin 11.maddede düzenlenen seçimlik hakları bir defa kullanmakla tükenen haklardan olduğundan, davacının, davalı teknik servislerine başvurarak ücretsiz onarım veya ürünün değiştirilmesine yönelik seçimlik haklardan birini kullanan tüketicilere karşı bedel iadesi yapılamayacağı itirazının ileri sürmesi gerektiği, bu itirazı ileri sürmeden ve yargılama yollarını tüketmeden bedel iadesini gerektirmeyen durumlar bakımından ödediği bedel iadelerine davacının katlanması gerektiği, zira davacının zararın artmasını Önleme yükümlülüğüne uygun davranmadığı, davacının yargılama esnasında davalıya ihbarda bulunması durumunda söz konusu savunmaların davalı tarafından yapılması mümkün iken davacının gerekli bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği, bedelleri tüketicilere iade ettikten sonra davalıya başvurduğunun anlaşıldığı, bu bakımdan, davalıya ihbar edilmeyen yargılamalar sebebiyle davalın savunma hakkını kullanamadığının tespit edildiği,Davacının ayıplı cihazlar sebebiyle uğradığı zararı rücu etme talebi bakımından, davanın tarafları tacir olduğuna göre öncelikle TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, cihazlardaki ayıp teknik uzmanlık gerektirdiğinden ayıpların niteliği hakkında heyetimizce bir belirleme yapılamadığı, ancak davacının, cihazlardaki ayıplar hakkında davalıya ihbarda bulunduğuna yönelik bir belge dosya kapsamında bulunmadığından, söz konusu ayıplar ister açık ayıp olsun ister gizli ayıp olsun, davalıya ihbar yükümlülüğünün yasal süreler içinde yerine getirilmemiş olduğunun söylenebileceği, bu durumda davacının, ayıp ihbar sürelerine uygun hareket etmemesi sebebiyle uğradığı zararı davalıya rücu edemeyeceği 6.Davacının süresinde gerekli ayıp ihbar külfetini yerine getirmediği ve davaları davalıya ihbar etmediği dikkate alındığında, muhatap kaldığı yargılamalara ilişkin giderleri de davalıdan talep edemeyeceği beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali davasıdır.Somut olayda; davacı şirket ile davalı şirketin aralarında akdedilen sözleşmeden kaynaklı ticari ilişkinin mevcut olduğu, bu ticari ilişki kapsamında telefon piyasasında tarafların birbirleriyle sürekli iş yaptıkları ve davacı şirketin davalıdan birçok cihaz satın almış olduğu, davalı şirketten satın alınan ve 3. kişi tüketicilere satılan bir kısım cihazların ayıplı çıkması nedeniyle davacı şirketçe 3. Kişilere ürün bedellerinin iade edildiği, ayıba karşı tekeffül sorumluluğu bulunduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalı taraftan tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, başlatılan takibe süresinde itiraz edilmesi üzerine huzurdaki davanın ikame edildiği görülmüştür.
---- Bölge Adliye Mahkemesi --- H.D.'nin 26/10/2023 tarih ve ---- Esas ----- Karar sayılı kararı ile mahkememizce verilen davanın reddine dair kararın kaldırıldığı, kaldırma ilamı doğrultusunda HMK. 31 maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma görevi kapsamında mahkememiz dosyasına konu dava değerinin takip talebine konu edilen toplam 36.397,09 TL mi yoksa 3.639,79 TL üzerinden mi alacaklı olduğunu, takibin 36.397,09 TL üzerinden talep edilmesi halinde 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/a, 30 ve 32. maddeleri gözetilerek dava değeri olan bu miktar üzerinden eksik peşin harcın ikmal etmesi için davacı vekiline 1 aylık kesin süre verilmesine, aksi takdirde dava açılış değeri üzerinden yargılamanın devam olunacağının ihtar edildiği, ara kararın tebliğ edilidiği, davacı yanca verilen kesin sürede açıklama dilekçesi sunulmadığı, bu haliyle dava değerinin 3.639,79 TL olduğu kabul edilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen "Bayilik Sözleşmesi" nin "Sorumsuzluk" başlıklı 6. Maddesinin B fıkrasında; "Distrübütör 6502 sayılı TKHK kapsamında abonelerin/tüketicilerin ayıplı mala ilişkin olarak kullandıkları bedel iadesi ve/veya bedel indirimi seçimlik hak taleplerinden sorumlu değildir." hükmü ile davalı bakımından sorumsuzluk kaydı kabul edildiği, tarafların her ikisinin de tacir olduğu göz önünde bulundurulduğunda ticari faaliyet alanlarına ilişkin sözleşme akdedilirken kendilerine sorumluluk yükleyen sözleşme hükümleri bakımından basiretli davranmaları gerektiği, tarafların sözleşme özgürlüğü kapsamında anılan sözleşmeyi imzalamama tercihlerinin bulunduğu, aksi halde sözleşme hükümleri ile bağlı kalacakları, bu durumda sözleşme ile kararlaştırılan sorumsuzluk kaydına ilişkin hükmün geçerli olduğu ve davacının iade bedelleri yönünden davalıya rücu imkanının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan , peşin yatırılan 62,16 TL harçtan mahsubu bakiye 365,44 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
4-Davalı taraf yargılamada kendisini vekil marifetiyle temsil ettirmiş olmakla AAÜT gereği 3.639,79 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ÖDENMESİNE,
5-Kararın kesinleşmesi ve talep halinde HMK 333. maddesi gereği artan gider avansının davacı tarafa İADESİNE,Dair; davacı tarafın yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.