T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/111
KARAR NO : 2024/822
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/02/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı ile arasında 06.11.2021 tarihli Franchise Sözleşmesi bulunduğunu ve davalının 20.08.2022 tarihinde ihbarname ile sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, Davalının sözleşme bedelini ve aylık bedelleri ödemediğini, Davalının fesihten sonra haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu iddia etmek suretiyle, Haksız rekabetin tespiti ve men’i ile, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri esas olmak üzere dosyadaki diğer taleplerini ileri sürmüştür.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalı ile arasında 06.11.2021 tarihli Franchise Sözleşmesi bulunduğunu ve davalının 20.08.2022 tarihinde ihbarname ile sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini Davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, Davalının haksız rekabete konu olan eylemlerde bulunmadığını ve bu sebeple haksız rekebetin tespiti ve ilanı kararı verilemeyeceğini, Davacının cezai koşul, maddi ve manevi tazminat ve diğer taleplerini ileri sürmekte haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia etmek suretiyle davacının taleplerinin reddi Başta olmak üzere dosyadaki diğer itirazlarını ileri sürmüştür.
RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;
"Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu; Tarafların sunduğu bilgi ve belgeler ile değişik iş dosyasında yer alan değerlendirmeler incelendiğinde davalının haksız rekabet oluşturacak eylemlerinin bulunmadığı ve bu sebeple haksız rekabet tespiti yapılamayacağı, bu sebeple davacının maddi ve manevi zarar talebine ilişkin şartların oluşmadığı, Davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmediği, Taraflar arasındaki sözleşmede yer alan çelişkili maddeler nedeniyle davalı yana tek taraflı fesih imkânı verilip verilmediği konusunda nihai takdir yetkisi mahkemeye aittir. Sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde standart bir sözleşme olarak hazırlandığı dikkate alındığında davalının cayma bedeli ödeyerek sözleşmeyi fesih hakkının bulunduğuna ilişkin sözleşme maddesine uygun olarak sözleşmeyi feshettiği, Değişik iş dosyasında yapılan 1.581,50 TL masrafın davacı tarafından karşılanması gerektiği, " şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle;"Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucu; Kök raporda yer alan beyanlarımız geçerli olmakla birlikte, sayın mahkemece yapılacak tespitte davalının hukuka uygun bir rekabet yasağı maddesine aykırı davrandığı kanaatine varıldığı takdirde 50.000 TL cezai şartın davalı tarafından ödenmesi; Kök raporda yer alan beyanlarımız geçerli olmakla birlikte, sayın mahkemece yapılacak tespitte davalının feshinin haklı olması durumunda davalının bu husustaki ödeme sorumluluğu olmadığı; fakat mahkemece haksız fesih kararı verildiği takdirde -sözleşmede muacceliyet hükmü olmamakla birlikte- sözleşmenin geri kalan 14 aylık süresi için royalty bedeli olan toplam 7.000 Euro + 01/09/2022’den sözleşmenin sona ereceği tarih olan 06/11/2023 tarihine kadar geciken günler için 500 TL gecikme tazminatının hesaplanması sonucu 201.000 TL’nin ve 30.000 TL gecikme tazminatının; toplam 7.000 Euro + 231.000 TL olarak davalı tarafından ödenmesi; Kök raporda yer alan beyanlarımız geçerli olmakla birlikte davalının telefon numarasını değiştirmeyerek kullanmaya devam etmesi -sayın mahkemenin kararına göre telefon numarasının fikri haklardan olduğu kabul edildiği takdirde- davalı tarafından 10.000 TL cezai şart ödenmesi; TTK kapsamında haksız rekabet teşkil eden eyleminin oluşup oluşmadığı hususunda nihai karar sayın mahkemenin olmakla birlikte kök raporda yer alan beyanlarımızın geçerli olduğu; Kök raporda yer alan beyanlarımız geçerli olmakla birlikte; değişik iş dosyasında yapılan 1.581,50 TL masrafın sayın mahkemenin nihai kararına göre haksız olan tarafça karşılanacağı, Ticari defterler konusunda tarafımız yetkili olmadığından sayın mahkemenin takdiri neticesinde mali bilirkişi görevlendirilmesi; " şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Davacı vekili dosyada bulunan dilekçelerinde özetle; Davalı ile arasında 06.11.2021 tarihli Franchise Sözleşmesi bulunduğunu ve davalının 20.08.2022 tarihinde ihbarname ile sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, davalının sözleşme bedelini ve aylık bedelleri ödemediğini, davalının fesihten sonra haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu iddia etmek suretiyle, haksız rekabetin tespiti ve men’i ile haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri esas olmak üzere davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili dosyada bulunan dilekçelerinde özetle; müvekkili ile davacı arasında 06.11.2021 tarihli Franchise Sözleşmesi bulunduğunu ve müvekkilinin 20.08.2022 tarihinde ihbarname ile sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, haksız rekabete konu olan eylemlerde bulunmadığını ve bu sebeple haksız rekabetin tespiti ve ilanı kararı verilemeyeceğini, davacının cezai koşul, maddi ve manevi tazminat ve diğer taleplerini ileri sürmekte haksız ve kötü niyetli olduğunu savunmak suretiyle davacının taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haksız rekabetin tespiti ve men’i ile haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ihtilafın davalının haksız rekabet teşkil edecek eylemlerinin bulunup bulunmadığı, bulunması halinde davacının haksız rekabet tespiti talebinin yerinde olup olmadığı, haksız rekabetin varlığı tespit edildiğinde ilan yapılıp yapılmayacağı, haksız rekabet var ise maddi zararın tespiti, zararın manevi tazminat hakkına sebep olup olmadığı, davacının Değişik İş dosyasından kaynaklanan masrafları davalıdan talep hakkı olup olmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, davalının sözleşmeye aykırı eylemleri var ise; davacının cezai şart-royalty bedeli ile yoksun kalınan kar bedelini talep hakkı olup olmadığı, sözleşmenin davalı tarafından tek taraflı feshi halinde bu durumun davacının işletmesine ve markasına zarar verip vermediği noktalarından toplandığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 06/11/2021 tarihli ----- Franchising Sözleşmesi akdedildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 06/11/2021 tarihli sözleşmenin 4.2.34 hükmünce “Franchise Alan (Davalı), Sözleşmenin feshedilmesinden itibaren 3 (üç) yıl boyunca kendisi üzerinden veya başka bir gerçek veya tüzel kişi adına veya organik bir bağı olan bir şirket ya da gerçek kişi vasıtasıyla ---- ile hizmet veren işyerlerinin 5 km yakınına kadar rakip işyeri açmayacak, işletmeyecek, herhangi bir kazanç sağlama durumu yaratmayacaktır. Franchise Alan (Davalı) bu hükümde öngörülen taahhütlerine aykırı davrandığı takdirde 50.000 TL cezai şart ödeyecek olup, cezai şartla beraber Şirket’in uğrayacağı her türlü zarar ve ziyanı da tazmin etmekle yükümlü olacaktır.” şeklinde maddeye yer verildiği görülmüştür.
Rekabet yasağına ilişkin Anayasanın temel hükümleri, TBK m. 27 ve acenteye ilişkin TTK m. 123 hükmündeki rekabet yasağını düzenleyen maddenin frachise sözleşmelerinde de uygulanması gerekecektir. İlgili maddede yer aldığı üzere süre-yer-konu sınırlamalarına uygun olarak taraflar rekabet yasağı kararlaştırabilirler.
TTK'nın "Rekabet yasağı anlaşması" başlıklı 123/1 maddesinde; " Acentenin, işletmesine ilişkin faaliyetlerini, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonrası için sınırlandıran anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve anlaşma hükümlerini içeren ve müvekkil tarafından imzalanmış bulunan bir belgenin acenteye verilmesi gerekir. Anlaşma en çok ilişkinin bitiminden itibaren iki yıllık süre için yapılabilir ve yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerin taalluk ettiği konulara ilişkin olabilir. Müvekkilin, rekabet sınırlaması dolayısıyla, acenteye uygun bir tazminat ödemesi şarttır. " şeklinde düzenlemeye yer verildiği görülmüştür.
Yargıtay -----Hukuk Dairesinin ---- esas ve ----- karar sayılı kararında “Taraflar arasında imzalanan 2009 tarihli sözleşmenin 4.9 maddesinde, davalının sözleşmenin geçerli olduğu süre ile, sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren iki yıl içerisinde sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde franchise alanının işi ile bir başka şekilde bağlı işi sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapmayacağını taahhüt ettiği düzenlenmiş olup, davacı tarafından dava dilekçesinde davalının anılan maddede yasaklanan işi yaptığı ileri sürülerek işbu dava açılmış olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağının geçerli olacağı ilçe sınırlarının belirtilmediği gibi, maddede belirlenen iki yıl da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olup; tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmaları mümkün olmayıp, buna göre cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmadığından hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.” şeklindeki açıklamalarının ışığı altında taraflar arasında imzalanan Franchising sözleşmesindeki rekabet yasağı maddesinde konu sınırlaması yapılmadığı, aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olacak şekilde fesihten itibaren 3 yıllık rekabet yasağı düzenlemesine yer verilmiş olması hususları hep bir arada değerlendirildiğinde cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Diğer bir husus davacının davalıdan Franchising Bedeli-Royalty Bedeli-Fesih Nedeniyle Uğranılan zararlara İlişkin talep ettiği alacak kalemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.1.14. maddesinde “----- ve şirketine ait marka hakkının iş bu sözleşme belirtilen işletmede ve sözleşme süresinde sözleşme konusuyla sınırlı kalmak kaydıyla kullanılması, ….kapsamında sözleşme başlangıç tarihinde peşin ve nakit olarak 20.000 TL ----Hesabına yatırılacaktır.” hükmü yer almaktadır. Taraflar arasında yapılan ----- yazışmaları, ödemelere ilişkin dekontlar, tanık beyanları, taraflar arasında sözleşmeye istinaden 10 ay ticari faaliyetin yürütülmüş olması hususuları hep bir arada değerlendirildiğinde davacı şirket temsilcisinin talimatları doğrultusunda dava dışı ---- hesaplarına Franchising Bedeli-Royalty Bedellerinin ödendiği, sözleşmenin ayakta kaldığı süre içinde söz konusu ödemelerin yapılmadığına ilişkin davacı yanın her hangi bir itirazının, ihtarnamesinin bulunmadığı, ödeme ilişkilerinin taraflar arasındaki ----- yazışmalarına yansıdığı, aynı şekilde fesih bedelinin ödendiğine ilişkin banka dekontunun dosya kapsamında mevcut olduğu anlaşılmakla davacı şirketin bu yöndeki taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Taraflar arasında Haksız Rekabet olup oluşmadığının tespiti gerekmektedir. Taraflar arasında 06/11/2021 tarihli ----- Franchising Sözleşmesinin 4.2.24. maddesine göre “Franchise Alan, Şirketin tescilli markasına ait görselleri, ayrıca ifa edilecek sözleşme ile satın alınan ürünleri ve logosunu sözleşmede belirtilen adreste ve sözleşme süresi boyunca kullanmakla yükümlüdür. Franchise Alan sözleşmenin süresi bitmesine rağmen kullanmaya devam etmesi halinde süre aşımı halinde her gün için 2000 TL tazminat ödemeyi kesin bir şekilde kabul eder.”
4.2.37. hükmünde “… Sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde … Şirketin uygulama yöntemlerini kullanmayacak Şirkete ait markayı, ismi, logoyu, tabelayı, yazıyı ve bilgiyi kullanmayacaktır.” ve 4.2.43. maddeye göre “İşbu Sözleşme’nin herhangi bir nedenle feshedilmesi halinde, Franchise Alan’a ait verilen tüm haklar sona erer. Bu kapsamda Franchise Alan derhal çalışmayı durdurur, sistemi ve markaları kullanmayı bırakır ve ayrıca Şirkete karşı olan fesih tarihinde borç varsa ve ayrıca cezai şartlar herhangi bir yazışmaya ya da ihtarnameye gerek olmaksızın muaccel hale gelir.” şeklinde düzenlemelere yer verildiği görülmüştür. Her ne kadar davacı vekilinin davalı yan hakkında Haksız Rekabete ilişkin iddialarının araştırılması amacıyla keşif yapılması düşünülmüş ise de davacı vekilinin hazır olduğu 21/12/2023 tarihli ve ----- nolu celsede davalı asilin işyerini kapattığını beyan etmesi üzerine keşif yapılmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmiştir. Ancak açılan iş bu davadan önce---- Sulh Hukuk Mahkemesinin ---- İş dosyası üzerinden keşif icra edilerek rapor düzenlenmiş olduğu görülmüştür.
Değişik İş dosyasında yer alan rapor ve delillere göre; Davalının 29.08.2022 tarihinde ihbarname ile Franchising Sözleşmesini feshetmiş olmasına rağmen aynı işyerinde hangi tarihten itibaren ----- unvanıyla faaliyet gösterdiği tespit edilememiştir. Söz konusu bilirkişi incelemesi 27.04.2022 tarihinde yapılmış olup davalı bu tarihte “----- unvanıyla faaliyet göstermektedir. Raporun sonuç bölümünden de; " davalının işyerinde davacının tescilli markasına, logosuna ait ürün vb. eşyalara rastlanmadığı, yalnızca danışma bankosunun arkasında ----- yazısının davacının kullandığı yazının aynısı olduğu tespit edilmiştir. Fakat bu yazının da davacıya ait markasıyla bir bütün veya ayrı olarak tescil edilmediği" tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Davacı, sözleşmenin sona erdiği tarihten sonra davalının davacıya ait marka, logo, tasarım, bilgi ve belgeleri kullandığını iddia etmekte ve bu sebeple haksız rekabetin oluştuğunu ve maddi ve manevi tazminat taleplerini ileri sürmektedir. Konu ile alakalı olarak hazırlanan 29/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda;
"Değişik iş dosyasında yer alan ve davacı tarafından sunulan ----- görselleri: ---- kullanıcı adı ----- adı da profilde yer almaktadır. Fakat sunulan görsellerde tarih bilgisi bulunmadığından söz konusu kullanımın sözleşmenin feshinden sonra mı yoksa önce mi olduğu tespit edilememiştir.
Değişik iş dosyasında yer alan ve davacı tarafından sunulan ---- görselleri: ----isimli sayfada -----” iletişim numarası ve dava konusu işyerinin adresinin bulunduğu görülmektedir. Fakat sunulan görsellere ait tarih bilgisi görülmemektedir. Bu sebeple ----- hesabındaki görsellerin sözleşmenin feshinden sonra mı yoksa önce mi yayınlandığı tespit edilememektedir.
---- isimli ---- sayfasında ise dava konusu işyerinin adresi ve davacı ile sözleşme süresince kullanılan telefon numarasının yayınlandığı görülmektedir. Bu sayfada da tarih bilgisine ulaşılamamaktadır. Burada davalının davacıya ait bilgi ve belgeleri kullandığı tespit edilebilir olmakla birlikte tarih bilgileri yer almadığından süre bakımından değerlendirme yapılamamaktadır.
Değişik iş dosyasında yer alan ve davacı tarafından sunulan ---- aramasına dair sonuçlarında hangi isim ile arama yapıldığı görülememektedir. “----adıyla mı yoksa ----- adıyla mı arama yapıldığı bilgisine ulaşılamamıştır. Aynı zamanda arama tarihine ilişkin bir bilgi de yer almamaktadır. Bu sebepler ile arama sonuçlarındaki telefon numarası ve adres bilgilerinin sözleşmenin feshinden sonra da davalı tarafından kullanılmaya devam edip etmediği tespit edilememiştir. " şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür.Sonuç olarak, mezkur D. İş dosyasında mahallinde yapılan incelemeler neticesinde davalının davacıya ait herhangi bir marka ihlalinin tespit edilemediğini rapora yansıttığı, bu cümleden olmak üzere somut olayda davalının aynı işyerinde faaliyet gösterdiği anlaşılmakla tüketiciler nezdinde farklı olduğu açıkça anlaşılacak bir isim ile faaliyet gösterdiği, bu ticari faaliyeti süresince davacının marka hakkını ihlal edecek şekilde ürün ve bilgileri müşterilere karşı kullanmadığı, haksız rekabet nedeniyle zarara uğradığını iddia eden davacı, borçlar hukukunun genel ilkelerine göre fiilen bir zarara uğradığı ispat etmek zorunda olduğu, davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Son olarak taraflar arasında 06/11/2021 tarihli ----- Franchising Sözleşmesinin haksız şekilde feshedilip edilmediği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı vekili dava dilekçesinde davalının tek taraflı olarak haksız surette sözleşmeyi fesh ettiğini iddia etmiştir. Davalı yan ise sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur.
Davalı, davacı şirkete keşide ettiği 29/08/2022 tarihli İhbarname ile; 06.11.2021 tarihli "----- Salonu Franchising Sözleşmesi"ni gördüğü lüzum üzerine 29/08/2022 tarihi itibariyle tek taraflı olarak feshettiğini bildirmiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.1. maddesinde “Sözleşmenin süresi Franchise Giriş Bedeli’nin ödendiği tarih olan 06/11/2021 tarihinden başlamak üzere iki yıl olarak kurulmuştur. Sözleşmenin bitim tarihinden itibaren en az 2 ay önce taraflardan biri Noter kanalı ile franchising sözleşmesini feshetmedikçe bu sözleşme iki yıl süre ile uzar…” hükmü, sözleşmenin 12.1. maddesinde “İşbu Sözleşme Şirket tarafından uzatılmadıkça Sözleşme süresinin sona ermesi ile herhangi bir bildirim yapılmasına gerek olmaksızın kendiliğinden sona erecektir.(Yukarıdaki fesih maddesi saklıdır.)” hükmü, sözleşmenin 12.4. maddesinde “Franchise Alan bu Sözleşmeyi tek taraflı feshetmek isterse, Şirkete 50.000 TL (elli bin Türk Lirası) tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” hükmüne yer verilmiştir. Fesih nedeniyle de dosya kapsamında mevcut ----- franschising sözleşmesi tek taraflı fesih tazminatı" açıklamalı banka dekontundan 01/09/2022 tarihinde 50.000 TL havale yapıldığı anlaşılmıştır. Bu noktada davalının söz konusu sözleşmeyi haklı nedenle feshedip etmediğinin ortaya konulması gerekmektedir. Dosya kapsamı muvacehesinde davalı vekilinin cevap dilekçesindeki savunmalarına paralel olarak dinlenen tanık beyanları ve dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davalının işlettiği güzellik salonu müşteriler tarafından telefon ile aranarak mutlu sonlu masaj hizmetlerinin sorulduğu, bu durumun davacı şirketin ----- açtığı izah edilen salon hizmetinden kaynaklı ortaya çıktığı, söz konusu telefon aramalarının davalının çalışanlarında huzursuzluk oluşturduğu anlaşılmaktadır.Benzer konuya ilişkin ---- Bölge Adliye Mahkmesi---- Hukuk Dairesi'nin ---- esas ve
----- karar sayılı ilamında; " Taraflar arasındaki 12.08.2008 tarihli sözleşmenin beş yıl, 17.03.2011 tarihli sözleşmenin ise üç yıllık süreyi kapsadığı, davalının ise davacıya gönderdiği 11.07.2013 tarihli ihtarname ile sözleşmeleri feshettiğini, ihtarnamede fesih gerekçesinin "Davacıya karşı başlatılmış olan iki icra takibi nedeniyle davalıya gönderilmiş olan haciz ihbarnameleri nedeniyle Sözleşmeye konu markanın devamlılığı ve gelecekteki itibarı konusunda şüpheye düşülmesi." olarak gösterildiği anlaşılmıştır.Anılan sözleşmelerde davalıya fesih hakkının tanınmadığı, ancak doktrin ve uygulamadaki hukuki esaslara göre "Davalı için akdi ilişkiyi sürdürmeyi çekilmez hale getiren bir (haklı) sebebin ortaya çıkması halinde" davalının sözleşmeyi haklı sebeple fesih hakkına sahip olacaktır. Somut olayda, davacının piyasaya olan borçlarından dolayı icra takipleri başlatıldığı, davalıya da haciz ihbarnameleri gönderildiği hususu sabittir. Davalı tarafından dosyaya sunulan diğer deliller de gözetildiğinde, davacının da içinde bulunduğu şirketler grubunun piyasaya olan borçlarından dolayı ödeme güçlüğü içine düştüğü, başlatılan icra takipleri ve iflas davası da gözetildiğinde, sözleşmelerin bitimine kısa bir süre kala fesih yoluna giden davalının fesih iradesini zorlayıcı ve haklı nedene dayalı olduğunun kabulü gerekirken; mahkemece yanılgılı değerlendirme ile feshin haksız olduğu değerlendirmesi ile davacının cezai şart alacağının kısmen hüküm altına alınması hatalı olduğundan; davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. " şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür. ---- Bölge Adliye Mahkmesi ----. Hukuk Dairesi'nin ------ Esas ve ------ karar sayılı ilamının yol göstericiliğinde somut olay incelendiğinde davalının taraflar arasındaki akdi ilişkiyi sürdürmeyi çekilmez hale getiren bir (haklı) sebebin ortaya çıktığı, bu durumun tanık beyanları ve dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile ispatlandığı, bu durumda davalının sözleşmeyi haklı sebeple fesih hakkına sahip olduğu, davalının da bu hakkını kullandığı, hal böyle olunca davalının haklı fesih hakkını kullanmasından kaynaklı davacı yana her hangi bir tazminat ödeme sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla davacı şirketin fesih nedeniyle talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/2. maddesinde; "Madde 10–(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2)Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(3)Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
(4)Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir. Manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine hükmedilecek nispi vekalet ücreti, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemez." şeklindeki düzenleme gereğince manevi tazminat bakımından vekalet ücretleri ayrı ayrı değerlendirilip karşı vekalet ücretini aşmayacak şekilde aşağıdaki gibi hükme bağlanmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davalı ye karşı açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 8.924,22 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.496,62 TL harcın davacıya İADESİNE,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Maddi tazminat davasına ilişkin davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Manevi tazminat davasına ilişkin davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,
7-3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.