T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/415
KARAR NO : 2024/652
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 10/06/2024
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; 13.11.2023 tarihinde ---- plakalı araç müvekkil aracı olan ---- plakalı araca hız sınırına uymamak, tali yola işaretsiz girmeye çalışmak, dörtlüleri yakarak sağ-sol işareti vermeyerek ve seyir halindeki diğer araca çarpmak suretiyle ve %100 kusurlu hareket ederek müvekkil araçta maddi hasarlı kazaya sebebiyet vermiştir.2)Akabinde 19.03.2024 tarihinde ---- plakalı aracın kasko şirketi olan --. tarafından müvekkil--- rücu mektubu gönderilerek ----- plakalı araç için 264.750,00 TL tazminat ödendiğini ifade edip, ödenmiş olan tutarın 7 gün içinde şirket hesabına ödenmemesi durumunda müvekkil için icra takibi ve yasal yollara başvurulacağı ifade edilmiştir.(3)Bunun üzerine müvekkil 28.03.2024 tarihinde 211.800,00 TL tazminat ödemesini ihtirazı kayıt ile sigorta şirketine göndermiştir.1)Ödenmiş olan 100 TL tazminat ödemesinin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ve temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; kasko sigorta poliçesi gereğince sigortalısına ödemede bulunan sigorta şirketinin 6100 sayılı TTK'nın 1472.maddesi kapsamında, sigortalısının haklarına halef olarak davacıya göndermiş olduğu rücu mektubu nedeniyle davacı tarafından davalıya ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme uyarınca davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamından dava dışı---- adına kayıtlı ----- plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı olduğu, ---- plaka sayılı aracın ----- isimli sigortalı şahsın sevk ve idaresindeyken, davacının maliki ve sürücüsü bulunduğu davacının ---- plaka sayılı aracın çarpışmaları neticesinde meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası sonucunda hasarlandığı anlaşılmaktadır.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır.Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceğinden, sigortacı ancak sigortalısının zarar veren kişiden isteyebileceği kadar ve yaptığı ödemeyle sınırlı olarak rücu talebinde bulunabilir. Sigortalının zararını talep hakkı bulunmadığı durumlarda, sigortacı da halefiyetle talepte bulunamaz. Dosya kapsamında uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davacıdan rücu mektubu üzerine davacı tarafından ödenmesi üzerine davacının ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine yöneliktir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 tarih ---- Esas ----- sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak almış olduğu ödeme nedeniyle açılan davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davalının sigortalısı ile zarara neden olduğu ileri sürülen davacı arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
Somut olayda, davalı sigorta şirketinin anlamında tacir olmasına karşın sigortalısının gerçek kişi, sigortaladığı araç hususidir. Davalı sigorta şirketinin yukarıda açıklanan halefiyet ilkesi uyarınca yerine geçtiği dava dışı sigortalısı arasındaki uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden değil, haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta davacı araç sürücüsü ve malikinin tacir olmayıp, kazaya karışan davacı aracının da hususi/yük nakli olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davaya bakma görevi genel görevli mahkeme niteliğindeki asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "c" bendi ve aynı Kanunun 115'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca, davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olmaması nedeniyle davanın usulden reddine ile mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ----- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE,
4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA,
Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.