T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/201
KARAR NO : 2024/659
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/03/2024
KARAR TARİHİ : 23/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Z----- bir iştiraki kamu sermayeli bir kuruluş olduğu, davalı şirketin ---- İcra Dairesi Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takibi ile müvekkilinden 2.856.414,00 TL alacaklı olduğu iddiasıyla icra takibi başlatıldığı. müvekkili davalı şirketin davalıya hiç bir şekilde hiç bir borcu olmadığı, tebligatla ilgili bir durumdan dolayı itiraz edilemedikleri ve neticeten davacı müvekkilinin borcu ve esasında ilgisi olmayan bir konuda şekli anlamda borçlu duruma geldiği ve müvekkilinin haberi olmadan icra takibinin kesinleştiği, davalı şirketin müvekkili şirketten alacaklı olmadığı, alacaklı olmadığını bile bile bu haksız takibi başlattığını, ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı icra takibine konu borçtan müvekkili davacı şirketin borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhine takip miktarının yüzde yirmisinden az olmayacak miktarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Usulüne uygun tebliğe rağmen davalı tarafların dosyamıza herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava Menfi Tespit davasıdır.Davacı yana usul ve yasaya uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap vermemiş dava ve duruşmalara da katılmamıştır.
---- İcra müdürlüğünün -----. Sayılı dosyası UYAP sisteminden celp edilerek incelenmiş takip dayanağının bina demir alacağı, iş kaybı alacağı,taban alanı kalan demir alacakları istemlerine ilişkin olduğu, takip talebi ve ödeme emrinde borcun nedeni olarak bu ibarelerin geçtiği görülmüştür.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (----). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. ( Bkz. Yargıtay HGK -----Sayılı ilamı ) Somut olayda icra takip dayanağı olarak gösterilen neden nazara alındığında ispat külfeti alacaklı olduğunu iddia eden takip alacaklısına aittir. Ancak davalı yan davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da iştirak etmemiş hiçbir delil sunmamıştır. Bu halde davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı yanca davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiş ise de İİK 72. Maddesi gereği menfi tespit davasının davacı lehine sonuçlanması için takibin hem haksız hem de kötüniyetli olduğunun ispatı şarttır. Takip nedeni olarak girilen açıklamalar nazara alındığında davacının davalıdan neden istemde bulunduğu anlaşılamamıştır. Sözleşmenin taraflarından birinin davacı olmaması başlı başına kötü niyet göstergesi değildir. Nitekim takip dayanağı istemler nazara alındığında yazılı şekil şartına tabi olan alacaklardan olmadığı da açıkça görülmektedir.Davalının kötü niyetli olduğuna dair davacı yanca bir delil de sunulmamıştır. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kabulüne karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın kabulüne; Davacının ---- İcra müdürlüğünün ---- Sayılı dosyasından kaynaklı olarak alacaklıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Takibin haksız ve kötü niyetli olduğuna dair delil bulunmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 195.121,64 TL nispi harcın peşin alınan 56.754,48 TL harcının mahsubu ile bakiye kalan 138.367,16 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 56.754,48 TL peşin harç, 745,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 57.927,08 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Ücr. Trf.'ne göre, 372.513,12 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,
8-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.