T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/564
KARAR NO : 2024/650
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/12/2018
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Mahkememizden verilen 17/07/2020 tarih ve ----Esas ---- sayılı kararı ----- Bölge Adliye Mahkemesi-----H.D. 'nin 06.07.2023 tarih ve ----- Esas ----- Karar sayılı kararı ile kaldırılması üzerine mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 17/12/2018 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı özetle taraflar arasında 24.11.2014 tarihinde taşınmaz alım satım sözleşmesinin kurulduğunu, --- ili, ---- ilçesi, 350/61 ada'parselde kain ---- numaralı bağımsız bölümün 1/2 hissesini davacı adına tescil edildiğini, davacı tarafından 24.11.2014 tarihinde davalıdan satın almış olduğu (622.881,35 + KDV 112.118,64 = 735.000,00 TL) taşınmazın faturasının çok sonra 31.12.2016 tarihinde düzenlendiğini, davalının fatura düzenleme yükümlülüğünün taşınmazın satın alındığı tarih olan 2014 yılı Kasım ayı itibari ile doğmuş olduğunu, davalının iki yıl sonra düzenlediği faturayı davacının vergisel anlamda yine vergi mevzuatı gereği kullanmasını olanaksız kıldığını, fatura zamanında düzenlenmediğinden faturada yazılı KDV miktarı olan 112.118,64TL.'nin kullanılamaması nedeni ile davacının KDV miktarı kadar zarara uğradığını, davalının itirazı üzerine itirazın iptali davasının açıldığını belirtmiş ve davalının fatura düzenleme yükümlülüğü taşınmazın satın alındığı tarih olan 2014 yılı Kasım ayı itibari ile doğmuş olmakla KDV miktarına 30.11.2014 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine karar verilmesini, itirazın iptalini vc davalı aleyhine asıl alacağın % 20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmelini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı özetle satış sözleşmesine konu taşınmaz henüz teslim edilmediğinden ilgili mevzuatı gereği KDV tahakkukunun gerçekleşmediğini vc dolayısıyla bir zararın doğmadığtnı, inşaat satışlarında konut tapusunun ne zaman verildiğinin KDV açısından önem arz etmediğini, tapunun inşaat başlamadan önce dahi verilebildiğini veya tapunun konutun tesliminden yıllar sonra devredilebildiğini, konut teslimlerinin genelikle alıcının veya vekilinin imzaladığı teslim tutanağı ile belgelendirildiğini bu belgelendirmenin KDV'nin doğuş zamanını tevsik açısından ve KDV iadesi istenecek olan hallerde gerekli olduğunu, 2016 yılında düzenlenen faturanın kayıtlara alınmasında ve KDV indiriminin yapılmasında mali mevzuat açısından bir engel olmadığını, davacının KDV indiriminden faydalanabilmesi için teslim edilecek bağımsız bölüme ilişkin fiilen teslim tutanağının ibrazı ile KDV indiriminden yararlanabileceğini, davacının davalının kusuru nedeniyle KDV miktarı kadar zarara uğramadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere kütüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasının dosyamızın arasına celp edildiği anlaşıldı.06/05/2019 tarihli ara karar ile dosyanın seçilen bir borçlar hukuku ve eşya hukuku kaynaklı ihtilafların çözümünde uzman bilirkişi ile bir SMM bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 23/09/2019 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Borçlar hukuku ve eşya hukuku kaynaklı ihtilafların çözümünde uzman bilirkişi ile SMM bilirkişisinin 23/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı ------Şirketinin 2014. 2015 vc 2016 yıllan envanter, yevmiye ve kebir defterlerini bilirkişiliğe ibraz ettiği, defterlerinin delil niteliğinde olduğu, Davalı ----- Şirketi'nin 2014, 2015 ve 2016 yılları envanter, yevmiye ve kebir defterlerini bilirkişiliğe ibraz elliği, defterlerinin delil niteliğinde olup olmadığının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu. Resmi senet 24.11.2014 tarihinde düzenlendiğinden ve davalının 7 glin içinde, yani 30.11.2014 tarihine dek fatura vermesi, davacının da faturayı istemesi ve alması zorunlu olduğu, bunun vergi kanunlarının amir hükmü olduğu, davalının faturayı vermemesi ve davacının da faturayı almaması sebebiyle davacının raporun V-E bölümünde gösterilen tarih ve miktarlarda yersiz KDV ödeyerek 112.118.64 TL.lik zarara uğradığı, ancak yapılan inceleme neticesinde davacı alıcının davalı satıcıdan resmi senedin düzenlendiği 24.11.2014 tarihinden sonra faturayı istediği yönünde bir delile rastlanmadığından uyuşmadığa konu edilen ve davacının faturanın keşide edilmemesi/alınmaması sebebiyle KDV bakımından 112.118.64TL.lik zararda davacının da mOterafik kusuruna rastlandığı. TBK m. 114/11 "Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıvas voluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uveulanır" hükmü gerekince kıvaşen uygulama alanı bulacak TBK m. 52/1 hükmü uyarınca zarar gören davacı, resmi senedin düzenlenmesi ve satım ilişkisinin gerçekleşmesinden itibaren (Versi Usul Kanunu m. 232/11 hükmü gereğince mali bilirkişinin tespiti üeresincel davalıdan faturayı istediğini ispat edemediğinden TBK m. 52/1 "zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğundan "hâkim, tazminatı indirebilir veva tamamen kaldırabilir' hükmü geregince bu yöndeki takdirin tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, genel haciz yolu ile başlatılan takibe yönelik itirazın iptali, icra inkar tazminatı ve takibin devamı istemine ilişkindir.
Somut olayda ; Taraflar arasında 24.11.2014 tarihinde taşınmaz alım satım sözleşmesi akdedildiği, taşınmaza ilişkin satış faturasının 31.12.2016 tarihinde düzenlendiği, davacı tarafın davalının fatura düzenleme yükümlülüğünün taşınmazın satışının gerçekleştiği tarih olan 2014 yılı Kasım ayında doğduğu, davalının 2 yıl sonra fatura düzenlemiş olması nedeniyle işbu faturayı vergi mevzuatı gereği kullanmasının olanıksız hale geldiği bu nedenle faturada yer alan 622.881,35 TL satış fiyatının yanında belirtilen 112.118,64 TL'lik KDV bedelinin taraflarına ödenmesi gerektiği iddiası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalı tarafın icra takibine itirazı üzerine huzurdaki davanın ikame edildiği görüldü.Mahkememizden verilen 17/07/2020 tarihli, ---- Esas ve --- karar sayılı ksımen kabul kararının istinaf edilmesi üzerine ---- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi'nin 06.07.2023 tarihli, ----- Esas ve -----Karar sayılı ilamıyla "Yukarıda açıklanan yasa hükümleri doğrultusunda uyuşmazlığın çözümü için; öncelikle davalı satıcının fatura düzenleme yükümlülüğünün oluştuğu tarihin tespiti gerekmektedir.Taşınmazın iskan ruhsatı ilgili belediyeden getirtilerek taşınmazın davacıya fiili teslim tarihinin belirlenmeli, davacının dava konusu faturayı KDV indiriminde kullanıp kullanmadığı ilgili Vergi Dairesinden sorulmalıdır. Dosyada ;Vergi uzmanı bilirkişiden rapor alınarak, KDV'yi doğuran olayın gerçekleşme tarihinin ve davalı satıcının fatura düzenleme yükümlülüğünün hangi tarihte doğduğu tespit edilerek, davacı KDV indiriminden yararlanmamışsa bu durumun faturanın geç düzenlenmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususu belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir." şeklinde karar verildiği, bozma ilamı sonrasında dosyada yapılan incelemede;
Taraflar arasında satış vaadi sözleşmesinden önce, 24/11/2014 tarihinde -------nolu daire niteliğindeki bağımsız bölümün 1/2 payı davalı şirket adına ve 1/2 payı dava dışı ---- adına kayıtlı iken şirket tarafından satın alındığı, 24/11/2014 tarihli taşınmaz satışına ilişkin resmi senet incelendiğinde davalı şirketin bağımsız bölüme ilişkin payını 735.000,00 TL bedel ile davacıya satışının yapıldığı, davacı yanca söz konusu 24/11/2014 tarihli taşınmaz satışına ilişkin zamanında fatura düzenlenmediğinden KDV zararına uğradığı iddiasıyla huzurdaki davayı ikame ettiği, devamında taşınmaz üzerinde bulunan yapının 6306 sayılı kanun kapsamında yıkılarak yeniden inşası hususunda 02.12.2014 tarihinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiği, belirtilen sözleşmenin 17.maddesine göre yıkım sonrası taşınmaz üzerinde kat irtifakı tesisi sonrasında yeni yapılacak yapıda davacı şirkete verilecek dairenin---- Numaralı daire olarak belirlendiği, her ne kadar davalı taraf cevap dilekçesinde ve aşamalardaki savunmasında satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine ilişkin fatura düzenleme yükümlülüğüne ilişkin beyanlarda bulunmakta ise de huzurdaki davanın konusu 24/11/2014 tarihinde -----.nolu daire niteliğindeki bağımsız bölümündeki davalı şirket adına kayıtlı olan 1/2 payın davacı şirkete 735.000,00 TL bedelle satılmasına ilişkin faturanın zamanında düzenlenmemesinden kaynaklı KDV indiriminden yararlanmadığından zarar edildiği iddiasına dayandığı, 24/11/2014 tarihli satışın taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi öncesinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davalı savunmasına göre de dosya değerlendirildiğinde davalı tarafından düzenlenen 31/12/2016 tarihli faturanın içeriğinde 350 ada, 61 parsel, 2.numaralı bağımsız bölüm olarak belirtildiği, taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 17.maddesine göre yıkım sonrası taşınmaz üzerinde kat irtifakı tesisi sonrasında yeni yapılacak yapıda davacı şirkete verilecek dairenin -----. Numaralı daire olarak belirlendiği nazara alındığından bağımsız bölüm numaralarının uyumlu olmadığı ve dava konusu yapılan satışın 24/11/2014 tarihli satış olması gözetildiğinde, bu nedenlerle davalı savunmasının yerinde olmadığı sonucuna varılmaktadır.İstinaf kaldırma ilamı üzerine dosyanın mahkememiz kaydına yapılması ile ilgi Belediye'den iskan ruhsatına ilişkin belgeler getirilmiş, Vergi Dairesi yazı cevapları dosyamız arasına alınmış, Vergi uzmanı bilirkişiden istinaf ilamında belirtilen hususlarda kök ve ek rapor alınmış, bilirkişi ek raporunda "Taraflar arasında 24/11/2014 tarihinde yapılan sözleşme ile ilgili 24/11/2014 tarihinde davalı (malik) ----- ile davacı (alıcı) ---- arasında düzenlenen satış sözleşmesinde;----- nolu dairede ki ½ hissesini 735.000,00 TL bedelle ----- satmıştır. Bu satış ile ilgili 24/11/2014 tarih ----- yevmiye nolu resmi senet düzenlenmiş ve tapu tescili gerçekleşmiştir. KDV bakımından vergiyi doğuran olay; 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 2/1 maddesinde teslim bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi olarak tanımlanmış olup bu bağlamda vergiyi doğuran olay sözleşme tarihi olan 24/11/2014 tarihinde meydana gelmiştir. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 231. Maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde ‘’Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir.’ Hükmüne istinaden faturanın 24/11/2014 tarihinden itibaren 7 gün içerisinde düzenlenmesi gerektiği halde süresinden sonra 31.12.2016 tarihinde düzenlendiği ve davacının bu faturayı kayıtlarına almadığı, indirimde kullanmadığı görülmüş olup davacının itirazının yerinde olduğu, davalının faturayı süresinde vermemesi sebebiyle davacının raporun II. Bölümde gösterilen tarih ve miktarda yersiz KDV ödeyerek 112.118,64 TL zarara uğradığı," şeklinde bildirildiği görülmekle KDV'yi doğuran olayın gerçekleşme tarihine 24/11/2014 tarihi olduğu, davalı satıcının fatura düzenleme yükümlülüğünün 24/11/2014 tarihinden itibaren 7gün içerisinde olduğu, davacı KDV indiriminden yararlanamadığından bu durumun faturanın geç düzenlenmesinden kaynaklandığı, davacının zararının 112.118,64 TL olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulü ile icra takibine konu yapılan alacağın belirlenebilir olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Davacının davalıyı icra takibi öncesinde temerrüte düşürmediği anlaşıldığından takipteki işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir.
Bilirkişi raporlarında davacı şirketin faturayı istediği yönünde delil bulunmadığından davacının kusuru nedeniyle indirim yapılmasına yönelik tespitte bulunmuş ise de davacı taraf dava dilekçesinde fatura düzenlenmesinin istendiğini belirtmesi karşısında davalı taraf cevap dilekçesinde fatura istenildiğini beyan etmiş olduğu veyahut davalı tarafça davacı şirket tarafından faturanın istenilmediğine dair savunması bulunmaması karşısında meydana gelen zarardan indirim yapılması yoluna mahkememizce gidilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Reddedilen miktar bakımından ise davalı tarafın kötüniyet tazminatının değerlendirilmesinde; takibin haksız olması ve davacının kötü niyetli olması gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalının üzerindedir. Davacı tarafın kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE; davalı tarafından ----. İcra Dairesinin ----- sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 112.118,64 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz İŞLETİLMESİNE,
3-Asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 22.423,72 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
5-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 112.118,64 TL lik kısım yönünden alınması gereken 7.658,82 TL harçtan peşin alınan 1.757,43 TL harcın ve kaldırma öncesi davalıdan tahsili yazılan 2.071,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.829,41 TL karar harcının davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'nin 13/3 maddesi gereği alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Davacı tarafından yapılan toplam 4.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.757,43 TL peşin harç, 35,90 TL başvuru harcı ve 180,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.473,58 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 4.985,95 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, bakiye avansın davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
9-Davalı tarafından yapılan 48,50 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 11,15 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE, bakiye avansın davalı üzerinde bırakılmasına,
10- ---- İcra Dairesinin ---- sayılı icra takip dosyasının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.