T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/614 Esas
KARAR NO : 2026/474
DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı), Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/08/2024
KARAR TARİHİ : 12/05/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davalı ---------Ş. vekili itiraz dilekçesinde özetle; Sayın bilirkişinin kusur oranına ilişkin değerlendirmesi hatalı olup, sigortalı araç sürücüne %75 kusur atfedilmesini kabul etmediklerini, bilirkişi raporu, hesaplamayı ceza dosyasındaki kusur oranını esas alarak yaptığını ve müvekkili sigorta şirketini %75 kusurlu kabul ettiğini, kaza mahallinin sadece 15 metre ilerisinde yaya geçidi olduğu bilirkişi tarafından da tespit edildiğini, KTK m. 68/b uyarınca, yayaların yaya geçidi varken taşıt yolundan geçmeleri yasak olduğunu, davacı yaya, güvenli geçiş alanı varken trafiğin yoğun olduğu caddede iki araç arasından kontrolsüzce yola çıkmış, kendi can güvenliğini ağır şekilde tehlikeye attığını, bu durum "müterafık kusur" çerçevesinde değerlendirilerek yaya kusurunun asgari %50 seviyesine çıkarılması gerektiğini, bu nedenle, kusur yönünden rapora itiraz ettiklerini, teknik bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, kusur raporunda sigortalı araç sürücüsüne yönelik atfedilen kusur değerlendirmesine katılmadıklarını, bilirkişi raporunda; hukuka ve hakkaniyete aykırı, afaki bir kusur oranı belirlendiğini, nitekim sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün %75 kusurlu olduğuna ilişkin olan rapor somut verilerle tanzim edilmiş bir rapor olmadığı gibi denetime açık bir rapor da olmadığını, söz konusu kusur raporunun hükme esas alınması mümkün olmadığını, kusur durumunun net olarak tespit edilmesi için ATK Trafik İhtisastan rapor alınması gerektiğini, yukarıda sayılan bu sebeplerle ve kabul anlamına gelmemekle beraber kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun net olarak tespiti gerektiğini, davacı, müvekkili şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsüne raci kusur ve zararı kanıtlaması gerektiğini, zararın kanıtlanamaması halinde müvekkil şirketin sorumluluğu olmadığını beyan ile, Bilirkişi Raporuna karşı itirazların kabulü ile davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, arz ve talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki taleplerin açık ve anlaşılır olması gerekmektedir. Davacı sürekli- geçici iş göremezlik tazminatı veya tedavi gideri vb. taleplerden hangilerini talep ettiğini açık bir şekilde belirtmesi gerekmektedir. ancak davacı, mahkemeden ne türde bir hukuki koruma istediğini talep sonucu kısmında açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ayrıntılı olarak belirtmemiştir. başvuranın vekilinin dilekçesi bu haliyle hmk 119/1-ğ hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.
davaya konu delil listesi ve ekleri tarafımıza tebliğ edilmemiştir. poliçe ve kaza tarihinden önce 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı kanun ile 2918 sayılı karayolları trafik kanunu’nun 97. maddesi değiştirilmiş, trafik kazasından doğan tazminat talepleri için dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı olarak başvuru bir dava şartı haline getirilmiştir. davacı vekili tarafından müvekkil şirket aleyhine açılan iş bu davada, müvekkil şirketin tedavi giderleri nedeni ile oluşan zarardan sorumlu olduğu beyan edilmiştir.
davacının faturalandırılmamış tedavi masraflarını müvekkil şirketten talep etmesinin bir hukuki dayanağı yoktur. dolaylı giderler, kusurlu gerçek kişilerden haksız fiil hükümlerine göre talep edilebilse de, karayolu motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi teminatı kapsamına girmemektedir. işbu sebeple müvekkil sigorta şirketinden bu giderler talep edilemez. Davacı tarafından talep edilen 200.000 tl geçici ödeme asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte olmakla birlikte tarafımızca bu sebeple davanın bu aşamasında kabulü mümkün değildir. ----------Hukuk Dairesi kararlarında istikrarlı bir şekilde, sürekli iş göremezlik oranının (maluliyetin) trafik kazasının gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve eklerine göre tespit edilmesini istemektedir. buna göre kaza tarihi esas alınarak aşağıdaki yönetmelikler çerçevesinde maluliyet tespiti yapılmalıdır.bu kapsamda yargıtay kararları çerçevesinde maluliyet oranı belirlenirken esas alınması gereken yönetmelikler yukarıda belirtilmiş olup kaza tarihinde hangi yönetmelik yürürlükte ise maluliyet tespiti de buna göre yapılmalıdır. mahkemece aksi yönde yapılan hatalı değerlerlendirmeler tarafımızca kabul edilemez.müvekkil şirket nezdindeki zorunlu trafik sigorta poliçesi 01.06.2015 tarihli trafik sigorta poliçesi genel şartlarına tabidir. bu durumda kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 01.06.2015 tarihli trafik sigorta poliçesi genel şartları ve ilgili mevzuat gereği, komisyonca hesaplanacak sürekli sakatlık tazminatında, güncel trh-2010 (kadın-erkek hayat) tabloları esas alınması gerekmektedir. sigorta zenginleşme aracı değildir. ancak gerçek zararın tazmini talep edilebilir. bu nedenle hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, aksi düşünülecek olsa bile dava dilekçesinde talep edilen miktarın kabulü mümkün değildir.
kabul anlamına gelmemekle birlikte sayın mahkemece tazminata hükmedilmesi durumunda müvekkil şirketin sorumluluğu, karayolları trafik kanunu’nun 85/1. ve trafik poliçesi genel şartlarının 1. maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlıdır.
huzurdaki davada müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmamaktadır. bu sebeple sayın kabul anlamına gelmemekle birlikte, faize hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faiz olmalıdır. yukarıda arz edilen nedenlerle; aleyhimize açılan davanın reddine, yargılama harç ve giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil tarafından, 26.09.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle uğranılan bedensel zarar, tedavi giderleri, işgöremezlik zararları ve sair maddi zarar kalemlerinin tazmini amacıyla---------- Esas sayılı dosyasında davalı --------- ile davalı -------.Ş. aleyhine maddi tazminat davası açılmıştır. Anılan dava halen derdest olup yargılaması devam etmektedir. Asıl dosyada taraflar, olay, kusur durumu, teminat ilişkisi, zarar kalemleri ve maddi tazminatın esasına ilişkin tüm incelemeler yapılmakta olup, işbu dava konusu faiz talebi de aynı maddi vakıalara ve aynı hukuki ilişkiye dayanmaktadır. Söz konusu asıl davada, dava dilekçesi hazırlanırken maddi tazminat talepleri ileri sürülmüş; ancak tazminat alacağına uygulanacak faiz istemi sehven açıkça talep sonucuna yazılamamıştır. Ne var ki faiz, asıl alacağa bağlı fer’i hak niteliğinde olup, asıl alacak devam ettiği sürece ayrıca dava konusu yapılabilmektedir. Nitekim asıl dosyada henüz hüküm kurulmamış ve asıl alacak kesin olarak sona ermemiştir. Bu nedenle, maddi tazminat alacağına bağlı faiz isteminin bağımsız bir ek dava ile ileri sürülmesi mümkündür. İşbu dava da tam olarak bu amaçla açılmaktadır.Asıl dosyada alınan bilirkişi raporları ve özellikle 11.03.2026 tarihli hekim bilirkişi ek raporu ile, işbu faiz talebinin hukuki dayanakları önemli ölçüde açıklığa kavuşmuştur. Anılan ek raporda; kazaya karışan araç sürücüsü davalı ---------- %100 oranında asli kusurlu olduğu, davacı yayanın kusursuz olduğu, davacının kazaya bağlı maddi zarar kalemlerinin bulunduğu ve özellikle davalı sigorta şirketi ile işleten/sürücü yönünden sorumluluk esaslarının oluştuğu ayrıntılı biçimde tespit edilmiştir. Aynı raporda ayrıca faiz başlangıcı bakımından da açık değerlendirme yapılmış; davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinin en geç 01.07.2024 olduğu, davalı sürücü ve işleten bakımından ise haksız fiil tarihi olan 26.09.2023 tarihinin esas alınması gerektiği belirtilmiştir.Davacı lehine HMK m.334 ve devamı uyarınca ADLİ YARDIM kararı verilmesine, İşbu davanın, aradaki açık bağlantı nedeniyle HMK m.166 uyarınca ----------Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, Davanın kabulü ile, asıl dosyada hüküm altına alınacak maddi tazminat alacağına bağlı faiz alacağının şimdilik [10.000,00] TL’lik kısmının; • davalı ------------ yönünden 26.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek YASAL FAİZ ile, - davalı Mapfre Sigorta A.Ş. yönünden 01.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek YASAL FAİZ ile, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunun gözetilmesine, Fazlaya ilişkin faiz alacağına dair talep ve dava haklarımızın saklı tutulmasına, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Hasar Dosyası, Poliçe bilgileri, Bilirkişi Raporu ve tüm dosya kapsamı.27.01.2026 tarihli ara karar ile dosyanın Adli Trafikçilerden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 04.02.2026 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi raporunda özetle; Davalı sürücü ---------- % 100 (Yüzde yüz) oranında (Asli derecede) KUSURLU olduğu, Davacı yaya ---------- kendi yaralanması ile neticelenen trafik kazasında KUSURSUZ olduğu,----------- Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben hazırlanan 29/02/2024 tarihli Bilirkişi Raporunun “SONUÇ” kısmındaki kusur dağılımının isabetli olduğu, (Bu Raporun kısmında özetle; şüpheli sürücü ---------- TAM VE ASLİ KUSURLU olduğu, müşteki yaya --------- KUSURSUZ olduğu, kanaatine varıldığı belirtilmiştir)
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇEAsıl Dava, trafik kazasından kaynaklı tazminat geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir. Birleşen dava, trafik kazasından kaynaklı aynı tazminatlara ilişkin işlemiş faiz alacağı istemine ilişkindir.Davacı vekili tarafından 12.05.2026 tarihli talep dilekçesinde davalı taraf ile sulh olduklarını, dava konusuz kalması yönünde karar verilmesini talep ettiği, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığını beyan ettiği şeklinde beyanda bulunduğu görülmekle; davanın konusuz kaldığı anlaşılmış ve davacı tarafın talebi doğrultusunda konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." şeklindeki HMK'nın 331/1 maddesi uyarınca kazanın meydana gelmesinde davalı yanın kusurlu olduğu gözetilerek, yargılamanın giderlerinin davalılardan tahsiline ve yargılama gideri niteliğinde olan Arabulucu ücretinin davalı sigorta şirketinden tahsiline dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)ASIL DAVA BAKIMINDAN;
1-Tarafların Sulh olması nedeniyle mahkememizce KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Alınması gerekli 732,00 TL peşin harç ve 732,00 başvuru harcı olmak üzere 1.464,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,
3-Dosyada adli yardım kararı bulunduğundan yargılama sırasında yapılan 58.000,00 TL bilirkişi ücreti, 795,00 TL posta ve e tebligat gideri olmak üzere toplam 58.795,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA,
4---------- adli tıp numaralı faturası için 6.600,00 TLnin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, davalı tarafından Adli Tıp Kurumu Döner Sermaye Saymanlığının --------- Bankası ---------- Şubesindeki ----------- iban nolu hesabına fatura belirtelerek yatırıldığı ve makbuzu sunulduğu takdirde bedelin tahsiline YER OLMADIĞINA,
5-Davacı yanın vekalet ücreti talebi olmadığına davalı aleyhine vekalet ücretine karar verilmesine yer olmadığına,
6-3.800,00 TL Arabulucu ücretinin davalı sigorta şirketinden tahsiliyle hazineye irad kaydına,
B)BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN;
1-Tarafların Sulh olması nedeniyle mahkememizce KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Alınması gerekli 732,00 TL peşin harç ve 732,00 başvuru harcı olmak üzere 1.464,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,
3-Davacı yanın vekalet ücreti talebi olmadığına davalı aleyhine vekalet ücretine karar verilmesine yer olmadığına,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/05/2026
Full & Egal Universal Law Academy