T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/36 Esas
KARAR NO : 2026/404
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/01/2026
KARAR TARİHİ : 21/04/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dilekçesinde özetle;“ Müvekkil şirket iş sağlığı ve güvenliği eğitim ve danışmanlık şirketi olarak; davalı adi ortaklık yapısındaki şirkete 10/02/2025 -23/10/2025 tarihleri arasında iş güvenliği hizmeti sunmuştur. Söz konusu iş güvenliği hizmeti sunumu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın İSG Profesyoneli Hizmet Sözleşmesi'nin davalı şirket tarafından onaylanması ile başlamıştır. Davalı şirket, iş güvenliği olarak tehlike sınıfı ise çok tehlikeli kategorisinde yer almaktadır. Müvekkil şirket tarafından davalı şirkete sunulan hizmet karşılığındaki ücret olarak ise işbu dilekçe ekinde yer verilen faturalar düzenlenmiştir. Davalı adi ortaklık ise söz konusu faturalardaki hizmet sunum ücretlerini ödemesini gerçekleştirmemiştir. 85.200,00 TL iş güvenliği hizmeti ödenmeyen fatura bedelleri ve söz konusu bu iş güvenliği hizmeti fatura tarihlerinden itibaren hesaplanmış olan geçmiş gün yasal faiz toplam miktarı olan 7.390,00 TL'nin toplamı olan 92.590,00 TL üzerinden; davalı şirkete karşı -------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas numaralı dosyasında ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Söz konusu icra takibinde ödeme emri 14/11/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı şirket ise haksız ve kötü niyetli olarak, 21/11/2025 tarihinde icra takibine itiraz etmiş ve yasal süresi içerisinde yapılan itiraz sebebi ile takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptali davası açılmadan önce her iki tarafında ticari şirket olması ve itiraza konu işin ticari iş niteliğinde olması sebebi ile 26/11/2025 tarihinde --------- Arabuluculuk Bürosuna ticari dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmıştır. Dosya numarası-------- olan Zorunlu arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamamış ve 23/12/2025 tarihinde görüşme sonucunda anlaşamama olarak zorunlu arabuluculuk süreci sona ermiştir. Zorunlu arabuluculuk anlaşamama tutanağı ise ekte yer almaktadır.Davalı şirket, müvkekkil şirketten iş güvenliği hizmetini aylarca almaya devam etmesine karşılık herhangi bir hizmet bedeli ödemesi yapmaması ve buna dair başlatılan ilamsız icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi sebebi ile işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur. Davamızın KABULÜNE, -------- İcra Müdürlüğü --------- Esas sayılı dosyaya yapılan itirazın İPTALİNE ve TAKİBİN DEVAMINA, İcra takibine kötü niyetli bir şekilde itiraz eden davalı hakkında asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE, Yargılama gideri ve A.A.Ü.T uyarınca hükmolunacak karşı vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: -------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas numaralı dosyası, faturalar ve tüm dosya kapsamı.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağına dayalı genel haciz yolu ile başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Davacı yanca faturadan kaynaklı alacağının tahsili istemiyle adi ortaklık hakkında takip başlattığı ve itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür.
Somut olayda öncelikle adi ortaklığa ilişkin açıklamalar, yasal düzenlemeler ve akabinde adi ortaklığın taraf ehliyeti bulunup bulunmadığı ve husumet yöneltilmesinin mümkün olup olmadığının açıklanması gerekmektedir. Adi ortaklık doktrinde, “Adi ortaklık, emeklerini veya araçlarını herhangi bir müşterek amaç doğrultusunda birleştirerek, bu amaca ulaşma konusunda birlikte çaba göstermeyi sözleşmeyle birbirlerine karşı yükümlenen kişilerce oluşturulan, tüzel kişiliği bulunmayan bir kişi topluluğudur.” şeklinde tanımlanmıştır . Bu nedenledir ki adi ortaklığa ilişkin düzenlemelere, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu- nun (BK) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) özel borç ilişkileri bölümünde yer verilmiştir.BK’nın 520. maddesinde “Şirket, bir akittir ki, onunla iki veya daha ziyade kimseler, saylerini ve mallarını müşterek bir gayeye erişmek için birleştirmeyi iltizam ederler.” ve TBK’nın 620. maddesinde ise, “Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.” düzenlemesi ile tanım bulan adi ortaklık- ların madde metinlerinden de anlaşılacağı üzere beş ana unsuru vardır: Sözleşme, şahıslar, ortakların katılma payları, ortak amaç ve bu ortak amacın gerçekleştirilmesi.Adi ortaklık sözleşmesi az yukarıda belirtildiği gibi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bir sözleşme olup, adi ortaklık ilişkisi mutlaka sözleşme temeline dayanır. Adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir.Taraf ehliyeti, 6100 sayılı HMK 'nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından olduğu gibi itirazın iptali davaları bakamından da geçerli bir takibin bulunması, özel dava dava şartıdır.--------- sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; adi ortaklığının taraf ehliyeti bulunmadığından, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Adi ortaklığa karşı açılacak davalar yönünden ise; ikili bir ayrım yapmak gerekecektir. Davanın konusu paradan başka bir şey ise davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı), davanın konusu para ise ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları ya da tümüne karşı (ihtiyari dava arkadaşlığı) dava açılabilecektir. --------- sayılı ilamında "...İlk derece mahkemesince de açıklandığı üzere, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklık taraf gösterilmek suretiyle bir takip ya da dava açılması mümkün değildir. Adi ortaklık aleyhine açılacak bir takip ve/veya davada ancak adi ortaklığın ortağı olan gerçek ve/veya tüzel kişilerin taraf gösterilmesi mümkündür. Somut olayda, davalı -------- -------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı dosyasına sunulan takip talebinde borçlu gösterilmemiş, davalı adına usulüne uygun şekilde bir takip başlatılmamıştır. Takip talebinde yer almayan davalı adına, takip talebine göre düzenlenmesi gereken ödeme emrinin tebliğ edilmesi takibi usulüne uygun hale getirmemektedir. Bilindiği üzere usulüne uygun şekilde takip yapılmış olması, takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptali davası yönünden özel dava şartıdır. Bu itibarla Mahkemece, davalı aleyhine usulüne uygun şekilde bir takip yapılmadığından davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi hatalı ise de, verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğu, kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." şeklindedir. --------- sayılı ilamında "..6098 Sayılı Kanunun 683/1 fıkrasında;ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeylerin, alacakların ve ayni hakların, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği halinde bütün ortaklara ait olduğu, üçüncü fıkrasında ise ortakların, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Buna göre; adi ortaklık bünyesine katılan veya ortaklığa devredilen şeyler alacaklar ve ayni haklar üzerinde TMK'nun 701 maddesi uyarınca elbirliği mülkiyeti söz konusu olup, bu malvarlığı değerlerine yönelik adi ortaklığa karşı açılacak davalarda ve takiplerde adi ortaklar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı söz konusudur. Ancak TBK'nun 683/3 fıkrası uyarınca bu malvarlığı değerleri dışında ortaklığın para borçları bakımından ortakların sorumlulukları müteselsil olup, para alacaklısı kendi seçimine göre bütün adi ortaklara veya birine veya bir kaçına başvurabilir. Nitekim dairemizin -------- esas, --------- karar sayılı kararında da bu ilkeye işaret edilmiş, adi ortaklığa karşı açılacak davalar/takipler yönünden ikili bir ayrım yapmak gerektiği, davanın veya takibin konusu paradan başka bir şey ise adi ortaklar arasında zorunlu dava/takip arkadaşlığı bulunduğu, davanın veya takibin konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları yada tümüne karşı dava açılabilecektir ve takip yapılabileceği, zira para borçları bakımından ortaklar arasında ihtiyati dava/takip arkadaşlığı bulunduğu belirtilmiştir. ." şeklindedir.--------- sayılı emsal ilamında, "Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti de yoktur. 6098 sayılı TBK'nun 620. maddesinde de açıklandığı üzere, adi ortaklığın hükmi şahsiyeti bulunmadığından ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı alacaklılara karşı doğrudan doğruya ve sınırsız olarak tüm varlıklarıyla sorumludurlar. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından aktif ve pasif dava (takip) ehliyeti de bulunmamaktadır. Taraf ehliyeti kamu düzeninden olup mahkemece kendiliğinden gözönüne alınmalıdır. Yasanın emredici kuralından kaynaklanan ve bir hakkın yerine getirilmemesi ile ilgili bulunan bu husus İİK'nun 16/2. maddesi gereğince süresiz şikayete tâbidir. Şikayete konu takipte, borçlu olarak adi ortaklığı oluşturan şirketler yanında ayrıca adi ortaklığın gösterildiği anlaşıldığından, yukarıda da açıklandığı üzere adi ortaklığın tüzel kişiliği ve dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmadığından adi ortaklık hakkında yapılan takibin hukuken geçerliliği bulunmamaktadır. O halde mahkemece anılan husus re’sen gözetilerek iş ortaklığı hakkında başlatılan takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir." tespiti yapılmıştır.
Somut olayda, -------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyası ile " ... " aliyhine takip başlatılmış; ödeme emri adi ortaklığa tebliğ edilmiş ve ortaklar tarafından itiraz edilmiştir. Takip talebi ve ödeme emrinde adi ortaklığın adı yazıldıktan sonra adi ortaklığın vergi numarasının yazıldığı, takibin tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığa yöneltildiği anlaşılmaktadır. İtiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında da davalı olarak adi ortaklık gösterilmiş ve adi ortaklığı oluşturan bir bir ortak aleyhine ayrı ayrı dava açılmamıştır. Yukarıda belirtildiği üzere dava dilekçesinde de adi ortaklığı adı ve vergi numarasının yazılması nedeniyle davanın da ortaklığa karşı açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olay bakımından, takibin ve davanın ortaklara yöneltilmeyip, tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığa yöneltilmesi nedeniyle geçerli bir icra takibinin bulunduğundan söz edilemez. Geçerli bir icra takibinin bulunması ise itirazın iptali davası açısından özel dava şartıdır. Bu nedenlerle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın usulden REDDİNE,
2-Peşin alınan 1.118,26 TL harçtan alınması gerekli 732,00 TL peşin harcın düşümü ile Hazineye irat kaydına, bakiye kalan 386,26 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA , 4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 5- 4.600,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.04.2026 Full & Egal Universal Law Academy