T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/984 Esas
KARAR NO : 2026/440
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
DAVA TARİHİ : 27/10/2025
KARAR TARİHİ : 05/05/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dilekçesinde özetle;----------- Abonelik Sözleşmeleri İcra Müdürlüğü'nün ------------ Esas Sayılı dosyasından dolayı haksız olarak ödenen 64,467,17 TL’nin, icra harç, masraf ve yargılama giderlerinin İİK m.72 uyarınca davalıdan geri alınmasına karar verilmesi (istirdadı) ve ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak olan ticari avans faizi ile kötü niyet tazminatının isteminden İcra takibi sonucunda davalıya ödenen 64.467,17-TL tutarın; Ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizinin;
Kötü niyet tazminatının; Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline; karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile Davacı arasında 04.01.2024 tarih ve --------- numaralı Güvenlik Sisteminin Temin Kurulum Montaj Ve Kiralanması Sözleşmesi imzalanmıştır. Taraflar arasında akdedilen güvenlik sistemi hizmet sözleşmesi kapsamında belirtilen güvenlik teçhizatı ve tüm ürünler çalışır vaziyette, eksiksiz ve her türlü fiili ve hukuki ayıptan ari olarak Davacı'ya 11.01.2024 tarihinde teslim edilmiştir. Davacı ile imzalanan sözleşmenin niteliği bellidir. Davacı, Müvekkil Şirketten alarm hizmeti satın almıştır. Davacı'ya temin edilen ekipmanlar arasında olan kameralar da alarm sisteminin bir parçası olup ayrı bir kamera sistemi değildir. Üstelik bu durum Davacı ile imzalanan ilk sözleşmede de açıkça ifade edilmiştir. Davacı da basiretli bir tacir olarak hangi sistemi satın aldığının farkındadır. Davacı'nın meselenin gelişimine ilişkin aksi yöndeki iddiaları gerçek dışı ve afaki beyanlardan ibarettir. Davacı'ya talebinden ya da sözleşmede taahhüt edilenden farklı herhangi bir ürünün teslim edilmesi ya da bu ürünleri montajdan sonra görerek değiştirilmesini Müvekkilden istemesi söz konusu değildir. Gerek sözleşme içeriğinde yer alan fiyat tespitine ilişkin keşif taslak formunda ve gerekse de montaj formunda tarafına teslim edilen ürünlerin neler olduğu açıkça bellidir. Her iki döküman da davacı'nın da imzasını taşıyan belgelerdir. Davacı'nın sözleşmeyi feshetmesi söz konusu değildir. Bu hususta müvekkile aksettirilen herhangi bir beyan olmadığı gibi Türk Ticaret Kanunu 18/3'te bu bildirimin hangi usullerle yapılması gerektiği de açıkça belirtilmiştir. Davacı taraf bu usule uygun yapılmış herhangi bir fesih bildirimini delillendiremiştir. Davacı'nın iddiasının aksine, sözleşme konusu hizmetin verilmemesinin nedeni, Davacı'nın sözleşme gereği ödemekle yükümlü olduğu fatura bedellerini ödememesidir. Fatura bedellerinin ödenmediği dava dilekçesinde davacı tarafça da ikrar edilmiştir. Davacı taraf kötü niyet tazminatı talep etmişse de -herhangi bir beyan ve talebin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla- istirdat davalarında kötü niyet tazminatı talep edilemez. Davacı'nın sürece ilişkin iddialarının gerçek dışı olması bir yana, talebinin herhangi bir hukuki mesnedi de bulunmamaktadır. İşbu nedenlerle; Davacı tarafça Müvekkile karşı haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak ikame edilen davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin Davacı'ya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dava ve cevap dilekçeleri ile tüm dosya kapsamı.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, istirdat istemine ilişkindir.Mahkemenin görevi ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Ticari davalara ilişkin olarak ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." belirtmiştir.Yukarıda ifade edildiği üzere yeni Türk Ticaret Kanunu Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre kanun gereği ticari dava sayılan işler haricinde bir davanın her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması halinde nispi ticari dava sayılabileceği açıktır. Somut olayda; tarafların tacir olup olmadığının araştırılarak görevli mahkemenin belirlenmesi gerektiği, davalı tacir ise de, davacının işletme esasına göre defter tuttuğu ve esnaf sınırını aşmadığı, davacının tacir olmadığı, uyuşmazlık tarihi itibariyle davacının gerçek kişi tacir kaydı olmadığı da görüldüğünden, yukarıda da belirtildiği üzere yeni Türk Ticaret kanunu kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c madde ve fıkrası gereği mahkemenin görevli olması dava şartıdır. Aynı kanunun 115. Maddesi gereği dava şartları davanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş davacının tacir sıfatına haiz olmadığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli -------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE, 4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA, Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/05/2026 Full & Egal Universal Law Academy