T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/56 Esas
KARAR NO : 2026/405
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/01/2025
KARAR TARİHİ : 21/04/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dilekçesinde özetle;“ müvekkili ------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı sayılı dosyasında borçlu olarak yer almaktadır. Ancak bu takibe konu bono üzerindeki imza müvekkilimize ait değildir. Bu hususta daha önceden icra hukuk mahkemesi nezdinde imzaya itiraz edilmiş, ekte sunduğumuz bilirkişi raporu edinilmiş ve bono üzerindeki imzanın müvekkilimize ait olmadığı anlaşılmıştır. Söz konusu icra dosyasında alacak temlik ile davalı varlık şirketine geçmiştir. Temlik öncesinde alacaklı olan banka vekilinin müvekkilimize takibi düşüreceklerini şifahen beyan etmesi üzerine imzaya itiraz davası takipsiz bırakılmıştır. Buna rağmen, davalıyla hiçbir bağı ve bağlantısı olmayan bir dükkana sırf işletmecisi davacının yakını diye haciz yapılmış, bu hacizde işletmenin temel unsurları haczedilmiş, kasası çilingir vasıtasıyla açılmış, mahcuzlar yediemine alınmak istenmiş ancak davacıya ait herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığı için bu talepleri ne kadar ısrar etseler de reddedilmiştir. Bu suretle müvekkilimiz icra takibinin düşürülmediğini öğrenmiş, bu haksız eylem karşısında derin üzüntü duymuştur. Alacaklı tarafın, senet üzerindeki imzanın davacıya ait olmamasına ve bu durumu bilirkişi raporundan da açıkça anlaşılmasına rağmen davacıya karşı kötü niyetle icra takibine devam etmesi sebebiyle kötü niyet tazminatı talep ettiğimiz gibi Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunma hakkımızı da saklı tutmaktayız. Gerçekten de bankaların ve varlık yönetim şirketlerinin büyük imkanlara sahip ve kurumsal yapılar olduğu, sıkı mevzuatlara bağlı olarak çalışan bir güven kuruluşu oldukları, dikkat ve özen yükümlülükleri dikkate alındığında bankanın lehtarı olduğu bir bonodaki imzanın kime ait olduğunu bilmemesi mümkün değildir. Kaldı ki aynı kurum ve kuruluşlar, kanunla kimlik sayılan avukat kimliğine dâhi itibar etmemekte ve işlem yaptırmamaktadırlar. Bu kadar katı bir işleyiş içinde bono üzerindeki imzanın davacı tarafından atılmadığı banka tarafından açıkça bilindiği gibi, söz konusu icra takibine karşı imzaya itiraz yoluyla açılan davadan davalı varlık yönetim şirketinin haberdar olmadığını söylemek de imkansızdır. Davalı ile zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşamadığımızı ve bu davayı açmak zorunda kaldığımıza dikkat çekmek isteriz. Kaldı ki icra dosyasını devralan kişinin dava dosyasını da devralması gerekirdi.Ekte sunduğumuz ve mahkemenizce getirtilecek imzaya itiraz dosyası ve içeriğindeki bilirkişi raporundan iddiamızın haklılığı ispatlanmaktadır. Kaldı ki menfi tespit dosyasında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı taraftadır. Davalı tarafın davacıyla sınırlı kalmayıp onun yakınlarına da haksız işlemler gerçekleştirdiği ve zararlar doğurduğu da icra dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Bu sebeple bildirilen icra dosyasının davacı yönünden teminatsız olarak dava kesinleşinceye kadar tedbiren durdurulmasını talep etmekteyiz. Müvekkilimizin UYAP Entegrasyonu üzerinden yapılacak sorgusundan anlaşılacağı üzere taşınır ve taşınmazının bulunmaması, düzenli bir gelirinin olmayışı, dava konusu icra dosyasından anlaşılacağı üzere ödeyemeyeceği kadar borçlu olması, bu ve diğer sebeplerle yargılama giderleri ve harçlarını karşılayamayacak olması nedeniyle bu giderlerin dava sonundan haksız çıkacak tarafta alınmak üzere suç ödeneğinden karşılanması suretiyle davacının adli yardımdan faydalandırılmasını talep etmekteyiz.Davanın KABULÜNE, Davacının -------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı sayılı dosyasına konu 10.03.2014 Tanzim, 26.01.2016Vade tarihli, 235.000,00TL bedelli, borçluları --------- Şti. -------- V.D:--------,--------- ve ----------, alacaklısı --------Ş V.D:--------- Olan bonodan dolayı bono üzerindeki imzanın davacıya ait olmaması sebebiyle borçlu olmadığının TESPİTİNE, Davanın Tedbir talebinin kabulüyle -------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı sayılı icra takibin davacı borçlu yönünden karar kesinleşinceye kadar uygun görülürse bilirkişinin raporu dikkate alınarak teminatsız olarak durdurulmasına, Davacının adli yardım talebinin kabulüne, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesineKarar verilmesini saygılarımızla ve bilvekâle talep ederiz.” talep ve dava etmektedir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların işbu davayı ikame etmekte hukuki yararı bulunmadığından hukuki yarar yokluğundan reddine, borçlunun tüm iddiaları soyut ve hukuki dayanak ve delilden yoksun olduğundan sayın mahkemenizce tesis edilen tedbir talebinin reddine ilişkin kararın devamı ile dava değeri üzerinden hesaplanan %15 teminat mukabilinde (35.393,22 tl ) i.i.k 72/3 maddesi uyarınca icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi kararından rücu edilmesine, sayın mahkeme aksi kanaatte olur ise ; takip çıkış miktarı ile %20 icra inkar tazminatı toplamı kadar teminat karşılığında tedbire karar sayın mahkeme aksi kanaatte ise; takip çıkış miktarı ile %20 icra inkar tazminatı toplamı kadar teminat karşılığında tedbir kararı verilmesini, somut olayda talep edilmesi için yasal koşulları oluşmayan ve davacının haksız şekilde ileri sürdüğü adli yardım taleplerinin reddi kararının devamına, eksik harç, davacıya verilen kesin süre içerisinde ikmal edilmediği takdirde işbu davanın usulden reddine, haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen işbu davanın esastan reddine , sırf icra takibini sürüncemede bırakmak gayesiyle işbu davayı ikame eden borçlu aleyhine %20 'den az olmamak kaydıyla icra-inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- esas sayılı dosyası, mukayese belgeler, huzurda alınan imza yazı örnekleri, senet aslı, bilirkişi heyet raporu, Trafik İhtisas Dairesi'nin raporu ve tüm dosya kapsamı.Bilirkişi raporunda özetle; İnceleme konusu ---------- antetli, alacaklısı ---------Ş. borçlusu ---------- Şti., kefil 1'i ---------, kefil 2'si --------- olan, düzenleme tarihi 10.03.2014, ödeme günü 26.01.2016 olarak belirlenmiş 350.000 TL bedelli senetteki, 2 nolu Kefil ---------- atfen atılmış olan imzanın, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla ve grafolojik tanı unsurları bakımından aralarında saptanan uygunluk ve benzerliklere nazaran davacı ----------- eli ürünü olduğu kanaatine varılmıştır.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir . Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davacı olan borçlu üzerindedir. Senette bulunan imzanın inkar edilmesi durumunda ise senette bulunan imzanın davacıya ait olduğu hususundaki ispat külfeti ise davalı üzerindedir.
Senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması” “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. Bu nedenledir ki, borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir ve mahkemece bu iddia incelenmelidir. İmza incelemesinde sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle incelemeye konu belgenin düzenlenme tarihinden öncesine ilişkin imzası incelenecek kişinin uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Düzenlenme tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa, daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise de borçlunun duruşmada alınan imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılması mümkün değildir. Bu nedenle imza incelemesinin belge asıllarının getirtilerek incelemenin bu belgeler esas alınmak suretiyle yapılması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda, davacılar kendi imzasının sahteliğine dayandığından mutlak defi niteliğindeki iddiasını herkese karşı ileri sürülebileceği anlaşılmakla, mahkememizce yapılan yargılamada senet aslı ve yeterli mukayese belgeler temin edilmiş, yargılamada alınan 14/11/2025 tarihli heyet raporunda dava konusu yapılan 10/03/2014 düzenleme tarihli senetteki kefil adına atılan imzaların davacıya eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Davacı yanca icra mahkemesinde alınan raporla çelişki oluştuğundan çelişkinin giderilmesini talep etmesi üzerine --------- Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 11/03/2026 tarihli raporunda senettik davacı adına atılan imzanın davacının eli ürünü olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporların denetime ve hükme esas almaya elverişli olup, senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE, Davacının tedbir talebi uygulanmadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığından davalının tazminat talebinin reddine,
2- Peşin alınan 4.029,51 TL harçtan alınması gerekli 732,00 TL peşin harcın düşümü ile Hazineye irat kaydına, bakiye kalan 3.297,51 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA ,Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
4-Davalı tarafından yapılan 16.000,00 bilirkişi ücretine ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6- 4.600,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
7-Karar kesinleştiğinde davaya konu 26/01/2016 vade tarihli ve 10/03/20214 tarihli, 350.000 TL bedelli senedin ---------İcra dairesi'nin --------- esas sayılı icra dosyasına İADE EDİLMESİNE,
8-Karar kesinleştiğinde temin edilen mukalese belgelerin İADESİNE, davacının huzurda alının yazı imza örneklerinin dosya arasında saklanmasına,
9-Harç tahsil müzekkeresi ile birlikte---------Adli Tıp Kurumunun 01/04/2026 tarih ve ---------- adli tıp numaralı faturası için 7.700,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA, davacı yanca faturadaki iban nolu hesabına fatura belirtelerek yatırıldığı ve makbuzu sunulduğu takdirde bedelin tahsiline YER OLMADIĞINA,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.04.2026