T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/996 Esas
KARAR NO : 2026/441
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/12/2024
KARAR TARİHİ : 05/05/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davalının müvekkil şirket bünyesinde 19.02.2024 tarihinde veri mühendisi pozisyonunda işe başladığını, davalının müvekkil Şirket’in ticari iş sırlarına ve müşteri çevresine nüfuz ederek müvekkil Şirket nezdinde gizli kalması gereken bilgi, ticari sır ve teknik verilere ulaştığını ancak davalının 28.08.2024 tarihinden itibaren müvekkil ile aynı sektör ve projede faaliyet gösteren rakip firma --------- geçtiğini, bu davranışla davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini, davalının istifa etmesi sebebiyle aynı projede 3 adam/gün üzerinden fatura kesip gelir elde ediliyorken, davalı yanın haksız ve rekabet kurallarına uygun olmayan istifası nedeniyle bu sayının 2 adam/gün'e düştüğünü, davalının günlük ücretinin 12.644,00 Türk Lirası olarak faturalandırıldığını ve Ağustos ayında 19,75 gün karşılığı 249.719,08 TL olarak faturalandırıldığını, 2025'in Mart ayına kadar sürecek olan bu projede, müvekkil şirketin davalı yanın haksız istifası nedeniyle zarara uğradığını, anılan nedenlerle şimdilik 10.000,00 TL cezai tazminat ile cezai tazminatı aşan zararlar için de 10.000 TL aşan zararın davalıdan tahsilini iddia ve talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin davacı şirkette ----------Ş.'nin uluslararası bir projeyi ---------- uyarlamak istemesi sebebiyle ---------Ş.'nin KVKK kapsamında edindiği kişisel verileri uluslararası alandaki bir yazılıma girişini sağladığını, yani müvekkilin davacı şirkette yazılımcı olarak çalışırken görevi kanun kapsamında elde edinilen kişisel verileri var olan bir sisteme yüklediğini, bu işin kişiye özel bir yetenek gerektirmediğini ve birçok yazılımcının bu işi yapabildiğini, davacının müvekkil yerine yeni bir yazılımcı işe almamasından dolayı müvekkilin sorumlu tutulamayacağını, rekabet etmeme sözleşmesinin geçerli olması için işçiye bu konuda yasak konulmasını gerektirecek derecede işveren menfaatinin varlığının aranması gerektiğini, müvekkilin başka bir firmaya geçişi sebebiyle davacının herhangi bir zararının bulunmadığını, zira müvekkil tarafından işlenen verilerin davacıya ait olmadığını ve müvekkilin çalıştığı projede tek müşterisi olan ---------Ş.’ne ait olduğunu, müvekkilin iş değiştirmesi nedeniyle bir firmanın zarar etmesi veyahut müşteri kaybetmesinin, müşteri çevresi ve ticari sırlarının bir diğer şirkete sirayet etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilin davacı şirkette 6 aydan bir kısım fazla çalıştığını ve müvekkilin çalışma hürriyetini engelleyecek şekilde cezai şart ve tazminat isteminin haksız olduğunu, müvekkilin çalıştığı yaklaşık 6 aylık süre boyunca fazla mesai yapmasına rağmen fazla mesaiye ilişkin ücretlerini alamadığını, müvekkilin istifa ettiği gün fazla mesailerin ödendiğini, şirkette maaşlarda artış uygulandığında müvekkil davacı şirkette çalıştığı projede en kıdemli kişi olmasına rağmen diğer aynı proje kapsamında çalışan daha az kıdemli kişilere %20 oranında maaş artışı uygulanırken müvekkile %8 oranında artış uygulanacağının belirtildiğini, müvekkilin TBK 447. madde kapsamında işverene yüklenebilecek sebepler nedeniyle iş akdine son vermiş olduğunu ve rekabet yasağının sona erdiği ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER:Emniyet Müdürlüğünden gelen hazırlık evrakları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.23.12.2025 tarihli ara karar ile dosyanın bir mali müşavir bilirkişi ve bir ticaret hukuku alanında uzman nitelikli hesaplama uzmanına tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 30.03.2026 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi raporunda özetle; Davacıya ait Yasal defterlerin Vergi Usul Kanunun 223-224-225 maddeleri ile TTK’nın ilgili hükümlerine uygun olarak noter açılış tasdikleri ile GIB onaylı e-beratların yasal süresi içerisinde alındığı, dolayısıyla ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, Davalının davacı şirkette 19.02.2024 tarihinde işe başladığı, 31.08.2024 tarihinde 03-Belirsiz Süreli İş sözleşmesinin işçi tarafından feshi nedeniyle işten ayrıldığı, Davalının istifa etmesi sebebiyle aynı projede 3 adam/gün üzerinden fatura kesip gelir elde ediliyorken, davalı yanın haksız ve rekabet kurallarına uygun olmayan istifası nedeniyle bu sayının 2 adam/gün'e düştüğü yönündeki nihai değerlendirme Sayın Mahkemenizin takdirinde olmakla birlikte, işbu raporda yer verilen tespitlere göre davalının işten ayrılış tarihi sonrasında davacının ---------- adına düzenlediği satış faturalarında elde ettiği gelirin azalmadığı, aksine arttığı, ancak uyuşmazlığın niteliği itibariyle adam/gün çalışma saati kaybı noktasındaki davacı iddiasının irdelenmesi gerektiği kanaatinin Sayın Mahkemenizce benimsenmesi halinde, ekte sunulan teknik verilerin bordrolama uzmanı ya da konusunda uzman teknik bilirkişi marifetiyle incelenmesiyle talep edilen aşan zarar miktarının hesaplanabileceği, İşbu raporda yer verilen tespitlere göre, Sayın Mahkemenizin davacı lehinde hüküm kurması halinde sözleşmenin 3.maddesinin 5.fıkrasının -d- bendine göre cezai tazminat tutarının 630.000,00 TL olarak hesaplandığı, Rekabet yasağı düzenlemesinin şartlarına ilişkin yukarıda yer verilen açıklamada da belirtildiği üzere TBK m.444/2 uyarınca işverenin Korunmaya Değer Haklı Menfaatinin bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda hizmet ilişkisinin işçiye; müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması gerekmektedir. Bu durumu ispatlaması gereken de davacı işverendir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde bu aşamada rekabet yasağı kaydına ilişkin şartların somut olayda gerçekleşmediği şeklinde tespitte bulundukları görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, davalı bakımından rekabet yasağı sözleşmesi ile karalaştırılan iş akdinin feshinden sonra işçinin rekabet etmeme yasağına aykırı davranışları iddiasına dayalı cezai şart ve cezai şartı aşan tazminat istemlerine ilişkindir.Mahkememizce çözülmesi gereken uyuşmazlık davacının dava dilekçesinde beyan ve iddia ettiği eylemlerden dolayı davalının dava dışı şirkette çalışmaya başlaması sonrası sözleşmeye aykırı olarak haksız rekabete konu olacak şekilde eylemlerde bulunup bulunmadığı, davacı şirkette çalıştığı dönemde vakıf olduğu bilgilere iş sözleşmesi sona erdikten sonra kullanıp kullanmadığı, haksız rekabet oluşturacak şekilde davacı aleyhine haksız rekabete konu fiillerde bulunup bulunmadığı, haksız rekabet şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının cezai şart talebinin şartlarının oluşup oluşmadığı, davalının haksız rekabete konu eylemleri var ise davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zararın miktarının tespiti, davacının sözleşmeye göre cezai şart ve maddi zarar talebinin yerinde olup olup olmadığı, davacının maddi tazminat taleplerini davalıya yöneltip yöneltemeyeceği hususlarında ihtilafın toplandığı hususlarında toplandığı görülmektedir.Somut olaya öncelikle davalının imzalamış olduğu haksız rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı TTK' nun 54 ve devamı maddeleri ile haksız rekabet düzenlenmiş, 54. maddede "(1) Haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır," hükmüne yer verilmiştir. Aynı yasanın 55. Maddesi uyarınca da dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar belirtilmiştir. Yasanın 56. Maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar gören veya zarar görme tehlikesi ile karşılaşanın açabileceği davalara yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 54 ve devamı maddeleri ile haksız rekabet düzenlenmiş, buna göre "haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerin amacı bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasının amaçlandığı, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır," hükmüne yer verilmiştir. Aynı yasanın 55. Maddesi uyarınca da dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar belirtilmiştir. Yine dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar nedeniyle hukuki sorumluluk basın yayın iletişim ve bilişim kuruluşlarının sorumluluğu ve mahkemece davayı kazanan tarafın istemi ile gideri haksız çıkan tarafından alınmak üzere hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verilebileceği ilanın şekli ve kapsamının mahkemece belirleneceği hükme bağlanmıştır. TBK’nun 444/1. maddesine göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir.Türk Borçlar Kanunu'nun 444/2.maddesi ise "Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Dolayısıyla rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin geçerli olabilmesi için iş ilişkisinin işçiye, “müşteri çevresi” veya “üretim sırları” ya da “işverenin yaptığı işler” hakkında bilgi edinme imkânını sağlamasının yanında, aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması hâlinde işvereni önemli nitelikte bir zarara uğratabilecek mahiyette olması aranmaktadır. Ancak zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp önemli bir zarar ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin bir diğer şartı ise işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. Rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürmesi yönünden hâkime kapsamı veya süresi bakımından rekabet yasağına müdahale ve sınırlama yetkisi verilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 445.maddesinde "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Taraflar arasında düzenlenmiş olan rekabet yasağına ilişkin hüküm, sözleşmenin 3.5.maddesinde düzenlemiştir. Bu maddede ---------- sınırları için rekabet yasağı öngörülmüştür.--------- Sayılı İlamında: ". Rekabet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için coğrafi sınırlama yapılması zorunlu olmakla birlikte eğer sınırlama yapılmamışsa coğrafi sınır tüm ---------. Dava konusu sözleşmede coğrafi sınırın kapsamı,--------- Bölgesi olarak belirlenmiştir. Sözleşmede bulunan rekabet yasağı sınırının geniş bir coğrafyayı kapsamasının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşüreceği ve bu sebeple geniş coğrafya için geçerli olmadığı, makul bir coğrafi alan yönünden geçerli, kalan alan yönünden ise geçersiz sayılması gerekmektedir. TBK.'nın 445/2.maddesi uyarınca hakim tarafından kapsam olarak yani coğrafi sınır yönünden sınırlandırılmalıdır. Sınırlandırma yapılırken davalının davacı nezdinde çalıştığı il sınırlarının esas alınması hakkaniyete uygun görülmüştür. Davalı, --------- davacı iş yerinde çalışırken, rekabet yasağı sözleşmesini imzaladığına göre, rekabet yasağı hükmünün ---------- ili için geçerli olduğunun kabulü gerekir." şeklinde açıklandığı nazara alındığında taraflar arasındaki sözleşmede coğrafi sınır ----------- olarak belirlenmiş olup, davalının davacı nezdinde çalıştığı ---------- il sınırlarının esas alınması gerektiği, rekabet yasağı hükmünün ---------- için geçerli olacağı mahkememizce kabul edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılamada taraf tanıkları dinlenilmiş, deliller toplanılmış, akabinde davacının ticari defter ve belgeleri de incelenerek bilirkişi heyet raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunda incelenen defterlerden davacının gelirinin azalmadığı, Rekabet yasağı düzenlemesinin şartlarına ilişkin açıklamalara yer verilerek , TBK m.444/2 uyarınca işverenin Korunmaya Değer Haklı Menfaatinin bulunması gerektiği, bu kapsamda hizmet ilişkisinin işçiye; müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması gerektiği, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde bu aşamada rekabet yasağı kaydına ilişkin şartların somut olayda gerçekleşmediği şeklinde bildirilmiştir.
Davacı yanca davalının 19/02/2024 ile 28/08/2024 tarihleri arasında veri mühendisi olarak çalıştığı, müşteri çevresine ve iş sırlarına vakıf olduğu, iş sözleşmesi sona erdikten sonra davalının aynı ve benzer faaliyet gösteren şirkette çalışmaya başladığı, davalının vakıf olduğu ticari sır, teknik veri ve bilgileri başka bir firmada çalışmaya başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiği iddia edilmiştir. Dinlenen tanık beyanlarından davacının --------- şirketindeki projede veri mühendisi/yazılımcı olarak çalıştığı, davacı şirketten ayrıldıktan sonra da --------- şirketindeki aynı projede çalışan başka bir firma ile çalışmaya başladığı görülmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı yazılımcının dava dışı sigorta şirketindeki projede verileri sisteme yüklemek suretiyle çalıştığı, bu çalışmada veri işleme yönteminin teknik bilgi ve beceriye sahip olması gerekeceği ancak bu çalışmanın sır niteliğinde bir iş olmayacağı, işçinin işinde zamanla kazanmış olduğu ve kendisinin ayrılmaz bir parçası haline gelen mesleki bilgiler ve tecrübeler sır kapsamında değerlendirilmeyeceği, hüsnüniyet kurallarına aykırı bir şekilde elde edilen veya öğrenilen bir bilgi bulunmadığı gibi bunlardan haksız yere faydalanıldığı ve zarar oluştuğuna dair kanıt olmadığı, davalının görev tanımlaması ile yaptığı işin türü ve niteliği itibariyle işyerindeki gizli bilgilere vakıf olabilecek bir pozisyonunun ve çalışmasının bulunmadığı gibi bunları belirleme yada değiştirme olanağının da bulunmadığı kanaatinin oluştuğu, davacı yanın rapora itirazlarının dosya kapsamı ve rapor içeriği gözetilerek yerinde görülmediği, davacının korunmaya değer haklı menfaatinin bulunduğunu ispatla yükümlü olduğu, bilirkişi raporunun denetime elverişli olup hükme esas alınarak, davaların reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davaların REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin yatırılan 427,60 TL harcın düşümü ile geri kalan 304,40 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA ,
4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 20.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davalının yapmış olduğu 510,00 TL posta ve tebligat giderine ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7- 2.080,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/05/2026